13. Cuma Nedir? 13. Cuma Neden Uğursuz Sayılır? 13. Cuma Özellikleri Nedir?

“13.Cuma Sağlığınız İçin Zararlı Mı?” başlıklı 1993’te yapılmış bir tıp araştırmasının özetinde; 13.Cuma’yı çevreleyen sağlık, davranış ve batıl inançlar arasındaki bağlantıların gözden geçirildiğinden bahsediliyor. Araştırmayı yapan kişi 6.Cuma ve 13. Cuma günlerinde gerçekleşen kazaların listesini birkaç sene boyunca tutmuş. Elde edilen sonuçlara göre insanlar 13.Cuma’da araçlarıyla dışarı çıkmayı tercih etmezken hastanelerde araba kazaları yüzünden bulunan insan sayısı, diğer Cuma günlerinde olan kazalara göre çok daha fazla. Böylece çıkartılan sonuç da şu: “13.Cuma kimileri için uğursuzdur. Araba kazalarından hastaneye gitme olasılığı %52’lere kadar çıkabiliyor. O gün evden çıkmamak tavsiye ediliyor.” Paraskevidekatriafobi hastaları (13.Cuma’dan ciddi anlamda korkan insanlar), çoktan heyecanlı bir biçimde bunun sebebini bekliyorlardır. Öyleyse hemen konuya girelim.



En Yaygın Batıl İnanç

Hristiyan inanışına göre haftanın altıncı günü olan Cuma ve 13 sayısı, eski zamanlardan kaldığı söylenilen bir üne sahiptir. Bazı kaynaklara göre Amerika’daki en yaygın inanış 13.Cuma inanışı. Bazı insanlar o gün işe gitmezken bazıları restoranlarda yemek yemiyor, bir çoğu da böyle bir günde evlenmek istemiyor. Bu batıl inanışın ne kadar eski olduğunu söylemek mümkün değil çünkü kökeni konusunda ancak tahminlerle bulunulabilir.

Efsaneye göre 13 kişi yemek yemek için aynı sofraya oturursa içlerinden biri bir sene içinde ölür. Pek çok kentte 13.Cadde ya da 13.Bulvar gibi yerler yoktur. Çoğu binanın 13.katı olmaz. İsminize 13 mektup gelmişse şeytanın şansı sizin olur. Bir cadılar toplantısında 13 cadı olur.

İnsanların 13 sayısını talihsizlikle neden ve nasıl bağdaştırdıkları tam olarak bilinemese de bu batıl inanışın oldukça eski olduğu söyleniyor. Fakat bu konuyla ilgili pek çok teori var. Örneğin bunlardan birinde 13 korkusunun sayı sayma becerisinin başlangıcıyla ilgili olduğu söylenir. İlkel insanlar 10 parmakları ve iki elleri olduğundan 12’ye kadar sayabiliyor ve 13 ile gerisinden, gizeminden korkuyorlardı. Tabii bu teorinin eksik bir tarafı da var: İlkel insanların ayak parmakları yok muydu?



Ölüm ve Yaşam

Eski medeniyetler 13 korkuları konusunda hemfikir değillerdi. Çinliler ve eski Mısırlılar (bir dönem için) bu sayıyı şanslı kabul ediyorlardı. Eski Mısırlılar’a göre hayat, belli evreler aşılarak kendini gösteren ruhsal bir çıkıştır. Bu evrelerin on ikisi bu hayattadır ve on üçüncüsü, sonsuz olduğuna inanılan öbür hayattadır. Bu yüzden 13 sayısı yok oluş anlamından ziyade muhteşem bir dönüşüm olarak görülen ölümü sembolize eder. Mısır medeniyeti kaybolmuş olmasına rağmen 13 sembolizmi devam etti ve bazı aşınmalara uğrayarak günümüze bir uğursuzluk belirtisi olarak geldi.



Lanet

Bazı kaynaklar, batı medeniyetinin ilk günlerinde patriarkal dinlerin kurucuları tarafından, kadınsallığı temsil ettiği için 13’ün kasten yerildiğini söyler. 13, tarih öncesi tanrıçalara tapan kültürlerde kutsal sayılır, çünkü bir sene içindeki aylık döngülere tekabül eder (13×28=364). Güneş takvimi ay takvimini ezince mükemmel sayı 13 değil 12 olur. Böylece 13 bir lanet olarak görülmeye başlanır. Diğer yandan 13 ile ilgili ilk tabulardan birinin de Doğu’da Hindular’da çıktığı söylenir. Bu inanışa göre 13 kişinin herhangi bir sebeple bir araya gelip bir şey yapması şanssızlık getirir. Tuhaf bir biçimde aynı batıl inanç eski Vikingler’de de vardır. Efsanesiyse şöyle anlatılır:

“On iki tanrı, Valhalla’da bir şölene davet edilmişti. Kötü tanrı Loki, Fesatlık Tanrısı, konuk listesinde yoktu fakat partiye yine de geldi. Böylece katılımcı sayısı 13’e çıkmış oldu. Karakterine sadık olan Loki, kör Kış Tanrısı Hod’u ayartarak cehennemi uyandırdı ve tanrıların favorisi olan Balder’e saldırdı. Hod, Loki’nin verdiği ökseotundan mızrağı aldı ve itaatkâr bir biçimde Balder’e vurarak onu anında öldürdü. Tüm Valhalla yasa boğuldu. Çoğunluk öykünün ana fikrinin davetsiz misafirlere karşı dikkatli olun mesajı olduğunu düşünse de Norse mitolojisine göre yemek partilerinde 13 kişi olmasının uğursuzluk getirdiğine inanılmaya başlandı.” Sanki buna destek çıkmak istercesine İncil’de de Son Akşam Yemeği’nde 13 kişinin olduğu söylenir. Ayrıca İsa’nın mitleştirilmiş çarmıha gerilişi de Cuma günü olmuştur.

Bir inanışa göre Cuma günü yatak takımlarını değiştirmek, kötü rüyalar görmenize sebep olur. Cuma günü bir yolculuğa çıkmayın, yoksa başınıza bir kaza gelir. Tırnaklarınızı Cuma günü keserseniz bu size acı getirir. Cuma günü yola çıkan gemiler kötü şanslı olur. Yüz sene önce İngiliz hükümeti, deniziciler arasındaki yaygın batıl inançları kırmak için ‘H.M.S. Friday’ isimli özel bir gemi ayarladı. Gemiyle ilgili her şey, yola çıkışından mürettebatının seçilişine kadar, Cuma günü yapıldı. İsmi Jim Friday (Cuma) olan biri de kaptan olarak seçildi. Fakat insanları yüreklendirmek için yapılan bu çalışma maalesef hüsranla sonuçlandı. Çünkü gemiyi bir daha ne gören ne de hakkında bir şey duyan oldu.

Kimileri Cuma’nın kötü itibarının Cennet Bahçesi’ne kadar uzandığını söyler. Havva’nın Adem’i yasak meyveyle yoldan çıkartmasının Cuma gününe denk geldiği sanılmaktadır. Böylece her ikisi de cennetten kovuldu. Ayrıca Büyük Tufan’ın da bir Cuma günü olduğuna, tanrının Babil Kulesi’ni inşa edenlerin dilini Cuma günü bağladığına, Solomon’un tapınağının Cuma günü yerle bir edildiğine ve İsa’nın bir Cuma günü çarmıha gerildiğine inanılır. Bu yüzden Cuma Hristiyanlar için tövbe günüdür.

Pagan Roma’sında Cuma idam günüydü fakat diğer Hristiyanlık öncesi kültürlerde şabat günü, ibadet günüdür. Bu yüzden o gün kendileriyle ilgili faaliyetlerde bulunan insanlar tanrıların kutsamasını kazanamazlar.

İşi daha da karmaşıklaştıran, bu pagan kuruluşların Kilise’nin kurulmasıyla kaybolmamasıydı. Cuma onların kutsal günüyse Kilise bunun tam tersini yapmalıydı. Böylece Orta Çağ’da Cuma günü Cadılar Şabatı olarak anılmaya başlandı.

131

Şövalyelerin Mason Teşkilatı

Da Vinci Şifresi isimli romanda tarihsel bir gerçek olarak gösterilen teoriye göre, 13 sayısının durumu, bir çarpışmanın değil 700 sene kadar önce gerçekleşen bir felaketin sonucu. Felaket Haçlı seferleri sırasında oluşturulan efsanevi savaşçı keşişlerin katledilmesiydi. 200 sene boyunca savaşçı bir grup olarak ün yapan bu teşkilat, 1300’lere gelindiğinde öyle güçlü bir hâl almıştı ki krallar ve papazlar tarafından politik bir tehdit olarak görüldü, kilise ve devletin ortaklaşa yaptığı bir suikastle de sona erdirildi.

13 Ekim 1307’de Fransız Kral IV. Philip’in muhafızlarının yaptığı toplu tutuklamalarda binlerce şövalye zincirlenerek büyücülük, dine küfür, müstehcenlik ve homoseksüellik faaliyetleri yürütmekle suçlandı. Bu suçlamaların hiçbiri kanıtlanamadı fakat tutuklamalardan yedi sene sonraki dönemde yüzlerce şövalye iğrenç işkencelere maruz kalarak itirafta bulunmaları istendi. Pek çoğu kazıklara takılarak yakıldı ve işkence gördü.



Modern Bir Fenomen

Aslında kimse 19.yüzyıl öncesinden bu inanışla ilgili kesin bir bulguya rastlayabilmiş değil. Daha eski çağlarda yaşayan insanlar 13.Cuma’yı bir talihsizlik günü olarak görüyorlardıysa da bunu belgeleyecek bir kanıt henüz bulunamadı. Sonuç olarak bazı araştırmacılar bunun 20.yüzyıl medyasının doğurduğu modern bir fenomen olduğunu düşünmeye başladı.

Bundan yüz yıl kadar öncesinde 13.Cuma, fabl sözlüğünde adı geçen bir şey bile değildi. Bahsedilen sözlüğün daha sonraki basımlarında böyle bir giriş görülüyor fakat açıklama oldukça basit: “Özellikle şanssız olan Cuma günleri. bknz. 13.” Yani bu karmaşık batıl inanış basit bir düzeye indirgenmiş oluyor:



ŞANSSIZ CUMA + ŞANSSIZ 13 = EN ŞANSSIZ CUMA



Eğer durum böyleyse on üçüncü Cuma’ya böyle bir yafta yapıştırmamız yanlış olur.



Son Bir Not

‘13: Dünyanın En Popüler Batıl İnancının Hikâyesi’ isimli kitapta yazar Nathaniel Lachenmeyer, ‘şanssız Cuma’yla’ ‘şanssız 13’ün birleşmesinin 13.Cuma isimli ve 1907 senesinde basılmış bir romanla ortaya çıktığını söylüyor. Artık unutulmuş olan bu roman, dönem içerisinde basında büyük yer tutmuş ve insanların bu batıl inanca kayma göstermelerine sebep olmuştur. Romancı Thomas W. Lawson’ın bu temeli kendinin yarattığı tam olarak söylenemez, çünkü yazar bunu romanında toplum bililncinde zaten varolan bir şey olarak gösteriyor. Fakat her ne olursa olsun bugüne kadar devam etmiş bir inanışı bu şekilde yaratmış oldu.
Read more

William Shakespeare Hakkında Bilmediğiniz Şeyler? William Shakespeare Kimdir?



