11. Sınıf Türk Edebiyat Kitabı Sayfa 50 - 54 Soruları ve Cevapları, Etkinlikleri

A. Anlatmaya Bağlı Edebî Metinler (Hikâye, Roman)

“Anlatmaya bağlı edebî türler” ifadesinden ne anladığınızı ve hangi edebî türlerin bu kapsama girdiğini önceki sınıflara ait bilgilerinizden hareketle sözlü olarak ifade ediniz.
Bir ya da birden çok olay çevresinde oluşan, okura yazı yoluyla ulaşan metinlere anlatmaya bağlı metin denir. Bu metinler şunlardan oluşur:
Masal ,Fabl, Destan, Halk Hikâyesi , Mesnevi,  Manzum Hikâye,  Hikâye,  Roman
2.Hikâye ve roman türü hakkındaki bildiklerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
     Hikaye (Öykü)
Yaşanmış veya yaşanması mümkün olan olayların okuyucuya haz verecek şekilde anlatıldığı kısa edebi yazılara “hikâye (öykü)” denir.
Hikâye, insan yaşamının bir bölümünü, yer ve zaman kavramına bağlayarak ele alır.
Hikâyede olay ya da durum söz konusudur. Olay ya da durum kişilere bağlanır; olay ya da durumun ortaya konduğu yer ve zaman belirtilir; bunlar sürükleyici ve etkileyici anlatımla ortaya konur.
Hikâyelerde düşündürmekten çok, duygulandırmak ve heyecanlandırmak esastır.
Hikâyeler, gerçek ya da düş ürünü bir olayı kısa şekilde anlatır.

Kısa oluşu, yalın bir olay örgüsüne sahip olması, genellikle önemli bir olay ya da sahne aracılığıyla tek ve yoğun bir etki uyandırması ve az sayıda karaktere yer vermesiyle roman ve diğer anlatı türlerinden ayrılır.
Hikâye, olay eksenli bir yazı türüdür. Hikâyede temelde bir olay vardır ve olaylar genellikle yüzeyseldir.
Hikâyeler genellikle kişilerin anılarını anlatması şeklinde oluşur.
Hikâye kısa bir edebiyat türü olduğu için bu eserlerde fazla ayrıntıya girilmez. Olayın ya da durumun öncesi, sonrası okura sezdirilir. Okur, bazı sözcüklerden yararlanarak ve düş gücünü kullanarak kişiler hakkında ya da olaylar ve durumlarla ilgili yargılara ulaşabilir.

Hikâyeler Batı’da romanla aşağı yukarı aynı dönemde oluşmaya başlamıştır. Özelikle Realizm döneminde hikâye türü başlı başına bir tür olarak yetkinlik kazanmıştır.
Hikâyenin Öğeleri
a- Olay:
Öykü kahramanının başından geçen olay ya da durumdur. Hikâyede temel öğe veya durumdur. Hikâyeler olay eksenli yazılardır. Hikâyelerde bir asıl olay bulunur. Ancak bazen bu asıl olayı tamamlayan yardımcı olaylara da rastlanabilir.
b- Çevre (Yer):
Hikâyede sınırlı bir çevre vardır. Olayın geçtiği çevre çok ayrıntılı anlatılmaz, kısaca tasvir edilir. Olayın anlatımı sırasında verilen ayrıntılar çevre ve yer hakkında okuyucuya ipuçları verir.
c- Zaman:
Hikâye kısa bir zaman diliminde geçer. Hikâyeler geçmiş zamana göre (-di) anlatılır. Konu, yazarın kendi ağzından veya kahramanın ağzından anlatılır. Özellikle durum öykülerinde zaman açık olarak belirtilmez, sezdirilir. Hatta bu tür öykülerde zaman belli bir düzen içinde de olmayabilir. Olayın ve durumun son bulmasından başlayarak olay ya da durumun başına doğru bir anlatım ortaya konabilir.

d- Kişi:
Hikâyede az kişi vardır. Bu kişiler “tip” olarak karşımıza çıkar ve ayrıntılı bir şekilde tanıtılmaz. Hikâyede kişiler sadece olayla ilgili “çalışkanlık, titizlik, korkaklık, tembellik” gibi tek yönleriyle anlatılır. Kişiler veya tipler, belli bir olay içinde gösterilir. Bu tiplerin de çoğu zaman sadece belli özellikleri yansıtılır. Romanda olduğu gibi, kişilerin bütün yönleri verilmez. Bu bakımdan hikâyede kişilerin psikolojik özelliklerine de ayrıntılı olarak girilmez.

Hikayenin Bölümleri
Hikâyenin kuruluşunda; olay anlatan yazılarda olduğu gibi; serim, düğüm, sonuç bölümleri vardır. Roman, tiyatro, masal, anı, mektup, gezi ve başka birçok yazı türleri bu hikâye planından faydalanır. Bu üç bölüm şöyle uygulanır:
Serim Bölümü: Bu bölüme giriş bölümü de denilir. Olayın geçtiği yer yani dekor, bellibaşlı nitelikleri söylenerek bu bölümde tasvir edilir. Olayın şahısları, kahramanı en canlı iç ye dış görünüşlerile belirtile­rek tanıtılır; kısaca portre çizilir. Olayın ne olduğunu biz bu bölümde anlarız.
Düğüm Bölümü: Bu bölüme gelişme,bölümü de denir. Olayın baş­layıp açılması, okuyanın ilgisini, merakını arttıracak bir durum alması; olayın düğümü, kişilerin konuşmaları bu bölümdedir. İsim ve fiil cümleleri kullanarak, farklı yapıda cümlelere yer vererek, konu ile ilgili örnekler alınarak bu bölümde çeşitlilik sağlanmalıdır.
Çözüm Bölümü: Bu bölüme sonuç bölümü denilir. Olayın ne şe­kilde sona erdiği; olayın kişiler ve görenler üzerindeki etkisi burada anlatılır. Aristoteles diyor ki: «Hikâye, birlikli bir bütün, canlı bir var­lık gibi kendi özüne uygun, bir başı, bir ortası, bir sonu olan bir hareket çevresinde geçmelidir. Hikâyenin çözümü, karakterlerden kendiliğinden doğmalıdır.»

Hikâye ile Roman Arasındaki Farklar

·         Hikâye anlatım olarak romana benzer; ama aslında onun romandan çok farklı yanları vardır:
·         Hikâye türü, romandan daha kısadır.
·         Hikâyede temel öğe olaydır. Romanda ise temel öğe karakter, yani kişidir. Hikâyeler olay üzerine kurulur, romanlar ise kişi üzerine kurulur.
·         Hikâyede tek olay bulunmasına karşılık romanda birbirine bağlı olaylar zinciri vardır. Romandaki olaylardan her biri hikâyeye konu olabilir.
·         Hikâyede kahramanların tanıtımında ayrıntıya girilmez, kahramanlar her yönüyle tanıtılmaz. Romanlarda ise kahramanlar ayrıntılı bir biçimde, hemen her yönüyle tanıtılır. Romandan farklı olarak hikâyede kişiler sadece olayla ilgili yönleriyle anlatılır. Bu yüzden hikâyelerdeki kişiler bir karakter olarak karşımıza çıkmaz.
·         Öyküde, olayın geçtiği yer (çevre) sınırlıdır ve ayrıntılı olarak anlatılmaz. Romanlarda olaylar çok olduğu için olayların geçtiği çevre de geniştir. Bu çevreler çok ayrıntılı olarak anlatılır.
·         Hikâyeler kısa olduğu için anlatım yalın, anlaşılır ve özlüdür. Romanlarda ise anlatım daha ağır ve sanatlıdır.

Hikâye Türleri

1. Olay öyküsü
Bu tarz öykülere “klasik vak’a öyküsü” de denir.
Bu tür öykülerde olaylar zinciri, kişi, zaman, yer öğesine bağlıdır.
Olaylar serim, düğüm, çözüm sırasına uygun olarak anlatılır.
Olay, zamana göre mantıklı bir sıralama ile verilir, düğüm bölümünde oluşan merak, çözüm bölümünde gi-derilir.
Bu teknik, Fransız sanatçı Guy de Maupassant (Guy dö Mopasan) tarafından geliştirildiği için bu tür öykülere “Maupassant tarzı öykü” de denir.
Türk edebiyatında bu tarz öykücülüğün en büyük temsilcisi Ömer Seyfettin’dir. Ayrıca Refik Halit Karay, Reşat Nuri Güntekin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu Orhan Kemal, Samim Kocagöz, Necati Cumalı, Talip Apaydın da olay türü öykücülüğünün temsilcileri arasındadır.

2. Durum öyküsü
Bu tarz öykülere “modern öykü” de denir.
Her hikâye olaya dayanmaz.
Bu tür öykülerde merak öğesi ikinci plandadır.
Yazar, bu öykülerde okuyucuyu sarsan, çarpan, heyecana getiren bir anlatım sergilemez. Onun yerine günlük hayattan bir kesit sunar veya bir insanlık durumunu anlatır.
Bu öykülerde kişisel ve sosyal düşünceler, duygu ve hayaller ön plana çıkar.
Durum öyküsü ünlü Rus edebiyatçı Anton Çehov tarafından geliştirildiği için bu tür öykülere “Çehov tarzı öykü” de denir. Bu tarz öykünün Türk edebiyatındaki temsilcileri: Sait Faik Abasıyanık ve Memduh Şevket Esendal.

