2013 - 2014 11. Sınıf Türk Edebiyat Sayfa 11 - 14 Soruları ve Cevapları ( Yıldırım Yayınları )

2013-2104 11. Sınıf Türk Edebiyatı Yıldırım Yayınları Ders Kitabı Cevapları (sayfa 11-14)
HAZIRLIK (SAYFA 11)
1. “Yenileşme” ve “yenilik” kavramlarından ne anladığınızı sözlü olarak ifade ediniz.

YENİLEŞME: Var olanın çağın gereksinimlerine göre yeniden düzenlenmesi demektir.

YENİLİK
Yeni olma durumu veya yeni olan bir şeyin özelliği 

2-)Eskimiş, zararlı veya yetersiz sayılan şeyleri yeni, yararlı ve yeterli olanlarıyla değiştirme, teceddüt

Yenileşmede evrensel ölçütler mi yoksa toplumsal ölçütler mi ön planda olmalıdır? 


Her ikisinin de göz önünde bulundurulması gerekir. Bir yenilik o toplumun yapısıyla, değer yargılarıyla uyumlu olmalı, topluma tamamen ters gelen bir yeniliğin yararı değil, zararı olur. Yenileşmede evrensel değerler göz ardı edilmemeli.

3.Osmanlı Devleti’ndeki yenileşme hareketleri ve bunların yansımaları hakkında neler biliyorsunuz?
Osmanlının Batı karşısındaki ilk kesin kayıplarının resmi belgesi olan Karlofça Antlaşması, Osmanlı Devleti'ndeki yenileşme sürecinin başlangıcı olmuştur.
Resmi ve yaygın tarih görüşüne göre yenileşme hareketi Tanzimat Fermanı'yla başlamıştır.

YENİLEŞME DÖNEMİ HAKKINDA


Yenileşme dönem 17. Yy ın sonundaki Karlofça (1699) antlaşması ile başlamıştır. Ancak 19 yy da hız kazanmıştır. Bu yüzden yenileşme dönemi 19 yy ı kapsamaktadır.

19. yüzyılda siyasi alanda yapılan yenilikler:

-Yönetim merkezi olan babıali güçlendirildi

-Meclis-i ahkam-ı adliye (mahkeme) kuruldu

-Yeni meclisler komisyonlar kuruldu

-Ceza ve ticaretle ilgili yasalar çıkarıldı, yabancılarında katıldığı karma ticaret mahkemeleri kuruldu.

-Padişahın yetkileri kısıtlandı yönetim yetkisi meclise verildi.



- Ülke vilayetlere sancaklara kazalara köylere ayrıldı valiler kaymakamlar görevlendirildi.


19. yüzyılda sosyal hayatta yapılan yenilikler

-Posta telgra teşkilatı kuruldu, haberleşmede gelişme sağlandı.

-Yeni yollar yapıldı, ilk demiryollarının yapımına başlandı.

-Belediyeler kuruldu

-İlk nüfus sayımı yapıldı (askere gidecekleri belirlemek için)

-Kıyafet değişikliği yapıldı, devlet memurlarına ceket gömlek fes giyme zorunluluğu getirildi.

-Halk avrupai yaşama özenmeye başladı, evlerde yurtdışından mobilyalar ve ev eşyaları kullanılmaya başlandı, eğlence şekilleri değişti.


19 yüzyılda askeri alanda yapılan yenilikler

-Yeniçeri ocağı kaldırıldı

-Nizam-ı cedid kuruldu

-Ordunun eğitim şekli değişti.

-Ordu beş ordu şeklinde teşkilatlandırıldı.

-Askerlik süresi beş yıl olarak belirlendi.

-Askere alma işi kura ile yapılmaya başlandı.


19. yüzyılda eğitim alanında yapılan yenilikler

-İlk eğitim bakanlığı kuruldu (meclis-i maarif-i umumiye)

-Rüştiyelerin (ortaokul) sayısı arttırıldı.

-İlk kız rüştiyesi kuruldu

-Rüştiye üzerinde eğitim veren idadilerin ilki kuruldu.

-Robert koleji, galatasaray sultanisi, duşşafaka adlarında ilk özel okullar açıldı.

-Mektebi mülkiye (siyasal bilimler fakültesi) açıldı.

-Darülfünun (üniversite) kuruldu

-Avrupaya öğrenci gönderilip, öğretmenler getirildi.


