10. Sınıf Edebiyat Kaside - Sayfa 128-133


KASİDE
1. Okuduğunuz şiiri ahenk unsurları (ses akışı, söyleyiş, ritim, ses benzerliği) açısından inceleyip tespitlerinizi aşağıya yazınız. Konuşmadaki vurgu ve tonlamayla beyitlerdeki ses ve söyleyiş arasında nasıl bir ilişki kurulabileceğini açıklayınız.
1.
Ses akışı (aliterasyon, asonans):Ses akışı sağlayan sözcükler vardır. Birinci beyitte n, m sesleri aliterasyon olarak kullanılır.
Söyleyiş özelliği : Ahenkli bir söyleyişe sahiptir. Özellikle kafiye ve iç seslerdeki sözcükler bu şiire söyleyiş güzelliği katmıştır.
Ritim (açık ve kapalı hecelerin söylenişi): Aruz ölçüsü ile yazıldığı seslerin açık kapalı oluşu önemlidir.” Sâkî, câm-ı Cem, nesîm-i nev-bahâr, hevâ,âşıkların, yâr, bî-çâreler âlüfteler âvâreler “ gibi sözcüklerde açık ve kapalı heceler bulunmaktadır. Bu şekliyle de aruzun tutması ve uygulanması için önemlidir.
Ses benzerlikleri (kafiye): Kafiyeli yazılmıştır. İlk beyit kendi arasında diğer beyitlerinde ikinci dizeleri arasında kafiye vardır. “Cem, İrem, dem, harem, sitem…” gibi sözcükler kafiye olarak kullanılır.

2. Okuduğunuz şiirde ses ve anlam yönünden kendi içinde bütünlük oluşturan birimleri belirleyiniz. Birimlerin özellikleri ve bunlara ne ad verildiğini söyleyiniz. Ayrıca her birimin diğer birimlerle ses ve anlam yönünden nasıl bir ilişki içinde olduğunu açıklayınız.
2. ….

3. a. Kaside nazım şekli hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.
a. KASİDE
Daha çok din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılan şiirlerdir. Kaside şairlerine kaside-gü (kaside söyleyen), kaside-sera ya da kaside-perdaz (kaside yazan) denir. Kaside 6 bölümden oluşur:
Birinci bölüm 15-20 beyitliktir. Bu ilk bölüme, âşıkane duygular yer alıyorsa “nesib”, bahar, tabiat, bayram gibi konulara değiniliyorsa “teşbib” adı verilir.
İkinci bölüm girizgah ya da girizdir. Genellikle tek beyitten oluşur ve burada şair medhiyeye (övgüye) geçeceğini bildirir. Girizgah konuya uygun ve nükteli olmalıdır. Üçüncü bölüm medhiyedir. Bu bölümde asıl konu anlatılır. Beyit sayısı konuya ve şaire göre değişen medhiye bölümü kasidenin en sanatlı beyitlerini içerir. Kasidenin dördüncü bölümü tegazzüldür. Tegazzül, 5-12 beyit arasında değişir. Kasidenin başında ya da sonunda yer alabilir. Bu bölüm her kasidede bulunmayabilir.
Beşinci bölüm fahriyedir. Şair bu bölümde de kendisini över. Kasidenin son bölümü duadır. Bu bölümde önceki beyitlerde övgüsü yapılan kişi için dua edilir. Kasideler, nesib bölümünde ele alınan konuya göre göre kaside-i bahariyye, kaside-i ramazaniyye, kaside-i hammamiyye olarak adlandırılır. Uyaklarına göre r harfi ile bitiyorsa kaside-i raiyye, l harfiyle bitiyorsa kaside-i lamiyye, m harfiyle bitiyorsa kaside-i mimiyye diye anlandırılır. Rediflerine göre de, tevhid, münacaat, methiye diye bölümlenir. Kasidenin en güzel beyiti “beyt-ül kaside”dir. Şairin adının geçtiği beyite ise “taç beyit” denir. Diğer şekil özellikleri gazele benzer.

b. Okuduğunuz şiiri, yapı özellikleri yönünden incelemek için aşağıdaki soruları cevaplayınız (Bu inceleme için 9. sınıf II. Ünite “Şiir İnceleme, Şiirde Yapı” bölümünde öğrendiğiniz bilgilerinizden yararlanınız.).
b.
Nazım birimi ve sayısı : Beyit ve 39 birimden oluşur.
Uyak düzeni: aa, ba, ca, da, ea, fa,,,,
Kasidenin bölümleri :Nesip, girizgah, tegazzül, medhiye, fahriye, dua
Nesib bölümüne göre kasidenin çeşidi :Cem,İrem,dem,nagam,dem…” olduğu için – m sesleri kafiyedir. Yarım kafiyedir.

c. Okuduğunuz şiiri meydana getiren birimlerin ortak paydasını ve bunun tema olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini söyleyiniz.
c. Bütün birimler ortak bir temada birleşmiyor. Mesela nesip bölümünün parçanın bütünlüğü ile ilgisi yoktur.

• Okuduğunuz şiirde, belirtilen beyitlerin temalarını ve kasidenin hangi bölümüne ait olduğunu aşağıdaki şema üzerine yazınız. Daha sonra da şiirin (kasidenin) temasını yazınız.

1 ile 16. beyitlerin teması [Nesib (teşbib)]
17. beytin teması (Girizgah)
18 ile 31. beyitlerin teması (Medhiye)
32 ile 35. beyitlerin teması (Fahriye)
36 ile 39. beyitlerin teması (Dua)
Kasidenin teması: Sultan Murad’a övgü
• Şiirin bölümlerinin ortak bir tema etrafında birleşip birleşmediğini açıklayınız.
Ortak bir temada birleşmiyor. Çünkü nesip bölümü, fahriye bölümünün Sultan Murad’la bir ilgisi yoktur. Bu bölümler konu dışında olan bölümlerdir.

ç. Okuduğunuz şiirin, hakkında bilgi edindiğiniz kaside nazım şeklinin özellikleriyle benzerlik gösterip göstermediğini belirtiniz.
ç. Kaside nazım şekliyle birebir uyum sağlamaktadır.

4. a. Osmanlı Devleti’nin XVII. yüzyıldaki siyasi, sosyal ve kültürel durumu hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.
a. 17. Yüzyıl Osmanlının Duraklama girdiği bir dönemdir. Siyasi olarak padişahlar etkinliğini yitirmeye ve Yeniçeri egemenliği kazanmaya başlamaktadır. Ordu bozulmaya başladı ve kendi içindeki çekişmelerinden dolayı sürekli savaş kaybetmeye başladı. Bu da Osmanlının ekonomisini olumsuz etkilemeye ve çağın ihtiyaçlarını yakalayamadı ve bu da sosyal hayatı da etkilemeye başladı. İlmiye sınıfı da bozulmaya başladı. Eğitim yani medrese sistemi bozulmuş, bu da geri kalmayı tetiklemişti.

b. Okuduğunuz kasidenin nesib, girizgâh, medhiye ve fahriye bölümlerinin teması ve söyleyiş özelliğinden hareketle divan şiirinin XVII. yüzyıldaki genel durumunu belirleyiniz.
b. Bu bölümlerde yola çıkarak 17. yüzyıl Divan şiirinin zirve noktasıdır ve şairlerimizde bu noktada kendilerini zirvede olarak görmektedir. Eskiden İranlı şair Molla Cami gibi yazmak isteyen şairlerimiz artık İranlı ve Arap şairler kadar usta şiirler yazdığını düşünmektedirler. Bu da onların kendilerine olan özgüvenini göstermektedir.

c. Divan şiirinin XVII. yüzyıldaki söyleyiş özelliğinin (coşkulu, kendine güvenen sesinin) Osmanlı Devleti’nin o dönemdeki yapısıyla nasıl bir bağlantısının olduğunu açıklayınız.
c. Osmanlı yapısıyla ilgisi vardır. Osmanlı için her ne kadar duraklama devrine girdiyse de siyasi, sosyal ve ekonomik yapı duraklama dönemine girdiğinin farkına çok sonraları varmıştır. Osmanlıda sistem bozulsa da kendine olan güveninden vazgeçmezler.