3. Modern Hikaye:
 Diğer  öykü  çeşitlerinden  farklı  olarak,  insanların  her  gün  gördükleri fakat  düşünemedikleri  bazı  durumların  gerisindeki    gerçekleri,  hayaller ve  bir  takım  olağanüstülüklerle  gösteren  hikâyelerdir.
 Hikâyede  bir  tür  olarak  1920’lerde  ilk  defa  batıda  görülen   bu  anlayışın  en güçlü   temsilcisi  Fransız  Kafka’dır  Bizdeki  ilk  temsilcisi  Haldun  Taner’dir.   Genellikle  büyük  şehirlerdeki  yozlaşmış  tipleri,  sosyal  ve  toplumsal  bozuklukları ,  felsefi  bir  yaklaşımla,  ince  bir  yergi ve  yer  yer  alay  katarak,  irdeler  biçimde   gözler  önüne  serer.
3. Batılıların töre, âdet ve hayatlarına uygun hayat tarzı anlamına gelen “alafranga yaşam”
(alaturkanın zıttı) ile ilgili neler düşündüğünüzü söyleyiniz.
R O M A N

   Yaşanmış  ya da   yaşanabilir   olayları,  yer,  zaman,  çevre   ve insan  unsurlarına   dayanarak,  geniş  bir  bakış  açısıyla   anlatan  yazı  türüne  ROMAN  diyoruz.
Romanın Öğeleri:
Roman dört temel öğeden oluşur. Romanın kurgusunu oluşturan dört temel unsur “yer, zaman, olaylar zinciri ve şahıs kadrosu”dur. Bazı romanlarda bunlara “fikir” unsuru da eklenir.
a- Kişi (Kahramanlar):
Romanların çoğunda geniş bir şahıs kadrosu vardır. Romanda başkarakter ve yardımcı karakterler bulunur. Romanda şahıslar ayrıntılı olarak tanıtılır. Roman kahramanının yaşamı, geniş bir zaman çerçevesi içinde baştan sona anlatılır. Roman kişileri “tip” ve “karakter” olarak karşımıza çıkar.
Tip: Belli bir sınıfı ya da belli bir insan eğilimini temsil eden kişidir. Tip evrenseldir, genel özelliklere sahiptir. Tipler “sevecen tip, alıngan tip, kıskanç tip, sosyal tip” gibi, bireysel olmaktan çok; başkalarında da bulunan ortak özellikler taşıyan ve bu özellikleri en belirgin şekilde temsil eden şahıs veya şahıs grubudur.

Karakter: Romanda olumlu, olumsuz yönleri ile verilen, belirli bir tip özelliği göstermeyen kişilerdir. Karakter, kendine özgüdür. Karakterler genel temsil özelliği göstermez. Karakterler, birden fazla özelliği belirlenmiş tipik olan birkaç özelliği ile insanın iç çatışmaları ve çıkmazlarını verme görevini yüklenmiş roman şahıslarıdır. Karakterler çok yönlü olup, değişkenliğe sahip kişiler oldukları için bunlara “yuvarlak roman kişisi” de denmektedir.
b- Olay:
Romanlar, temel bir olay etrafında gelişen ve iç içe geçmiş çok sayıda olaydan oluşur. Romanda anlatılan olaylar hayattan alınabileceği gibi, tarihten, anılardan, okunan kitaplardan ve masallardan da alınabilir. Önemli olan, konunun gerçeğe uygun olmasıdır. Romanda olaylar her yönüyle ayrıntılı olarak işlenir. Her olay bir nedene bağlanır. Böylece okuyucu, romanın içine çekilir.
c- Çevre (Yer):
Romanlardaki kişilerin yaşadığı, olayların geçtiği yerdir çevre. İnsanlar gibi, roman kişileri de belli bir çevrede yaşar. Bu çevre, okuyucuya betimleme yoluyla anlatılır. Romanda olayların geçtiği ve kişilerin yaşadığı yerler, çevre ve diğer mekânlar çok ayrıntılı şekilde verilir.
d- Zaman:
Romanlarda zaman kavramı belirgindir. Olay veya olaylar belirli bir zaman diliminde yaşanır. Romanlarda fiiller genellikle “-dili geçmiş zaman” kipinde kullanılır. Klasik romanda zaman “geçmiş, şimdiki ve gelecek zaman” olmak üzere üç dilimde verilir. Çağdaş romanda bu anlayış etkin değildir. İnsanın hatırlama yeteneğinden yararlanılarak zamanlar arası geçiş yapılır. İç içe değişik zaman dilimlerinden söz edilebilir. Birkaç zaman bir arada kullanılabilir. Şuur akışı tekniğiyle geriye dönüşler veya ileriye gidişler olabilir.
e- Fikir:
Çoğu romanın fikirsel bir yönü de vardır. Romandaki olayların, durumların ve davranışların nedenleri araştırılır; kişilerin psikolojik tahlilleri yapılır ve olayların sonuçları üzerinde durulursa romanın ana düşüncesi ve yardımcı düşünceleri belirlenebilir.
           Romanın Özellikleri  
  * Uzun anlatıma dayalı edebiyat türlerinden biri olan roman; olayları yer, zaman ve şahıs kadrosu bütünlüğü ve uyumu içinde anlatır.
 * Okuyucuyu çekebilecek nitelikte merak unsurları içerir.
*  Sosyal yaşamda kişilerin veya ailelerin başlarından geçen ya da geçme olasılığı bulunan olayları yer ve zaman göstererek aktarır.
*  Birbiriyle bağlantılı olayları temel bir düşünce etrafında birleştirerek yansıtır.
*  Roman, hem bir gerçekliğin hem de düş gücünün ürünüdür.
*  Yazar, anlattığı olayı, kişileri gerçekten olsa da bunları yeniden yaratarak verir. Bu bakımdan roman gerçek yaşamla tam olarak örtüşmez.
*  Roman, yaşamın yeniden üretimi ya da yaratımıdır. Romanda aslında romancının hayal gücü, sanatçı kişiliği, görgü ve bilgisiyle, zengin duygu ve düşüncesiyle yaratılan bir yaşam ortamı anlatılır.
*  Romanın geçtiği sosyal çevre içerisinde dine, felsefeye, ahlâka siyasete yer verilir. Romancı, okuyucuyu etkilemek okuyucunun ruhunda bir yankı uyandırmak amacındadır.
*  Romanlar üçüncü kişi ağzıyla, roman kişilerinden birinin ya da birkaçının yazdığı anı biçiminde veya roman kişilerinin birbirlerine gönderdikleri mektuplarla olmak üzere üç değişik şekilde yazılır.
*  Roman  türünün  ilk örneğini  ilk  defa  XVI.  Yüzyılda   İspanyol   yazar    Miguel  de Cervontes               (   Mişel  dö  Servantes)    “ Don    Kişot”  adlı  esriyle  vermiştir      XVII.   Yüzyılda  Madema  de  la   Fayette :  “Princesse  de  Clevs “  adlı  eseriyle  onu  takip  etmiş;  XIX.  Yüzyılda  gelişen  romantizm   verealizm  akımları  bu  tütün  de  gelişmesinde  etkili  olmuştur..
*  Türk  Edebiyatında   daha  önceleri  bu  türün  yerini  tutan  MESNEVİLER  vardı    Batılı  anlamdaki  roman  türü  bizde  önce  çevirilerle  başlar.
*   İlk  olarak  Yusuf  Kâmil  Paşa    Fransız  yazar  Fenelon’dan   “Telmaque”adlı  esri  çevirmiş ;  sonra  Wictor  Hugo’dan  “Sefiller”,  Daniel   Defo’dan    “Robinsun  Crosoe” ve  Alexandre  Dumas ‘dan   “Monte   Criesto”   çevrilmiştir.
*  Bizde  ilk  yerli  romanı  Şemsettin  Sami :  “Taaşşuk   u    Talat   ve  Fitnat  adlı  eseriyle   vermiştir.
*  Daha  sonra  Namık  Kemal  “İntibah “ adlı eseriyle  ilk  edebi  roman  örneğini    Halit   Ziya   Uşaklıgil  “Mai  ve  SİYAH “la  ilk  modern  roman  örneğini  vermişlerdir.  Bunları   “Araba   Sevdası “  adlı  romanıyla  Hüseyin  Rahmi , “Eylül”  adlı  romanıyla     Mehmet  Rauf   takip  eder .
*  Milli Mücadele  döneminde   Halide  Edip  “Ateşten  Gömlek “,  “yaban”.  Reşat  Nuri  “Çalıkuşu “  romanlarıyla  bu  türü  mükemmele  ulaştırır.
             ROMAN    ÇEŞİTLERİ
A )  KONULARINA     GÖRE
      1 – Tarihi   Roman :  Tarihteki  olay  ya  da kişileri  konu  alan  romanlardır.  Yazar  tarihi  gerçekleri  kendi  hayal   gücüyle  birleştirerek  anlatır.
         İlk  örneğini  Valter  Scolt  “Vaverley “ adlı  eseriyle  vermiş.  Bunu  Gogol ,”Toros  Bulba “,     W.  Hugo    “Nöturdam de  Paris “ ,  A.   Dumas  “Monte  Criestove  Üç   Silhşörler”  le  takip  eder
         Türk  edebiyatında  ilk  örneği  N.  Kemal’in  “Cezmi “  romanıdır.   N.  ADSIZ’ın   “Bozkurtlar “;T   Buğra  “Küçük  Ağa “, Küçük  Ağa  Ankara'da”  K.  Tahir’in  Yorgun  Savaşçı”.  “Devlet  Ana” bu  tür  romanlardır.
        2 -   Macera    Romanı:Günlük hayatta  her  zaman  rastlanmayan,   şaşırtıcı,  sürükleyici,   esrarengiz   olay-ları anlatan  romanlardır     “Serüven  Romanları”  da  denir.  Bir  araştırma  ve  izlemeyi  anlatan  “Polisiye  Roman “,  alışılmışın dışında  uzak  yerleri  ve   yaşamları    anlatan” Egzotik  Romanlar”  da  bu gruba )- girer.
       Dünya  edebiyatında  R.  L.  Stevensın’ın  “Hazine  Adası”.  D.  Defo’nun  “Rabinson  Cruse” R . Kiplink’in  “Cangel”; Türk  edebiyatında  A.  Mithat  Efendinin  “Hasan  Mellah “ .  “Dünyaya  İkinci  Geliş”, Peyami  Safa’nın  “ Cingöz  Recai “   bu türün en tanınmış  örnekleridir.
       3) Sosyal   Roman : İnsan  yaşamınn sınırsız  kültür  birikimi  içinde  yer alan  ve insanı  derinden etkileyen  toplumsal, siyasi  olaylar, inançlar, gelenek ve görenekleri    bazen  eleştirisel,  bazen  de  bilimsel    açıdan  ele  alıp   anlatan  romanlardır
   Dünya  edebiyatında :  W.  Hugo’nun  “Sefiller “, Tolstoy’un  “Suç  ve Ceza”;  Türk  edebiyatında  Namık Kemal’in  “İntibah “,R.  M.  Ekrem’in  Araba  Sevdası “   A.    M.   Efendinin  “Felatun Bey İle Rakım Efendi   bu  tür  romanlardır.
      Bir  fikri  savunup bilimsel  verilerle  olaya  yaklaşan  “Tezli  Roman  “(  Yakup  Kadri’nin  “Yaban”  romanı  gibi.)  ; toplumdaki  inanç  ve gelenekleri  anlatan  Töre  Romanı”  ( Halide  Edip “ Sinekli  Bakkal)  bir  olayı  eleştirisel  yaklaşımla  anlatan  “Yergi  Romanı “ (Y  Kemal’in  İnce  Memet “ ) ;  belli  bir  yerin  özelliklerini  anlatan  “Mahalli  Roman ( F.  Baykurrt’un   “  Yılanları  Öcü “)  sosyal  romanın  çeşitleridir
       4)-  Psikolojik   Roman :  ( Tahlil  Romanı  ) :   Dış  alemdeki  olaylardan   çok ,  kahramanların  iç  dünyasını,    ruh  hallerini  ele  alarak       kişilerin  toplumla  ilişkilerini,   bunların  birbirinden    nasıl  etkilendiklerini  anlatan  romanlardır.
       İlk   örneği:  Madame   de  La  Fayette’nin   “Prencesse  de  Clevs”   Adlı  romandır.
      Bizde   Mehmet   Rauf’un   “Eylül” ilk    örnektir.  Peyami Safa’nın   “Matmazel  Noralya’nın  Koltuğu”,   “Bir  Tereddütün  Romanı  “,   “Dokuzuncu  Hariciye  Koğuşu “  bu  türdendir.
        5)  Otobiyografik   Roman:  Yazarın  kendi  yaşamın  anlattığı  romanlardır.  Dünya  edebiyatında  Alfonse   Dode’nin  “Küçük    Şeyler “ , bizim  edebiyatımızda:  Y.  Kadri   Karaosmanoğlu’nun  “Anamın  Kitabı “.  P.  Safa’nın  “Dokuzuncu  Hariciye  Koğuşu”bu türün örnekleridir.
  Nehir Roman :  Bir  kişinin,  bir  toplumun    hayatındaki  gelişmeleri ya  da tarihi  bir  olayı  birden  fazla  cilt  halinde  anlatan  romanlardır.
       Tarık   Buğra’’nın  “Küçük  Ağa”,     “Küçük   Ağa    Ankara’da” ,   “Firaun   İmanı”;    Nihal  Adsız’ın  “Bozkurtlar “ ,   “Bozkurtların  Ölümü”,  “Bozkurtlar  Diriliyor”  romanları  gibi.
B)     KONULARIN  İŞLENİŞİNE  GÖRE  ROMANLAR:
 1 – Romantik  Roman :  Romantik  akıma  uygun  olarak,  duygu  ve  hayallerin    ön  plânda  olduğu  romanlardır.(  İntibah”,   “Eylül”,   “Mai  Ve   Siyah”   gibi  )
  2 – Realist   Roman  :  Gerçekçi  akıma  uygun   olarak  gözlem  ve  deneyimin  duygu  ve  hayalden  daha  ön  plânda  olduğu  akımdır  İlk  örneği  R.  M.  Ekrem’in  “Araba  Sevdası “.
  3 – Natüralist  Roman:  Bilimsel  araştırmalara  bağlı  kalarak  kahramanlarını  gözlemlerle  seçen  romanlardır.
Türk Edebiyatında Roman
Tanzimat’a kadar Türk toplumunda romanın yerini destanlar, efsaneler, mesneviler ve halk hikâyeleriyle masallar tutmuştur.
Türk edebiyatı bugünkü anlamda romanla Fransızcadan yapılan çeviriler sayesinde tanışmıştır. Türk edebiyatına roman Tanzimat'la girmiştir.
İlk yerli roman denemesi Şemsettin Sami'nin "Taaşuk-ı Talat ve Fitnat" (1872) adlı eseridir.
Edebiyatımızda ilk roman çevirisini ise Yusuf Kamil Paşa, Fransız yazar Fenelon'dan "Telemak" adıyla yapmıştır (1859).
İlk edebi roman Namık Kemal'in "İntibah" adlı eseridir. Yine ilk tarihi roman Namık Kemal tarafından yazılan "Cezmi'dir.
İlk köy romanı Nabizade Nazım'ın "Karabibik" adlı romanıdır.
İlk psikolojik roman Mehmet Rauf'un "Eylül" adlı romanıdır. Bu alanda en başarılı ürünü Peyami Safa "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu" adlı eseriyle vemiştir.
Batılı anlamda modern Türk romanının kurucusu ise Halit Ziya Uşaklıgil sayılır.
Türk romanı, teknik açıdan Servet-i Fünun döneminde güçlenmiş, Cumhuriyet döneminde iyice gelişmiştir.
İlk kadın romancımız Fatma Aliye Hanım'dır.

