10. Sınıf Edebiyat Sayfa 111 Soruları ve Cevapları ( Biryay Yayınları )

Sayfa 111
a. Mevlânâ'nın yaşadığı dönem hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.


b. Metnin temasınısöyleyiniz.

METNİN TEMASI "İLAHİ AŞK"TIR. ALLAH'A DUYULAN AŞK VE BAĞLILIK TEMASI VARDIR.
c. Metnin teması ile kaleme alındığı dönem arasında nasıl bir bağlantı olduğunu açıklayınız.
METNİN TEMASI İLE KALEME ALINDIĞI DÖNEMLE DOĞRUDAN VE ORANTILI BİR BAĞLANTI VARDIR. ÇÜNKÜ O DÖNEMDE TASAVVUF ANLAYIŞI HAKİM ZİHNİYET OLARAK BULUNMAKTAYDI, METNİN TEMASI DA İLAHİ AŞKTIR.


ç. Metnin teması evrensel midir? Düşüncelerinizi belirtiniz
EVET EVRENSELDİR ÇÜNKÜ İLAHİ AŞK ALLAH SEVGİSİ HER ZAMAN VE HER COĞRAFYADA YAŞANMIŞTIR.

d. Metinde anlatılanların yaşanabilir olup olmadığını söyleyiniz. Bunların olay örgüsü etrafında nasıl anlatıldığını açıklayınız.
Metinde anlatılanlar yaşanabilir niteliktedir.
6. Metnin anlatıcısını söyleyiniz. Anlatıcının bakış açısını belirtiniz..
Metin ilahî(hakim-tanrısal) bakış açısıyla yazılmıştır.a. Metinden alınan aşağıdaki bölümde anlamını bilmediğiniz kelimelerin altını çiziniz. Bu kelimelerin hangi dile ait olduğunu söyleyiniz.
Dinle neyden kim hikâyet etmede / Ayrûlıklardan şikâyet etmede

Der kamışlıktan kopardılar beni Nalişim zâr eyledi merd ü zeni 
Bu kelimeler Farsçaya aittir.

b. "Dinle neyden kim hikâyet etmede
Ayrılıklardan şikâyet etmede" dizelerini yapı yönünden inceleyiniz. Tespitlerinizi sıralayınız.
Cümleler kısa ve özdür.

c. Yaptığınız incelemeden hareketle metnin dil özelliklerini defterinize yazınız.
Metinde ahenkli ve edebi bir dil kullanılmıştır.
Mesnevi nazım biçiminin anlatım özellikleri görülür.
Yer yer Arapça ve Farsça kelimeler kullanılmıştır.
7. Metinden tasvir örnekleri bulunuz. Bunların nasıl yapıldığını söyleyiniz. Tasvirlerin metindeki işlevini belirtiniz.
Rum elçisinin anlatıldığı dizelerde tasvir vardır.Tasvir  kelimelerle resim çizme sanatıdır. Tanıtılan yerlerin ve kişilerin zihinde canlanması tasvirle olur. Bu nedenle anlatmaya bağlı edebî metinlerde tasvirlere çokça yer verilir.
8. Metnin, XIII. yüzyılda Anadolu'da yaşanan hangi gerçeklikle, nasıl bir ilişkisi olduğunu belirtiniz.
Tasavvuf anlayışıyla ilişkilidir.

Mesnevi ve Oğuz Kağan Destanı ile benzer temalı bir günümüz filmini tema, olay, mekân.zaman ve kişiler yönünden karşılaştırınız. Metinlerin benzer ve farklı yönlerini aşağıdaki tabloya sıralayınız.

Oğuz Kağan Destanının olay örgüsü, zaman, mekan ve kişiler özellikleri için

Günlerden bir gün Ay Kağan bir erkek çocuk doğurur.Doğan çocuğa Oğuz adı verilir. Bu çocuk çok kısa bir sürede büyür, yiğit olur.

O çağda, halka zarar veren bir canavar vardı. Oğuz bu canavarı avlamak istedi.
Günlerden bir gün kargı, yay, ok, kılıç ve kalkanla ava gitti. Ormanda bir geyik ele geçirdi, onu söğüt dalı ile bir ağaca bağladı ve oradan uzaklaştı. Tan ağarırken gelip gördü ki canavar geyiği yemiş.Sonra Oğuz Kağan bir ayı tuttu, onu altın kuşağı ile ağaca bağladı gitti.Tan ağarırken geldiği zaman canavarın ayıyı da yiyip gittiğini anladı. Bu kez o ağacın dibinde kendisi durdu. Canavar geldi ve başı ile Oğuz'un kalkanına vurdu. Oğuz kargı ile canavarı öldürdü. Kılıcı ile başını kesti, alıp gitti. 


Yine günlerden bir gün Oğuz Kağan bir yerde Tanrıya yalvarmakta idi. Karanlık bastı göktenbir ışık indi. Güneşten ve aydan daha parlaktı. Oğuz Kağan oraya yürüdü ve gördü ki o ışığın içinde yalnız oturan bir kız vardı. Oğuz Kağan onu görünce aklı gitti; sevdi ve aldı. Günlerden ve gecelerden sonra kız, üç erkek çocuk doğurdu. Birincisine Gün, ikincisine Ay, üçüncüsüne Yıldız adını koydular.

Yine bir gün Oğuz Kağan ava gitti. Göl ortasında ağacın kabuğunda yalnız başına oturan çok güzel bir kız gördü. Oğuz Kağan onu görünce aklı başından gitti; sevdi ve aldı. Günlerden ve gecelerden sonra kız, üç erkek çocuk doğurdu. Birincisine Gök, ikincisine Dağ, üçüncüsüne Deniz adını koydular.

Bundan sonra Oğuz Kağan büyük bir şölen verdi. Oğuz Kağan kırk masa ve kırk sıra yaptırdı. Türlü yemekler, türlü şaraplar, tatlılar ve kımızlar yediler içtiler. Ondan sonra Oğuz Kağan dört yana buyruklar yolladı, bildiriler yazdı ve elçilere verip gönderdi.
Bu bildirilerde şöyle yazılıydı:"Ben Uygurlar'ın kağanıyım ve yeryüzünün dört köşesinin kağanı olsam gerektir. Sizden itaat dilerim".

Oğuz Kağan dünyanın dört bir tarafına ordularıyla gider, karşılaştığı yerlerdeki Türk boylarına isimler verir ve birçok ülkeyi pek çok çarpışmadan sonra ve kendi yurduna katar.

Oğuz Kağan ihtiyarlayınca yurdunu "Boz Oklar" ve "Üç Oklar" diye anılan oğulları arasında paylaştırdı.

Benzerlikler

Farklılıklar

a. Mevlânâ hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.
b. Mevlânâ hakkında edindiğiniz bilgiler ve okuduğunuz metinden hareketle Mevlânâ'nın fikrî ve edebî yönüyle ilgili görüşlerinizi aşağıya yazınız.

  • Büyük bir mutasavvıf, şair bilgin düşünür ve Mevleviliğin kurucusudur.
  • Mevlana Horasan'ın Belh şehrinde doğmuş, babası Bahaeddin Veled'dir.
  • Mevlana, sanata bir ibadetmiş gibi yaklaştı. Onun için hayatın her anı, her davranış, güzel” sanatlarla, şiirle, musikiyle, sema yapmakla geçmelidir.
  • Mevlevi tarikatını kurmuş, MESNEVİ adlı eseriyle İslam dünyasını derinden etkilemiştir.
  • Mesnevi Farsça yazılmış 26bin beyitlik bir eserdir.6 ciltlik Mesnevisinde tasavvuf düşüncesini birbirine bağlı hikayelerle anlatır.
  • Mevlana, Farsça yazmakla birlikte şiirlerinin çoğunda Türkçe sözcüklere de yer verdi. Çağının tüm bilimlerine ilgi duydu. İslamlıkla birlikte diğer dinleri de inceledi. Biyolojiden sosyolojiye, “ tarihten ekonomiye kadar birçok alanda bilgi sahibi olduğunu yapıtlarında yansıttı.
  • Mevlana, Türklüğe de büyük önem verdi, her fırsatta övdü. “Her ne kadar Farsça söylüyorsam da, aslım Türk’tür” anlamında söylediği “Aslım Türk-est egerçi hindu-güyem” dizesi, onun Türkçenin ileri bir şiir dili olarak gelişmemiş olduğuna duyduğu üzüntüyü dile getirir. Alman şairi Goethe, Mevlana hayranlığı nedeniyle Farsça öğrendi, kendisi de bir “Divan” yazdı. Ünlü Hollandalı ressam Rembrand, Mevlana’nın bir tablosunu yaptı. İranlı Molla Cami, “Peygamber değil ama kitabı var” diyerek onu olağanüstü yüceltti.

