2013 2014 9. Sınıf Biyoloji Ders Notları

1. BÖLÜM CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ


bio91. Yapısal Benzerlik: Bütün canlılar hücrelerden meydana gelmiştir. Canlılar hücre yapısına göre prokaryot ve ökaryot; hücre sayısına göre ise tek hücreli ve çok hücreli olarak gruplandırılabilir.
2. Beslenme: Canlılar ihtiyaç duydukları enerjiyi veya yapı elementlerini besinlerden karşılar. Bazı canlılar kendi besinlerini kendileri yaparken (ototrof) bazı canlılarda dışarıdan hazır olarak alırlar ( heterotrof)
3. Solunum: Besinlerin enerji elde etmek amacıyla parçalanmasına solunum denir. Eğer bu işlemde O2 kullanılıyor ise oksijenli solunum (aerobik solunum) kullanılmıyor ise oksijensiz solunum (anaerobik solunum, fermantasyon, mayalanma) denir. oksijenli solunum sonucunda 40 ATP (38 ATP) Oksijensiz solunumda 4 ATP (2 ATP) çıkar. Oksijensiz solunum sitoplâzmada oksijenli solunum mitokondride gerçekleşir. Bazı bakterilerde ve mayalarda görülür. Bunun dışındaki canlılarda oksijenli solunum görülür.
Metabolizma: Canlı hücresinde meydana gelen tüm yapım ve yıkım tepkimelerine denir.
Hücredeki metabolizma olayları ikiye ayrılır:
a) Anabolizma (Yapım=Sentez) :
Küçük moleküllü maddelerden büyük moleküllü maddelerin meydana getirilmesidir.Bu olaylar sırasında genellikle su açığa çıkar. (dehidrasyon sentezi)
Örnek: Protein sentezi, Nişasta sentezi.
b) Katabolizma (Yıkım = Yadımlama) :
Büyük moleküllü maddelerin daha küçük parçacıklara ayrışması olayıdır.
Bu olaylar sırasında genellikle su kullanılır. Örnek: Sindirim.
NOT:
Fotosentez, anabolik bir tepkime olmasına rağmen su kullanan, hücre solunumu ise katabolik bir tepkime olmasına rağmen su açığa çıkaran bir olaydır.
Bazal metabolizma: bir kişinin hayatsal olaylarının devamı için bir günde alması gereken enerji miktarıdır. Yemekten 12 saat sonra tam istirahat halinde uyanıkken ve ısı değişimi olmayan ortamda tüketilen oksijen miktarı ölçülerek hesaplanır. Bir insan için yaklaşık 1500–1600 kcal. Dir.  Basitçe bunun altında enerji alınırsa zayıflanır üstünde enerji alınırsa şişmanlanır. Büyüme döneminde anabolizma baskın, yetişkinlik döneminde eşit, yaşlılıkta ise katabolizma baskın durumdadır.
4. büyüme ve gelişme:  tek hücreli canlılarda hücre sitoplazması artarak çok hücreli canlılarda ise hücre sayısı artarak büyüme gerçekleşir. Belirli bir büyüklüğe erişen canlı üreme yeteneğini kazanır. (ergenlik)
5 İrkilme ve Hareket: Canlıların çevreden gelen çe­şitli fiziksel ve kimyasal etkilere karşı gösterdikleri tepkiye irkilme denir.
Hayvanlar, insanlar ve tek hücreliler yer değiştirirken bitkiler ise su, ışık, sıcaklık gibi etkilere karşı yönelim (tropizma) gösterirler.
6 Üreme: Canlıların nesillerini devam ettirmek için kendine benzer bireyler meydana getirmeleridir. Canlılığın devamı için zorunlu değildir. Eşeysiz ve eşeyli olmak üzere canlılarda 2 çeşit üreme görülür. Üremenin esası hücre bölünmesidir.
. Boşaltım: Metabolizma sonucu açığa çıkan işe yaramayan maddelerin organizmadan (canlıdan) uzaklaştırılmasıdır.
Bu olayla organizmada homeostasi (iç denge) sağlanır.
7. Sindirim: Büyük moleküllü besin maddelerini en küçük yapı taşlarına (monomer) parçalayarak enerji hammaddesini elde etmektir.
Canlılarda hücre içi ve hücre dışı olmak üzere iki şekilde gerçekleşir.
Çepersiz bir hücreliler ve basit hayvanlar (sünger, hidra) haricindeki canlılar hücre dışı sindirim yaparlar.
9. Organizasyon: Çok hücreli canlıların hücreleri, tek hücrelilerin ise hücre içinde bulunan yapıları arasında bir koordinasyon ve görev dağılımı vardır. Organizasyonun Basitten Karmaşığa Doğru Dizilişi
AtomàMolekülàOrganelàHücreàDokuàOrganàSistemàOrganizma Şeklindedir.



2. BÖLÜM CANLILARIN TEMEL BİLEŞENLERİ



Canlılarda cansızlar gibi elementler ve bileşiklerden oluşur.
Canlıları meydana getiren maddeleri organik ve inorganik maddeler olarak ayırabiliriz.
Organik maddeler: sadece canlılar tarafından sentezlenen ve yapısında karbon bulunan bileşiklerdir.
İnorganik maddeler ise doğada maden olarak bulunabilen bileşiklerdir.
Bir canlının yapısında bulunan organik madde, inorganik madde ve su miktarını şu şekilde bulabiliriz.
Örneğin bitkilerde; önce kütlesini tarttığımız bitkiyi kuruttuktan sonra tekrar tartarsak aradaki fark su miktarıdır.
Yakıp küllerini tarttığımızda inorganik madde miktarını verir.
Aradaki fark ise organik maddelerin yanmasından kaynaklanmıştır.
Besinler görevlerine göre
a) enerji vericiler: vücutta kullanılış sırasına göre karbonhidratlar, yağlar ve proteinlerdir. Sahip oldukları enerji miktarına göre yağlar proteinler ve karbonhidratlardır.
b) yapıcı ve onarıcılar: Karbonhidratlar, yağlar, proteinler, su ve mineraller
c) düzenleyiciler: protein, vitamin, mineral ve su olarak gruplanabilir.

1.İNORGANİK BİLEŞİKLER:

A) Su: Su yanıcı özellikte olan iki hidrojen ve yakıcı özellikte olan bir oksijenin birleşmesinden meydana gelmiştir. Dünyamızın yaklaşık olarak % 75 ‘i sularla kaplıdır. Su birçok işlemde birim kabul edilir. Örneğin yoğunluğu 1 dir. Hidrojenin atom numarası 1 dir. 1 litre suyun ağırlığı 1 kgözısı 1 dir. 0 derecede donar 100 derecede kaynar Tüm maddeler soğurken hacimleri küçülür su ise +4 dereceye kadar soğutulduğunda hacmi küçülürken daha düşük sıcaklıklarda hacmi büyümeye başlar. Bu da buzun yoğunluğunun sudan az olması sonucunu doğurur. Böylece su üstten donmuş altta bulunan balıkların yaşamasına imkan sağlamış olur.  Güneş doğduğunda üstte olduğu için kolayca eriyebilir.
Su molekülleri arasındaki çekim kuvveti (kohezyon) bitkilerde suyun yükseklere taşınmasında etkilidir.
Suyun öz ısısı yüksek olduğundan vücut sıcaklığının dengede kalmasında etkilidir.
Tüm canlı hücrelerde mutlaka su bulunur. Çünkü bir hücrede su oranı %15 altına düşerse enzim faaliyetleri yani canlılık sona erecektir.
Her canlıda çeşitli oranlarda aynı canlının farklı doku ve organlarında değişik oranlarda su bulunur.
Genelde bitkilerde hayvanlara göre su miktarı fazladır. Bu oran insanda %70 civarındadır.
İnsanda kemik ve diş gibi kısımlarda su miktarı azdır. İnsandaki suyun çoğu kan ve doku sıvısında bulunur.
Hidrolizde gereken su miktarı dehidrasyon sentezinde çıkan su miktarına eşittir oda (n-1) dir.
Suyun canlılar için önemli özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz.
Çok iyi bir çözücü olduğu için
maddelerin (Besin, hormon ve atıkların) taşınmasında görev alır.
Tuzları iyonlaştırarak biyokimyasal reaksiyona zemin hazırlar.
Sindirim (Hidroliz) reaksiyonları için gereklidir.
Enzimlerin çalışması için gereklidir.
Fotosentez için gereklidir
Vücut ısısının düzenlenmesinde görev alır.
Zararlı atıkların seyreltilmesi ve atılmasında rol oynar.
Atıkların vücuttan atılmasında görev aldığı için eksilen suyun alınması gerekir.
İnsan vücudunda bulunan suyun %10’nu kaybettiğinde hayatı tehlikeye girebilir. Su ya doğrudan yada yiyeceklerle alınabilir.
İnsan günde yaklaşık 2lt suyu idrar ve ter yoluyla dışarı atar.  Bu kadar suyun alınması gerekir. Hava sıcaklığına göre bu miktar artabilir. Çay, kahve, kola şeklinde alınan su bu hesaba dahil edilmez.  
B. ASİTLER VE BAZLAR : bir çözelti içerisindeki H iyonu konsantrasyonunun negatif logaritmasına PH denir.
 Çözeltiler pH 0- 7 arasında ise asit
7- 14 arasında ise baz özellik gösterirler.          7 olduğunda ise nötr özellik gösterirler. Örneğin su
İnsan kanının pH’ı 7,4 dür. Bu değer 7 veya 7,8 çıkması ölümle sonuçlanabilir.
Canlıların vücutlarında çeşitli asitler bulunur.
En başta nükleik asitler, yağ asitleri, amino asitler ve laktik asit gibi organik asitler her canlıda bulunabilir.
Bunun yanında insan midesinde tuz ruhu, limonda limon asiti, karıncada formik asit, ısırganotu, portakal ve diğer meyvelerde çeşitli asitler bulunabilir. Zehirli hayvanların zehirleri asit özellik gösterir.
Canlı vücudunda bir çok baz bulunabilir. En başta nükleik asitlerin yapısına giren organik bazlar bulunur.

C. MİNERALLER

İnsan vücudunda bir çok mineral tuzu bulunur.
Fakat en önemlisi yemek tuzudur.
Tuz doku sıvısının kana geçmesini sağlar.
Dolayısıyla eksikliği sakıncalıdır.
İnsanın günlük tuz ihtiyacı 6gr. (2 çay kaşığı) ilerleyen yaşlarda alınan tuz vücutta birikerek kalp ve damar hastalıklarının oluşmasına neden olmaktadır. Bunu engellemek için bu gibi kişilerin NaCl yerine KCl  kullanması faydalı olabilmektedir.
İnsan vücudunda belli başlı
Ca, Fe,P, Mg, Na, K, I, F, Zn gibi mineraller bulunur.
Bunlardan Ca
-kemik yapımında
–kasların kasılmasında
–kanın pıhtılaşmasın da görev alır.
Bu yüzden eksikliği kemik erimesi gibi ciddi rahatsızlıklara neden olur.
Ca ihtiyacımızı en kolay süt ve süt ürünlerinde karşılayabiliriz.
Özellikle ergenlik dönemindeki genç kızların Ca alımına dikkat etmesi gerekir.
 Aksi takdirde menopozdan sonra kemik erimesiyle karşılaşılabilir. Sonra ki alınacak Ca o kadar etkili değildir.

Kemik erimesine yakalanmamak için

Ca ihtiyacımızı karşılamak
D vitamini (provitamin) almak
Yeteri kadar güneş ışığı almalı (15 dk)
Düzenli spor yapılmalı
Fe: alyuvarların yapısında bulunan hemoglobinin yapısına katılarak oksijen taşınmasını sağlar. Bu yüzden çok önemlidir.
Pekmez ve kırmızı ette (bol bulunur. Eksikliğinde kansızlık (anemi) görülür.  Kansızlık; uyuşukluk ve beyne az kan gitmesinden dolayı zeka problemleri oluşturabilir.

Kansızlığa yakalanmamak için

Düzenli olarak Fe almalıyız
B12 vitamini almalıyız (polen)
C  vitamini almalıyız  (Turunçgiller)
Zn almalıyız (kabak çekirdeği)
P: ATP ve nükleik asitlerin yapısında ,
Mg: Kemik kas ve sinirlerde klorofilin yapısında ve solunum enzimlerinin yapısına katılır.
Na ve K: impulus(sinir uyartısı) iletiminde 
I: tiroksin hormonu için
F: dişlerin sertleşmesi için
Zn: protein sentezinde görev alır.
Mineral kaynaklarımız içme suyu, tuz, süt, yumurta ve sakatatlardır.
Mineraller bu etkilerini ya bu maddelerin yapısına katılarak veya ilgili enzimleri aktive (kofaktör) ederek görür.

2. ORGANİK MADDELER:

Canlılar tarafından sentezlenen bileşiklerdir. Yapılarında CHO elementleri bulunur. Kompleks organik bileşiklere polimer (zincir), polimerleri oluşturan yapı taşlarına ise monomer (halka) denir. Hücre zarından tüm inorganik bileşikler vitaminler ve organik bileşiklerin monomerleri geçebilir.

KARBONHİDRATLAR:

GENEL ÖZELLİKLERİ

Genel formülleri (CH2O)n dir
Parçalanmaları diğer besinlere göre kolaydır.
Birinci sıradan enerji vericidir.
Fazlası glikojen daha da fazlası yağ olarak depolanır.
Bitki, mantar ve bakterilerde çeper yapımına katılır.
Monomerleri fotosentez tarafından oluşturulur.
 DNA, RNA, ATP, NAD ve FAD gibi moleküllerin yapısına katılır.
Yağlarla (glikolipit) ve proteinlerle (glikopeptit) birleşerek hücre zarının yapısına katılır.
Tatlılar, hamur işleri, tahıllar ve baklagillerde bol bulunur.

KARBONHİDRATLARIN ÇEŞİTLERİ

1-Monosakkaritler: karbon sayılarına göre
3C trioz   5C pertoz  6C heksozlar  çeşitleri bulunur.
Triozlar: Pirüvat solunum reaksiyonlarında ara ürün olarak ortaya çıkar.
Pentozlar: riboz RNA’nın Deoksiriboz DNA’nın yapısına katılır.
Heksozlar ise 6C lu glikoz (üzüm-kan şekeri), fruktoz (meyve şekeri) ve galaktozdur (süt şekeri).
2-Disakkaritler: en çok bilinenler.
İki monosakkaritin dehidrasyon senteziyle birleşmesiyle oluşur. Bir mol su çıkar. Ve glikozit bağı oluşur.
Glikoz +glikozàmaltoz (arpa şekeri) +su
Glikoz + galaktozàlaktoz (süt şekeri)+su
Glikoz+fruktoz à sukroz-sakkaroz (çay şekeri) + su
3-Polisakkaritler: ikiden fazla şekerin (1000-2000) dehidrasyon senteziyle birleşmesinden oluşur. n-1 tane su çıkarak glikozit bağı oluşur.
a)Nişasta: Bitkilerde şekerin depo şeklidir. Amiloz ve amilopektin gibi çeşitleri vardır. Bitkilerin depo organlarında depolanır. Örnek patetes, baklagiller
b)Glikojen: Hayvan, insan bakteri ve mantarlarda şekerin depo şeklidir. Kas ve karaciğerde glikozun fazlası bu şekilde depolanır.
c) Mukopolisakkaritler: Aminoşeker (azotlu) ve sülfirik asit içerir. Örnek Kitin (Eklem bacaklılarda dış iskeleti yapar) Heparin (kanın damar içinde pıhtılaşmasını önler) Kondrin sülfat, hiyoluronik asit
d) Selüloz: Bitkilerde hücre çeperini yapar. Bazı bakteriler ve bazı birhücreliler haricindeki canlılar sindiremez. Geviş getiren hayvanlar ve termitler sindirim sistemlerindeki selüloz bakterileri sayesinde sindirebilirler.

B) YAĞLAR (LİPİTLER)

Yapılarında C,H,O,N,P bulunan organik bileşiklerdir. Yapısındaki C ve H sayısı O den fazla olma çok enerji vermesini sağlar. Hidrojen oranındaki fazlalık hafif olmasını ve metabolik su kaynağı olarak kullanılmasını sağlar. Suda çözünmediği için sindirimi en zor besindir

GENEL ÖZELLİKLERİ

1.Depo maddesidir.
2. ısı kaybını engeller
3. organ ve dokuları darbelerden korur.
4. 2. enerji kaynağıdır.
5. bazı hormon ve vitaminlerin yapısına katılır.
6. yağda eriyen vitaminlerin vücuda alınmasını sağlar.
7. hücre zarının yapısına katılır.
8. metabalik su kaynağı olarak kullanılır.
9. Suda çözünmezler fakat eter, kloroform, benzen, aseton gibi organik çözücülerde çözünür.