Dünya Edebiyatında Roman:

Roman Avrupa’da sözlü edebiyattaki destan türünün geçirdiği evrimleşmenin bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır.
Roman türünün ilk örneklerini 15. yüzyılda Fransız yazar Rabelais (Rable) vermiştir.
Bugünkü romanı hatırlatan ilk eser 16. yüzyılda Rönesans’tan sonra Givoanni Boccacio (Covanni Bokasyo) tarafından yazılmış olan “Dekameron”dur.
Miguel de Cervantes’in Don Kişot’u 16. yüzyılın sonlarına doğru yazılmıştır ve eser, roman türünün ilk başarılı örneği kabul edilir.
17. yüzyılda Klasik akım içinde ortaya çıkan tek romancı ise Madame De La Fayette’tir. Bu yüzyılda İngiltere’de Daniel Defoe (Danyel Defo) “Robenson Cruze (Robinson Kruzo)”yu, Jonathan Swift (Canıtın Svift) “Guliver’in Gezileri”ni yazmıştır.
Bu türün yetkin örnekleri ise 19. yüzyılda verilmeye başlanmıştır.
Roman, bir tür olarak karakteristik özelliklerini Romantizm ve Realizm akımları sayesinde 19. yüzyılda kazanmıştır.
20. yüzyıldaki sosyal ve teknolojik gelişmeler romana da yansımıştır. Bu dönem romancıları arasında Amerikan edebiyatından John Steinbeck (Con Sitenbek) Ernest Hemingway (Ernes Emigvey); Alman edebiyatından Thomas Mann (Tomas Man), Erich Maria Remargue (Erik Marya Römark); Fransız edebiyatından Andre Mourois (Andre Moruva), Jaun Paul Sartre (Jan Pol Sartır), Albert Camus (Albert Kamü) sayılabilir.

4. Romantik (davranışlarda, duygu ve coşkunun ağırlıkta olması), romantizm (XVIII. yüzyıl
sonunda başlayan, duygu coşku ve sembole aşırı yer veren sanat akımı) kavramları ile ilgili
düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.

ROMANTİZM (COŞUMCULUK)
1830’lu yıllarda klasisizme tepki olarak doğmuştur.
Victor Hugo’nun “Hernani” adlı oyunuyla bir edebiyat akımı olarak başarıya ulaşmıştır.
1789’da fransız İhtilali’yle birlikte derebeylik ve aristokrasi çökmüş; yeni bir yapılanma ortaya çıkmıştır. Buna bağlı olarak romantizm, yeni duygu, düşünce ve idealleri anlatmayı amaçlamış, sanatın ve sanatçının kurallardan kurtulup özgürleşmesini savunmuştur.
Avrupa’da o zamana kadar süregelen Latin ve Yunan hayranlğı yerini Shakespeare, Goethe ve Schiller hayranlığına bırakmıştır.
Klasik öğretinin bütün kuralları yıkılmış, Latin ve Yunan edebiyatları yerine Hristiyanlık mucizeleri, milli efsanler işlenmiş; konular ya tarihten ya da günlük olaylardan çıkarılmıştır.
Tabiat manzaralarının, yerli ve yabancı törelerin betimlenmesine geniş yer verilmiş, insan psikolojisinin soyut olarak incelenmesi bırakılarak, insanlar çevrelerinde incelenmiş, insanın islâhından önce toplumun ıslâhı amacı ön plana alınmıştır.