5. Kasidede, aynı duyguları dile getiren beyitleri tespit ediniz. Bu beyitlerde aynı duygunun, hangi kelimelerle tekrar edildiğini tartışınız. Sonucu kısaca aşağıya yazınız.
5. Cam-ı Cem, Muhteşem, Hakan, kelimesi çok sık olarak geçmektedir. Buradaki imgeler sürekli kullanılarak aynı duygular tekrar edilmiştir.

6. Şair, üçüncü beyitte “bayram” kelimesiyle “âşıkların sevincini ve neşesini” anlatmaktadır. Bu sanatın adını söyleyerek kasidede kendi anlamı dışında kullanılan diğer kelimeleri de siz bulunuz.
6. Benzetme sanatıdır. Mesela meyhane, cam, serv-i kadd, gonce-fem gibi kelimeler kendi anlamı dışında kullanılmıştır.

7. a. İrem Bağı, Cem, Rüstem hakkındaki bilgilerinizi arkadaşlarınıza aktarınız.
a. İrem Bağı: Âd’ın oğlu Şeddad zamanında Hafız-ı Şirazi zamanında yapılmış eşsiz bahçe . İrem, Havernak ve Babil bahçeleri ile birlikte tasavvur edilebilir. Cennet bağı Rıdvan’a benzetilir.
Rüstem: Simurg’un kaçırıp büyüttüğü Cihan pehlivanı. Neriman’ın torunu Sam’ın oğlu. Saçları ve diğer tüyleri beyaz doğduğundan Sam onu evlatlıktan reddedip bir dağa atar. Kahraman’ı Katili ve İsfendiyarı Öldürür. İran’ı Afrasyab’ın elinden kurtarır. Zabilistan ve Seyistan onun elindedir. Dev cüsseli Keyhusrev ve Keykavus zamanı İran destan kahramanıdır.
Cem: Kadeh demektir. İçine şarap konulduğu için cam-ı Cem olarak da kullanılır. Kırmızılığı bakımında sevgilinin dudaklarına benzetilir.

b. İkinci beyitte şairin, “her gûşe bir Bâğ-ı İrem” diyerek o mevsimde her yeri İrem Bağı’na benzetmesi gözünüzün önünde nasıl bir manzara canlandırıyor? Tasvir ediniz. Şair de gözlemlediği bir manzarayı, ortamı ya da o manzara karşısında sezdiklerini Bağ-ı İrem’le anlatmış olabilir mi? Düşüncelerinizi açıklayınız.
b. Baharın gelişiyle her taraf yeşillenmiş, ağaçlar çiçek açmış ve bülbüller ötmeye başlamış. Şairin mantığına göre bu durum tamamen cennet bağı gibi bir durumdur. Şair bu durumu Bağ-ı İrem’le anlatmıştır.

c. Şiirde, şairin benzer şekildeki diğer anlatımlarını (imgeleri) bulunuz.
c. Behişt kelimesi ile cennet
meyhane kelimesi ile dünya
put(sanem) kelimesi ile sevgili
şarap kelimesi aşk sarabı
gonce kelimesi ile sevgilinin ağzı
selvi kelimesi ile sevgilinin boyu
gibi imgeler kullanılmıştır.

ç. Şiirdeki birimlerde kullanılan ortak imgeleri sıralayınız.
ç. Cam-ı cem, put, Hüsrev, Rüstem, İskender gibi imgeler ortak kullanılmıştır.

8. Kasidenin 3. beytinde “gül devri”, 17. beytinde “mah” kelimeleriyle kastedilen nedir? Bu imgelerle yapılan sanatın adını söyleyiniz. Kasidedeki diğer söz sanatlarını da bulup bunların nasıl yapıldığını açıklayınız.
8. Benzetmenin dört unsurundan sadece biri kullanıldığı için istiaredir.
Diğer söz sanatları.
Esdi nesîm-i nev-bahâr açıldı güller subh-dem

Açsun bizim de gönlümüz sâkî meded sun câm-ı Cem
Telmih
İrdi yine ürd-i Behişt oldu hevâ anber-sirişt Âlem Behişt-ender-Behişt her gûşe bir Bâğ-ı İremTelmih, Benzetme
u demde kim şâm ü seher mey-hâne bağa reşk ider Mest olsa dil-ber sevse ger ma’zûrdur şeyh-ül-haremKişileştirme,

İstiare
Ya neylesün bî-çâreler âlüfteler âvâreler

Sâgar suna meh-pâreler nûş etmemek olur sitem
Kişileştirme, İstiare
Her nev-resîde şâh-ı gül aldı eline câm-ı mül

Lûtf it açıl sen dahi gül ey serv-kadd ü gonce-fem
Kişileştirme, İstiare
Meydir mihekk-i âşıkan âşûb-i dil ârâm-ı can

Ser-mâye-i pîr-i mugan pîrâye-i bezm-i sanem
İstiare
Mey âkili irşâd ider âşıkları dil-şâd ider

Şeyle virir ber-bâd ider dillerde koymaz gerd-i gam
Kişileştirme, İstiare
Mey âteş-i seyyâledir mînâ kadehle lâledir

Ya gonce-i pür-jâledir açmış nesîm-i subh-dem
Benzetme
Sâkîmeded mey sun bize câm-ı Cem ü Key sun bize Rıtl-ı pey-â-pey sun bize gitsün gönüllerden elemTelmih
Ol âf-tâb-ı saltanat ol şeh-süvâr-ı memleket

Cem-bezm ü Hâtem-mekrümet memdûh-i esnâf-ı ümem
İstiare
Eblâk-süvâr-ı rüzgâr âşûb-i Rûm ü Zengibâr

Leşker-şikâr-ı kâm-kâr Behrâm-ı Efrîdûn-alem
Telmih
Pîrâye-i mülk ü milel ser-mâye-i din ü düvel

K’olmuş nasibi tâ ezel tâc-ı Feridun taht-ı Cem
Telmih
Hakan-ı Osmânî-neseb kim münderic zâtında hep İslâm-ı Fâruuk-i Arab ikbâl-i Pervîz-i AcemTelmih
Şâhen-şeh-i ferhunde-baht ârâyiş-i dînîm ü taht

Bahtı kavî ikbâli saht İskender-i Yûsuf-şiyem
Telmih
Şâh-ı cihân-ârâ mıdır mâh-ı zemîn-pîrâ mıdır

Behrâm-ı bî-pervâ mıdır yâ âf-tâb-ı pür-kerem
İstifham, Tecahül Arif

Benzetme
Şâhâne-meşreb Cem gibi sâhib-kıran Rüstem gibi Hem îsi-i Meryem gibi ehl-i dil ü ferhunde-demTelmih

Benzetme
Cümle hünerden bâ-nasîb sırr-ı aceb sun’i garîb Meclisde şûh ü dil-firîb cenk idicek şîr-i ücemBenzetme
Ey Husrev-i âlî-nijâd vey dâver-i pâk-i tikaad

Ey şâh-ı sâhîb-adl ü dâd ey pâd-şâh-ı muhterem
Telmih

Benzetme

9. Şairin duygularını, düşüncelerini niçin imge ve söz sanatlarıyla anlattığını ve şiiri okurken neler hissettiğinizi, gözünüzün önünde nelerin canlandığını kasideden örneklerle açıklayınız.
9. İmgeler ve söz sanatları divan şiirinde vazgeçilmez bir unsurdur. Şair ele aldığı konuları bu yolla daha çarpıcı ve etkili şekilde anlatmaktadır. Mesela Sultan Murad’ı överken normal cümlelerle övse bunu herkes yapar ve sanatsal özelliği kalmaz ama şair onu çeşitli imgelerle(Hüsrev, Hz. Ömer gibi) överse bu daha etkileyici olur.

