11. Sınıf Edebiyat Sayfa 54-58 İntibah Romanı İnceleme


“İntibah” romanının olay örgüsünü ve olay örgüsünün size neler hissettirdiğini, düşün­dürdüğünü ifade ediniz.

İntibah romanının olay örgüsü
Üçüncü bölüm
Ali Bey’in aile yaşamı ve annesi Ali Bey’in okuma tutkusu Babasının ölümü Annesiyle Çamlıca’ya gidişler Çamlıca’daki gizemli kadın
Beşinci bölüm
Uzun süren arayış ve gizemli kadınla yeniden karşılaşma
Altıncı bölüm
Mahpeyker’le tanışma ve bir aşkın başlaması
Onuncu bölüm
Mahpeyker’le ilgili gerçeklerin gün yüzüne çıkması, Ali’nin eve dönüşü, Dilaşub’un satın alınması
On
yedinci
bölüm
Mahpeyker’in intikam arayışları
Ali Bey’in annesi Fatma Hanım’ın kahırdan ölmesi
Dilaşub’un iftiraya uğraması ve öldürülmesi
Ali Bey’in Mahpeyker’i öldürerek hapse girmesi ve orada ölmesi

  1. Romanda anlatılan olaylar, gerçek hayatta -aynen eserde anlatıldığı gibi- yaşanmış olabilir mi? Konuyu arkadaşlarınızla tartışınız. Ulaştığınız sonucu nedenleriyle birlikte tahtaya yazınız.

Romanda anlatılan olaylar gerçek yaşamda da gö­rülebilir. Birbirini seven kişilerden biri saf bir aşk beslerken diğeri birtakım çıkar hesapları ya da İnti­kam planları yapıyor olabilir. Romandaki olaylar ger­çek hayatta da görülebilir fakat biraz abartılmıştır.

Tanzimat Döneminin yaşama biçimiyle ilgili araştırmanızdan edindiğiniz bilgilerin ışı­ğında romandaki olayların gerçeklikle ilgisini tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize ya­zınız.
Romanda anlatılan olaylar Tanzimat Döne­mi sosyal yaşamının gerçekliklerini ortaya koymaktadır. Bu dönemde kişiler arasındaki "Doğu-Batı" çatışması sıkça görülür.

  1. 2. Eserin kahramanlarını, bunların olay örgüsündeki işlevlerini defterinize yazdıktan sonra arka­daşlarınızla paylaşınız.
Ali Bey
Kendini iyi yetiştirmiş, bilgili, yakışıklı ve çekingen bir gençtir.
Fatma
Hanım
Ali Bey'in annesi olan Fatma Hanım, oğlunu çok iyi yetiştirir. Özellikle koca­sının ölümünden sonra iyice yaşlan­mıştır. Ölmeden önce oğlunun mürüv­vetini görmek ister.
Mahpeyker
Güzel, alımlı ve işveli bir kadındır. Ai­lesi tarafından sokak hayatına atılmış, ahlak sınırlarını aşmış, erkekleri bir av gibi gören, şehvet düşkünü bir kadın­dır.
Atıf Bey
Ali Bey'in yakın arkadaşı ve sırdaşıdır. Zarif, terbiyeli, düzgün giyimli ve ba­kımlı bir adamdır.
Abdullah
Bey
Çok zengin olmakla birlikte kız peşin­de koşan, ahlaksız kadınlarla düşüp kalkan, her türlü çirkinliğe meyilli bir adam.
Dilaşub
Vücudunun tüm güzellikleriyle tam bir melektir. Ali Bey’in aklını başından alan Mahpeyker'den bile güzeldir.

Olayların akışına yön veren en önemli karakterler Ali Bey ve Mahpeyker’dir. Bu iki karakter arasında geçen aşk, nefret ve intikam duygulan olayların seyrini değiş­tirir.
“İntibah” romanının kahramanlarından hangileri tip, hangileri karakterdir? Niçin?
Romandaki kişilerden Ali Bey ve Mahpeyker birer tip olarak görülmektedir. Ali Bey Tan­zimat döneminin okumuş, kültürlü ve deği­şen sosyal yapıya ayak uydurmakta zorluk çeken gençlerini temsil eder. Mahpeyker ise Batı kültürünün neden olduğu sosyal çözülmeyi, ahlaki yozlaşmayı ifade eden bir insandır.
Fatma Hanım, Dilâşub, Atıf Bey, Mesut Bey ve Abdullah Bey ise birer karakterdir.

Tanzimat Döneminde yaşasaydınız Ali Bey, Mahpeyker, Dilâşûb, ve Fatma Hanım’a benzeyen insanlarla sokakta, yan komşuda karşılaşma ihtimaliniz var mıydı? Neden?
Tanzimat döneminde yaşıyor olsaydık Ali Bey, Mahpeyker, Dilâşûb ve Fatma Hanım’a ’ benzeyen insanlarla sokakta, yan komşuda karşılaşabilirdik. Çünkü bu kişilerin özellikle­ri dönemin insan tiplerinin gerçekliğine uygundur.

  1. 3. Olaylar, genellikle hangi mekânlarda geçmektedir; bu mekânlar eserde nasıl ve hangi yönleri ile anlatılmaktadır?
Olaylar eserin ilk bölümlerinde Ali Bey’in evi ve çev­resinde geçer. Ali Bey, babasının ölümünden sonra Çamlıca’ya gitmeye başlar. Çamlıca, Ali Bey’in kişi­liğinde ve duygularında önemli değişimlere neden olur. Burada Mahpeyker’i görür. Yazar, Çamlıca’nın doğal güzelliklerini betimlemiştir. Buranın güzelli­ği ile Ali Bey’in gönül sarhoşluğu arasında bir ilişki vardır. Çamlıca, Ali Bey ile Mahpeyker’in aşk yuvası olmuştur.
  1. 4. “İntibah”ta anlatılan olayların geçtiği mekânları masal türünde söz edilen mekânlarla karşılaştı­rınız. Farklılıkları söyleyiniz.

  1. 5. “... Bir pazar günü iki arkadaş buluştular. (...) Önce birbirlerine şu son otuz altı saat neler yaptıklarını anlattılar. (...) İki arkadaş, akşam üzeri biribirlerinden ayrıldılar. (...) Sabahleyin yor­gun argın kalktı Ali Bey. Anlaşmadan bu yana bir ay geçmesine karşın kadını karşısında görünce şaşırdı adam. (...)” cümlelerinde ifade edilen zamanı yüklemlerin kip ekini de dikkate alarak değerlendir­diğinizde olayın yaşandığı zamanla anlatıldığı zamanın ilişkisi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Verilen parçada cümlelerin yüklemleri görülen geç­miş zaman (-di’li geçmiş zaman) kipleri ile çekimlenmiştir. Öykü ve romanların anlatımında görülen geçmiş zaman ekleriyle çekimlenmiş yüklemler kul­lanılır. Olaylar geçmişte yaşanmıştır. Yazar ise bu olayları izliyormuş gibi olan biteni okuyucuya aktarır.
  1. 6. Romanın genelinde olayların geçtiği zamanı takvimde, zaman sayacında göstermek mümkün müdür? Açıklayınız.
Olayların geçtiği zaman dilimi gün, ay ve yıl olarak belirtilmemiştir. Ancak kişilerin ve sosyal hayatın özelliklerine bakarak olayların Tanzimat dönemini yansıttığını söyleyebiliriz. Olaylar belli bir zaman di­liminde değil, bir süreç içinde yaşanmıştır. Olayın başlangıç ve bitiş tarihi belirtilmemiştir. Ancak bu sürenin bir iki yıl olduğunu söylemek mümkündür.