Yapılan savaşlar ve bu savaşların sonuçları:

Boğazlar sorunu sonucu : Boğazların yönetimi Londra antlaşması ile Osmanlı'da kalacak barış zamanı boğazlar savaş gemilerine kapalı , ticaret gemilerine açık olacak.


Kırım savaşası ve sonucu : Rusya ie Paris antlaşması yapıldı.Ruslar karadenize giremeyecek. Osmanlı devleti avrupa devleti sayılacaktı.


Osmanlı ve Rus Savaşı sonucu : Romanya,kazdağı,sırbistan tam bağımsız olacak.Kars, batum ardahan ruslara bırakılacak.Teselya ruslara verilecek.Bosna-Hersek geçici olarak avusturyaya bırakılacak..


Sırp isyanı ve sonucu : isyan ruslar tarafından desteklendi.Bükreş antlaşması ile ayrılacak Edirne antlaşması ile iç işlerinde bağımsızlık berlin antlaşması ile tam bağımsızlık verildi..

Yunan isyanı ve sonucu : Edirne antlaşması ile tam bağımsızlık verildi


Mısır sonucu ve sorunu : Mısırın sorunu londra antlaşması ile Mehmed ali paşa'ya ve oğullarına bırakıldı.Mısır'ın dış işlerinde osmanlı devletine bağımlı olmasına ve vergi verilmesine karar verildi.



1. ETKİNLİK

Osmanlı Devleti'nin Sosyal Yapısı: Osmanlı Devleti çok uluslu bir devletti. Farklı dil, din ve ırktan meydana gelen bir toplum yapısı vardı.


Osmanlı Devleti'nin Siyasi Yapısı: Osmanlı Devleti'nde halk, yönetenler ve yönetilenler diye ikiye ayrılıyordu.
Yönetenler: Saray halkı, seyfiye(askerler), ilmiye, kalemiye (bürokratlar) olmak üzere dört gruptan oluşuyordu.
Yönetilenler: (reaya) Köylü, şehirli, Müslüman, gayrimüslimlerden oluşuyordu.

Osmanlıdaki bu yapının bozulma nedenlerini şu başlıklar altında toplayabiliriz. Bunları araştırınız.
Merkezi yönetimin bozulması
Ekonominin bozulması
Askeri alandaki başarısızlıklar
Sosyal alandaki bozulmalar
Eğitim alanındaki bozulmalar
İsyanlar ve eyaletlerin yönetiminin bozulması