10. Kasidenin fahriye bölümünde, Nef’î’nin “Hakanî” dediği kişi, ünlü bir İran şairidir. Yaşadığı dönemde kendisinin “Hakanî” gibi şiir söylediğini belirten Nef’î bu beyitte övünmektedir. Kasidede geçen efsanevi kişi ve olayların anlatıldığı diğer beyitlerdeki örnekleri de bulup açıklayınız. Bu sanatın adını belirtiniz.
10. Bu sanatın adı telmihtir.
Eblâk-süvâr-ı rüzgâr âşûb-i Rûm ü Zengibâr

Leşker-şikâr-ı kâm-kâr Behrâm-ı Efrîdûn-alem
Pîrâye-i mülk ü milel ser-mâye-i din ü düvel

K’olmuş nasibi tâ ezel tâc-ı Feridun taht-ı Cem
Hakan-ı Osmânî-neseb kim münderic zâtında hep

İslâm-ı Fâruuk-i Arab ikbâl-i Pervîz-i Acem
Şâhen-şeh-i ferhunde-baht ârâyiş-i dînîm ü taht

Bahtı kavî ikbâli saht İskender-i Yûsuf-şiyem
İrdi yine ürd-i Behişt oldu hevâ anber-sirişt

Âlem Behişt-ender-Behişt her gûşe bir Bâğ-ı İrem
Sâkî meded mey sun bize câm-ı Cem ü Key sun bize

Rıtl-ı pey-â-pey sun bize gitsün gönüllerden elem
Şâhâne-meşreb Cem gibi sâhib-kıran Rüstem gibi

Hem îsi-i Meryem gibi ehl-i dil ü ferhunde-dem


11. a. Şiirde geçen “nesim, saki” kelimeleri Arapça, “gûşe, hengâm, âf-tab-nev” kelimeleri ise Farsçadır. Divan şiirinde neden Arapça ve Farsça kelimelerin kullanıldığını tartışınız. Sonuçları sıralayınız.
a. Birincisi şairlerimiz aruzla yazıkları için aruzda önemli olan seslerin açık ve kapalı olmasıdır. Türkçedeki seslerde açık ve kapalı ünlü durumları yoktur. Yani â, û, î gibi sesler yoktur. Bu aruz ölçüsünü ve ses değerini tutturmak için önemlidir. İkincisi ise bizim divan şairlerimiz Arap ve İran edebiyatından etkilenirken o şiirin estetik yapısı ve imge dünyasını değiştirmeden almışlardır.

b. Yukarıda sıraladığınız sonuçlar ve XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin sosyal ve kültürel yapısını da göz önünde bulundurarak bu şiirin hedef okuyucu kitlesini belirtiniz.
b. Divan şiirinin hedef kitlesi yüksek zümre diye bilinen okumuş ve medrese eğitimi görmüş kimselerdir.

c. Kasidede kullanılan dil, imgeler (mazmunlar), söz sanatları, nazım şeklinin özelliklerinden yola çıkarak divan şiirinin geldiği kültürle (gelenekle) ve toplumla ilişkisini açıklayınız.
c. Kullanılan dil, imgeler(mazmunlar), söz sanatları, nazım şekilleri Arapça ve Farsçadan geçmiştir. Geldiği kültür ve toplum arasında sıkı bir ilişki vardır. Çünkü Osmanlı toplumunda da sanat anlayışı olarak 13. Yüzyıldan beri bir etkileşim görülmektedir. Bizim şairlerimiz de bunları hiç değişmeden olduğu gibi ama zaman içerisinde de geliştirerek kullanmıştır.

ç. Okuduğunuz şiirin hangi gelenekte yazıldığını belirtiniz.
ç. Divan şiir geleneği ile yazılmıştır.

12. Okuduğunuz kasidenin teması evrensel midir? Şair bu temayı işlerken yüce ve yüksek olan soyut kavramlardan (imgelerden) nasıl yararlanmıştır? Açıklayınız.
12. Teması evrensel değildir. Çünkü Sultan Murad her devirde övülecek bir padişah olmayabilir ki günümüzde böyle bir durum yoktur. Ama kullanılan kavram ve imgeler her devirde kullanılabilir. Yani herkes birinin adaletini överken Hz. Ömer’den bahsedebilir.
13. “Allah, Yusuf, İsî-i Meryem, Cennet” kelimeleri şiirde niçin kullanılmış olabilir? Kasidenin temasının ve şiirdeki imgelerin; dinî söyleyiş ve kelimelerle örülü, divan şiirine özgü bir zevk ve anlayışla geliştirildiğini söyleyebilir miyiz? Açıklayınız.
13. Kasidede övgü ele alınır. Ama övülecek kişinin özelliklerine göre tarihsel ya da dini kavramlar kullanılabilir. “Allah, Yusuf, İsî-i Meryem, Cennet” kelimeleri de bu yüzden kullanılmıştır. Divan şiiri dini söylemden kendini alamaz. Hatta diyebiliriz din dışı konuda da şiir yazılacaksa zaman zaman şairler dini kavramları şiirlerinde verirler. Mesela sevgilinin güzelliği anlatırken Hz. Yusuf’u anlatmadan onu örnek vermeden geçemez.

14. Kasidenin bölümlerinde anlatılanların yaşanması mümkün müdür? Şairin aktardığı duygularda; gözlemin, izlenimlerin, sezginin ve kişisel duyarlılığın yerini açıklayınız.
14. Mümkün değildir. Şiiri şiir yapan şeyler kesinlikle şairin gözlemi, sezgisi ve duygularıdır. Bunlar olmadan ortaya pek bir şey koymak mümkün değildir.

15. Kasidede yan anlamıyla kullanılan kelimeleri bulunuz. Kasidenin yan anlamıyla kullanılan kelimeler bakımından zengin olup olmadığını açıklayınız.
15.

16. Kasidede dile getirilen duygu ve düşüncelerin günümüz şarkı söz ve şiirlerinde ele alınıp alınmadığını bir örnekle belirtiniz.
16.

17. Kasideyi ilk okuduğunuzda neler hissettiğinizi belirtiniz. Kasideyi birkaç kez okuduktan sonra neler hissettiğinizi açıklayınız. Acaba şairin bu şiiri yazarken hissettiklerini anlatmak için kelimelere yüklediği anlamla sizin hissettikleriniz arasında benzerlik olabilir mi? Açıklayınız.
17. Cevabı size kalmış…

18. Okuduğunuz kasideyi destan dönemi şiirlerinden bir koşuk ve saguyla karşılaştırınız. Sonuçları aşağıdaki tabloya yazınız.
ÖlçütlerKasideKoşukSaguBenzerliklerFarklılıklar
TemaÖvgüAşkÖlüm Üçünün de teması farklı
Nazım BirimiBeyitDörtlükDörtlükKoşuk ve sagu BenzerKaside farklı
Dil

ve Anlatım
Arapça ve Farsça kelimelerde dolu kalıplaşmış bir anlatıma sahipYabancı etkilerden uzak sade bir dile yazılmıştır.Yabancı etkilerden uzak sade bir dile yazılmıştır.Koşuk ve sagu BenzerKaside farklı

19. a. Nef’î hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.
a. NEFİ (1575 ?-1635)
İstanbul’da iyi bir öğrenim görmüş, bazı memurluklarda bulunmuştur. IV. Murat döneminde sanatının ve ününün zirvesine ulaşmıştır. Padişahlara ve devrin ileri gelenlerine yazdığı kasidelerle, ayrıca hicivleriyle tanınmıştır. Padişahın, hiciv yazmasını yasaklamasına rağmen Sadrazam Bayram Paşa’yı hicvedince öldürülür. Sağlam bir üslubu, ağır bir dili, cesur bir söyleyişi vardır. Ölçüsüz bir şairdir övdüğünü göklere çıkarır, yerdiğini ise yerin dibine geçirir. Babasına bile hiciv yazmıştır. Hicivleri bazen yumuşak takılmalar şeklindedir; kimi zaman ise oldukça ağır, hatta küfürlüdür. Hiciv türündeki şiirlerini “Siham-ı Kaza” adlı yapıtında toplamıştır.
Nef’i Eserleri:
-Divan (Türkçe)
-Divan (Farsça)
-Siham-ı Kaza: Hicivlerinin yer aldığı yapıtıdır.