  1. 7. Masallarda anlatılan zamanın özellikleri nelerdir?

Masallarda belirli bir zaman yoktur.

  1. 8. “İntibah” adlı roman ile masal türünü zaman açısından karşılaştırınız. Farklılıkları arkadaşları­nızla paylaşınız.
intibah romanında gerçek bir zaman dilimi (Tanzi­mat dönemi) vardır. Kişiler, zamanın gereklerine uy­gun davranır, olaylar da zamanın sosyal koşullarına göre gelişir. Masalda ise zaman belirsiz ve gerçeğe aykırıdır, hayalîdir.

“İntibah” romanını kişi, zaman, mekân ilişkisi yönünden değerlendiriniz. Bu unsurlar arasında bütünlükten mi, uyumsuzluktan mı söz edilebilir? Açıklayınız.
Eserde kişi, zaman, mekân ilişkisi:
  1. 9. İntibah’ta başından sonuna kadar esere damgasını vuran temel çatışmayı (eserin temasını) defterinize yazınız.
Romana, baştan sona damgasını vuran çatışma “aşk ve ihanettir. Ali Bey’in saf ve temiz aşkına Mahpeyker ihanet eder.

  1. 10. Tanzimat Döneminin sosyal hayatı ile ilgili araştırmanızdan edindiğiniz bilgilere dayanarak eser­de ele alınan temanın gerçekliğini belirleyiniz.
Eserde ele alınan tema; aşk ve ihanettir. Dönemin sosyal hayatında da temiz ve saf aşklar ihanete uğ­ramış, gönül kırıklıkları yaşanmıştır.
Romanda hangi edebî akımın etkisi daha güçlü bir biçimde görülmektedir? Çamlıca , tasvirinin yapıldığı ilk bölümden ve eserin diğer tasvir ve tahlil cümlelerinden örnekler vere­rek konuyu tartışınız. Ulaştığınız sonucu sebepleriyle birlikte defterinize yazınız.
İntibah, Türk Edebiyatı tarihinde ilk edebi roman olarak değerlendirilir. Romanda ro­mantizm akımının etkisi görünür. Roman­tizm uzun çevre betimlemeleri ve kişilerin iç dünyalarının anlatılması biçiminde etkisini gösterir. Ro­manda Çamlıca tasvirleri yapılırken şu ifadeler yazarın duygularını da ortaya çıkarıyor:
“Zümrütten yapılmış bir aynaya benzeyen gökyüzünü, bir örtü gibi beyaz bir bulut kaplamıştı. Güneşin ışınları, kibar ve nazlı bir kadının güzelliğinin parıltıları gibi her yeri aydınlatıyor ama yakmıyordu. Sık yapraklı ağaçla­rın gölgeliklerine yaslanıp uzanan çimenlerin, çevreleri­ni küçümser gibi bir duruşları vardı..."
Yazar, romantizmin etkisiyle okuyucunun duygularını şu cümlelerle etkiliyor:
Hiç ummadığı, daha doğrusu aklından bile geçirmediği bir sırada babasını, o aziz varlığı, sonsuza dek yitirdiğini görünce tüm yaşam arzusunu da yitirdi.... Böyle toy bir çocuk, namuslu bir kadının bu tip işaretler vermeyece­ğini nasıl bilsin?.... Zavallı delikanlının tüm emelleri ara­ba biçimine girmiş, kendisine doğru geliyordu.... Güzel erkekleri çok severdi, tıpkı bir yılanın çiçeği sevişi gibi. Yılan adama nasıl sarılırsa bu kadın da öyle sarılırdı.


Eserin sosyal hayatla ilişkisini belirleyiniz ve aşağıdaki noktalı yerlere yazınız.
“İntibah” romanında ele alınan  teması sosyal hayatla ilişkilidir. Çünküdönemin sosyal hayatında da temiz ve saf aşklar ihanete uğ­ramış, gönül kırıklıkları yaşanmıştır.
  1. 11. Ali Bey’in yetiştirilme şekli ve ailesinin koruyucu tavrı, onun hata yapmasına engel olabilmiş midir? Neden?
Ali Bey’in ailesi onu aşırı şekilde korumuş ve iyi ye­tiştirmiştir. Toplumu ve insanları iyi tanıyamayan Ali, kendisine işve yapan ilk kadına derin bir aşkla kapıl­mış ve hayatına mal olacak darbeler yemiştir.

  1. 12. Eserin olay örgüsü Ali Bey’in aile hayatı çevresinde gelişmektedir. Bu durumun nedenini arka­daşlarınızla tartışınız. Ulaştığınız sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.
Eserin olay örgüsü Ali’nin ve ailesinin etrafında geç­mektedir. Bunun nedeni yazarın vermek istediği dü­şünceyle ilgilidir. Yazar, toplumdaki ahlâkî çöküşün getirdiği bozulmaları ve insanların bu bozulmalar­dan nasıl zarar gördüğünü anlatmak istemiştir. Ali ve ailesi, toplumdaki bu çöküşten etkilenen, dağı­lan, parçalanan aileleri ifade etmektedir.

  1. 13. “İntibah” romanından alınan aşağıdaki paragrafı okuyunuz.
.. (Doğu hayalciliğine çok alışık olduğumdan mıdır, nedir, gülden söz ettikçe bülbül gelir ak­lıma. Genelllikle divan ozanlarımızın iddialarının tersine, bülbülün güle sevdalanmadığını bilirim. Ama o zavallı kuşun sevdalı duruşuna baktıkça minicik yüreğinde yüce bir sevginin gizlenmekte olduğuna inanmaktan da kendimi alamam. Eğer bülbül gerçekten sevdalıysa bu, özgürlüğe olan sevdadır. Çünkü güller arasında rahatça dolaşıp güzel güzel öterken zavallı bülbülü yakalayıp bir kafese koyarlar. Artık özgürlüğünü yitirmiştir o. Değil şakımak, yaşamak bile onun için ağır bir yük olmuştur...) Galiba biz konuyu biraz fazla uzattık. Amacımız, Çamlıca’yı göstermek için baharın tüm niteliklerinden yararlanarak romanımıza giriş yapmaktı (...) Herkesin bildiği gibi ciddi konula­rın hemen çoğu uysallıkla başlar. Zavallı genç adam, arkadaşlarının hatırım kırmamak için giriştiği bir hareketin ilerde başını ne gibi dertlere sokacağını daha o günden nasıl tahmin edebilirdi?”
Okuduğunuz parçada konuşan kimdir? Buradan hareketle romanın kim tarafından anlatıldığını, anlatıcının bakış açısını kısaca açıklayınız.
Verilen parçadan da anlaşıldığı gibi yazar, eser­deki kişilerin ruhsal ve fiziksel bütün özelliklerine hâkimdir. Onların neyi niçin yaptıklarını bilen yazar, olayları İlâhî bakış açısıyla anlatmıştır. Parçada ko­nuşan üçüncü tekil kişidir.

