10. Sınıf Edebiyat Sayfa 96-106 Dede Korkut Hikayeleri


DEDE KORKUT HİKÂYELERİ
DİRSE HAN OĞLU BOĞAÇ HAN DESTANI’NI
BEYAN EDER HANIM HEY
1. Metinde geçen olayları ve olay örgüsünü defterinize yazınız.
1.
  • Destandaki olay Bayındır Han’ın “yılda bir kere ziyafet verip Oğuz beylerini misafir” etmesi ile başlar.
  • Bayındır Han’ın Oğuz Beylerine ziyafet vererek ve onları huzuruna davet etmesi.
  • Bayındır Han’ın ziyafet için şartlar öne sürmesi ve bu şartlar doğrultusunda misafirleri sınıflandırılması.
  • Dirse Han’ın Bayındır Han tarafından kara otağa oturtulması ve bunun sonucu Dirse Han’ın üzüntüsü(Çocuğu olamayışı .)
  • Dirse Han’ın çocuğu olmamasına üzülmesi ve evine gelerek bunu hatunu ile istişare etmesi.
  • Eşin çocuk sahibi olmak için Dirse Han’a yapması gerekenleri söylemesi.
  • Duaların kabul olması ve Dirse Hanın bir erkek çocuğunun olması
  • Çocuğun büyüyüp 15 yaşına gelmesi
  • Delikanlının Bayındır Han’ın boğasını yenerek Dede Korkut tarafından Boğaç adını alması ve bunun sonucunda Oğuz tarafından onanması.
  • Boğaç Han’a hanlık ve taht verilmesi kırk namertin bunu kıskanması.
  • Boğaç Han’ın kırk namerdin yalanları yüzünden babası tarafından öldürülmek istenmesi.
  • Ok ile avlanan Boğaç Han’ın Dirse Han tarafından ölüme terk edilmesi.
  • Annenin Boğaç Hanı arayıp yaralı halde bulması ve tedavi ettirmesi
  • Boğaç Han’ın yaralarının iyileşmesi ve kırk namerdin bunu öğrenerek endişelenmesi.
  • Dirse Han’ın kırk namert tarafından tutsak alınarak kaçırılması.
  • Boğaç Han’ın kırk namertle savaşarak babasını kurtarması.
  • Boğaç Han’ın babası Dirse Han’ı kırk namerdin elinden kurtarması sonrasında Bayındır Hanın ona beylik vermesi
  • Dede Korkut’un Boğaç Han için destan söyleyip dua etmesi

2. Sınıfta üç gruba ayrılınız. Grup sözcünüzü belirleyiniz. Grup olarak aşağıdaki konulardan birini seçerek Dirse Han Oğlu Boğaç Han Hikâyesi’ni inceleyeniz. Sonuçları grup sözcüleriniz aracılığıyla sınıfta arkadaşlarınıza aktarınız.

a. Metindeki kişileri ve onların özelliklerini sıralayınız. Bu kişilerin olay örgüsündeki rollerini belirtiniz.
a. Dirse Han Hatun: İyi niyetli
Dirse Han: Saf biri ve sürekli insanların sözlerine kanan biri.
Bayındır Han: Kuralcı biri, ama iyilik eden biri.
Boğaç Han: Yiğit, mert ve ailesine bağlı biri.

b. Metinde olayların geçtiği mekânı ve zamanı anlatan cümleleri tespit ediniz. Bunların nasıl anlatıldığını tabloya yazınız.
 Mekânın ve Zamanın Anlatıldığı KelimelerMekân ve Zamanın Anlatımı
Mekân Mekan olarak kullanılan belirgin yerler değilse kullanılan yer vardır.
Zaman Zaman bilinmeyen bir zamandır. Destanlarda olduğu akşam olduğu zaman, daha evvel gibi zaman bildiren kavramlar kullanılmıştır.

c. Metindeki kişiler, zaman ve mekân arasındaki bağlantıyı olay örgüsünden hareketle açıklayınız.
c. Mekan, kişiler ve zaman bir uyum içerisinde olay örgüsü etrafında şekillenmiştir ki bize anlamsız ve garip gelen bir yanı yoktur. Olay örgüsünü şekillendirmek için verilmiştir.

3. a. Dede Korkut Hikâyelerinin ne zaman ve nasıl yazıya geçirildiğini arkadaşlarınıza aktarınız.
a. 14. ve 15. yy.da yazıya geçirilmiştir. Bu konudaki yaygın kanaat hikayelerin 14.yy.’da yazıya geçirildiği şeklindedir. Hikayelerin kimin tarafından yazıya geçirildiği bilinmemektedir.

b. Metnin temasını belirterek temanın Oğuzların hayatı ve Dede Korkut Hikâyelerinin yazıya geçirildiği dönemle ilgisini tespitlerinizden yola çıkarak açıklayınız.
b. Dirse Han oğlu Boğaç Han’ın kahramanlıkları tema olarak kullanılmıştır. Yazıya geçirildiği dönemdeki özellikleri göremeyebiliriz. Çünkü 15. yy.da yaşam tarzı bu şekilde değil. Anadolu Osmanlı kurulmuş ve bir devlet sistemş şekil olmuştur.

4. Okuduğunuz eserdeki tema sizce evrensel bir konu mudur? Düşüncelerinizi belirtiniz.
4. Kahramanlık teması evrenseldir.

5. a. Okuduğunuz metni, sınıfta bir grup oluşturarak canlandırınız.
a.
b. Metinde anlatılanların günlük hayatta yaşanabilir olaylar olup olmadığını tartışınız. Bu olayların olay örgüsü etrafında nasıl anlatıldığını açıklayınız.
b. Gerçekleşmesi mümkün olmayan insanların tahayyülünde olan şeyleri ifade eder. Metinde insana özgü gerçeklikler ifade edilse bunların abartılarak verildiği için gerçekliği çok yoktur.

6. Metindeki olayları anlatan (anlatıcı), olayların içinde yer alan biri midir? Anlatıcının bakış açısıyla ilgili düşüncelerinizi açıklayınız.
6. Anlatıcı dışarıdan biri olup İlahi bakış açısı kullanılmıştır.