1. Shakespeare Bir Uçak Kazasına Sebep Oldu: 1890’larda Amerika’da uyuşturucu üreticisi olan bir Shakespeare fanatiği vardı. Adı Eugene Schieffelin olan bu hayran, Shakespeare’in oyunlarında bahsettiği tüm ötücü kuşların New York’da olmasını istediğinden tüm tarlakuşlarını, ardıçkuşlarını ve sığırcıkları serbest bıraktı. Sığırcıklar Manhattan’da altı yıl kadar durdular ve Doğal Tarih Müzesi’nin saçaklarına yuva kurdular. Fakat sonra göç etmeye başladılar. 1942’de California’ya ulaştılar ve çok fazla zaman geçmeden Alaska’dan Florida’ya kadar her yerde sığırcıkları görmek mümkündü. Bugün mavi kuşlar ve ağaçkakanlar gibi doğal türleri bile yerlerinden edecek kadar çoğaldılar ve milyonlarla ifade edilen sayılara ulaştılar. 4 Ekim 1960’da Boston Havaalanı’ndan kalkan bir Lockheed Electra, 10,000’den fazla sığırcığı pistte ayağa kaldırdı. Motorları boğdular ve uçağın düşmesine sebep olarak 62 kişiyi öldürdüler. Aslına bakılırsa Shakespeare oyunlarından yalnızca IV.Henry’de sığırcıklardan bahsediliyor ve o gönderme tam bir felakete sebep oldu.

2. Shakespeare Apaçilerin Saldırısına Uğradı: İki İngiliz kardeş 1870’lerde New Mexico’da bir hayalet kasabaya geldiler. Amaçları bir madencilik şirketi kurmaktı. Kasabanın adını Shakespeare olarak değiştirdiler, ana caddesine Avon Bulvarı adını verdiler ve eski otel The Stratford oldu. Belli ki oradaki bulaşıkları Billy the Kid yıkıyordu. Shakespeare kasabasının içinden madendeki parçaları taşıyan bir demiryolu geçiyordu ve kasabanın zenginliğinden ötürü topraklarına çöreklenen beyaz göçmenlerden kurtulmak için ellerinden gelen er şeyi yapan Apaçiler tarafından saldırıya uğradı. Böylece 1880’lerde Shakespeare’i ileriki saldırılardan korumak adına muhafaza istasyonu kuruldu.

3. Shakespeare Robben Adası’nda Saklandı: Robben Island Hapishanesi’nde Shakespeare eserlerinden birinin kopası vardı ve Hintli mahkumlardan biri bunu Hindu dua kitabı gibi gösteriyordu. Kitap böylece elden ele dolaştı ve tüm mahkumlar sevdikleri alıntıların altını çizmeye başladı. Walter Sisulu, Venedik Taciri’nden Shylock’un söylediği “Acı çekmek bizim ırkımızın kimliğidir,” cümlesinin altını çizerken bir başkası Fırtına’da Caliban’ın dediği “Bu ada benim,” cümlesini sevdiğini belirtti. Nelson Mandela’nın en sevdiği alıntıysa Julius Caesar’da Caesar’ın söylediği “Korkaklar ölmeden önce pek çok kez ölürler; yiğitlerse onu yalnızca bir kez tadarlar,” idi.

4. Shakespeare Afrika’da Çok Seviliyordu: Shakespeare’in İngiltere dışındaki ilk sahnelenişi Shakespeare yaşarken, 1607 senesinde oldu. Üstelik kulağa tuhaf da gelse bu gösterim Afrika’daki Sierra Leone’da olmuştu. Mürettebatını meşgul tutmak isteyen The Red Dragon (Kızıl Ejder) gemisinin kaptanı William Keeling, Hindistan’a giderken Afrika’dan geçtiklerinde Hamlet’i prova etmelerini istedi. Sierra Leone’a geldiklerinde yerel halktan insanları ve komşu gemiden arkadaşlarını güverteye davet ederek Shakespeare’in ilk uluslararası performansını izletti. Ümit Burnu’ndan geçerken de III.Richard oyununu yaptılar.

5. Aktörlere Shakespeare Oyunlarını Oynamamaları İçin Para Verildi: Shakespeare öldükten sonra şirketi King’s Men hâlâ çalışıyordu ve Batı Midland’da turdalarken Stratford’u ziyaret etmeye karar verdiler. Amaç büyük ihtimalle Holy Trinity Kilisesi’ne yeni dikilen Shakespeare büstünü görmekti. Oraya 1622 senesinde vardıkları biliniyor, çünkü kasaba kayıtlarındaki bir girişte “King’s Men için, performans yok, 6 şiling” ifadesi bulunuyordu. Burası daha çok bir Püriten kasabasıydı ve gösterileri hoş karşılamıyorlardı. Çoğunlukla aktörleri yasaklayıp evlerine gönderirlerdi fakat bu gelenlerin King’s Men olduğunu görünce en azından bir bedel vermeleri gerektiğini düşündüler. 1786’ya kadar Stratford’da Shakespeare oyunu olmadı.

6. Shakespeare’in Ekran Serüveni Sanıldığından Daha Uzundur: Yapılan ilk Shakespeare filmi 1899 yapımı King John’dur ancak 2011, ilk Stratford Shakespeare filminin yüzüncü yıl dönümüdür. Önümüzdeki sene David Tennant’ın Hamlet’i Noel’de BBC’de yayınlanacak ve 2011’in ilk Shakespeare filminin DVD’si de çıkacak. Bu DVD’nin çıkmasından tam 100 yıl önce III.Richard Stratford’da sahnede kameraya alınmıştı. Elbette film sessizdi, bu yüzden de dizeleri büyük ağız haraketleriyle belirtmek, fazla jest kullanmak ve yoğun ışık altında oyun çıkarmak zorundaydılar.

7. Shakespeare Cervantes’ten Alıntı Yapmıştır: Cervantes’in Don Kişot’unun bir bölümüne istinaden yazılmış Shakespeare’in kayıp oyunu Cardenio, Royal Shakespeare Company tarafından yeni tiyatro açıldığında sahnelenecek. 18.yüzyılda yapılan bir adaptasyon vardı ve bu oyunun 1613 senesinde sahnelendiği zannediliyor.

william-shakespeare

8. Shakespeare’in Mezarı Nerdeyse Yerinden Kaldırılıyordu: 1850 senesinde Delia Bacon isimli bir kadın Shakespeare’in mezarını açmak istedi. Kadın, Shakespeare eserlerinin Shakespeare tarafından yazılmadığını iddia eden ilk insanlardan biriydi. İddiasına göre aynı soyadını paylaştığı Francis Bacon, yazıları yazan asıl isimdi. Mezarını açtığında buna ait bir kanıt bulabileceğini söyleyen Bacon, o gece Holy Trinity Church’te kalmak için gerekli izni aldı. Kilisede etrafın ne kadar korkutucu olduğundan ve kendini elindeki fenerle Guy Fawkes gibi hissettiğinden bahsettiği beyanı yarıda kaldı. Çünkü sonunda korkmuş ve mezarı açmadan gitmişti. Belki Shakespeare’in şu sözleri bu sonuçta etkili olmuştur: “Kemiklerimi yerinden oynatanlara lanet olsun.” Bu olay sonrasında kadın Kutsal Ruh olduğuna inanmaya başladı. Yeğeni Amerika’dan gelip onu yanına almak zorunda kaldı. Kadın 1859 senesinde bir tımarhanede öldü.

9. Shakespeare’in Karakteri Yıldızlarda Yazılıydı: Shakespeare boğa burcuydu ve Çin kozmolojisine göre Fare yılında doğmuştu. Yani Shakespeare hırslı, iktidar meraklısı ve geniş hayalgücüne sahip biri olarak yaşamış olabilir.

10. Shakespeare Kendi Tarihini Yeniden Yazdı: On İkinci Gece isimli oyunda Viola ve Sebastian isimli ikizlerden bahsedilir. İkili bir deniz kazası yüzünden ayrı düşmüştür. Shakespeare’in de ikizleri vardı ve kayıtlara göre 2 Şubat’ta Candlemas’ta vaftiz edilmişlerdi. On İkinci Gece’nin ilk kaydedilen sahnelenişi de tam olarak 2 Şubat 1602’de Candlemas’ta oldu. İkizleri Judith ve Hamnet’i ölüm ayırmıştı. Çünkü 1596 senesinde Hamnet aniden ölmüştü. Bu yüzden zavallı Judith 17. doğum gününü tek başına kutlamak zorunda kaldı. Shakespeare’in ayrı düşen bu ikizler hakkında bir şeyler yazması ve sonra sanatı sayesinde yeniden bir araya getirmesi oldukça ilginç.
Read more

Su jok terapisi nedir? Kimlere Yapılır



SU JOK Terapi yönteminin; yüzyılın en önemli keşfi, eller ve ayakların; en gelişmiş makine olan insan vücudunun uzaktan kumandası olduğunu biliyor muydunuz?


Akupunktur ve Reiki Uzmanı Dr. Ayşe Mujdabaeva; vücudumuzda bulunan dört küçük klinik (iki el, iki ayak) sayesinde SU JOK Terapi yöntemini kullanarak tüm hastalıklarınızdan kurtulabileceğimizi söylüyor.



SU JOK nedir diye sorduğumuz Dr. Ayşe Mujdabaeva; “Kore dilinde Su - el, Jok – ayak demektir. İlk olarak Fransız Dr. Nogiyer’in kulağın insan embriyosuna benzemesini fark etmesiyle birlikte, kulakta bulunan 300’den fazla noktanın organlara bağlılığı tespit edilmiş ve tedavi yöntemi olarak günümüzde de kullanılmaktadır. SU JOK Terapi yöntemini ise Güney Koreli Profesör Park Jae Woo keşfetmiş. Çin tıbbını bilen ve yakından takip eden Park Jae Woo, organlara uygun noktaların bütün vücudumuzda bulunduğunu, el ve ayakların organları çok kolay çalıştırıldığını fark etmiş” diyor.


Dr. Ayşe Mujdabaeva, yapılan bilimsel çalışmalar sonrası, günümüzde 17 ülkede bu yöntemin hem öğretildiğini hem de uygulandığını belirtiyor. İnsan bedeninin mükemmel bir makine olduğu biliniyorken, bu mükemmel makinenin içersinde bulunan organların uygunluk sisteminin el ve ayaklarda bulunduğu SU JOK Terapi yöntemi ile keşfedildiğini vurguluyor.


Neden El ve Ayaklar?


İnsan bedeninin uygunluk sisteminin neden el ve ayaklarda olduğunu sorduğumuz Dr. Ayşe Mujdabaeva; “el ve ayaklar incelendiğinde, el ve ayaklardaki bütün parmakların eklemlerden oluştuğunu görüyoruz. Başparmakta iki boğum var. Birinci boğum başa uygun, ikincisi ise boyuna, ikinci ve beşinci parmak kollara uygun, üçüncü ve dördüncü parmaklar ise ayaklara uygundur. Bütün iç organlarımız ise avucumuzun içi ile iletişim halinde el ve ayak ayasına yansıyor. Başparmakta gözlere, buruna, ağza, kulaklara uygun noktalar var. Başımızda hangi hastalık olursa olsun başparmağımıza yansıyor. Mesela başınız ağrıyor, başparmağın ucunda arıyoruz en çok ağrıyan noktayı buluyor ve o noktaya tedaviyi uyguluyoruz. Doğru noktayı bulunduğunda baş ağrısının bir dakika içinde geçtiği gözleniyor. Bunu kaç kişiye yaparsanız yapın aynı sonucu alırsınız. Bin kişiye yapsanız hepsinde aynı şekilde sonuç veriyor” diyor.