Klasik edebiyatın akıl ve sağduyuya önem vermesine karşılık, romantizmde hayal ve fanteziye geniş yer verilmiştir.
 Yazarlar eserlerinde kişiliklerini gizlememişler, olaylar karşısında duygu ve görüşlerini açıkça anlatmışlardır. Romantik şiirde, doğa sevgisi; bireycilik; Ortaçağa, yabancı ülkelere, Doğu’ya hayranlık; toplumsal geleneklere isyan; duygulara, doğaüstü güçlere, rüyalara, ihtiraslara bağlılık dikkat çeker.
Zıtlıkların uyumunu ilke olarak benimseyen romantikler hayatı güzel, çirkin... bütün yönleriyle vermeye çalışırlar.
Klasiklerin önemsediği din duygusuna geniş yer veren romantiklerin kahramanlarının çoğu dindardır.
Din, her şeyin gelip geçici olduğunu söylediği için de kahramanlar , genellikle kuşkulu, üzüntülü ve karamsardırlar.
Edebiyat dilindeki kalıplaşmış kelimeler yerine, günlük konuşma dilini kullanmayı benimseyen romantikler, her sınıftan insanı da eserlerine konu olarak almışlardır.
Genel olanın yerine özeli, tipin yerine gözalıcı olanı seçmişlerdir. Aşk, ölüm, tabiat en belli başlı konular olarak dikkat çeker.
Bu akımda oyun türlerinden dram, edebiyat türlerinden de roman gelişmiştir.

BAŞLICA TEMSİLCİLERİ

            Victor Hugo (Sefiller. Notre Dame’in Kamburu, Cromwell, Hernani.......)
            J.Jack Rousseau (Emile, İtiraflar, Toplum Sözleşmesi)
            Goethe (Faust)
            Lamartine (Greziella)
            A. Dumas Pere (Üç Silahşörler, Monte Kristo Kontu)
            A. Dumas Fils (Kamelyalı Kadın)ýý
            Alfrede de Musset (şiirleriyle)
            Schiller (“Haydutlar” adlı dramı ve denemeleriyle)
            Lord Byron (Don Juan, diğer şiirleriyle)
            Chateaubrian
            Puşkin
            Shakespeare
            Stendhal (Romantizmden realizme geçmiştir)
            Balzac (Romantizmden realizme geçmiştir)
“Romantizm, ağlayan yıldız, inleyen rüzgar, ürperen gece, kendinden geçen çiçektir”.
                                                                                                          Musset
“Romanitzm, varlıkların olduklarından başka türlü olmadığına, olmayacağına üzülmektir”.
                                                                                                          A. Gide
TÜRK EDEBİYATINDA ROMANTİZM
Tanzimat edebiyatı dönemindeki ürünlerin çoğunluğu romantik akımın etkisiyle kaleme alınmıştır.
            Namık Kemal roman ve tiyatrolarıyla
            Ahmet Mithat, ilk romanlarıyla
            Recaizade Mahmut Ekrem, şiirleriyle

            Abdülhak Hamit, tiyatrolarıyla



Ssayfa 53 
1. Tanzimat Döneminin siyasi, sosyal, kültürel, ilmî ve tarihî özellikleri ile okuduğunuz Kıssadan
Hisse adlı hikâye arasında nasıl bir ilişkinin olabileceğini tartışınız. Ulaştığınız sonuçlardan yola
çıkarak metnin oluşmasına imkân sağlayan zihniyeti belirleyip defterinize yazınız.
Tanzimat döneminde toplumda güven bunalımı vardır. Ahlaki değerlerde yozlaşma görülmektedir. Siyasi tartışmalar toplumu kutuplaşmaya götürmüştür. Hikâyede anlatılan kıssa ile dönemin sosyal yaşamında benzerlikler görülmektedir.

2. a. Okuduğunuz metinden ve eserin bütününden hareketle Kıssadan Hisse hikâyesinin olay
örgüsünü belirleyerek defterinize çizeceğiniz bir şema üzerinde gösteriniz.
Olay örgüsü:
* Osmanlının çayırda ateş içinde kalan yılana rastlaması ve onu kurtarması
* Yılanın fıtratı gereği onu yiyeceğini ve bu özelliğin insanda da olduğunu söylemesi.
* Bunu  doğru olduğunu ispatlamak için öküze sormaları.
* Öküzün yılanı doğrulamsı.
* Bunu diğer hayavanlaar da sormaları ve aynı cevabı almaları
* en son tilki ile karşılaşmaları.
Tilkinin Osmanlıyı kurtarabileceğini söylemesi ve anlaşmaları
*Tilkinin yılanı torbaya geri sokması, Osmanlının yılanı öldürmesi
* Osmanlının sözünü yerine getirmek için bir hafta süre isteyip gitmesi.
* Osmanlının sözünde durmayıp tilkiyi öldürme planı.
 * tilkinin bu planı anlayıp tuzağa düşmemesi.

b. Kıssadan Hisse hikâyesindeki temadan yola çıkıldığında, belirlediğiniz olay örgüsü sizce
Başka nasıl oluşturulabilir? Açıklayınız.
Olay iki insan arasında geçebilirdi. Burada hayvanlar kullanılmış. Biraz olağanüstülük katılmış. İnsanla yılanın, öküzün ve tilkinin konuşması gibi.

c. Araştırma sonuçlarınızdan hareketle olay örgüsünde dile getirilen hususlarla dönemin
Yaşama biçimi arasındaki ilişkiyi ve olay örgüsünün gerçeklikle ilişkisini tartışınız. Elde ettiğiniz
sonuçları tahtaya yazınız.

Olay kurmaca bir olaydır. Burada insan – hayvan konuşması geçiyor.  Fakat insanın nankör oluşu iyiliğe karşı kötülük etmesi hususu var olan bir gerçekliktir.  Bu gerçeklik sanatın kurmacası içerisinde ortaya konmuş. Tanzimat döneminde güven duygusunun azaldığı insanların çıkarları uğruna arkadaşlarına ihanet etmesi dönemde yaşanan olaylardandır.
3. Yazarın hikâyede araya girip okuyucuya hitap etmesinin, metnin olay örgüsünü nasıl etkilediğini belirleyiniz ve buradan, “metnin olay örgüsünün yaşanmadığı ancak yaşandığı düşünülen, hayal edilen bir olaydan hareketle düzenlendiği” sonucuna varılıp varılamayacağını tartışınız. Elde ettiğiniz sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.
Yazarın olayın akışını kesip araya girmesi metnin akıcılığını olumsuz etkiliyor.  Burada anlatılan aolay yaşanmış bir olaydan ziyade kurgulanmış bir olaydır. Metinde olağanüstülükler var. Yılanla, öküzle ve tilki ile Osmanlının konuşması gibi.

4. Metnin olay örgüsünün size neler hissettirdiğini ve düşündürdüğünü defterinize yazınız
Metnin olay örgüsü insanı düşündürüyor. Hem tebessüm ediyor hem de bir şeyler çıkarıyorsunuz.
ETKİNLİK 1.

• Okuduğunuz hikâyenin bütününden hareketle hikâye kahramanlarının olay örgüsündeki işlevlerini belirterek;
En belirgin özelliklerini,
Olaylar karşısında nasıl bir tavır takındıklarını,
c. Sosyal ortam ve çevreden nasıl etkilendiklerini,
ç. Metnin yazıldığı dönemde ve günümüz de bu kahramanlarla karşılaşılıp karşılaşılamayacağı nı tartışınız. Ulaştığınız sonucu belirtiniz.
• Ulaştığınız sonuçlardan hareketle metindeki kişilerin karakter mi tip mi olduklarını belirleyip tahtaya yazınız.
Yılan:hikayede asıl kişilerden kötü, hain  bir tipi temsil ediyor. Fıtratının gereğini sergiliyor. Nasıl yetişmiş ise öyle davranıyor.
Osmanoğlu:Verdiği sözde durmayan kötü bir tip. Nankör bir kişiyi temsil ediyor. Sosyal ortam onu kötü bir kişilik olarak ortaya çıkarmış.
Tilki:kurnaz ve akıllı bir tipi temsil ediyor. Tedbirli ve uyanık bir kişilik. Sosyal ortam onu uyanık ve akıllı olmaya itmiş.
Günümüzde bu tip insana rastlanır. Burada insani özellikler hayvanlara verilmiş. Bu gün de bu hayvanlar var. Fakat buradaki gibi insanla konuşmazlar.
Metinde geçen işiler tiptir. Özellikleri olayın sonuna kadar aynı kalmış.
5. Okuduğunuz metinde anlatılan olayların, tanıtılan kişilerin benzerlerini yakın çevrenizden örneklendiriniz ve yaşanan gerçeklikle edebî metinlerde anlatılanlar arasındaki farklılıkları sözlü olarak belirtiniz.
Çevremizde de iyiliğe karşılık kötülükle karşılık veren kişiler var.  En yakınınızdaki birine iyilik ediyorsunuz. Başka bir yerde çıkralarınız çakıştığı zaman hemen size ihanet  edebiliyor. Edebi eserlerde yaşanan gerçeklik ile var olan gerçeklik aynı değildir. Edebi eserlerdeki gerçeklik kurmaca bir gerçekliktir. Var olan gerçeklik ile benzerlik gösterir. Fakat olaylar günlük hayatta yaşananlar ile birebir aynı olmaz.