7. “Dirse Han Oğlu Boğaç Han Hikâyesi”nin orijinal metninden alınan aşağıdaki bölümleri okuyup soruları cevaplayınız.
Günümüz Türkçesiyle
Berü gelgil başum bahtı ivüm tahtı Beri gel başımın bahtı evimin tahtı
İvden çıkup yorıyanda selvi boylum Evden çıkıp yürüyünce servi boylum
Topuğında sarmaşanda kara saçlum Topuğunda sarmaşınca kara saçlım
Kurılu yaya benzer çatma kaşlum Kurulu yaya benzer çatma kaşlım
Koşa badem sığmayan tar ağızlum Çift badem sığmayan dar ağızlım
Kavunum viregüm düvlegüm Kavunum, yemişim, düvleğim
Görür misin neler oldu. Görüyor musun neler oldu.

a. Okuduğunuz dizelerde nasıl bir tasvir yapıldığını ve bunun metne katkısını kısaca aşağıya yazınız.
a. Tasvirler yapılmıştır ve yapılan tasvirler metni anlamada ve kişinin zihninde canlandırmaya yardımcı olmaktadır.

b. Okuduğunuz manzum bölümde ilk iki dizedeki cümlelerin yapısını, günümüz Türkçe cümle yapısıyla (öğelerin dizilişi yönünden) karşılaştırınız. Sonucu aşağıya yazınız.
b. Cümle yapısı olarak değişiklik yoktur sadece kelimelerin ve eklerin zaman içerisinde doğal değişimden kaynaklanan farklılıklar vardır. Mesela berü sözcüğü şimdi beri olarak kullanılıyor ki bu değişim dilin kendi içerisinde çok doğal bir durumdur. Ama yapı itibariyle bir değişiklik yoktur.

c. Aşağıdaki kelimelerde koyu yazılmış eklerin günümüz Türkçesinde hangi eklerin yerine kullanıldıklarını yazınız.
c .
çıkup : Çık-ıp
yorıyanda: yürü-ünce

ç. Aşağıda verilen kelimelerin karşılarına günümüzdeki kullanımlarını yazarak ses değişimlerini belirtiniz. Metindeki diğer örnekleri de siz belirleyiniz.
ç.
berü :beri >üi değişimi
gelgil: gel > gil düşmüş
ivden : evden > i-e değişmesi
kara : Aynen devam ediyor.
badem : Aynen devam ediyor.
tar : dar > t-d değişmesi
görür misin: görür müsün > ü-i değişmesi

d. Dizelerdeki ahenk unsurlarını (aliterasyon, asonans, kelime veya dize tekrarı, kafiye, ölçü) bularak aşağıya yazınız. Bunların metne nasıl bir katkı sağladığını belirtiniz.
d.
aliterasyon : l sesi
asonans :a ve u sesi
kelime veya dize tekrarı : kelime yada dize olarak değil de –um,-im-üm ekleri çok fazla kullanılmıştır.
Kafiye: Kafiye yok redif var.
Ölçü: hece ölçüsü kullanılmıştır.
Ahengi sağayan unsurlardır.

e. Aşağıdaki cümlede sık tekrar edilen kelime ve sesleri bulunuz. Düz yazıda da manzum bölümlerdeki gibi ahenk oluşturulup oluşturulmadığını belirtiniz.
Babam at segirdişüme baksun kıvansun, oh atışuma baksun güvensün, kılıç çalışuma baksun sevinsün
Günümüz Türkçesiyle
Babam at koşturuşuma baksın kıvansın, ok atışıma baksın güvensin, kılıç çalışıma baksın sevinsin diyordu.
e. Bunlar ahenk oluşturmuştur.

f. “Dirse Han Oğlu Boğaç Han Hikâyesinden alınan orijinal metin üzerinde yaptığınız ses, kelime ve cümle incelemelerinden hareketle bu metnin dil özelliklerini defterinize yazınız.
f. Sade bir dille yazılmış, bazı kelimelerde ses ve ek değişiklikleri olsa da rahat anlaşılabilmektedir. Özellikle anlatımında bir şiirsel göze çarpmaktadır. Bu şiirsellik akıcı olmasına vesile olmuştur.

8. a. 100 Eser’den biri olan, Muharrem Erginin “Dede Korkut Kitabı’nın ön sözünden alınan aşağıdaki bölümü okuyunuz.
a.
b. Oğuzlarla İlgili bilgi birikiminiz ve okuduğunuz değerlendirme yazısından yararlanarak “Dirse Han Oğlu Boğaç Han Hikâyesinin nerede oluştuğunu ve hangi tarihî gerçekleri dile getirdiğini açıklayınız.
b. Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da oluşmaktadır. Zaman olarak zamanla ilgisi yoksa yine de zamandan ayrı düşünülemez diyerek 11-15 arasında şekillendiğini izah etmektedir.

c. Okuduğunuz bu değerlendirme yazısından hareket ederek “Dirse Han Oğlu Boğaç Han Hikâyesi”ni İslamiyet öncesi destanlarımızdan “Oğuz Kağan Destanı” ve günümüz yazarlarından birine ait daha önceden okuduğunuz hikâye ile karşılaştırarak sonuçları tabloya yazınız.
c.
 FarklılıklarBenzerlikler
Dirse Han Oğlu Boğaç Han HikâyesiKahramanlık teması

Olağanüstülükler var
İnsana ait gerçeklik az
İslami etki var.
Kurmaca

Olay çevresinde gelişen edebi metinler
Olay, yer, zaman, kişi etrafında şekillenmiştir.


Oğuz Kağan DestanıKahramanlık teması

Olağanüstülükler var
İnsana ait gerçeklik az
Kavmi etki var.
Günümüz Metni

Sabahattin Ali – Kağnı
Eşitsizlik teması

Olağanüstülükler yok
İnsana ait gerçeklik oldukça fazla
Modern kültür ve fikirler etkili

• Tablodaki bilgilere göre aşağıdaki yargıda boş bırakılan yere uygun kelimeyi yazınız.

XIII ve XIV. yüzyıldaki olay çevresinde oluşan edebî metinlerin kaynağı, İslamiyet öncesi döneme ait KAVMİ ve İslami dönemde oluşan DİNİ özelliklerdir.

9. Dede Korkut Hikâyelerinin yazarının kim olduğunu belirtiniz.
9. Yazarı yoktur. anonimdir..
Read more

10.sınıf Edebiyat İskendernâme Sayfa 108-114


1. “İskendernâme”den alınan, kitabınızda okuduğunuz bölümün olay örgüsünü, aşağıdaki şema üzerindeki boş bırakılan yerlere kısaca yazınız.
1. İskender ve ordusu karanlık içinde yol devam ederler ve karanlık olduğu için birbirlerini bulamazlar ve kaybolurlar. İskender geri dönmek istemez ama ordusunun durumunu görünce mecburen geri dönmek zorunda kalır. Geri dönünce Hızır’ı göremez. Kendi ordusu karanlık kurtulur ve İskender Hızır’ı merak eder. Fakat Hızır da ab-ı hayat suyunun yanındadır. İskender de bir çöle gelir ve burda herkesin yattığı sırada bir ağaç İskender’e seslenir. Çok mal yığdın, servetin çok oldu. Neden halen yürüyorsun der. Bunun için buruk bir şekilde yoluna devam eder. Daha sonra vardığı yerde bir burun kanaması geçirir ve hastalanır. Doktorlara haber yollanırsa İskender, kendisine ecelin geldiğini anlar ve hiçbir şeyin fayda etmeyeceğini düşünür. Sonunda da eceline yenilir.

