10.sınıf Türk Edebiyatı Cevapları Sayfa 76-82

76-82 e Kadar Kitabın Cevapları

SAYFA 76
1) Ahmet Yesevi İslamiyet'in esaslarını , şeriatın ahkamını ve akidesini (hüküm ve kurallarını)
İslami yeni kabul etmiş veya henüz kabul etmemiş Türklere öğretmek, tasavvufun inceliklerini ve
tarikatın adap ve erkanını telkin etmek için eserini kaleme almıştır.
2) Ahmet Yesevi mutasavvıf olduğu , amacı dini bilgiler yanında müritlerine tasavvufun erkan ve
adabını (gereklerini ve kurallarını) öğretmek için Divan-ı Hikmet'i yazmıştır.Verilen metinde de
bu zihniyet unsurlarını görmekteyiz.
SAYFA 79:
1.ETKİNLİK:
Divanü Lügati't Türk 1072 yılında (11.yüzyılda ) Kaşgarlı Mahmut tarafından Araplara Türkçeyi
öğretmek amacıyla yazılan eşsiz bir kültür hazinesidir.Eserde zaman zaman dil bilgisi kuralları da
anlatılmaktadır.Bu yönüyle Türkçenin ilk dilbilgisi kitabıdır.Kaşgarlı Mahmut da ilk Türk dil
bilginidir.Divanü Lügati't Türkçenin ilk sözlüğüdür.Eserde 7500 kelime vardır, bunların
anlamlarının daha iyi anlaşılması için deyimlerden , atasözlerinden ve şiirlerden örnekler
verilmiştir.Kaşgarlı Mahmut Türk illerini adım adım gezerek sagu, koşuk, sav gibi sözlü edebiyat
ürünlerini derleyerek yazıya geçirmiştir.İslami dönemin ilk ürünlerinden belki de en önemlisi
olan Divanü Lügati't Türk İslamiyet öncesi Türk kültür ve medeniyet ve edebiyatının bir belgesi
niteliğindedir.
13.
buga: tıp
eşük: halk bilimi
etil: coğrafya
kagut: halk bilimi
karakuş: astronomi
kimi: dil bilgisi
koşug: edebiyat
ne: dil bilgisi
tag: coğrafya
tonga: dil bilgisi
yüksek : dil bilgisi
Eserde farklı bilim dallarıyla ilgili kelime örneklerinin yer alması eserin ansiklopedik bir sözlük
olduğunu gösteririr.
14. Öğretici nitelikler taşıyan bu eserlerin nazımla yazılmasının sebebi halk tarafından daha iyi
anlaşılmasını sağlamak ve nazmın nesire göre ölçülü uyaklı olması sebebiyle akılda daha kalıcı
olmasındandır.
15.
İslam inançlarıyla, Müslüman Araplar ve İranlıların oluşturduğu ortak kültür ve edebiyatın
etkisindedir.
Mesnevi nazım biçiminin kullanılmaya başlanmıştır
İslam inanncı ile ilgili unsurlar metinlere yansımıştır.( Tanrı'nın birliğine dil ile şehadet,
peygamber, ayet,hadis vb…)
Beyit nazım birimi kullanılmaya başlanmıştır.
Arapça ve Farsça kelime ve kelime grupları edebi ürünlere girmiştir.
Aruz ölçüsü kullanılmaya başlamıştır.
Tam ve zengin uyak ön plandadır.
Hakaniye lehçesinin dil özellikleri görülür.
2.etkinlik:
KUTADGU BİLİG:
11. yüzyılda Yusuf Has Hacip tarafından yazılan Kutadgu Bilig didaktik bir eserdir.Konusu, toplum
hayatındaki bozuklukları düzelterek insanı mutlu edecek yolları bulmak; bu yolları devrin
hükümdarlarına öğütler halinde göstermektir.Yapıtta ahlak, dinin önemi devlet idaresi gibi
konulara da değinilmiştir.Yapıtta dört sembolik kişilik yer almaktadır.Kutadgu Bilig İslami Türk
edebiyatının ilk örneği olmasının yanında siyaset-name türünün Türk edebiyatındaki ilk ve en
önemli örneği olması dolayısıyla eşsiz bir kültür hazinesidir.Ayrıca Türk edebiyatında aruzla
yazılan ilk mesnevi türündeki yapıttır.
16.
Kutadgu Bilig'de "iki cihan" "Tanrı"
Atabetü'l Hakayık'ta : " dua, resul"
Divan-ı Hikmet'te : "bismillah,rûz-ı mahşer (mahşer günü) ,Resûl, Mirac, ümmet, ayet, hadis" gibi
sözcükler İslam dini ve medeniyetiyle ilgilidir.Türkler İslam Dinini kabul etmelerinden Türk
edebiyatı İslam inançlarıyla, Müslüman Araplar ve İranlıların oluşturduğu ortak kültür ve
edebiyatın etkisi altına girmeye başlamıştır.
17.
İslam dini ve medeniyetinin şekillendirdiği Türk kültürü
Arapça ve Farsça sözcüklerin de kullanıldığı Türkçe, uzun heceli sözcükler (İslamiyet öncesinde
Öz Türkçe)
Arap alfabesi
Mesnevi nazım biçiminin ve beyit nazım biriminin kullanılması
İslami Dini ile ilgili öğretilerin yer alması
Kutadgu Bilig'de "elig, bilig, tidim, küni, sözüg, közüg, aydı, kılguka, yazguka"
Atabetü'l Hakayık'ta "körgen, eşitgen, şahımga,kitabnı, tidi,