Bize kâfir demiş müfdi efendi
Tutalım ben diyem ana müselman
Vardıkta yarın rûz-ı cezaya
İkimiz de çıkarız anda yalan Nef’î
b. Hicivleriyle ünlü Nef’î’nin yukarıdaki dörtlüğünden ve okuduğunuz kasidesinden yola çıkarak şairin fikrî ve edebî yönü hakkındaki çıkarımlarınızı aşağıya yazınız.
b. Nef’i hicivleriyle ünlü bir şairdir. Yeri geldiğin çok ince söz söyleme kabiliyetine sahiptir. Bazen çok sıradan gelebilecek söylemlerle bile kişiyi eleştirmektedir. Zaten hicivlerinden dolayı öldürülür.

c. Kaside ile şair arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
c. Şairi ile şiiri arasında bir bağ vardır. Nefi hiciv şairi olmakla birlikte unutmayalım ki çok iyi öven kişi aynı zamanda çok iyi eleştirebilmektedir.
Read more

Türkçenin Ses Özellikleri Nelerdir? Dil Bilgisi Ders Notları

Türkçenin Ses Özellikleri şunlardır:
1. Türkçe sözcükler büyük ve küçük ünlü uyumuna uyar. Ancak bu kurala uymayan çok az sayıda sözcük ve ekler vardır.
2. Türkçe sözcüklerde ilk heceden sonra (ikinci üçüncü hecelerde) o, ö ünlüsü bulunmaz. Bulunan sözcükler Türkçe değildir. Atom, horoz, radyo vb.
3. Türkçede uzun ünlü yoktur, âlim, nâzım, âşık gibi sözcükler Türkçe değildir.
4. İki ünlü yan yana gelmez. İki ünlü yan yana geliyorsa araya bir kaynaştırma sesi (harfi) girer. Oku-y-an, bağla-n-acak, masa-s-ı vb.
İki ünlü yan yana bulunan saat, şair, şiir, fiil, muayene, reis, maalesef vb. Türkçe değildir.
Ancak bazı sözcüklerde -ğ-’nin erimesiyle az da olsa gelenler vardır. geldiği - geldii
5. Türkçe sözcüklerde f, h, j sesi yoktur. Mahkeme, tüfek, jilet, jandarma, ajanda, vb.
Ancak tabiat taklidi seslerden oluşan sözcükler bu kuralın dışındadır. Fısıldamak, of, vb.
6. Türkçede c, ğ, l, m, n, r, v, z sesleri sözcüğün başında bulunmaz. Yani bu seslerle başlayan sözcükler Türkçe değildir.
Cami, lâle, marul, nane, raf, vazife, zerdali vb.
7. Sözcük sonunda b, d, c, g sesleri bulunmaz. Kitab, derd, ilac, vb. Bu seslerle biten sözcükler kitap, dert, ilaç, tekerlek biçiminde söylenir.
8. Sözcüğün başında iki ünsüz yan yana bulunmaz. Bulunanlar Türkçe değildir. Plan, kredi, tren.
9. Sözcüğün sonunda üç ünsüz ses yan yana bulunmaz. Bulunanlar Türkçe değildir. Sfenks, kontr
10. Sözcük kökünde aynı cinsten iki ünsüz yan yana bulunmaz. Millet, hürriyet, tasavvur, hassas vb. Türkçe değildir.