  1. 14. Ali Bey niçin Mahpeyker’e gönül vermiştir?
Mahpeyker’in gizemli davranışları ve yaptığı işa­ret Ali Bey’i önce meraklandırmış, sonra da derin bir aşka sürüklemiştir. Ali Bey'in bu kadar kolay ve tutkulu biçimde aşık olması onun insanlara çabuk kanmasıyla da ilgilidir. Çünkü annesi tarafından hep korunmuş ve toplum içine pek çıkmamış toy bir de­likanlıdır.

  1. 15. Ali Bey’in tanıtıldığı veya yazarın okuyucuya bilgi verdiği bölümlerden hareketle eserin eğitici yönünün olup olmadığını tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize yazınız.
Eserin eğitici yönü vardır. Ali Bey’in saflığı başına türlü dertler açmıştır. Yazar, insanlarla ilişkilerde tedbirli olmanın, birine güvenme konusunda iyi dü­şünmek ve körü körüne bağlanmamak gerektiğinin önemi üzerinde duruyor. Okuyucu da bu felaketleri görerek çevresindeki insanlarla ilişkilerinde daha temkinli olacaktır.

Tanzimat Dönemi sanatçılarının sanat anlayışını hatırlayınız. Namık Kemal’in sanat anlayışı ile Tanzimat Dönemi sanatçılarının sanat anlayışını karşılaştırınız. Benzerlik ve farklılıkları söyleyi­niz. Bu dönemin eserlerinde ele alınan belli başlı temalar ile sanat anlayışının ilgisini açıklayınız.
Tanzimat edebiyatının birinci döneminde sanat toplum içindir anlayışı vardır. Namık Kemal'de sanat toplum içindir anlayışıyla eserler vermiştir. Tanzimat edebiyatının birinci döneminde roman ve hikayede "yanlış batılılaşma, kölelik, mirasyedilik" gibi temalar işlenmiştir. Bu da sanat toplum içindir anlayışıyla hareket edildiğini gösterir.

  1. 16. Romandan alınan aşağıdaki metni okuyunuz.
..Artist gibiydi kadın. (...) - İki gözüm Aliciğim! (...) - Etme Aliciğim! (...) - Kaderimde bugünleri görmek de mi vardı? (...) - Allah aşkına beş dakika beni dinle de cürmüm var ise öldür! (...)- Vah! Vah! Gülmeden, eğlenmeden başka bir şey düşünmeyen Mahpeyker şimdi intikam heveslerine düştü. Bu melek gibi vücuda o kadar korkunç hayaller yakışır mı? Amma niçin yakışmasın? Azrail de melek... ”
Romanda konuşma diline yakın bir söyleyişin kullanılması ile Tanzimat sanatçılarının sanat anlayı­şı arasında nasıl bir bağ kurulabilir? Düşüncelerinizi açıklayınız.
Tanzimat sanatçıları, özellikle birinci kuşaktakiler, edebi eserlerde halkın konuşma diline yer vermek gerektiğini savunmuşlar fakat bu düşüncelerini tat­bik etmemişlerdir. Namık Kemal’in bu parçada hal­kın konuşma diline yakın bir üslup kullanması da bundandır.

  1. 17. “İntibah” romanında yerli ve mahallî unsurların olup olmadığını tartışınız. Ulaştığınız sonucu def­terinize yazınız. Romanın yerli ve mahallî unsurlar taşıdığı sonucuna ulaştıysanız halktan kahramanlara ve ağız ifadelerine eserden örnekler veriniz.
“Periler gibi güzel, üzüntüsünden deli olacaktı...” gibi ifadeler halkın kullandığı tabirlerdir. Romandan alınan bu bölümlerde halktan kişilerin konuşmaları­na yer verilmemiştir.
  1. 18. Namık Kemal, bu eseri niçin yazmış olabilir?
Namık Kemal, toplumsal yaşamda batılılaşma ile başlayan bozulmaları, aile kurumunun yıkılışını ve kadınlardaki ahlaki çöküşü anlatmak için bu eseri yazmıştır.
“Felâtun Bey ile Rakım Efendi” ve “İntibah” adlı romanların tema bakımından benzer yönleri nelerdir?
“Felâtun Bey ile Râkım Efendi" ve “İntibah” adlı romanlar toplumsal çözülmeyi ve in­sanlardaki olumsuz değişimi ele almıştır. Felâtun’un sevgilisi Polini ile Ali Bey’in sevgi­lisi Mahpeyker’in karakter özellikleri hemen hemen aynıdır. İkisi de para ve şehvet düşkünüdür. Bu karakterler, romandaki temanın daha güçlü biçimde or­taya çıkmasını sağlıyor.

“Tahir ile Zühre” adlı halk hikâyesiyle “İntibah” adlı romanı olay örgüsü, kişiler, tema, zaman, mekân, dil ve anlatım yönlerinden karşılaştırınız. Benzer ve farklı yönleri defterinize yazınız.
Ölçütler
İntibah
Tahir ile Zühre
Benzerlikler
Farklılıklar
Olay
Örgüsü
Olay örgüsü doku­zuncu etkinlikte gös­terilmiştir.
önceki etkinlik­lerde verilmiştir.
Olayların sonunda kahramanlar ölür.
İntibah sosyal gerçekliğe uygundur. Halk hikâyesi ise abartılıdır.
Kişiler
Ali Bey, Fatma Ha­nım, Atıf Bey, Mah- peyker, Dilâşub, Ab­dullah Bey
Tahir, Zühre, pa­dişah, vezir...
Mahpeyker ile Abdul­lah Bey’in kötü davra­nışları Karadiken ile benzerlik gösterir.
Intibah'taki kişiler bir döne­min insan tipini temsil eder­ler. Hikâye’deki kişiler ise hayalidir.
Tema
Yanlış insana duyu­lan aşk
Aşk ve ayrılık
Aşk duygusu benzer­lik gösterir.
Romandaki aşk sahte, hikâyedeki aşk samimidir.
Zaman
Tanzimat dönemi
Tahminen 16- 17. asırlar
“bir gün, bir yıl, ertesi gün” gibi ifadeler
Romanda zaman bellidir, halk hikâyesinde belirsizdir.
Mekân
İstanbul, Çamlıca, eğlence yerleri, kır­lar, gezinti yerleri
Saray, Mardin Kalesi...
Romandaki gezin­ti yerleri ile halk hikâyesindeki bahçe­ler, bağlar.
Romandaki mekânlar dö­nemin mimarisini yansıtır. Halk hikâyesindekiler hayal ürünüdür.
Dil ve Anlatım
Roman tekniğine uygun bir anlatımla yazılmıştır.
Halkın konuşma diliyle yazılmış­tır.
Anlatmaya bağlı bir metin olmaları ve düzyazı ile yazılmış olmaları
Açık, sade ve akıcı bir anla­tım; düzyazı ile birlikte man­zum kısımlar

  1. 19. İntibah romanından hareketle Namık Kemal’in fikrî ve edebî yönü ile ilgili çıkarımlarınızı ifade ediniz.
Namık Kemal, Çamlıca betimlemelerini ve karakter­lerin ruh tahlillerini yaparken kendi hislerini de be­lirtmiştir. Beğendiği ya da beğenmediği yönleri ifade etmiştir. Bu yaklaşımı, onun romantizmden etkilen­diğini gösterir.
Namık Kemal için aşk çok değerli bir duygudur ve kişi aşık olmadan karşısındaki insanı çok iyi tanı­malıdır. Aksi halde kapanması zor yaralar alır. Aşk duygusunun değerini düşüren en büyük etken top­lumsal çözülme ve insanlardaki ahlak problemidir. Namık Kemal, toplumdaki bu sorunun önemini orta­ya koymak ister.