Divan-ı Hikmet'te aydım, sözni, bolgıl, muna, bolup"
Divanü Lügati't Türk'te teğre, ilbay, yalavac, irdemen, yarlığaması"
18.
Kutadgu Bilig:
içerik:Kitap, baştan sona bu 4 sembolik şahsiyetin karşılıklı konuşmalarında oluşur.toplum
hayatındaki bozuklukları düzelterek insanı mutlu edecek yolları bulmak; bu yolları devrin
hükümdarlarına öğütler halinde göstermek, ahlak ve dinin önemi devlet idaresi, bilgi ve aklın
faydaları… gibi konular işlenmiştir.Türü siyaset-namedir.
Atabet'ül Hakayık: "Cömertlik,bilginin yararı,alçak gönüllülük , ilim, doğruluk, ahlak , din gibi
konular işlenmiştir.Türü nasihat-namedir.(öğüt kitabı)
Divan-ı Hikmet: Allah aşkı, peygamber sevgisi İslam'ın kaidelerini, tasavvufun adap ve gereklerini
anlatan din ve tasavvuf konulu bir kitaptır.Türü dini muhtevalı bir eserdir.
Divanü Lügat'it Türk: Türkçenin ilk ansiklopedik sözlüğü, ilk dilbilgisi kitabıdır.
SAYFA 80:
19. Atatürk'e göre Türk milleti demek Türk dili demektir.Türk dili kutsal bir hazinedir.Çünkü bir
topluluğu "millet" yapan her şey dil sayesinde oluşur.Bu sebeple Türk dili Türk milletinin kalbidir.

20.Dil bir milleti millet yapan en önemli özelliktir.Dilini koruyan, zenginleştiren ve yabancı
dillerin boyunduruğundan kurtaran milletler bağımsız yaşar.Dilini kaybeden bir millet ise tarih
sahnesinden silinmeye mahkumdur.Bütün insan kültürünün temelini oluşturan ve insan
topluluğunu yaratan dildir.Dilini yüceltemeyen toplumların zamanla başka kültürlerin
tutsaklığında debelenmesi ve kültürünü unutarak yabancılaşması kaçınılmazdır.
21: Atatürk ve Kaşgarlı Mahmut'un Türk diliyle görüşleri parallellik gösterir.Ortak görüşleri
şunlardır:
Türk milleti demek Türk dili demektir.
Türk milletinin her şeyi dilinde yaşamaktadır.
Türk dili dillerin en zenginlerindendir.
Türk dilini yabancı dillerin istilasından korumak gereklidir.
Türk dili her kavramı karşılayacak zengin ve köklü bir dildir.
SAYFA 81:
1.BU eserlerdeki öğütler günümüzde de geçerliliğini korumaktadır.
2.1.2.3 ve 4. metinlerde İslam Din ve medeniyetinin şekillendirdiği kültür izlerini görmek
mümkündür.
3. Kutadgu Bilig : Mutluluk Veren Bilgi

Atebetü'l Hakayık: Hakikatlerin eşiği
Divanü Lügati't Türk: Türk dilleri sözlüğü ve divanı
Divan-ı Hikmet: Hikmet Divanı (hikmet:bilgece söylenen söz demektir, vikipedi'ye göre de hoş,
hayırlı demektir.)
Eserlerin başlıklarıyla içerikleri uyumludur.
4.Karşılıklı konuşmaların bulunması eserin sembolleştirilerek anlatıldığını didaktik bir yapıda
olduğunu ve soyut kavramların bu şekilde somutlaştırılarak daha iyi anlaşılmasının sağlanması
içindir.
5.Kaşgarlı Mahmut eserinin ön sözünden alınan bu metin parçasında Türklerin Tanrı tarafından
yer yüzüne ilbay kılındığından ve Hz.Peygamberin "Türk Dilinin öğreniniz çünkü onlar için uzun
sürecek egemenlik vardır." hadisinden bahsetmektedir.Kaşgarlı Mahmut da bu yüzden eserini
Araplara Türkçeyi öğretmek için yazmıştır.
6.Divanü Lügati't Türk 1072 yılında (11.yüzyılda ) Kaşgarlı Mahmut tarafından Araplara Türkçeyi
öğretmek amacıyla yazılan eşsiz bir kültür hazinesidir.Eserde zaman zaman dil bilgisi kuralları da
anlatılmaktadır.Bu yönüyle Türkçenin ilk dilbilgisi kitabıdır.Kaşgarlı Mahmut da ilk Türk dil
bilginidir.Divanü Lügati't Türkçenin ilk sözlüğüdür.Eserde 7500 kelime vardır, bunların
anlamlarının daha iyi anlaşılması için deyimlerden , atasözlerinden ve şiirlerden örnekler
verilmiştir.Kaşgarlı Mahmut Türk illerini adım adım gezerek sagu, koşuk, sav gibi sözlü edebiyat
ürünlerini derleyerek yazıya geçirmiştir.İslami dönemin ilk ürünlerinden belki de en önemlisi
olan Divanü Lügati't Türk İslamiyet öncesi Türk kültür ve medeniyet ve edebiyatının bir belgesi
niteliğindedir.
7.Türkçenin pek çok ülkede ve bölgede milyonlarca kişi tarafından konuşulması onun dünyanın
en büyük dillerinden biri olduğunu göstermektedir.Türkçe bugün itibariyle dünyanın 5.büyük