2. Etkinlik
Hikâyede mekânın işlevini ve gerçekte böyle bir mekânın olup olamayacağını yazınız..
Gerçek hayatta böyle bir mekan olabilir. Hikayelerdeki mekanlar gerçek hayattaki mekanlara benzer.
Hikayede zamanın işlevini ve metindeki zamanla yaşanılan zaman arasındaki ilişki:
Her olayın bir yaşanma süresi ve birde yaşandığı zaman dilimi vardır.  Burada zaman tam belirgin değil.
hikâyede kişi, zaman ve mekân unsurları arasında bir bütünlüğün olup olmadığı
Hikayede  kişi, zaman  ve mekan unsurları arsında bir bütünlük vardır. Bunlar metinde olayın ortaya çıkmasını sağlayan unsurlardır. Hepsi birbiri ile iç içedir.

6. Kıssadan Hisse adlı hikâyedeki temel çatışmadan hareketle eserin temasını belirleyip temanın dönemin sosyal hayatı ve gerçekliğiyle ilişkisini belirleyiniz.
Metnin teması: İnsanın nankör olduğu ve  İyiliğe karşı kötülükle karşılık verdiği

3. ETKİNLİK:
Kıssadan Hisse adlı metin romantizm akımının etkisiyle yazılmış bir metindir. Romantizmde Yazarlar eserlerinde kişiliklerini gizlememişler, olaylar karşısında duygu ve görüşlerini açıkça anlatmışlardır. Burada da yazar kişiliğini gizlememiş olayda taraf olmuştur. Zıtlıkların uyumunu ilke olarak benimseyen romantikler hayatı güzel, çirkin... bütün yönleriyle vermeye çalışırlar. Burada sa zıtlıklardan yararlanılmıştır.

ETKİNLİK 4:
Okuduğunuz metnin kim tarafından anlatıldığını ve anlatıcının bakış açısını belirleyiniz.
• Metinden alınan aşağıdaki parçadan hareketle Kıssadan Hisse hikâyesini me tin-okuyucu ilişkisi açısından değerlendiriniz.
Olayın anlatıcısı üçüncü bir kişidir. Olayı dışarıdan izler. İlahi bakış açısı anlatıcı kullanılmıştır. Anlatıcı gelmiş ve geçmişe ait her şeyi bilir
….
7. Okuduğunuz metnin yazılış amacını belirleyip defterinize yazınız.
Metin sanatsal metindir. Bu yönüyle sanat yapmak maçıyla yazılmıştır. Fakat yazar sanat toplum içindir düşüncesine bağlı olduğu için metinde bir mesaj iletmede görülmektedir.
8. Okuduğunuz metinden hareketle hikâyede ele alınan toplumsal sorunların ne ler olduğunu belirleyip sorunların günümüzde de yaşanıp yaşanmadığını tartışınız

Güven problemi var. Çıkarcılık var. Hainlik var. Sosyal ahlakın bozulması var. Toplumsal bir çözülme var. Bu sorunlar  bu günde  varlığını devam ettirmektedir. İnsan var oldukça da  varlığını devam ettirecektir.


bu yazı http://yeniedebiyat.blogspot.com sitesinden alınmıştır.
Read more

Medcezir'de Çalan Yabancı Şarkılar

İlk bölümlerde Eylül'ün partisinde çalan şarkı Audio Bully - Only Man
10. Bölümde Club'a gittikleri sahnede çalan şarkılar ise Lykke Li - i Follow Rivers (The Magician Remix) , diğeri ise Solis - Timeless.

Ayrıca Avril Lavigne - Wish You Were Here, Gossip Music For Men - Pop Goes The World, Tucandeo feat. Jennifer Hershman Kader Only We Know

Diğer bölümlerde çalan şarkıları denk geldikçe yazıyor olacağız. Bu sayfayı takip etmeye devam edin.

MEdcezir 14. Bölümde Çalan Parti Müziği Ellie Wyatt değil gerçekte şarkının adı
Read more

22 Şubat 2014 Dünyanın Sonu Mu?

Maya takviminin kıyamet senaryolarına bir rakip de Vikinglerden geldi. Norveç’te bulunan Viking Enstitüsü’nden Danielle Daglan, Viking efsanelerine göre dünyanın sonunun 22 Şubat 2014’te geleceğini söyledi. Daglan, Viking mitolojisinde ‘Ragnarok’ (Tanrıların hükmü) olarak tanımlanan kıyamet gününe yaklaşık 100 gün kaldığına dikkat çekti. Daglan, efsanede dünyanın denizlerin taşması gibi felaketler sonucunda yok olacağının yer aldığını söyledi.

Efsanedeki diğer ifadelere göre toprak ve gökyüzü zehirlenecek, bir boru sesi duyulacak. Tanrıların o gün son kavgasını yapacağını öne süren efsanede tüm mevsimlerin de kışa döneceği belirtiliyor. Bir diğer detay ise dünyanın her yerinde savaşların başlayacağı yönünde. Dünyanın karanlığa boğulacağını anlatan efsanenin gerçek olacağına inanan Daglan, Vikinglerin Jormungand adını verdiği dev bir yılanın buna kanıt olduğunu söyledi.


Kaynak; Milliyet.com.tr

Read more

Sibel Meriç Kimdir? Fotoğrafları

Sibel Meriç 27 Mayıs 1984 Ankara doğumludur.4 sene Modellik geçmişi vardır, Ayrıca 
Bale ve Modern Dans eğitimi almıştır.
Müzik dünyasına ilk dafa “Garanti” adlı single çalışması ile girmiştir.

Resmi twitter adresi; https://twitter.com/sibelmeric1







Read more

Ömer Karacan Kimdir?

1961 Doğumludur.

Türk TV programcısı, yayıncı, organizatör. Eğlence sektöründeki en önemli isimdir. Türkiye’nin tek kanallı TV dönemi olan 80’li yıllarda TRT için yaptığı müzik programı Number One ile tüm Türk gençliğini video kliple ilk tanıştıran kişi olmuştur. Müzik yayıncılığı konusunda uzmanlaşıp Number One grubunu kurmuştur. Türkiye’nin ilk yabancı müzik kanalı Number One TV’yi yayına sokmuş, ülkenin en önemli DJ’lerini yetiştiren ve müzik yayıncılığında bir ekol olan Number One FM’le de radyo yayıncılığına büyük bir soluk kazandırmıştır. Coca Cola sponsorluğunda faaliyet göstermekte olan Number One TV ve FM dışında Discovery Channel, Nickoledeon, Energy FM, Radyo Klas gibi yayın kuruluşlarının da ve çeşitli dergilerin de sahibidir. Dünyanın en iyi parfüm markalarının da Türkiye distribütörü olan Ömer Karacan, ayrıca, dünya jet setiyle ve Hollywood starlarıyla kurduğu yakın ilişkilerle de ülkemizin imajı ve tanıtımında önemli bir rol oynamaktadır. Moda, müzik, eğlence ve kültür dünyasında Türkiye’nin trendlerini belirlemekte olan Karacan, halen Londra’da kuracağı ve Fashion TV’ye rakip olacak yeni moda kanalının hazırlıklarıyla uğraşmaktadır. 

1961 yılında, Milliyet Gazetesi’nin eski sahibi Ercüment Karacan ve Cemile Garan’ın 2 çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Ercüment Karacan’ın üçüncü evliliği, Cemile Garan’ınsa 2. evliliği olan bu evlilikten 2 çocukları olmuştu: Ömer Karacan ve Ali Karacan. Cemile Garan’ın ilk evliliğinden dünyaya gelen kızı Cemre Garan, Ömer Karacan’ın ablasıydı. NATO’da görev yapan ve Mehmet Ali Birand’la evli olan Cemre Garan dışında Karacan’ın renkli ve başarılı isimlerle dolu ailesinde, bugün Fuji Filmleri’nin Türkiye sahibi olan Mehmet Garan ve Türkiye’nin gelmiş geçmiş en genç büyükelçisi olma unvanını taşıyan Mahmut Dikerdem de vardır.
Babasının gazeteci olması nedeniyle, küçüklüğü, yazarların, siyasetçilerin ve ünlü isimlerin eksik olmadığı bir evde geçen Karacan, küçük yaşlarda müziğe ve medyaya ilgi duymaya başladı. Babası, en yakın dostu ve gazetesinde yazar olan Abdi İpekçi’nin öldürülmesinden sonra, büyük bir üzüntü yaşadı. Bu olaydan sonra devamlı olarak öldürülme, kaçırılma endişesi taşımaya başlayan Ercüment Karacan, ailesini korumak için Milliyet Gazetesi’ni satmaya karar verdi.

1971 yılında, anne babası boşandığında henüz 10 yaşında olan Karacan, Robert Kolej’e gidiyordu. Oldukça popüler, sıcakkanlı ve sevilen biri olan ve o yıllarda müzik tutkusu daha çok derinleşen Karacan, mezuniyetinin ardından medya konusunda eğitim almak için Londra’ya gitti.

Babası Ercüment Karacan, mesleği dolayısıyla politikayla iç içe olmasına rağmen, siyasetten hoşlanmayan ve en büyük tutkusu müzik olan Ömer Karacan, mezuniyetinin hemen ardından müzik yayıncılığı yapmak için kolları sıvadı. TRT’yle anlaşan Karacan, Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyordu. Zira Türk gençliği yabancı şarkıların video klipleriyle onun sayesinde Number One programında tanışıyordu.Dünyanın en iyi müzisyenleriyle yaptığı röportajlara da yer verdiği program çok büyük bir ilgi gördü.