C. YAZIM (İMLA) KURALLARI
a. Büyük Harflerin YazımıTürk alfabesinde harflerin küçük ve büyük biçimleri vardır. Yazı dilinde yaygın olarak küçük harfler kullanılır. Ancak bazı yerlerde de büyük harfler kullanılır. Büyük harflerin kullanıldığı yerler şunlardır:
* Cümle başları büyük harfle başlar.
* Gülen adamın nerede başlayıp nerede bittiği hiç bilinmezdi. Halikarnas Balıkçısı
* Annem usulca sokuldu yanıma. Nursel Duruel
* Yanaklarımıza, gözlerimize gül yaprağı konuyor. Nursel Duruel.
*şiirde dizeler büyük harfle başlar
* Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç Yahya Kemal Beyatlı
* Geceleyin bir ses böler uykumu
İçim ürpermeyle dolar: - Nerdesin? Ahmet Kutsi Tecer
* Bir gemi yelken açtı hayal iklimlerine Ali Mümtaz Arolat
Ancak günümüz edebiyatında modern şiir akımının etkisiyle küçük harfle başlayan dizeler ve vardır.
renkler güneşten çıktılar
renkler güneşe girdiler
renkler güneşsiz öldüler
ne renk gerek bana
ne renksizlik
Asaf Halet Çelebi
* Belli bir tarih bildiren ay, gün adları büyük harfle başlar.
30 Ağustos 1922
23 Ekim 1923 Cuma günü
* Levhalar ve açıklama yazıları büyük harfle başlar: 
Giriş, Çıkış, Başkan, Doktor vb.
Ancak birkaç sözcükten oluşanların ilk sözcüğü büyük harfle, diğerleri küçük harfle başlar. Dolmuş durağı, şehirler arası telefon vb.
Sayılardan sonra gelen sözcükler küçük harfle yazılır. III. kat, III. sınıf, I. blok vb.
* Özel adlar büyük harfle başlar
1. Kişi adları ve soyadları büyük harfle başlar.
Mustafa Kemal Atatürk, Ahmet Hamdi Tanpınar, Karacaoğlan, Gevheri, Yunus Emre vb.
Ayrıca takma adlar da büyük harfle başlar Fuzulî (Mehmet), Muhibbî (Kanuni Sultan Süleyman), Hatî (fiah İsmail), Ankaralı Âşık Ömer (Behçet Kemal Çağlar) vb.
2. Kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar ve meslek adları büyük harfle başlar.
Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Sayın Ali Kaya, Ahmet Bey, Dursun Efendi, Doktor Behcet Uz, Mareşal Fevzi Çakmak, Prof. Dr. Talât Tekin, **** İbrahim, Avcı Mehmet Paşa vb.
* Sayıların Yazımıyla İlgili Kurallar
1. Sayılar rakamla da yazıyla da yazılabilir. Bununla ilgili kesin bir kural olmamakla beraber uygulamada edebî karakter gösteren sayılar yazıyla yazılır.
* Otuz beş yaş şiirini çok severim.
* İki hafta sonra mahalleden taşınacağız.
* Geleli üç ay oluyor.
Buna karşılık ölçü ve istatistiksel veri ifade eden sayılar rakamla yazılır. 100 lira, 15 kilogram, 20 metre, 150 kilometre
Saat ve dakikalar metin içinde yazıyla da yazılabilir. On ikiye beş kala, beşe çeyrek kala, yediyi on üç geçe vb.
2. Sıra sayıları rakamla da yazıyla da yazılabilir. Rakamla yazıldığında, rakamdan sonra nokta konur veya rakamdan sonra kesme işareti konularak ek yazıyla yazılır.
3. gün, 5. sıra, 6. madde; 3’üncü gün, 5’inci sıra, 6’ıncı madde vb.
3. Üleştirme sayıları yazıyla gösterilir İkişer, üçer, onar, beşer beşer, ikişer ikişer vb.
4. Birden fazla sözcükten oluşan sayılar ayrı yazılır.
Bir yıl üç yüz altmış beş gündür.
saat dokuzu beş geçe vb.
5. Sayılarda kesirler virgül ile ayrılır.
8, 2 ( tam onda 2), 15, 5 (15 tam onda 5) vb.
* Ek olan- ki ile bağlaç olan “ki”nin yazımı* Türkçede ek olan- ki kendisinden önce gelen sözcüğe bitişik yazılır.
Sınıftaki çocuk, sinemadaki film, elindeki kitap vb.
Ek olan- ki nesneye aitlik kavramı verir ve ünlü uyumuna uymaz. Ancak çok az sayıda sözcükte ünlü uyumuna uyduğu da görülür.
dünkü gazete, bugünkü haber, öbürkü gün vb.
Bağlaç olan “ki” bağımsız bir sözcük olarak daima ayrı yazılır.
Atatürk diyor ki “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.”
Soğuk su içme ki hasta olmayasın.
Bir de baktım ki kimse kalmamış.
Ben yorulmadım ki.
Hükümdar adları 3. Selim, 3. Ahmet 2. Murat, vb. yazılır. Selim 3, Ahmet 3, Murat 2 gibi yazılmaz.
* Ek olan -de ile bağlaç olan “de”nin yazımı:
* Türkçede ek olan -de kendisinden önce gelen sözcüğe bitişik yazılır.
Elinde mavi bir çanta vardı.
Etrafında kimse yoktu.
Ne ben senin köyünde edebilirim, ne sen benim obamda. Sabahattin Ali
Cümle içinde dahi anl***** gelen “de, da” bağlacı bağımsız bir sözcük olarak ayrı yazılır.
Gel Osman’ım, otur da yemek ye. Yaşar Kemal
Zeynep akıl etti de başına bir kova su döktü. Yaşar Kemal
Ek olan - de, bağlı olduğu sözcüğün son hecesine ünsüz benzeşmesi bakımından uyar. - de / - da ekleri -te / -ta’ya dönüşür.
Sokakta yalnız yürüyordu.
Aradıklarını bu kitapta bulabilirsin.
* Soru edatı “mi”nin yazımı: 
Soru edatı mi ünlü uyumuna göre mı, mi; mu, mü biçimine girer
*Soru edatı olan “mi” daima kendisinden önce gelen sözcükten ayrı yazılır.
- Gene uyanmadı mı?
- Uyanmıyor işte uyanmıyor, öldürüyüm mü?
Yaşar Kemal
* mi edatı kendisinden sonra gelen eklerle bitişik yazılır.
Yarın geziye gidece misin?
Kitapçıdan bana da bir dergi alır mısınız?
Geleceğini hiç mi düşün müyorsun?
Ben çocuk muyum?
Birleşik Sözcüklerin Oluşumu: Her dilde bilimsel gelişmelere paralel olarak yeni sözcükler, kavramlar ve terimler üretilir. Sözcük üretme yöntemlerinden biri de birleştirmedir. Birleştirme yönteminde en az iki sözcük bir araya gelip birleşerek kendi anlamlarının dışında yeni
anlamda bir sözcük oluşturur.
Çanakkale, Pamukkale, hanımeli, sivrisinek açıkgöz, akbaba, imambayıldı, gökkuşağı vb.
Yukarıdaki örnekler incelendiğinde, Çanak-kale, Pamuk-kale, hanım-eli, ak-baba vb. iki ayrı sözcükten meydana geldiği ve iki ayrı sözcüğün kendi anlamları dışında yeni anlamda bir sözcük oluşturduğu görülür.
Türkçede birleşik sözcükler şu yollarla oluşturulur.
1. İki sözcüğün araya ek alamayacak biçimde birleşmesiyle oluşurlar. Yukarıda örneklerde gördüğümüz açıkgöz ve hanımeli sözcüklerini inceleyelim.
Açıkgöz “uyanık, çıkarını düşünen kişi” demektir. Açık ile göz sözcükleri birleşerek yeni anlamlı bir sözcük oluşturmuştur. Hanımeli “bir çiçek” adıdır. Aynı sözcük hanım eli biçiminde yazılırsa isim tamlaması olur.
2. En az birisinin gerçek anlamının dışında kullanılmasıyla oluşurlar. ateşböceği, yerelması, adamotu vb.
3. Ses aşınmasıyla (ünlü düşmesiyle) oluşurlar
cuma-ertesi cumartesi
kahve-altı kahvaltı
pazar- ertesi pazartesi vb.
4. Bazı bilim ve teknik alanda oluşturulanlar.
Bazı bilim ve teknik alanda oluşturulan birleşik sözcükler, ilk anlamlarından farklı bir anlamda kullanılır.
akciğer, suçüstü, buzdolabı, bilinçaltı, bilirkişi vb.
Birleşik Sözcüklerin Yazımı:
Birleşik sözcüklerin bir kısmı bitişik bir kısmı da ayrı yazılır. Bitişik yazılanlara bitişik sözcük denir.
A. Bitişik yazılan birleşik sözcükler
1. Ses düşmesine (aşınmasına) uğrayan birleşik sözcükler bitişik yazılır.
kahve-altı - kahvaltı
pazar- ertesi - pazartesi
sütlü-aş - sütlaç
ne asıl - nasıl
kayın-ana - kaynana vb.
2. Dilimize Arapçadan giren azil (azl), emir (emr), hüküm (hükm), nakil (nkl) vb. sözcükler etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiilleriyle kullanıldıkları zaman bitişik yazılır.
azletmek, emretmek, hükmolunmak, nakletmek vb.
3. Dilimize Arapçadan giren af (afv), his (hiss), ret (redd), zan (zann), zem (zemm) gibi sözcükler etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiilleriyle birleştikleri zaman bitişik yazılır.affetmek, hissetmek, reddolunmak, zannetmek, zemmetmek vb.
4. Vurgusu son heceye kaymış birleşik sözcükler bitişik yazılır. 
Babayiğit, boşboğaz, büyükbaş, önayak (olmak), karagöz (balığı), küçükbaş (hayvan), darmadağınık, karmakarışık vb.
5. Birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam değişmesine uğrayan birleşik sözcükler bitişik yazılır.
aslanağı (bitki), gelinparmağı (üzüm), aslanpençesi (bitki), kuşburnu (bitki), deveboynu (boru), itdirseği (arpacık), kızılkanat (balık) vb.
6. Birleşik fiiller bitişik yazılır
düşünebilmek, yapabilmek, uyuyakalmak, gidedurmak, çıkagelmek, uçuvermek vb.
7. Bir veya iki ögesi emir kipiyle kurulan birleşik sözcükler bitişik yazılır
alaşağı (etmek), sıkboğaz, kaçgöç, yapboz, yazboz vb.
8. Sıfat-fiil gruplarıyla kurulan birleşik sözcükler bitişik yazılır.
ağaçkakan, buzkıran, çöpçatan, gökdelen, yolgeçen, sanatsever, uçaksavar, yurtsever vb.
9. Hayvan, bitki, organ ve çeşitli nesne adlarıyla kurulan, içinde renk adı geçen veya renk adı geçmeyen renk adları bitişik yazılır.
balköpüğü, kavuniçi, gülkurusu, camgöbeği, tavşanağzı, vişneçürüğü, yavruağzı,
10. Renk adlarıyla kurulan ve bitişik, hayvan veya hastalık türlerinden birini gösteren birleşik sözcükler bitişik yazılır.
aksöğüt, karadut, akkuş, karakuş, alabalık, karaçalı, kızılağaç.
11. İki veya daha çok sözcüğün birleşmesiyle oluşan kişi adları, soyadları ile yer ve şehir adları bitişik yazılır.
Alper, Abasıyanık, Adıvar, Karaosmanoğlu, Tanpınar, Yurdakul, Yirmisekiz Çelebi Mehmet, Çanakkale, Eskişehir, Beypazarı, Şereşikoçhisar, İncesu, Akçay, Konutkent, Çayyolu, Batıkent
12. Her iki ögesi asli anlamını koruduğu hâlde yaygın bir şekilde gelenekleşmiş olan sözcükler bitişik yazılır.
başçavuş, başfiyat, başbakan, başöğretmen, başhekim, başkent, binbaşı, onbaşı, dayıoğlu, eloğlu, elkızı, amcakızı, ağabey, beyefendi vb.
B. Ayrı Yazılan Birleşik Sözcükler
1. Etmek, edilmek, olmak, olunmak vb. yardımcı fiillerle kurulan birleşik fiillerde, isim herhangi bir ses düşmesine uğramazsa bu tür birleşik fiiller ayrı yazılır.
arz etmek, alay etmek, not etmek söz etmek, yok olmak, ilan etmek vb.
2. Birleşme sırasında anlam değişikliği olmayanlar ayrı yazılır.
ada balığı, kırlangıç balığı, iskele kuşu, Ankara keçisi, ardıç otu, sakız ağacı, ateş çiçeği, kuş üzümü, çavuş üzümü, kuru fasulye vb.
3. Sıfat tamlaması yapısındaki birleşik sözcükler ayrı yazılır.
akar amber, çalar saat, döner ayna, döner kapı, yatar koltuk, çıkmaz sokak, yazar kasa, görünmez kaza vb.
4. Renk sözü veya renklerden birinin adıyla kurulmuş olan isim ve sıfat tamlaması durumundaki bitişik sözcükler ayrı yazılır.
gül rengi, gümüş rengi, ateş kırmızısı, boncuk mavisi, açık mavi, koyu mavi, koyu yeşil vb.
Birleşik sözcükler ile ayrı yazılan birleşik sözcükler için Türk Dil Kurumu yayınlarından Yazım Kılavuzu’na bakınız.
Read more