dilidir.
8.Metinlerde " bilginin önemi ve değeri ,doğruluk, dürüstlük, yalan söylememek, iyilik…" gibi
evrensel değerler vardır.
9.11. ve 12. Yüzyıl Türk Edebiyatının Genel Özellikleri:
1. İslamiyet öncesi kültür ile İslami kültür iç içedir.
2. Eserlerde toplum hayatını şekillendirme ve yönlendirme amacı güdülmüştür.
3. Eserlerde dini öğretme amacı esas alınmıştır.
4. Hece ölçüsü devam ederken aruz ölçüsü de kullanılmaya başlanılmıştır.
5. Dile Arap ve Fars edebiyatında kullanılan nazım şekilleriyle kelimeler girmeye başlamıştır.
6. Nazım birimi dörtlük ve beyittir.
7. Arap ve Fars edebiyatında kullanılan nazım şekilleriyle eserler verilmeye başlanmıştır.
Read more

Amberin Zaman Kimdir? Hayatı, Fotoğrafları


Bengaldeşli bir baba ve Türk bir anneden New York’da dünyaya geldi. Siyaset bilimi okudu ve 1992 yılında Türkiye’ye geldi. Los Angeles Times ve The Economist’in Türkiye temsilcisi. Evli, çocuksuz…
Dekolte tartışması patladığında Hidayet Şevkat Tuksal, sadece dekolte giyen kadınların değil, tepeden tırnağa kapalı kadınların da tacize uğradığının altını çizerek "Hacca giden kadınlar dahi tacize uğruyor" demişti.

Doğruymuş!

Kadınlara hacda da taciz varmış. 
Habertürk yazarı Amberin Zaman böyle bir cinsel tacizin mağduru olmuş. 

KUTSAL MEKANDA TACİZ 


Hidayet Şevkat Tuksal'ın sözleri üzerine bugün köşesinden anlattı:

"Benim de başıma geldi. Umre için Mekke'ye gitmiştim. Kabe'nin etrafında dönerken birisi bana arkadan yaklaşmak suretiyle net biçimde cinsel tacizde bulunmuştu. Dinimizin en kutsal mekânında... "

GÜNLERCE KENDİME GELEMEDİM

"O anki yaşadığım şoku tarif etmem mümkün değil. Günlerce kendime gelemedim. 
(...) Suudi Arabistan'da kol gezen elleri sopalı sözde "ahlak polisleri", koyun muamelesi yaptıkları kadınların başları tam örtülü mü değil mi gibi uğraşlardan zaman ayırıp biraz da şu taciz meselesine eğilseler hiç fena olmaz. 

12 YAŞINDA TACİZE UĞRADIM 

Amberin Zaman "dekolte ve taciz" üzerine kaleme aldığı yazısında bir cesur itirafta daha bulundu. "Kadının tacize uğradığında utanma duygusu ile bunu sakladığına" kendi hayatından bir örnek verdi: 

"Daha 12 yaşındayken annemle birlikte kemer almaya gitmiştim. Bol geldiğinden, "Arka bölüme ustanın yanına git, o delik açar" dediler. Adam ani bir hareketle göğsüme dokunmuştu. Ağzımı açıp bir şey diyemedim. Öylece dondum kaldım. Korkum ve utancımdan anneme de bir şey söyleyememiştim. Bir şekilde ben suçluymuşum gibi hissetmiştim. 

"Sorunun odağında kadın var. Bu suçun işlenmesinde dekolte ve tahrik edici kıyafetler giyinen kadının da etkisi küçümsenmeyecek kadar büyük" diyen İlahiyat Profesörü Orhan Çeker'e soruyorum: "12 yaşında bir kız çocuğun dekoltesi mi olur?" 