Read more

12. Sınıf Edebiyat Sorular ve Cevapları Sayfa 40 - Ben Ne Biçim Adamım


Sayfa 40  fıkra
1.       "Ben Ne Biçim Adamım" adlı metnin teması: İnsanın kendini tanımaması
1.Etkinlik
a)giriş: Kendini anlamaya çalışanın olup olmadığı sorulmuş
  Gelişme:  geçmişte kendini tanım adına yapılmış uygulamalar ve insanın dış dünyayı anlamak için yaptığı çalışmalar, kendini tanımamanın doğurduğu sonuçlar  anlatılmış.
Son uç : İnsanın kendini bilmesiyle birçok sorunun cevabını bulacağı anlatılmış.
b) Her birim metnin temasını ortay koyan  bir özellik taşımaktadır.
2. Sokrates, eski Greklerin Delf Mabedinde yazılı olan  “Ey insan kendini bil” sözünü çok tekrar edermiş.
Saint Augustin: insanlar dağarlın zirvelerini, denizlerin dalgalarını, büyük nehirleri ve engin okyanusları temaşa etmek için seyahat ederler fakat en büyük mucize olan kendi kendilerini görmeden gelip geçerler.
Gustave Flabert : Kimse kimseyi anlamıyor.
Bu görüşler insanın kendini tanımada yeterli adımı atmadığını dile getiriyor. Bu düşünceler günümüzde de güncelliğini korumaktadır.
3.Hasta, muayene,dost medihleri, düşman hükümleri, temaşa etmek, ıcığını cıcığını çıkarmak, insan muamması…..bu kelime türleri ve kavramlar metnin türü ve temasıyla ilgilidir. Fıkrada günlük dilin sadeliğini görürüz.
4.  bu sayılan anlatım biçimleri metinde kullanılmıştır. Hem öğretici hem duygusal hem de mizahi anlatım unsurları görülmektedir.

5.
 Peyami  Safa’nın Edebi Kişiliği
Yazın yaşamına 20. Asır'daki öyküleriyle başlayan Peyami Safa, tam 43 yıl, hemen hiç ara vermeden Türkiye'de yayımlanan hemen tüm gazete ve dergilerde çeşitli zamanlarda fıkra, makale ve romanlarını yayımlamış, son derece verimli bir yazar olmuştur. Kendi kendini yetiştirmiş bir kişi olan Peyami Safa, çağın düşünce akımlarıyla ilgilenmiş, siyasal sorunlar karşısında tavır almış, bu yüzden Türk basınında derin izler bırakan polemiklere girişmiştir. Bunlar arasında en ünlüleri Nâzım Hikmet, Nurullah Ataç, Sabiha ve Zekeriya Sertel ve Aziz Nesin'le yaptığı kalem kavgalarıdır.
İlk uzun öyküsü Gençliğimizi 1922 yılında Peyami Safa, para kazanmak amacıyla yazdığı kimi yapıtlarında, ilk defa ağabeyi İlhami Safa'nın takma ad olarak kullandığı annesinin Server Bedi adını benimsemiş, bu takma adla 80'e yakın ün vermiştir. Bunlar arasında en sevilenler Cingöz Recai macera romanları ile Cumbadan Rumba'ya adlı romanı olmuştur.
Peyami Safa, Türk kültür yaşamında yayımlandığı yıllarda hayli etkili olmuş Hafta, Kültür Haftası (1936 - 21 sayı) ve Türk Düşüncesi (1953 - 1960, 63 sayı) dergilerini çıkarmıştır.
6. Yazar, eserlerinde psikolojik tahlillere  yer verir.  İnsanın iç dünyasını yansıtmada  başarılı bir yazardır. Bu metin de insan psikolojisi ile ilgili bir metindir.
 
2.       ETKİNLİK.
A.
 
ANA DÜŞÜNCE
DİL VE KÜLTÜR
DİL VE KÜLTÜRÜN TOPLUM AÇISINDAN ÖNEMİ
ÜSKÜP’TE TÜRK EVLERİ
ÜSKÜP’TE TÜRK KÜLTÜRÜNÜ YANSITAN ESERLERİN ÖNEMİ
BİR HATIRA
ATATÜRK’ÜN  TÜRK TARİHİNİN ARAŞTIRILMASINA VERDİĞİ ÖNEM
BEN NE BİÇİM ADAMIM?
İNSANIN KENDİNİ TANIMADIĞI
 
B.Bu temalar günümüz metinlerinde de ele alınıp işlenen kon ular arasındadır.
c. metinlerdeki düşünceler başka iletişim araçlarıyla da ifade edilebilir.
 
Cumhuriyet Döneminin sosyal, siyasi, kültürel ve
Tarihi Unsurlarıyla ilişkisi
Dil ve Kültür
Cumhuriyet döneminde Türk kültürünün araştırılması için ciddi çalışmalar yapılmıştır.
Üsküp’te Türk Evleri
 Tarih ve kültür alanındaki çalışmaları yansıtıyor
Bir hatıra
Atatürk2ün Türk  tarihine verdiği önemi yansıtıyor.
Ben Ne Biçim insanım?
Sosyoloji ve psikoloji alanındaki çalışmaları destekliyor.
 
7. metinlerin her biri farklı bir türün özelliklerini gösteriyor. Dolayısıyla metnin türü ile  metnin anlatımı arsında direk bir ilişki vardır.
                                   Anlatım Özellikleri( Açıklık, duruluk, akıcılık ve tutarlılık)
 
Dil ve Kültür
Açık, yabancı kelime ve kavramlar az, akıcı bir anlatım kullanılmış, düşünceler tutarlı bir şekilde ortaya konmuştur.
 
Üsküp’te Türk Evleri
Açık, yabancı kelime ve kavramlar az, akıcı bir anlatım kullanılmış, düşünceler tutarlı bir şekilde ortaya konmuştur.
 
Bir Hatıra
Açık, yabancı kelime ve kavramlar az, akıcı bir anlatım kullanılmış, düşünceler tutarlı bir şekilde ortaya konmuştur.
 
Ben ne Biçin Adamım?
Açık, yabancı kelime ve kavramlar az, akıcı bir anlatım kullanılmış, düşünceler tutarlı bir şekilde ortaya konmuştur.
 