YAĞ ÇEŞİTLERİ:

A)Fosfolipitler: 
Yapısında “P” bulunan yağlardır.
Hücre zarının yapısına katılır.
Bir yüzleri suyu sever diğer yüzleri suyu sevmez. Bu yüzden hücre zarında su sevmeyen yüzleri birbirine diğer yüzleri dışarıya bakacak şekilde dizilerek iki katlı bir yapı oluşturmuşlardır.
B) Steroitler: Vitamin (D) ve Hormonların (eşeysel ve böbrek üstü bezi) yapısına katılır.
Kolesterol bu gruba dahildir. Kolesterol balık hariç hayvansal gıdalarda (katı yağlarda) bulunur.
Vücutta kolesterol safra yapımı ve steroit hormonların yapısına katılır.
Fazla alınması damarlarda birikerek kalp ve damar rahatsızlıklarına neden olacağından özellikle 50 yaşından sonra alınmamasına özen gösterilmelidir.
İnsan kanındaki seviyesi 200’ün üzerine çıkmamalıdır.
C) Nötr Yağlar (Trigliserit):
Üç yağ asiti ve bir gliserolden oluşur. Oluşması sırasında diğer organik moleküllerde olduğu gibi n-1 tane yani 3 tane su çıkar ve 3 tane ester bağı kurulur.

YAĞ ASİTLERİ

Gliserolle  birlikte yağların monomerlerini oluştururlar. Vücudumuz birçok yağ asitini sentezleyebilirken bazı yağ asitlerini sentezleyemez. Bu yağ asitlerinin dışarıdan hazır olarak alınması gerekir. Bu gibi yağ asitlerine esansiyel (Temel-elzem-zorunlu) yağ asitleri denir.
Yağ asitleri kimyasal açıdan ikiye ayrılır.
a)Doymuş yağ asitleri ve özellikleri
1.Yapılarında bulunan “C” atomları arasında çift bağ bulunmaz
2. oda sıcaklığında katıdır.
3. hayvansal kökenlidir
4. kolesterol içerirler.
b) Doymamış yağ asitleri ve Özellikleri
1.Yapılarında bulunan “C” atomları arasında çift bağlar bulunur.
2. oda sıcaklığında sıvıdır.
3. bitkisel kökenlidir (balık hariç)
4. kolesterol içermezler.
Doymamış yağ asitleri hidrojenle doyurularak margarinler oluşturulur.
En sağlıklı yağ zeytinyağıdır. Günlük elzem yağ asitlerini karşılayabilmek için 15cc (bir çorba kaşığı) yeterlidir.
Öte yandan omega-3 (balık, fındık) yağ asitleri de kanı sıvılaştırıp akışkanlığını arttırdığı kolesterol seviyesini aşağıya çektiği için alınması faydalıdır.
Kanın akışkanlığının artması dolayısıyla beyne giden kan (oksijen) miktarının artması zeka ve başarı üzerinde olumlu etki yapar.
Yağ Bakımından Zengin Gıdalar: Yağlı tohumlar, zeytin, süt, iç yağı

C) PROTEİNLER

Yapısında C,H,O ve N organik moleküllerdir. Virüsler dahil tüm canlılarda bulunur. Yapıcı ve onarıcı olarak kullanıldıkları için zorunlu haller haricinde enerji verici olarak kullanılmazlar.
Et, süt, yumurta ve baklagillerdir. Beyaz et özellikle balık eti tercih edilmelidir.
Günlük ihtiyacımız 0,02 gr dır.
Protein eksikliğinde
Açlık durumunda ödem olur
Yaralar yavaş iyileşir
Alyuvarların yapısında düzensizlik görülür.
Savunma sistemi zayıflar

GENEL ÖZELLİKLERİ

Vücudun ve hücrenin temelini oluşturur.
Enzimlerin yapısını oluşturur.
Maddeleri tanır ve hücre içine alır.
Gerektiğinde son olarak enerji verici olarak kullanılır.
Hormonların çoğunluğunu oluşturur.
Vücudu mikroplardan koruyacak antikorları oluşturur.
Kasları yapar (aktin ve miyozin)
pH değişikliklerini dengeler
Oksijen ve CO taşır. (hemoglobin)
Kanın pıhtılaşmasını sağlar

PROTEİNLERİN YAPISI

proteinlerin monomerleri amino asitlerdir.
Proteinlerin yapısına katılan 20 amino asit bulunur.
Bunlardan 12 tanesini vücudumuz yapabilirken 8 tanesini yapamaz.
Bundan dolayı hazır olarak dışarıdan alınması gerekir. Bunlara temel (esansiyel) amino asitler denir.
Amino asitler COOH, amino (NH ) H ve R (değişken) grubun bir C atomunun etrafına dizilmesinden meydana gelmiştir.
R grubunun farklılığı çeşitli amino asitlerin ortaya çıkmasına neden olur.
Amino asitler birinin COOH grubu ile diğerinin Amino grubu arasında bir mol su çıkmasıyla kurulan peptid bağıyla birleşir.
Bu sayede ortaya çıkan bileşiklere amino asitlerin sayılarına göre dipeptit veya polipeptid denir.
20 çeşit amino asitin sırası, sayısı ve cinsi değişerek sonsuz çeşitlilikte protein oluşur.
(10 rakam kullanılarak sonsuza kadar sayı yazmanın mümkün olduğu gibi) bu nedenden insanlar birbirlerine benzemez. İnsanlarda parmak izi ineklerde burun izi bunun için farklıdır.
Proteinlerin kalıpları direkt olarak mRNA aracılığıyla DNA’dan alınır.
Ribozomlarda sentezlenir.
Daha sonra golgide gerekli değişiklikler yapılarak hücre içi veya dışına bırakılır. Hücrede üretilen proteinler enzim, hormon veya yapısal protein olarak kullanılır.
İlk sentezlenen haline primer sonra S bağları yardımıyla kazandığı yapılara sırasıyla sekonder, tersiyer ve quarterner  adı verilir.
Bu sırada yapısı sarmal hal alır.
Proteinler primer yapıda iş görmezler.
Proteinlerin yüksek basınç ve sıcaklık altında yapısı bozulur. (denaturasyon)
Eğer etki sınırlı ise (tersiyere kadar bozulmuş ise) etki kalktığında eski halini alır. Eğer sınırlı değilse etki kalktığında eski halini alamaz.

PROTEİN ÇEŞİTLERİ

1. Yapılarına göre Protein çeşitleri
a)     Basit proteinler: Sadece amino asitlerden oluşan proteinlerdir.
b)    Bileşik Proteinler: amino asitler haricinde yağ veya karbonhidratlar bulunduran proteinlerdir.
Yağ + protein = Lipoprotein
Karbonhidrat + protein= Glikoprotein
2. Şekillerine göre Protein çeşitleri:
a) Lifsel proteinler: genellikle esnek ve yapısal proteinlerdir. Örneğin kas
b) Küresel proteinler: genellikle metabolik proteinlerdir. Örneğin hemoglobin
Proteinlerin yapısında bulunan amino asitler birbirlerinin yerine ikame edilemedikleri için düzenli alınımlarına özen gösterilmelidir.

ORGANİK MADDELERİN AYRAÇLARI

1-Karbonhidratların tanınması:
Glikozun tanınması
Glikoz + Benedict yada Fehling çözeltisi Kiremit kırmızısı renk verir.
Nişastanın tanınması
Nişasta + İyot çözeltisi (lugol) Mavi- Mor renk verir.
2-Proteinlerin tanınması
Protein + Fehling Menekşe rengi.
Protein + HNO3 Sarı renk verir.
Protein + lugol Sarı renk verir.
Protein + biuret Mor renk verir.
3- Yağların tanınması.
Yağ + sudan 3 Kırmızı damlacıklar oluşturur.
Yağ + kağıt Saydam leke oluşturur.

D) ENZİMLER

Enzimler canlı katalizörlerdir.
Katalizörler girdikleri reaksiyonlarda gerekli olan aktivasyon (eşik) enerjisini aşağıya çeken maddelerdir.
İster endotermik, ister ektotermik olsun tüm kimyasal reaksiyonlarda aşılması gereken bir aktivasyon enerjisi vardır.
Eğer böyle olmasaydı maddeler kendiliğinden kontrolsüz bir şekilde tepkimeye girerler ve her şey bozulurdu.
Enzimler sayesinde vücudumuzdaki reaksiyonlar daha az bir aktivasyon enerjisiyle hücrelere zarar vermeden kontrollü ve hızlı bir şekilde gerçekleşir.
Enzimler protein yapıdadır dolayısıyla ribozomlarda sentezlenirler.
Bazı enzimler sadece protein kısımlarıyla çalışabilirken (ör. Pepsin) bazıları çalışabilmek için koenzim(vitamin) veya kofaktör(mineral)  gibi yardımcı gruplara ihtiyaç duyarlar.
Bu gibi enzimlerin proteinlerin kısımlarına apoenzim yardımcı kısımlarla (koenzim veya kofaktör) birlikte olanca holoenzim denir.
Enzimlerin etkilediği maddelere substrat denir.

            ENZİMLERİN ÖZELLİKLERİ

spesifiktirler (özeldir): her enzim farklı bir reaksiyonu ve substratı etkiler. Substrat ile enzim arasında anahtar kilit ilişkisi vardır.
Enzimler genellikle çift yönlü çalışır. Yani aynı enzim hem sentez hem de hidroliz reaksiyonlarında kullanılabilir. (hem kilitler hem açar)
Enzimler katalizledikleri reaksiyonlar (ör. Sentetaz) veya maddeye göre (ör. Lipaz) –az takısı getirilerek isimlendirirler.
Enzimler hücre içinde veya dışında çalışabilirler.
Enzimler etkilemeyi maddenin dış yüzeyinden başladığı için madde yüzeyi ne kadar fazla olursa etkileri o denli hızlı olur.
Enzimler çok hızlı çalışırlar. Örneğin üre yalnız başına 100 senede parçalanırken üreaz enzimi saniyede 30 000 üre parçalar.
Enzimler takım halinde çalışır. Takım içerisinde bir enzim çalışmazsa o enzim için girenlerin birikmesine ve ürünün oluşmamasına neden olur. Hayatsal olaylarda aksama olmaması için bu gibi durumlarda o enzimin ürünü ilave edilir.
Her enzim bir gen kontrolündedir. (bir gen bir enzim hipotezi). Dolayısıyla DNA da meydana gelen mutasyonlar doğrudan enzim sentezini etkiler. Bazı enzimlerin sentezlenememesi ölümle sonuçlanabilir.
Bir hücrede kaç çeşit kimyasal reaksiyon varsa reaksiyon çeşidi kadar enzim çeşidi vardır. Enzim sayısı ise ihtiyaç duyulduğunda protein senteziyle arttırılabilir.
Enzimlerin asıl aktif kısımları proteinlerdir.
Enzimler tekrar tekrar kullanılabilir.

ENZİMLERİN ÇALIŞMASINA ETKİ EDEN FAKTÖRLER.

Enzim konsantrasyonu: yeterli substrat bulunduğunda reaksiyonun hızını doğru orantılı olarak arttırır.
substrat konsantrasyonu: doyuma ulaşıncaya kadar reaksiyon hızını arttırır. Sonra sabit kalır.
Substrat Yüzeyi: daha fazla enzimin çalışmasına imkan sağladığı için doğru orantılı olarak arttırır.
Sıcaklık: Çan eğrisiyle gösterilir. Tepe noktası 37 alt ucu ise 55 dir. Bu sıcaklıktan sonra enzim yapısı (protein) bozulduğundan dolayı hız sıfırlanır.
Ph: Her enzim belli bir ph derecesinde çalışır. Kendi içinde çan eğrisiyle gösterilir. Mide enzimleri asit ortamda barsak enzimleri bazik ortamda tükrükteki enzimler nötr ortamda faaliyet gösterir.
Kimyasallar
İnhibitör Madde : enzimin çalışmasını yavaşlatır veya bloke eder. Ör. Zehirler.
Aktivatör Madde:  Enzimlerin Çalışmasını hızlandıran maddelerdir. Ör. Vitaminler
Su : Ortamdaki su yoğunluğu % 15’in altına düşerse enzim faaliyeti durur.

E) VİTAMİNLER

Vitaminlerin yapısı amino asit, yağ, yağ asiti, alkol ve nükleotid şeklinde olabilir.
Vitaminler organik madde olduğu halde enerji verici ve yapısal element olarak kullanılmaz, sindirilmez fakat hücre zarından geçebilirler.
Her canlı aynı vitaminleri almak zorunda değildir. Örn.  C vitaminini insan dışarıdan alırken fareler kendileri üretebilir.
Bitkiler ise tüm vitaminleri kendileri üretebilirler.
Vitaminlerin önemi enzimlere yardımcı olan koenzim olarak görev almalarından gelmektedir.
İnsanda bazı vitaminler provitamin olarak alınır ve vücutta asıl vitamine dönüşür.
Örn. A vitamini   B-Karoten olarak alınarak karaciğerde A vitaminine dönüştürülür.
D vitamini ise alınan provitaminin güneş ışığının etkisiyle deri altında dönüştürülür.
K vitamini ise bağırsağımızdaki bakteriler tarafından üretildiği için eksikliği fazla çekilmez.
Antibiyotiklerin yanında vitamin haplarının verilmesinin bir nedeni de budur.

VİTAMİN ÇEŞİTLERİ

1-SUDA ERİYEN VİTAMİNLER :  Kılcal kan damarlarıyla emilir vücutta depolanamaz ve fazlası idrarla dışarı atıldığından dolayı günlük alınması gerekir.
B grubu: eksikliğinde deri hastalıkları (beriberi, pallegra), sinirsel bozukluklar ve kansızlık (B12) görülür. Tahıllar, Yeşil sebzeler ve meyveler, et süt yumurta (B12), Kuruyemiş (B3)
C vitamini: bağışıklıkta zayıflama eksikliğinde skorbit hastalığı görülür. Taze sebze ve meyvelerde bulunur.
2-YAĞDA ERİYEN VİTAMİNLER:
Lenf damarlarıyla emilir. karaciğer ve yağ dokuda depolanabilir. Fazla alındığı durumlarda zehirlenme belirtileri görülür.  Eksiklik durumu hemen gözlenmez.
A vitamini: eksikliğinde gece körlüğü görülür. Havuçta (beta karoten) bol bulunur.
D vitamini: eksikliğinde raşitizm, osteomalezi, osteoporoz görülür, et süt ve yumurtada bulunur.
E vitamini: eksikliğinde kısırlık büyümede gerileme görülür. Kuruyemişte bol bulunur. 
K vitamini: eksikliğinde pıhtalaşmada gecikme görülür. Yeşil sebzelerde ve barsaktaki bakteriler üretir.
F)NÜKLEİK ASİTLER (Çekirdek asitleri – Yönetici moleküller)
Görevleri hücreyi yönetmek ve kalıtımı sağlamaktır.
1869 yılında akyuvar ve balık spermlerinin incelenmesi sırasında F. Misher tarafından bulunmuştur.
Nükleik asitlerin monomerleri nükleotidlerdir.
BİR NÜKLEOTİDİN YAPISI: baz, şeker ve fosfat olmak üzere üç gruptan oluşur.
 a) azotlu organik bazlar: pürin ve pirimidin bazları olmak üzere iki çeşittir.
Pürin bazları çift halkalıdır A ve G dir. Hem DNA’da hem RNA’da ortak olarak bulunur.
Pirimidin bazları: tek halkalıdır. Urasil timin ve sitozindir. Urasil ve sitozin RNA’da sitozin ve timin DNA’da bulunur.
Bir DNA molekülündeki pürin bazlarının sayısı pirimidin bazlarına eşittir.
b) şeker (pentoz)
RNA’da riboz,
DNA’da deoksiriboz şekeri bulunur.
Riboz ile deoksiriboz şekeri arasındaki fark deoksiribozun bir oksijen eksik olmasıdır.
fosfat (H3PO4): tüm nükleotid ve ATP’nin yapısında bulunur.
Nükleoditlere asit özelliğini kazandırır.
Bir nükleotidin yapısında bulunan
şeker ile baz arasında glikozit
şeker ile fosfat arasında ester bağı bulunur. Nükleotidler şeker ve fosfat grupları arasında oluşan fosfodiester bağlarıyla bağlanarak zincirleri (iplikçik) oluştururlar.
Nükleotidler yapılarında bulunan baz ve şeker dikkate alınarak isimlendirilir. Örn. Adenin ribonükleodit,
guanin deoksiribonükleotid.