Akupunktur ve Reiki Uzmanı Dr. Ayşe Mujdabaeva; tüm hastalıkların tedavisinin de, insanın kendi bedeni içersinde olduğunu, sağlıklı yaşama sanatının kişinin kendi bedenini tanımasıyla gerçekleştiğini vurguluyor. Bu beden insanlara hazır verilmiştir ama ömür boyu bu bedeni korumak insanların sorumluluğu olduğunun altını çiziyor. “Herkes SU JOK Terapi yöntemini öğrenebilir ve hastalıklardan kurtulabilir” diyerek, yüzyılın keşfi SU JOK Terapinin herkesin uygulayabileceği bir yöntem olduğunu sözlerine ekliyor.
Read more

Nelly Furtado - Big Hoops [ Yeni Şarkı ]

Kanadalı şarkıcı 4. İngilizce albümü olacak olan ve 14 Haziran’da piyasaya sürülecek The Spirit Indestructible’dan ilk single olarak Big Hoops (Bigger the Better) adlı şarkıyı çıkardı.
Read more

Kare Ve Dik Prizmalar Nelerdir? Konu anlatımı ve soru örnekleri



Kare Ve Dik Prizmalar İle İlgili Sorular Örnekler
DİK PRİZMALAR
1.Dik Prizmalar ve Özellikleri
Tabanları herhangi bir çok gensel bölge olan yan yüzleri dikdörtgensel bölgelerden meydana gelen cisimlere dik prizma denir.
Prizmalar tabanlarına gore dikdörtgenler prizması,kare dik prizma,üçgen dik prizma,yamuk dik prizma diye adlandırılırlar.
Dik Prizmanın özellikleri:
1.Tabanları eş ve paraleldir.
2.Yan yüzleri dikdörtgensel bölgelerdir.
3.Her bir köşede kesişen ayrıtları birbirine diktir.
4.Yan ayrıtları aynı zamanda yüksekliktir.
5.Tabanları düzgün çokgensel olan dik prizmalara düzgün dik prizma denir.
2.Dik Prizmanın alanlarını ve hacimlerini hesaplama
2.1.Dikdörtgenler prizması
Tanım: Tabanları dikdörtgensel bölge olan dikprizmaya dikdörtgenler prizması denir.
Özellikleri:
1. 6 yüzü 12 ayrıtı ve 8 köşesi vardır.
2. Karşılıklı yüzleri birbirine parallel ve alanları eşittir.
3. Karşılıklı ayrıtları dörder dörder parallel ve uzunlukları eşittir.
4. Bir köşeden çıkan ayrıtlara prizmanın boyuları denir.Bu boyutlar en boy ve yüksekliktir.
5. Bir yüze ait karşılıklı iki köşeyi birleştiren doğru parçasına yüz köşegeni denir.
6. Aynı yüze ait olmayan iki köşeyi birleştiren doğru parçasına cisim köşegeni denir.
……………………….
2.3. Küp
Tanım: Bütün ayrıtları eş olan dikdörtgenler prizmasına küp denir.
Özellikleri
1.Dikdörtgenler prizmasının tüm özelliklerini taşır.
2.Bütün yüzleri birbirine eş karesel bölgelerdir.
……………………….
Üçgen dik prizmanın hacmi
V=Ta.h, V=1/2.a.k.h dir
Tanım: Tabanları düz olan altıgensel prizmaya düzgün altıgen dik prizma denir.
Özellikleri
1.Tabanları düzgün altıgensel bölgedir ve birbirine eşittir.
2.Yan yüzleri birer dikdörtgensel bölgedir ve birbirine eşittirler.
3.Yanal ayrıtları eş ve birbirine paraleldir.Yanal ayrıtlarının her biri prizmanın yüksekliği olur.
4.12 köşesi,18 ayrıtı ve 8 yüzü vardır.
…………………………
2.6.Silindir
Tanım: Bir dikdörtgensel bölgenin kenarlarından biri etrafında 360 derece döndürülmesiyle oluşan cisme dik silindir denir.
Dik silindir tabanları daire olan dik prizmadır. Dik silindirin alanı ve hacmi prizmalar gibi hazırlanır.
……………………….
Konuyla İlgili Örnekler:
1- Bir düzgün altıgen dik prizmanın taban ayrıtlarının birinin uzunluğu 10 cm ve yüksekliği 8 cmdir.
a. Taban alanı,
…………………………
3.Taban ayrıtı 10 cm ve yüksekliği 14 cm olan bir kare dik prizma vardır.
a.Taban alanı
Kare dik prizma tabanları eş ve birbirine paralel olan karelerden oluşan, yan yüzleri eş dikdörtgenlerden oluşan kapalı şekildir. Alt taban ve üst taban olmak üzere iki tabanı ve dört tane yan yüzü vardır. Aşağıda kare dik prizmanın kapalı ve açık hali verilmiştir.
Read more

Eski geometri terimleri nelerdir? Eski geometri anlamları nedir? Eski Matematik Terimleri

Mazrup - Çarpan

Taksim - Bölme

Zarb - Çarpma

Haric- i Kısmet - Bölüm

Kabiliyet-i Taksim - Bölünebilme

Tarh - Çıkarma

Aşari - Ondalık

Mazrubata Tefrik - Çarpanlara Ayırma

Teğet Maksumunaleyh - Bölen

Mazrup - Çarpan

Taksim - Bölme

Zarb - Çarpma

Haric- i Kısmet - Bölüm

Kabiliyet-i Taksim - Bölünebilme

Tarh - Çıkarma

Aşari - Ondalık

Mazrubata Tefrik - Çarpanlara Ayırma

Teğet Maksumunaleyh - Bölen
Read more

Maroon 5 feat. Wiz Khalifa – Payphone [ Türkçe Çeviri]

Özellikle Gym Class Heroes grubunun şarkısı Stereo Hearts'taki vokaliyle çok sevilen Adam Levine grubu Maroon5, Wiz Khalifa vokallerine yer verdiği yeni şarkıları Payphone ile karşımızdalar.
Çeviren : Beyza Nur


I'm at a payphone trying to call home
Ankesörlü telefondayım evi aramaya çalışıyorum
All of my change I spent on you
Tüm bozuk paralarımı sana harcadım
Where have the times gone
Geçirdiğimiz zamanlar nerede
Baby it's all wrong, where are the plans we made for two?
Bebeğim hepsi yanlıştı, ikimiz için yaptığımız planlar nerede?

Yeah, I, I know it's hard to remember the people we used to be
Evet, ben, biliyorum hatırlaması zor olduğumuz kişiyi
It's even harder to picture that you'reanot here next to me
Sen burada yanımda değilken resmetmesi bile güç
You say it's too late to make it
"Artık yapmak için çok geç" diyorsun
But is it too late to try?
Ama denemek için  de mi çok geç?
And in our time that you wasted
Ve harcadığın zamanımızda
All of our bridges burned down
Tüm köprülerimiz yıkıldı

I've wasted my nights
Ben gecelerimi harcadım
You turned out the lights
Sen ışıkları açtın
Now I'm paralyzed
Ben şimdi kötürüm kaldım
Still stuck in that time when we called it love
Hala "aşk" diye adlandırdığımız zamandayım
But even the sun sets in paradise
Ama güneş setleri cennette

I'm at a payphone trying to call home
Ankesörlü telefondayım evi aramaya çalışıyorum
All of my change I spent on you
Tüm bozuk paralarımı sana harcadım
Where have the times gone
Geçirdiğimiz zamanlar nerede
Baby it's all wrong, where are the plans we made for two?
Bebeğim hepsi yanlıştı, ikimiz için yaptığımız planlar nerede?

If happy ever after did exist
Eğer yaşadıklarımızdan sonra mutlu olsaydım
I would still be holding you like this
Hala sana böyle sarılıyor olurdum
All those fairytales are full of sh*t
Tüm bu peri masalları b*kla dolu
One more fucking love song I'll be sick
Bir kahrolası aşk şarkısından sonra hasta olacağım

You turned your back on tomorrow
Sırtını yarına dönmüşsün
Cause you forgot yesterday
Çünkü dünü unuttun
I gave you my love to borrow
Aşkımı sana ödünç vermiştim
But just gave it away
Ama sadece uzağa vermişim
You can't expect me to be fine
İyi olmamı bekleyemezsin
I don't expect you to care
Umursadığını bekleyemem
I know I've said it before
Biliyorum bunu önceden söylemiştim
But all of our bridges burned down
Ama bütün köprülerimiz yıkıldı

I've wasted my nights
Ben gecelerimi harcadım
You turned out the lights
Sen ışıkları açtın
Now I'm paralyzed
Ben şimdi kötürüm kaldım
Still stuck in that time when we called it love
Hala "aşk" diye adlandırdığımız zamandayım
But even the sun sets in paradise
Ama güneş setleri cennette

I'm at a payphone trying to call home
Ankesörlü telefondayım evi aramaya çalışıyorum
All of my change I spent on you
Tüm bozuk paralarımı sana harcadım
Where have the times gone
Geçirdiğimiz zamanlar nerede
Baby it's all wrong, where are the plans we made for two?
Bebeğim hepsi yanlıştı, ikimiz için yaptığımız planlar nerede?

If happy ever after did exist
Eğer yaşadıklarımızdan sonra mutlu olsaydım
I would still be holding you like this
Hala sana böyle sarılıyor olurdum
All those fairytales are full of sh*t
Tüm bu peri masalları b*kla dolu
One more fucking love song I'll be sick
Bir kahrolası aşk şarkısından sonra hasta olacağım

Now I'm at a payphone...
Şimdi ankesörlü telefondayım...

[Wiz Khalifa]
Man work that sh*t
Adamım bu iş b*k
I'll be out spending all this money while you sitting round
Sen burada otururken ben dışarda tüm bu parayı harcayacağım
Wondering why it wasn't you who came up from nothing
Nedenini merak ediyorum neden yoktan gelen sen değilsin
Made it from the bottom
Alttan yapıldı
Now when you see me I'm stunning
Şimdi beni çekici gördüğünde
And all of my cars start with the push up a button
Tüm arabalarım bir butonla hareket etmeye başlayacak
Telling me the chances I blew up or whatever you call it
Bana tüm şansları kaçırdığımı yada neyse öyle adlandırdığını söylüyorsun
Switched the number to my phone
Telefonumun numarasını değiştirdim
So you never could call it
Yani asla arayamazsın
Don't need my name on my show
Şovumda adıma ihtiyacım yok
You can tell it I'm ballin'
Yuvarlandığımı söyleyebilirsin
Swish, what a shame could have got picked
Homo, seçtiğin ne kadar utanç verici olabilir
Had a really good game but you missed your last shot
Gerçekten iyi bir oyundu ama sen son vuruşunu kaçırdın
So you talk about who you see at the top
Yani en tepede kimi gördüğün hakkında konuşabilirsin
Or what you could've saw
Yada ne görebileceğin hakkında
But sad to say it's over for
Ama üzgünüm bittiğini söylediğim için
Phantom pulled up valet open doors
Hayalet uşağı açık kapılardan çekti
Wiz like go away, got what you was looking for
Wiz uzağa gider gibi, neye bakıyordun
Now ask me who they want
Şimdi sor bana kim onları ister
So you can go and take that little piece of sh*t with you
Yani gidebilirsin ve kendinle beraber bir b*k parça alabilirsin

I'm at a payphone trying to call home
Ankesörlü telefondayım evi aramaya çalışıyorum
All of my change I spent on you
Tüm bozuk paralarımı sana harcadım
Where have the times gone
Geçirdiğimiz zamanlar nerede
Baby it's all wrong, where are the plans we made for two?
Bebeğim hepsi yanlıştı, ikimiz için yaptığımız planlar nerede?

If happy ever after did exist
Eğer yaşadıklarımızdan sonra mutlu olsaydım
I would still be holding you like this
Hala sana böyle sarılıyor olurdum
All those fairytales are full of sh*t
Tüm bu peri masalları b*kla dolu
One more fucking love song I'll be sick
Bir kahrolası aşk şarkısından sonra hasta olacağım

Now I'm at a payphone...
Şimdi ankesörlü telefondayım...
Read more

11. Sınıf Edebiyatı ile ilgili sorular ve cevapları, konu anlatımı

SAYFA 200 :

c. Anlatmaya Bağlı Edebi Metinler Hakkında Çıkarımlarda Bulunma

1)Milli edebiyat dönemi anlatmaya bağlı edebi metinler ve Servetifünun dönemi anlatmaya bağlı edebi metinler

benzerliklerlay örgüsü kişiler zaman ve mekandan oluşan bir yapı
farklılıklar:
YAPI
milli edebiyat dönemi:bir farklılık söz konusu değildir.
servetifünun dönemi:bir farklılık söz konusu değildir.
TEMA
milli edebiyat dönemi:milli milliyetçi ve toplumsal konular
servetifünun dönemi:bireysel temalar
DİL VE ANLATIM
milli edebiyat dönemi:sade bir dil
servetifünun dönemi:sanatlı ve ağır bir dil

3. Etkinlik:
1. grup = hikayelerin yapısı ; olay örgüsü ,kişiler, zaman ve mekandan oluşmuş, toplumsal ve milli temalar sade bir dille işlenmiştir.
2.grup =romandada yapı olay örgüsü , kişiler, zaman ve mekandan oluşmuş, toplumsal ve milli temalar sade bir dille işlenmiştir.