Kaynak; http://www.sorucenneti.net
Read more

Türk Halk Edebiyatının Önemli Temsilcileri Kimdir? Özellikleri

HALK EDEBİYATININ ÖNEMLİ TEMSİLCİLERİ
YUNUS EMRE
* Engin hoşgörüsü, insan sevgisiyle sadece 
bizim değil bütün dünyanın beğenisini 
kazanmış eşsiz bir şair, fikir adamıdır.
* İlahi aşkı ve insan sevgisini eserlerinde 
işlemiştir.
* Hem aruzu hem de hece veznini 
kullanmıştır.
* Şiirlerinde dili oldukça sadedir, zamanının 
halk dilini kullanmıştır.
* Nazım biçimi olarak “ilahi”yi seçmiştir.
* “Risalet”ün Nushiye (Nasihatlar Kitabı) ve 
Divan” adlı kitabı vardır.
PİR SULTAN ABDAL
* Halk edebiyatında lirik şiirin 
öncülerindendir.
* Halk içinde çok sevildiği için isimsiz birçok 
şiir onun adında yayımlanmıştır.
* Tasavvufu, halkın anlayışıyla birleştirmiştir.
* Bütün şiirlerini hece ölçüsüyle yazmıştır.
* Dili oldukça sadedir.
* Bektaşi tarikatına mensup olduğu için 
“nefes”leri ünlüdür.
HACI BEKTAŞI VELİ
* Bektaşi tarikatının kurucusudur
* Büyük bir bilgindir.
* Orta Anadolu”da etkin olmuştur.
* “Malakat”adlı Arapca eseri ünlüdür.
KAYGUSUZ ABDAL
* Kendisinden önceki şairlerden etkilenmiştir. 
(Özellikle Yunus”tan)
* Hem hece hem de aruz veznini kullanmıştır.
* Alaylı, nükteli, eleştirili şiirler yazmıştır.
* Edebi yazıları da vardır.
* “Budala-name, Mugaalet-name”adlı eserleri 
vardır.
KAYIKÇI KUL MUSTAFA
* 17. yüzyılın önemli yeniçeri şairlerindendir.
* Kahramanca şiirleriyle tanınmıştır.
* “Genç Osman” destanıyla tanınmıştır.
* Divan şiirinden etkilenmemiştir.
KÖROĞLU
* Başkaldırının, isyanın şairidir.
* Din dışı konularda şiirler yazmıştır.
* Sultan Murat (II.) zamanında savaşlara 
katılmıştır.
* Köroğlu adlı halk kahramanıyla aynı adı ve 
özellikleri taşıdığı için ikisi aynı kişi olarak 
anılmıştır.
DADALOĞLU
* Toroslar bölgesinde yaşamış.
* Devlet yönetiminin aşiretiyle olan 
mücadelesi üzerine söylediği: “ferman 
padişahınsa dağlar bizimdir”dizelerinin 
nakarat olarak kullanıldığı şiiri oldukça beğeni 
toplamıştır.
* Varsağı, semai ve destanları meşhurdur.
* Türküler yazmıştır.
KARACAOĞLAN
* Şiirlerini sade bir dille yazmıştır.
* Hece ölçüsünü ustalıkla kullanmıştır.
* Saz şairliğinin piri sayılır.
* Din dışı konularda yazmıştır.
* Koşmaları oldukça sevilmiştir.
* Kuvvetli lirik egemenliği hâkimdir şiirlerine.
* Anadolu”yu at sırtında gezip şiir söylemiştir.
ÂŞIK ÖMER
* İyi bir eğitim almamasına karşın şairler 
arasında yeteneğiyle kendine en üstte yer 
edinmiştir.
* Devrinin idarecilerini, dinini görünüş için 
yaşayanlarını eleştirmiştir.
* Aruzu kullanmıştır. Ancak hece ölçüsünde 
asıl karakterini bulmuştur.
DERTLİ
* 18. yüzyılın sonlarında yaşamıştır.
* Hem hece hem de aruz ölçüsünü 
kullanmıştır.
* Lirik koşmalarıyla tanınmıştır.
* Divan “ı taş baskıyla basılmıştır.
ERZURUMLU EMRAH
* Divan edebiyatından etkilenmiştir.
* Gazel, murabbalar yazmıştır.
* Koşma ve semaileriyle tanınmıştır.
GEVHERİ
* İnce bir söyleyiş, derin bir bilgi içeren şiirleri 
halk arasında çok sevilmiştir.
* Divan edebiyatında etkilendiği için mazmun 
ve yabancı sözcükleri çokça etkilenmiştir.
* Koşmaları ve taşlamaları oldukça ünlüdür.
BAYBURTLU ZİHNİ
* Divan edebiyatına çokça dalmaya çalışmıştır.
* Saz şairi olarak ün kazanmıştır.
* Divan“ı, Sergüzeşt-name”adlı kitapları 
vardır.
ÂŞIK VEYSEL
* Çocuk yaşta kör olması ona derin bir duygu 
zenginliği vermiştir.
* Yurt, insan ve toprak sevgisini iliklerine 
kadar hisseden, bunu şiirlerinde işlemiştir.
* Halk edebiyatının ve son dönem 
edebiyatımızın usta şairlerindendir.
* Sivas Şarkışla Sivrialan köyünde doğmuş ve 
yaşamıştır.
Read more