2. Metnin yapısını oluşturan öğeleri aşağıya yazınız.
Kişiler: İskender, Hızır,
Mekân: Belirli bir mekan olmamakla birlikte karanlık, gün doğusu ve batısı için kullanılan yerler var.
Zaman : Belirli bir zaman yok.

3. Sınıfta dört gruba ayrılınız. Grup sözcünüzü belirleyerek aşağıdaki konulardan birini seçiniz. İnceleme sonuçlarınızı grup sözcüleriniz aracılığıyla aktarınız.
a. Metindeki kişileri, olay örgüsündeki önem sırasına göre tahtaya yazınız. Daha sonra bu kişilerin kişilik özelliklerini ve olay örgüsündeki işlevlerini yazınız.
a. İskender en önemli karakter Hızı ise daha sonraki önem sahiptir. Olay örgüsü mutlaka anlatmaya bağlı mutlaka bir karakter etrafında şekillenmesi gerekmektedir.

b. Metindeki mekânın, olayların oluşumundaki işlevini ve nasıl anlatıldığını belirtiniz.
b. Mekan, olayların anlatılmasında olayın belli bir mekanda geçmesi gerektiği düşünüldüğü için verilmiştir. Fakat belirli bir mekan isimleri verilmemiştir.

c. Metindeki olaylar, belli bir zaman dilimi içinde mi anlatılıyor? Zamanın nasıl anlatıldığını söyleyiniz.
c. Zaman belirgin değil. Olaylar ise belirsiz bir zaman diliminde geçmektedir. Mesela İskender, karanlıktan ne kadar zamanda çıktığı belirtilmemiştir.

ç. Metindeki kişilerle, zaman ve mekânın ilişkisini açıklayınız.
ç. Mekan, kişiler ve zaman bir uyum içerisinde olay örgüsü etrafında şekillenmiştir ki bize anlamsız ve garip gelen bir yanı yoktur. Olay örgüsünü şekillendirmek için verilmiştir.

4. Metnin temasını söyleyiniz. Temanın, XIV. yüzyılda Türk edebiyatının etkilendiği İslami edebiyatın etkisini de düşünerek dönemle ilişkisini belirtiniz.
4. İskender’in hayatıdır teması. 14 yüzyılda İslamiyet etkisi ile şekillendiği doğrudur çünkü İskender, dini bir karakterdir ve Kuran’da Zulkarneyn diye geçen kişidir.

5. a. Daha önceden hakkında bilgi edindiğiniz İskendernâme’nin konusunu özetleyerek anlatınız.
a. Makedonyalı İskender’in doğu ve batıya yapmış olduğu seferleri ele alarak alegorik olarak hayatını anlatır.

b. “İskendernâme”nin temasının evrensel olup olmadığını açıklayınız.
b. Tema evrenseldir. Tarihteki bu karakteri herkes her devir ele alabilir.

6. Sınıfta arkadaşlarınızla grup oluşturarak İskendernâme’nin bir bölümünü canlandırınız. Daha sonra metinde anlatılan olayların yaşanabilir gerçekler olup olmadığını ve bunların olay örgüsünde nasıl anlatıldığını tartışınız. Sonuçları sıralayınız.
6. Cevabı size kalmış…
7. Metindeki olayları, olay örgüsü içindeki kişilerden biri mi, yoksa dışarıdan gözlem yapan, her şeyi bilen biri mi anlatıyor? Anlatıcının bakış açısıyla ilgili çıkarımlarınızı açıklayınız.
7. İlahi anlatıcı kullanılmış olup anlatıcı her şeyi bilen biridir.

8. a. Mesnevinin orijinalinden alınan aşağıdaki beyitleri okuyunuz.
Gitdiler zulmet içinde bir zaman Karanlık içinde bir zaman yürüdüler,
Bir gice bir ebr kopdı nâ-gehân Bir gece ansızın bir bulut çıktı.
Leşker ü şeh işlerini yazdılar Asker ve şah ne yapacaklarını şaşırdılar,
Yürür-iken birbirinden azdılar Yürürken şaşkınlıktan birbirinden ayrılarak dağıldılar.
Çünki görmezlerdi birbirin ayan Birbirlerini karanlıkta göremedikleri için
Azdılar biri birinden bî-gümân Şüphesiz birbirinden ayrılarak dağıldılar.
Beyitlerde geçen aşağıdaki kelimelerin günümüzdeki karşılıklarını inceleyiniz.
Farklılıkları belirtiniz.
gitdiler —–> gittiler t- d değişmesi
kopdı —-> koptu t- d değişmesi
gice>gece i-e değişmesi

b. Metnin orijinalinden günümüzde de aynen kullanılan kelimeleri tespit ediniz.
b. zulmet, içinde, zaman, bir, işlerini , yazdılar, azdılar gibi kelimeler günümüzde de kullanılmaktadır.

c. “zulmet, nâ-gehân, ayan, bî-gümân, leşker, şeh” kelimelerinin anlamını bilip bilmediğinizi belirtiniz. Metinde anlamını bilmediğiniz kelimelerin çoğunlukta olup olmadığını söyleyiniz.
c. Bu kelimelerin bazılarını anlamlarını bilsek de çoğunluk olarak anlamını bilmediğimiz kelimeler çoktur.

ç. Metinle ilgili incelemenizden ve mesnevinin tamamının anlatımından hareketle eserin dili hakkındaki düşüncelerinizi aşağıya yazınız.
ç. Arapça ve Farsça kelimelerin fazla olduğu düşünülürse bize göre daha ağır bir dili vardır diyebiliriz. Anlaşılması zor metindir.

9. “İskender’in Ordusu ile Karanlığa Varışı” adlı bölümde tasvir yapılan beyitleri bulup tekrar okuyunuz. Belirtilen bölümde tasvirin nasıl yapıldığını açıklayınız. Beyitleri okurken bu tavsirin sizi nasıl etkilediğini belirtiniz.
9. Tasvirler kısa cümlelerle dile getirilmiş olup sadece olayların daha iyi anlaşılması için verilmiştir.