DNA (DEOKSİRİBO NÜKLEİK ASİT):

çift zincirli bir yapıya sahiptir.
Karşılıklı zincirler oluşurken her zaman A – T ile G –  S  ile eşleşir.
A-T arasında iki G-S arasında üç zayıf hidrojen bağı mevcuttur.
Bir DNA molekülünde  A sayısı T sayısına
G sayısı S sayısına
Pürin sayısı Pirimidin sayısına eşittir.
A+T+G+S sayısı fosfat sayısına oda deoksiriboz sayısına eşittir.
DNA hücrede çekirdek, kloraplast, mitekondri ve prokaryotik hücrelerin sitoplazmasının orta kısmında bulunur.
Kloroplast ve mitekondride DNA bulunması onların iç işlerinde bağımsız olmasını sağlar.
Bundan dolayı kendilerine ait RNA ve ribozomları sayesinde kendileri için gerekli protein ve enzimi yapar ve bölünerek çoğalabilirler.
DNA üzerinde bir canlı için gerekli tüm bilgiler 4 çeşit bazın sırası sayısı ve çeşidinin değişmesiyle elde edilen genlerde şifrelenmiştir.
Bu bilgiler bireye ait tüm hücrelerin çekirdeklerinde ve aynı şekilde bulunur.
Fakat farklı organ ve dokularda farklı genler aktiftir. Örn. Gözde görme ile ilgili genler, dilde ise tatma ile ilgili genler aktiftir.
DNA’nın yapısında bulunan çift iplikçikten biri anlamlı diğeri ise tamamlayıcı zincirdir.
Sadece anlamlı zincirden mRNA sentezlenmek suretiyle bu bilgiler kullanılır.
Tamamlayıcı zincir ise anlamlı zinciri koruma amaçlı oluşturulmuştur.
İki zincirden birinde meydana gelen bozulma karşı zincir tarafından tamir edilebilir.
DNA’nın yapısında orta kısımda baz dış kısımda ise şeker ve fosfat bulunur.
Fosfatın dışında da histon proteinleriyle sarılarak asıl önemli olan baz dizileri korunmuştur.
Baz dizilerindeki meydana gelecek değişme kalıtsaldır ve mutasyon olarak isimlendirilir.
DNA’yı tüm moleküllerden ayıran en büyük özelliği ise kendini eşleyebilmesidir. (replikasyon)
DNA dünyadaki en büyük moleküldür. Bir kromozomu oluşturun DNA açıldığında 2cm’ye ulaşabilir.
RNA (RİBO NÜKLEİK ASİT):
hem çekirdekte hem de sitoplazmada bulunur.
Tek iplikçikten oluşmuştur.
tRNA  hariç hidrojen bağı içermez.
RNA’lar DNA’dan sentezlenir görevlerine göre üç çeşittir.
Çekirdekçik kısmında bol miktarda RNA bulunur.
RNA ÇEŞİTLERİ
mRNA : DNA şifresini sitoplazmaya taşıyarak ilgili proteinlerin sentezini başlatır. Sentezine Trankripsiyon denir.
rRNA: ribozomun yapısını oluşturur. Protein sentezini sağlar.
tRNA : amino asitleri tanıma ve doğru amino asitleri ribozoma taşımakla görevlidir.
Bir tRNA sadece bir çeşit amino asit taşır.
Bir hücrede en az 20 En fazla 61 çeşit tRNA bulunur.
20 çeşit amino asit bulunduğundan dolayı bir amino asit çeşidi birkaç tRNA çeşiti tarafından taşınabilmektedir.
DNA ile RNA ; iplikçik sayısı, şeker farkı,  baz farklılığı ve bulunma yerlerindeki farklar açısından karşılaştırılabilir.

G) ATP (ADENOZİN TRİ FOSFAT)

Hücrede metabolik olaylarda kullanılacak enerji mitekondri,  sitoplazma ve kloroplasta önce ATP’nin yapısına kimyasal bağ enerjisi olarak depolanır. Ve hücrede gerekli görüldüğü yerlerde kullanılır. Hücrenin para birimidir.
ATP sentezlenmesi olaylarına fosforilasyon denir.

FOSFORİLASYON ÇEŞİTLERİ

a) fotofosforilasyon: ışık etkisiyle ATP üretimi
b) Kemofosforilasyon: Kimyasal maddelerin oksitlenmesi ile
c) Oksitatif fosforilasyon: Oksijenli solunum sonucu
d) Substrat düzeyinde fosforilasyon:  Oksijensiz solunum sonucu
ATP’NİN YAPISI : tipik bir adenin ribo nükleiktide iki fosfat ilavesiyle oluşur.
İkinci ve üçüncü fosfatlar için oluşturulan bağlarda yüksek enerji bulunur.
Bu bağların her birisinde 7300call bulunmaktadır.
Canlılarda enerji büyüme gelişme hareket,  üreme sindirim, boşaltım ve sentez için kullanılır.


3. BÖLÜM HÜCRE



Canlıların en küçük yapı taşına hücre denir. Hücre ilk defa 1665 yılında Robert Hook tarafından şişe mantarı incelenmesi sırasında görülmüştür. Daha sonra alman bilim adamları şıvan ve şılaydın bitki hücrelerini inceledi. 1831 yılında brown hücre çekirdeğinin varlığını ispatladı. Ve hücre zarı çekirdek ve sitoplâzma olmak üzere incelenebileceği anlaşıldı. Bu bilgiler ışığında hücre teorisi geliştirildi. Buna göre
·         Tüm organizmalar bir yada çok hücreden oluşmaktadır.
·         Hücre en küçük canlıdır.
·         Yeni hücreler var olan hücrelerin üremesiyle oluşur.
·         Canlıların kalıtım maddesi hücrelerde saklıdır.
            Hücrelerin büyüklükleri arasında çok büyük farklılıklar yoktur. Ancak canlıların büyüklüğü hücre sayısının fazlalığı ile ortaya çıkar. Şekillerine gelince genel olarak bitki hücreleri köşeli prizmatik hayvansal hücreler ise küresel kabul edilir bununla birlikte hücrelerin şekilleri görevlerine göre değişiklik arz eder. Örn. Sinir hücresi çomak şeklinde sperm kuyruklu yumurta küresel kas hücreleri uzun incedir.
            Hücre basitçe hücre zarı, sitoplazma ve çekirdek olarak incelenebilir.

1.HÜCRE ZARI

Hücreyi dış etkilerden korur. Hücreye belli bir şekil verir. En önemlisi de madde giriş çıkışını kontrol eder. Hücre zarının en önemli özelliği seçici geçirgen oluşudur.
Hücre zarı dışında bitki, mantar ve bakterilerde hücre duvarı bulunur. Hücre duvarının yapısı selülozdur bitkilerde buna ilaveten odun borularında lignin mantar tabakada (kabuk) süberin birikir.  Bir hücreli (protozoa) canlılarda ise hücre zarının dış kısmında sertliği sağlayan pelikula bulunur.
            Hücre zarının temel yapısını fosfolipitler oluşturur. Suyu sevmeyen yüzleri birbirlerine bakacak şekilde suyu seven yüzleri de iç ve dışa dönük şekilde sıralanırlar. Yağların içerisine protein molekülleri serpiştirilmiştir. Bu yapı hareketlidir yani proteinlerin yerleri değişebilmektedir. Dolayısıyla bu yapı akıcı mozaiğe benzetilmiştir. Yağ tabakasını boydan boya geçen proteinlerin iç kısmında delikler (por) bulunur ve madde giriş çıkışını sağlar. Hücre zarının dış kısmında yer yer protein ve yağlara tutunarak glikolipit ve glikopeptitleri oluşturan karbonhidratlarda (glikokaliks) bulunur. Bu yapılar hem dışarıdan gelen maddeleri tanıyabilmekte hem de dışarıdan gelenlerin hücreyi tanımasını sağlamaktadır. Örn. Hormonlar hedef hücreleri bu yolla tanıyarak etkilerler. Glikokaliks hücrelerin birbirlerine tutunmasını sağlar. Örn. Dokuyu oluşturan hücreler.

HÜCRE ZARINDAN MADDE ALIŞ VERİŞİ

Hücre zarı bu görevini gerçekleştirirken öncelikle yapısında bulunan porlardan faydalanır. Porlardan yalnızca inorganik maddeler ve organik maddelerin monomerleri (yapıtaşları) geçebilir. Bu sırada hücre zarının seçici geçirgenlik özelliğe de göz ardı edilmemelidir. Bazı durumlarda gerekli maddeleri alıp verme sırasında enerjide kullanabilir buna göre aktif ve pasif taşıma olmak üzere iki kısımda incelenir.
PASİF TAŞIMA: enerjinin kullanılmadığı taşıma şeklidir. Cansız hücrelerde de gerçekleşir.
1.Difüzyon: porlardan geçebilen maddelerin çok yoğun ortamdan az yoğun ortama doğru yayılmasıdır. Kelime manası olarak yayılmadır. Örn. Kolonyanın odada yayılması
Gerçekleşmesi için zarın canlı olması gerekmez. Difüzyon karşılıklı yoğunluk eşitleninceye kadar devam eder. Difüzyona uğrayacak maddelerde öncelik sırası şöyledir.
1)      Su önce geçer
2)      Küçük maddeler büyüklerden önce geçer
3)      Nötr maddeler iyonlardan önce geçer.
4)      Yağı eriten ve yağda eriyen maddeler diğerlerinden daha kolay geçer
Difüzyon hızını etkileyen faktörler
1)      Maddenin hali: gaz  - sıvı – katı
2)      Sıcaklık: doğru orantılı olarak etkiler
3)      Molekülün büyüklüğü: ters olarak etkiler
4)      Derişim farkı: doğru orantılı olarak etkiler.
Bazı büyük moleküller glikoz, amino asitler gibi yardımcı proteinler yardımıyla hücre içerisine alınır bu olaya kolaylaştırılmış difüzyon denir.
2.Ozmos: suyun difüzyonudur. Suyun çok olduğu yerden az olduğu yere doru geçmesidir.
Hücreye göre çözelti üç durum arz eder. Ya yoğun (hipertonik) ya az yoğun (hipotonik) yada eşit(izotonik) yoğunluktadır. Hücre izotonik bir çözeltiye bırakılırsa hiçbir değişme meydana gelmez. İzotonik çözelti % 0,9’luk tuz çözeltisidir. Bu çözeltiye serum fizyolojikte denir. Eğer hücre hipertonik bir ortama bırakılırsa su kaybederek (plazmoliz) büzülür. Eğer  hipotonik ortama bırakılırsa su alarak (deplazmoliz) şişer. Hücre şişerek turgor durumuna geçer. İçeriye su girişi devam ederse patlar (hemoliz)
Hücre içindeki suyun hücre zarına yaptığı basınca turgor basıncı hücre dışındaki suyun zara yaptığı basınca da ozmotik basınç denir. Emme kuvveti = turgor basıncı – ozmotik basınç turgor basıncı ile ozmotik basınç eşitlenince su giriş çıkışı olmaz.
Bitki hücrelerine giren fazla su hücre çeperi bulunmasından dolayı patlamasına neden olmaz. Tersine bitkinin daha canlı görülmesine neden olur.

AKTİF TAŞIMA:

Enerjinin kullanıldığı taşıma şeklidir. Bazı durumlarda difüzyonla alınan madde miktarı hücre için yeterli olmayabilir. Bu durumda hücre enerji harcanarak az yoğun ortamdan çok yoğuna doğru madde taşıması yapabilir. Bu olay hücrenin canlı olduğunun en büyük göstergelerindendir. Örn sinir hücrelerinde sodyum ve potasyum atomlarının zarın iki tarafındaki yoğunlukları çok farklıdır.

POLİMERLERİN ZARDAN GEÇİŞİ

1.Endositoz: hücre zarındaki porlardan geçemeyen maddelerin hücre cebi oluşturularak içeriye alınmasıdır. Böylece oluşan besin kofulu lizozomla birleşerek sindirim kofulunun oluşturur. Sindirim sonunda gerekli maddeler sitoplâzmaya geçtikten sonraki durumuna boşaltım kofulu denir. Bu şekilde sıva maddeler alınıyorsa pinositoz katı maddeler alınıyorsa fagositoz denir. Hücre içi sindirim yapan hücrelerde gerçekleşir. Hücre çeperi bulunana hücreler endositoz gerçekleştiremez
2.Ekzositoz: büyük moleküllerin hücre zarının geri çekilmesi marifetiyle hücre dışına bırakılmasıdır. Enzim, tükürük, ter, süt salgısı gibi hücre çeperi bulunan hücrelerde ekzositoz yapabilir.

HÜCRE İSKELETİ:

ökaryot hücrelerde Hücreye şekil veren ve organizasyonu sağlayan yapılardır.
a) Mikroflamentler: aktin proteinlerinden oluşan sarmal demetlerdir. Kasların kısalıp uzamasını sağlar. Yalancı ayakların oluşmasında, hücrenin boğumlanmasında etkilidir. İnce barsaklardaki mikrovillusların yapısında da bulunur.
b) Araflamentler: hareketsiz kararlı yapılardır hücrenin sabitliğini sağlarlar.
c) Mikrotübüller: tübülin proteinlerinden oluşan içi boş yapılardır. Hücre şeklinin oluşması, organellerin yer değiştirmesi, kromozomların ayrılması, hücre çeperinde selüloz liflerin düzenlenmesinde görev alır. Sentriol, sil ve kamçılar miktotübül yapıdadır. Kamçı bir hücrede bir veya iki tane sil ise çok sayıda bulunur titreşerek hücrenin haraketini sağlarlar. Örnek: öğlena ve spermde kamçı, terliksi hayvan ve solunum borusu hücrelerinde sil bulunur.

2.SİTOPLÂZMA:

Hücre zarıyla çekirdek arasını dolduran yumurta akı kıvamında ve görünümünde yarı akışkan yarı saydam bir maddedir. Sitoplâzmayı bir atölyeye benzetebiliriz. İçerisinde
(Ham maddeler) hücre için gerekli tüm maddeler: su amino asitler yağ asitleri ve çeşitli monomerler
(İş makineleri) organeller
(İşçiler) faal enzimler örn. Oksijensiz solunum enzimleri
(mamul maddeler) enzimler, proteinler, hormonlar, sentez sonucu oluşan maddeler.
(atık- talaş) faaliyetler sonucu açığa çıkan atıklar karbondioksit su gibi
sitoplazma hücre zarına parelel olarak rotasyon hareketini çekirdek ile zar arasınada ise sirkülasyon hareketini yaparak içeriğinin yer değiştirmesini sağlar.
Sitoplazma hücre zarına paralel olarak rotasyon hareketini çekirdek ile zar arasında ise sirkülasyon hareketini yaparak içeriğinin yer değiştirmesini sağlar.

ORGANELLLER

1.Ribozom : zarsızdır. Prokaryotik hücreler dahil tüm hücrelerde bulunur. Protein senteziyle görevlidir.
2.Mitekondri: tüm ökaryotik canlılarda görülür. Oksijenli solunum yapar. Kendine has ribozom, DNA ve RNA’ya sahiptir. Bölünerek üreyebilir. Çift zarla çevrilidir. İç zarın kıvrımlarına krista denir. Solunum enzimleri burada bulunur. İçindeki sıvı kısma ise matriks denir.
3.Plastitler:
a) Kloroplast: fotosentez yapabilen ökaryotik hücrelerde bulunur. Mitekondrideki gibi kendine has ribozom, DNA ve RNA’ya sahiptir. Çift zarla çevrilidir. İçerisindeki şekilli yapılara grana denir ve fotosentez yapımında etkin olan klorofil burada bulunur sıvı kısmına ise stroma denir.
b) Kromaplast: Bitkilerde yeşil ve beyaz harici renkleri oluşturur. Likopin kırmızı ksantofil sarı karoten turuncu rengi verir bu renklerin haricindeki çiçek renkleri koful öz suyunun asit ve baz olma durumlarına göre ortaya çıkar.
c) Lökoplast: bitkilerde besin depo görevi görür. Renksizdir. Nişasta yağ veya protein depolayabilir. Güneş ışığıyla karşılaştığında kloroplasta dönüşebilir.
4.Endoplazmik Redikulum (ER): hücre zarının içeri çökmesi çekirdek zarını meydana getirirken ER’yide meydana getirmiştir. Görevi hücre içi madde iletimi ve depolamadır. Üzerinde ribozom bulunan türüne GER bulunmayan türüne SER denir. Protein sentezini yoğun yapan hücrelerde GER yağ sentezini yoğun yapanlarda da SER bulunur.
5.Golgi : genelde çekirdeğe yakın ve bir adet bulunur. Görevi salgı yapmaktır. Ribozomlarda üretilen enzimleri zarla çevirir. Bu yapılara diktiyozom denir. Bu sırada yapılarında küçük değişiklikler yapabilir. ER’den türemiştir. Salgı yapan hücrelerde fazla görülür. Örn. bezler
6.Lizozom : içi sindirim enzimi dolu keseciklerdir. Zarla çevrilidir. Hücre içi sindirimi gerçekleştirir. Bazen patlayarak hücreyi de sindirebilir. Buna otoliz denir. Embriyoda parmak aralarının oluşumu kurbağada kuyruğun kaybı bu yolla olur. Akyuvarlarda da bol bulunur.
Genelde hayvan hücrelerinde bulunur. Bitkilerde bulunan çeşidine fitolizozom denir. Spermin başında olanına akrozom denir.
7.Koful: bitki hücrelerinde bir tane ve büyük hayvan hücrelerinde birden fazla ve küçüktür. Atık maddelerin depolandığı yerdir. Bitkilerde büyük olmasının nedeni bitkilerin tam anlamıyla boşaltım yapamamasıdır. Bitki hücreleri atık maddeleri kristal haline getirerek kofulda depolar. Bitki hücrelerinde kofulun çok büyümesi çekirdeği kenara iter ve ölümüne neden olur. Kofullar görevlerine göre besin kofulu boşaltım kofulu sindirim kofulu ve depo kofulu kontraktil koful gibi isimler alırlar. Tatlı sularda yaşayan bir hücreliler yoğunluk farkından dolayı ortamdan çok miktarda su alır. hücre patlamamak için bu suyu kontraktil (vurgan) koful yardımıyla dışarı atar.
8.Sentrozom: sadece hayvan hücrelerinde bulunur. Çekirdeğe yakın yerde iki sentriolden oluşur. Üremede iğ ipliklerinin bağlandığı yerleri oluşturur. Bir hücrelilerde görülen sil ve kamçı gibi hareket organları yapı bakımından sentriole benzer.