Divan-ı Hikmet Nedir? Divan-ı Hikmet Özellikleri

DİVAN-I HİKMET: 
12. yüzyılda Ahmet Yesevi tarafından 
dörtlüklerle ve hece ölçüsüyle yazılmış dini, 
tasavvufi ve öğretici bir eserdir. Dörtlüklerin 
her birine "hikmet" adı verilmiş ve bu 
hikmetler Orta Asya ve Anadolu'da yayılarak 
halkı derinden etkilemiştir. Yesevilik 
tarikatının da kurcusu olan Ahmet Yesevi daha 
sonra Anadolu'da kurulan pek çok tarikata 
kaynak olmuştur.
Genel olarak dervişlik hakkında övgülerden bu 
dünyadan şikâyetten cennet ve cehennem 
tasvirlerinden, peygamberin hayatından ve 
mucizelerinden bahsedilir. Dini ve ahlaki 
öğütler veren şiirlere de yer vermiştir. Hece 
ölçüsü olarak 4+3 ve 4+4+4 kullanılmıştır.
Özellikleri:
* Kitapta Allah aşkı Peygamber sevgisi 
işlenmiştir. 
* Hikmet: Hoş, hayırlı anlamlarına gelir 
* Sade ve yalın bir dil kullanılmıştır. 
* Aruz ve hece ölçüsü kullanılmıştır. 
* Dörtlük ve beyitle yazılmıştır. 
* 144 hikmet ve 1 münacaat 'tan oluşur. 
* Eser karahanlı türkçesinin hakaniye 
lehçesiyle yazılmıştir 
* İstifham (soru sorma) ve Tecahul-i Arif 
(bilmezlikten gelme) sanatları kullanılmıştır. 
* Ahmet Yesevinin hikmetlerinin birleşmesiyle 
oluşmuştur. 
* Ahmet Yesevi hikmetleri Karahanlı 
Türkçesiyle söylemiştir. 
* Hikmetler dini tasavvufi şiirlerdir. 
* Allah'a yakın olma isteği vardır. 
* Şiirlerde ulusal öğeler(ölçü, nazım biçimi, 
yarım uyak)ile İslamlıktan gelme yabancı 
ögeler(din ve tasavvuf konuları, yabancı 
sözcükler)bir arada kullanılmıştır. 
* Eserin uyaklanışı abcd dddb eeeb 
şeklindedir. Dördüncü dizelerin birbiriyle 
uyaklı oluşu hatta zaman zaman aynen 
tekrarlanışı bu şiirlerin musiki ile okunmak 
için söylendiğini gösterir. 
* Divan-ı Hikmet'i Ahmet Yesevi yazmamıştır. 
Ahmet Yesevi'nin kurduğu tarikattaki Şaban 
Durmuş, Ahmet Yesevi'nin görüşlerini ve 
düşüncelerini kitap haline getirmişlerdir. 
* Didaktiktir ve manzum bir eserdir
Read more

Atabetü'l - Hakayık Nedir? Atabetü'l - Hakayık Özellikleri

ATABETÜ'L-HAKAYIK: 
12. yüzyılda Edip Ahmet Yükneki tarafından
aruz ölçüsü ve dörtlüklerle yazılmıştır.
Atabetü'l Hakayık (Gerçeklerin Eşiği) , Edip 
Ahmet Yükneki'nin, Karahanlı beylerinden 
Muhammed Dâd Sipehsalar'a hediye ettiği, 
hadis ve Arapça beyitlere dayanarak yazdığı 
şiirlerle, ahlaklı insan olmanın yollarını, ahlak 
ilkelerini açıklamış, çeşitli ahlakî öğütlerde 
bulunmuş, İslamî düşünce ve görüşlere yol 
gösterici olmuştur. 'Hibetü'l-Hakayık', veya 
'Aybetü'l-Akayık' olarak da isimlendirilir. 
Eserde dünyayı, tanrıyı, insanı bilmenin 
sadece bilim yoluyla olabileceği anlatılır. 
Bilginin faydası ve bilgisizliğin zararı hakkında 
olan konuyu işlemiştir. 
Türk nazım birimi dörtlüklerle oluşan bu 
eserini şair, Yusuf Has Hacib'in 'Kutadgu Bilig'i 
gibi aruz vezniyle ve Kaşgar diliyle yazmıştır. 
Şairin bu eserini nerede ve ne zaman yazdığı 
kesin olarak bilinmemektedir. Atabetü'l 
Hakayık'ın Kaşgar diliyle, Uygur harfleriyle 
yazılmış ilk yazması İstanbul'da Ayasofya 
Kütüphanesi'nde bulunmaktadır. 

Özellikleri:
. Gerçeklerin eşiği anlamına gelir. 
. Konusu din ve ahlaktır. 
. Didaktik (öğretici) bir eserdir. 
. Mesnevi tarzında yazılmıştır. 
. Nazım birimi olarak beyit ve dörtlük 
kullanılmıştır.
. Aruz ölçüsüyle yazılmıştır. 
. Arapça ve Farsça kelimeler vardır. 
. Telmih (hatırlatma) sanatı kullanılmıştır. 
. Eserin Konusu: Eser 14 bölümden oluşur. 
Baştaki 5 bölüm giriş, şairin adını verdiği 8 
bölüm asıl konu, sondaki 1 bölüm de bitiriş 
bölümüdür. 
Giriş bölümleri kaside biçimiyle (aa ba ca 
da...) ,asıl konu ile ilgili bölümler ve bitiriş 
bölümü dörtlüklerle [aaba] yazılmıştır. Giriş 
bölümünde 80 beyit, asıl konu ve bitiriş 
bölümlerinde 101 dörtlük vardır. Eserin 
tamamı 484 dizeden oluşur.
Read more