10. a. İskender ve Zülkarneyn hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.
a. Her ikisi de aynı kişi olduğu rivayet edilmektedir. Zülkarneyn, Kuran’da ismi geçen ve Yecüc ve Mecüc kabilesine sed çeken kişi olarak geçmektedir ki tarih bize bunun Makedonyalı İskender olduğunu rivayet etmektedir.

b. Nihad Sami Banarlı’nın, “İskendernâme”yle ilgili değerlendirme yazısından alınan aşağıdaki bölümü okuyunuz.
“İskendernâme isminden de anlaşılacağı gibi büyük İskender’in hayatına, idealine, aşklarına ve fetihlerine dair, tarihlerden, rivayetlerden, destanlardan derlenmiş bilgilerle meydana getirilmiş, büyük bir manzum hikâyedir. İskendernâme mevzuu, Türk edebiyatından önce İran edebiyatında işlenmiş ve İskender’in hayatı, İran romanının klasik mevzuları arasında yer almıştır. İskendernâme, Firdevsî’ye de mevzu olmakla beraber, büyük müstakil bir eser olarak İran edebiyatında bilhassa Genceli Nizamî tarafından yazılmıştır.
Ahmedî, İskendernâme’nin mevzuunu İran edebiyatından almış fakat onu kendi bilgisi, kendi sanatı ve kendi buluşlarıyla süsleyip genişleterek klasik terbiye ve klasik anane içinde, orijinal bir eser hâline koymuştur. Bu bakımdan Ahmedî’nin eseri İran örneklerine nispetle daha ciddi, tarihî hakikatlere daha yakın bir kitaptır.
O kadar ki İskendernâme, ihtiva ettiği bilgilerin çeşitliliği ve zenginliği dolayısıyla âdeta o devir ilminin bir ansiklopedisi mahiyetini almıştır.
8200′den fazla beyitle söylenen İskendernâme, lisan bakımından da sade ve sevimli bir XIV. asır Türkçesiyle yazılmıştır. Onun içindir ki İskendernâme bugün, sanat değerinden veya verdiği tarih bilgilerinden ziyade dil ve umumi kültür bakımından ehemmiyetli bir eserdir.
Ahmedî, bütün bu bilgileri kendi zamanında Şark ilminin bilebildiği en zengin ve yine o zaman için en doğru sayılan bir şekilde yazmıştır. Ancak eserini bir vakalar ve maceralar şeridi hâlinde bırakmamış, ona fikrî, ahlaki ve terbiyevi bir hüviyet de vermiştir.
Mesela Ahmedî’ye göre âb-ı hayat, ilimdir ancak onu bulanlar ölmez. Aristo, akıl’dır. İskender, ruh’tur. Dârâ, ihtiras’tır ve ruh ancak ihtirası yendiği zaman dünyaya hâkim olur.”

c. Okuduğunuz yazıdan ve eserle ilgili edindiğiniz bilgilerden yola çıkarak “İskendernâme”yi kendinden önceki metinlerle ve daha önce okuduğunuz günümüz yazarlarından birine ait hikâye ile karşılaştırınız. Farklılıkları sıralayınız.
c.
 FarklılıklarBenzerlikler
İskendernameTemaları farklı

Olağanüstülükler var
İnsana ait gerçeklik az
İslami etki var.
Kurmaca

Olay çevresinde gelişen edebi metinler
Olay, yer, zaman, kişi etrafında şekillenmiştir.
Memduh Şevket Esendal Dülger Balığının ÖlümüTemaları farklı

Olağanüstülükler yok
İnsana ait gerçeklikle dile getirilmiş
Modern etkiyle yazılmış

ç. “İskendernâme”nin XIV. yüzyılın gerçekliğiyle ilişkisini açıklayınız.
Ç. Dini yani İslami etki olduğunu düşünecek olursak döneminin gerçekliğine uygun düşmektedir. Çünkü İskender dini karakterdir.

11.Kitabınızdaki eserlerden hareketle XIII – XIV. yüzyıllarda Anadolu’da, olay çevresinde oluşan edebî metinlerin oluşmasını sağlayan zihniyet (ait oldukları dönem; dönemin siyasi, dinî, kültürel, toplumsal yönden özellikleri) hakkında bilgi veriniz.
11. 13. ve 14. yüzyıl Anadolu’da yeni bir medeniyetin inşası vardır. Osmanlı yeni kurulmaya başlamıştır ve Osmanlı din etrafında şekillenmiştir. Osmanlı kurulurken de din eksenli bir devlet olarak yani hutbe okutarak kurulmuştur. Din olarak insanlar yeni yeni bu hayatı kabullenmeye başlamış ve Anadolu’nun müslümanlaşmasının devam ettiği bir dönemdir.

12. a. Ahmedî hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.
a. Bursa ve Edime sarayları çevresinde rahat bir yaşam sürmüştür. Aşk, eğlence, tarih ve tabiat temalı şiirler yazmıştır. Tasavvufu çok iyi bilmesine rağmen, şiirlerinde tasavvufa az yer vermiştir. Türkçeyi iyi kullanan, şiir tekniğine hâkim kudretli bir şairdir. Gazel ve kasidelerinde İran şiirinin özelliklerini gösterdiği gibi, Türk ruhunun inceliklerini ve Türkçenin gücünü de aksettirmiştir. İran şiirinin konu ve biçim özelliklerini şiirimize kazandırmaya çalışmıştır. “İskendername” ve “Cemşid ü Hurşid” adlı mesnevileri önemli yapıtlarıdır.

Ahmedî Eserleri:
  • Divan
    İskendername: Büyük İskender’in yaşamının ve savaşlarının anlatıldığı mesnevidir. Yapıtta ayrıca; astronomi, fen, matematik ve toplumbilim ile ilgili bilgiler yer almaktadır.
  • Cemşid ü Hurşid: Çin hükümdarı Cemşid’in Rum kayserinin kızı Hurşid’e aşkını anlatan yapıt, Farsçadan çevrilerek mesnevi biçiminde yazılmıştır.
    Tervihü’l Ervah: Manzum bir tıp kitabı.
    Mirkatü’l Edeb: Arapça-Farsça manzum sözlük

b. “İskendernâme”de olayların ardından ahlaki ve fikrî düşünceler yansıtılmaktadır. Eserin genelini de düşünerek şairin fikrî ve edebî yönü hakkındaki düşüncelerinizi aşağıya yazınız.
b.