Sayfa 201

Ölçme Ve DEğerlendirme:
1)Y
D
D

2)D
3)E
4)Sinekli bakkal = halide edip adıvar
Sodom ve Gomore = yakup kadri karaosmanoğlu
Sürgün=refik halit karay


SAYFA 203

B. Göstermeye Bağlı Edebi Metinler

Hazırlık
Milli Edebiyat dönemi metinlerindede tiyatro dilinin ,halka hitap edildiği için sade olması gerekir.

İnceleme:
SAYFA 207
1)Köprülüler adlı metnin olay örgüsü şöyledir:
-yeniçeri mehmetin esir düşmesi
-yeni çeri mehmetin karısı marinin manastıra kapatılmak istenmesi
-türk gemilerinin kuşatma için gelmesi
-yeniçeri mehmet ile karısının kurtarılması
-yeniçeri mehmetin babasının ortaya çıkması
-köprülü ile morozinin konuşması
-köprülü ile morozinin anlaşma imzalaması

2)anlatılanların metinde geçtiği şekliyle yaşanması mümkün değildir.yazar tarihi gerçekliği kurmaca gerçeklik haline dönüştürmüştür.

3)metindeki olay örgüsü tarihsel gerçekliğe kurmaca gerçeklik kazandırmak amacıyla oluşturulmuştur.

4)a)Yeni çeri mehmet, mari, köprülü fazıl ahmet paşadır.
b)metindeki bu kişiler ana karakterler olarak olay örgüsünün merkezinde bulunurlar.
c)ana karakterler anlatılmak istenen tarihsel gerçekliğin verilmesinde kullanılan, her yönden idealize edilmiş kişilerdir.

5)metindeki kişiler ile metnin yazıldığı dönem arasında , dönemin milliyetçilik akımının etkisi bakımından bir ilişki vardır.

6)anlatılan olay 17. yyın ikinci yarısında yaşanmışıtır.

7)metinde anlatılmak istenenlerin yarıntılı, tasvir ve tahlillerle daha rahat anlatılması, yazara daha geniş bir hareket alanı sağlanması bakımından düz yazı halinde kaleme alınmıştır.

8)-

9)Metnin teması türk askerinin kahramanlığıdır.
a)tema tarihsel gerçeklik bakımından gerçeklikle ilişkilidir.
b)tema , dönemdeki türkçülük akımıyla ilişkilidir.

SAYFA 208

10 )metindeki kişiler yapının unsurlarındandır.kişileri birinci derece, ikinci derece kahramanlar..... olarak gruplandırmak mümkündür.

11)-

12)-

13)Musahipzade Celal Türk tiyatro ve oyun yazarı. Asıl adı Mahmud Celaleddin'dir. 1935'te çıkarılan Soyadı Kanunu gereğince Musahipoğlu soyadını aldıysa da Musahipzade Celal diye Ünlü oldu. Babası Gazhane Başkatibi Musahipzade Ali Bey, annesi Fıtnat Ecibe Hanımdır. 31 Ağustos 1868'de İstanbul'da doğdu. İlk tahsilini Firuzağa Sıbyan Mektebinde gördü. Sonra Tophane'deki Feyziye Rüşdiyesini ve Süleymaniye Nümune-i Terakki İdadisini bitirdi. 1889'da Babıali Tercüme Odasında katip olarak vazife aldı. Bu arada Hukuk Mektebine devam ettiyse de bitiremedi.

Tercüme Odasındaki memuriyeti sırasında tiyatroyla ilgilenmeye başladı. Çeşitli konaklarda çok defa kendi aralarında arkadaşlarıyla ortaoyunları tertip etti. Pekçoğunda bizzat oynadı. Ermeni Mınakyan Tiyatrosunun temsillerini devamlı olarak takip edince oyun yazmaya karşı merakı arttı. Ahmed Vefik Paşanın Moliére çevirilerini inceledi. Sahne tekniği meseleleriyle derinlemesine ilgilendi. İlk eseri olan Köprülüler'i İkinci Meşrutiyetten sonra 1912 yılında 44 yaşındayken yazdı ve aynı yıl Mınakyan Tiyatrosunda sahnelendi. Bu piyesini, 1913'te İstanbul Efendisi, 1917'de Macun Hokkası, 1919'da Yedekçi, 1920'de Kaşıkçılar ve başka oyunları takip etti.

Çeşitli vazifelerde bulunduktan sonra Üsküdar Defterdarlığındaki vazifesinden 1923'te emekli oldu. Evkaf Müzesine girdi.Cumhuriyetin ilanından sonra daha çok imkanlara kavuşan Musahipzade Celal tiyatro yazmaya devam etti. Arka arkaya tarihi hiciv özelliğinde eserler kaleme aldı.

Hemen hemen bütün tiyatroları Darülbedayi'de ve İstanbul Şehir Tiyatrolarında oynandı. Ayrıca çoğu bestelenip operet veya şarkılı komedi olarak sahneye konuldu. İstanbul Şehir Tiyatrolarında vazife alması ve oyunlarının basitliği, eserlerinin devamlı oynanmasına yol açtı. Böylece yaygın bir şöhret kazandı.

Musahipzade Celal, güldürme gücünün ötesinde bir sanat değeri taşımayan eserlerinde, umumi çizgisi itibariyle Şinasi'nin açtığı yerli komedi çığırını devam ettirdi. Osmanlı Sarayının, bürokrasisinin, aile hayatının, dini müesseselerin, örf ve adetlerin karikatürize edilmiş olan sahneleri, tiyatrolarının hemen hemen değişmez temasını teşkil etti. Osmanlı cemiyet hayatını, temel dini, tarihi değerleri ve şahsiyetleri, hemen hemen hepsini yanlış ve münferit hadiselere dayandırarak gülünç tavır, jest, kıyafet ve tiplerle sahneledi ve alay etti. Musahipzade Celal, 18. yüzyıldaki bazı idari bozuklukları ve din sömürücülüğünü malzeme olarak kullandı. Bunları temelden bozuk göstererek Avrupa'nın töre komedisi geleneğine bağlı taşlama, yergi ve komedi unsurlarını kullanarak seyirci üzerinde duygu sömürüsünde bulundu. Dini ve geleneksel değerlerle alay etmesi yüzünden, halkın tiyatroya karşı nefretini uyandırdı. Musahipzade Celal'in tuttuğu bu yol; Türk tiyatro-sinema sahasında ve toplum hayatımız üzerinde kapanması güç yaralar açtı. Kendi tarihine, kültürüne, dinine ve geleneklerine düşman ve yabancı bir neslin yetişmesine sebep oldu.

Dil ve üslup bakımından da edebi bir değeri olmayan Musahipzade Celal'in eserleri dikkatsiz, aceleyle ve itinasız olarak kaleme alınmıştır. Bu eserlerde dilbilgisi hataları ve cümle düşüklükleri pekçoktur.

Hayatının son döneminde İstanbul Şehir Tiyatrosunun Kütüphanesinde vazife yapan Musahipzade Celal'in (Son yıllarda yazdığı tiyatronun dışında) bir kitabı, önceki çalışmalarıyla kıyas edilirse, Osmanlı tarihine daha objektif, hatta daha bir sempatiyle yaklaştığını gösterir. Mesela, 1946 senesinde yazdığı Eski İstanbul Hayatı adlı hatıra mahiyetindeki kitabında Osmanlı örf ve adetlerini kinden ve istihzadan (alaydan) uzak bir kalemle dile getirmiştir. Üzerinde pek durulmamış ve unutulmaya bırakılmış bazı Osmanlı örf ve adetlerinin repertuvarı olan kitapta, Musahipzade Celal, bizzat yaşadığı veya büyüklerinden dinlediği son iki yüz yıllık Osmanlı aile, hayat, mektep, esnaf teşkilatı ve adetlerini günlük hayatın çeşitli tezahürleri biçiminde işlemiştir.

13 Şubat 1952'de 40. sanat yılı jübilesi yapılan Musahipzade Celal, 20 Ağustos 1959'da İstanbul'da öldü.

Eserleri:

Tiyatro türündeki eserleri şunlardır: Türk Kızı, Köprülüler, İstanbul Efendisi, Lale Devri, Macun Hokkası, Yedekçi, Kaşıkçılar, Atlı Ases, Demirbaş Şarl, İtaat İlamı, Moda Çılgınlıkları, Fermanlı **** Hazretleri, Aynaroz Kadısı, Kafes Arkasında, Bir Kavuk Devrildi, Mum Söndü, Pazartesi... Perşembe, Gül ve Gönül, Balaban Ağa, Selma, Genç Osman.

1936'da iki ciltte toplanan 18 oyunundan geniş bölümler, Orhan Hançerlioğlu'nun incelemesiyle birlikte 1970'te Musahipzade Celal-Bütün Oyunları adıyla yayınlandı. Aynaroz Kadısı ve Bir Kavuk Devrildi oyunları İpek Film Şirketi tarafından sinemaya aktarıldı. 1958'de çıkan bir yangında Bir Kavuk Devrildi'nin filmi yandı. Hatıra türündeki eseri ise “Eski İstanbul Hayatı” adıyla neşredildi.
Read more

Plan ve Ölçekle İlgili Örnekler, Sorular ve Cevapları, Plan Nedir? Ölçek Nedir?

Ölçek ve Ölçek Çeşitleri
Bir yerin, haritasını veya plânını yapabilmek için o yer küçültülerek bir düzlem üzerine çizilebilir. Çünkü haritası veya plânı çizilecek yerin büyüklüğünde bir kâğıt bulmak ve kullanmak olanaksızdır. Bunun için çizilecek yerleri eşit oranlarda küçülterek çizmemiz gerekir. Bu küçültme oranına ölçek denir. Ölçek, herhangi bir yerin plân veya haritası çizilirken, ne kadar küçültüldüğünü gösteren orandır. Plân ve haritaların hepsinde ölçek bulunur.

İki çeşit ölçek vardır. Bunlar:
Kesir ölçeği
Çizgi ölçeği


1. Kesir ölçeği
Harita üzerindeki uzunluk
Ölçek = ------------------------------
Arazi üzerindeki uzunluk

1/25 000, —1/300000 veya 1 : 250 000 şeklinde yazılan ölçeklere, kesir ölçeği denir. Bu ölçekte küçültme oranı, payı 1 olan kesir sayıları ile gösterilir. Kesir ölçeğinde, harita ya da plân üzerindeki 1 cm'lik uzaklığın, gerçekte ne kadar olduğu paydada görülür.
Örneğin, bir plânın köşesinde "Ölçek : 1/100" olarak yer almış olsun. Bu kesir ölçeği, gerçek uzunlukların her birinin 100 kez küçültülerek düzlem üzerine geçirildiğini gösterir. 100 cm'lik gerçek uzaklık, plânda, 1 cm'lik uzunlukla gösterilmiş demektir. Ölçekten yararlanılarak iki yer arasındaki gerçek uzaklıklar hesaplanmaktadır. Örneğin, 1/3 000 000 ölçekli bir haritada iki şehir arasındaki uzaklık 8 cm olsun. Bu iki şehrin birbirine olan gerçek uzaklığını şu şekilde bulabiliriz:
Gerçek uzaklık = Haritanın ölçeği x Haritadaki uzunluk
Örnek:
3 000 000 x 8 = 24 000 000 cm = 240 km'dir.
2. Çizgi (grafik) ölçeği
Çizgi ölçeği, haritanın bir köşesinde çizgi ile gösterilir. Çizgi ölçeği, haritadaki küçültme oranına göre, eşit bölümlere ayrılıp üzerine rakamlar yazılarak oluşturulmaktadır.
Ölçek rakamından, plân veya haritası yapılan yerlerin, gerçek ölçülerinin ne kadar küçültüldüğünü anlarız.