                                                    Metnin bağlı olduğu gelenek
Bir Gece Yarısı
Cumhuriyet dönemi deneme geleneği
Dil ve kültür
Cumhuriyet dönemi makale geleneği
Üsküp’te Türk Evleri
Cumhuriyet dönemi gezi yazısı geleneği
Bir Hatıra
Cumhuriyet dönemi hatıra geleneği
Ben Ne Biçim Adamım?
Cumhuriyet dönemi fıkra  geleneği
 
 
Deneme
Ø  İnsanı ilgilendiren her şey denemenin konusu olabilir.Konu sınırlaması yoktur.
Ø  Denemeci bilgiçce bir tutum takınmaz,okuyucu ile sıcak bir iletişime geçer.
Ø  Deneme yazarı ,yazısını konuşma havası içinde yazar.
Ø  Deneme makalede olduğu gibi öne sürülen bir görüşü ,bir düşünceyi kesin ve değişmez bir sonuca bağlamaz.
Ø  Deneme yazarı konusunu işlerken bir düşünceden diğerine geçer
Makale
• Düşünsel plânla yazılır.
• Yazar anlattıklarının doğruluğuna güvenmeli, anlattıklarını bir mantık çerçevesine oturtabilmelidir. Her anlattığı, önceki anlattıklarıyla çelişmemelidir.
• İşlenen konu kendinden önceki söylenmişlerden, yazılmışlardan ayrı olmalıdır.
• Okuyucuya konunun önemini kavratabilmek için örnekleme, karşılaştırma, tanık gösterme gibi nesnel verilerden yararlanmalıdır.
Gezi Yazısı
Ø  İnsanı ilgilendiren her şey denemenin konusu olabilir.Konu sınırlaması yoktur.
Ø  Denemeci bilgiçce bir tutum takınmaz,okuyucu ile sıcak bir iletişime geçer.
Ø  Deneme yazarı ,yazısını konuşma havası içinde yazar.
Ø  Deneme makalede olduğu gibi öne sürülen bir görüşü ,bir düşünceyi kesin ve değişmez bir sonuca bağlamaz.
Ø  Deneme yazarı konusunu işlerken bir düşünceden diğerine geçer.
Hatıra
1 - Yaşanmakta olanı değil, yaşanmış bir konuyu anlatır.
2 - İnsan belleğinde iz bırakan olay ve olguları anlatır
3 - Tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkı yaptığı için tarihçilere ışık tutar.
4 - Tanınmış, bilim, sanat ve politika adamlarının yaşamlarını çalışma ve
araştırmalarını anlatır.
5 - Yazarın unutulmasını istemediği gerçekleri kalıcı kılar.
6 - Geçmiş birinci kişinin ağzından kişisel yargılar ve yorumlarla verilir.
Fıkra
Düşünce yazılarıdır. Giriş, gelişme ve sonuç şeklinde bölümleri vardır.
Toplumu yakından ilgilendiren günlük olaylar işlenir.Konu kısa, yüzeysel; ama ustaca bir üslupla işlenir.Konu hakkında bilgi vermek değil, okuru düşündürmek esastır.Yazar kişisel görüşlerini ileri sürdüğü için ispatlama gereği duymaz.Serbest bir üslubu vardır, okuyucuyla içten bir bağ kurularak rahat bir anlatım yolu izlenir.Etkileyici bir anlatım kullanılır.Kolay anlaşılan ve okunan gazete yazılarıdır.Örneklemeden olabildiğince yararlanılır.


Read more

12.Sınıf Edebiyat Etkinlikleri Sorular ve Cevaplar Sayfa 46-47


sayfa 46. ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
A 1. Öğretici metinlerde günlük konuşma dilindeki Türkçe sözcükler, halk söyleyişlerindeki tamlamalar kullanılır; Arapça ve Farsça sözcüklere fazla yer verilmez.
2. Bu dönem yazarları, öğretici metinlerde terim ve kavramları, gündelik hayata ait sözcük ve sözcük gruplarını kullanarak edebi bakımdan güçlü bir anlatıma ulaşmayı amaçlarlar.

Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı öğretici metinlerinde yazı dilinin konuşma diline yaklaştırılması, açık ve sade bir dilin kullanılması daha fazla okura ulaşılması amaçlanmıştır.
 
B. boşluk doldurma
.1..... gezi yazısı....
  2. ......makale..... 
 C.1. E,
     2.A,

Sayfa 47
                                             ÖLÇME    VE  DEĞERLENDİRME
1. Öğretici metinlerde günlük konuşma dilindeki Türkçe sözcükler, halk söyleyişlerindeki tamlamalar kullanılır; Arapça ve Farsça sözcüklere fazla yer verilmez.
Bu dönem yazarları, öğretici metinlerde terim ve kavramları, gündelik hayata ait sözcük ve sözcük gruplarını kullanarak edebi bakımdan güçlü bir anlatıma ulaşmayı amaçlarlar.
Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı öğretici metinlerinde yazı dilinin konuşma diline yaklaştırılması, açık ve sade bir dilin kullanılması daha fazla okura ulaşılmasını sağlamıştır.
2.AÇIKLIK: Bir cümlenin ya da metnin kolayca anlaşılabilir olmasına açıklık denir. Açık metin, anlatıcının anlatmak istediğini eksiksiz ileten metindir. Açık olamayan bir anlatım, anlatıcının anlatmak istediklerinin ya hiç anlaşılmamasına ya da eksik ve yanlış anlaşılmasına neden olur. Bir cümleden, birbirinden farklı iki anlam çıkıyorsa ya da o cümle hiç anlaşılamıyorsa bunun nedeni, anlatıcının, açıklık ilkesine uymamasıdır.
DURULUK: Duruluk anlatımda gereksiz sözcük, söz grubu ve eklere yer verilmemesidir. Sözlü ve yazılı bir anlatımda cümleden herhangi bir sözcük çıkarıldığında cümlenin anlamında daralma olmuyorsa  o sözcük gereksiz kullanılmış demektir. Duru cümle, anlatılmak istenenleri en az sözcükle anlatan cümledir.
Tutarlılık: Tutarlılık, duygu ve düşüncelerin aralarında herhangi bir çelişkiye yer vermeyecek şekilde, birbiriyle uyumlu bir şekilde verilmesidir. Bu açıdan iyi bir metinde cümleler birbirini destekler, daha anlaşılır hâle getirir. Tutarlılık, yazarla okur arasındaki iletişimde temel öğelerdendir. Çünkü metnin okur tarafından kabul edilmesi, düşüncelerin tutarlılığıyla doğru orantılıdır.
3…
B.
 1. TEMA
2. FIKRA
3.D,D,Y
Ç
1..C HİKAYE
2. A SADE BİR DİL KULLANILMIŞTIR
3. E TEVFİK FİKRET
4. C. DENEME
5. C ELEŞTİRİ
6. D
Read more

10. Sınıf Edebiyat Sayfa 145-150 Terkibibent Nedir?


TERKİBİBENT
1. Okuduğunuz şiiri ahenk unsurları yönünden inceleyerek tespitlerinizi aşağıya yazınız.
1. Ses akışı (aliterasyon, asonans):Ses akışı sağlayan sözcükler vardır. S, t ve y gibi sesler aliterasyon olarak kullanılırken a ve e sesi de asonans olarak kullanılmıştır.
Söyleyiş özelliği : Ahenkli bir söyleyişe sahiptir. Özellikle kafiye ve iç seslerdeki sözcükler bu şiire söyleyiş güzelliği katmıştır.
Ritim (açık ve kapalı hecelerin söylenişi): Aruz ölçüsü ile yazıldığı seslerin açık kapalı oluşu önemlidir.” şîre-i engûr, âlûde, maîl-i bûs-ı leb-i câm, bezm-i cihanın “ gibi sözcüklerde açık ve kapalı heceler bulunmaktadır. Bu şekliyle de aruzun tutması ve uygulanması için önemlidir.
Ses benzerlikleri (kafiye): Kafiyeli yazılmıştır. Kafiye düzeni aa, ba, ca, da, ea, fa… şeklinde oluşmuştur.