Bu yazının tamamı http://www.edebiyatfatihi.net/ sitesinden alınmıştır. Kaynak siteyi mutlaka ziyaret edin.

Read more

10. Sınıf Edebiyat Sayfa 114 - 117 Soruları ve Cevapları ( Biryay Yayınları )

Sayfa 114
c. Öğretici Metinler (Tasavvufî Metinler, Nasrettin Hoca Fıkraları)
Hazırlık Çalışmaları.
1. "İnsanın kendini bilmesi" ne demektir? Açıklayınız.
2. Komedi türündeki eserler, didaktik özellik taşıyabilir mi? Düşüncelerinizi belirtiniz.
SAYFA 115
a. Metnin özgün diliyle verilen bölümünü okuduğunuzda anlayabildiniz mi? Belirtiniz.
.....

b. Metnin özgün diliyle verilen bölümünden alınan aşağıdaki kelimeleri ve günümüzdeki kullanımlarını inceleyiniz. Ses değişikliklerini tespit ediniz..
elüm -► elim
sunmazam -► sunmam
dimezem -► demem
andan -► ondan
ayup -► ayıp
ol —► o
yirden —► yerden
inandum —► inandım
görmedügüm—►görmediğim
tanıkum —► tanığım.
Bazı kelimelerde ses daralması, bazılarında ses düşmesi görülmektedir.
c. "Elüm irmedügi yire el sunmazam. Sözüm geçmedügi yire söz dimezem." cümlelerini yapı yönünden inceleyiniz.

Cümleler kısa ve özdür.
ç. Yaptığınız incelemeden hareketle metnin dil özelliklerini belirten doğru seçenekleri işaretleyiniz.

D Metin, sade ve anlaşılır bir dille kaleme alınmıştır.(X)

D Metinde cümleler kısa ve açıktır.(X)

D O döneme göre Türkçe kelimeler ağırlıklı olarak kullanılmıştır.(X)

1. a. Metindeki paragrafların iletisini söyleyiniz..

b.Metnin iletisini belirleyiniz.
kendini bilme
c. Paragrafların iletisinin, metnin iletisi çevresinde nasıl şekillendiğini söyleyiniz.
Paragraflardaki iletiler metnin iletisinin etrafında yardımcı düşünce olarak verilmiştir.
2. Metnin hangi ana düşünceyle yazıldığını belirtiniz.
KİŞİ KENDİNİ BİLMELİDİR.
a. XIII-XIV. yüzyıldaki öğretici metinlerin hangi geleneğe bağlı kalınarak kaleme alındığını söyleyiniz.
TASAVVUF GELENEĞİNE
b. Bilgi birikiminizden yararlanarak "Kendini Bilmek" metninin hangi geleneğin ürünü olduğunu açıklayınız.
TASAVVUF GELENĞİNİN ÜRÜNÜDÜR.
Okuduğunuz metnin hangi amaçla yazıldığını aşağıdaki seçeneklerden uygun olanı işaretleyerek belirtiniz.

[ Aydınlatıcı X  [Yol gösterici X  [ Telkin edici X )

Sayfa 117
a. Özgün metinden alınan aşağıdaki kelimelerin günümüzdeki karşılıklarını yazınız.
evvel -► önce
 kendüzin -►KENDİNİ
edebdür -►EDEPTİR (UTANMADIR)
 kim -►Kİ
saburdur -►SABIRDIR
 cömerdlıkdur -►CÖMERTLİKTİR.

b. Metindeki cümleleri yapı yönünden inceleyiniz.
Cümleler açık, kısa ve özdür.
c. Metindeki Arapça kökenli kelimelerin altını çiziniz.
bab, marifet,makam, kanaat,miskinlik vb...
•Yaptığınız incelemeden hareketle metnin dil özelliklerini aşağıya yazınız.
Metnin dili sade ve anlaşılır bir Türkçedir. Sadece o dönemdeki ses uyumlarını bilmek metni anlamamıza yetiyor.http://www.edebiyatfatihi.net/2010/12/10sinif-turk-edebiyati-kitabi-sayfa-110.html
1. a. Metnin ana düşüncesini söyleyiniz.
KİM NEFSİNİ BİLİP ÖĞRENİRSE RABBİNİ DE HAKKIYLA BİLİR.
b. Metindeki anlam birliğine sahip kümeleri belirleyiniz. Bu kümelerin metnin iletisiyle nasıl bir bütünlük oluşturduğunu açıklayınız.
Metindeki anlam birliğine sahip kümeler (paragraflar) metnin iletisi etrafında birbiriyle ilişkili olacak şekilde düzenlenmiştir.
2. Metnin hangi geleneğin etkisiyle kaleme alındığını belirtiniz.
TASAVVUF GELENEĞİ
3. a. Bilgi birikiminizden de yararlanarak "marifet'le kastedilenin ne olduğunu açıklayınız. 
Allah'ı tanıma,bilme

b. Metnin içeriği ve ana düşüncesinden hareketle metnin yazılış amacını söyleyiniz..
Metnin yazılış amacı: Hacı Bektaş-ı Veli eserini döneminin tasavvuf ve hayat anlayışını ,Allah aşkını ve bu aşkın verdiği coşkuyu ,İslam inancının kaynaklarını öğretmek amacıyla yazmıştır.

3. metin

1. a. Metnin en küçük birimini belirtiniz. Her bir birimde bir yargı bildirilip bildirilmediğini söyleyiniz.

b. Metindeki uyakları gösteriniz.

c. Metinde imge bulunup bulunmadığını belirtiniz.

•Yaptığınız incelemeden yararlanarak metnin dil özelliklerini sıralayınız..

2. a. Metnin ana düşüncesini söyleyiniz.

b. Okuduğunuz metnin birimlerinin ana düşünceyi nasıl desteklediğini açıklayınız.


Bu yazının tamamı http://www.edebiyatfatihi.net/ sitesinden alınmıştır. Kaynak siteyi mutlaka ziyaret edin.
Read more

11. Sınıf Edebiyat Sayfa 96 - 99 Soruları ve Cevapları

HAZIRLIK:
1. Şiir denilince aklımıza kafiye, redif, ölçü, ahenk, ritim, imge(imaj), duygu yoğunluğu, tema gibi özellikler gelmektedir.
2.Dostluk konulu bir paragraf yazınız.

SAYFA 97
1-)Baran-ı Bahar ve Sarı Gül metinlerinin daha önceki dönemlerde örnekleri yoktur.Çünkü bu metinler mensur şiirdir.Mensur şiirde edebiyatımıza Fransa'da Rimbad ve Baudlaire'in  örneklerini verdiği "Prose Poetigurlerden" gelmiştir.Servet-i Fünun döneminde Halit Ziya kullanmıştır.

EK BİLGİ:
Sanatlı düz yazı anlamına gelen mensur şiirlerin kaynağı Fransa'dır.Mensur şiir 19.yüzyılda Fransa'da ortaya çıkıp oradan da Türk edebiyatına geçen bir türdür.Bu tür edebiyatımıza Tanzimat döneminden sonra Fransız edebiyatından yapılan şiir çevirileriyle girmiştir.Bu süreç Şinasi ile başlamış Recaizade'nin katkılarıyla devam edtmiştir.EDEBİYATIMIZDAKİ BATILI ANLAMDA MENSUR ŞİİRİN İLK TEMSİLCİSİ HALİT ZİYA UŞAKLIGİL'DİR.Servet-i Fünun sanatçılarının mensur şiirleri de dönemin şiirleri gibi aşırı duygusallıklarını, alınganlıklarını ve karamsarlıklarını yansıtır.Halit Zİya bu türde iki eser vermiştir:
Mensur Şiirler: Bu eser, 47 mensur şiirden oluşur ve her birinin konusuna göre adı bulunmaktadır.
Mezardan Sesler: 12 mensur şiirden oluşur.H.Ziya Uşaklıgil'in ölen annesi için yazdığı şiirlerden oluşan bu eser, Makber'i anımsatır.