10. Sınıf Edebiyat Sayfa 141-145 ŞARKI


ŞARKI
Bir safa bahşedelim gel şu dil-i nâ-şâda
Gidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’a
İşte üç çifte kayık iskelede âmâde
Gidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’a

Gülelim oynayalım kâm alalım dünyâdan
Mâ-i tesnîm içelim çeşme-i nev-peydâdan
Görelim âb-ı hayât aktığın ejderhâdan
Gidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’a

Geh varıp havz kenarında hırâmân olalım
Geh gelip kasr-ı cinan seyrine hayran olalım
Gâh şarkı okuyup gâh gazel-hân olalım
Gidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’a

İzn alıp cum’a namazına deyü mâderden
Bir gün uğrılıyalım çerh-i sitem-perverden
Dolaşıp iskeleye doğru nihan yollardan
Gidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’a

Bir sen-ü bir ben-ü bir mutrıb-ı pâkîze-edâ
İznin olursa eğer bir de Nedîm-i şeydâ
Gayrı yârânı bu günlük edip ey şûh feda
Gidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’a

Nedim
Nedim Divanı
hzl.: Abdülbaki GÖLPINARLI

Günümüz Türkçesiyle
Gel şu neşesiz gönüle bir neşe bağışlayalım.
Gidelim selvi boylu (şahnişli) güzelim yürü
Sâ’dâbâd’a. işte üç çifte kayık iskelede hazır.
Gidelim selvi boylu (şahnişli) güzelim yürü Sâ’dâbâd’a.

Gülelim, oynayalım, dünyadan arzumuzu alalım.
Yeni Çeşme’den Tesnim suyu (cennet suyu) içelim.
Ejderha’nın ağzından hayat suyu aktığını görelim.
Gidelim selvi boylu (şahnişli) güzelim yürü Sâ’dâbâd’a.

Bazen gidip havuz kenarında salına salına dolaşalım.
Bazen gelip Kasr-ı Cinân’ı seyredelim, hayran olalım.
Bazen şarkı okuyup bazen gazel söyleyelim.
Gidelim selvi boylu (şahnişli) güzelim yürü Sâ’dâbâd’a.

Valideden “Cuma namazına gidiyoruz.” diye izin alıp
Zulmedici felekten bir gün çalalım.
Gizli (tenha) yollardan iskeleye doğru dolaşıp
Gidelim selvi boylu (şahnişli) güzelim yürü Sâ’dâbâd’a.

Bir sen, bir ben, bir de güzel şarkı (gazel) söyleyen biri,
Eğer iznin olursa bir de aşktan çılgına dönmüş
Nedim Ey şuh (neşeli güzel), öbür dostları bugünlük feda edip
Gidelim selvi boylu (şahnişli) güzelim yürü Sâ’dâbâd’a.

1. Okuduğunuz şiiri, ahenk unsurları yönünden inceleyerek tespitlerinizi aşağıya yazınız. Konuşmadaki vurgu ve tonlamayla dizelerdeki ses ve söyleyiş arasında nasıl bir ilişki kurulabileceğini açıklayınız.

1. Ses akışı (aliterasyon, asonans): Ses akışı sağlayan sözcükler vardır.
Birinci dörtlükte n, m sesleri aliterasyon, â ve e sesleri asonans
İkinci dörtlükte l, m, n, d sesleri aliterasyon, a ve e sesleri asonans
Üçüncü dörtlükte g, l, m, n sesleri aliterasyon , a ve e sesleri asonans
Dördüncü dörtlükte d ve n sesleri aliterasyon, a ve e sesleri asonans
Beşinci dörtlükte d sesi aliterasyon , a ve e sesleri asonans olarak kullanılır.

Söyleyiş özelliği : Ahenkli bir söyleyişe sahiptir. Özellikle kafiye ve iç seslerdeki sözcükler bu şiire söyleyiş güzelliği katmıştır.
Ritim (açık ve kapalı hecelerin söylenişi): Aruz ölçüsü ile yazıldığı seslerin açık kapalı oluşu önemlidir.” dil-i nâ-şâda , âmâde, Mâ-i tesnîm , dünyâdan , çeşme-i nev-peydâdan , ejderhadan, âb-ı hayât “ gibi sözcüklerde açık ve kapalı heceler bulunmaktadır. Bu şekliyle de aruzun tutması ve uygulanması için önemlidir.
Ses benzerlikleri (kafiye): Kafiyeli yazılmıştır. Düz uyak şeklinde kafiyelenmiştir.
Birinci dörtlükte a sesi redif, âd sesleri zengin uyak (uzun ünlü olduğu için zengin uyaktır.)
İkinci dörtlükte dan sesi redif, â sesleri tam uyak (uzun ünlü olduğu için tam uyaktır.)
Üçüncü dörtlükte olalım sözcüğü redif, ân sesleri zengin uyak (uzun ünlü olduğu için zengin uyaktır.)
Dördüncü dörtlükte den sesi redif, ar/er sesleri tam uyak
Beşinci dörtlükte redif yoktur, edâ sesleri zengin uyak
Olarak kafiyelenmiştir.

2. Okuduğunuz şiirin ses ve anlam yönünden kendi içinde bütünlük oluşturan birimlerini belirleyiniz. Bu birimlerin özelliklerini söyleyerek bunlara ne ad verildiğini belirtiniz. Ayrıca her birimin diğer birimlerle ses ve anlam yönünden ilişkisini açıklayınız.
2. Dörtlüklerden oluşmuştur.

3. a. Şarkı nazım şekli hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.
a.
ŞARKI
Divan şiirine Türklerin kazandırdığı bir türdür. Şarkı, Divan şiirinde bestelenmek için, uygun ölçü kalıpları ile yazılan ve çoğunlukla 4 dizelik bendlerden oluşan nazım birimidir. Kafiye düzeni; x değişken aa xa şeklindedir.
Aruz ölçüsünün her kalıbı ile kullanılır. Dörtlüklerden kurulan musammat da denebilir. Murabbaya benzer. 5 ya da 6 dizelik bendlerden de oluşabilir. Üçüncü dizeye meyan, dördüncü dizeye nakarat denir. Aşk, sevgili, ayrılık, içki ve eğlence konularında yazılır. Divan edebiyatının ilk şarkı yazarı Nail-i Kadim’dir. Lale Devrinde ise en önemli temsilcisi Nedim’dir. En çok şarkıyı Enderunlu Vasıf yazmıştır.
Müzikte, türkünün karşıtı olarak, Şarktan gelen, batılı anlamında kullanılır.
Şarkı çeştli ses sanatçıları tarafından söylenerek Türk toplumunun musikisinde önemli bir yer tutmaktadır. Şarkıda şair son bendde mahlasını söyler. Şarkıda her bentin üçüncü mısrası miyan(orta) miyanhânedir. Miyan daha çok şarkının en güzel ve dokunaklı bölümüdür. Bestenin en önemli bölümüdür. Şarkıların konusu genellikle aşk, sevgilinin güzelliği, eğlence ve içkidir. Halk edebiyatında türkü türünün divan edebiyatına yansıması gibidir.

b. Okuduğunuz şiiri yapı özellikleri yönünden incelemek için aşağıdaki soruları cevaplayınız (Bu inceleme için 9. sınıf II. Ünite “Şiir İnceleme, Şiirde Yapı” bölümünde öğrendiğiniz bilgilerinizden yararlanınız.).
Nazım birimi ve sayısı :D örtlük olup 5 birimden oluşmuştur.
b.
Uyak düzeni: aaab, cccb, dddb, eeeb, fffb uyaklanır.
Nakarat (meyan) olan dize : Gidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’a
Şairin adının geçtiği birim : 5. Dörtlük olup
Bir sen-ü bir ben-ü bir mutrıb-ı pâkîze-edâ
İznin olursa eğer bir de Nedîm-i şeydâ
Gayrı yârânı bu günlük edip ey şûh feda
Gidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’a

c. Okuduğunuz şiirin, şarkının (kuralları önceden belirlenmiş divan edebiyatı nazım şeklinin) özellikleriyle benzerlik gösterip göstermediğini belirtiniz.
c. Daha önceleri okuduklarımıza benzemiyor çünkü şarkı nazım şekli ilk defa Lale devri şairi Nedim tarafından Divan şiirine kazandırılmış bir türdür. Anonim Halk edebiyatındaki türküye benzer özellikler gösterir.