13. Şairin hayatını, eğitim düzeyini göz önünde bulundurarak yazar ve eser arasındaki ilişkiyi aşağıya yazınız.
13. Eser ile yazarı arasında sıkı bir ilişki vardır. Yazdığı diğer eserlerden de bu durum rahatça görülmektedir.

YORUMLAMA – GÜNCELLEME
1. XII. yüzyılda, Malatya bölgesinde Danişmendliler çevresinde oluştuğu kabul edilen “Battal Gazi Hikâyesi”nde kahramana “Seyyid” unvanının verilmesinin o dönem için önemini açıklayınız.
1. Seyyid, verilmesi dini bir niteliği taşıdığı için önemlidir.

2. Dirse Han’ın, çocukları olmadığı için eşine söylediği sözlerine karşılık, hatunun öğütlerini hemen yerine getirmesini, Oğuzlardaki kadına bakış açısı yönünden değerlendiriniz.
2. Kadına verilen önemi göstermektedir.

3. Dirse Han’ın oğlu on beş yaşındayken bir boğayı yendiği için Dede Korkut tarafından ona “Boğaç Han” adı verilir. Dede Korkut, Boğaç Han’a adını koyduktan sonra babası Dirse Han’a ona beylik vermesini söyler. Bu âdet, günümüzde aile içinde nasıl devam ettiriliyor? Açıklayınız.
3. Türkler isim çocuk büyüyüp bir kahramanlık yaptıktan sonra verilirmiş. Bu da onlardaki kahramanlık duygusunu hızlandırmaktadır, hareketlendirmektedir, bir şeyler yapma ihtiyacı duyar. Günümüzde bu gelenek yoktur.

4.
Çeşme-i Hayvânun içinde ecel

Kişiyi bulur nedür bunca emel

Zehr olur irdükd’ecel Âb-ı Hayât
Vây ana k’ardıncadur anun memat
Bu kadar arzu nedendir, ecel insanı ölmezlik suyunun içinde de bulur.

Ölümden yakasını kurtaramayan insanın vay hâline ki ecel onu yakaladığında ölmezlik suyu bile ona zehir olur.

Yukarıdaki beyitlerde Zülkarneyn, ölmezlik suyunu arayan İskender’e neden bu öğütleri vermektedir? İskender’in bu suyu bulma amacı nedir? Siz bu sudan içmek ister miydiniz? Nedenlerini açıklayınız.

5. Ölmezlik suyunu içen Hızır, efsaneye göre sıkıntıya düşen insanlara yardıma koşmaya başlamıştır. Günümüzde, zor durumda kalan birinin işine son anda çare olan kişiler için “Hızır gibi yetişti.” ya da “Hızır yetişti.” denilmesinin bu efsaneyle ilgisini açıklayınız.
5. Bu efsane il ilgisi vardır. Ölümsüz oluğuna inanılır ve insanlara yardım eder.

6. “Dânişmentnâme ile Battalnâme” arasındaki tarihî bağlantıyı açıklayınız.
6. Birbirinin devamı niteliğinde olan destanlardandır. Tarihsel olarak da bağlantı vardır.

DEĞERLENDİRME
1. Aşağıdaki noktalı yerlere uygun sözcükleri yazarak cümleleri tamamlayınız.
  • XIII ve XIV. yüzyılda anlatmaya bağlı metinler DESTAN ve hikâyeler olmak üzere iki grupta incelenir.
  • XIII ve XIV. yüzyılda halk arasında anlatılan kahramanlık hikâyeleri, fetih veKAHRAMANLIK temalarını işlemesi sayesinde daha çok ilgi görmüştür.
  • DANİŞMENTNAME, Seyyid Battal Gazi Hikâyesi’nin ikinci halkası olmuştur.
2. Aşağıdaki cümlelerin başına yargı doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
( D ) XIII ve XIV yüzyılda destani hikâyeler Anadolu’da oluşmuştur.
( D ) Battalnâme’de İslamiyet öncesi destanların etkisi görülmemektedir.
( D ) XIII ve XIV yüzyılda destani hikâyeler, yaşanmış bazı tarihî gerçekleri dile getirmektedir.

3. Aşağıda verilen bilgilerden doğru olanları işaretleyiniz.
XXX“İskendernâme” tarihî gerçekliklerden yararlanılarak yazılmış bir eserdir.
XXXHalk hikâyeleri ve Dede Korkut Hikâyeleri’nin söyleyenleri belli değildir.
 “Battalnâme”, Battal’ın ağzından anlatılan bir halk hikâyesidir.
XXXXIII ve XIV yüzyıldaki eserlerin kaynağı, destanlar ve İslami dönemde oluşan hikâyelerdir.
XXXXIII ve XIV yüzyıl eserlerinde İslami dönemin etkisiyle Arapça ve Farsça kelimeler kullanılmaya başlanmıştır.
XXX”Dede Korkut Hikâyeleri”, Türk edebiyatında, destandan öyküye geçiş aşamasının en özgün ürünlerindendir. Ancak destan özellikleri daha belirgindir.
XXXAhmedî, XIV yüzyıl divan şiirinin en ünlü şairlerindendir.
XXX”İskendernâme ve Cemşid ü Hurşit” Ahmedî’nin mesnevi tarzında yazdığı eserleridir.

4. Dede Korkut Hikayeleriyle ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
A. Dede Korkut Hikâyelerinde hikayecinin ağzından söylenen yerler düz yazıyla belirtilmiştir.
B. Olaylar sırasında kişilerin karşılıklı konuşmaları da düz yazıyla verilmiştir.
C. Dede Korkut, kahramanlara ad koyan, Oğuzların ona akıl danıştıkları bilge kişidir.
D. Dede Korkut Hikâyelerinde, Müslüman Oğuzların iç ve dış güçlerle savaşları anlatılmaktadır.
E. Dede Korkut Hikâyelerinde olağanüstü özelliklere rastlanılmamaktadır.
CEVAP: E
Read more

10. Sınıf Edebiyat Öğretici Metinler Sayfa 115-119


1. Hayır, yazılı metinler her zaman öğretici nitelikte olmayabilir. Estetik zevk veren duygusal metinler de yazılı olarak yazılabilir.
2. Çevrenizde, olaylar karşısında zekice fikirler ortaya atan, sorulara düşündürücü cevaplar veren insanlar var mıdır? Bu insanların gözlemlediğiniz diğer özelliklerini sıralayınız.
2.