Divan-ı Lugat-it Türk Nedir? Divan-ı Lugat-it Türk Özellikleri

DİVAN-I LUGAT-İT TÜRK: 
Eserin adı, "Türk Dili'nin toplu(genel) Sözlüğü" 
anlamına gelir. Adından da anlaşılacağı gibi, 
eser bir sözlüktür; Araplara Türkçeyi 
öğretmek amacıyla yazılmıştır. Bundan dolayı, 
Türkçenin Arapça karşısında savunulduğu bir 
eser olarak değerlendirilir. Eserde Türkçe 
sözcüklerin anlamları Arapçayla açıklanmakta 
ve her maddeden sonra birtakım Türkçe 
metinler örnek olarak verilmektedir. Kaşgarlı 
Mahmut tarafından XI. yüzyılda yazılan eserin 
asıl önemi de, işte bu derleme Türkçe 
metinlerden ileri gelmektedir. Eserine bir de 
Türk illerinin haritasını koyan Kaşgarlı 
Mahmut, Türkçe sözcüklerin açıklamalarını 
yaparken dört yüze yakın dörtlükten oluşan 
şiirlerle atasözlerini (sav) örnek olarak verir. 
Divan-ı Lügat-it Türk, Türk dilinin ana eseri, 
Türk edebiyatının ve folklorunun bir hazinesi 
olarak kabul edilmektedir.
Edebiyatımızda aruz ölçüsünün ilk kullanıldığı 
eser olarak kabul edilmektedir. Eserde 
adaleti, aklı, saadeti ve devleti temsil eden 
dört kahramanın çevresinde gelişen olaylarla 
yazar, devlet idaresinin ve sosyal düzenin 
nasıl olması gerektiğini anlatır. Hakaniye 
Türkçesiyle yazılmış olan eserde 7500 
civarında Türkçe sözcük Arapça olarak 
açıklanmıştır. Ayrıca Türk boylarının dilleri ve 
Türk illeri hakkında bilgi verir.
Read more

Kutadgu Bilig Nedir? Kutadgu Bilig Özellikleri

İLK İSLAMİ ÜRÜNLER
KUTADGU BİLİG: 
Kutadgu Bilig, Türk dilinin en temel 
eserlerinden ve Türk dili araştırmalarının en 
mühim kaynaklarındandır. İslâmî Türk 
edebiyatının adı bilinen ilk şair ve düşünürü 
Balasagun'lu Yusuf Has Hacib tarafından 
kaleme alınmıştır.
Eserini Balasagun'da yazmaya başlayan Yusuf, 
1068 yılında memleketinden ayrılarak Doğu 
Karahanlı Devleti'nin merkezi olan Kaşgar'a 
gitmiş ve eserini 18 ay sonra, 1069 (Hicrî 462) 
yılında burada tamamlamıştır. Kitabını 
bitirince bunu, Karahanlı hükümdarı Tabgaç 
Buğra Han'a sunmuş, Han da eseri çok 
beğendiği için Yusuf'u, takdiren "Hâs Hâcib 
(Ulug Hâcib)" tayin etmiştir.
Kutadgu Bilig'deki kahramanların temsil 
ettikleri değerler:
Kutadgu Bilig, dört ana karakter arasında 
geçen diyaloglardan oluşmaktadır. Eserdeki bu 
dört ana karakterin her birinin belirli bir 
sosyal rolü vardır ve her biri belirli bir değeri 
temsil eder.
Küntogdı hükümdardır ve hukuku/adaleti 
temsil eder; Aytoldı vezirdir ve 
saadeti/devleti temsil eder; Ögdülmiş de 
vezirdir ve aklı temsil eder; Odgurmış ise 
akibeti/kanaati temsil eder. 
"Kutadgu" kelimesi, "saadet, kut" manasındaki 
"kut" kelimesinin üzerine isimden fiil yapan 
"+ad-" ekiyle fiilden isim yapan "-gu" ekinin 
eklenmesi sonucu oluşmuştur ve "bilig"le 
beraber "saadet, mutluluk veren bilgi/ilim" 
anlamını taşımaktadır.
Eser, insanlara dünyada tam anlamıyla kutlu 
olmak için gereken yolu göstermek amacıyla 
kaleme alınmıştır. Yusuf Hâs Hacib, eserinde 
aruz ölçüsünü kullanmıştır. İlâveler ile birlikte 
yaklaşık 88 başlık altında toplanan eserin esas 
kısmını oluşturan bölüm kısaltılmış mütekarip 
yani fa'ulun fa'ulun fa'ulun fa'ul ve vezniyle 
yazılmıştır. Kaside tarzında ve aa ba ca 
şeklinde devam etmektedir. Zamanenin 
bozukluğundan ve dostların cefasından 
bahseden 40 beyitlik bir parça ise evvelki 
parçanın vezninde ve tarzındadır. Kitap sahibi 
Ulu Hâs Hâcib Yusuf'un kendi kendisine 
nasihat vermesinden bahseden 41 beyitlik 
parça da kaside tarzındadır.
O dönem için Türk edebiyatında yeni olduğu 
tahmin ve tasavvur edilen aruz ölçüsünün 
ilâve parçalardaki kafiye dışında, şair 
tarafından pürüzsüz bir şekilde kullanıldığı 
görülmektedir. Eser, yarı hikâye ve yarı temsil 
tarzında yazılmış olup, arada hareketi 
hazırlayıcı ve izah edici monologlara ve canlı 
tasvirlerin bulunduğu sahnelere yer 
verilmiştir.
Kaşgârlı Mahmut ve onun eseri Divânü 
Lügati't-Türk ile çağdaştır, hatta hemen 
hemen aynı yıllarda yazılmış olması o dönem 
Türkçenin gördüğü itibar açısından da dikkate 
değer
Read more