3.ÇEKİRDEK

Çekirdekli hücrelere ökaryot çekirdeksizlerde ise prokaryot denir. Ökaryot hücrelerde çekirdekle beraber diğer zarlı organeller de bulunur. Prokaryotik hücrede çekirdeğin içeriği hücrenin orta kısmında zarsız biçimde bulunur ve sadece ribozom organeli bulunur. Bakteriler ve arkeler, prokaryot hücrelerden oluşur. Bunun dışında memeli alyuvarlarında da çekirdek yoktur. İlk meydana gelmesi sırasında olan çekirdek daha fazla oksijen taşıyabilmesi için çıkarılmıştır. Çekirdek hücrelerde bir tane bulunur. Fakat çizgili kas hücresi, akyuvarlar ve bazı mantar hücrelerinde birden fazla çekirdek bulunabilir. Çizgili kas hücrelerinde çok çekirdek bulunmasının neden hücre bölünmesinde sitoplazma bölünmesinin meydana gelmemesidir.
Çekirdeğin görevi hücreyi yönetmek ve kalıtımı yavru hücrelere aktarmaktır.
Çekirdeğin yapısında sitoplâzma benzeri bir sıvı olan karyoplazma DNA iplikçiklerinin proteinlere sarılmasıyla oluşan kromotin iplik ve RNA yapısındaki çekirdekçik bulunur. Kromotin iplikler hücre bölünmesinden önce kısalıp kalınlaşarak kromozomları oluşturur. Çekirdekçik de kromozomun uydu kısmını oluşturur.
Çekirdek dıştan ER’nin devamı olan çift katlı bir zarla çevrilidir. Bu zar kısmen kesintiye uğrayarak porları oluşturur. Hücre zarındaki porlardan polimerler geçemezken çekirdek zarındaki porlardan rahatlıkla geçebilir. Çekirdek zarının dış kısmında ER’nin devamı olduğunu gösteren ribozomlar bulunur. Çekirdek zarı hücre bölünmesi sırasında ER’nin geri çekilmesiyle kaybolur.
Amipin çekirdeği çıkarıldığında amipin bir süre canlılığını devam ettirdiği bir süre sonra çekirdeksiz parçanın ve çekirdeğin öldüğü görülmüştür. 2. Deneyde ise iki farklı alg türünde çekirdek ve sitoplazma yer değiştirilmiş bir zaman sonra yeni hücre şeklini çekirdeğin belirlediği görülmüştür.
Kromozom sayıları canlı türleri içinde sabittir ve genellikle çifttir 2n’le ifade edilir. Bunun sebebi ise bir takımın anneden bir takımın babadan gelmesidir. Kromozom sayıları aynı olan canlı türleri olabilir bu hiçbir şey ifade etmez. Kromozom sayısının az veya çok olması o canlının gelişmişliği hakkında bilgi vermez. Biri anneden diğeri babadan gelen ve aynı karakterleri şifreleyen kromozomlara homolog kromozom denir. Bölünmeden önce DNA’nın kendini eşlemesiyle oluşan kromotitlere ise kardeş kromotid denir. Kromozomlar en iyi çekirdek zarı kaybolduğu için bölünmenin metafaz safhasında gözlenir. Kromozomlar kol uzunluklarına göre metasentrik, supmetasentrik, akrosentrik ve telosentrik olarak isimlendirilir. Bir canlıya ait kromozomların fotoğrafının çekilip homolog kromozomların boy sırasına göre dizilmesi ve numaralanmasıyla kromozom haritaları (karyotip) hazırlanır.
Hücrelerimizde bulunan x ve y kromozomları cinsiyetimizi belirler. cinsiyet kromozomlarına gonozom diğerlerine otozom denir.

HÜCRELERİN KARŞILAŞTIRILMASI

 FARKLAR
Bitki
hücresi
Mantar Hücresi
Hayvan.
Hücresi
Hücre çeperi
Selüloz
Kitin
Yok
Merkezi koful
var
var
yok
Plastid
var
yok
yok
Depo Şekeri
nişasta
glikojen
glikojen
Sentrozom
yok
yok
var


4.BÖLÜM CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI



SINIFLANDIRMA

Canlıları daha kolay incelemek için onları benzer özeliklerine göre gruplandırmaya sınıflandırmadenir. İki şekilde yapılır:
Yapay (Ampirik) Sınıflandırma: Canlıların sadece benzer özelliklerine dayanarak yapılan sınıflandırmadır. Bilimsel değildir.
Aristo tarafından yapılmıştır.
CanlılarÞBitkiler       Þa) Otlar b) Çalılar   c) Ağaçlar
  ÞHayvanlar Þa) Havada Yaşayanlar b) Karada Yaşayanlar       c) Suda Yaşayanlar
Doğal (Filogenetik) Sınıflandırma: Canlıların köken bağlantılarına (homolog organlarına) akrabalık derecesine, embriyonik  gelişimlerine, protein benzerliklerine, fizyolojilerine dayanılarak yapılan sınıflandırmadır.
Homolog Organ: Orijinleri aynı, görevleri farklı organlardır. Doğal sınıflandırmada homolog organlar dikkate alınır.
  Örn: Balinanın yüzgeci, yarasanın kanadı veya fokun yüzme ayağı ve insan kolu.
Analog Organ: Orijinleri farklı, görevleri aynı olan organlardır. Sınıflandırmada kullanılmaz. Suni sınıflandırmada analog organlar dikkate alınır.
  Örn:Sinek  ve yarasa kanadı.
Organları homolog olan canlılar akrabadırlar. Akraba canlıların proteinlerindeki amino asit dizilişleri, embriyonik gelişim evreleri, boşaltım artıkları da benzerdir.
Nicel gözlemlere dayanır.

Canlıların sınıflandırılmasında dikkate alınan bazı özellikler :

Hücre tipi ve sayısı (Ökaryot – Prokaryot) (Hücresel organizasyon)
Embriyo tabakalarının sayısı (Endoderm – Mezoderm – Ektoderm)
Embriyonik örtülerin bulunuşu (Vitellus – Koryon – Amniyon – Allontois)
Vücut boşluğu tipleri (Gastrovasküler – Sölom)
Simetri şekilleri (Bileteral – Işınsal)
Vücutta segmentlerin bulunuşu (Benzer parça)
İskeletin bulunuşu (varsa kıkırdak veya kemik)
Azotlu boşaltım maddelerinin benzerliği (NH3 – Üre – Ürik Asit)
DNA’ daki baz dizilişi
Sistemlerin varlığı (Sindirim, solunum, dolaşım vs.)

SINIFLANDIRMA BİRİMLERİ: 

Çift isimlendirme metodu LİNNE tarafından yapılmıştır.
Örn:Felis   leo =Aslan
TÜR
Bugünkü anlamda tür; ortak bir atadan gelen, yapı ve görev bakımından benzer organlara sahip, yalnızca kendi aralarında üreyebilen ve kısır olmayan döller meydana getiren canlıların oluşturduğu topluluktur.
At ile eşek birbiriyle çiftleşebilmesine rağmen yavruları olan katırın kısır olmasından dolayı farklı tür olarak alınır.
Ayrıca katır tür olmadığından dolayı sistematikte yeri yoktur.
Kurt ile köpeğin çiftleşmesinden oluşan kurt köpeği üreyebildiği halde kurt ve köpek farklı türdendir.
Aynı türden olan canlıların; kromozom sayıları, yaşama ortamları, boşaltım ürünleri, embriyonik gelişimleri aynıdır. Protein yapıları genleri ise bir başka canlıya göre birbirine daha çok benzer.
Aynı türün bütün bireylerinin kromozom sayısı aynıdır. Ama kromozom sayısı aynı olan iki canlı aynı türden olmayabilir.
Örnek: İnsan=46 kromozom; Moli balığı=46 kromozom
Bir canlının embriyonik gelişimi sırasında önce şube özellikleri, en son ise tür özellikleri ortaya çıkar.
Bilimsel anlamda ilk sınıflandırmayı Carl Linne yapmıştır.
Türler iki kelimeyle, diğer birimler tek kelimeyle adlandırılırlar.
Tür isminde ilk kelime cins ismi olup, ilk harfi büyük yazılır. İkinci isim ise o türün tamamlayıcısıdır.
      Felis          domesticus      Þ  Ev kedisi
    Cins adı      Tanımlayıcı ad
Doğal ortamlarında çiftleştiklerinde verimli döller verebilen canlılara tür denir.
Türü oluşturan bireylerin kalıtsal ve anatomik yapıları çok benzerdir.
İnsan türü, hamsi türü, limon türü gibi, Yeryüzünde yaklaşık olarak 2 milyon civarında canlı türü bulunmaktadır.
Bu canlı türlerini benzerlik ve farklılıklarına göre gruplara ayırmaya ise sınıflandırma
Sınıflandırma türlerin daha kolay, hızlı ve ayrıntılı incelenmesine olanak sağlar.
Yeryüzünde yaşayan canlılar, altı büyük sınıflandırma grubuna ayrılarak incelenmiştir.
(Bakteriler – Arkeler - Protistler - Mantarlar - Bitkiler - Hayvanlar)
CANLILAR ALEMİ

I. BAKTERİLER ALEMİ

Virüslerden daha büyük bir hücreli mikroskobik organizmalardır.
En basit hücre yapısına sahiptirler. Hücre zarı, sitoplazma, hücre çeperi ve ribozomdan oluşurlar.
Çok küçük oldukları için hava ve su yardımıyla dünyanın hemen her tarafına taşınabilirler.
Çoğalma hızları yüksek olup dünyada fazla ve yaygın olarak bulunurlar.
Bakterilerde şu yapılar bulunabilir.
Hücre zarı: Bakterinin korunmasını ve madde alış verişinin kontrolünü sağlar.
DNA: Bakterilerin kalıtsal maddesi olup hücre zarı ve sitoplâzmadaki olayları denetler.
Sitoplazma: Taşıdığı enzimlerle canlının yaşam olaylarını gerçekleştirir.
Enzimler: Sitoplazmada bulunurlar. Beslenme, solunum, sentez ve sindirim olaylarını sağlarlar.
Ribozom: Her hücrenin kendisine ait özel proteinlerinin sentezlenmesini sağlar.
Kamçı: Bazılarında bulunur. Sulu ortamlarda bakterinin aktif hareketini sağlar.
Klorofiller: Bazılarında bulunur. Bakterilerin ışıklı ortamda fotosentez yapmasını sağlar.
Hücre çeperi: Bakterinin zar ve sitoplazmasına desteklik sağlar. Şeker - protein karışımı bir maddeden oluşur.
Bakteriler bölünerek çok hızlı bir şekilde çoğalırlar. Uygun olmayan şartlarda çevrelerine bir kapsül oluşturarak spor haline geçerler.
BAKTERİLERİN SINIFLANDIRILMASI:
A-ŞEKİLLERİNE GÖRE BAKTERİLER:
dört çeşit bakteri grubu bulunur;
1-Yuvarlak bakteriler: Üzüm tanesi şeklindedir ve kamçı taşımazlar. Örnek: Zatürrre
Çubuksu bakteriler: İnce uzun şekilli bakterilerdir. Örnek: Verem
Spiral bakteriler: Kıvrık, burgu şekilli bakterilerdir. Örnek: Kolera
Virgülsü bakteriler: Kamçıları tek ve uzun bakterilerdir. Örnek: Frengi
B-BESLENMELERİNE GÖRE BAKTERİLER 2 çeşit bakteri grubu bulunur.
1) Üretici bakteriler:
a)Fotosentetik bakteriler: Taşıdığı klorofilleri yardımıyla fotosentez yapar ve ihtiyaç duyduğu besinlerin üretilmesini sağlarlar.
b) Kemosentetik bakteriler: inorganik maddelerin oksitlenmesi sonucu ortaya çıkan enerjiyi kullanarak besin sentezi yaparlar.
2) Tüketici bakteriler: İhtiyaç duyduğu besinleri dışarıdan hazır olarak alan bakterilerdir. Bunların da yaşama şekillerine göre farklı tipleri bulunur.
a) Çürükçül bakteriler: Canlı artık ve kalıntılarını ayrıştırarak besin ihtiyacını karşılarlar.
b) Parazit bakteriler: Başka canlıların vücudunda barınarak hazır besin alır ve hastalık oluştururlar.
c) Ortak yaşam bakterileri: Birlikte yaşadığı canlıyla karşılıklı madde alış verişi yaparak beslenirler.
C- SOLUNUMLARINA GÖRE BAKTERİLER
1)      Anaerob Bakteriler:
Bakteriler organik besinleri parçalayarak enerjilerini elde ederken genellikle oksijen kullanmazlar.
Bunlar havasız yerlerde de yaşayarak çoğalırlar.( Konservelerde olduğu gibi)
Bunlardan bazıları oksijenin olduğu yerde hiç gelişemezler. Örnek: Clastrodium tetani (Tetanos bakterisi)
2)  Aerob Bakteriler:
Bazı bakteri grupları (Escherichia coli, Zatürree ve Yoğurt Bakterisi gibi) ancak oksijenli ortamda yaşayabilir.
Bunlarda mitokondri olmadığı için solunum hücre zarının iç kısmındaki kıvrımlarda (mezozom) gerçekleştirilir. Örnek: Azot Bakterileri.
3) Geçici Aerob veya Geçici Anaerob Olanlar:
Asıl solunumları oksijensiz olduğu halde kısa süre için aerob olanlara "Geçici Aerob" denir.
Normal solunum şekli aerob olanlar ise havasız kalınca fermantasyona başvururlar. Bunlara "Geçici Anaerob" denir.
D- BOYANMALARINA GÖRE BAKTERİLER:
Danimarkalı Bakteriyolog Gram tarafından geliştirilen boyalarla (kristal viyole) boyanan bakterilere Gram (+) (kalın çeperli), boyanmayanlara ise Gram (-) (ince çeperli ve genelde patojen) bakteriler denir.

BAKTERİLERDE ÜREME

1-Eşeysiz (Bölünerek) Çoğalma
Bütün bakteri türlerinin esas üreme şekli bölünmedir. Su, besin maddesi ve sıcaklığın uygun olduğu ortamlarda çok hızlı bölünürler. Bu bölünmeler her 20 dakikada bir gerçekleşir. Böylece geometrik olarak artmaya başlarlar. Ancak bu artış sürekli değildir. Çünkü zamanla ortam sıcaklığı artar, asitler ve CO2 birikir, besin maddeleri tükenir. Bunlar bakteriler için öldürücü doza ulaşınca geometrik artış bozulur.
2-Eşeyli Üreme (Konjugasyon-DNA transferi)
Plazmit taşıyan bir bakteri ile taşımayan bir bakteri karşı karşıya gelerek sitoplazmik bir köprü kurarlar ve plazmitin bir zinciri karşı tarafa geçer ve her iki zincir kendini eşleyerek her iki bakteri aynı direnci kazanmış olur. Bu sayede kalıtsal çeşitliliklerini artarak değişen ortamlara uyum yapma imkanı bulurlar. Bu çeşitliliğe ise Kalıtsal Varyasyon denir.

BAKTERİLERİN FAYDALARI

Çürütücü bakteriler canlı kalıntılarını parçalayarak doğal temizliğin gerçekleşmesini ve toprağın mineral oranının artmasını sağlarlar.
Maya bakterileri fermantasyon sonucu ürettiği asit ve alkolle besinlerin mayalanmasını sağlar. Turşu, içki, yoğurt oluşumu gibi.
Ortak yaşam bakterileri, Selülozun sindirilmesi, vitamin üretilmesi ve azotun tutulması gibi olaylarda birlikte yaşadığı canlıya yardımcı olur.

BAKTERİLERİN ZARARLARI

Patojen ve bazı zararlı bakteriler insanlarda tifo, kolera, zatürre, verem gibi hastalıların oluşmasına neden olurken, bazıları da besinlerin gıda yapısında bozulmalara neden olurlar.