Read more

10.sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 75-76


75 Sayfa 2 Etkinlik:
Öznel Cümleler:
*Bir büyü içinde kalıyor insan
*Peri bacaları ormanın türlü renkleri vardır
*uçup gidecekmiş gibi bir mavi
Nesnel Cümleler
*Bütün resimlere koyu bir renk hakim
*Dar iki yanı kayalık yol
*Bulunduğumuz yerden mustafayla göremenin koyağına girdik

İki cümle türünün birlikte kullanlması metne hareketlilik ve akıcılık kazandırır.


76 SAYFA 5 ETKİNLİK
Doğrudan Anlatım:

*Burası elmalı kilise dedi
*buradaki kiliselerin eb ışıklısı
*buradaki mezarlık dedi

Dolaylı Anlaltım:
*Bekçinin söylediğine göre bütün bölgedeki en ışıklı kilise bu.
*Tarihçilerin dediklerine göre elmalı kilise göremedeki en yeni kiliseymiş.

Read more

Tanzimatın Sosyal Hayata Getirdiği Yenilikler Nelerdir?


Padişah; bu fermanı ilân ederek bizzat kendisi kendi yetkilerini sınırlandırmıştır.
- Fermanın getirdiği en büyük yenilik, her gücün üstünde kanun kuvvetinin bulunduğu düşüncesinin ortaya çıkmasıdır. .
- Tanzimat Fermanı; Osmanlı Devleti'nde anayasacılığın başlangıcıdır.
- Vatandaşın mülkiyet hakkı, devlet garantisi altına alınmıştır.
- Tanzimat Fermanı'nı ilânı ile Osmanlı ülkesinde Avrupai tarz hukuk kuralları geçerli olmaya başlamıştır.
- Askerlik vatan hizmetine dönüşmüştür.
- Batılılaşma, hareketleri bundan sonra daha da yoğunlaştı.
- Tanzimat döneminde Batıyı daha iyi anlayan aydınlar yetişti.
Sonuçlar:
Tanzimat Fermanı'nın halk tarafından anlaşılması için Anadolu ve Rumeli'ye memurlar gönderildi.
Hukuk alanında ıslahatlar ile yeni ticaret, ceza kanunları ve mahkemeler meydana getirildi. Fakat bu haklardan Türkler ve Müslüman'lardan daha çok Avrupalılar ve gayrimüslimler yararlandılar.
Kılık, kıyafet, yaşayış ve sosyal alanda "Batılılaşma" denilen yenilikler yapıldı.
Tanzimat Fermanı, anayasanın Osmanlı ülkesin­de başlangıcı oldu. Osmanlı Devleti bu fermanı ilân ederken Avrupalı devletlerin desteğini sağlamayı amaçlamıştı. Tanzimat'ın hemen sonrasında Mısır meselesi, onların yardımı ile halledildi. Rusya ve Hünkâr İskelesi meselesi ve boğazların durumu çözümlendi.
Ordu ve eğitim alanında batı örneklerine göre çalışmalar yapıldı.
- Tanzimat Fermanı, halk iradesiyle değil, padişahın tek taraflı iradesiyle ortaya çıkmıştı. Bu nedenle halk tarafından tam olarak anlaşılamadı. Ancak bu dönemde ilk Osmanlı aydın kadrosu yetişti.
Read more

Yeşil Gece Kitabının Özeti, Roman İnceleme


KİTABIN KONUSU: Kitap topluma yararlı olmaya çalışmış, bilgilendirip bir derece de olsa cehaletten kurtarmata çalışmış bir eserdir.