1.Etkinlik
Her ikiside nesir cümleleriyle yazılmış.Ses ,söyleyiş bakımından şiirden farkı yoktur.Kafiyeleri yoktur.Mensur şiir nesir cümleleriyle yazılmış şiirdir.Düz yazılarda düşünce esas alınır.Sanatlardan kaçınılır.Düşünce en iyi şekilde açıklamaya çalışılır.Ancak mensur şiirde duygu esastır.Duygular şairane bir söyleyişle ele alınmaya çalışılır.Bu bağlamda mensur şir ses,söyleyiş,tema bakımlarından şiirden farklı değildir ve bu nitelikleriyle düz yazıdan ayrılır.Ancak mensur şiirde şiirdeki vezin,kafiye gibi şekle ait önceden belirlenmiş sınırlayıcı öğeler de bulunmaz.
3.Baran-ı Bahar metninin teması "bahar"
   "Sarı Gül"  metninin aşktır.
 


4-) Verilen metinlerde ahenk kullanılan ekler ve benzer seslerle sağlanmış, şair ifade etmek istediklerini şiir kurallarına bağlı kalmadan daha rahat ve açık şekilde ifade etmiştir.
5-a) Baran-ı Bahar şiirinde bahar motifi yeniden canlanmanın ve şiirin kaynağı olarak kullanılmıştır.
Sarı Gül metnindeki gül motifi ise aşkın ve sevgilinin saçlarının sembolüdür.
b) Bahar ve gül motifi günümüzde de aynı anlamı karşılamaktadır.
6-)Mensur şiirin Türk şiir geleneği içinde örneği yoktur.Çünkü Fransa'dan edebiyatımıza girmiştir.Bu yüzden Türk şiiri geleneği içinde değerlendirilemez.
7. Şiiirler hakkındaki kendi düşüncelerinizi belirtiniz.
8.HALİT ZİYA UŞAKLIGİL'İN EDEBİ KİŞİLİĞİ
  • Türk edebiyatında Batılı anlamda ilk romanları yazan sanatçı olarak kabul edilir.
  • Servet-i Fünun döneminde roman ve hikâye türünün en önemli ismidir.
  •  Eserlerinde realizm akımının etkisi görülür. En ünlü öykülerinden biri olan Kar Yağarken öyküsünde anlattığı 'realizm' bunun bir örneğidir.
  •  Dili süslü, sanatlı ve ağırdır. Ancak yine de dili başarıyla kullanır. Alışılmıştan farklı bir cümle düzeni vardır. 
  • Romanlarında aydın kişileri anlatır. Romanları, cumhuriyet dönemimde sadeleştirilebilmiştir
  •  "Mai ve Siyah" romanındaki Ahmet Cemil karakteri Servet-i Fünun sanatçısını temsil eder. 
  • Ruh tahlillerine önem verir. Kahramanları yaşadıkları çevreye uygun olarak anlatır. 
  • Romanlarında yalnız İstanbul'u anlatan sanatçı, hikâyelerinde Anadolu ve köy hayatına, kasabalardaki yaşayışa yer vererek İstanbul dışına çıkmıştır.
  • Atatürk'ün eşi Latife Uşşaki'nin amcasıdır...
ROMAN
Nemide (1889) 
Bir Ölünün Defteri (1890) 
Ferdi ve Şürekası (1894-1985) 
MAİ VE SİYAH (AYRINTILI TAHLİLİ) (1895-1988) 
Aşk-ı Memnu (1925-1987) 
Kırık Hayatlar(1924-1989) 
Sefile (1886)
ÖYKÜ
Bir İzdivacın Tarih-i Muâşakası (1889) 
Bir Muhtıranın Son Yaprakları (1889) 
Küçük Fıkralar (3 Cilt) (1896) 
Bir Yazın Tarihi (1898-1988) 
Solgun Demet (1901) 
Sepette Bulunmuş (1920) 
Bir Hikâye-i Sevda (1922-1987) 
Hepsinden Acı (1934-1984) 
Onu Beklerken (1935-1940) 
Aşka Dair (1935-1986) 
İhtiyar Dost (1939) 
Kadın Pençesi (1039-1987) 
İzmir Hikâyeleri (1950)
ANILAR
Kırk Yıl (1936-1969) 
Bir Acı Hikaye (1942) 
Saray ve Ötesi (1942-1981)
DENEME
Fransız Edebiyatının Numune ve Tarihi (1885) 
Hikaye ve Temaşa (1889) 
Yunan Edebiyatı (1912) 
Latin Edebiyatı (1912) 
Alman Tarihi Edebiyatı (1912) 
Fransız Tarihi Edebiyatı (1912) 
Sanata Dair (1938-1955)
OYUN
Kabus (1959)b-)Her ikisi şiirde de bireysel temalar işlendiği için yazarların psikolojilerini yansıtmaktadır.Bu yüzden mensur şiirlerle şairleri arasında ilişki vardır.

ANLAMA-YORUMLAMA
1. Cemil Meriç in yazısı mensur şiirdir.Sabiha Sertel'in yazısı düz yazıdır.Süleyman Nazif'e ait olan metin ise  şiirdir.
2.mensur şiir-şiir karşılaştırması 
BENZERLİKLERİ
Ses, söyleyiş ve tema bakımından benzerlik vardır.
Farklılıkları:

Mensur şiirde ölçü,kafiye, dize yoktur.Şiirde kendine has bir dil vardır.İmge çağrışım,Sanat hayal ve müzikalite şiirde daha yoğundur.
Mensur şiir düz yazı yapısına sahiptir.
Mensur şiirde ölçü, kafiye,redif gibi sınırlayıcı ögeler yoktur.
Mensur şiirde sanatçı duygularını daha kolay ve rahat ifade edebilir.

MENSUR ŞİİR ÖRNEĞİ:
Erenlerin Bağından (Mensur Şiir Örneği) 


Yıllar yârlardan, yârlar yıllardan vefasız. Kara baht bir kasırga gibi. Bu ne baş döndürücü iş? Geceler günleri, günler geceleri kovalıyor; cefalar cefaları kolluyor. Saçlarımızda aklar akları, alnımızda çizgiler çizgileri doğuruyor. Kadere boyun eğmek güç, isyan tehlikeli, felek hiç acımayacak mı? Heyhat, aziz dost, onu döndüren kara bahtın kasırgası...

"Bahçeler bozuldu, yuvalar dağıldı, yollar silindi, cihan viran oldu." Yaşlı gönül şimdi böyle diyor; her şeyi kendine eş görüyor. Bu da yanlış duygulardan biri... Cihan ne vakit bayındır idi? Bahçelerde ne vakit güller açtı? Ne vakit yuvalarda bülbüller öttü? Yollardan ne vakit yârlar geldi? Umduk, bekledik, düşündük. Hangi şey umduğumuza uygun düştü? Gördüğümüz düşündüğümüze benzedi mi? Gelenler beklediğimize değdi mi? O mutlu ve yüce saat hangi saatti ki, içinde iken "Geçme! Dur!" diye haykırdık? Hiçbiri, aziz dost, hiçbiri! Belki hepsini geçsin gitsin diye bekliyorduk; çünkü onlar birbirin¬den çirkin, birbirinden yararsız saatlerdi. Kimi bir damla gözyaşıyla, kimi tek bir "Eyvah!" ile kimi bir esnemeyle, kimi yalnız susmayla dolup gitti. Onlar birer birer yeniden gelsin ister misin? Hayır, hayır, hayır; değil mi?

Şimdi kalbimiz boş, başımız doludur. Ağzımızda zehir, gözlerimizde ateş var; tatsız bir içki sersemliği içindeyiz. Ve artık yolun ortasını geçtik ve saçlarımızda aklar akları ve alnımızda çizgiler çizgileri do¬ğuruyor. Ve ellerimiz, dizlerimiz titriyor ve önümüzdeki ufuklardan yok olma havası esiyor. Söyle, gençliğini ne yaptın? Söyle, gençliğimi ne yaptım?

Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU

 
EK TABLO:

şiir

Mensur şiir

Düz yazı


§  Dize, beyit, bend gibi nazım birimlerinden oluşur.
§  Ölçü, kafiye, redif gibi sınırlayıcı ögeler kullanılır.
§  Farklı nazım biçimleri kullanılır.

§  Temel birimi cümledir
§  Ölçü, kafiye, redif gibi sınırlayıcı ögeler kullanılmaz.
§  Sanatçının duygularını daha rahat ifade ettiği düzyazı yapısı kullanılır.
§  Mensur şiirin düzyazıdan farkı ise iç ahenge ve şiirselliğe sahip olmasıdır.Mensur şiir ses, tema ve söyleyiş bakımından şiire benzer ve şairane bir söyleyişe sahiptir.




§  Temel birimi cümledir
§  Ölçü, kafiye, redif gibi sınırlayıcı ögeler kullanılmaz.
§  Sanatçının duygularını daha rahat ifade ettiği düzyazı yapısı kullanılır.
§  Düz yazıda şairane bir söyleyiş yoktur ve düşünce esas alınır.
sayfa 99
ölçme değerlendirme


1-) Y-D-D
2-)Fransız ... Servet-i Fünun
3-) A
4-) Düz yazıya ögü olup mensur şiirde kullanılan özellikler düz yazının yapısıdır.


Bu yazının tamamı http://www.edebiyatfatihi.net/ sitesinden alınmıştır. Kaynak siteyi mutlaka ziyaret edin
Read more

New World Sound & Thomas Newson - Flute [ Türkçe Çeviri ]


Hey bitches fucking flute
Hey kaltaklar lanet fülüt

Bad bitches fuck the flute.

Kötü kaltaklar fülütü s.ker
Read more

Flappy Bird Günde Ne Kadar Kazanıyor ?

Super Mario oyunundan esinlenerek ortaya çıkan ve amacı bir kuşu borulara değdirmeden uçurmak olan oyun, yaratıcısı Dong Nguyen’e her gün 50 bin dolar kazandırıyor.
,

Read more

Rebecca Dagley Kimdir?

19 yaşındaki üniversite öğrencisi Rebecca Dagley, üzerine giydiği ceketi çıkararak marketin ortasında iç çamaşırlarıyla kaldı... Arkadaşlarının çektiği videoda soyunduktan sonra bir kutu birayı tek seferde içmeye çalışan genç kız... Yaptığı açıklamada ilk önce bunu yapmak istemediğini fakat sonra biraz eğlenmek gereltiğini düşündüğünü ve soyunduğunu dile getiren Dagley, çevrediklerin meraklı bakışlarına aldırış etmeden üstündeki ceketi çıkarttı ve elindeki bir kutu birayı tek seferde içmeye çalıştı...




Süpermarketin ortasında soyundu



Read more

11. Sınıf Türk Edebiyatı Sayfa 121 Soruları ve Cevapları (Yıldırım Yayınları )

4.A Cenap Şahabettin
 
5. ***Servet- i Fünun hikayesinde önceki dönemlere göre dil biraz daha süslü ve sanatlıdır.   
   ***   Toplumsal temalardan bir kaçış gözlemlenmektedir.
  *** Teknik bakımdan daha gelişmiştir. Realizm akınının etkileri görülür.

  *** tasvire önem verilmiştir.
Read more

11. Sınıf Türk Edebiyatı Sayfa 120 Soruları ve Cevapları (Yıldırım Yayınları )

13. Etkinlik
*** “Mai Yalı” adlı hikâyesinden alınan bölüm sonuç bölümüdür.
***
                                                           UYGULAMA
Servet-i Fünûn'un küçük hikâyesi daha çok Sami Paşazade Sezaî'nin ulaştığı merhaleden harekete geçmiş durumdadır. Servet-i Fünûn yazarlarının kitaplar dolusu küçük hikâyeler yazmaları çok önemlidir Bu yazarların yaşadıkları çağlar Türkiye'de küçük hikâye edebiyatının altın devri sayılır. Küçük hikâyenin yazarlar ve okuyanlar arasında gördüğü rağbet Servet-i Fünûn'dan sonra da yeni birtakım küçük hikâyecilerin yetişmesini sağlamıştır.
 
                                                            Değerlendirme
1.       Aşağıdaki cümlelerin başına yargılar doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
D
Y
D
Y
2. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun biçimde doldurunuz.
• Servetifünun Dönemi hikâyelerinde ....sanatlı bir ....... dil kullanılmıştır.
• Servetifünun Dönemi hikâyelerindeki kişiler, devrin ....sosyal ve siyasal.. gerçekliğine uygun olarak ortaya konmuştur.
 

3.
Read more

11. Sınıf Türk Edebiyatı Sayfa 119 Soruları ve Cevapları (Yıldırım Yayınları )

6.Hikayede bazı bölümlerde şiirimsi bir anlatım havası vardır. İçten samimi bir dil kullanılmıştır. Teşbihlerle söz sanatlarıyla anlatım zenginleştirilmiştir.
6.a. bu hikâye servet-i fünun hikâye geleneğine göre yazılmıştır.
b.Olay hikâyesidir.
 Olay öyküsü
·         Bu tarz öykülere “klasik vak’a öyküsü” de denir.
·         Bu tür öykülerde olaylar zinciri, kişi, zaman, yer öğesine bağlıdır.
·         Olaylar serim, düğüm, çözüm sırasına uygun olarak anlatılır.
·         Olay, zamana göre mantıklı bir sıralama ile verilir, düğüm bölümünde oluşan merak, çözüm bölümünde gi-derilir.
·         Bu teknik, Fransız sanatçı Guy de Maupassant (Guy dö Mopasan) tarafından geliştirildiği için bu tür öykülere “Maupassant tarzı öykü” de denir.
·         Türk edebiyatında bu tarz öykücülüğün en büyük temsilcisi Ömer Seyfettin’dir. Ayrıca Refik  Halit Karay, Reşat Nuri Güntekin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu Orhan Kemal, Samim Kocagöz, Necati Cumalı, Talip Apaydın da olay türü öykücülüğünün temsilcileri arasındadır.
 

7. Hikâyede geçen konu ve olaylara her zaman rastlamak mümkündür. Vatanı için elinde ne varsa satıp cepheye gitme için harekete geçen bir genç konu edinilmiştir. Bu günlük yaşamda karşılaşılabilecek bir durumdur.
 
10. Etkinlik
* Turancılık akımının etkisinde kalmıştır.
* Sade bir dil kullanmıştır. Sanatlı bir anlatımı var.
* Edebiyata Servet-i Fünun edebiyatı ile başlamış daha sonra milli edebiyat akımının etkisinde kalmıştır.
*** Her edebi eser yazarının sanat anlayışından dünya görüşünden izler taşır. Bu yüzden sanat eserini sanatçıdan ayrı düşünmek doğru olmaz.
 
12. Etkinlik
*** Her iki hikaye de olay hikayesidir.
*** Her iki hikâyede de yapıyı oluşturan unsurlar aynıdır. Olay, zaman, mekan ve kişiler.
*** Her iki hikayede serim, düğüm, çözüm bölümlerinden oluşmaktadır.
*** Görücü adlı hikâyede tema görücü usulü evlilik, Sümbül Kokusu adlı hikâyede tema vatan sevgisidir.
*** Her iki hikâye de Servet-i Fünun hikâyeciliğini özelliklerini yansıtmaktadır.

  
Read more

11. Sınıf Türk Edebiyatı Sayfa 118 Soruları ve Cevapları (Yıldırım Yayınları )

1.Hikayenin yazıldığı dönemde ülkenin işgal  edilmeye çalışıldığı büyük bir savaşın yaşandığı bir dönem var. Bu hikayede de bu konu işlenmiş.  Dini duyguların işendiği ramazan ayında teravihe gidildiği bilgilerini görüyoruz. Yine Mili duygulardan bahsedilerek milli  değerler  öne çıkarılmış.
Öğrencilerin savaşa gitmelerinin  ertelendiği  bilgisi var. Bütün bunlar dönemin sosyal ve siyasi yapısını yansıtan ifadelerdir.
 