Müzik yayıncılığının ikinci ayağı radyo için de çalışmalarını başlatan Karacan, 1992’de ilk defa Londra’da yayına geçen hit müzik formatlı radyosu Number One FM’i kurdu. DJ’lik yapmaları için Türkiye'nin dört bir yanından 11 kişiyi seçen Karacan, hayata genç yaşta veda eden başarılı DJ Emre Kuytu dahil, yetenekli ve eğitimli gençlerle çalışmaya başladı. Ünlü tiyatrocu Cihan Ünal'dan konuşma dersleri alan 11 DJ, 2 yıl İngiltere’de hem yayın teknolojilerini benimseme hem de İngilizceyi daha iyi öğrenme fırsatı buldular. 1994'te Türkiye’nin bir numaralı radyo istasyonu olmak için tüm hazırlıklar tamamlanmıştı ve radyo İstanbul’a taşındı.

Beyaz, Kadir Çöpdemir, Ayça Şen, Bay J, Geveze, Emre Kuytu, Hakan Tamar gibi birçok ünlü isim Number One grubunda meşhur oldular. Number One FM’den sonra aynı konseptteki televizyonu Number One TV’yi ve Radyo Klas’ı da yayın hayatına geçiren Ömer Karacan, Türkiye'deki en büyük medya okulunu ve akımını başlatmış oldu. Bugün eğlence dünyasında, ekranın en sevilen simalarından olan Beyaz, yayın hayatına ilk olarak Radyo Klas'ta başlamış, Number One TV sayesinde meşhur olmuştu.

1997’de Ömer Karacan, plak şirketi kurmak için çalışmalarına başladı ve NR1 Müzik'i Murat Akad’la birlikte faaliyete geçirdi. Şirket ilk olarak, Atatürk'ün Nutuk konuşmalarının yer aldığı orjinal ses kaydını kullanarak bir single projesine imza attı. Erol Temizel ve DJ U.F.U.K tarafından aranjesi ve remixleri yapılan Nutuk isimli single’la, NR1 Müzik, ilk büyük çıkışını gerçekleştirdi. İkinci albümü için NR1’la çalışmaya başlayan Teoman, NR1 etiketiyle çıkan “O” ve “17” albümleriyle büyük başarı kazandı.

NR1 Müzik,bugün Türkiye’de büyük hayran kitleleri olan şarkıcı ve grupları Türk müziğine kazandırdı ve müziğin endüstrileşmesine büyük katkıları oldu. Athena, Vega, Duman gibi önemli grupları keşfeden Ömer Karacan, bu grupların ilk albümlerini yaptı ve meşhur olmalarını sağladı.

Halen, İngiltere'de bir moda kanalı kurmak için çalışmalarına devam eden Karacan, ilk kez uluslararası bir işe girdiği için oldukça heyecanlı olduğunu açıklamıştır.

13.01.2007 Tarihinde, Sabah Gazetesi’nde Yayınlanan Ömer Karacan Röportajı.

Gazeteci bir aileden gelen ve kendisi de medya sektöründe çalışan Ömer Karacan, dünyaca ünlü isimlerle arkadaşlık yapıyor ama bu ilişkilerin altında bir çıkar yattığını söylemekten de geri durmuyor. "Hükümetten bir Allah'ın kulu da gelip 'Sen bu kadar adam tanıyorsun şunu da bizim için yap,' demedi. İdoloji hiç önemli değil. Kültür ve Turizm Bakanlığı teklifi gelse, anında kabul ederdim."

Dünyanın en ünlü isimleriyle arkadaş olması, sürekli seyahat etmesi ve iddialı projelere imza atmasıyla herkeste merak uyandıran Ömer Karacan'la, eski bir gazete patronunun oğlu olmayı ve bundan sonraki hedeflerini konuştuk.

Onu merak etmek için çok neden var. Bir kere dünyaca şöhretli insanları "Arkadaşım," diye Türkiye'ye getirip ağzımızı açık bırakıyor. Gazeteci bir aileden geliyor ve medya işiyle uğraşıyor. Babası Milliyet'in eski sahibi Ercüment Karacan, kendisi Number One TV'nin patronu! Paralı, yakışıklı, popüler, dünya şöhretleriyle geziyor ama yalnız (mış gibi görünüyor). Her daim tatildeymiş görünümü vermeyi başarıp sinirimizi bozabiliyor. Üstelik şu aralar dünyaca ünlü Fashion TV'ye rakip olarak, Londra'da bir moda kanalı kurmakla meşgul...

- "Dünyaca ünlü şöhretlerin arkadaşı" sıfatını çıkarırsak, sizin için ne diyebiliriz? Mesleğinizi soranlara ne cevap veriyorsunuz? - Medya her zaman ön plandadır benim için. Bunun dışında, yurtdışından gelen insanlar için kurduğumuz kulüp gibi, Türkiye'de çok az insanı içine kabul ettiğimiz bir seyahat acentemiz var.

- Bugün hangi şapkanızı taktınız? Patron olanı mı? - Biz üçüncü kuşak basından gelen bir aileyiz. Dedem, babam ve ben... Biz bunu 21. yüzyıla adapte ettik ağabeyimle ve işin internet tarafına geçtik, dergicilik tarafına yöneldik.

- Nasıl bir aile ortamında büyüdünüz? "Mutlaka medya işinde çalışacaksın," mı dendi size? - Kesinlikle öyle bir şey yoktu. Babam hiçbir zaman "Bu işi yapacaksın," demedi. Ama biz medyaya ilgi duyduk hep.

- Gazetecilik babadan oğula geçen bir unvan mıdır ki "3. kuşak gazeteciyim," diyorsunuz mülakatlarınızda? - Demiş olabilirim ama kendimi gazeteci olarak görmüyorum tabii. Hiçbir zaman gazeteci olmak istemedim. Abdi İpekçi gibi bir insanı tanıma şansına sahiptim. Öyle bir ortamda yaşadım. Evimiz bu tür insanlarla dolup taşıyordu ama onlar gazete konuşurken, ben müzik dinliyordum. Bana söyledikleri "Kıs artık şunu,"ydu hep.

- Milliyet'in patronu olmayı istemez miydiniz? - İstemezdim. Politikadan nefret derecesinde uzağım, anlamam. Benden gazeteci olmayacağını erken yaşlarda keşfettim. Gazetecilik kimseyi memnun edemediğiniz bir iş. Ama ağabeyim, Milliyet'in sahibi olmayı isterdi.

- Üzgün mü böyle büyük bir gücü kaybettiği için? Çünkü medya, gücü en iyi gösteren sektör. - Babam Milliyet'i satmaya mecburdu. Abdi Amca öldürülmüştü. O hayattaki en yakın arkadaşıydı. Çok kırıldı ve küstü. Devamlı öldürüleceğiz, kaçırılacağız endişesiyle yaşıyordu. Bizim üzerimize çok titrerdi. Babamın Milliyet'i satmasındaki en büyük neden, ölüm korkusudur. Babam, ailesini korumak istedi. Kim ölmek ister Bab-ı Ali sokaklarında? O, misyonunu tamamlamıştı. Çok iyi yaptığını düşünüyorum.

- Hâlâ babanızın Milliyet'in eski sahibi olmasının nimetlerinden faydalanıyor musunuz? - Nasıl? - Bir dokunulmazlığınız, ayrıcalığınız var mı, bunu talep ediyor musunuz? - Tabii ki her yerde tanıdıklarım var ama beni koruyup kolladıklarını sanmıyorum. En azından, ben bir dokunulmazlık talep etmedim.

- Ercüment Karacan'ın değil de Ahmet Efendi'nin oğlu olsaydınız, ne değişirdi hayatınızda? - Ben yine bu yerde olurdum. Yaptığım şeyleri yine yapardım. Allah'ın verdiği bir özelliğim var: İnsan ilişkilerim sıcak. Belki önüm o yüzden açıldı, arkamda bir para olduğu için değil...

- Kaç yaşındasınız? - 46.

- Hayattan ne aradığını bulmuş bir adam mı var karşımda, hâlâ balans ayarıyla cebelleşen biri mi? - Balans ayarıyla cebelleşmeyi çok küçük yaşta bıraktım. Ne istediğimi buldum.

- Neymiş o? - Arayış, beni motive eden şey değil. Beni yaratıcı işler motive ediyor.

- Hayattaki amacınız nedir? Daha çok para kazanmak, sahip olduklarınızı korumak, mutlu olmak... - Mutluluk ve sıhhat.

- Para kazanmak ya da sahip olduğunuz serveti korumak, ne kadar büyük bir endişe sizin için? - Herkesin böyle bir kaygısı vardır. Hayat kalitesi daha önemli. Para canlısı insanlarla iyi vakit geçiremem. Çevremdeki bazı insanlar böyle ama benim o frekanstaki insanlarla olmamam gerekir. Ben 'paramı biriktireyim' diye düşünmedim, hiç para koyamadım bir kenara. Küçükken de annem bana para verirdi, bir gün sonra batardı para. Allah bilir yaşlılığımda çok maddi sıkıntı çekeceğim.

- Ağabeyiniz işlerin başında bir sigorta görevi görüyor gibi... - İnşallah öyledir.

- Lükse de düşkün müsünüz? - Düşkünüm.

- Lüks size ne bahşediyor? - Tanrı bir hayat vermiş ve onu en iyi şekilde yaşamak, bizim görevimiz gibi geliyor.

- Bali'de tatiller, dünya şöhretleriyle özel geziler... Bu tatlı hayat, yaşamınızdaki hangi gedikleri kapamak için? - Herkesin tatile ihtiyacı var. Kimi Marmaris'e gider, kimi Bali'ye. Benim şansım, bu gezilerin işimin bir parçası olması. Mesela bir arkadaşım bir yaş gününde "Şu saatte Madrid'de havalimanında olun," dedi ve bizi uçağa bindirip Afrika'ya götürdü. Bunlar kendi kendine oluşan şeyler. Öyle bir atmosferde iş bitirmek, inanın çok daha kolay. Ofisine gitseniz aynı derecede ikna edici olamazsınız. O yüzden tatil de olsa, benim bu insanlardan her zaman bir çıkarım var.