ç. Okuduğunuz şiirin dörtlüklerinin temalarını aşağıdaki şema üzerine yazınız.
ç.
1. dörtlüğün teması: Neşelenmek ve eğlenmek
2. dörtlüğün teması: Neşelenmek ve eğlenmek
3. dörtlüğün teması: Neşelenmek ve eğlenmek
5. dörtlüğün teması: Neşelenmek ve eğlenmek
4. dörtlüğün teması: Neşelenmek ve eğlenmek
Şarkının teması: Neşelenmek ve eğlenmek

• Şiirde birimlerin, ortak bir tema etrafında birleşip birleşmediğini söyleyiniz. “Birimlerin ortak paydası temadır.” ifadesi hakkındaki düşüncelerinizi belirtiniz.
• Ortak bir tema etrafında birleşmişlerdir.

4. a. Osmanlı Devleti’nin XVIII. yüzyıldaki siyasi, sosyal ve kültürel durumu hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.
a. Osmanlı devletinin egemen olan anlayış zevk, sefa ve eğlence dönemi olan Lale devridir. Bu dönemde Osmanlı savaşlardan uzak durmuş, saray ve çevresindeki bürokratlar eğlenceyle vakit geçirir olmuşlardır. Bütün ekonomik dayanağı vergiler ve savaştan elde ettiği ganimetler olan Osmanlı artık gerilemeye başlamış ve halk arasında ekonomik sıkıntılar belirginleşmiştir. Fakat padişah ve çevresi gelen bu tepkilere kayıtsız kalması zaman içerisinde sosyal bir patlamaya dönüşmüş ve Patrona Halil İsyanı ile bu dönem kanlı bir şekilde sonlanmıştır. Bu dönemde bir lale tohumuna binlerce altın verildiği bilinmektedir. Yine en çok olarak saraylar ve köşkler yapılmaktadır. Gezi yerleri çok meşhurdur ki şiirde de geçen Sa’d-âbâd, Feyz-âbâd, Asaf-âbâd bu dönemin en önemli gezi yerleridir.

b. Şarkının teması ve şairin söyleyiş özelliğinin Osmanlı Devleti’nin XVIII. yüzyıldaki yapısıyla olan bağlantısını açıklayınız.
b. Yukarıda a. Maddesinde verilen cevaplara bakılınca şiirin anlattığı ile Osmanlının yapısı birebir örtüşmektedir.

5. Nedim, şiirin tamamında nasıl bir duyguyu yansıtmaktadır? Şairin bu duygusunu hangi kelimelerle aktardığını açıklayınız. Dörtlüklerde bu duygu hâlini aynı kelimelerle mi ifade ettiğini tartışınız. Sonucu kısaca belirtiniz.
5. Nedim, gezmek, eğlenmek , dünyadan mutluluk duymanın içerisindedir. Bu duyguyu, en güzel ikinci dörtlüğün birinci dizesi olan “Gülelim oynayalım kâm alalım dünyâdan” dizesi ele vermektedir. Özellikle de Sa’d-âbâd’a diye bilinen gezi yerinin ismini vermesi de bu duygunun sonucudur.

6. Şiirin birinci dörtlüğünde “bağışlamak” kelimesinin ve ikinci dörtlüğünde “kâm almak” kelime grubunun gerçek anlamlarında kullanılıp kullanılmadığını açıklayınız. Bu açıdan diğer dörtlükleri de inceleyiniz. Gerçek anlamıyla ve gerçek anlamı dışında kullanılan kelime veya kelime grupları varsa söyleyiniz.
6. Gerçek anlamlarıyla kullanılmamıştır.

7. a. “Serv (servi)” imgesi hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.
a. Serv ya da selvi kelimesi selvi ağacı olarak kullanılır ki sevgilinin boyunun uzunluğu ve inceliği ile kullanılır. Selvi ağacı rüzgarda sallandığı gibi sevgili de yürürken sallana sallanan yürümesi bu durumla özdeşleşir.

b. Nedim’in “serv-i revanim” diye kastettiği kimdir? Şair o kişiyi neden açıkça belirtmeyip böyle bir söyleyişi tercih etmiştir? Bu sanatın adı nedir? Şairin yerinde siz olsaydınız servi yerine hangi imgeyi kullanırdınız?
b. Sevgilidir. İmgeler ya da kalıplaşmış mazmunlar şiire ayrı bir estetik zevk katar. Burda benzetmenin dört unsurundan sadece biri söylendiği için “istiare” sanatı kullanılmıştır.

c. Tesnim, cennetteki ırmaklardan birinin adıdır. Kur’an-ı Kerim’de de geçen bu ırmağın adını şair niçin kullanmıştır? Bu sanatın adını belirtiniz. Dörtlüklerdeki diğer imgeleri de siz bulup açıklayınız.
c. Daha önce de dediğimiz Divan şiirinin oluşmasında İslam kültür ve medeniyeti etkilidir. Din dışı konular da yazılsa mutlaka terminoloji olarak din kullanılır. Mesela sevgilinin yüz güzelliğinden bahsedilecekse Hz. Yusuf imgesi kullanılır.

ç. Şiirde kullanılan ortak imge/imgeleri belirtiniz.
ç. Servi revan , Mai Tesnim , ab-ı hayat, ejderha, şuh, şeyda gibi kelimeler imge olarak kullanılmıştır.

8. Şair, duygu ve düşüncelerini niçin imge ve söz sanatlarıyla anlatmıştır? Belirtiniz. Şiiri okurken bu imge ve söz sanatlarının gözünüzün önünde neleri canlandırdığını şarkıdan örneklerle açıklayınız.
8. İmgeler insana doğrudan ve sıradan anlatım farklılaştırıp anlatımı daha gizemli hale getirerek okuyucu anlatımın daha etkili kılmasına vesile olur. Mesela sevgili için uzun boylu kelimesini herkes kullanır ve böyle kullanılırsa da çok sıradan olur ama onu sallanan bir ağaca benzetmek anlatımı daha etkili kılar ki bunu da herkes yapamaz o dönem içinde.

9. a. Ejderha imgesi hakkında edindiğiniz bilgiyi arkadaşlarınızla paylaşınız.
a. Ejderha: Dîvân şiirinde sevgilinin saçı, uzunluğu, siyahlığı, özellikle de kıvrımlı oluşu bakımından yılana benzetilir. Âşığa göre sevgilinin zülfünü açıp yüzünü rakibe göstermesi, yılanın şeytana cennet kapısını açması gibidir.

b. Şarkının ikinci dörtlüğünde “ab-ı hayat (ölümsüzlük suyu)”ın niçin ejderhanın ağzından aktığı söyleniyor? Şair, bu efsanevi varlığı şiirinde hangi amaçla kullanmıştır? Açıklayınız.
b. Şair bu imgeler kullanarak tarihsel ya da efsanevi olaylar üzerinden şiirine sanatsal özellik katmıştır.

10. KOŞMA
Görüp cemâlini âşık olduğum Bu güzellik baki kalmaz sevdiğim
Hakkı bir bilirsen ağlatma beni Âşıkın ağlatan gülmez sevdiğim
Uğruna serimi feda kıldığım İyilerden kemlik gelmez sevdiğim
Hakkı bir bilirsen ağlatma beni Hakk’ı bir bilirsen ağlatma beni

a. Gevherî’nin koşması ile okuduğunuz şarkının benzer yönlerini belirtiniz.
a. Her iki şiirde tema olarak dünya hayatında insanı üzülmesi değecek bir şey yok. Sevgiliye seslenerek gel gezelim tozalım eğlenelim diyerek anı yaşamayı isterler. Yani konu ve temaları benzer.

b. XVIII. yüzyıldaki “Türkî-i Basit” hareketi hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.
b. Türkçe kelimelerle şiir söyleme gayreti XVI. yy’da Tatavlalı Mahremi, Aydınlı Visâlî, Edirneli Nazmî tarafından oluşturulmuş bir akım, bir ekoldür. Bu üç şairin özellikle Türkçe kelimeleri kullanarak yeni bir akımı ortaya attıkları görülmekteydi. Ancak yapılan son çalışmalar aslında Türkî-î basit diye bir akımın olmadığını bunun Mahallileşmenin bir başlangıcı olduğunu ortaya koymuştur.

c. O dönemdeki Türkî-i Basit anlayışına göre Nedim’in şarkısının dili sadedir. Ancak buna rağmen şarkıda “bahş, dil-i nâşâd, âmâde, kâm, çeşme-i nev peyda, gazel-hân, mutrib-i pakize-edâ, şey-dâ, şûh” gibi Arapça ve Farsça kelimelerin kullanılma nedenini tartışınız. Sonuçları sıralayınız.
c. Birincisi şairlerimiz aruzla yazıkları için aruzda önemli olan seslerin açık ve kapalı olmasıdır. Türkçedeki seslerde açık ve kapalı ünlü durumları yoktur. Yani â, û, î gibi sesler yoktur. Bu aruz ölçüsünü ve ses değerini tutturmak için önemlidir. İkincisi ise bizim divan şairlerimiz Arap ve İran edebiyatından etkilenirken o şiirin estetik yapısı ve imge dünyasını değiştirmeden almışlardır.