6.Etkinlik
Olay örgüsü:
·           Hüseyin Arif’in Macaristan’da odasında gazetede Çanakkale savaşı ile ilgili bir yazı okuması
·          İstanbul’un içinde bulunduğu durumu hayal etmesi
·            Mehmed Siyâvuş’un onu ziyarete gelmesi
·          Sümbülü koklayınca sümbül kokusunun  İstanbul’u  hatırlatması
·         Çanakkale’ye gidip savaşma kararı almaları
·         İstanbul’a gitmek için eşyalarını satmaları
·         Pasaportlarını vize ettirmek için şehbenderhaneye gidince öğrencilerin askerliğinin tecil edildiğini öğrenmeleri
 
7.Etkinlik
 
Şahıs kadrosu: HüseyinArif, Mehmet Siyavuş,  Katip,  bir gazeteci
Hüseyin Arif: Macaristan’nın Budapeşte şehrinde  Darülfünunu Tabiiyat Şûbesinde okuyan bir öğrencidir. Vatan sever biridir. uzun, siyah kirpikleri vardır. Ninesi ve ablası İstanbul’dadır.
Mehmet Siyavuş:  Hüseyin Arifin arkadaşıdır. O da  öğrencidir. Vatansever biridir. İstanbulludur.
Katip: soğuk biri. Şehbenderhanede ( konsoloslukta) çalışıyor.
Gazeteci:  Hakkında bilgi yok.
 
2.Hikaye Maacristanın Budapeşte şehrinde küçük, dar fakirane bir odadır. Odada bir masa vardır. Masanın üzerinde bir rovelver durmaktadır.
a.Mekan gerçeklik duygusu uyandırıyor. Küçük, dar bir öğrenci odası günlük hayatta karşılaşılabilecek bir oaddır.
b. Hikayenin yazıldığı dönemle yaşandığı dönem  aynı zaman dilimidir. Osmanlının son dönemleridir. Birinci Dünya savaşının yaşandığı yıllardır.
 
8. Etkinlik
Mekan: ev,  zaman: Birinci Dünya Savaşın yılları,  olay: Hüseyin Arif’in savaşa katılmak için karar vermesi, Kişiler: Hüseyin Arif, Mehmet Siyavuş, Bir gazeteci, katip. 
***Hikayede yapıyı oluşturan unsurlar arsında bir uyumdan söz edilebilir. Hem kişiler hem mekan hem de zaman olayın yapısı ile uyumludur.
***Yapıyı oluşturan unsurlardan biri değiştirildiği zaman bir uyumdan söz edilemez.
 
3.a.Hikayedeki temel çatışma:  Vatan için fedakarlık yapma.
   b.Tema: vatan sevgisi.
 
4.hikayede insana özgü gerçeklik gerçek yaşama uygun ele alınmış. Hikayede geçen olay günlük yaşamda karşılaşabileceğimiz bir olaydır.
 
5.Hikayede yazarın bakış açısı ilahi anlatıcı bakış açısıdır. Yazar kahramanın hayaline yer evriyor.
Örnek metinler:
“Her satır bir hançer, her nokta bir kurşun gibi beynine saplanıyordu.”

“Şimdi vatanı, İstanbul bütün camileriyle, saraylarıyle mavi göğü, mavi deniziyle, saz benizli narin kadınlarıyle, ince uzun boy lu sinirli gençleriyle, ağır ve me’yus yürüyüşlü ihtiyarlarıyle gözünün önüne geliyorlar...” 
Read more

11. Sınıf Türk Edebiyatı Sayfa 115 Soruları ve Cevapları (Yıldırım Yayınları )

3.Görücü adlı hikayede kronolojik zaman kullanılmıştır. Seniha’nın 14 yaşından  26 yaşına kadar olan dönemi ele anlanmıştır. Hikâyede geçen olay ile yaşandığın dönem aynıdır.
 
4. Görücü adlı hikayede mekan evdir. Olay bir evin konukları ağırladı bölümü olarak geçiyor. İçerde bir sandalye var. Görücüye çıkan kız bu sandalyeye oturuyor. Gelen misafirler de karşısına oturuyor.
 
5. Görücü adlı hikâyede temel çatışma Seniha’nın görücü usulü evlenip evlenemeyeceği tezi . Burada görücü usulü evliliğin yanlışlığı vurgulanıyor.
 
6. Hikayenin teması: Evlilikte çocukların da görüşünün alınması gerektiği. Görücü usulü evliliğin yanlışlığı
 
3. Etkinlik
 
Yapıyı oluşturan unsurlar: Olay, kişi, zaman, mekan. Bu unsurlar olayın ortay konmasında olmazsa olmaz unsurlardır. Tema bu unsurlar üzerinden somutlaştırılır. Gözle görünür hale getirilir.
Hikaye Seniha adlı 14 yaşındaki bir kızın görücüler önüne çıkmasını ve 26 yaşına kadar bu olayın tekrar etmesini anlatıyor.
Bir olay anlatılırken yapıyı oluşturan unsurlar arasında bir uyum olması gerekir. Bunlardan biri olmazsa olay ortay konamaz. Olayın yaşanması için kişilerin olması, kişilerin olayı yaşaması için bir mekana ve olayın yaşandığı bir zamana ihtiyaç vardır.  Kısacası hem kişiler hem mekan, hem zaman olaya uygun olmalıdır.
 
7. Hikayede insan özgü bir gerçeklik olan evlilik konusu işlenmiş. Gerçek hayatta var volan bir olgu ortaya konmuş. Görücü usulü evlilik toplumsal bir gerçekliktir. Bu Seniha adlı kurmaca bir kız üzerinden verilmiş.
 
8. Hikâyenin anlatıcısı 3. Tekil şahıs anlatıcıdır. İlahi bakış açısı anlatıcı kullanılmış. Validesinin endişeleri dile getirilmiş bu gözlemci bakış açısında olmaz.  Seniha’nın dalıp gitmeleri neler düşündüğü ifade edilmiş bütün bunlar hakim bakış açısının özellikleridir.
 
4. Etkinlik
Hikayede tasvirler daha çok soyut kavramlar üzerinden izlenimci, bir yaklaşımla verilmiş. Düşüncelerin somutlaştırılmasına çalışılmış. Yazar burada sözcükleri benzetmeler yoluyla renklendirmiş. Anlatıma canlılık kazandırmıştır.
 
5.etkinlik

Hikâye Türleri 
Read more

11. Sınıf Türk Edebiyatı Sayfa 114 Soruları ve Cevapları (Yıldırım Yayınları )

1.Etkinlik
 
d. Seniha’nın, kendisini gelin olmaya hazır hissetmesi
a. Hizmetçinin eve üç görücünün geldiğini duyurması
b. Görücülerin gelmesiyle Seniha’nın telaşlanması
e. Seniha’nın görücüler karşısında yaşadığı ruh hâli
g. Seniha’nın görücülere tepkisi
c. Görücülerin gitmesiyle Seniha’nın rahatlaması
f. Seniha’nın görücüye gelenlerden birine olumlu bakması
ğ. Seniha’nın, annesinin değerlendirmelerine öfkesi
h. 18 yaşına geldiği için Seniha’nın endişelenmesi
j. Yeni görücülerin gelmesiyle Seniha’nın umutlanması
i. Yaşlı birinin Seniha’ya dünürcü olması
ç. Seniha’nın annesinin görücülere olumsuz cevap vermesi
ı. Seniha’nın hayatı kabullenmeye başlaması
k. Seniha’nın annesinin endişeye kapılması
l. Yılların geçmesiyle Seniha’nın hayata küsmesi
m. Son gelen görücülerden umudu olmayan Seniha’nın odayı terk etmesi
 
2.Görücü adlı hikâyede geçen kişiler:  Seniha, annesi, hizmetçi, aracı komşu kadın, görücüler, gazeteci, zabit,
Şahıslar olayın ortaya çıkmasında önemli bir rol oynamaktadır. Anne, kız, görücü, hizmetçi, görücüler olayın ortaya çıkması için bir uyum oluşturmuşlardır.
 