- Bütün bu şöhretli kişilerle kurduğunuz ilişkilerde çıkar mı var? - Bir yüzdesiyle kesinlikle, ama benim çıkarım varsa onların da var. Bazen de iyi anlaşıp arkadaş oluyorsunuz. Bir yere gittiğinde oradaki olanaklardan yararlanmak eğer çıkarsa, evet, çıkar ilişkisi var. Şöhretli kişilerle beraber olduğum için ilgi çekiyor herhalde. Şimdi Tom Ford'la tatile gidiyorum mesela ve o bu tatilin sonunda kesinlikle benim televizyonumda çalışıyor olacak. Bizim ülkemizde çıkar ikinci planda ama Avrupa'ya gittiğinizde bu böyle değil. Orada 'Sen bana ne yaptın, ben sana ne yaptım' kuralları geçerli. Bu ters bir şey değil.

- Çıkarcılık dilimizde negatif anlam yüklü bir kelime... - Çıkar, hayatın büyük bir parçası. Herkesin vakti dar.

'Bakanlığı düşünebilirim'

"Hükümetten bir Allah'ın kulu da gelip 'Sen bu kadar adam tanıyorsun şunu da bizim için yap,' demedi. Deselerdi yardım ederdim. Kültür ve Turizm Bakanlığı teklifi gelse, anında kabul ederdim. AKP hükümeti olmuş, başkası olmuş önemli değil... İdeolojik yapıları benim hiç umurumda değil. Kabul eder ve elimden geleni yapardım. Turizm ve Kültür Bakanı'nın da değişik bir adam olması lazım. Oraya muhasebeci koyarsanız, muhasebe işi yapar. Benden böyle bir şey isteseler, boynum kıldan ince, her şeyi bırakırım."

'Arkadaş edinmede iyiyim'

- Hangi sıfatla röportaj veriyor, Nihat Odabaşı'na fotoğraflar çektiriyorsunuz? Milliyet'in eski patronu Ercüment Karacan'ın yaramaz oğlu, partilerin adamı... Hangisi? - Siz beni hangi sıfatla merak ediyorsanız, o sıfatla yapıyorum.

- Neden Nihat Odabaşı'na çektiriyorsunuz fotoğrafları? - Bir, çok iyi arkadaşım. İki, işini çok iyi yapıyor. Üç, bundan evvel böyle fotoğraflar çektirdiğim zaman (yüzünü buruşturuyor) böyle göründüğüm çok oldu. "Aman Allahım ben bunu bir daha yapmayacağım," dedim. Nihat çok pahalı bir fotoğrafçı. Arkadaşım olduğu için şanslıyım! Ben zaten durup dururken röportaj yapmıyorum. Söyleyecek bir şeyim olduğu zaman konuşuyorum.

- Frene ne zaman basacaksınız? - Hiçbir zaman basacağımı sanmıyorum. Çok hareketli yaşıyorum ama durduğunuz zaman, zaten anlatacak bir şeyiniz de kalmaz.

- İsteyip de elde edemediğiniz bir şey oldu mu hiç? - Bir şeye sahip olunca, bir başkasını istiyorsunuz. İnsanı hayatta tutan şeylerden biri de galiba bu. Allah'ım bir uçağım olsun, biri olsun... Hayır... İsteyip de sahip olamadığım hiçbir şey yok.

- Yeterince tutkuyla istemediğiniz ya da vazgeçmeyi bildiğiniz için mi? - Vazgeçebilen biriyim galiba.

- Arkadaşlığına ya da aşkına talip olup da, sahip olamadığınız biri var mı? - Onlarda iyiyiz bak. Allah'a bin şükür! (Tahtaya vuruyor)

'Tabii ki çocuk sahibi olmayı düşünüyorum'

- İngiltere'de bir televizyon kanalı mı kuruyorsunuz? - Ekim ayından beri, İngiltere'nin en büyük dijital platformu BSkyB'de yayınlanacak bir kanal hazırlığı içindeyim. News Corporation'ın da bize çok desteği oldu. Herkesin eline geçebilecek bir fırsat değil. İngiltere'de yayın yapacağız. İnşallah Türkiye'ye de yayın vereceğiz. Şu anki odak noktamız Avrupa. Ondan sonraki üç ay içinde ABD'nin en büyük kablo ağı Direct TV'ye girmeyi planlıyoruz.

- Ne tür bir kanal bu? - Hayat tarzı ve moda üzerine ama moda çok ön planda. Etrafta gördüğüm moda kanallarını seyrederken, hep bir memnuniyetsizlik hissediyordum. Modanın daha yüksek bir kitleye hitap eden lüks tarafını, hiçbir zaman ön plana çıkarmıyorlardı. Biz böyle bir kanal yapıyoruz. Şu an 'Fashion One' ismiyle çalışıyoruz ama isim değişebilir. Tamamen kişisel ilişkilerimle sağladığım şeyler bunlar. Modayı yöneten insanlara, ikonlara yer vereceğiz. Bu işe sıkı bir bütçe ayırdım diyebilirim size. Yayın tamamen İngilizce olacak. Bütün dünyadan defileler topluyoruz. Müthiş bir ekip kurdum Londra'da. MAC adlı dünyanın en büyük makyaj malzemesi firmasının başındaki kişi, pazarlamaya yardım ediyor. Vogue'un eski moda editörü, şu an dünyadaki en büyük stil yöneticilerinden biri, benim moda editörüm.

- Ne zaman yayına giriyorsunuz? - Şubat ortası kapalı yayına başlıyoruz. Mart ortasında inşallah seyredeceğiz. Mayıs'a çok büyük bir lansman hazırlıyoruz. Fashion One için önümüzdeki yıl olay yaratacak bir parti yapmak istiyorum.

- İşadamı olarak baktığınızda bu sizin için yeterince kârlı bir yatırım mı? - Ailemizde işadamı olan ağabeyimdir. Kârlı mı değil mi, onu ağabeyime soracaksınız!

- Şöhretli insanlarla gezmek sizi mutlu mu ediyor? - Hayır. Beni mutlu etme unsuru değiller. Onlarla 'meşhurlar' diye gezmiyorum. O insanlar bonus olarak geldi çoğu zaman. Arkadaşlarımın arkadaşı çoğu... Şimdi George Michael ile arkadaş olmak istiyorum mesela, hem de iyi arkadaş olmak istiyorum.

- İnsan biriyle arkadaş olmaya karar verir mi? - O insan sizi ilgilendiriyorsa, yaratıcılığına hayransanız, yüzde 100 olmalısınız.

- Bu kadar güzel ve şöhretli kadınla beraber görününce, herkes sizin onlarla yattığınızı düşünüyordur değil mi? - Bilmem.

- Hadi canım, erkek arkadaşlarınızdan böyle imalar gelmiyor mu? - Benim Türkiye'deki çevrem beni çocukluğumdan beri tanır. Bu tarz bir konuşmayı benimle yapmazlar. O tarafım 'kabız' derecede Avrupai. Biz Türkiye'de laubaliyiz. Bu benim hiç hoşlanmadığım bir şeydir.

- Neden evlenmediniz bugüne kadar? - Annem ve babam, ben 10 yaşındayken boşandı. Aynı şeyi tekrar etmek istemiyorum. Arkadaşlarımın ikinci, üçüncü evlilikleri... Bir çocuğu dünyaya getirmeden evvel, çok iyi düşünmeniz gerekir. Hata yapmak istemem. Ağabeyim de evlenmedi, çocuğu da yok. Annem çıldırıyor bu duruma. Tabii ki düşünüyorum çocuk sahibi olmayı. Yarın da olabilir, iki yıl sonra da. Ama enerjim varken yapabileceğim işleri bitirip sonra evde oturayım, aklım hiçbir yerde kalmasın istiyorum.


"Tanıştığımızda, Paris Hilton meşhur olmak için poposunu yırtıyordu. Onu Reiana'ya götürdüğüm bir gece, birdenbire üzerindekileri çıkarıp dans etmeye başladı. Ama bunu şöhret için yapmadı. Gaza geldi ve bir anda üstündekileri çıkarıp kendini kalabalığın üstüne attı. Ne olduğunu şaşırdım. Reina'nın en kalabalık olduğu cumartesi gecesi, iğne atsan yere değmiyor... Paris çok yakın bir arkadaşımın kız arkadaşıydı, zaten başka türlü tanışamazdık. Ne kadar ortak yönüm olabilir ki benim onunla? Ama ben tanıdığımda hiç böyle biri değildi. Çok sempatiktir, yanlış anlamayın. Korkunç da zeki bir kadın. Ortamı manipüle etmeyi çok iyi biliyor. Ne saf, ne de aptal. Sizi beni suya götürüp susuz getirir... Onun yaşadığı hayatla başa çıkabilmek çok zor. Modellik yapmaya Avrupa'ya gelmişti. Baktı ki yaptıkları işe yarıyor, bunu kullandı. Mesela şu an gördüğü yerde gelip boynuma atlıyor, "Nasılsın iyi misin?" diye. Tüm bu insanlarla ortak arkadaşlar vesilesiyle tanıştım. Örneğin, Elizabeth Hurley bir iki ay sonra benim en yakın arkadaşımla evleniyor...
İlknur K. Akman’ın Ömer Karacan’la 2007 Trendleriyle İlgili Olarak Yaptığı Röportaj

Number One TV'nin ortaklarından Ömer Karacan, işi dolayısıyla sürekli seyahat edip dünyada neler olup bittiğini takibe alıyor. Türkiye'de de bir 'trend belirleyici' olarak tanınan Karacan'a, 2007'de müzik, eğlence ve tatil hayatında dünyayı nelerin beklediğini sorduk. Açacağı İngiltere merkezli yeni moda ve yaşam tarzı kanalı FashionOne için oradan oraya koşuşturan Karacan, bu kanalın da yeni yılda çok konuşulacağını söyleyip en taze trendleri sıraladı.