Plan ve Ölçek
Plan bir yerin kuş bakışı görünüşünün belli bir oranda küçültülerek kağıt üzerine çizilmesine denir. Ölçek plan yapılırken, gerçek uzunlukların küçültme oranına denir. Planın Yararları Bina, park, vb. yerler yapılırken, yapının bütün kısımları ve ölçüleri planda gösterilir. plandaki ölçülerden yararlanılarak, kullanılacak malzemelerin miktarı hesaplanır ve ona göre alınır. Bu hesaplamada deprem ve benzeri doğal olayları dikkate alınır.böylece yapı tam ve hatasız olur. Saydığımız işlemlerin plansız yapıldığı zaman hatalı işler olabilir. Bularda hem zaman kaybına hem maddi kayıplara neden olur. Planda Verilen İki Nokta Arasındaki uzaklık ile Ölçek Arasındaki İlişki Plandaki küçültme oranına ölçek denildiğini söylemiştik. Buna göre planda verilen iki nokta arasındaki uzaklığın, bu iki nokta arasındaki gerçek uzaklığına bölümü planın ölçeğini verir. Yani, Her planın ve haritanın ölçeği şeklin sağ alt köşesine yazılır. Ölçek, Payı 1 olan kesirdir. gibi ölçekli bir planda, gerçekte 100 cm olan bir uzunluk plan üzerinde 1 cm olarak gösterilir. başka bir değişle, planda 1cm olan uzaklık, gerçekte 100 cm dir. ölçekli bir haritada, gerçekte 2000000 cm = 20 km olan bir uzunluk haritada 1 cm olarak gösterilir. Örnek bir evin 6m uzunluğundaki salonu, evin planında 12 cm olarak gösterilmiştir. Bu planın ölçeğini bulalım. Çözüm gerçek uzunluk, 6m =600 cm dir. Bu uzunluk planda 12 cm olarak gösterilmiştir. olur Gerçek Uzunluğun Plandaki Karşılığını Hesaplama Örnek) 30 m genişliğindeki bir bahçenin ölçekli plandaki genişliği kaç santimetredir? Çözüm) Gerçek genişlik, 30m = 3000 cm plandaki genişlik, olur. Plandaki uzunluğu bulmak için, gerçek uzunluk ölçekle çarpılır olur. Planda Belirtilen bir Uzunluğun Gerçek Uzunluğunu Hesaplama Örnek ) iki nokta arasındaki uzaklık, ölçekli bir planda 4 cm olarak gösterilmiştir. Buna göre, bu iki nokta arasındaki gerçek uzunluk kaç metredir? Çözüm) Gerçek uzunluk, dir. Gerçek uzunluğu bulmak için, plandaki uzunluk ölçeğe bölünür. Gerçek Ölçüleri Verilen Bir Yerin Belirtilen Ölçülere Göre Planını Yapma Planı çizilecek yerin, gerçek uzunlukları, çizeceğimiz planın ölçeğine göre küçültülür. Plan bu küçültülmüş ölçülere göre kağıt üzerine çizilir. Örnek) gerçek ölçüleri verilen sınıfın, ölçekli planını çizelim. Sınıfın boy, 9 m dir. Sınıfın eni, 5,5 m dir. Bir pencerenin eni, 2 m dir. Kapının eni, 90 cm dir. Yazı tahtasının boyu, 2,5 m dir. Bir sıranın eni, 50 cm, boyu, 100cm dir. Öğretmen masasının eni, 50 cm, boyu, 100 cm Ölçeğe göre, gerçek uzunlukları planda kaçar cm olduğunu hesaplayalım. Sınıfın boyu : 900cm : 100 = 9 cm Sınıfın eni : 550cm : 100 = 5,5 cm Bir pencerenin eni : 200 cm : 100 = 2 cm Kapının eni : 90 cm : 100 = 0,9 cm Yazı tahtasının boyu : 250cm : 100 = 2,5 cm Bir sıranın boyu : 100 cm : 100 = 1 cm Bir sıranın eni : 500 cm : 100 = 0,5 cm Öğretmen masasının eni : 500 cm : 100 = 0,5 cm Öğretmen masasını boyu : 100 cm : 100 = 1 cm Buna göre, sınıfın planı Harita Üzerinde İki Nokta Arasına Karşılık Gelen Gerçek Uzunluğu Bulma Örnek) ölçekli Türkiye haritasında, İzmir ile Kayseri arası 12cm haritanın ölçeği 1/5000000 gerçek uzunluğu o zmn 600 km olur.
Read more

Denetimli serbestlik yasası nedir? Denetimli Serbestlik yasasından kimler yararlanabilir?

Denetimli serbestlik yasası'ndan yaklaşık 15 bin kişinin yararlanarak cezaevlerinden çıkması bekleniyor.
Cezaevlerinin kapıları açıldı!

Koşullu salıverilmesine bir yıl ve daha az kalan hükümlülerin cezalarının bir kısmını denetimli serbestlik kapsamında dışarıda geçirmesine olanak sağlayan kanun yürürlüğe girdi.


'Denetimli serbestlik yasası'ndan yaklaşık 15 bin kişinin yararlanarak cezaevlerinden çıkması bekleniyor. İlk tahliyeler Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda gerçekleşti. Cezaevinden ilk çıkan isim Mustafa Zinci oldu.

Resmi Gazete'de yayınlanan “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna” göre, açık cezaevinde cezasının son 6 ayını kesintisiz olarak geçiren, çocuk eğitimevinde toplam cezasının beşte birini tamamlayan, koşullu salıverilmesine 1 yıl ve daha az süre kalan iyi halli hükümlüler, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmını denetimli serbestlik tedbiri kapsamında cezaevi dışında geçirebilecek. Buna infaz hakimi karar verilebilecek.

Koşullu salıverilmesine 2 yıl veya daha az süre kalan ve 0-6 yaş grubunda çocuğu bulunan kadın hükümlüler, maruz kaldıkları ağır bir hastalık, sakatlık veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine 3 yıl veya daha az süre kalan hükümlüler de aynı kapsama tabi olacak. Ağır hastalık, sakatlık veya kocama hali Adli Tıp Kurumu'ndan alınan veya Adalet Bakanlığı'nca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumu'nca onaylanan bir raporla belgelendirilmesi gerekecek.

Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle, cezası hapse çevrilen hükümlülerin erken tahliye süresi, hak ederek tahliye esas alınmak suretiyle hesaplanacak.

Açık cezaevine ayrılma şartları oluşmasına karşın ayrılamayan veya bu nedenle kapalı cezaevine geri gönderilen iyi halli hükümlüler, açık cezaevine ayrılma şartlarının oluşmasından itibaren en az 6 aylık süre geçerse, diğer şartları da taşımaları halinde bu uygulamadan yararlanabilecek.

Denetimli serbestlik tedbiri kapsamında cezasının infazına karar verilen hükümlü, koşullu salıverilme tarihine kadar, kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılabilecek, bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulabilecek, belirlenen yer veya bölgelere gitmeyebilecek, belirlenen programlara katılabilecek. Bu yükümlülüklerinden bir veya birden fazlasına tabi tutulmasına denetimli serbestlik müdürlüğü karar verecek.

Hükümlü, cezaevinden ayrıldıktan sonra, denetimli serbestlik müdürlüğüne 3 gün içinde müracaat etmemesi; yükümlülüklere, hazırlanan denetim ve iyileştirme programına, denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerileriyle, hakkında hazırlanan denetim planına uymamakta ısrar etmesi halinde koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için kapalı cezaevine gönderilecek.

Kapalı ceza infaz kurumuna gönderilme şartları

Hükümlünün başka bir suçtan dolayı tutuklanması, bu uygulamadan önce işlediği iddia olunan ve cezasının üst sınırı 7 yıldan az olmayan bir suçtan dolayı soruşturmaya tabi tutulması, bu uygulamadan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı 1 yıl veya daha fazla olan suçtan dolayı soruşturmaya uğraması halinde, hükümlünün kapalı cezaevine gönderilmesine karar verilecek. Hükümlü hakkında soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı veya kovuşturma sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilmesi halinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hakimi tarafından karar verilecek.

Bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla koşullu salıverilmelerine bir yıldan az süre kalan; açık cezaevinde bulunan, kapalı cezaevinden açık cezaevine ayrılma şartlarını taşıyan iyi halli hükümlüler, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmını denetimli serbestlik tedbiri kapsamında çekebilecek.

8 bin 60 kadro

Şüpheli, sanık ve hükümlülerin toplum içinde izlenmesi, gözetimi ve denetimi elektronik cihazların kullanılması suretiyle de yerine getirilebilecek.

Denetimli serbestlik müdürlüklerine, en az dört yıllık eğitim veren fakülte ve yüksek okullardan veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulunca kabul edilmiş yurt dışındaki üniversitelerden mezun olanlar arasından yazılı ve mülakat sınav sonucuna göre denetimli serbestlik müdür yardımcısı atanacak.

Adalet Bakanlığı'nın boş memur kadrolarından 3 bin 490'ına 2012 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu'ndaki sınırlamalara tabi olmadan atama yapılabilecek. Yasayla 8 bin 60 kadro ihdas, 140 kadro iptal ediliyor.


İlk tahliyeler Ankara'dan

İlk tahliyeler Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda gerçekleşti. Cezaevinden ilk çıkan 7 yıldır cezaevinde olan Mustafa Zinci'ydi. Kahvehanede çalıştığını ve tahliyesinin ardından işine döneceğini söyleyen Zinci, kanunu çıkararak kendilerini özgür bırakan yöneticilere minnettar olduğunu dile getirdi.

İlk tahliye olanlardan biri olan Hasan Özdemir ise trafik kazası nedeniyle 6 yıldır cezaevinde olduğunu ve sevdiklerine kavuşmak için sabırsızlandığını anlattı. Diğer tahliye olan hükümlü ise Nevzat Üstünsoy oldu
Read more

Etil Alkol Nedir? Laktik Asit Fermantasyonu arasındaki fark Nedir? Özellikleri

Peynir, şarap, bira, sirke ve yoğurt gibi besinleri üretmek için farklı mayalar kullanılır.
2 tip oksijensiz solunum vardır.

1) Etil Alkol Fermantasyonu
2)Laktik Asit Fermantasyonu

EtilAlkol Fermantasyonu
Bakteriler ve bazı mayalar tarafından gerçekleştirilir.
Glikoz parçalandıktan sonra elde edilen pürivattan 1 CO2 çıkarak Asetaldehit oluşturular
Asetaldehit NADH2 ile reaksiyona girerek onun Hidrojenlerini alır.
Son ürün Etil Alkoldür.

Laktik Asit Fermantasyonu
Çizgili kaslardaki hücreler yeterli oksijen bulamadığında, oksijensiz solunum gerçekleştirirler.
Glikolizde oluşan pürivatlar mitokondriye geçemediğinden, glikolizde NAD’a verdiği hidrojenleri geri alarak laktik asite dönüşür.

Oksijenli Solunum
Canlı hücrelerde karbonhidrat, yağ ve proteinlerin oksijen kullanarak parçalanması ve ATP sentezlenmesi olayıdır.
Karbonhidratlar monosakkaritlere, yağlar yağ asitleri ve gliserole, proteinler aminoasitlere dönüştürüldükten sonra solunum tepkimelerine katılırlar.
Oksijenli solunumun genel denklemi:
Glikoz + 6 O2 6 CO2 + 6 H2O + 38 ATP şeklidedir

Oksijenli Solunum 3 Kademede Gerçekleşir
Glikoliz Evresi
Krebs Devri
Oksidatif Fosforilasyon Evresi (ETS)

A) Glikoliz Evresi
Tıpkı oksijensiz solunumda olduğu gibidir.
B) Krebs Devri
Ortamda O2 varsa pürivatlar mitokondriye geçer.
Herbir pürivat molekülünden 1 mol CO2 ve 2 mol H ayrılır.
2 C’lu bir molekül olan Aktif Asetik asit oluşur.
Aktif Asetik asit 4 C’lu bir molekülle birleşerek 6 C’lu Sitrik asiti oluşturur.
Sitrik asit 5 C’lu bir bileşiğe dönüşürken 1 CO2 oluşur.
5 C’lu bileşikten 1 CO2 daha ayrılır ve 4 C hale gelir.
En son 4 C’lu molekül bir kaç defa ortama H+ verdikten sonra tekrar 4 C’lu hale gelir.