2. Etkinlik
 
Seniha: Utangaç, çekingen bir kız. Hayattan kendisi için beklentileri var. Hayalinde yakışıklı ve soylu bir koca, mutlu bir evlilik var.
 
Seniha’nın annesi:Kızını çok seven, koruyan, gözün­den bile sakınan bir kadın. Bu koruyucu tavrı yüzünden, farkında olmadan kızının evde kalmasına neden olmuş­tur. Günümüzde bu tür anneleri sıkça görmekteyiz.
 
Görücüler: Kızın kusurlu bir yönü var mı diye dikkatle bakan, bakışlarıyla rahatsız eden ve genellikle orta yaş üzerindeki kadınlar. Seniha’nın duygu ve düşüncelerini en çok etkileyen kişilerdir.
 
Baba: Baba o dönemin sosyal özelliğine bağlı olarak görücü konusunda pek devreye girmez. Görücüler kızı beğenirlerse baba da erkek tarafını ve damat adayını sorup soruşturacak ve kararını verecektir. Bu kurallar günümüzde de birçok ailede uygulanmaktadır.
 Hizmetçi: O günün aile yapısında var olan bir unsur. Hakkında pek bilgi yok.  Seniha’ya görücülerin geldiğini haber veren kişi.

  
Read more

9. Sınıf Türk Edebiyatı Sayfa 126 Soruları ve Cevapları ( Fırat Yayıncılık )

42. “Ben” metnini özetleyerek aşağıya yazınız.
Metni özetlerken metnin tamamını niçin yazmadınız? Özetlemede metnin anlamının nasıl oluştuğunu açıklayınız.
Hikaye, olay ağırlık bir hikaye olarak yazılmamış, daha çok durum hikayeciliği olarak yazılmıştır. Günlük hayatın içerisinde insanın düşündüğü, hayal ettiği iç ele alındığı için metni özetlemek zor olabilir. Oysa ki olaylar birbirini ardınca devam etmiş olsaydı bir şekilde özetlenebilirdi.

43. “Ben” adlı metni bir kez daha okuyunuz. Metni ikinci kez okuduğunuzda ilk okuduğunuzdan farklı olarak hangi ayrıntılar dikkatinizi çekti? Bu ayrıntılar arkadaşlarınızın da dikkatini çekmiş mi?
 Cevabı size kalmış…
 
44. Edebî metinlerdeki yan anlamlar, metnin birkaç kez okunmasıyla daha iyi anlaşılır. Siz “Ben” adlı metni ilk okuduğunuzda mı yoksa ikinci okuyuşunuzda mı daha iyi anladınız? Neden?

Metin daha önce dediğimiz durum hikayeciliği ile yazıldığı için ilk okunuşta hemen anlamlandıramayabilir; çünkü insanın neler hissettikleriyle beraber acaba bu hikaye neden yazılmıştır diye sorarız  ve bu durumda herkes aynı yanıtı veremeyebilir. 
Read more

9. Sınıf Türk Edebiyatı Sayfa 127 Soruları ve Cevapları ( Fırat Yayıncılık )

45. “Alüminyum” adlı metinde yan, mecaz anlamlı kelimeler kullanılmış mıdır? Bilimsel eserlerle edebî metinlerdeki eserlerin birbirinden anlam yönünden farklılıkları nelerdir? Sıralayınız.

Kullanılmamıştır. Çünkü öğretici metindir. Anlam yönünden farklılık  yoktur . Sanatsal metinlerle öğretici metinler aynı olayı ya da nesneyi anlatırlar ama bir kurmaca ve sanatsal anlatırken diğeri bilimsel şekilde anlatır.
 
46. “Ben” ve “Alüminyum” adlı metinlerden anladıklarınızı kısaca anlatınız. Sizin ve arkadaşlarınızın anlatımlarında niçin farklılıklar oluştu? Açıklayınız.

Ben metninde farklılık olabilir; ama Alüminyum metninde farklılık olmaz. Çünkü bir nesneldir, diğeri özneldir. 
Read more

9. Sınıf Türk Edebiyatı Sayfa 128 Soruları ve Cevapları ( Fırat Yayıncılık )

47. “Ben” adlı hikâye ile “Be – Dîden-i Süheyl Be – Nakş-ı Kubbe” adlı mesneviyi aşağıdaki özelliklere göre karşılaştırıp istenen bilgileri tabloya yazınız.
Aranacak   Özellikler Ben Mesnevi
Metnin yapısı nasıl oluşmuştur? Düzyazı Manzum – Beyit
Metnin anlatımı nasıl oluşmuştur? Sanatsal bir anlatımı   var. Betimleme ve öyküleme kullanılmıştır. Şiirsel ve imgelerle   örülüdür.
Metnin teması nedir? Kişinin iç dünyası Suheyl’in Kendini Kubbe   Görmesi
Metinden ne öğrendiniz?  Yoruma açıktır Suheyl Kendini Aşkla   Kubbede Görmesi
 
48. Mesnevide şair, söylediklerinden başka neleri anlatmak istemiş olabilir? Metinde açıkça dile getirilmiş olanlarla açıkça dile getirilmemiş olanları da düşünerek metinden anladıklarınızı açıklayınız.
Mesnevide şair aşk ateşiyle kendini başka bir alemde görmüş olabilir. Oraya da ulaşmak için Suheyl ile aynı duygulara sahip olmak gerekir, demek istiyor olabilir.
 
49. “Ben” adlı metnin ilk paragrafındaki kelime ve kelime gruplarını anlamları yönünden inceleyiniz. İncelediğiniz kelime ve kelime gruplarında çok anlamlı kelimeler varsa belirleyiniz. Bunların metne anlam yönünden ne kazandırdığını açıklayınız.
 
 
50. “Ben” adlı metinde yazar, gerçekten bilmediği bir şehirde kaybolmuş bir insan mıdır? Yoksa metnin kahramanı mı kaybolmuş bir insandır? Belirtiniz. Metinde edebî gerçeklik nasıl verilmiştir? Açıklayınız.
Metnin kahramanı kaybolmuş bir insandır. Metindeki yazarın yarattığı kahramandır. Burada edebi gerçeklik kurmaca gerçeklik olarak verilmiştir.
 
51. Aşağıda adları verilen üç metinle ilgili istenen bilgileri tabloya yazınız.
Aranacak   Özellikler Ben Alüminyum Be   – Dîden-i Süheyl Be- Nakş-ı Kubbe
Metnin yazılış amacı nedir? Estetik zevk vermek Bilgi vermek Estetik zevk vermek
Metnin yazılış amacı, metindeki anlamda nasıl   etkili olmuştur? Üç metninde yazılış   amacıyla metindeki yapılan aynı doğrultudadır.
Metnin yazılış amacı, sezdirmek istediği anlam verebilmiş midir?  Okuyucunun  kültürüne , bilgisine göre değişir Okuyucunun  kültürüne , bilgisine göre değişmez,   dolayısıyla vermiştir. Okuyucunun  kültürüne , bilgisine göre değişir
 

  
Read more

9. Sınıf Türk Edebiyatı Sayfa 130 Soruları ve Cevapları ( Fırat Yayıncılık )

52. Sait Faik Abasıyanık hakkında Hazırlık bölümünde verilen bilgiye göre yazar hangi liseyi bitirmiştir? Paragrafta bu lisenin adı geçiyor mu? Yazarın hikâyedeki kendi tasviri o günün gençlerinin giyimine  mudur? Hikâyede olay nerelerde geçmektedir? Bu mekânlar yazarın yaşamının geçtiği yerler midir? Bunu hikâyedeki hangi paragraflardan anladınız?
Liseyi İstanbul Erkek Lisesinde başlayıp Bursa Erkek Lisesinde tamamlamıştır. İstanbul Lisesi olarak geçiyor. Yazarın tasvir ettiği o döneme uygun görülüyor. Yazarın yaşadığı yerlerdir. Aşağıdaki ifadelerden :
“Ben evlenmedim. Tabi çocuğum da olmadı. Ama varsa… Olabilir a. (…) O kadını hayal meyal görüyorum. Ben o zamanlar İstanbul Lisesinde talebe idim. Gülhane Parkı’nda tanışmıştık. Zor başlamıştı sevgimiz. Ama sonra, onun tarafından gelen, gitgide büyüyen ve benim sevgimi miniminicik eden bir aşkla bitmişti.
Orada, Kuruçeşme’deki koruda, ağaçların altına yatardım.”
 