Konuşmadaki vurgu ve tonlamayla dizelerdeki ses ve söyleyiş arasında nasıl bir ilişki kurulabileceğini açıklayınız.
Konuşmadaki vurgu ve tonlamayla dizelerdeki ses ve söyleyiş arasında farklılık olacaktır. Şiir okurken ve yazarken mutlaka ritim, ahengin oluşması için ses ve söyleyiş özelliklerine dikkat ederiz ama konuşurken buna dikkat etmeyiz.

2. Okuduğunuz şiirde ses ve anlam yönünden kendi içinde bütünlük oluşturan birimleri belirleyiniz. Bu birimlerin özelliklerini ve bunlara ne ad verildiğini söyleyiniz. Ayrıca her bir birimin diğer birimlerle ses ve anlam yönünden ilişkisini açıklayınız.
2. Beyitlerden oluşmuştur.

3. a. Terkibibent hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.
a. TERKİB-İ BENT
Terkib-i bend bentlerle kurulan uzun bir nazım biçimidir. Yaşamdan, talihten şikâyet; felsefî düşünceler, dinî, tasavvufî konular ve toplumsal yergilerin işlendiği şiirlerdir. En az beş en fazla on bentten oluşur. Her bent de beş ila 10 beyitten oluşur. Bentlerin kafiye düzeni gazele benzer. Her bendin (terkib-hane, kıta) sonunda vasıta beyti denen bir beyit vardır. Her bendin sonunda farklı vasıta beyitleri kullanılır. Bunlar bentlerden ayrı olarak kendi aralarında uyaklanır. Bentlerin kafiyelenişi gazeldeki gibidir. aa xa xa xa xa xa bb cc xc xc xc xc xc dd … (aa aa aa aa aa aa bb cc cc cc cc cc cc dd) Edebiyatımızda Bağdatlı Ruhî ve Ziya Paşa bu türün iki önemli şairidir. İkisi de toplumsal konularda terkib-i bent yazmıştır.

b. Okuduğunuz şiiri yapı özellikleri yönünden incelemek için aşağıdaki soruları cevaplayınız (Bu inceleme için 9. sınıf II. ünite “Şiir İnceleme, Şiirde Yapı” bölümünde öğrendiğiniz bilgilerinizden yararlanınız.).
b.
Nazım birimi ve sayısı : Bendlerden oluşur ama her bende kendi içinde beyitlerden oluşur. Nazım birimi bend olup 2 benddir.
Vasıta beyit (bendiye):
Biz mest-i mey-i meygede-i âlem-i canız
Ser-halka-i cem’iyyet-i peymâne-keşânız

Uyak düzeni: Her bende: aa, ba, ca, da, ea, fa, ga, ha şeklinde oluşmuş.

c. Okuduğunuz şiirin, hakkında önceden bilgi edindiğiniz terkibibendin özellikleriyle benzerlik gösterip göstermediğini söyleyiniz.
c. Terkibibend ile birebir özellik göstermektedir.

ç. Okuduğunuz terkibibendin ve her bendin temasını aşağıdaki şema üzerinde yazınız. Bendlerin temasıyla terkibibendin teması arasındaki ilişkiyi açıklayınız. Şiirin teması, birimlerin ortak paydası mıdır? Düşüncelerinizi belirtiniz.
ç.
1. beytin teması :
Bütün beyitler ve terkibi bendin tamamında bir şekilde dünya hayatının geçiciliği ve ona meyledilmemesi gerektiği vurgulanmıştır.
2. beytin teması :
3. beytin teması :
4. beytin teması :
5. beytin teması :
6. beytin teması :
7. beytin teması :
Vasıta beytin teması:
II. bent
1. beytin teması :
2. beytin teması :
3. beytin teması :
4. beytin teması :
5. beytin teması :
6. beytin teması :
7. beytin teması :
Vasıta beytin teması :
Terkibibendin teması

4. XVI. yüzyılın ünlü şairlerinden Bağdatlı Ruhî, 17 bendlik bu terkibibendinde işlediği temayla zamanında büyük bir ün kazanmıştır. XVI. yüzyıl da Osmanlı Devleti’nin yapısıyla aynı yüzyılın şairi Rûhî’nin terkibibendindeki tema ve söyleyiş özelliği (yergici, kendine güvenen) arasında nasıl bir bağlantı olduğunu açıklayınız.
4. 16 .yüzyıl Osmanlı Yükselme dönemi içinde olduğu ama artık halkın kendine olan güveninden dolayı devleti yavaş yavaş duraklama içerisinde girdiği bir dönemdir. Yani nasıl bizden büyük devlet yok dediği bir dönemdir. Bu durum birçok devlet büyüğünde de görülmektedir. Bir özgüven vardır ve belli bir zaman sonra bu olumsuz sonuçlar vermeye başlayacaktır. Bu dönemde Bağdatlı Ruhi gibi sanatçılar da çıkacak gücün, malın, servetin dünya hayatında olmadığını asıl gidilmesi gereken ve sevilmesi gerekenin Allah ve ahiret olduğunu vurgulayacaktır. Bu dönemde Bağdatlı Ruhi gibi sanatçılar çok vardır.

5. Sınıfta iki gruba ayrılınız. Grup sözcülerinizi seçiniz. Grup olarak terkibibendin bir bendini seçiniz. Bentlerde dile getirilen duyguları ve bunların hangi kelimelerle yansıtıldığını bulunuz. Bulduğunuz kelimeleri, grup sözcüleriniz aracılığıyla tahtada sıralayınız. Daha sonra bentlerde aktarılan duyguların farklı kelimelerle nasıl yansıtıldığını tartışınız. Sonucu aşağıya kısaca yazınız.
5. Cevabı size kalmış…

6. Birinci bendin ilk beytinde geçen “mest” kelimesi, içki sarhoşluğu değil, “Allah’ın huzurunda, onun güzellik ve ihtişamıyla kendinden geçmek” anlamında kullanılmıştır.
• “Harabat” kelimesi, “harabe” kelimesinin çoğuludur ve divan şiirinde şairler “meyhane” anlamında kullanmışlardır. Terkibibentte ise tasavvufi anlamda tekke, ilahî aşk şarabının içilip kendinden geçildiği, gerçeğe ulaşılan yer anlamında kullanılmıştır.