C) Oksitatif Fosforilasyon (ETS)
Glikoliz ve krebs devrinde hazırlanan NADH2 ve FADH2 deki H atomlarına ait elektronlar ETSden geçtikten sonra O2 ile birleşir.
Bu sırada ATP üretilir ve sonuçta HO2 molekülleri oluşur. Bu devreye Hidrojen yolu reaksiyonları denir.
NADH2 üzerinden ETSye giren 2 elektronun O2 ye taşınması sırasında 3 ATP üretilir.
Eğer 2 elektron FADH2 üzerinden ETSye katılırsa üretilen enerji miktarı 2 ATPdir.
Burada ATP sentezi yükseltgenme ve indirgenme reaksiyonlarıyla sağlandığı için bu devreye ve ATP üretim şekline Oksitatif Fosforilasyon denir.

Oksijenli Solunumda Enerjinin Hesaplanması
Glikoliz reaksiyonlarında 4 ATP (enzim-substrat düzeyinde),
Krebs devrinde 2 ATP (enzim-substrat düzeyinde),
ETS de 34 ATP (oksitatif fosforilasyonla) olmak üzere
Toplam 40 ATP
Glikolizde harcanan 2 ATP (aktifleşme enerjisi olarak) ile
Net Kazanç: 38 ATP dir.

Oksijenli Solunumun Fermantasyondan Farkları
Glikoz + 6 O2 6 CO2 + 6 H2O + 38 ATP
O2 kullanılır.
İnorganik yapıda (CO2 ve H2O) son ürünler oluşur.
40 ATP üretilir. (toplam)
Mitokondri görev yapar.
Canlıların çoğunda gerçekleşir.
ETS enzimleri görev yapar.
Krebs devri vardır.

Fermantasyonun Oksijenli Solunumdan Farkları
Glikoz 2 CO2 + 2 Etil Alkol + 2 ATP veya Glikoz 2 Laktik Asit + 2 ATP
O2 kullanılmaz
Etil Alkol, Laktik Asit ve Asetik Asit gibi organik ürünler oluşur.
4 ATP üretilir. (Toplam)
Tamamı sitoplazmada gerçekleşir.
O2 siz solunum yapan az sayıda canlıda ve de O2 nin bulunmadığı veya yetersiz olduğu durumlarda kas hücrelerinde gerçekleşir.

Fermantasyon ve Oksijenli Solunumun Ortak Yönleri
CO2 oluşumu olabilir.
ATP oluşur ve ATP harcanır.
Glikoz kullanılır.
Enzimler görev yapar.
Glikoliz gerçekleşir


Organik moleküller parçalanarak metabolik faaliyetlerde kullanılmak üzere ATP elde edilir. Oksiyjenin olmadığı durumlarda ise alkol veya laktik asit elde edilir.Bu sürece ise fermantasyon denir.
Diğer bir tabirle; organik moleküllerin oksijensiz ortamlarda ATP üretini için parçalanması sürecine “fermantasyon” denir.




Fermantasyon son ürünlerine göre iki grupta incelenir.
Etil Alkol Fermantasyonu ve Laktik Asit Fermantasyonu…Şimdi bu iki fermantasyonun benzerliklerine ve farklarına bakalım;
Etil Alkol ve Laktik Asit Fermantasyonu Benzerlikleri
Oksijene gerek yoktur
Tepkime sonunda ısı açığa çıkar
Fermantasyon süreci glikolizle başlar
Glikoliz sürecinde 2 ATP harcanır
Glikoliz süreci sonunda 4 ATP üretilir ve sonuç olarak 2 net ATP üretilir
Glikoliz sonunda glikoz molekülü iki pirüvat molekülüne dönüşür
Fermantasyon tepkimeleri hücrenin stoplazmasında gerçekleşir
Etil Alkol ve Laktik Asit Fermantasyonu Farkları
Etil Alkol fermantasyonu sonunda CO2 açığa ve etil alkol açığa çıkar
Laktik Asit Fermantasyonu sonunda CO2 açığa çıkmaz ve laktik asit açığa çıkar
Etil alkol fermantasyonu bira, şarap, sirke yapımında kullanılır
Laktik asit fermantasyonu yoğurt ve peynir üretiminde kullanılır.
Read more

Kişinin temel hak ve özgürlükleri ve hürriyetler nelerdir?

emel Haklar ve Özgürlükler

a. Temel Haklar

Bu haklar insanın doğuştan sahip olduğu, insanın insanca yaşayabilmesi için gerekli olan haklardır. Bu hakların başlıcaları şunlardır:

Yaşama hakkı (En temel haktır. Hiçbir şekilde ortadan kaldırılamaz sınırlandırılamaz.)

Kişi dokunulmazlığı hakkı (Kişinin hem beden hem ruh bütünlüğünü korumaya yöneliktir.)

Sağlık hakkı (Herkes sağlıklı bir çevrede yaşama ve sağlığını koruyacak tedbirler alma hakkına sahiptir.)

Eğitim hakkı (Herkes eğitim - öğretim hakkına sahiptir.)

Dilekçe hakkı (Herkes şikayetlerini ve isteklerini yetkili makamlara ve TBMM'ye iletme hakkına sahiptir.)

Özel yaşamın gizliliği ( Herkes özel yaşamına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Kanunla belirlenen özel durumlar dışında hiç kimsenin üzeri ve özel eşyaları aranamaz, haberleşme araçları dinlenemez.)

Konut dokunulmazlığı (Hiç kimsenin konutuna izinsiz girilemez.)

Seçme ve seçilme hakkı (Herkes ülke yönetimine katılmak için seçme ve seçilme hakkına sahiptir. Bu amaçla siyasi parti kurabilir ve siyasi partiler üye olabilir.) Ülkemizde yukarıda belirtilen temel haklar anayasa ve yasalarla koruma altına alınmıştır. Devlet bazı özel durumlarda bu haklardan bazılarında kısıtlamaya gidebilir.

b. Temel Özgürlükler

İnsanların kişiliğini geliştirme ve insanca yaşayabilmesi için başkalarının haklarını ihlal etmeden özgürce yaşayabilmesini sağlayan haklardır. Bu hakların başlıcaları;

Düşünce, kanaat ve ifade özgürlüğü

Basın özgürlüğü

Din ve vicdan özgürlüğü

Haberleşme özgürlüğü

Yerleşme ve seyahat özgürlüğü

Toplantı hak ve özgürlüğü

Bilim ve sanat özgürlüğü,

Bu haklar da devlet tarafından anayasa ve yasalarla koruma altına alınmıştır. İnsanlar bu hak ve özgürlükleri kullanırken, başkalarının hak ve özgürlüklerine zarar vermemek için devletin belirlediği kanunlara uymak zorundadır.

3. İnsan Haklarının İşlevselleştirilmesinde Devlete Düşen Görevler

a. Eğitim Görevi

Devlet insanların haklarını bilmeleri ve korumaları konusunda bireylere gereken eğitimi vermek veya gerekli ortamı hazırlamak zorundadır.

b. Yasama Görevi

Devlet temel hak ve özgürlüklerin korunması ve sınırlarının belirlenmesi için gerekli kanunları yapmalıdır. Bu yetki TBMM'nindir.

c. Yürütme Görevi

Devletin vatandaşlara gereken hizmeti vermesi için gereken etkinlikleri yapmasıdır.

d. Yargı Görevi

Bireylerin birbirleri ile ve devlet ile olan sorunlarını çözmek yargının görevidir. Yargı görevi bağımsız mahkemelere aittir. Yargıçlar insan hakları konusunda uluslar arası hukuka uygun kararlar vermek zorundadır. Anayasamızda belirtilen başlıca yüksek mahkemeler; Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ile Uyuşmazlık Mahkemeleridir.

e. Devletin Kişi Özgürlüğüne İlişkin Görevleri

Temel haklar, devletler tarafından korunsun ya da korunmasın insanlar bu haklara sahiptir. Devletler bu hakları korumak için gerekli düzenlemeleri yapmalı gereken kanunları çıkarmalıdır. Temel hak ve özgürlüklerin korunması bilim sanat ve edebiyatın gelişmesi, toplumun refah ve mutluluğunun gelişmesi, devletin siyasi, askeri ve ekonomik gücünün artması için mutlaka korunmalıdır.

Atatürk vatandaşların haklarının korunması ve geliştirilmesi için önemli çalışmalar yapmıştır. Ülkemize demokrasi yönetimini getirmesi, halk egemenliğine dayanan bir yönetim kurması bunun en açık delilidir.
Read more

Buharlasma,Kaynama ve Sublimlesme Nedir? Özellikleri Nelerdir?

Buharlaşma Sıvı bir maddenin ısı olarak gaz haline geçmesi olayına buharlaşma denir. Buharlaşma olayı sıvı yüzeyinde olur. Isı alan sıvı moleküllerinden bazıları sıvı yüzeyinde,moleküller arası çekim kuvvetini ve sıvının yüzey gerilimini yenerek gaz fazına geçer.
Buharlaşmaya basınç ve diğer fiziksel şartların etkisi çoktur.

· Buharlaşma her sıcaklıkta olabilir.
· Maddeler dışarıdan ısı alarak buharlaşırlar. Dolayısıyla buharlaşmanın olduğu yerde serinleme olur.
· Sıcaklığın artması buharlaşmayı hızlandırır.
· Açık hava basıncının azalması buharlaşmayı artırır.
· Sıvının açık yüzey alanı arttıkça buharlaşma daha fazla olur.
· Rüzgarlı havada buharlaşma fazla olduğundan çamaşırlar daha çabuk kurur.

Kaynama Bir kapta bulunan sıvı ısıtılırsa sıcaklığı yükselir ve buharlaşma artar. Sıvının sıcaklığının yükselmesiyle meydana gelen buhar basıncı, sıvının yüzeyine etki eden basınca eşit olduğu an, sıvı kaynamaya başlar. Kaynama sırasında sıvının sıcaklığı değişmez.

Kaynama Sıcaklığı
Sabit atmosfer basıncı altında bütün sıvı maddelerin, sıvı halden gaz hale geçtiği sabit bir sıcaklık değeri vardır. Bu sıcaklık değerine kaynama noktası denir. Kaynama sıcaklığı maddeler için ayırt edici bir özelliktir.

Buharlaşma Isısı
Kaynama noktasına gelmiş 1 gram sıvı maddenin tamamının aynı sıcaklıkta gaz haline gelmesi için verilmesi gereken ısıya buharlaşma ısısı denir. Buharlaşma ısısı Lb ile gösterilir. Kaynama sıcaklığındaki m gramlık maddeyi gaz haline getirmek için verilmesi gereken ısı miktarı
Q=m.Lb
bağıntısı ile bulunur. Suyun buharlaşma ısısı
Lb = 540 cal/g dır. Buharlaşma ısısı maddeler için ayırt edici bir özelliktir.
Gaz halindeki bir maddenin ısı vererek sıvı hale geçmesine yoğunlaşma denir. Erime ve donmada olduğu gibi, yoğunlaşma da, kaynamanın tersidir. Dolayısıyla bir maddenin kaynama sıcaklığı ile yoğunlaşma sıcaklığı eşittir. Buharlaşma ısısı ile yoğunlaşma ısısı da eşittir.

Kaynama ve yoğunlaşma anında maddenin sıcaklığı değişmez.
Bir maddenin kaynama sıcaklığı ile yoğunlaşma ısısı eşittir
Bir maddenin buharlaşma ısısı ile yoğunlaşma ısısı eşittir.
Kaynama sıcaklığı ile buharlaşma ısıs ayırt edici özelliklerdendir.