1. metin
TASAVVUFİ METİNLER MAKÂLÂT
BÂB-I EVVEL
Hakk Sûbhanehû ve Taâlâ Hazretleri, Hz. Adem’i dört türlü nesneden yarattı ve dört türlü bölüğe ayırdı. Bu dört türlü bölüğün de dört türlü taatları, dört türlü arzuları ve dört türlü hâlleri vardır.
Pes imdi bu dört türlü nesne nedir ve bunlardan ne yaratıldı?
Bu dört türlü nesnenin birincisi Toprak, ikincisi Su, üçüncüsü Ateş ve dördüncüsü de Yel (Hava) dir.
Ve dahi Cenabıhakk’ın yarattığı dört bölük insana gelince:
Birinci bölük âbidlerdir: Bunlar Şeriat Kavmidir ve aslı (hava)dır. Hava ise insanlar için, hem şifa hem de kuvvettir. Zira bunlar (âbidler) gece-gündüz Hakk’ın taatından ayrılmazlar. Nasıl yel esmeyince dane-ler (ekinler) samanından ayrılmazsa ve yine yel esmeyince bütün âlemin kokudan helak olacağı malum­dur.
Öyle ki dünyada ne ki var ise helal, haram, temiz ve pis hepsi şeriat ile malum olur. Çünkü şeriat kapısı ulu kapıdır. Çünkü Cenabıhak, her çeşit nesnenin varlığını Kur’an içinde yâd (haber) etti.
“Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır, onları ondan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; onun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O, yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır (En’am suresi, 59. ayet).
Öyle ise aziz kardeşim! Hakk Taâlâ’nın emirlerine sıkı sıkıya bağlı kalmak; yapın dediklerini yapmak, yapmayın dediklerinden de sakınmak, uzak kalmak gerekmektedir. Bunun için de insan olanlar, kendi­lerini tez Ulu bileler ve Hakk Taâlâ Hazretlerinin yasakladıklarından sakınanlar. İnşallahu Taâlâ, bu gibi insanların amel ve hâllerinin nasıl olduğunun Marifet vasıtasıyla mahşerde (canı diri kıldığı yerde) hatır­larız.
Amma âbidlerin taatları: Namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek, vatanı tehlikede olunca harbe iştirak etmek, gusl abdesti alıp temizlenmek ve nefsî arzularından uzak durup dünyayı terk edip ahireti sevmektir.
Bunlar Avam-Halk taifesidir ve işi gücü birbirlerini incitmektir. Öyle ki bunlarda; kibir, haset, buğuz, cimrilik ve düşmanlık her zaman görülür ve bu taifenin marifeti bu yolda gözükmektedir.
Ama ikinci bölük Zahidlerdir. Bunların aslı afeştendir ve bunlar tarikat kavmidir. Bu sebeple bunlar, ateş gibi gece gündüz yanmaları ve kendilerini yakmaları gerekir. Öyle ki her kim bu dünyada kendisini yakarsa yarın ahirette türlü azaplardan kurtulacaktır. Şunu iyi biliniz ki bir kez yanan başka vakit yanmaz (ki bu husus için Kur’an-ı Kerim’deki şu ayetlere telmih de bulunmaktadır:).
“(Kur’an’a nazire yazmayı) Eğer bunu yapamazsanız -ki elbette yapamayacaksınız- yakıtı, insan ve taş olan cehennem ateşinden sakının. Çünkü o ateş, kâfirler için hazırlanmıştır (Bakara suresi, 24. ayet).
- Ey iman edenler: Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında acımasız, güçlü, Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildik/erini yapan melekler vardır (Tahrim suresi, 6. ayet).
Hacı Bektaş-ı Velî
Makâlât
hzl.: Abdurrahman GÜZEL

1. Metinde anlatılanları özetleyerek metnin ana düşüncesini belirtiniz.
1. Metinler Allah’ın Adem’i yarattığı dört nesnenin ne olduğu ve bu dört nesnenin ikisinin özelliklerinden bahsediyor.

2. a. Okuduğunuz metnin özgün diliyle verilen aşağıdaki bölümü okuyunuz. Metni bu haliyle okuduğunuzda dilini anlayıp anlamadığınızı belirtiniz.
“Pes imdi her – ne kim bu dünyede vardur; halâl ve haram ve mısmıl ve murdar kamusı Şarî’at birle malûm olur; zire kim Şarî’at kapusı ulu kapudur. Nitekim Çalap – celle celâluh cümle dürlü nesnenün varlığını Kur’ân içinde yâd kıldı.”
a. Metin bu haliyle anlaşılması oldukça zor bir metindir.
b. Metinde söz sanatlarından yararlanılıp yararlanılmadığını söyleyiniz.
b. Metinde söz sanatları kullanılmamıştır. Metin öğretici metin olduğu için çok fazla kulanılmaz.
c. Özgün metinden örnek cümleleri tahtaya yazarak uzunluk kısalık yönünden inceleyiniz.
c. halâl >uzun ünlü var â
haram >uzun ünlü yok
Şarî’at>uzun ünlü var â
Kur’ân>uzun ünlü var â
kapusı >uzun ünlü yok
kapudur>uzun ünlü yok

ç. Aşağıdaki kelimelerin günümüzdeki yazımlarını da inceleyerek metnin dil özelliklerini boş bırakılan yere yazınız.
ma’lûm -» malum birle -» ile
dürlü -» türlü kapu -» kapı
ç. Metnin dil özellikleri bakımından yabancı sözcükler –Arapça ve Farsça etkisi- var. Türkçe olan sözcüklerde sözcük başı düşmesi, t>d değişmesi sözcük içinde u>ı değişmesi olmaktadır.

3. Metindeki birimlerin adını belirtiniz. Bu birimlerde anlatılanlar, metnin iletisini destekliyor mu? Açıklayınız.
3.

4. Metinde Kur’an-ı Kerim’in surelerinden örnekler verilmiştir. “Hak, şeriat, Çalab” kelimelerini de dikkate alarak metnin hangi gelenekle yazıldığını belirleyiniz.
4. Hak, şeriat, Çalab gibi kelimeler İslam kültürünün etkisiyle oluşmuştur.