KİTABIN ÖZETİ:Öyküsü 1908-1923 yılları arasında geçen "Yeşil Gece", bir zamanlar başta Nazım Hikmet olmak üzere Türk solu tarafından çok övülmüş bir roman. Övgü, romandan çok Türk solunun düşünsel geri planı açısından önem kazanıyor. Çünkü, metinden yansıyan ideolojiye baktığımızda, Türk solu ile Kemalizm arasındaki, 60"lı yıllara dek uzanan ve paydasını ilerlemeci, modernist dünya görüşünde bulan akrabalık hemen farkediliyor. Ana fikrini; "Zatıaliniz şüphesiz zemin ve zamanı müsait bulmadığınız için şimdilik din ve devlete sadık meşruiyetperver Osmanlılar yetiştirmek gayesiyle iktifa buyuruyorsunuz. Bendeniz bir derece daha ileri gitmek, milletine sadık cumhuriyetperver Türkler yetiştirmek emelindeyim" cümlesinde bulan konunun kısa özeti; bir köylü çocuğu olan Şahin"in medrese eğitimini sürdürmek için gittiği İstanbul"da aydınlanarak öğretmen okulunu seçmesi, eğitimci olarak döndüğü bir Anadolu kasabasında softalarla dolaylı bir kavgaya tutuşması ve Yunan işgalinden sonra yaşadığı düş kırıklığı biçiminde aktarılabilir.
Kitabın temel sorunsalı, dinin toplumun gelişmesinde (aydınlanmasında) bir engel oluşu üzerine kurulu. Belki Marx"ın "din toplumların afyonudur" deyişinin etkisiyle, Reşat Nuri de kahramanının düşünce değişimini; "tarih kitaplarını okudukça anlıyordu ki, geçmiş zamanların da şimdikinden farkı yoktur. En eski tarihlerden beri din, zulme ve esada alet olmuştur" cümlesiyle özetler. Romanın en indirgemeci yanı, işte bu özette çıkıyor karşımıza. Bütün mesela dine indirgenince, doğal olarak kötü yobazlar ve iyi aydınlardan oluşan kurgusal karakterler kaplıyor metni.
"Yaban"a giden yolu, "Çalıkuşu" ve "Yeşil Gece"nin açtığını düşünüyorum. Yine de, Yakup Kadri"nin "Yaban"da anlattığı Ahmet Cemal"den daha organiktir Şahin öğretmen. Ya da, yine Yakup Kadri"nin "Ankara"sındaki ütopyalardan çok daha tutarlı bir umut sözkonusudur "Yeşil Gece"de. Ayrıca, sondaki süpriz, Reşat Nuri"nin Cumhuriyet"in geleceğine duyduğu şüphenin bir göstergesi, Kemalist devrimin sınırlarının çizilmesi olarak da okunabilir.
Roman içinde, Reşat Nuri, hem islam hem Türk kimliğinin birlikte barındırılmasının sorunlarından bahsediyor. Kendisiyle çağdaş olan A.Z.Kozanoğlu da, tarihsel romanlarında islama karşı Türk ulusu kavramını işliyordu. Ancak, Reşat Nuri"deki millet kimliği, dönemin gözde düşünce akımı Türkçülük ile hiç bir akrabalık göstermez. Hatta, yazarın Anadolu"daki etnik azınlığa duyduğu hoşgörü çok açıktır.
"Yeşil Gece"nin bendeki örneği, 1945 yılında Semih Lütfü Kitabevinden çıkan 2.baskısından alınma. 1928"deki aslına göre sadeleştirilip sadeleştirilmediğini bilemiyorum, ama, bu baskısı oldukça anlaşılır bir Türkçe ile yazılmış. Reşat Nuri"nin en önemli uslup özelliği olan karşılıklı konuşma ağırlığı hemen dikkati çekiyor. Gündelik yaşamdakine çok yaklaşan bir diyalog yapısını yakalayan yazar, karakterlerin iç monologlarını "bunun için babasına kabahat bulmaz, kim bilir ? kadın milleti bu... Eksik etek. Ne kabahat etti ki babam terbiyesini verdi. Amma eceli gelmiş... Öldü... Ne yapalım?" tarzında kesik ve kırık dökük cümlelerle aktarıyor. Bu anlatım biçimi ve değişimleri, yazarın roman dili ile ilgili yeniliklerin peşinde oluşu yönünde ipuçları vermekle birlikte, klasik anlatımdan büyük bir kopuş görmüyoruz.
Reşat Nuri'nin, bu unutulmuş romanında -henüz 1928"de- altını çizdiği; "sarıklılar ile sarıksızlar arasındaki bu yabancılık gitgide artarak, onları bir daha anlaşmalarına ve birbirlerini sevmelerine imkan olmayan iki düşman fırkaya ayırırdı" biçimindeki toplumsal kargaşa, günümüzde şaşırtıcı biçimde sürüp gidiyor, ve "Yeşil Gece"yi güncelleştiriyor. Çağdaşı yazarların büyük bir bölümü, Anadolu"yu uzaktan, kendi hayal alemlerindeki gibi anlatıp ah, vah ederler, ya da yapay bir doğu-batı sorunsalı etrafında dolaşırlarken, Reşat Nuri Güntekin, sorunları yerli yerinde ve olduğu gibi anlatmayı başarmış bir yazar olarak, yalnız edebiyat dünyasını değil, Cumhuriyet dönemi ile ilgilenen diğer sosyal bilimleri de ilgilendiriyor.

KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER: Kitap gerçekten sürükleyici ve etkileyeci bir şekilde yazılmış olup döneminin özelliklerini de en iyi şekilde yansıtmaktadır. Reşat Nuri Güntekin’in en iyi eserlerinden birisi denebilir.

YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ:Cumhuriyet dönemi Türk romanının en önemli isimlerden birisi de, hiç kuşkusuz Reşat Nuri Güntekin'dir. 1889 İstanbul doğumlu olan yazar, yüksek öğrenimini Darülfunun Edebiyat fakültesinde yaptıktan sonra 1931 yılına dek öğretmenlik, 1931-39 yılları arasında ise Milli Eğitim müfettişliği görevlerinde bulunmuş, 39-43 döneminde TBMMM"ye secilip, 7 Aralık 1956"da yaşama veda etmişti.