Süblimleşme Bazı katı maddeler ısıtılınca sıvı hâle geçmeden doğrudan gaz hâle geçerler. Bu olaya süblimleşme denir. Naftalin, ernet ve bazı koku yayan maddelerin zamanla azaldığı görülür. Fakat hiç sıvılaştığı görülmez. Bu tür maddelerde süblimleşme olur.

Kaynama ve Yoğunlaşmaya Etki Eden Faktörler
Yine erime ve donmada olduğu gibi, kaynama ve yoğunlaşmaya etki eden faktörler vardır. Basınç ve maddenin saflığının değiştirilmesi, kaynama sıcaklığını etkiler.

· Kaynama olayının gerçekleşmesi için, buhar basıncının atmosfer basıncına eşit olması gerekir. Atmosfer basıncı artarsa, ağzı açık kaptaki sıvının kaynaması zorlaşır. Atmosfer basıncının azalması ise kaynamayı kolaylaştırır. Dolayısıyla sıvı daha düşük sıcaklıkta kaynar.

Deniz düzeyinde 100 °C de kaynayan saf su, Ankara’da 96 °C de, Erzurum’da ise 94 °C de kaynar.

Düdüklü tencerede basıncın artmasıyla sıvının kaynama sıcaklığı artırılır, dolayısıyla yemekler daha çabuk pişer.

· Saf sıvı içine karıştırılan farklı maddeler sıvının saflığını bozar. Saflığı bozulan sıvının kaynama noktası değişir. Örneğin suyun içine tuz karıştırılırsa, kaynama noktası yükselir.
Read more

Türkçe'de Ünsüz benzeşmesi nasıl olur? Sert sessiz benzeşmesi örnekleri nedir?

Sert Ünsüzlerin Benzeşmesi (Sertleşme):

Sert ünsüzlerle biten sözcüklere “c,d,g” ünsüzleriyle başlayan ek getirilirken ekin ilk harfi sertleşerek “ç,t,k” ye döner. Bu duruma ünsüz benzeşmesi (ünsüz sertleşmesi) adı verilir.

simit-çi (-ci) şaş-kın (-gin) ağaç-ta (-de) 1945′te(-de) sınıf-ça (-ce) as-kı (-gi) sabah-tı (-di) 1974′ten (-den)

Bu kural, hem yazıda hem konuşmada geçerlidir. Bileşik sözcüklerde bu kural olmayabilir:

♦ Akdeniz, beşgen…..

P, ç, t, k, f, h, s, ş harfleri ile biten bir kelimeye c, d, g harfleri ile başlayan bir ek gelirse, ekin başındaki yumuşak harfler sertleşir. Buna göre; c-ç, d-t, g-k olur.


Kebap-cı...kebapçı,
Yavaş-ca...yavaşça,
Ayak-cak...ayakçak,
ayak-da...ayakta,
yurt-dan...yurttan,
ses-deş...sesteş,
yap-dı...yaptı,
aç-dır...açtır,
at-gı...atkı,
seç-gin...seçkin,
çalış-gan...çalışkan,
kıs-gaç...kıskaç...
kitap-da kitapta...
NOT : Bu kural, sayıların rakamla yazılışlarında da geçerlidir. Buna göre rakamlar okunur ve okunuşu p, ç, t, k, f, h,s, ş harflerinden biriyle biterse, ekler de sertleşir. Buna uyulmazsa yazım yanlışı yapılmış olur. Örnek : Saat 3'de geldim. (Yanlış), Saat 3'te geldim (Doğru)
Özel durumlar [değiştir]

1. Bazı birleşik kelimelerin bu kurala uymadığı görülür : Dikdörtgen, Akciğer... 2. Bazı matematik terimlerinin bu kurala uymadığı görülür: Üçgen, beşgen.. 3. -De, da bağlacı, başlı başına bir kelime olduğu için p, ç,t,k,f,h,s,ş harfleriyle biten kelimelerden sonra gelse bile sertleşme kuralına uymaz. Zaten de, da bağlacını -d, -d ekinden ayıran en önemli özelliklerden biri de budur. Örnek: Gitsek de olur, gitmesek de..
Farklı örnekler [değiştir]

Sözcük: Ek: Yazılışı:
Kayık -cı Kayıkçı
Piş -gin Pişkin
Ağaç -dan Ağaçtan
Üç -de Üçte
Simit -ci Simitçi
Çorap -ci Çorapçı
Sabah -cı Sabahçı
Dolap -de Dolapta
Taş -gin Taşkın
Read more

Destanların özellikleri nelerdir? Destanlar niçin söylenmiştir?

Hepsinde yarı tanrısal nitelikler taşıyan bir ya da birçok kahramandan söz edilir. Destan bu kahramanın eylemleri üzerine kurulmuştur. Olaylar çok geniş bir kozmik coğrafya üzerinde geçer. Bir destanın dünyası ortaya çıktığı zaman içinde düşünebilecek her şeyi barındıran bütünsel, çok yönlü bir dünyadır. Hemen bütün destanlarda uzun yolculuklar anlatılır. Çoğu destanda olaylara doğaüstü yaratıklar da katılır. Kişiler, olaylar, doğal varlıklar hep gerçek yaşamdaki boyutlarından daha büyük, daha zengindir. Özellikle sözlü destanlarda uzun anlatı, betimleme (tanımlama) ve konuşma bölümleri bulunur. Öykü içinde öyküye yer verilir.
Read more

Aşagıdaki Metinde Kelimelerin Anlam Bakımından İncelenmesi Örneği

Annesiz Bir Güne Uyanmak

Gece çökünce, uzun beyaz florasanlar ile aydınlatılan koridorlarda, üzerlerine ilaç kokuları sinmiş hasta yakınları, korku, umut ve endişeyle beraber, geceyi sırtlayıp sabaha taşırlardı.

Hastanenin ikinci katında bulunan yoğun-bakım odasındaki sessizlik, karanlığı bile kıskandırmaya yeterdi. Azrail`in sık sık uğradığı bu yerde, umut zincirlerine sarılmış yaşamlar; insanca bir çaba ile sürdürülürdü. Belki anneme bir faydası olur düşüncesiyle, görevlilerin izin verdiği kadar bu odanın önünde beklerdim. Beni terk etmesine izin vermediğim umudumla...

Salı gününü çarşamba gününe bağlayan gece de, yoğun-bakım odasındaki hareketlilik gözüme çarptı. Ses avına çıkmış kulaklarımla, tüm olup biteni anlayabilmek için yaklaştığımda, görevlilerin her zaman yaptıkları gibi yaşam savaşını kaybeden birini, sarıp sarmalayıp, zemin katta bulunan morg odasına götürmek üzere çabaladıklarını gördüm. Ölen kişinin annem olabileceği korkusu, yüreğime oturdu. Üzerine bastığım mermer zemin sanki ayaklarımın altından çekildi, dengem bozuldu ve vücudumun her yeri titremeye başladı. Kendimi biraz olsun toparladıktan sonra görevlilere ; ''bu kez kim?'' diye soracakken, birgün önce hastanenin kantininde çay içip, sohbet ettiğimiz hemşirenin dost elini sırtımda hissettim. —Yaşlı amca!'' dedi. —Bir haftalık yaşam mücadelesi sona erdi. Dayanılmaz acılar çekiyordu. Ölüm belki de kurtuluşu oldu.''

Hemşirenin söyledikleri beni rahatlatmıştı ama her gün birilerinin ölmesi, sıranın anneme de gelebileceği korkusunu üzerimden atmama yetmemişti. Yine de tüm olumsuz düşünceleri beynimin duvarlarından kazımak üzere, hemşireye teşekkür edip yanından ayrıldım.

Hastanenin karşısında bulunan cami minaresinden yükselen ezan sesi; insanları sabah namazına davet ederken, İstanbul sisli bir sonbahar sabahına uyanıyordu.

Sigara içmek için kantine geldiğimde, kardeşlerimin ve babamın ayrı ayrı masalarda oturduklarını, sildikçe yenileri gelen gözyaşlarını, nafile çabalarla birbirlerinden sakladıklarını gördüm. Beni fark ettiklerinde, sorgulayan gözleri suratımdaydı.

İnandırıcılıktan uzak sözcükleri bile bulmamın günbegün zorlaştığı, kimin, kimi kandırdığının bilinmediği, insanca oynanan bir oyunun kim bilir kaçıncı sahnesindeydim. Benimle beraber umut biriktiren bu insanların, morallerini yüksek tutma zorundalığım, beni yalan üreten bir makineye çevirmişti.

Daha fazla beklemeden aklıma gelen yalanları sıralamaya başladım. ''Yoğun bakım odasında bulunan yaşlı amcayı hatırladınız mı? Hani annemin solunda bulunan. İşte o amca iyileşmiş. Ölüm riskini atlatmış olacak ki, yukarı katta bir odaya aldılar. İnşallah annem de iyileşecek! Hep beraber evimize gideceğiz!''

Söylediklerimi onaylarcasına başlarını sallayıp, hep bir ağızdan ''inşallah!'' dediler. Beraber, yoğun-bakım odasının sorumlu doktorunun, hasta yakınlarını bilgilendirmek amacıyla, saat 10.30`da yapacağı görüşmeyi beklemeye koyulduk.

Saati görebileceğim bir masa bulup oturdum. Ismarladığım demli çayımı içerken, bir de sigara yaktım. Zaman genişliyordu, genişledikçe yüreğimden gelen kabul edilmez öfke ve direniş giderek artıyordu. Henüz hayatının baharında olan annem, lanet olası bir odada ölüm-kalım savaşı veriyordu. Şuurunu kaybetmiş, kalbi de bir cihaz yardımıyla çalışıyordu. Sığındığım Allah`a dua etmekten başka elimden hiçbir şey gelmiyordu. ''Ya annem ölürse'' düşüncesi, beynimi kemiren kocaman bir kurt oluyor ve her geçen dakika daha fazla kemirgenleşiyordu. Gözlerimde tıkalı olan yaşlar, bir yol bulup akmaya başladı. Ağladım çokça...

Saatler 10.30`u gösterdiğinde, yoğun-bakım odasının sorumlu doktoru, bir sonraki günün getireceklerine kendimizi hazırlamamız gerektiğini söylüyordu. Annemin beyninde oluşan ödem, yaşama şansını neredeyse sıfıra indirmişti.

Günlerdir hastanede uykusuz, sağa-sola koşturan bedenim, doktorun söyledikleri karşısında direncini iyice yitirdi. Göz kapaklarım kendiliğinden kapandı. Eve kiminle geldiğimi, üzerimdekileri çıkartıp, yatağa nasıl uzandığımı hatırlamıyorum. Derin bir uykudan sıçrayarak uyandığımda, kardeşimin -''Hastaneye gitmemiz gerek!'' feryadının yankısı, hastaneye gitmek üzere bindiğimiz taksinin içerisinde bile sürüyordu.

Hastaneye geldiğimde, annemin parmak uçlarından kayan yaşam yıldızı, veda için bekliyordu. Henüz ısısını kaybetmemiş yanağına bir öpücük kondurduktan sonra, hıçkıra hıçkıra ağlayarak, morg odasından dışarıya çıktım. Adımlarım beni, günlerdir annemi bize bağışlaması için dua ettiğim c*****n avlusuna götürdü. Kulağıma fısıldanan, nereden ve kimden geldiğini bilmediğim ''Takdir İlahi'' sözcüğü, beni ne kadar teselli edebilirdi ki?

Aynı gün, ikindi namazına müteakip kılınan cenaze namazından sonra, annemi son yolculuğuna uğurladım.

Ertesi günü, İstanbul yine bir sonbahar sabahına uyanırken, annesiz geçireceğim ilk gün başlıyordu. Canımın yarısının olmadığı...