5. Aşağıdaki şemayı inceleyerek Makâlât’ın yazılış amacını belirleyiniz.
5.
Düzyazıyla yazılan öğretici metinler
Yol gösterici
Aydınlatıcı
Telkin edici, Düşündürmek
Bilgi verici, Uyarmak
Kanıları değiştirici
Tanıtmak, Yönlendirmek


6. a. XIV. yüzyılda Rabguzî tarafından yazılmış, “Kısas-el-Enbiya (peygamberlerin hikâyeleri)”dan alınan aşağıdaki bölümü okuyunuz.
HACER İLE İSMAİL
Yarındası Hacer’ga aydı:
— Bir aziz dostum bar, bu ogulnı tileyü-turur, “keltürgil köreyin” tib. İmdi İsmail’nin başını, saçını yugıl, anda ileteyin, tidi.
Hacer, İsmail’ni yudı, saçını taradı, arıg tonlar kezdürdi irse, İsmail yavlak körüklendi. Anası İsmail’nin yüzinge bakdı, aydı:
— Ay teg yüzin, kün teg körkin, kalem teg közin, ok teg kirpükin, nar teg yanakların, akik teg irinlerin, yincü teg tişlerin, beste teg ağzın.
Boynın koçub öpüb aydı:
Beyit
Ey könül avunçası ugrab yırakga barmagıl
Yarlıka, yalguz anan bağrını sen öldürmegil.
tib inreyü közyaşı, könül köynüki birle İsmail’ni köndürü çıkdı.

Günümüz Türkçesiyle
Ertesi gün Hacer’e dedi:
— Bir değerli dostum var, bu oğlanı isteyip duruyor, “Getir göreyim.” diyor. Şimdi İsmail’in başını, saçını yıka, oraya götüreyim, dedi. Hacer, İsmail’i yıkadı, saçını taradı, temiz giysiler giydirdi, İsmail çok güzelleşti. Anası İsmail’in yüzüne baktı, dedi:
— Ay gibi yüzün, gün gibi güzelliğin, kalem gibi gözün, ok gibi kirpiğin, nar gibi yanakların, akik dudakların, inci gibi dişlerin, yumulmuş gibi ağzın.
Boynuna sarılıp öpüp dedi:
Beyit
Ey gönül avunçası! Fırlayıp uzağa gitme
Yalnız ananın bağrını öldürme, (ona) acı;
deyip inliyerek gözyaşı, gönül yanığı ile İsmail’i gönderdi.

b. “Kısas-el-Enbiyâ ve Makâlâf’tan okuduğunuz metinlerden hareketle öğretici metinleri birbirinden ayıran özellikleri belirtiniz. Daha sonra aşağıdaki yargıda boşluk bırakılan yerlere uygun kelimeleri yazınız.
b. Her öğretici metin farklı amaçlarla yazılabilir. Kimileri bilgi vermek amacıyla yazılırken kimiler telkinde bulundurmak kimileri düşündürmek ve kimileri kanıları değiştirmek amacıyla yazılabilir.

  • XIV. yüzyılda öğretici metinler din, TARİH, tıp, tabiat ve PEYGAMBER menkıbeleri konularında yazılır.

2. metin
NASRETTİN HOCA FIKRALARI
Bir gün Hoca bir bostana girüb havuç ve şalgam, ne ki buldu ise çuvala ve koynuna toldururken bostancı bunu tutup “Bunda ne ararsın?” dedikte Hoca şaşırub “Geçen bir şedid rüzgâr esti, beni buraya attı.” cevabını virmiş ise de Bostancı, “Yahu bunları kim yoldu?” diyince “Rüzgâr şedid olduğundan, beni oradan oraya attı. Neye yapıştım ise elimde kaldı.” dedikte bostancı, “Ya bunları çuvala kim toldurdu?” diyince cevabında “Ben de anı tefekkür iderdim (düşünürdüm.).” dimiş.
Letaif-i Rivayat-ı Nasrettin Hoca
hzl.: Fikret TÜRKMEN

3. metin
RÜZGÂRIN ATTIĞI ADAM
Hoca bir gün boş bir bostana dalar;
Yolar, temizler, bostanda ne varsa.
Marullar, patlıcanlar, salatalar;
Doldurur bir çuvala tıka basa.
Tam yükü yükleneceği sırada
Çam yarması bir adam peyda olur.
— “Herif! der, ne arıyorsun burada?”
Hoca bir düşünür, cevabı bulur;
Der ki : — “Dün bir rüzgâr çıkmıştı hani,
işte odur atan buraya beni.”
— “Demek seni buraya atan, rüzgâr.
Peki, ya bu patlıcanlar, marullar?
Onları da hep rüzgâr mı kopardı?”
— “Evet! Biraz fazlaca esiyordu;
Beni öteye beriye savurdu;
Neye uğradığımı bilemedim;
Bari şunlara tutunayım, dedim;
Neye tutundumsa elimde kaldı.”
Bunun üzerine bostancı kızar:
— “Peki, çuvala koyan da mı rüzgâr?
Söyle, kim doldurdu çuvala bunu?”
Hoca tatlı tatlı kaşır burnunu:
Sonra döner, der ki: — “İlahi oğlum,
işte ben de onu düşünüyordum.”

Orhan Veli KANIK
Nasrettin Hoca Hikâyeleri

1. a. Okuduğunuz ikinci ve üçüncü metni aşağıdaki ölçütler doğrultusunda inceleyiniz. Her iki metnin ortak ve farklı yönlerini tablonun ilgili bölümüne yazınız.
Ölçütlerİkinci MetinÜçüncü Metin (Rüzgârın Attığı Adam)
TemaNasreddin Hocaİnsanın 4 maddeden yaratılışı
Anlatım BirimiMizahi anlatımÖğretici, didaktik ve açıklayıcı anlatım
Yazılış AmacıGüldürmekÖğretmek, bilgi vermek
imgeler——————–—————
UyaklarUyak varUyak yok
b. Yaptığınız incelemeden hareketle öğretici metinleri anlatım biçimleri bakımından gruplandırınız.
Öğretici metinler
Düz yazıyla yazılanlar
Manzum yazılanlar

c. Aşağıda verilen Nasrettin Hoca fıkrasını Orhan Veli’nin yazdığı gibi manzum şekilde yazınız. Yazdığınız metni sınıfta arkadaşlarınızla paylaşınız.
Bir gece rüyasında Hoca’ya tokuz akçe virmişler.Hoca hele on akçe olsun dirken uyanıb baktı ki elinde bir şey yok. Gözlerini kapayup elini uzatub “Getür bari, tokuz akçe olsun.” dimiş.

2. “Bir gece rüyasında Hoca’ya tokuz akçe virmişler.” “Düzgâr (rüzgâr) şedid (şiddetli) olduğundan, beni oradan oraya attı.” cümlelerindeki yabancı kelimeleri ve cümlelerin yapısını inceleyiniz, “girüb, dedikte, toldurdu” kelimelerini günümüzdeki kullanımlarıyla karşılaştırınız. Farklılıkların nedenini belirterek metnin dil özelliklerini sıralayınız.
2. “girüb, dedikte, toldurdu” kelimeler günümüzde girip, dediğinde, doldurdu şeklinde değişerek gelmiştir. Bu farklılaşma 14 yüzyıl Anadolu’da kullanılan Eski Anadolu Türkçesi’nin özelliklerinden kaynaklanmaktadır. O dönemde sesli harflerin bazılarının yuvarlak eğilimli olduğunu görmekteyiz.