Hangi şehirler gözde? 2007'nin en trendy şehri Londra olacak. Geçtiğimiz yıl parlamaya başlayan İstanbul ise önümüzdeki yıl daha da gözde olacak. Londra'dan sonra dünyada en çok merak edilen ve adı geçen şehir İstanbul diyebilirim. Herkes buraya gelmek için can atıyor. Ancak Turizm Bakanlığı'nın birinci sınıf müşteriye ve lüks turizme ciddi yatırım yapması lazım. Orta halli, ikinci üçüncü sınıf turistin bize getirisi çok az oluyor, götürüsü ise fazla.

Neler dinleyeceğiz? Müzikte 80'lerin 2000'lere adapte edilişini görüyoruz. Ön planda olan iki akım var. Birincisi, 'Guitar Band' adı verilen elektro gitar ağırlıklı rock müzik yapan gruplar. Öncüleri The Killers ve Razorlight adlı gruplar diyebiliriz. İkincisi, yine 80'lerin elektronik dans müziğinin dönüşü. Gwen Stefani bu akımın gözde şarkıcılarının başında geliyor. Kısaca 80'ler 2007'de müzik dünyasına tamamen egemen olacak.
Read more

2013 Amerikan Müzik Ödülleri Kazananlar Listesi

*En İyi Soul/R&B Albümü - "The 20/20 Experience" ile Justin Timberlake
*Yılın Single’ı – “Cruise" ile Florida-Georgia Line feat. Nelly
*En İyi Country Kadın Şarkıcısı – Taylor Swift
*En İyi Soul/R&B Erkek Şarkıcısı Justin Timberlake
*İkon Ödülü - Rihanna 
*Yılın Yeni Şarkıcısı Ariana Grande
*Yılın En İyi Pop/Rock Albümü - "Take Me Home" ile One Direction
*Yılın En İyi Latin Şarkıcısı - Marc Anthony
*Yılın En İyi Alternative Rock Şarkıcısı – Imagine Dragons
*En İyi Rap/Hip Hop Albümü - "The Heist" ile Macklemore & Ryan Lewis
*Yılın En İyi Country Albümü - "Red" ile Taylor Swift
*Yılın En İyi Soul/R&B Kadın Şarkıcısı - Rihanna
*Yılın En İyi Pop/Rock Male Erkek Şarkıcısı – Justin Timberlake
*Yılın En İyi Electronic Dans Müzik Şarkıcısı - Avicii 
*Yılın En İyi Pop/Rock Grubu - One Direction
*Yılın En İyi Country Erkek Şarkıcısı – Luke Bryan
Read more

Martin Garrix - Animals [ Türkçe Çeviri ]




We're the fuckin animals

Biz s.kilmiş hayvanlarız

yada

.mına koyım biz hayvanız
Read more

One Direction - Right Now [ Türkçe Çeviri]


[Verse 1] Lights go down 
Işıklar azalıyor
And the night is calling to me, yeah 
Ve gece beni çağırıyor, evet
I hear voices singing songs in the street 
Sokakta söylenen şarkıları duyuyorum.
And I know that we won't be going home 
Ve biliyorumki biz eve gitmeyeceğiz.
For so long, for so long Uzun bir süre için, uzun bir süre için.
But I know that I won't be on my own, yeah 
Ama biliyorumki yalnız başıma olmayacağım, evet.
I love this feeling and Bu hissi seviyorum.


[Chorus] 
Right now 
Tam şu anda
I want you be here with me 
Senin benimle birlikte olmanı istiyorum.
'Cause right now 
Çünkü tam şu anda.
Everything's new to me 
Her şey bana çok yeni.
You know I can't fight the feeling
Biliyorsun bu hisle savaşamam. 
And every night I'm feeling 
Ve her gece hissediyorum.
Right now 
Tam şu anda
I want you be here with me 
Senin benimle birlikte olmanı istiyorum.


[Verse 2] 
Late night, spaces 
Geç gece, boşluklar
With all our friends, you and me 
Bütün dostlarımızla, sen ve ben
Love these faces 
Bu yüzleri seviyorum. 
Just like how it used to be
Çünkü bana eskiyi hatırlatıyor.
And we won't be going home 
Ve biz eve gitmeyeceğiz.
For so long, for so long 
Uzun bir süre için, uzun bir süre için.
But I know I won't be on my own, on my own 
Ve biliyorum ki ben yalnız başıma değilim, yalnız başıma değilim.
I'm feeling like Hssediyorum. 


[Chorus] 
Right now
Tam şu anda. 
I want you be here with me 
Senin benimle birlikte olmanı istiyorum.
'Cause right now 
Çünkü tam şu anda.
Everything's new to me 
Her şey bana çok yeni.
You know I can't fight the feeling
Biliyorsun bu hisle savaşamam. 
And every night I'm feeling 
Ve her gece hissediyorum.
Right now 
Tam şu anda
I want you be here with me 
Senin benimle birlikte olmanı istiyorum.


[Bridge] 
And I could do this forever 
Ve bunu sonsuza kadar yapabilirim.
And let's go crazy together 
Ve hadi birlikte delirelim.
Light go down 
Işıklar düşüyor.
And I hear you calling to me, yeah 
Ve beni çağırdıklarını duyuyorum, evet.


[Chorus] 
I want you be here with me 
Senin benimle birlikte olmanı istiyorum.
'Cause right now 
Çünkü tam şu anda.
Everything's new to me 
Her şey bana çok yeni.
You know I can't fight the feeling
Biliyorsun bu hisle savaşamam. 
And every night I'm feeling 
Ve her gece hissediyorum.
Right now 
Tam şu anda
I want you be here with me 
Senin benimle birlikte olmanı istiyorum.
Read more

One Direction - Alive [ Türkçe Çeviri ]

My mother told me I should go and get some therapy 
Annem bana gidip biraz terapi görmemi söyledi. 
I asked the doctor can you find out what is wrong with me 
Doktora '"Bende sorunun ne olduğunu bulabilir misin?' diye sordum.
I don't know why 
Neden olduğunu bilmiyorum. 
I wanna be with every girl I meet 
Tanıştığım her kızla birlikte olmak istiyorum. 
I can't control it Kontrol edemiyorum. 
Yeah, I know it's taking over me 
Evet, biliyorum bu beni ele geçiriyor. 
I'm going crazy 
Deli ediyor. 
Can't contain it 
Zapt edilmiyor. 
So tell me just what I should do 
O yüzden söyle bana ne yapmalıyım? 
She said, hey, it's alright 
Bana, 'Hey, her şey yolunda.' dedi. 
Does it make you feel alive?
Bu beni canlı mı tutmalı?
 Don't look back 
Arkana bakma. 
Live your life
Hayatını yaşa. 
Even if it's only for tonight 
Sadece bu gece için olsa bile. 
She said, hey, it's alright 
Bana, 'Hey, her şey yolunda.' dedi. 
If it makes you feel alive 
Keşke bu canlı olduğunu hissetmeni sağlasa.
Went to a party, just after the doctor talked to me
Doktor ile konuştuktan sonra bir partiye gittim. 
I met a girl, I took her, end up to the balcony 
Bir kızla tanıştım, onu alıp balkona götürdüm. 
I whisper something in her ear that I just can't repeat 
Kulağına tekrar edemeyeceğim bir şey fısıldadım. 
She said okay, but she was worried what her friends will think 
Bana 'Sorun olmadığını ama arkadaşlarının ne düşüneceği konusunda endişe ettiğini' söyledi. 
She's going crazy 
Deliye döndü. 
Can't contain it 
Zapt edilmiyor. 
She asked what should I do? 
Bana Ne yapacağımı sordu 
I said, hey, it's alright 
Ben de ona 'Hey, sorun yok.' dedim 
Does it make you feel alive? 
Bu seni canlı mı hissettirmeli? 
Don't look back 
Arkana bakma. 
Live your life 
Hayatını yaşa. 
Even if it's only for tonight 
Sadece bu gece için olsa bile. 
I said, hey, it's alright 
Ona 'Hey, sorun yok.' dedim If it makes you feel alive 
Keşke bu canlı olduğunu hissetmeni sağlasa. 
We got to live before we get older 
Yaşlanmadan önce yaşamamız lazım 
Do what we like Ne gibi mi? 
We got nothing to lose 
Kaybedecek hiçbir şeyimiz yok 
Shake off the weight of the world from your shoulders 
Dünyanın yükünü omuzlarından at 
We got nothing to prove 
Kanıtlayacak hiçbir şeyimiz yok
I said, hey, it's alright 
Ben de ona 'Hey, sorun yok.' dedim 
Does it make you feel alive? 
Bu seni canlı mı hissettirmeli? 
Don't look back 
Arkana bakma. 
Live your life 
Hayatını yaşa.
Even if it's only for tonight
Sadece bu gece için olsa bile. 
I said, hey, it's alright
Ona 'Hey, sorun yok.' dedim 
If it makes you feel alive
Keşke bu canlı olduğunu hissetmeni sağlasa.
Though I try to get you out of my head The truth is I got lost without you And since then I've been waking up to..
Read more