Çökmek : Yan Anlam
İlaç : Terim anlam
Sinmiş : Temel Anlam
Sırtlayıp : Yan Anlam
Sessizlik : Temel Anlam
Bağlayan : Yan Anlam
Gözüme çarptı : Deyim Anlam
Yüreğime oturdu : Deyim Anlam
Sabah Namazı : Terim Anlam
Kıskandırmaya : Soyut Anlam
Yalan üretmek : Mecaz Anlam
Zaman genişliyordu : Yan Anlam
Sağa - sola : Zıt Anlam
Dua etmek : Terim AnlamAzrail : Terim Anlam
Sigara yaktım : Yan Anlam
Yaşam yıldızı : Yan Anlam
Oturdum : Temel Anlam
İnandırıcılıktan Uzak : Yan Anlam
Ayrıldım : Temel Anlam
Read more

Pilot ve Astronot Arasındaki Fark Nedir? Pilot’un Görevleri Nelerdir? Astronot'un Görevleri Nelerdir?

Uçak pilotları aldıkları eğitime göre Hususi Pilot Lisansı (PPL), Ticari Pilot Lisansı (CPL) veya Havayolu Pilotu Lisansı (ATPL) sahibi olabilirler. ATPL lisansı en kapsamlısı olup diğer lisansları da kapsar. Havayolu pilotluğu standart kural ve eğitimlere tabidir. Bir pilot kolaylıkla kendi ülkesinde aldığı eğitim ve lisansı ile birçok ülkede çalışabilir.
Kısaca pilot, yolcu veya yük taşıyan hava taşıtını (helikopter ve uçağı) kullanan kişidir.
Pilot’un Görevleri
Uçuş programında belirtilen görevin özelliğine göre gerekli hazırlıkları yapar, harita ve raporları inceleyerek uçuş planı hazırlar,
Yakıt ve zaman hesaplamaları yapar, iniş meydanı ve yedek meydanların özelliklerini raporlardan inceler,
Uçuştan belli bir süre önce hava meydanında bulunarak hava durumunu inceler, kısıtlayıcı faktörlere göre uçuş planını gözden geçirir ve uçuş planını ilgili birime verir,
Kalkış saatinden önce uçağın yanına gelerek uçuş ekibini kontrol eder, teknik donanımların uçuşa hazır olup olmadığını inceler,
Uçağın yüklenmesini kontrol eder,
Kalkış zamanına uygun olarak uçuş kulesinden telsizle izin alıp motoru çalıştırır ve bütün teknik kontrolleri yapar,
Kalkış, rota, alçalış ve inişleri planladığı şekliyle ve zorunluluk halinde gerekli değişiklikleri yaparak uygular,
İniş sonu uçağı park edip, emniyete aldıktan sonra görevini tamamlamış olur.
KULLANILAN ALET VE MALZEMELER
-Uçak pilotu ise uçaklar (jet, yolcu vb.), – Helikopter pilotu ise helikopterler, -Uçak veya helikopterin içindeki donanımlar (uçuş cihazları, lövye, telsiz, iniş takımları vb.), – Teknik yayınlar, hava durumu ve havaalanına ilişkin raporlar.
MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Pilot olmak isteyenlerin; – Normalin üstünde genel akademik yeteneğe sahip, – Mekaniğe karşı ilgi duyan ve bu alanda başarılı, – Uyarıcıları çabuk algılayıp hemen tepki verebilen, -El ve gözü eşgüdümle kullanabilen, – Bedence çok sağlam ve dayanıklı, – Soğukkanlı ve dikkatli, – Sabırlı, sorumluluk sahibi ve kurallara aynen uyan, – Yükseklik korkusu olmayan kimseler olmaları gerekir.
ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
Pilotlar uçuş öncesinde bilgi almak amacıyla uçuş ofislerinde, uçuş sırasında ise uçak idare kabininde görev yaparlar. Özellikle uçuşta gürültülü bir ortam söz konusudur. Pilot çalışırken uçuş mühendisleriyle, teknisyenlerle, hosteslerle, hava trafik kontrolörleri ve meteoroloji görevlileri ile iletişim halindedir.
ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI
- Anadolu Üniversitesi Pilotaj Eğitimi programını bitirenler Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’ne bağlı kuruluşlarda veya özel havacılık şirketlerinde görev alabilirler. Pilotlar, yük ve yolcu taşıyan uçaklar yanında ilaçlama veya keşif gibi amaçlarla kullanılan uçakları ve helikopterleri de idare ederler. -Özel havacılık şirketlerinde ve yabancı hava yolu şirketlerinde görev alabilirler. -Türk Kuşu pilotları ise pilot öğretmenliği yapar ve zirai ilaçlama işinde çalışırlar.
Astronot Nedir?
Bir uzay aracının pilotu ya da teknik ve bilimsel donanımının sorumlusu olarak uzay yolculuğuna çıkan kişilere astronot denir. “Yıldız gezgini” anlamındaki bu sözcüğün Rusça’daki karşılığı ise “evren gezgini” anlamındaki kozmonoftur.
Uzay insanı, uzay görevlerine katılmak üzere eğitilen kişidir. İnsanlı uzay uçuşlarının seyrekliği nedeniyle eğitim gören uzay insanlarının bir kısmı yedek kadroda kalarak uzay görevi alamamıştır. Buna karşılık, uzay turistleri, gerekli eğitimi aldıkları için uzay insanı olarak adlandırılabilir.

Astronotun Özellikleri ve Görevleri
Astronotlar bir hayli uzun süren tecrübe ve testler sonucu seçilmektedirler. Çeşitli tıbbi testlerden geçen tecrübeli pilotlar, havasız ve ağırlıksız ortamlara uyum gösterebilmekten, sessizlik odalarına, psikolojik testlerden özel uçuş denemelerine kadar sayısız imtihana tabi tutulmakta ve başarılı olanlar astronot olmaya hak kazanmaktadır. Apollo projesi gibi çok önemli uzay uçuşlarında görev alacak astronotlar ise daha önce dünya çevresine kadar uzanan uzay uçuş tecrübesinden de geçirilmektedir. Mesela Apollo 11′in astronotları Armstrong, Aldrin ve Collins, Ay yolculuğuna çıkmadan yıllarca önce Gemini roketleriyle uzaya fırlatılmışlardı.


Son yıllarda bilim adamları, öğretmenler ve hatta sade vatandaşlar arasından da astronot yetiştirilmektedir.
Astronotların her şeyden önce, beden ve özellikle ruhi bakımdan da son derece sağlıklı olmaları gerekir. Çünkü zaman zaman kendi ağırlığının 15 katına eşit basınçlara dayanabilecek, dünyadan binlerce kilometre uzaktayken içinde bulundukları araçta meydana gelebilecek tehlikeli bir arıza karşısında bile paniğe kapılmayıp, soğukkanlılığını korumasını bilecektir.
Uzaya giden bir astronot için giydiği özel elbise, onu uzaya taşıyan roket kadar büyük bir önem taşır. Çünkü bu özel elbise olmadan astronotların ne uzayda ne de ay üzerinde veya herhangi bir gezegende yürümeleri ve bir araçtan ötekine geçebilmeleri mümkün değildir. Çünkü uzayda atmosfer olmadığından, başka türlü nefes alamazlar ve basınçsızlıktan kanlarının dışarı fırlamasını engelleyemezler. Ayrıca bu elbiseler onları şiddetli sıcak ve soğuklardan muhafaza ettiği gibi, tehlikeli radyasyonlardan ve minik göktaşlarından da korur.
Bu çok özel uzay elbisesi iç içe tam 15 kattan meydana gelmiştir. Bu katlar içinde yer alan bazı cihazları sayacak olursak yeterli bir fikir vermiş oluruz:Oksijen tüpü, soğuk su dolu tüp ve su pompası, telsiz, sağlık araçları kontrol cihazı, uzay iç çamaşırı, çevresinde dolaşan incecik soğuksu boruları ve basınç ayar tertibatı.
İnsanoğlu Mars gibi uzak gezegenlere ulaştığında, uzay elbiseleri daha da gelişecek, yeni şartlara göre daha da mükemmelleşecektir. Milyonlarca kilometre uzaklıktaki bu gezegene yapılacak yolculuk aylarca sürebilecek ve bu yolculuğa çıkan astronotların ilk olarak çok sıkı psikolojik testlerden geçmesi gerekecektir.
Bir uzay bilimcinin deyimiyle, Mars yolcusuyla ölüm arasında uzay aracının duvar kalınlığı kadar mesafe vardır. En yakınındaki tam teşekküllü hastane, milyonlarca kilometre uzaklıktadır. Uzay gemisinin pencerelerinden dışarıya baktığında dünya simsiyah uzayda bir nokta gibi görünmektedir.
Fakat her şeye rağmen güneş sistemini keşfe çıkan astronotların karşılaştığı zorluklar, Arabistan sıcaklarına alışmış ilk Müslümanların Anadolu ve Kafkasları fethederken karşılaştıklarından fazla olmayacaktır.


Astronot ve Pilot’un Farklılıkları

Astronot uzay yolculuğuna çıkar, pilot ise dünya üzerinde hava yolculuğuna çıkar.
Astronot bilimsel araştırmalar yapar ancak pilot sadece yolcu taşır.
Astronotların kullandığı araç uzay aracıdır, pilotların kullandığı araç ise uçaktır.Uçaklar uzaya çıkamaz.
Astrontların giydiği elbiseler özel yapılmıştır ama pilotlar için böyle bir şey söz konusu değildir.
Astronotlar uzayda havasız ortamda uçuş yapar ve çalışırlar ancak pilotlar hava ortamında çalışır.
Astronotlar hava ihtiyacını tüplerden karşılarken, pilotlar için böyle bir durum söz konusu deği
Read more

Linkin Park – Burn It Down [ Türkçe Çeviri ]




The cycle repeated
Döngü tekrarlanır
As explosions broke in the sky
Gökyüzünü patlamalar yardıkça
All that I needed
Tüm ihtiyacım olanlar
Was the one thing I couldn’t find
Bulamadıklarım
And you were there at the turn
Ve sen de orada dönüşteydin
Waiting to let me know
benim anlamamı bekliyordun
We’re building it up
Biz bunu inşa ediyoruz
To break it back down
Aşağı yıkmak için
We’re building it up
Biz bunu inşa ediyoruz
To burn it down
Yakmak için
We can’t wait
Bekleyemiyoruz
To burn it to the ground
Yerle bir etmek için
The colors conflicted
Renkler karıştı
As the flames, climbed into the clouds
Alevler bulutlara tırmandıkça
I wanted to fix this
Bunu düzeltmek istedim
But couldn’t stop from tearing it down
Ancak mahvetmeyi engelleyemedim
And you were there at the turn
Ve sen de orada dönüşteydin
Caught in the burning glow
Yanan coşkuyu yakaladın
And I was there at the turn
Ve ben de orada dönüşteydim
Waiting to let you know
Senin anlamanı bekliyordum
We’re building it up
Biz bunu inşa ediyoruz
To break it back down
Aşağı yıkmak için
We’re building it up
Biz bunu inşa ediyoruz
To burn it down
Yakmak için
We can’t wait
Bekleyemiyoruz
To burn it to the ground
Yerle bir etmek için
You told me yes
Bana evet dedin
You held me high
Beni yükseğe çıkardın
And I believed when you told that lie
Ve bana o yalanı söylediğinde inanmıştım
I played soldier, you played king
Ben askeri oynadım sen kralı oynadın
And struck me down, when I kissed that ring
ve o yüzüğü öptüğümde, beni yere çaldın
You lost that right, to hold that crown
O tacı elinde tutmak hakkını kaybettin sen
I built you up, but you let me down
Ben seni destekledim ama sen beni düşürdün
So when you fall, i’ll take my turn
O yüzden sen düştüğünde, ben dönüşünü yapacağım
And fan the flames
Alevleri havala
As your blazes burn
Alev alev yanarken
And you were there at the turn
Ve sen dönüşteydin
Waiting to let me know
benim anlamamı bekliyordun
We’re building it up
Biz bunu inşa ediyoruz
To break it back down
Aşağı yıkmak için
We’re building it up
Biz bunu inşa ediyoruz
To burn it down
Yakmak için
We can’t wait
Bekleyemiyoruz
To burn it to the ground
Yerle bir etmek için
Read more