• “Engûr” kelimesinin anlamı üzümdür ancak şiirde “şarap” kastedilmektedir.
• Yukarıdaki açıklamalardan yola çıkarak bu kelimelerle yapılan sanatların adını ve şiirde nasıl kullanıldıklarını aşağıya yazınız.
Mest: İstiare
Harabat: İstiare
Engûr: İstiare
Bu incelemenizden sonra terkibibentteki kendi anlamında kullanılmayan diğer kelimeleri de bulup açıklayınız.

7. a. “Bezm-i elest” imgesi hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.
a. Bezm-i elest: Ruhların aleminde bütün ruhların toplanıp Allah’ın ben sizin rabbiniz değil miyim sorusuna “Bela(evet)” dedikleri yer.

b. İlk beyitte geçen “Elest” kelimesiyle şair, neyi kastetmektedir? Şairin, “Bezm-i Elest” imgesini hatırlattığı bu beyitte hangi sanat vardır? Açıklayınız.
b. Telmih sanatı vardır. Burada daha önce dinsel bir olayı hatırlattığı için telmih sanatı vardır.

c. Üçüncü beyitte şair, “şarap küpü” anlamındaki kelimeyi, tasavvuf terimi olarak “âşığın kalbi” yerine kullanmıştır. Kelimenin geçtiği beyti okuduğunuzda gözünüzün önünde nelerin canlandığını açıklayarak buradaki söz sanatını söyleyiniz. Şiirdeki diğer imgeleri de siz bulunuz.
c. İstiare vardır.
Kadeh, etek, zahid, cam-ı mey, dilşad, Ferhat gibi imgeler vardır.

ç. Şiirdeki birimlerde kullanılan ortak imgeleri sıralayınız.
ç. Kadeh, etek, zahid, cam-ı mey, dilşad, Ferhat gibi imgeler vardır.

d. Terkibibentteki imge ve söz sanatlarının nasıl bir işlevi olduğunu açıklayınız.
d. İmgeler insana doğrudan ve sıradan anlatım farklılaştırıp anlatımı daha gizemli hale getirerek okuyucu anlatımın daha etkili kılmasına vesile olur. Mesela sevgili için uzun boylu kelimesini herkes kullanır ve böyle kullanılırsa da çok sıradan olur ama onu sallanan bir ağaca benzetmek anlatımı daha etkili kılar ki bunu da herkes yapamaz o dönem içinde.

8. İkinci bendin son beytinde Necef incisi olarak kastedilen, Hz. Ali’dir. Onun türbesi de Bağdat yakınlarındaki Necef’tedir. Şairin, bu kelimelerle hangi söz sanatını yaptığını açıklayınız. Belirttiğiniz söz sanatının şiirdeki işlevini söyleyiniz.
8. Yine istiare yapılmıştır. Çünkü inci diye benzetilen benzetmenin dört unsurundan sadece biri kullanılırsa istiaredir. Aynı zamanda tarihi karakteri hatırlattığı için telmih sanatı yapılmıştır. Estetik zevk katmıştır.

Terkibibentte söz edilen diğer efsanevi kişileri de siz belirleyiniz. Bunların şiire katkısını açıklayınız.
Ferhat diyerek Ferhat ile Şirin hikayesine gönderme vardır.

9. a. “Şîre-i engûr, mest, harabat, pay-ı hum, şikest, peymâne, irşâd” Arapça ve Farsça kelimelerinin şiirde kullanılma nedenlerini tartışınız. Sonuçlarını sıralayınız.
a. Birincisi şairlerimiz aruzla yazıkları için aruzda önemli olan seslerin açık ve kapalı olmasıdır. Türkçedeki seslerde açık ve kapalı ünlü durumları yoktur. Yani â, û, î gibi sesler yoktur. Bu aruz ölçüsünü ve ses değerini tutturmak için önemlidir. İkincisi ise bizim divan şairlerimiz Arap ve İran edebiyatından etkilenirken o şiirin estetik yapısı ve imge dünyasını değiştirmeden almışlardır.

b. Şiirdeki imgeler, söz sanatları ve nazım şeklinin özelliklerinden hareketle terkibibendin ait olduğu kültürle (gelenekle) ve toplumla ilişkisini açıklayınız.
b. Divan şiir geleneğine uygun yazılmıştır. Toplumun yapısı da dile getirilmiştir.

c. Yukarıdaki incelemelerinize göre terkibibendin hangi gelenekte yazıldığını ve hangi okuyucu kitlesine hitap ettiğini söyleyiniz.
c. Divan şiirinin hedef kitlesi yüksek zümre diye bilinen okumuş ve medrese eğitimi görmüş kimselerdir.

10. Terkibibendin temasının evrensel olup olmadığını söyleyiniz. Ruhî, bu temayı işlerken yüce ve yüksek olan soyut kavramlardan (imgelerden) nasıl yararlanmıştır? Açıklayınız.
10. Bu tema evrenseldir ve her devirde yazılabilir.

11. Bağdatlı Ruhî, terkibibendin temasını ve şiirdeki imgeleri hangi dinî kelimeleri ve divan şiirinin kendine özgü zevk ve anlayışını kullanarak geliştirmiştir? Düşüncelerinizi bir paragraf şeklinde yazarak sınıfta arkadaşlarınızla paylaşınız.
11. İslam kültürünün etkisiyle bunları dile getirmiştir. Hz. Ali , dünyanın faniliği, zahid (sofu), mecazi anlamda meyhane, mey, harabat gibi kelimelerle dile getirmiştir.

12. Bağdatlı Ruhî, terkibibendin temasında, yaşadığı dönemin sosyal ortamıyla ilgili gözlemlerini, izlenimlerini ve kişisel duyarlılığını yansıtmış olabilir mi? Açıklayınız.
12. Yazar kendi gözlemlerini şiire yansıtmıştır.

13. Terkibibentteki yan anlamıyla kullanılan kelimeleri bulunuz. Şiirin yan anlam bakımından zengin olup olmadığını söyleyiniz.
13.

14. Terkibibentteki duygu ve düşüncenin günümüz şiirlerinde ve şarkılarında da ele alınıp alınmadığını örnekler vererek açıklayınız.
14.