ç. Şarkının hangi gelenekte yazıldığını ve kendini oluşturan kültür ve toplumla olan ilgisini açıklayınız.
ç. Divan şiir geleneğine uygun yazılmıştır. Osmanlı toplumu oluşturmuştur ki yukarıda da nasıl ortaya çıktığı izah edilmiştir. Toplumun yapısı da dile getirilmiştir.

d. Şarkının hangi okuyucu kitlesine hitap ettiğini belirtiniz.
d. Divan şiirinin hedef kitlesi yüksek zümre diye bilinen okumuş ve medrese eğitimi görmüş kimselerdir.

11. Şarkının temasının evrensel olup olmadığını ve şairin bu temayı nasıl ifade ettiğini açıklayınız.
11. Bu tema evrenseldir ve her devirde yazılabilir.

12. Nedim, şiirde “mai tesnîm, cuma namazı” kelime gruplarını niçin kullanmış olabilir? “Nedim’in, şarkısının teması ve şiirde kullandığı imgeler; dinî söyleyiş ve kelimelerle örülü, divan şiirinin kendine özgü zevk ve anlayışına uygundur.” diyebilir miyiz? Açıklayınız.
12. Daha önce de dediğimiz Divan şiirinin oluşmasında İslam kültür ve medeniyeti etkilidir. Din dışı konular da yazılsa mutlaka terminoloji olarak din kullanılır. Mesela sevgilinin yüz güzelliğinden bahsedilecekse Hz. Yusuf imgesi kullanılır.

13. Nedim’in şarkısını okurken gözünüzün önünde nasıl bir manzaranın canlandığını anlatınız. 1817 – 1830 yılları arasındaki Lale Devrinde sürdürülen hayat hakkında edindiğiniz bilgilerden de yola çıkarak kitabınızda okuduğunuz şarkıda, şairin gözlem, izlenim, sezgi ve kişisel duyarlılığının nasıl yansıdığını kısaca aşağıya yazınız.
13. Şair, Lale devri zihniyetini çok iyi yansıtmaktadır. O dönemde herkes gezmek, eğlenmekle meşguldür ve bu dünyadan kam (mutluluk) almak en büyük çabalarıdır. Şair de buradaki gözlemlerini dile getirmiştir ki Nedim’i diğer şairlerden ayıran en büyük özellikte budur. Yani diğerleri soyut ve hayali şiiri yazarken Nedim, bizzat gördüğü yaşamı anlatır.

14. Günümüz şairlerinden birinin sevgiliyi anlatan şiiriyle veya bir şarkıyla Nedim’in şarkısındaki duygu ve düşünceleri karşılaştırınız. XVIII. yüzyılda Nedim’in dile getirdiği duygu ve düşüncelerin, günümüz şiirinde de ele alınıp alınmadığını belirtiniz.
14. Ele alınabilir. Bu dönemde temalar birbirinden farklılık gösterir ama dünyanın geçici olduğu ve fani olduğunu vurgulayan şairlerimiz ve şiirlerimiz elbette ki çoktur.

15. Şarkıda yan anlamıyla kullanılan kelimeleri bulunuz. Şarkının yan anlam bakımından zengin olup olmadığını açıklayınız.
15.

16. Şarkıyı okuduğunuzda neler hissettiniz?
Kısaca açıklayınız. Şarkıyı ilk okuduğunuzda hissettiklerinizle birkaç kez okuduktan sonraki hisleriniz aynı mıydı? Acaba şairin bu şiiri yazarken hislerini anlatmak için kelimelere yüklediği anlamla sizin hissettikleriniz arasında benzerlik olabilir mi? Açıklayınız.
16. Cevabı size kalmış…

17. Şarkıyı, Destan Dönemine ait aşağıdaki koşukla tema, nazım birimi ve dil-anlatım yönünden karşılaştırınız. Sonuçları tabloya yazınız.

KOŞUK Günümüz Türkçesiyle
Kasınçıgımın öyü Yavuklumu düşünüp
Kadgurar men Kaygılanıyorum;
Kadgurdukça karşı körtlem Kaygılandıkça karşı güzelim,
Kavışıgsayur men Kavuşmak istiyorum!
Küçlüg priştiler Kudretli melekler
Küç birzünin; Güç versin,
Közi karam birle, Gözleri karam ile
Külüşüp en oturalım! Gülüşerek oturalım!

ÖlçütlerŞarkıKoşukBenzerliklerFarklılıklar
TemaEğlenmek,

Sevgili ile vakit geçirmek
Eğlenmek,

Sevgili ile vakit geçirmek
Temaları benzer 
Nazım BirimiDörtlüklerden oluşurDörtlüklerden oluşurDörtlüklerden oluşması benzerdir. 
Dil ve AnlatımArapça ve Farsça kelimelerde dolu kalıplaşmış bir anlatıma sahipYabancı etkilerden uzak sade bir dile yazılmıştır. Dil ve anlatımları farklılık gösterir.



18. a. “Gülelim, oynayalım kâm alalım dünyadan” dizesinin Nedim’in hayat felsefesini ve dünya görüşünü nasıl yansıttığını açıklayınız.
a. Hayat onun için sevmek, eğlenmek ve gününü gün etmekten başka bir şey değildir. İçki ve eğlenceye aşırı biçimde düşkündür. Nedim’e göre yaşamak, dünya nimetlerinden yararlanmak insanın en doğal hakkıdır.

19. a. Nedim hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.
b. Nedim’in aşağıdaki şiirini okuyunuz.
Sevdiğim canım yolunda hâke yeksan olduğum
İyddir çık nâz ile seyrâna kurbân olduğum
Ey benim aşkında bülbül gibi nâlân olduğum
İyddir çık nâz ile seyrâna kurbân olduğum
Nedim
(Sevgilim, canım yoluna toprak olsun. Bayramdır, kurban olayım, naz ile gezmeye çık. Ey aşkıyla bülbül gibi inlediğim Nazınla, edanla gezmeye çık çünkü bayramdır.)
Nedim hakkında edindiğiniz bilgiler ve okuduğunuz şiirlerinden de yararlanarak şairin fikrî ve edebî yönü hakkında çıkarımlarınızı aşağıdaki şemaya yazınız.
Nedim

A ve b maddeleri dikkate alınarak cevaplanmıştır.

NEDİM (?- 1730)
Lale Devri’nin coşkun, aşk, zevk ve neşe şairidir. Edebiyatımızda “mahallileşme akımını” başlatmıştır, İstanbul’u ve İstanbul Türkçesini, gerçek yaşamı ve dış dünyada gözlemlenebilen gerçek doğayı şiire getirmiştir. Aşk, şarap, tabiat, hayattan zevk alma şiirlerinin başlıca konularıdır. Şiirlerinde dini ve tasavvufi konulara hiç yer vermemiştir. Kullandığı dil, açık, yalın ve ahenklidir. Edebiyatımızda şarkı türünün en önemli ismidir. Şiirlerini “Divan”ında toplamıştır.

c. Nedim ile şarkısı arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
c. Şairi ile şiiri arasında bir bağ vardır.
Read more