53. Sait Faik Abasıyanık niçin İstanbul ve Adalar’da geçen bir olayı hikâye olarak yazmış olabilir?
Yaşamının geçtiği yerler buralardır ve yazdığı diğer yazılara bakılırsa İstanbul , Adalar ve Burgaz Ada gibi yerleri anlatır.
 
54. “Çatışma” adlı hikâyenin teması nedir? Bu temanın, yazarın yaşamındaki yerini hikâyeden örneklerle açıklayınız.
Sevgilinin yüzünden iki kişinin  karşı karşıya gelmesi. Eserin içeriğine bakılırsa yazarın hayatında önemli bir yeri vardır. Birebir kendi hayatından anlatmıştır.
 
55. Sait Faik Abasıyanık’ın “Çatışma” adlı hikâyesinden edindiğiniz bilgiye göre yazar, nasıl bir yaşam sürmüştür?
Birini sevmiş ama onu da başkası için bırakmış ve sevgiyi de her zaman içinde taşıyan biri.
 
56. “Çatışma” adlı hikâyeden, yazarın yaşadığı yıllardaki sosyal, siyasal olaylar hakkında bilgi edinebildiniz mi? Neden?
Siyasi olaylar hakkına bilgi sahibi olmasak da sosyal yaşamı gençlerin kılık kıyafet tasvirlerin yola çıkarak bir nebze olsun bilgi sahibi olabiliriz.
 
57. Yazar hakkında yaptığınız araştırmalardan edindiğiniz bilgilere göre Sait Faik Abasıyanık’ın hikâyelerinde günlük hayattan ve yaşamından izler ne ölçüde yer almıştır? Metinden de örneklerle açıklayınız.

Sait Faik, yaşamı itibariyle İstanbul , Adalar ve Burgaz Ada gibi yerlerde yaşamıştır ve eserlerinde de en çok buralardan bahsetmiştir. Balıkçıları ve balıkçı kahvelerini çok sevip oradaki insanları tasvir etmiştir. 
Read more

9. Sınıf Türk Edebiyatı Sayfa 131 Soruları ve Cevapları ( Fırat Yayıncılık )

Aranacak   Özellikler
İntibah
Telgraf
Bin   Bir Gece Masalları
Kalevala
Be-Dîden-i   Süheyl Be-Nakş-ı Kubbe
Metnin   teması
Son Pişmanlık Fayda Vermez
(Kitabın bütününe göre cevap verilmiştir.)
Köylünün su problemi
Alaaddin’in Lambası
Dünyanın yaratılışı
Aşk
Metindeki   olay örgüsünün
nasıl   oluştuğu
Dönemin sosyal, siyasi özellikleri dikkate   alınarak olay örgüsü yer, zaman ve mekan etrafında oluşmuştur.
Dönemin sosyal, siyasi özellikleri dikkate   alınarak olay örgüsü yer, zaman ve mekan etrafında oluşmuştur.
Olağanüstü olaylardan yola çıkarak anlatılmıştır.
Olağanüstü olaylardan yola çıkarak anlatılmıştır.
Olağanüstü olaylardan yola çıkarak anlatılmıştır.
Olayın   insana özgü hangi gerçekliği verdiği
İnsana özgü gerçeklikle verilmiştir.
İnsana özgü gerçeklikle verilmiştir.
İnsana özgü gerçeklik yoktur.
İnsana özgü gerçeklik yoktur.
İnsana özgü gerçeklik yoktur.
Kişi-zaman-mekân   bütünlüğünün nasıl oluşturulduğu
Kişi ve mekan bütünlüğü sağlanmış ve okuyucuyu   rahatsız edici bir tarafın yoktur.
Kişi ve mekan bütünlüğü sağlanmış ve okuyucuyu   rahatsız edici bir tarafın yoktur.
Kişi , zaman ve mekan kavramları gerçeğe uygun   değildir.
Kişi , zaman ve mekan kavramları gerçeğe uygun   değildir.
Kişi , zaman ve mekan kavramları gerçeğe uygun   değildir.
Dil   özellikleri
Yer yer Arapça ve Farsça kelimeler vardır.
Yabancı kelimelerden uzaktır.
Yabancı kelimelerden uzaktır.
Yabancı kelimelerden uzaktır.
Arapça ve Farsça kelimelerle yüklüdür.
Metinde   tasvir ve tahlil olup olmadığı
Tasvirler var.
Tasvirler var.
Tasvirler var.
Tasvirler var.
Yoğun bir şekilde olmasa da var.
Metinde   dilin hangi işlevde kullanıldığı
Heyecan bildirme işlevinde kullanılmış.
Heyecan bildirme işlevinde kullanılmış.
Heyecan bildirme işlevinde kullanılmış.
Heyecan bildirme işlevinde kullanılmış.
Şiirsel işlevde kullanılmıştır.
Metnin
hangi
edebiyat
geleneğiyle
oluşturulduğu
Batı Etkisinde Türk Edebiyatıyla yazılmış olup   roman geleneğidir.
Batı Etkisinde Türk Edebiyatıyla yazılmış olup   hikaye geleneğidir.
Masal geleneğiyle yazılmıştır.
Destan geleneğiyle yazılmıştır.
Mesnevi geleneğiyle yazılmıştır.  
Read more

9. Sınıf Türk Edebiyatı Sayfa 132 Soruları ve Cevapları ( Fırat Yayıncılık )

1.  “İntibah” adlı romanın kahramanı Ali Bey’in kültürlü bir genç olarak yetiştirilmeye çalışılmasının nedenleri neler olabilir? Günümüzde de iyi yetişip sosyal yaşantıyı ya da çevreden gelebilecek kötü­lükleri bilmeyen gençler var mıdır? Böyle gençleri bekleyen tehlikeler nelerdir?
Ali Bey, iyi yetiştirilmek isteniyor, çünkü babası yok ve aile olarak eğitim öğretime önem veren bir ailedir. Bu ailenin  en önemli özelliği olarak eğitim ve kültüre önem vermeleridir. Abli Bey, kültürlü yetişince hem kendisine hem de içinde yaşadığı topluma faydalı bir insan olması istenmektedir. Günümüzde de Ali Bey gibi iyi yetişip sosyal yaşantıyı ya da çevreden gelebilecek kötü­lükleri bilmeyen gençler var. Bu tarz gençler özellikle çeşitli ideoloji ve fikirlerin veya içindeki yetiştiği toplumun özelliklerine uymayan bir yaşam tarzını benimseyerek topluma ters düşebilmekteler.
 
2. Tanzimat Dönemi romanları genellikle İstanbul’da yaşanan olayları konu edinir. Sizce bunun sebebi nelerdir?
Yanzimat Döneminde roman yazarları sadece İstanbul’u bilirler ve oranın dışında yaşamayı sürdürmemişlerdir. Dolayısıyla yazar içinde bulunduğu anlatacağı için romanlarda mekan olarak sadece İstanbul geçer. İstanbul’un dışına daha sonraki yıllarda yani Milli Edebiyat döneminde çıkılır.
 
3. Günümüz saati ile “İntibah” romanının kahramanı Ali Bey’in gezmeye çıktığı saat arasında kaç saat fark vardır? Tanzimat Döneminde niçin alaturka saat kullanılıyordu? Bu saat sistemi ne zaman, niçin değişti?
Alaturka saat, ayrı bir saat değil ayrı bir ayar aslında, akşam güneş batışıyla saatinizi 12:00′ye ayarlıyorsunuz, ertesi gün aynı şekilde yine ayarlıyorsunuz. Dikkatli olmak gerek, çünkü bu saat ayarı standart değil, güneşin batışı her akşam değiştiği için, her gün düzeltmek zorundasınız. Bu saat sistemi Cumhuriyet’in ilanından sonra değişti. 1 Ocak 1926’tan sonra  değişti. Bu sistemin değişmesinde en büyük neden Türkiye’nin değişen dünya sistemine uyum sağlaması için yapılmıştır.
 