Edebiyat yaşamı 1918 de Cemal Nimet takma adıyla yazdığı ve Zaman gazetesinde tefrika edilen "Harabelerin Çiçeği" romanıyla başlar. Kısa bir süre sonra, 1922 de, bu kez Vakit gazetesinde yayınlanan "Çalıkuşu" romanı ile ünlendiğini görüyoruz. O yılların atmosferi düşünüldüğünde, -bu romanın merkezine oturmuş- Anadolu"da yaşamayı seçen idealist aydın Türk kadını tiplemesinin yaratttığı heyecan kolayca anlaşılabilir. Aslında, 1928 yılına, yani "Yeşil Gece"ye kadar, Reşat Nuri"nin yapıtlarında macera ve duygusal yönler ağırlıktadır. Ancak, bu ilk dönem romanlarında bile yeni kurulmakta olan devletin toplumsal sorunlarını gerçekçi biçimde gözlemekten geri kalmayan yazar, ikinci dönem romanlarında bütünüyle bozulan insani ilişkileri, ahlak ve moral değerleri ele alır(özellikle "Yaprak Dökümü"nde). En sona gelindiğinde ise -"Kavak Yelleri"- romanından yansıyan tam bir düş kırıklığı, Cumhuriyet ideolojisinin bir tür iflasıdır.
Read more

İnkılap Tarihi Çalışma Kitabı Cevapları: Sayfa:27-29-32-33-34-35



SAYFA 27, 2. ETKINLIK MUSTAFA KEMAL PAŞA NE DÜŞÜNÜYOR?


2. M. Kemal Osmanlı Devletinin savaşa katılmaması gerektiğini söylüyor. Ama Ittihat ve Terakkiciler tam tersine savaşa katılınması gerektiğini söylüyor.



3.  M. Kemal ileri görüşlülüğü ile savaşın sonunu tahmin etmiştir. Fakat kimse ona inanmamıştır. Halbuki M. Kemal doğru tahmin etmiştir.



4.  Ben Mustafa Kemal Paşanın yukarıdaki görüşlerini onun ileri görüşlülük özelliğiyle ilişkilendiririm.



SAYFA 29, 4.ETKINLIK ATEŞKES BÖYLE MI OLUR?



1. a)   Boğazlar Itilaf Devletlerinin eline geçerse istedikleri gibi kullanabilecekler.



b)    Çok rahat bir şekilde işgal edilebilirler.



2. a) Ordu olmayacak ve Osmanlı Devletini kolaylıkla bitirebilecekler.



b) Ordu olmayınca kendilerini savunamayacaklar.



3. a) Böylece ülkeyi yavaş yavaş işgal edebilecekler.



b) Ülke dağılacak, bağımsızlık elden gidecek.



4. a) Osmanlı Devletinin ulaşım araçlarını kullanarak onların işgale karşı direnişlerini hafifletecekler.



b) Kendi ulaşımlarını sağlayamayacaklar ve işgal sırasında haberleşme, yardımlaşma gibi olanaklardan yoksun olacaklar.



5. a) Iletişimi keserek Osmanlının canlanmasını engellemek veya yapacağı hareketlerden haberdar olmak.



b)    Halk birbirleriyle iletişim kuramayarak yapacakları hareketlenmelerden, haberlerden haberdar olamayacaklar.



SAYFA 32, 7. ETKINLIK ALEVLER SARMIŞ YURDUN DÖRT YANINI



1. Kurtuluş Savaşı ve cephelerde düşün şehitlerimiz.



2.  Yangınların, taarruzun veya silahların simgesi olabilir.



3.  Ölen şehitlerin mezarlarının simgesi olabilir.



4.  Yaralanmış, vurulmuş, yanındaki cephe arkadaşını şehit vermiş bir askeri anlatmaktadır.



5.  Savaşta çok fazla ölen, yaralanın olduğu, yani çok kayıp olduğu mesajını veriyor.



6.  Ben karşılıklı taarruzu resmederdim. Çünkü savaşı en güzel o simgeliyor.



SAYFA 33, 8. ETKINLIK KONGRE YAPIYORUZ





1.Azınlıkların işgaline, ayaklanmalarına karşı halkı mücadeleye çağırmak.



2.  Her ikisi de halkı örgütlemek için yapılmış.



3.  Hepsi milli mücadeleyi başlatmak veya milli mücadele ile ilgili halkı bilinçlendirmek için yapılmış.



4.  Halkı örgütleyerek milli direnişi artırmak.



5.  Ülkenin işgal edilmesini engellemek ve vatanın kurtuluşu için çalışmalar yapmak.



SAYFA 34, 9. ETKINLIK M. KEMAL PAŞANIN ROTASI



1.    Samsun

2.    Amasya

3.    Erzurum

4.    Sivas



SAYFA 35, 10. ETKINLIK PARA YOK AMA





1.  Milletvekillerinin ümitsizliğe kapılması

Paranın, yiyecek yemeğin, yatacak yerin yani ekonomik durumun kötü olması.