II. ARKELER ALEMİ

Zorlayıcı ortam şartlarına uyum sağlamış tek hücreli prokaryotik canlılardır.
1.Metanojenik Arkeler: CO2’i hidrojenle birleştirerek CH4 üreterek beslenirler. Zorunlu anaerobiktirler. Bataklıklar, göl dipleri, çiftlik gübrelerinde, çöplerde, geviş getiren hayvanların midesinde, insan ve termitlerin kalın barsaklarında bulunur.
2. Halofiller (Aşırı tuzcullar): tuz gölü ve Kızıldeniz gibi tuzlu ortamlarda yaşar. Bazı türleri gelişebilmek için deniz suyunun on katı kadar tuz yoğunluğuna ihtiyaç duyarlar.
3. Aşırı Termofiller: sıcak ortamlarda yaşarlar genellikle 65-85 C arasında yaşamakla birlikte bazıları 105 C nin üstündeki sıcaklıklarda yanardağ bacalarının çevresinde ve derin deniz termik çukurları çevresinde yaşarlar.
4. Pisikrofilik (Soğuk seven): üyelerinin %80’i 5 C’nin altında yaşar. Bazı türleri neredeyse donma noktasına yakın yaşam şartlarına direnç gösterirler. Bu şartlarda yaşayabilmek için enzim ativitelerini, hücre zarı akışkanlığını, protein yapılarını, besin maddelerinin ve atık maddelerin hücreye giriş çıkışını değiştirebilir.
Arkeler atık metallerin zehirli özelliklerinin azaltılmasında, kalitesi düşük metal cevherlerinin saflaştırılmasında, atık suların temizlenmesinde, biyogaz üretiminde kullanılır.

III. PROTİSTLER ALEMİ

Gelişmiş hücre yapısına sahip olan bir hücreli canlılardır.
Vücutları; hücre zarı, sitoplâzma, organeller, çekirdek ve bazılarında hareket yapılarından oluşur.
Sulu ortamlarda ve canlıların vücudunda yaşayabilirler.
Çoğunluğu tüketici olup dışarıdan hazır besin alır.
Tatlı sularda yaşayanlarda bulunan kontraktil kofullar fazla suyun boşaltımını sağlar.

1. Kamçılılar:

Aktif hareketini kamçıları yardımıyla sağlarlar. Öglena türlerinde kloroplast bulunur ve fotosentezle besin üretebilirler.

2. Kök ayaklılar:

Hücre şekillerini değiştirerek yalancı ayak oluştururlar. Böylece besin alma ve aktif hareketlerini gerçekleştirirler. Amip gibi.

3. Silliler:

Hücreleri çevresi kısa sillerle kaplıdır. Sillerin faaliyeti hareket ve beslenmede etkili olur. Yapısında iki tane çekirdek bulunur. Paramesyum gibi.

4. Sporlular:

Çoğalmasını sporlar yardımıyla sağlar. Tamamı iç parazit olup hareket yapıları yoktur. Plazmodyum türü insanda sıtma hastalığını oluşturur.

5. Su yosunları (Alg'ler) :

Gerçek kök, gövde ve yaprakları olmayan basit yapılı bitkilerdir. Çoğu haploid(n)kromozom taşır. Yeşil, kahverengi, esmer, kırmızı alg'ler olmak üzere gruplandırılır. Üremeleri vejetatif, sporla ve izogamiyle olur. Chlamidomonas gibi bazı türleri tek hücrelidirler. Bazı türleri hem tek hücreli hemde gözle görülecek büyüklükte (makroskopik) dir. (Acetebularia gibi).

6. Cıvık Mantar

Protist düzeyinde yapıya sahip çeşitli canlılar, sporangiyum ürettikleri için, esasen mantar olarak değerlendirilmişlerdir. Bu grupta Chytridiomycota, cıvık mantarlar, su mantarları ve Labyrinthulomycetes gruplarının üyeleri bulunur. Günümüzde, Chytridiomycota canlılarının mantarlarla akraba olduğu anlaşılmıştır ve onlarla birlikte sınıflandırılır. Diğerleri ise selülozdansa kitin içeren hücre duvarları bulunan Heterokontophyta ve hücre duvarları bulunmayan Amoebozoa içinde değerlendirilir.

IV. MANTARLAR ALEMİ

1-Sentrozom ve kamçı oluşumu yoktur
2-Eukaryot, Bira mayaları haricinde çok hücreli canlılardır.
Tamamı tüketici olarak beslenir.
3-Miselyum denen hücre sıralarından Oluşurlar
4-Hücre çeperleri bulunur. Çeper kitinden oluşmuştur
5-Mavi-Yeşil alglerle Likenleri oluştururlar
6-Hücre dışı sindirim  yaparlar.               
7-Hücrelerde besin olarak yağ ve glikojen bulunur
8-Saprofit, parazit, patojen ve  mutualist beslenirler
9-Sporla çoğalırlar (Metagenez görülür.)
10-Canlı vücudunda ve organik artıklarda bulunurlar.
11-Gerçek  dokusal oluşumları yoktur.

MANTAR ÇEŞİTLERİ

A.    Maya mantarları:
Tek hücreli olup tomurcuklanarak çoğalabilir. Etil alkol fermantasyonu yaparlar. Hamurun mayalanmasında etkilidirler.
B.     Şapkalı mantarlar:
Sporlarının çimlenmesiyle çayır mantarlarını oluşturur. Topraktaki canlı kalıntılarını ayrıştırarak beslenir. Bir kısmı besin olarak kullanılır.
       C. Küf Mantarları:
Sporlarının çimlenmesiyle oluşan pamuksu yapıdaki hifleriyle canlı kalıntılarını çürüterek beslenirler.
Parazit çeşitleri hastalık yapar. Örnek pamukçuk atlet ayağı
LİKENLER
Mavi-yeşil alglerle mantarların ortak (mutual) yaşaması sonucunda oluşur. Likenin yapısında bulunan algler mantara besin ve oksijen sağlarken mantarda alge su ve karbondioksit sağlayarak algin besin sentezine neden olur. Ağaç gövdelerinde ve kaya üstlerinde yetişir. Parazit çeşitleri de vardır.
Hiçbir canlının bulunmadığı bir ortamda yaşayabilir. Dolayısıyla süksesyonda birinci evresinde görülür.

KÜLTÜR MANTARCILIĞI

mantar loş, ısı ve nem durumu ayarlanabilen, havalandırılması kolay olabilecek yerlerde yetiştirilmelidir. Mağaralar yılın belli mevsimlerinde boş kalan soğuk hava depoları, seralar, evin kullanılmayan bodrum veya kilerlerinde mantar yetiştiriciliği yapılabilir.

Mantarların Biyolojik Önemi ve İnsan Sağlığıyla İlişkisi
Canlıların hayatlarına devam etmesi beslenmelerine bağlıdır. Bütün canlılar ihtiyaçları olan besinleri karşılarken sürekli bir tüketim yaparlar. Bu tüketim sonucu besinlerin bitmemesi çürükçül canlıların carlığına bağlıdır. Mantarlar ve bakteriler ölen bitki ve hayvanları çürüterek, yapılarındaki organik maddenin tekrar geriye dönmesini sağlamaktadırlar. 
Mantarlar hastalıkların tedavisinde kullanılan antibiyotiklerin eldesinde kullanılırlar. Örneğin birçok mikrobik hastalıkta etkili olan penisilin, mantarlardan elde edilen bir antibiyotiktir. Mantarlar antibiyotikten başka steroit hormonlar ve birçok vitamin eldesinde de kullanılırlar. Ayrıca bildiğimiz gibi bazı mantarlar besin olarak da kullanılmaktadır.
Bazı mantarlar insanda ağız ve boğazda, üreme organlarında ve deride enfeksiyonlara neden olurlar. Bebeklerde görülen pamukçuk, saç dökülmesine neden olan saçkıran bu mantarlara örnek olarak verilebilir.

V. BİTKİLER ALEMİ

Hepsi ototrof canlılar olup, kloroplast taşırlar. Bu sayede fotosentez yaparlar. Çiçeksiz ve çiçekli lıbitkiler olarak iki filum'a (şubeye) ayrılırlar. Hücreleri genellikle çeper taşır.
A) ÇİÇEKSİZ BİTKİLER: Çiçek ve tohum oluşturmazlar. Üremelerini sporla ya da eşeysiz ve eşeyli üremenin birbirini takip ettiği döl almaşı ile gerçekleştirirler.
1. DAMARSIZ ÇİÇEKSİZ BİTKİLER
a) Kara yosunları: İletim demetleri yoktur. Nemli yerlerde yaşarlar. Döl almaşıyla eşeyli ürerler. Gerçek yapraklar olmayıp, yaprağımsı yapıları vardır. 
b) Ciğer otları: Karayosunlarına benzer yerlerde yaşar, yassılaşmış yaprakları vardır.
2. DAMARLI ÇİÇEKSİZ BİTKİLER
a) Eğrelti otları: Gerçek kök ve yaprakları yoktur. İletim demetleri vardır. Üremeleri kara yosunları gibidir. Yaprağımsılar yeraltı gövdesine yapışmıştır.
b) Kibrit otları
c) Atkuyrukları
B) ÇİÇEKLİ (TOHUMLU) BİTKİLER Eşeyli üremelerini çiçeklerde oluşan tohumlarla yaparlar. Gerçek kök, gövde ve yaprakları vardır. İletim demetleri gelişmiştir. Birçok türü vejetatif yolla eşeysiz olarak da ürerler (Gül, Çilek, Patates gibi...). Bazı türleri klorofil taşımaz ve diğer bitkilerin üzerinde parazit olarak yaşar. Böcekçil bitkiler klorofil taşıdıkları ve kendi besinlerini ürettikleri halde dış ortamdan azot aldıkları için hem ototrof hem de hetetrof olarak nitelenir. Tohumlu bitkiler 2 alt bölüme ayrılır:
1- AÇIK TOHUMLULAR (Kozalaklı bitkiler) :  Her zaman yeşil kalan, çoğu iğne yapraklı, kozalaklı, reçineli ağaç ve çalılardan meydana gelen, çok yıllık bitkilerdir. Otsu formu yoktur. Tohum taslakları ovaryum tarafından örtülmemiştir. Erkek ve dişi organ genellikle farklı çiçeklerde bulunur. Çoğunda besi doku (endosperm) döllenme olmadan gelişir. Bunun için endosperm haploid (n) kromozomludur. Çenek sayısı değişkendir (Çam polikotildir). Çam, ardıç, ladin, göknar ve porsuk ağacı bu gruptandır.
KAPALI TOHUMLULAR:
Tohumları meyve bulunduğundan ovaryum tarafından örtülmüştür. Odunsu ve otsu çeşitleri vardır. Çok yıllık olanların bazıları kışın yaprağını döker, bazıları dökmez. Çenek sayısına göre tek çenekli ve çift çenekli diye iki sınıfa ayrılırlar. Tohum oluşurken çift döllenme görülür. Bunun için besin dokusu olan endosperm 3n kromozomludur. 
A)    Tek çenekliler (Monokotiledonlar) :
Tohumlarında bir çenek bulunur. Çoğu tek yıllık otsu bitkilerdir. Tahılgiller ve zambakgiller, soğangiller, palmiyegiller iki önemli takımlardır. Buğday, Mısır, Lale, Muz, Soğan, Hurma ve birçok ot türü bu sınıf içinde yer alır. Hiçbirinin gövdesinde kambiyum bulunmaz. Bunu için boyları uzun, gövdeleri incedir. Yaprakları genellikle ince uzun, paralel damarlı, kökleri saçak kökdür. İletim demetleri (damarlı) gövdede düzensiz dağılmıştır. 
B) Çift çenekliler (Dikotiledonlar) : Tohumlarında iki çenek vardır. Gövdelerinde kambiyum halkaları bulunur
(Çok yıllık olan türlerinde). Bu sayede iletim demetleri gövdeye düzenli olarak dizilmiştir. Bu sınıfa örnek olarak; Baklagiller, Gülgiller, Kabakgiller, Asmagiller gibi birçok takım örnek verilebilir. Kökler derine gider, yaprak yüzeyleri geniştir. 


VI. HAYVANLAR ALEMİ



Ökaryotik, hetetrof, çok hücreli çoğu (sünger ve mercanlar hariç) aktif hareket edebilin ve sinir sistemine sahip canlılardır.


OMURGASIZ HAYVANLAR



Sinir şeritlerini koruyan özel yapıları gelişmemiştir. Sinir şeridi karın kısmında bulunur. Çoğunda dış iskelet bulunur.


1. SÜNGERLER


En ilkel hayvan grubudur. Sularda bir yere tutunarak yaşarlar. Vücutlarında doku ve organ farklılaşması yoktur. Sudaki besin parçacıklarıyla beslenirler. Yumurta ve tomurcuklanma ile çoğalırlar.


2. SÖLENTERLER


Vücutlarında tam bir doku ve organ farklılaşması görülmez. Basit bir sindirim kanalı ve ağsı sinir yapılarını taşırlar. Sölenterlerin üç çeşidi bulunur.
Bunlar denizanası, mercan ve hidradır. Yumurta üretimi ve tomurcuklanma ile çoğalabilirler.


3. SOLUCANLAR


Doku ve organ farklılaşması görülen ilk hayvan grubudur. Kasları yardımıyla aktif hareket edebilirler. Yumurta ile çoğalırlar. Derileri ince ve nemli olup deri solunumu yaparlar. Üç farklı çeşidi bulunur.


a) Yassı solucanlar: Vücutları ince uzun ve bölmelidir. Tenya (şerit) ve planarya bu gruba girer.
Tenya iç parazit olup baş, boyun ve yassı halkalardan oluşur. Ağız ve sindirim kanalı yoktur.
İnsan ve bazı hayvanların vücudunda barınır.


Büyüme ve çoğalması için 2 farklı canlının vücudunu kullanır.


Büyümek için ara konak canlının, çoğalmak için son konak canlının vücudunu kullanır. Dört çeşit tenya insan yaşamını etkiler. Tenya yavrularına keseli kurt denir ve ara konağın kaslarında bulunur. Son konağın, ara konak olan canlıyı yemesiyle son konağın vücuduna bulaşır.


b)Yuvarlak solucanlar:


Vücutları yuvarlak, uzun ve bölmesizdir. Tamamı iç parazittir. İnsan ve hayvanların iç organ ve bağırsaklarında barınırlar. Genelde iyi temizlenmemiş ve pişirilmemiş yiyeceklerle insan vücuduna bulaşabilir. Bağırsak solucanı, trişin, kıl kurdu gibi.


c)Halkalı solucanlar: Vücutları uzun ve bölmelidir. Bağımsız olarak yaşarlar. Toprak solucanı ve sülük bu gruba girer. Toprak solucanları toprakla birlikte aldığı organik besinleri yiyerek beslenir. Faaliyetleri sırasında toprağın havalanmasını, nemlenmesini, gübrelenmesini sağlar. Vücudun kopmasıyla rejenerasyon yapıp çoğalabilir


4. YUMUŞAKÇALAR


Su ve nemli topaklarda yaşarlar. Vücutları nemlidir. Karada yaşayanları deri suda yaşayan solungaç solunumu yapar. Vücutları çevresinde kavkıları bulunur. Ahtapot, midye, salyangoz, mürekkep balığı bu gruba girer.


5. EKLEM BACAKLILAR


En fazla türe sahip olan hayvan grubudur. Vücutları çevresinde kitin yapılı dış iskelet bulunur. Karada yaşayanları trake ve suda yaşayanları solungaç solunumu yapar. Dört çeşit alt grupta incelenir.


a.Böcekler:


Vücutları baş, göğüs ve karın kısımlarından oluşur. Yumurtayla çoğalırlar. Büyüme ve gelişmeleri sırasında başkalaşım geçirirler. Kelebek, Karınca, Arı, Çekirge, Karasinek gibi.


b.Çok ayaklılar:


 Her vücut halkasından bir çift ayak çıkar. Kırkayak ve çıyan gibi.


c.Örümcekler:


Anten ve kanat taşımazlar. Akrep, bit, pire, kene, örümcek gibi.


d.Kabuklular:


Eklem bacaklıların suda yaşayan grubudur. Yengeç, istakoz, karides gibi.


6. DERİSİ DİKENLİLER


Vücudu üzerinde dikensi sert çıkıntılar korunmayı sağlar. Tamamı sularda yaşar. Solungaçlarıyla solunum yaparlar. Denizyıldızı, denizkestanesi, denizhıyarı gibi canlılar bu gruba girer.


B. OMURGALI HAYVANLAR



Vücutlarında kemik ve kıkırdaktan yapılmış iç iskeletleri bulunur. En gelişmiş canlı grubudur. Doku ve organ gelişimi en yüksek derecede bulunur. Vücutlarında özel görevler yapan sistemler bulunur. Hepsi eşeyli yollarla çoğalırlar. Böbrekleriyle boşaltım yaparlar. Omurgalılar beş ayrı grupta toplanırlar.


1. BALIKLAR


Tatlı ve tuzlu sularda yaşarlar. Solungaç solunumu yaparlar. Yüzgeçleriyle hareket ederler. Vücutları koruyucu olan pullarla kaplıdır. Kalpleri bir kulakçık ve bir karıncık olarak iki odacıklıdır. Kalpleri, vücuttaki kirli kanı toplayıp solungaçlara gönderir. Bu nedenle kalpte sadece kirli kan bulunur. Soğukkanlı canlılardır. Vücut sıcaklıkları suya bağlıdır. Kış uykusuna yatmazlar. Dış döllenme ve dış gelişmeyle yumurta üreterek çoğalırlar. Köpek balığı, Hamsi, Kefal, Alabalık, Palamut bu gruba girer.