15. Terkibibendi okuduğunuzda neler hissettiniz? Şiiri ilk okuduğunuzda hissettiklerinizle birkaç kez okuduktan sonraki hisleriniz arasında değişiklik var mı? Acaba sizin hissettiklerinizle şairin bu şiiri yazarken hissettikleri arasında bir benzerlik olabilir mi? Açıklayınız.
15. Cevabı size kalmış…

16. Terkibibendi Destan Dönemi şiirlerinden daha önce okuduğunuz bir örnekle tema, nazım birimi, dil ve anlatım yönünden inceleyiniz. Sonuçları aşağıdaki tabloya yazınız.
ÖlçütlerTerkibibentDestan Dönemi ŞiiriBenzerliklerFarklılıklar
TemaDünyanın geçiciliğiAşk, şarap, yiğitlik Temaları farklı
Nazım BirimiBentDörtlükler/td> Nazım birimleri farklı
Dil ve AnlatımArapça ve Farsça kelimelerde dolu kalıplaşmış bir anlatıma sahipYabancı etkilerden uzak sade bir dile yazılmıştır. Dilleri bakımında farklı

17. a. Bağdatlı Ruhî hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.
b. Bağdatlı Ruhî ile ilgili edindiğiniz bilgiler ve okuduğunuz terkibibentten hareketle onun fikrî ve edebî yönü hakkındaki çıkarımlarınızı aşağıya yazınız.

a. ve b . maddeleri dikkate alınarak cevaplanmıştır.
BAĞDATLI RUHÎ
Ne zaman doğduğu konusunda kesin bir bilgi yoktur. Asıl adı Osman’dır. Ayaz Paşa’nın bendelerinden olan babası Bağdat’a gelerek gönüllü bölüğe girmiş, evlenmiş, Ruhi orada doğmuştur. Genç yaşında şiir yazmağa başladı. İyi bir öğrenim gördü. Tasavvuf üzerinde çalıştı. Farsçayı iyi öğrendi. Bağdat’a gelen birçok bilgin ve sanatçılarla görüştü. Fuzulî ile tanıştı, birçok yer gezdi. 1605 yılında Şam’da öldü. Gazellerinde kalender ruhunun, pervasız aşkının ve tasavvufî düşüncelerin derin izleri vardır. Terkib-i bentleriyle tanınmıştır. Şiirlerini Divan’da toplamıştır.

c. Terkibibent ile şair arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
c. Şairi ile şiiri arasında bir bağ vardır.

YORUMLAMA – GÜNCELLEME
1. Bu bölümde okuduğunuz metinler; dönemin siyasi, sosyal, kültürel yapısı; etkilenilen Arap ve Fars edebiyatını da dikkate alarak divan şiirini oluşturan zihniyet hakkında bilgi veriniz.
1. İslamiyet’in kabulünden sonra Türkler kitleler halinde müslüman olurken etkilendikleri toplum Arap ve Fars toplumlarıdır ki bu durum hem toplumsal hem kültürel hem de edebiyata yansımıştır. Zaman içerisinde dini hayatı değişen Türkler kültürel yapılarında da değişiklik görülmüş ve bu durum edebiyata yansımıştır. İşte divan şiirini oluşturan temel unsur bu etkilenmenin sonucunda oluşmuştur.

2. a. Bu bölümde okuduğunuz divan şiirlerini mısra örgüsü, kafiye düzeni ve temalarına göre
Nazım şekilleriMısra ÖrgüsüKafiye DüzeniTema
GazelBeyitaa, ba, ca, da..Aşk, kadın, şarap
KasideBeyitaa, ba, ca, da..Din ve devlet büyüklerine övgü
RubaiTek Dörtlükaaaa ya da aabaDünya hayatının geçiciliği
TuyuğTek Dörtlükaaaa ya da aabaDünya hayatının geçiciliği
MurabbaDörtlükaaaa, bbba, ccca…Sevgili, aşk
ŞarkıDörtlükaaaa, bbba, ccca…Sevgili, aşk
TerkibibentBentaa, ba, ca, da..Dünya hayatının geçiciliği

b. Okuduğunuz divan edebiyatı nazım şekillerini nazım birimlerine göre gruplandırınız.
b.
Nazım birimi beyit olanlarNazım birimi dörtlük olanlar
Gazel

Müstezat
Kaside
Mesnevi
Kıta
Rubai

Tuyuğ
Murabba
Şarkı


3. Bu bölümde okuduğunuz şiirlerden hangisini beğendiğinizi nedenleriyle belirtiniz.
3. Cevabı size kalmış…
4. Divan şiirlerinden en beğendiğiniz ve ezberlediğiniz beyit ya da dörtlükleri okuyunuz.
4. Cevabı size kalmış…
5. Kitabınızda okuduğunuz terkibibentteki gibi sosyal eleştiri yapılan eserleri nasıl değerlen­diriyorsunuz? Açıklayınız.
5. Cevabı size kalmış…
6. Divan şiiri bölümünde okuduğunuz şiirlerde ortak olarak kullanılan imgeleri sıralayınız. Bunun nedenini açıklayınız.
6. Gül bülbül, meyhane, cam, şarap, selvi, gamze(kirpik), saç, Ferhat, ejderha gibi kelimeler kullanılmıştır.


DEĞERLENDİRME
1. Divan edebiyatıyla ilgili aşağıda verilen bilgilerden doğru olanları işaretleyiniz.
XXXDivan şiiri yüce ve yüksek olana yöneliktir. Bu nedenle de daha çok soyut olanların sahasında kalmıştır.
XXXDivan şiiri, kendine özgü bir zevk ve anlayışın çevresinde örülüdür.
XXXDivan şiirindeki sesle (söyleyişle) imparatorluk yapısı arasında bir ilişki vardır.
2. I. Nazım birimi beyittir.
II. Beyit sayısı 33-99 arasındadır.
III. Devlet ya da din büyüklerini övmek için yazılır.
IV. Teşbib, girizgâh, tegazzül, methiye gibi bölümleri bulunur.
Özellikleri sıralanan nazım şekli aşağıdakilerden hangisidir?
A. Tuyuğ B. Murabba C. Kaside D. Mesnevi E. Rubai
CEVAP:C

3. Nedim ve Fuzûlî’yi karşılaştıran aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
A. Nedim, şiirinde günlük yaşamı yansıtmış, Fuzûlî ise bundan kaçınmıştır.
B. İkisi de kasideden çok gazelde başarılı olmuşlardır.
C. Fuzûlî tasavvuftan etkilenmiş, Nedim ise tasavvufla hiç ilgilenmemiştir.
D. İkisinde de dil, çağdaşlarına göre daha sadedir.
E. İkisinin de “Divanlarından başka “Mesnevi’leri vardır.
(1984 – ÖYS)
CEVAP:E

4. “Hayır, hayal ile yoktur benim alışverişim
İnan ki her ne demişsem görüp de söylemişim”
Bu iki dizede, şiirin bütünü ile ilgili özelliklerden hangisi kesin olarak saptanabilir?
A. Yazıldığı dönem
B. Konusu
C. Ölçüsü
D. Kafiye düzeni
E. Nazım biçimi
CEVAP:B

5. Aşağıdakilerden hangisi divan şiirinin belirleyici özelliklerinden biri değildir?
A. Aruz vezniyle yazılmış olması
B. Kaside, gazel, mesnevi ve rubai gibi belli nazım şekilleri içinde yazılması
C. Parça güzelliğine değil, bütün güzelliğine önem vermesi
D. Duygu ve düşünceleri kalıplaşmış birtakım söz sanatlarıyla anlatması
E. Yabancı sözcükler ve dil kurallarıyla fazlaca yüklü olması
(1983 – ÖYS)
CEVAP:C

6. Aşağıdaki kelimelerden birbiriyle ilgili olanları eşleştiriniz.
Gül-bülbülİmge
MurabbaDörtlük
NedimŞarkı
MatlaGazel

7. Divan şiirinde sizi nelerin etkilediğini açıklayınız.
Read more