2.   Mecliste konuşmalar yapmıştır.



3.   Mustafa Kemal Paşanın sorunlar karşısındaki tutumu, onun liderlik, karalılık, azim gibi özelliklerini gösteriyor.



4.   Ben halktan, zenginlerden toplayabildiğimiz kadar para toplayıp biraz olsun meclisi rahatlatırdım.


Read more

8. Sınıf inkılap Tarihi Ders Kitabı 7. Ünite Değerlendirme Soruları ve Cevapları





7. Ünite Atatürk'ten Sonra Türkiye 2. Dünya Savaşı



A. Aşağıdaki soruların cevaplarını boş bırakılan yerlere yazınız.



1.Türkiyeânin çok partili demokratik hayata geçişini hazırlayan en önemli etken nedir?





2.Sovyetler Birliğiânin dağılması Türkiyeâyi nasıl etkilemiştir?





B. Aşağıdaki Körfez savaşıyla ilgili Türkiyeâyi ilgilendiren bazı gelişmeler ve bunların ait oldukları alanlar verilmiştir. Bu gelişmelerin ait oldukları alanın numarasını gelişmenin başındaki boşluğa yazınız.



1) Askeri. a) Kerkük- yumurtalık petrol boru hattının kapatılması



2) Ekonomik .b) Enflasyon ve işsizliğin artması



3) Siyasi .c) Türkiyeâdeki terör faaliyetlerinin artması



4) Toplumsal.d) Türkiyeânin dış göç alması



C. Aşağıdaki ifadeleri dikkatle okuyunuz. Ifade doğru ise cümlenin başındaki boşluğa (D) yanlış ise (Y) harfini yazınız.



(.D...) 1.1946 yılında DPânin kurulmasıyla Türkiyeâde çok partili demokratik hayata geçilmiş oldu.



() 2.Truman Doktrini” ikinci dünya savaşı sırasında ortaya çıkmıştır.



(D) 3. Terör örgütleri baskı, şiddet, korkutma gibi yöntemleri kullanırlar.



() 4. Körfez savaşları ülkemizi sosyal, ekonomik ve askeri açılardan etkilemiştir.



(D) 5. Yunanistan henüz Türkiye gibi AB üyeliği için görüşmeleri devam eden ülkeler arasındadır.



D. Aşağıdaki soruları okuyarak doğru cevapları işaretleyiniz.



1. Aşağıdakilerden hangisi Türkiyeânin Ikinci Dünya Savaşıâna fiilen katılmama sebepleri arasında yer almaz?



A) Ülke ekonomisinin bozukluğu

B) Türkiyeânin barışçı politika benimsemesi

C) Ingiltereânin Türkiyeâye vaat ettiği yardımları vermesi

D) Japonyaânın tarafsızlığını ilan etmesi



CEVAP: D



2.Aşağıdakilerden hangisi dünya barışına destek amacıyla TBMM tarafından alınan kararla TSK tarafından asker gönderilen yerlerden ilkidir?



A) Bosna- Hersek B) Kıbrıs C) Kore D) Afganistan

CEVAP: B



3. Aşağıdakilerden hangisi SSCB dağıldıktan sonra ortaya çıkan Türk cumhuriyetlerinden biri değildir?



A) Gürcistan

B) Türkmenistan

C) Kazakistan

D) Özbekistan

CEVAP: A



4. Aşağıdakilerden hangisi Türkiyeânin bilinen en önemli yer altı zenginliğidir?



A) Doğal gaz

B) Krom

C) Bor

D) Elmas

CEVAP:C



1. Aşağıdakilerden hangisi Türkiyeânin AET ile Ankara Antlaşmasını imzaladığı tarihtir?



A) 12 Haziran 1959

B) 25 Haziran 1963

C) 12 Eylül 1963

D) 6 Mart 1995

CEVAP: A



2. Aşağıdakilerden hangisi ikinci dünya savaşının Türkiyeâye etkileri ile ilgili değildir?

A) Askeri harcamaların artması

B) Sivil savunma önlemlerinin alınması

C) Tahıl stoklarına el konulması

D) Ülkemizde nüfusun hızla artması

CEVAP:D

3. Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Arnavutluk ve Bosna Hersekâte görev yapmamıştır

B) Makedonyaânın bağımsızlığı için burada görev yapmıştır

C) NATO ve BM bünyesinde çeşitli bölgelere asker göndermiştir.

D) Barışı koruma faaliyetlerine sadece kendi bölgesinde katılmıştır.



CEVAP:C

E. 1. Ülkemizdeki doğal kaynakları ve ülkemizin çevresindeki ülkelerin enerji kaynaklarını göz önüne bulundurunuz. Bunların kullanılması konusunda bir strateji geliştirmeniz isteniyor. Durumu ekonomik ve siyasi açıdan değerlendirirseniz hangi ülkelerle ilişkileri geliştirme yoluna giderdiniz? Sebepleriyle beraber yazınız.