2. KURBAĞALAR


Derileri ince ve nemli olan canlılardan oluşur.
Su kenarlarında yaşarlar. Yavruyken solungaç, erginken deri ve akciğer solunumu yaparlar.
Arka ayakları uzun olup perdelidir. Sıçramasını ve suda yüzmesini sağlar. Dilleri uzun ve yapışkanlıdır. Çoğunlukla böcekleri tutarak beslenirler. Kalpleri iki kulakçık ve bir karıncıktan oluşur. Vücuttan gelen kirli kan ile akciğerden gelen temiz kan karıncıkta karışır. Vücuda karışık kan gönderilir. Yeterli enerjiyi üretemediği için soğukkanlıdırlar. Dış döllenme ve dış gelişme şeklinde yumurtayla çoğalırlar. Büyümeleri sırasında larvaları başkalaşım geçirir ve erginleşir. Kuyruklu ve kuyruksuz kurbağa olarak adlandırılan türleri bulunur.


3. SÜRÜNGENLER


Gövdelerine oranla kol ve bacakları zayıf olduğu için karınları üzerinde sürünürler. Vücut çevresi pullarla kaplıdır. Akciğerleriyle solunum yaparlar.
Kalpleri üç odalı olup iki kulakçık ve bir karıncıktan oluşur. Karıncıkta bulunan yarım perde kirli ve temiz kanın karışmasını azda olsa engeller.
Vücutta karışık kan dolaşır ve soğukkanlı canlılardır. İç döllenme ve dış gelişme şeklinde yumurtayla çoğalır. 4 farklı alt grubu bulunur.


a.Kertenkeleler


Bazı türleri uzun ve hareketli olan kuyruklarını düşmanlarından kaçmak için kopartabilirler. Kopan kuyruk zamanla rejenerasyonla onarılır.


b.Yılanlar:


Kol ve bacakları yoktur. Kıvrılarak hareket ederler.
Zehirli olanlar dişleriyle avlarını etkisiz hale getirirler. Hayvanları yutarak beslenirler. Büyümeleri sırasında derilerini değiştirirler.


c.Kaplumbağalar:


Vücut çevresinde bağa denen sert ve kalın bir kabuk korunmasını sağlar.


d.Timsahlar:


Ekvatoral kuşakta yaşarlar. Kış uykusuna yatmazlar. Üst çenesini hareket ettiren tek omurgalı grubudur. Kalpleri dört odacıklıdır. Vücutlarında karışık kan dolaşır. Su kenarlarında yaşarlar.


4. KUŞLAR


Vücutları tüylerle kaplıdır. Tüyler uçmayı ve vücut sıcaklığının korunmasını sağlar. Akciğer solunumu yaparlar. Ağız uçları gaga şeklindedir. Ağızlarında diş bulunmaz. Dişin görevini sindirim kanalındaki taşlık organı yapar. Kalpleri dört odacıklı olup, sağ tarafta kirli, sol tarafta ise temiz kan bulunur.
Vücutta temiz kan ve kirli kan ayrı ayrı dolaşır.
Sıcakkanlı canlılardır. Oluşturdukları yavrularına bakarlar. İç döllenme ve dış gelişme şeklinde yumurta oluşturarak çoğalırlar. Beslenme ve yaşama şekline göre yırtıcı, tırmanıcı, ötücü, uçamayan, suda yüzebilen türleri bulunur.


5. MEMELİLER


Vücutları kıl ve ter bezleriyle kaplı olan canlı grubudur. En gelişmiş canlı grubu olup akciğer solunumunu yaparlar. Yeryüzünde ortam adaptasyonları (uyum yetenekleri) en yüksek olan canlılar olup hemen hemen her yerde bulunabilirler.
Kalpleri dört odacıklı olup kirli ve temiz kan karışmaz. Vücutlarında temiz kan dolaşır. Sıcakkanlı canlılardır. Kış uykusuna yatmazlar. İç döllenme ve iç gelişme şeklinde yavrularını belli bir hamilelik sürecinden sonra doğurarak çoğalırlar. Doğan yavrularını sütle besleyerek yetiştirirler. Yavruların bakım ve korunmasını sağlarlar.


            Memeliler 3 Grupta incelenir;


 a)Gagalı Memeliler   


Yapı itibariyle kuşları andırır. İç döllenme, dış gelişme görülür. Yumurtadan çıkan yavrular tam gelişmemiştir.Anne sütüyle beslendikten sonra olgunlaşır.Yeryüzünde yaşayan 2 önemli formu kalmıştır. Bunlar; Platypus,Ornitorinous


b)Keseli Memeliler


İç döllenme iç gelişme görülür. Fakat yavru tam gelişmeden dünyaya gelir. Yavru kese içinde bulunan süt beziyle beslenerek olgunlaşır. Örneğin Kanguru,Keseli ayı,uçan sincap vs....


c)Plesantalı Memeliler


Yeryüzünde yaşayan memeli hayvanların %97'sini oluşturur. İç döllenme ,iç gelişme görülür. Yavru tam geliştikten sonra dünyaya gelir. Plesenta anne işe embriyo arasında madde alışverişi sağlayan bir bağdır. Bunlara örnek olarak kutup ayısı, tavşan


Beslenme ve yaşama şekline göre memeliler


1.Otçul memeliler:


Besinlerini bitkisel kaynaklardan alırlar. Geviş getirenlerinin mideleri 4 odalıdır ve bağırsakları uzundur. Keçi, koyun, inek gibi.


2.Etçil memeliler:


Besinlerini hayvansal kaynaklardan alırlar. Ağız ve ayak yapıları yırtıcı özelliktedir. Aslan, kurt, çakal gibi.


3.Etçil - otçul memeliler:


 Besin kaynağı olarak et ve ot kullanabilen canlılardır. Ayı, fare, kedi, köpek gibi.


4.Kemirici memeliler:


Bitkilerin kök, gövde ve tohumlarını kemirerek beslenirler. Tavşan, sincap, fare gibi.


5.Uçan memeliler:


Kollarını gövdeye bağlayan pelerin şeklindeki deriyle uçarlar. Yarasa gibi.


6.Yüzen memeliler:


Kol ve bacakları yüzgeç şeklinde olup su ortamında hareket ederler. Balina, yunus, fok gibi.
Read more

Barış Atay Kimdir?

  • 1981, Almanya doğumlu sinema, tiyatro ve dizi oyuncusu.
  • 18 yaşına kadar Anyakya'da yaşamıştır. 
  • Çukurova Üniversitesi Biyoloji bölümünü son sınıfta bırakarak tiyatro okumaya başlamıştır.
  • İstanbul Yeditepe Üniversitesi tiyatro bölümünü bitirmiştir.
  • Arka Sıradakiler adlı TV dizisinde canlandırdığı Saffet karakteriyle  tanınmıştır.
Oynadığı Diziler
Hayat Devam Ediyor - (Kürşat Hazar)
Arka Sıradakiler -2007-2011 (Saffet)
Hacı
Kavuk

Oynadığı Filmler 
Zincirbozan
Kavuk

https://twitter.com/barisatay resmi twitter adresidir.


“Redhack üyesi ve sözcüsü” olduğu iddiasıyla gözaltına alınan Barış Atay’ın savcılık tarafından serbest bırakıldı.
Savcılığın, “Manyak”ı tanıyor musun? 21 Kasım 2012’de ‘Nor FM RedHack temsilcisiyim’ diye bağlanan kişinin sesi sesine çok benziyor o sen misin? RedHack ile sosyal medyadaki sohbet odalarında sohbet ettiniz mi?” sorularına Barış A., “Ben tiyatro ve sinema oyuncusuyum. RedHack’le herhangi bir bağlantım yoktur. Herhangi bir parti üyesi değilim.  RedHack üyeleri ile herhangi bir yazışmam yoktur. Benim kendi Barış A. ismim dışında herhangi bir rumuzum yoktur. Bilgisayar konusunda herhangi bir sertifikam yoktur. Sosyal medya kullanmıyorum. RedHack üyelerinden herhangi birini tanımam. RedHack sözlüğünü de yapmadım. Sadece Twitter’de benim sesimin benzediğini söylemişler. Manyak’ı tanımıyorum. Nor FM’e hiç bağlanmadım. RedHack’in amacının ne olduğunu bilmem. Hakkımdaki suçlamaları kabul etmem. Ben yeni evliyim. İşim gücüm var. Oyuncuyum. Bu nedenle serbest bırakılmamı isterim” yanıtını verdi.

Read more

7. Sınıf Sosyal Bilgiler 1. Dönem 1. Yazılı Soruları ve Cevapları

7. SINIFLAR SOSYAL BİLGİLER DERSİ
1. DÖNEM 1. SINAVI
ADI: SOYADI: NUMARA:
1-“Sana laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan daha zor” diyen bir kişinin şikâyetini, aşağıdakilerden hangisi daha doğru açıklar?
A-İyi konuşamadığı B-Karşısındakinin kendisini anlamadığı
C-Etkili iletişim kurduğu D-Karşısındakinin iyi bir dinleyici olduğu
2- Atatürk:”Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir.Benim
fikirlerimi,benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.”demiştir.
Atatürk bu sözüyle iletişimde hangi etkenin önemini vurgulamıştır?
A-Beden dili B-Empati
C-Etkili dinleme D-Üslup
3- iletişimi kolaylaştıran unsurlar : Etkili dinlemek,empati kurmak,güleryüz göstermek, ……….
Cümlede boş bırakılan yere hangisi yazılabilir?
A-Ahlak dersi vermek B-Sınamak-sorguya çekmek
C-Eleştiri yapmak D-Farklılıklara saygı duymak
4- Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de nüfusun dağılışını etkileyen faktörlerden birisi değildir?
A-Ulaşım B-Ticaret
C-Enlem D-Tarım
5- Aşağıdakilerden hangisi gelişmiş ülkelerin nüfus özelliklerinden biridir?
A-Doğum oranı fazladır B-Genç nüfus fazladır
C-Ortalama yaşam süresi fazladır D-Nüfusun yarıdan fazlası kırsal kesimde yaşar
6- Belirli bir yerde belirli zamandaki insan sayısına ne denir?
A- Nüfus B- Millet
C-Şehir D-Göç
7-Her insanın yaşamının sadece kendisini ilgilendiren özel bir yönü vardır. Bunu diğer insanlarla paylaşıp, paylaşmamaya kendisi karar verir. Diğer insanlar, bireyle ilgili özel bilgileri öğrenme hakkına ve müdahalede bulunma yetkisine sahip değillerdir.
Parçada aşağıdakilerden hangisinin önemi anlatılmaktadır?
A- Yaşama hakkının B-Sağlık hakkının
C- Dilekçe hakkının D-Özel yaşamın gizliliğinin
8-Aşağıdakilerden hangisi iletişimde olan olumlu tutum ve davranışlardan birisidir?
A-Emir vermek B-Suçlamak
C-Göz teması kurmak D-Alay etmek
9-Günümüzde diğerlerine göre daha az kullanılan iletişim aracı hangisidir?
A-Gazete B-Televizyon
C-Telgraf D-Telefon
10-Aşağıdakilerden hangisi Atatürk’ün kurduğu iletişim kuruluşlarından biri değildir?
A-Hakimiyetimilliye B-İradeyimilliye
C-Anadolu Ajansı D-Türkiye Radyo Televizyon Kurumu
11-Ülkemizde nüfus sayımını yapan kurum hangisidir?
A- Türkiye İstatistik Kurumu B-Anadolu Ajansı
C- Türkiye Radyo Televizyon Kurumu D-RTÜK

12-Demokrasilerde basın özgürlüğü esastır. Düşünce, haber ve bilgilerin hiçbir denetime bağlı
olmadan, sansür edilmeden basın-yayın yoluyla halka duyurulmasına basın özgürlüğü denir
Buna göre basın özgürlüğü insan hak ve özgürlüklerinden hangisiyle daha çok ilgilidir?
A)Düşünce ve ifade özgürlüğü B) Özel hayatın gizliliği
C)Din ve vicdan özgürlüğü D) Seyahat etme özgürlüğü
13-Ülkemizde nüfus çeşitli nedenlerden dolayı düzensiz bir dağılım göstermektedir.
Aşağıda özellikleri verilen alanlardan hangisinde nüfus yoğunluğu azdır?
A-Maden çıkarılan yerler B- Yükselti ve engebenin fazla olduğu yerler
C- Önemli ulaşım yollarının kesiştiği yerler D-Ilıman iklimin görüldüğü yerler
14-Çeşitli iletişim araçlarının gereğinden fazla kullanılması nedeni ile aile içi iletişimsizlik
problemi ortaya çıkmaktadır.
Buna göre aşağıdaki iletişim araçlarından hangisinin yoğun kullanımı aile içi
iletişimsizliğin en önemli sebeplerinden birisi olarak gösterilebilir?

A- Gazete B- Televizyon C- Radyo D-Telefon
15- Eğitim, sağlık, seyahat gibi hakların kullanıla bilmesi öncelikle aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?
A-Temel hak ve özgürlüklerin korunmasına B-Kişi başına düşen ulusal geliri arttırmasında
C-Yargının sağlıklı işleyişinin sağlanmasına D-Yaşama görevinin yerine getirilmesinde
16- Kurtuluş Savaşı sırasında olan bitenleri halka duyurmak için , Atatürk’ün talimatıyla kurulan,haber ajansı aşağıdakilerden hangisidir?A- Doğan haber ajansı B- Cihan haber ajansı
C- İhlas haber ajansı D- Anadolu ajansı
17-Herkesin haberleşme hürriyetine sahip olduğu anayasamızın kaçıncı maddesinde yer almıştır?
A-22 B-26 C-28 D-16
18-Konut dokunulmazlığı anayasamızın hangi maddesi ile güvence altına alınmıştır?
A-12 B-16 C-20 D-21
19-Yerleşim yerine girerken bulunan tabelalar o şehir ile ilgili hangi bilgileri vermez?
A-Şehrin adı B- Şehrin nüfusu
C-Şehrin rakımı D-Şehrin uzaklığı
20-Yazları kurak geçmesi sebebiyle toprakları tarıma elverişli değildir. Güneydoğu Anadolu Projesiyle tarım alanlarında gelişme gösteren,milli mücadelede önemli yere sahip olan şehrimiz hangisidir?
A-Kars B-Zonguldak

C-Şanlıurfa D-Kocaeli

1)b 7-d 13)b 19)d
2)b 8)c 14)b 20)c
3)d 9)c 15)a
4)c 10)d 16)d
5)c 11)a 17)a
6)a 12)a 18)d