3. Metindeki anlamlı en küçük birimleri belirtiniz. Bunların, metnin ana düşüncesini destekleyip desteklemediğini söyleyiniz.
3.
4. Metnin ana düşüncesini belirtiniz.
4. Nasreddin Hoca’nın yaptıkları

5. Metindeki yabancı kelimeler ve metnin anlatımından yola çıkarak okuduğunuz eserlerde hangi geleneğin izlerinin görüldüğünü belirtiniz.
5. İslami geleneğinin izlerinin sürdüğünü görebilmekteyiz.

6. Kitabınızdaki metinlerden hareketle, XIII – XIV. yüzyıl öğretici metinlerinin oluşmasında etkili olan zihniyet hakkında bilgi veriniz.
6. Dönem itibariyle öğretici metinlerin çokça yazıldığı bir dönem birlikte insanlara bilgi vermek için yazılan metinleri görmekteyiz. Osmanlı yeni kurulmuş ve Yükselme dönemine girilerek yeni bir dünya kurulacağı gözlenmiştir. Bu da bize insanların bilgi ihtiyaçları olduğunu göstermektedir.

7. Okuduğunuz metnin ana düşüncesi ve XIV. yüzyıldaki düzyazıların yazılış amacından hareketle Nasrettin Hoca fıkralarının kaleme alınma nedenlerini söyleyiniz.
7. Kalıcılığını sağlamak ve var olan Nasreddin Hoca gibi bir değeri bir sonraki kuşağa taşımak amacıyla yazılmıştır.

8. Nasrettin Hoca fıkrasında ve “Makâlât’ta kullanılan yeni kelimeler hangi kültürün izini taşımaktadır? Bu kelimeler, nesir diline bir zenginlik katmış mıdır? Düşüncelerinizi belirttikten sonra XIV yüzyıl nesrinin özelliklerini sıralayınız.
8. İslam kültürünün izleri görülmüştür ve bu kültürde şiirde olduğu gibi nesir alanında bir zenginlik katmıştır.
14 yüzyıl nesir dini ve din dışı olmak üzere iki koldan gelişir. Dini olanların konuları genel olarak dini savaşlar, dinde önemli yeri olan şahısların hayatları, Hz. Peygamberin hayatı, dört halife, tasavvuftur.
Dilin ağır olan metinler olduğu gibi sade dille yazılanlar da vardır.

YORUMLAMA – GÜNCELLEME
1. Hacı Bektaş-ı Velî, “Makâlât’ta “avam halk taifesi” diye tanımlanan kesimle kimleri kastediyor? Onları hangi yönlerden eleştiriyor? Yazarın düşüncesine katılıp katılmadığınızı açıklayınız.
1. Halk tabakasını kastetmiştir. Kibir, hased, buğuz gibi özelliklere sahip olmakla suçlamaktadır.

2. Kitabınızda okuduğunuz Nasrettin Hoca fıkralarından birini sınıfta arkadaşlarınızla canlandırınız.
2.
3. Sınıfınızda bir “Nasrettin Hoca Fıkraları Anlatma Yarışması” düzenleyiniz. Belirleyeceğiniz ölçütlere göre en güzel fıkra anlatan arkadaşınızı seçiniz.
3.

DEĞERLENDİRME
1. Aşağıdaki noktalı yerlere uygun sözcükleri yazarak cümleleri tamamlayınız.
  • XIV yüzyıl öğretici metinleri MANZUM ve MENSUR olarak ikiye ayrılır.
  • XIV yüzyıl öğretici metinleri İSLAM medeniyetinin tesiriyle kaleme alınmış eserlerdir.

2. Aşağıdaki bilgilerden hangisi XIV yüzyıl öğretici metinlerinin dil özelliklerinden değildir?
A. Cümleler genellikle kısadır.
B. Cümleler açık, anlaşılır özelliktedir.
C Metinlerde az da olsa sanatlı anlatıma rastlanır.
D. İslam medeniyetinin etkisi yeni kavram ve kelimelerin kullanılmasını sağlamıştır.
E. Kelimelerde t -» d ses değişimine rastlanır.
CEVAP: B

3. Aşağıda verilen bilgilerden doğru olanları işaretleyiniz.
XXÖğretici metinler aydınlatıcı, yol gösterici ve telkin edici eserlerdir.
XXÖğretici metinlerde din, tasavvuf, İslam menkıbeleri, tıp, tabiat konuları işlenmiştir.
XXÖğretici metinlerde dil genellikle Arapça, Farsça kelimelerle yüklüdür.

4. Nasrettin Hoca fıkralarının özelliklerini sıralayınız.
4.
Nesir diliyle anlatılan bu ürünler bir tez ve karşı tezden oluşur. Başlangıç, gelişme ve sonuç bölümleri vardır.
Sorunlar karşılıklı konuşmalar ve tartışmalarla sonuca bağlanır. Sonuç bölümünde hisse vardır. Her fıkrada mutlaka yer alan bu hisse bölümü hüküm ifadesi taşır. Gülme, hiciv ve hikmetli sözler taşıyan çatışma bölümü fıkranın estetiğini oluşturan temel unsurdur. Mantığı zorlamayan bir karakterde olan Türk fıkraları kıssadan hisse (anlatılanlardan pay, sonuç çıkarma) amacıyla söylenmiştir.
Nasrettin Hoca fıkra tipi, Anadolu halkının yarattığı, genelde Anadolu insanını simgeleyen bir tiptir. Ezenler, ezilenler, sömürenler, sömürülenler, devlet ileri gelenleri (sultanlar, hakanlar, beyler, kadılar, müderrisler, hocalar…), halktan insanlar, kadınlar, gençler, çocuklar, değişik mesleklerden insanlar bu tiplerden bazılarıdır. Bir de çevresindeki eşyalar, nesneler, hayvanlar (özellikle de Hoca’nın eşeği)…
Nasrettin Hoca fıkraları, sözlü gelenekte yaşamış, ancak ölümünden birkaç yüzyıl sonra yazılı ürünlerde görülmeye başlanmıştır. Bu nedenle Nasrettin Hoca fıkralarının kaynaklarını tam olarak bulup ortaya koymak pek kolay değildir.
 
Read more