2. ülkemizde doğal kaynaklardan verimli bir şekilde yararlanmaya yönelik bir takım projeler hayata geçirilmektedir. Bunlardan biri GAPtır. Bu projenin ülkemize katkılarını ekonomik ve sosyal açıdan değerlendiriniz.
Read more

8. Sınıf inkılap Tarihi Ders Kitabı 6. Ünite Değerlendirme Soruları ve Cevapları



6. Ünite Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası ve Atatürk'ün Ölümü

A. Aşağıdaki soruların cevaplarını boşluklara yazınız.

1. Türk heyeti Lozan Konferansında Musulun Türkiyeye bırakılması için hangi gerekçeyi öne sürmüştür?

Musul da Tür Nüfusnun olması

2. Türkiye Atatürk döneminde uluslar arası barışın korunması amacıyla kurulmuş hangi cemiyete üye olmuştur?

Milletler cemiyeti

3. Türkiye hangi antlaşma ile Istanbul ve Çanakkale boğazları üzerinde tam anlamıyla kontrol sağlamıştır?

Möntrö Boğazlar Sözleşmesi

4. Türkiye hangi devletleri bir araya getirerek Balkan Anıtının kurulmasını sağlamıştır?

Türkiye, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya

5. Atatürk vefat ettikten sonra naşı Anıtkabirin yapımına kadar nerde muhafaza edilmiştir?

Ankara Etnoğrafya Müzesinde

B. Aşağıdaki cümlelerden doğru olanların başına  yanlış olanların başına Y€ harfi yazınız.

(Y ) 1. Balkan Altantı, Sadabat Partının  parçalanmasıyla ortaya çıkmıştır.

( D )  2. Hatay Atatürkün ölümünden sonra Türkiyeye katılmıştır.

( D )  3. Musul Sorununun aleyhimize çözümlenmesinde Şeyh Sait etkili olmuştur.

C. Aşağıdaki soruların doğru cevaplarını işaretleyiniz

1.Türkiyenin aşağıdaki devletlerden hangisiyle olan sınırları daha geç bir tarihte kesinlik kazanmıştır?

A. Bulgaristan                    B. Irak                      C. Iran              D. Suriye

CEVAP:D



2. Lozan Antlaşmasından sonra gündeme gelen aşağıdaki sorunlardan hangisi Türkiyenin istemediği şekilde çözümlenmiştir.

A. Boğazlar     B. Hatay       C. Musul       D. Yabancı okullar

CEVAP:C

3.  Italyanın saldırgan bir politika izleyerek Habeşistanı işgal etmesi üzerine, Milletler Cemiyeti, Italyaya karşı ambargo kararı almıştır. Türkiye bu ambargo kararına ilk katılan ülkelerden biri olmuştur.

Türkiyenin alınan bu karara uyması dış politikanın aşağıdaki hangi esasla daha çok ilgilidir?

A. Barışçılık               B. Gerçekçilik        C. Hukuka bağlılık      D. Milli güce dayalı olmak

CEVAP:C

D. Aşağıdaki  soruları cevaplayınız.

1.     Lozan antlaşmasından sonra Türkiye, dünya devletleri ile nasıl bir uluslar arası düzen kurmaya çalışmıştır?

2.    Atatürk döneminde olduğu gibi, günümüzde komşularımızla siyasi ve ekonomik ilişkilerimizi geliştirmez için neler yapmalıyız?

3.    Montrö boğazlar sözleşmesi maddelerinin günümüze kadar aygunhoca.com itiraz gelmeden devam etmesinin sebebi ne olabilir?

4.    Anıtkabir içerisinde Anıt Bloğunu çevreleyen ve pek çok ülkeden getirilen ağaçlardan meydana gelen parka  Barış Parkı€ adının verilmesinin sebebi ne olabilir?



E. aşağıda A sütununda Türk dış politisının esasları, B sütununda bu esaslar ile ilgili ifadeler yer almaktadır. Her bir esasın solundaki çizgiye, o esasla ilgili ifadenin önündeki  harfi yazınız, B sütununda her bir cevap bir kez yada daha çok kullanılabileceği gibi hiç kullanılamayabilir.



Barışçı

Gerçekçi

Hukuka bağlı

Milli güce dayalı



A.    Bağımsız bir siyaset izlemek için milletler arası kuruluşlara dahil olmaz.

B.    Dış politikada gerçekçi hedefler belirler

C.    Diğer devletlerle ilişkisini dostça bir şekilde yürütür, asla saldırgan bir siyaset işlemez

D.    Dünya devletleriyle yürütürken kendi kamuoyunun isteklerini dikkate alır.

E.    Komşularıyla ve diğer dünya devletleriyle imzaladığı antlaşmalara bağlı kalır, bu antlaşmalara aykırı hareket etmez.

F.    Yurtta barış, dünyada barış, çerçevesinde hareket eder.
Read more