Read more

2013 2014 Sağlık Uzman Yardımcılığı Alım İlanı Şartları, Başvuru Formu Doldur

SAĞLIK UZMAN YARDIMCILIĞI YARIŞMA SINAVI DUYURUSU
I - YARIŞMA SINAVINA İLİŞKİN BİLGİLER:
Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının (Türkiye Halk Sağlığı Kurumu/THSK, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu/TKHK, Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu/TİTCK) Genel İdare Hizmetleri Sınıfı 5, 7 ve 9 uncu dereceli kadrolarında istihdam edilmek üzere özel yarışma sınavı ile toplam üç yüz yetmiş beş (375) sağlık uzman yardımcısı alınacaktır.
II. BAŞVURU TARİHİ:
a) Başvurular 09 Aralık 2013 Pazartesi günü başlayıp 24 Aralık 2013 Salı günü saat 18.00’da sona erecektir.
III - SINAV TARİHİ VE YERİ
a) Sınav Tarihi: 27 Ocak 2014 - 12 Şubat 2014 tarihleri arası
b) Sınav Yeri: Sağlık Bakanlığı Ankara Eğitim ve Dinlenme Tesisi (Hekimevi), Prof. Dr. Nusret Fişek Cad. No: 41 Kurtuluş - Sıhhiye / Ankara
Sınava katılacak adaylar belirlendikten sonra sınav saati hakkında Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün http://yonetim.sb.gov.tr internet adresinde açıklama yapılacaktır. Adayların, sınav saatinden en az yarım saat önce sınava girecekleri yerde hazır bulunmaları ve yanlarında fotoğraflı kimlik belgesi (nüfus cüzdanı, sürücü belgesi veya pasaport) bulundurmaları gerekmektedir. Fotoğraflı kimlik belgesi bulundurmayan adaylar sınava alınmayacaktır.
IV - SINAVA BAŞVURU ŞARTLARI
a) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48 inci maddesinde sayılan genel şartlara sahip olmak,
b) En az 4 yıllık eğitim veren fakültelerin ekteki tablolarda sıralanan bölümlerinden veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurtiçindeki ya da yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının birinden mezun olmak,
c) ÖSYM tarafından 07-08 Temmuz 2012 veya 06-07 Temmuz 2013 tarihlerinde yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavlarından (KPSS) ekteki ilan tablolarında her bir grup için belirtilen puan türünde asgarî 70 puan almış olmak,
d) Sınavın yapıldığı yılın Ocak ayının birinci günü itibarıyla 35 yaşını doldurmamış olmak (01 Ocak 1979 ve daha sonra doğmuş olanlar başvurabilir.),
e) Erkek adaylar için başvuru ve sınav tarihi itibariyle askerlikle ilişiği bulunmamak (askerlik hizmetini yapmış veya erteletmiş veya askerlik hizmetinden muaf olmak),
şartları aranır.
V - BAŞVURU ŞEKLİ
Sınav başvuruları elektronik ortamda Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün http://yonetim.sb.gov.tr internet adresinde yayımlanacak olan Başvuru Formu ile elektronik ortamda yapılacaktır.
VI - BAŞVURU İÇİN İSTENEN BELGELER
a) http://yonetim.sb.gov.tr adresinden ulaşılarak elektronik ortamda doldurulmuş Sağlık Uzman Yardımcılığı Başvuru Formu (imzalı).
b) 2 adet vesikalık fotoğraf (fotoğrafların 1 adedi başvuru formunda belirtilen yere yapıştırılacak)
c) Yükseköğrenim lisans diplomasının Noter veya Bakanlıkça onaylı örneği.
ç) KPSS sonuç belgesinin bilgisayar çıktısı (üzerinde ÖSYM sınav sonuç doğrulama kodu yer alacak şekilde.)
Başvurusunu yapan adaylar başvuru evrakını en geç 27 Aralık 2013 Cuma günü mesai saati bitimine kadar; “Sağlık Bakanlığı Genel Evrak Birimi Mithatpaşa Cad. No: 3 06434 Sıhhiye/ANKARA” adresinde olacak şekilde kargo şirketi veya APS ile gönderecekler ya da elden teslim edeceklerdir. (Evrakını elden teslim etmek isteyenler bizzat kendileri veya noter vekâleti verdikleri kişiler aracılığıyla teslim edebilirler. Aksi takdirde evrak teslim alınmayacaktır. Kargo şirketi veya APS ile gönderilen ya da elden teslim edilen belgelerin Bakanlık Genel Evrak Birimine vaktinde ulaşmaması halinde adayların başvuruları kabul edilmeyecek olup sorumluluk başvuru sahibine aittir.
Başvuru formu imzasız olanların müracaatları kabul edilmeyecektir.
VII. KURUM TERCİHİ
Adaylar, Bakanlık veya bağlı kuruluşların merkez teşkilatı kadrolarından yalnızca birisi için başvuruda bulunabilirler. (NOT: Sağlık uzman yardımcılarının istihdam edileceği Bakanlık ve bağlı kuruluşlarının merkez teşkilatları Ankara’dadır.)
VIII. SINAVA KATILMAYA HAK KAZANANLARIN İLAN EDİLMESİ
Yarışma sınavına, ilanda belirtilen KPSS puanı sırasına göre atama yapılacak kadro sayısının 4 (dört) katı aday çağrılacaktır. KPSS puanı en yüksek olan adaydan başlamak üzere yapılan sıralama sonucunda son sıradaki aday ile eşit puana sahip diğer adaylar da sınava çağrılacaktır.
Başvuru formları ve ekli belgelerin incelenmesi sonucu; ilanda belirtilen şartlara haiz olup, sınava katılmaya hak kazanan adayların listesi http://yonetim.sb.gov.tr internet adresinde ilan edilecek olup adaylara ayrıca tebligat yapılmayacaktır.
IX. YARIŞMA SINAVININ ŞEKLİ
Yarışma sınavı tek aşamalı olup, sözlü sınav şeklinde olacaktır.
X. SÖZLÜ SINAVIN KONULARI
Sözlü sınavda adaylar, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun Ek 41 inci maddesinde sıralanan aşağıdaki özellikler yönünden değerlendirilecektir:
a) Sınav konularına (mezun olunan bölüm/alan müfredatı ile Bakanlığın görev alanına giren konular) ilişkin bilgi düzeyi (50 puan),
b) Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücü (10 puan),
c) Liyakati, temsil kabiliyeti, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğu (10 puan),
ç) Özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı (10 puan),
d) Genel yetenek ve genel kültürü (10 puan),
e) Bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı (10 puan).
Sözlü sınavda başarılı sayılmak için, Yarışma Sınav Kurulu başkan ve üyelerinin yüz (100) tam puan üzerinden verdikleri puanların aritmetik ortalamasının en az yetmiş (70) olması şarttır.
XI - SINAV SONUCUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ
Yarışma sınavına girenlerin nihaî başarı sıralaması adayın sözlü sınavda aldığı puana göre yapılır. Bu şekilde belirlenen puanların eşit olması durumunda KPSS puanı yüksek olan adaya öncelik tanınır. Bu sıralama sonucunda ilanda belirtilen kadro sayısı kadar sınavı kazanan asıl aday ile alınacak uzman yardımcısı sayısının yarısını geçmemek kaydıyla yedek liste belirlenir.
Yarışma sınavında yetmiş (70) ve üzerinde puan almış olmak, asıl listelere giremeyen adaylar için müktesep hak veya daha sonraki giriş sınavları için herhangi bir öncelik hakkı sağlamaz.
XII - SINAV SONUÇLARININ İLANI
Sınav sonucu http://yonetim.sb.gov.tr internet adresinde ilan edilecek olup adaylara ayrıca tebligat yapılmayacaktır.
XIII - SINAV SONUÇLARINA İTİRAZ
Adaylar, sınav sonuçlarının ilanı tarihinden itibaren beş (5) gün içinde sınav sonuçlarına yazılı olarak itiraz edebilirler. İtirazlar beş (5) gün içinde Yarışma Sınav Kurulu tarafından değerlendirilerek sonuçlandırılır ve ilgililere yazılı olarak bildirilir.
XIV - ATAMA İŞLEMLERİ
Yarışma sınavında başarılı olan adayların uzman yardımcılığı kadrolarına atama işlemleri, kendilerine yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde yapacakları yazılı başvuru üzerine Bakanlık ve bağlı kuruluşlarının merkez atama birimleri tarafından yapılacaktır.
Ataması yapılanlardan geçerli mazereti olmaksızın süresi içerisinde görevine başlamayanların veya atanma hakkından vazgeçenlerin atamaları iptal edilir.
XV - İLETİŞİM BİLGİLERİ:
Sağlık Bakanlığı
Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü
Sınav ve Eğitim İşleri Daire Başkanlığı / Sınav Hizmetleri Birimi – B Blok Kat 6 Sıhhiye/ANKARA
Tlf : (0 312) 585 17 43 - 44
585 17 26
Faks: (0 312) 585 16 16
İlanen duyurulur.
EK: Kadro ilan tablosu (4 adet)
SAĞLIK UZMAN YARDIMCILIĞI SINAVI KADRO İLAN TABLOSU SAĞLIK BAKANLIĞI
Gruplar Mezun Olunan Fakülte/Alan/Bölüm Kadro Adedi Sınava Çağrılacak Aday Sayısı KPSS Puan Türü Taban Puan Hizmet Sınıfı Derecesi
1 Hukuk 17 68 KPSSP 103 70 GİH 9
2 Siyasal Bilgiler, İktisadi ve İdari Bilimler, İktisat, İşletme 53 212 KPSSP33 KPSSP48 KPSSP64 KPSSP110 KPSSP117 70 GİH 7
3 Sağlık İdaresi, Sağlık Yönetimi, Sağlık Kurumları Yöneticiliği, Sağlık Kurumları İşletmeciliği 34 136 KPSSP 3 70 GİH 9
4 İnşaat Mühendisliği 2 8 KPSSP 6 KPSSP 7 KPSSP 8 70 GİH 5
Bilgisayar Mühendisliği, Yazılım Mühendisliği 23 92 KPSSP 6 KPSSP 7 KPSSP 8 70 GİH 5
Elektrik - Elektronik Mühendisliği 4 16 KPSSP 6 KPSSP 7 KPSSP 8 70 GİH 5
Çevre Mühendisliği 2 8 KPSSP 6 KPSSP 7 KPSSP 8 70 GİH 5
Makina Mühendisliği 3 12 KPSSP 6 KPSSP 7 KPSSP 8 70 GİH 5
Endüstri Mühendisliği 18 72 KPSSP 6 KPSSP 7 KPSSP 8 70 GİH 5
Harita Mühendisliği 1 4 KPSSP 6 KPSSP 7 KPSSP 8 70 GİH 5
Metalürji ve Malzeme Mühendisliği 1 4 KPSSP 6 KPSSP 7 KPSSP 8 70 GİH 5
Biyomedikal Mühendisliği 1 4 KPSSP 6 KPSSP 7 KPSSP 8 70 GİH 5
Şehir ve Bölge Planlama 2 8 KPSSP 6 KPSSP 7 KPSSP 8 70 GİH 7
Mimarlık 6 24 KPSSP 6 KPSSP 7 KPSSP 8 70 GİH 5
Peyzaj Mimarlığı 1 4 KPSSP 6 KPSSP 7 KPSSP 8 70 GİH 5
6 İstatistik 18 72 KPSSP 25 70 GİH 9
7 Fen Fakültesi/ Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü mezunları 8 32 KPSSP 92 70 GİH 9
8 İletişim Fakültesi mezunları 12 48 KPSSP 3 70 GİH 9
9 Hemşirelik, Hemşirelik ve Sağlık Hizmetleri, Ebelik 22 88 KPSSP3 70 GİH 9
10 Fizyoterapi ve Rehabilitasyon 5 20 KPSSP3 70 GİH 9
11 Fen Fakültesi/Fen Edebiyat Fakültesi (Fizik-Kimya-Biyoloji) 4 16 KPSSP3 70 GİH 9
12 Eğitim Fakültesi Ölçme Ve Değerlendirme 2 8 KPSSP3 70 GİH 9
13 Sosyoloji 4 16 KPSSP 3 70 GİH 9
14 Bilgi ve Belge Yönetimi 3 12 KPSSP3 70 GİH 9
15 Mütercim Tercümanlık (İngilizce) 2 8 KPSSP3 70 GİH 9
16 Bankacılık ve Finans 6 24 KPSSP 53 KPSSP 54 KPSSP 57 70 GİH 7
17 Ekonometri 6 24 KPSSP92 70 GİH 7
TOPLAM 260 1040
TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI KURUMU (THSK)
Gruplar Mezun Olunan Fakülte/Alan/Bölüm Kadro Adedi Sınava Çağrılacak Aday Sayısı KPSS Puan Türü Taban Puan Hizmet Sınıfı Derecesi
1 Hukuk 2 8 KPSSP 103 70 GİH 9
2 Siyasal Bilgiler, İktisadi ve İdari Bilimler, İktisat, İşletme 10 40 KPSSP33 KPSSP48 KPSSP64 KPSSP110 KPSSP117 70 GİH 9
3 Sağlık İdaresi, Sağlık Yönetimi, Sağlık Kurumları Yöneticiliği, Sağlık Kurumları İşletmeciliği 10 40 KPSSP 3 70 GİH 9
4 Endüstri Mühendisliği 4 16 KPSSP 6 KPSSP 7 KPSSP 8 70 GİH 7
Bilgisayar Mühendisliği, Yazılım Mühendisliği 2 8 KPSSP 6 KPSSP 7 KPSSP 8 70 GİH 7
Çevre Mühendisliği 2 8 KPSSP 6 KPSSP 7 KPSSP 8 70 GİH 7
6 İstatistik 10 40 KPSSP 25 70 GİH 9
Toplam 40 160 
Read more

9. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 59 - 60 - 62 Soruları ve Cevapları ( Ekoyay Yayınları )


Atatürk’ün “Nu tuk” adlı kitabından metinler okuyunuz.

CUMHURİYETİN 10. YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE   ATATÜRK'ÜN NUTKU

Türk Ulusu!
Kurtuluş Savaşı'na başladığımız 15'inci yılındayız. Bugün
cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır.

Kutlu olsun!

Bu anda büyük Türk Ulusunun bir bireyi olarak, bu kutlu güne kavuşmanın
en derin sevinici ve coşkunluğu içindeyim.

Yurttaşlarım!



Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk
kahramanlığı ve yüksek Türk Kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir. Bundaki
başarıyı, Türk Ulusunun ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak
azimle yürümesine borçluyuz. Fakat yaptıklarımızı hiçbir zaman yeterli
görmeyiz. Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak zorunluluğunda ve
azmindeyiz. Yurdumuzu dünyanın en bayındır ve uygar ülkeleri düzeyine
çıkaracağız. Ulusumuzu en geniş refah araç ve kaynaklarına sahip
kılacağız. Ulusal kültürümüzü çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne
çıkaracağız. Bunun için, bize zaman ölçüsü geçmiş yüzyılların gevşetici
görüşüne göre değil, çağımızın hız ve hareket kavramına göre
düşünülmektedir. Geçen zamana oranla, daha çok çalışacağız. Bunda da
başarılı olacağımıza kuşkum yoktur. Çünkü Türk ulusunun karakteri
yüksektir. Türk ulusu çalışkandır. Türk Ulusu zekidir. Çünkü Türk Ulusu,
ulusal birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Çünkü Türk
Ulusunun yürütmekte olduğu yükselme ve uygarlık yolunda, elinde ve
kafasında tuttuğu meşale, müsbet bilimdir. Şunu da önemle belirtmeliyim
ki, yüksek bir insan topluluğu olan Türk Ulusunun tarihsel bir niteliği
de, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki
ulusumuzun yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan
zekasını, bilime bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, ulusal birlik
duygusuna ara vermeden ve her türlü araç ve önlemlerle besleyerek
geliştirmek ulusal ülkümüzdür. Türk ulusuna çok yaraşan bu ülkü, onu,
bütün insanlığa gerçek huzurun sağlanması yolunda, kendine düşen uygarca
vazifeyi yapmakta başarılı kılacaktır. Büyük Türk Ulusu! Onbeş yıldan
beri, giriştiğimiz işlerde başarı vaat eden çok sözlerimi işittin.
Mutluyum ki, bu sözlerimin, hiçbirinde, ulusumun, hakkımdaki güvenini
sarsacak bir isabetsizliğe uğramadım. Bugün, aynı inanç ve kesinlikle
söylüyorum ki, ulusal ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk
Ulusunun büyük ulus olduğunu bütün uygar dünya, az zamanda, bir kere daha
tanıyacaktır. Hiçbir an kuşkum yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük uygar
niteliği ve büyük uygar yeteneği, bundan sonra ki gelişmesi ile,
geleceğin yüksek uygarlık ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.
Türk Ulusu!

Sonsuzluğa akıp giden her on yılda, bu büyük ulus bayramını daha büyük
onurla, mutluluklarla, huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.
Ne mutlu Türküm diyene!
29 Ekim 1933
Bölgenizin yerel konuşmasına ait ses kayıtları veya yazılı metinler bulunuz
ZVİT’İN AVCILARI BİLE Bİ BAŞGA OLURDU ESKİDEN…
Gocana’m köşe başına oturmuş, kendi halinde sessizlik içindeydi. Hal hatır sormak bahanesiyle yanına yaklaştım. “Gocana’yı gonuşdurayım biraz dedim kendi kendime.”
 “Gocana” dedim.
“Hıhh” dedi bana. Ben ekledim. “Gocana, dedem iyi bir avcı mıydı?”
“Teneşirde yunsun onun avcılığı, bana .oku yedirecekti.” dedi. Ben gülmeye başladım.
“De hele bi anlat neyimiş şu .ok, mok mevzusu” dedim.
“Oyuklara galasıca, senin derdin de beni gonuşdurmak gayrı. Ben bilmez miyim ki?”dedi.
Gocana başladı anlatmaya: Haylı oldu. Deden nekmet ağşamdan avcı arkadaşlarıyla gavilleşmiş. Üç gişiymişler. Gecenin bi dünü yatağından kalktı geyinip, eline gafesdeki kekliğini, omzuna da dolma tüfengini asdı goyuldu yayla yoluna.
Olanları songradan anlattı gayrı bana. Ne halt ettiklerini. Ben de ondan duyduklarımı nakledeyim sana. Ama eyi diğne beni. Gulaklarını eyi aç. Başka yerlere de pertliyip durma. Ben anlatırken bana eyi bak.
Dedim ya gecening bir dünü evden çıkıp getti. Keben başında durup aralarında yeniden bir porguram gurmuşlar. Sen şuradaki kümeleye oturacan, ben buradaki kümeleye oturacağım deyi. Biri Gayabaşı’na, biri Çığralı’nın tepeye, deden nekbet de Erkeç İni’ne kümeleye oturmak üzere dağılmışlar.
Dedeng nekbet Erkeç İni’nin önügndeki goyağa kümeleye oturacakmış. Gecenin bi dününde taa oraya ulaşmış. Kümeleyi bi golaçan etmiş. Yıkık yerlerini onarmış. Mazgal deliğini felan pürlerlen çevirmiş. Sarmalamış açık yerleri. Kekliğini de bastırığa bastırıp kümeleye oturmuş.