4. Telgraf adlı metindeki olay günümüzde de yaşanabilir mi? Bu tür sorunlar nasıl çözümlenebi­lir?
Bütünüyle yaşanamaz ama halen bazı yerlerde su sıkıntısı vardır.
 
5. Telgraf adlı hikâyede köylüler önce suyu istiyor sonra istemiyorlar. Bu çelişki neden kaynaklan­maktadır? Köylüler suyu kullanma konusunda yeterince bilinçlendirilseydi bu çelişki yine de yaşanır mıydı? Açıklayınız.
Önce hiç olmadığı için istiyorlar fakat daha sonra da fazla fazla gelince istemiyorlar. Köylüler suyu kullanma konusunda yeterince bilinçli olmadıkları belli. Bilinçli olsalardı bu çelişki yaşanmazdı.
 
6.  “Aksoylu Timsaha Karşı” adlı metinde tilki, timsahın ailesinin güreşçiliğiyle nasıl alay ediyor? Metnin sonunda niçin ders verici bir cümle yer almıştır?
Sırtının pütür pütür olmasında dolayı alay ediyor. Eğer ailen iyi güreşçi olsaydı sırtın yere gelmekten pütür pütür olmazdı diyerek alay ediyor. Metnin sonunda “Aklını başına devşirmeden bir işe girişenler, o işin üstesinden gelemedikleri gibi bir de ele güne karşı gülünç olurlar, üstlerine güldürürler herkesi. Akılsız başlarının cezasını çekerler.” diyerek verilmek istenen kıssadan hisseyi dile getiriyor.
 
7. Çok övünen insanlar, hangi durumlarda zorluk yaşayabilirler?
Çok övünmek ve kibir insana mutluluk getirmez. Bu tarz insanlar çevrelerinde pek sevilmezler ve bunlar kendilerini olduklarında farklı gösterdiklerinden dolayı gerçek ortaya çıkınca gülünç duruma düşerler.
 
8.  Deli Dumrul, günümüz İstanbul’unda yaşasaydı köprü yaptırabilir miydi? Onu engelleyen kim ya da ne olurdu?
Hayır yaptıramazdı.  Günümüzde devlet sistemi ve polisi veya jandarma gibi özellikler olduğu için bu tarz şeylere izin verilmezdi. Günümüzde herkesin yaptığı işler belli sistemlere göre ayrılmış. Bunun dışına çıkılması mümkün değil. Kurallar kaideler belli.
 
9.  Deli Dumrul hikâyesinde manzum ve mensur bölümlerin iç içe olmasını ve olayların mensur, duyguların ise manzum bölümlerde verilmesinin nedeni nedir?
Metinlerin birbirinden etkilenmesi ile açıklayabiliriz. Daha önce destanlarda duygular böyle açıklanıyor ama zaman içerisinde yeni türler girse de edebiyatımıza bir öncekinden etkilenme oluyor.
 
10.  Deli Dumrul niçin kılıç ve atla savaşıyor? Deli Dumrul’un yaşadıklarına göre bu hikâye hangi edebî döneme ait olabilir?
Bu hikaye 11 ve 15. Yüzyıl arasındaki olayları anlatıyor. Deli Dumrul hikaye Geçiş Dönemi Türk edebiyatı dönemine aittir.
 
11.  “Adaya Vapur” metnindeki genç, İstanbul’a nereden gelmiş olabilir? Günümüzde bu gencin yaşadığı sorunu hâlâ yaşayanlar var mı? Bu insanların çektikleri sıkıntılar nelerdir?
İstanbul’un dışından ya da Anadolu’dan gelmiş olabilir. Vardır. Bu insanlar kırsal kesimden geldikleri için çevreye uyum sağlamakta sıkıntı yaşamaktalar ya da içine kapanık insanlar oldukları için  uyum sağlamakta sorun yaşıyorlar.
 
12.  “Adaya Vapur” metnindeki genci İstanbul’dan ve memurluktan soğutan olay nedir? Gençle alay edilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gence soru soran bayanın onunla alaycı tavırları genci İstanbul’dan ve memurluktan soğutmaktadır.
 
13.  “Adaya Vapur” metninde duygular mı yoksa olaylar mı daha ön planda verilmiştir? Neden?
Duygulara hitap eden bir metindir. Durum hikayeciliği ile yazılmıştır. Nedeni ise buradan neler dolup bittiğinden ziyade var olan durum karşısında kişinin ne hissettiği önemlidir.
 
14.  “Boş Bilgi” adlı metnin kişisi Pin-Man’ın kimsenin yapamayacağı bir iş arayışında olmasının sebepleri neler olabilir? Sizin böyle bir tutkunuz var mı? Böyle bir tutku, her zaman Pin-Man’ın yaşadığı gibi zararlı mıdır? Neden?
Herkesten farklı görünme isteğidir. Bu tutku zararlı olmasa da bazen insanlar o kadar uğraşıp sonunda hiçbir elde edemeyebiliyorlar.
 
15.  “Koca Öküz’ün Ölümü” adlı hikâyedeki Yusuf nasıl bir kişiliğe sahiptir? Yusuf ve babası Koca Öküz’ün ölümüne üzülüyorlar mı? Seviniyorlar mı? Bu olayda Yusuf’un takındığı tavır onun kişiliğiyle nasıl ilişkilendirilebilir?
. …
 
16. Yusuf ve babası, Koca Öküz’ü ararken kendi çektikleri sıkıntıları niçin hatırlıyorlar?
Kendi yaşamı ile öküzün yaşamı arasında bağlantı kuruyor. Çalışma ve ezilme yönünden …
 
17.  Koca Öküz’ün “ruhunun boyunduruktan kurtulması” sözünden ne anlıyorsunuz?
Her türlü esaretten kurtulma olarak anlayabiliriz.
 
18.  “Boş Bilgi” ve “Koca Öküz’ün Ölümü” adlı metinlerin teması günümüzde nasıl yaşanabilir?
Bu iki metnin teması günümüzde de yaşanabilir, farklı şekilde olsa da konular değişik olunca bu iki tema evrensel olduğu için günümüzde de ele alınabilir.
 
19.  “Boş Bilgi” ve “Koca Öküz’ün Ölümü” adlı metinlerin temasıyla ilgili bir karikatür ya da resim yapınız.

 
20.  “Boş Bilgi” ve “Koca Öküz’ün Ölümü” adlı metinlerin temasının evrensel bir tema olup olma­dığını tartışınız. Tartışma sonucu ortaya çıkan görüşü tahtaya yazınız.
Evrensel temalardır.
 
21.  “Alişimin Kaşları” adlı metinde mekân tasvirlerine çokça yer verilmesinin sebebi ne olabilir?
Anlatılan olayın ve olayların geçtiği mekanları daha anlaşılır olması ve kişi ve eşyalara ait detayları ön plana çıkararak anlatımı etkili kılmak amacıyla çokça betimleme kullanılmış olabilir. Bir de anlatıcı kamera sessizliği ile yani gözlemci bakış açısıyla yazıldığı için ayrıntılı şekilde anlatılmalıdır..
 
22.  “Alişimin Kaşları” adlı metinde anlatıcı niçin kamera görevi görmektedir? Metnin kişisi tasvir­leri kendi anlatsaydı metindeki anlatım daha mı etkili olurdu? Niçin?
 Metnin içinde biri anlatsaydı aynı etkiyi sağlayamazdı çünkü kahraman bakış açısında anlatıcı görebildiği ya da ulaşabildiği şeyleri anlatacağı için diğerlerine göre daha az anlatıma sahip olabilir.
 
23.  “Alişimin Kaşları” adlı metindeki olaylar ne zaman yaşanıyor?
20. yüzyılda 1960’lardan sonra yazılmış olabilir.
 
24.  “Bin Bir Gece Masalları” adlı metnin kişileri kimlerdir? Bu kişiler hangi olayı yaşıyorlar?

Şehrazat, Alaaddin ve annesi vardır. Bunlar lambadan cin çıkıyor ve onların isteklerini yerine getiriyor.
Read more