Tekerlemeler araştırınız. Belirlediğiniz tekerlemeleri hızlı  bir şekilde okuyunuz.
KEDİ
İğnem düştü yakamdan,kedi geldi arkamdan,
Gelme kedi gelme,annem bakıyor balkondan.
TEK TEK TEKERLEME
Tek tek tekerleme,üstü kaymak şekerleme,
Dereye düşme çok soğuk, söyle bana çarçabuk.
SAKSAĞAN
Saksağan sek sek,kuyruğu tümsek
Kuyruğuna binelim bizim köye gidelim.
KARGA
Karga karga "gak" dedi,
"Çık şu dala bak" dedi,
Karga seni tutarım,
Kanadını yolarım.
MISTIK
Mustafa, Mıstık,
Arabaya kıstık,
Üç mum yaktık,
Seyrine baktık.
OYUN
Oooo..
İğne battı
Canımı yaktı
Tombul kuş
Arabaya koş
Arabanın tekeri
İstanbul un şekeri
Hop hop
Bundan başka
oyun yok.
ÖRDEK
Çık çıkalım çayıra
Yem verelim ördeğe
Ördek yemi yemeden
Ciyak miyak demeden
Aldım baktım kimi çıkardım

Televizyonda haber sunuculuğu yapan kişilerin konuşmaları ile çevrenizdeki insanların konuşmalarını telaffuz yönünden karşılaştırınız. Ulaştığınız sonuçları maddeler hâlinde tahtaya yazınız.
Televizyonda haber sunuculuğu yapan kişiler daha düzgün konuşmakta vurgu ve tonlamalara dikkat etmekte, ses tonlarını anlatılmak istenen duyguya göre değiştirmektedirler. Bu yönüyle çevremizdeki insanların konuşmalarından daha etkili olduğu görülür.

Tabiatta duyduğunuz seslerle insan sesi arasında fark var mıdır? İnsanlar tabiattaki seslerin hepsini niçin çıkaramaz?
İnsan sesi ile tabiattaki sesler arasında fark vardır. İnsan sesi daha gelişmiş, daha düzenli ve daha etkilidir. İnsan yaratılışı itibarıyla tabiattaki her sesi çıkaramaz. Her varlığın kendine göre verilmiş bir sesi vardır.
Tek düze bir ses tonuyla konuşanlar niçin dikkatle dinlenemez?
Tek düze ses tonuyla konuşmak dikkat dağılımına neden olur. Bir süre sonra insana ninni gibi gelir. Duygu değeri verilmeyen bir konuşma monotonlaşır. Bu yüzden dinleyiciler uzun süre böyle bir konuşmayı dinleyemez.
Atatürk ve Alparslan gibi tarihimize yön veren kişilerin başarılarında, çok iyi birer
hitabet ustası olmalarının payı var mıdır? Niçin?
Evet, vardır. Savaşta motivasyon önemlidir. Askerlerin savaşa motive edilmesi , cesaretlerinin artırılması için etkileyici konuşmalar yapmak önemlidir.

“Sözün Kıymeti” adlı metinde dilin güzel ve doğru kullanılmasının önemi hakkında nelerden bahsedilmiştir?
Sözün saltanat sürdüğü bir devirde yaşıyoruz. Büyük halk kütlelerini peşi sıra sürükle yen liderlerin topu, tüfeği, keskin kılıcı hep natıkalarıdır.
Fénélon (Fe ne lon) der ki “Hakikaten natuk olan bir hatibin yegâne düşüncesi kendisini dinleyenlere faydalı olmaktır. O sözlerini fikirlerine ve fikirlerini fazilet ve doğruluğa alet eder.”

Metinde geçen “Sözün saltanat sürdüğü bir devirde yaşıyoruz.” cümlesinden ne
anlıyorsunuz?
Bu devirde söz kılıçtan daha etkilidir. İnsanlar savaşı sözle yapmaktadır. Toplumları etkilemek için sözün gücün kullanmaktadır.

ETKİNLİK 1
“alakadar” ve “yegâne” sözcükleri okunurken a’lar uzatılarak ve inceltilerek okunmalıdır.
sanayiciler, tüccarlar, lahzada,kâğıtlara, havadis, muamele  sözcüklerinde  uzatılarak ve inceltilerek okunan sesler  vardır.
2. Etkinlik
“Kitapı okumadan ilaçı çoçukun yurtuna götürme.”
“Kitabı okumadan ilacı çocuğun yurduna götürme


p-b, ç-c , t-d, k-g  sert ünsüz yumuşaması . p,ç,t, k sesleri ünlü ile başlayan bir ek aldığı zaman yumuşayarak b,c,d,g ye dönüşür.



ETKİNLİK 3.

Gösterişsiz se”, “yaptırttırdık”  sözcüklerinin söylenişi kulağa hoş gelmiyor. Çünkü bu sözcükleri söylerken zorlanıyoruz.
Saptırttırdık, yazdırttırdık, ağlattırmışsa….

4. Et kinlik
“la, le, lı, li, lu, lü, lo, lö” hecelerini okuyunuz. Heceleri okurken dudağınızın, ağız
Boşluğunuzun ve dilinizin farklı şekiller almasının sebebini defterinize yazınız.
Her sesin kendine göre bir telaffuz şekli var. Buna göre de dudaklarımız ve dilimiz de şekil alır.  Her sesin bir çıkış noktası vardır. Kimisi diş arasından kimisi, gırtlaktan, kimisi dudakların aldığı şekilden doğarlar.
Kalın    a          ı           o          u
İnce     e          i           ö          ü

5. ETKİNLİK:

dişler                c, ç, d, j, l, n, r, s, fl, t, z
damak             g, ğ, k, y
gırtlak               h


6. etkinlik:

Seslerin özelliklerini bilmek telaffuzumuza etki eder. Sesin nereden  ve nasıl çıkarılması gerektiğini bilen bir kişi onu doğru telaffuz eder. Dil düşüncenin aynasıdır. Dil doğru kullanılırsa düşünceler de doğru iletilir.


“Kâğıt ve kalın ” kelimelerindeki “ka” heceleri aynı şe kilde telaffuz edilmez.  Her iki sözcükte geçen a sesi aynı değildir. Birinde uzatma işareti var. İncelterek ve uzatarak okunur. 


bu yazının tamamı http://yeniedebiyat.blogspot.com/ sitesinden alınmıştır.
Read more

A101 28 Kasım 2013 İndirimli Ürünler Listesi

Cem Nero üçlü tava seti : 19,95 TL
Kapı pencere bandı : 3,50 TL
Üçsan Plastik kare/yuvarlak kapaklı kase 2'li : 5,95 TL
İthal saklama kabı 3'lü : 4,95 TL
Üçsan plastik oval erzak kabı 4 lt : 4,50 TL
Gürallar porselen 12'li mine dekorlu çay seti : 9,95 TL
Gürallar mine dekorlu şekerlik : 2,45 TL
Orta boy çaydanlık : 19,50 TL
Çay kaşığı 6'lı : 3,95 TL
Çift kişilik uyku seti : 59,95 TL
Yastık alezi : 3,95 TL
Tek kişilik fited set : 9,95 TL
Çift kişilik fitted set : 14,95 TL
Bayan tayt : 4,95 TL
Bay süveter : 9,95 TL
Kız/erkek çocuk mont : 14,95 TL

Read more

BİM 29 Kasım 2013 İndirimli Ürünler Listesi

Hatemoğlu erkek pardesü : 55,00 TL
DBK akülü vidalama : 59,00 TL
Chefmaxx davul fırın : 55,00 TL
Chefmaxx elektrikli ızgara 39,00 TL
Luxell tek gözlü elektrikli ocak : 27,50 TL
Ahşap kesme tahtası : 7,50 TL
Akü şarj ünitesi : 49,00 TL
Puf yelek : 35,00 TL
Telefunken telefon : 19,90 TL
Pratik mutfak aletleri : 14,90 TL
Çocuk çatal-bıçak-kaşık : 2,50 TL
Beşli kilitli saklama kabı : 5,50 TL
Radyatör antifrizi : 9,90 TL
Bluelight pense-kablo-test cihazı-kablo sıyırıcı set : 19,90 TL
Led fener : 5,50 TL
Bluelight USB şarj aleti 4'lü : 14,90 TL
Bluelight çok fonksiyonlu led fener : 5,90 TL
Kilim minder : 4,25 TL
Lisanslı zıp zıp top : 8,50 TL
Fur Real evcil oyuncak hayvanlar : 14,00 TL
Toblerone bal ve badem nugalı çikolata : 5,45 TL
Read more

10. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 80 - 87 Soruları ve Cevapları ( Ekoyay Yayınları )

10. Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları EKOYAY 2013-2014 (sayfa 80-87)
Anlatımın Temel Özellikleri

ÖN HAZIRLIK
SAYFA 80
Akıcılık: Sözcüklerin uyum içinde düzenlenmesi, ses akışını bozan, söylenmesi zor seslere ve sözcüklere yer verilmemesidir. Akıcılık, metnin kolay okunur olma niteliğidir.
Bir metnin akıcı olması için
Telaffuzu zor sözcüklere yer verilmemeli. Açık anlamlı kolay sözcükler seçilmeli
Gereksiz sözcük tekrarlarından kaçınılmalı.

HAZIRLIK

2. Mevlânâ’nın “Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşıdakinin anladığı kadardır.” özdeyişiyle dile getirmek istediklerini kısaca açıklayınız.
Bu sözle çok konuşmanın değil, anlaşılır ve açık konuşmanın önemi vurgulanmaktadır. Karşımızdaki insanla seviyesine uygun bir şekilde iletişim kurmak gerekir.
1.etkinlik: “Geldiği Gibi” adlı metinde sözcük, cümle veya paragraf düzeyinde anlamadığınız ifadeler var mıdır? Nurullah Ataç’ın metinde duygularını, düşüncelerini açık, net ve dil bilgisi kurallarına uygun biçimde ifade edip etmediğini belirtiniz.
Geldiği Gibi adlı metinde sözcük, cümle veya paragraf düzeyinde anlaşılmayan ifadeler yoktur. Nurullah Ataç, duygu ve düşüncelerini oldukça açık bir üslupla aktarmıştır.
2.etkinlik: “Geldiği Gibi” adlı metni okurken ses, kelime, kelime grubu veya cümle düzeyinde okumanızı güçleştiren, ses akışınızı bozan birimler olup olmadığını belirtiniz. Yaptığınız araştırmadan hareketle metinde akıcılığı sağlayan unsurların neler olduğunu söyleyiniz.
Geldiği Gibi adlı metinde bazı cümlelerde benzer sesli sözcüklerin bir arada  kullanılması  metnin akıcılığını olumsuz etkilemiş.
Metin genel olarak akıcı. Gereksiz sözcük tekrarları yok. Genel olarak söyleyiş kolaylığı var.
3.etkinlik: “Geldiği Gibi” adlı metinde kelime ve cümle düzeyinde gereksiz bulduğunuz, kullanılmasa da cümlenin veya metnin anlamında daralma olmaz dediğiniz ifadeler var mıdır? Düşüncelerinizi açıklayınız.
Yeterlilik birleşik zamanlı fiiileri çokça kullanması akıcılığı olumsuz etkilemiş.
SAYFA 82
4. Etkinlik:
Örnek genelgede mesajın net olarak anlaşılabilmesi için metnin birkaç kere okunması gerekmektedir. Bu metnin kurgulanışından, cümlelerin yapısından kaynaklanıyor. Metinde kelime grubu  tekrarları vardır. Bu da akıcılığı olumsuz etkilemektedir.

SAYFA 83
5. Etkinlik:
Yaprak adlı metinde “namütenahi, münevver, tahassür” gibi sözcükler günümüz Türkçesinde pek kullanılmadığından bu sözcüklerin telaffuzu da zorlaşmaktadır.

6. Etkinlik:
İletilmek istenenler, Geldiği Gibi adlı metinde Yaprak adlı metinden daha kısa ve kesin ifadelerle dile getirilmiştir.

SAYFA 84
7. Etkinlik:
Metinde kullanılan sözcükler genellikle birleşik yapılıdır. Cümlelerde kullanılan kelimeler anlatıldığı dönemi yansıtıyor. Bu da metinle içerik arasındaki uyumu ortaya koyuyor.

Açıklık
· Düşüncenin yeterli sözcük ya da söz­cük öbeği kullanılarak anlatılması
· Sözcüğün metin içinde açık ve net anlam vermesi
· Cümlede öğelerin yerli yerinde kullanıl­ması
Duruluk
· Kelime ve cümle düzeyinde gereksiz ifadelere yer verilmemesi
· Karmaşık, anlaşılması güç cümle ya­pılarından kaçınılması
· Anlatılmak istenenin en kısa biçimde ifade edilmesi
Yalınlık
· Anlatımın gösterişsiz, sade, süssüz olması
· Eski, anlamı bilinmeyen kelimelerin kullanımından kaçınılması
· Anlatılmak istenenin kısa ve kesin ifadelerle dile getirilmesi
Akıcılık
· Kelime tekrarlarından kaçınılması
· Ses akışını bozan, söylenmesi güç kelimelere yer verilmemesi


9. Etkinlik:
Açık
Akıcı
Duru
Yalın
Geldiği Gibi
X
X
X
Yaprak
X
Genelge
X
Benim Adım Kırmızı
X
X

SAYFA 86
ANLAMA VE YORUMLAMA

1. İki Kardeş adlı metinde kişileştirme ve intak sanatları kullanılmış. Bu söz sanatlarının kullanılması metne etkileyicilik ve canlılık katmıştır.
Bu söz sanatlarının kullanılması metnin duruluğunu ve yalınlığını etkilemiştir.

2. İki Kardeş adlı metinde ağırlıklı olarak öznel anlatım kullanılmıştır.
“Neyse çok şükür ikisinin de onuru kurtulmuştur.”, “Lakin nedense bu doğru iş pek yayılamadı.”

4. “İki Kardeş” adlı metin Karasu ve Murat Nehri hakkında bilgi vermek amacıyla yazılmıştır; ancak yazar gerçekçi bir anlatımı yeğlememiş kurgusal bir anlatım yöntemi kullanmış, metni öykü türüne yaklaştırmıştır.
SAYFA 87
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
A) Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri doldurunuz.

•Aynı sesin veya çıkış yeri bakımından birbirine yakın seslerin tekrarlanması metnin AKICILIĞINI bozar.

•İçinde kelime, kelime grubu düzeyinde gereksiz ifade bulunan bir cümle DURU
değildir.
•İletisi tam olarak belli olmayan bir metin AÇIK değildir.
B) Aşağıdaki çoktan seçmeli sorularda doğru seçeneği işaretleyiniz.
1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım açık değildir?
A) Geleceğini dün babamdan öğrendim.
B) Gezgin oldum, dolaştım gurbet illeri.
C) Tiyatro toplumsal sorunları çözen bir araçtır.
D) Gençliğimi düşündükçe mutlu oluyorum.
E) Bilgili olmak başarılı olmanın ilk koşuludur.
CEVAP: A (Senin geleceğini mi, onun geleceğini mi – anlatım açık değil)
2. (I) Toroslar Anadolu içlerinden başka, deniz tarafından bambaşka görünür. (II) Kara tarafın­dan hem endamını tam göstermez hem de yüzü sert, yalçın ve hiddetlidir. (III) Hâlbuki deniz ta­rafından bak, hem ayağa kalkmış gibi büsbütün yüksek ve gösterişli hem bayramlığını giymiş gi­bi yeşil ve süslü. (IV) Çünkü İç Anadolu’dan bu dağlara sert, kuru, kavurucu poyrazlar eser. (V) Hâl­buki öteden nemli bulut, ozonlu hava ve serin rüzgâr alıyor.
Bu metni oluşturan cümlelerin hangisinde söz sanatlarına, sanatlı anlatıma başvurul­muştur?
A) I ve IIB) II ve IIIC) III ve IVD) IV ve VE) I ve V
CEVAP: B (II ve III. numaralı cümlelerde sanatlı anlatım vardır.)
3. “Aynı sesin veya çıkış yeri bakımından birbirine yakın seslerin tekrarlanması telaffuzu güç­leştirir.” Aşağıdaki cümlelerden hangisi bu duruma örnek gösterilebilir?
A) Kaş’taki taş yapılar her yaştan insanı baştan çıkarıyor.
B) Kasadaki balıklar denizden yeni çıkmış gibi dipdiri duruyordu.
C) Rüzgârlara dahi yol vermeyen bu dağlar insanlara nasıl yol versin?
D) Gün ağarıncaya dek yol yapım çalışmalarına devam ettiler.
E) Toplantıya gelenler birer birer salondan çıkmaya başladılar.
CEVAP: A
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “o” kelimesinden sonra virgül kullanılmaması anlam karışıklığına yol açmaz?
A) O adamı sulu dereye susuz götürür, susuz getirir.
B) O oyunda her zaman başarılı oluştur.
C) O sokağa bakan küçük ve şirin bir evde yaşadı.
D) O memleketinde tanınmış, sözüne güvenilir biriydi.
E) O insanların ne düşündüğünü hemen anlardı.
CEVAP: D
C) Aşağıdaki soruları cevaplayınız.
1. “Sanat metinlerinde açıklık ve yalınlık ilkesi aranmalı mıdır?” konusundaki düşüncelerinizi açıklayınız.
“Sanat metinleri, gerçeği olduğu gibi yansıtmadığı için bu metinlerde açıklık ve yalınlık ilkesi aranmaz. Sanatçı, öznel düşünceleriyle okuyucusunun karşısına çıkar.
2. Anlatımın açık, akıcı, duru ve yalın olması niçin önemlidir? Düşüncelerinizi açıklayınız.

İletişimin sağlıklı olması, iletinin net olarak anlaşılması için anlatımda bu özelliklerin bulunması gerekir.
Read more