Sözlü Dönem Destanlarının Özellikleri Nelerdir?

Sözlü dönem destanlarının özellikleri
1. Toplumun ortak görüşleri yansıtılmıştır.
2. Olağanüstü özellikler bulunmaktadır.
3. Önemli kişiler han, kral gibi seçkin 
kişilerden veya toplumun kabullendiği bir 
kahramandan ibarettir.
4. Söyleyiş milli dil tarzındadır.
5. Oldukça uzun yazılardır.
6. Milli nazım ölçüsü kullanılmıştır.
7. Konuları bakımından savaş, deprem, 
yangın, mizah, ünlü kişilerin yaşamları 
şeklinde gruplandırma yapmak mümkündür.
Read more

2013 - 2014 12. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 10 - 23 Soruları ve Cevapları ( Ekoyay Yayınları )

2013-2014 EKOYAY 12. Sınıf Dil ve Anlatım dersi Ders Kitabı Cevapları
Sanat Metinlerinin Ayırıcı özellikleri- 
Sayfa 10-23 Arası

1. ÜNİTE- SANAT METİNLERİNİN AYIRICI ÖZELLİKLERİ
ÖN HAZIRLIK
1. Sanatın insan yaşamındaki etkisini araştırınız. 
Sanat kişinin duyan,düşünen ve üreten biri olmasını kolaylaştırır.
Sanat kişinin özgüvenin gelişmesine, yeteneklerini keşfetmesine fayda sağlar...
Sanat kişiyi egodan arındırıp toplum ve insanlığı da düşünen bir birey olmasına yardım eder.
Sanat  duygusal arınmaya teşvik eder.
Somut bir ödülün yaratılması güveni arttırır ve kişisel değer hissini besler.
2. Gezi yasızı, anı, makale, deneme, köşe yazısı, fabl, hikaye, roman, eleştiri türlerinde yazılmış metinler bularak bu metinleri okuyunuz. beğendiğiniz metinleri sınıfa getiriniz.
gezi yazısı örnekleri için tıklayınız
anı yazıları için tıklayınız

3. Edebi gerçeklik kavramını araştırınız.
c... Yazar içinde yaşadığı gerçekten yola çıkarak eserini oluşturur. Ancak yaşanan doğal gerçeklik olduğu gibi değil, edebiyatın kuralları içinde esere yansır. Yani sanatçı doğal gerçekliği konu olarak ele alıp yeni bir gerçeklik içinde tekrar şekillendirir, kurgular; buna edebi gerçeklik denir.
Bir edebî eserin temel özelliklerinden biri de sanatçının, eserinde meydana getirdiği dünyadır. Edebî eserde dış dünya, insan ve insana özgü özellikler kurmaca yoluyla dile getirilir. Bununla birlikte edebî eserlerde oluşturulan bu dünya tamamen hayalî değildir. Yani dış dünya dediğimiz gerçek dünya ile bağlantılıdır. Fakat gerçeğin tıpatıp aynısı da değildir.
4. Namık Kemal'in " Vatan yahut Silistre" adlı eserinin temasını ve konusunu araştırınız.
Konu
Olaylar 1853 yılında Osmanlı Devleti ve Rusya arasında başlayan Kırım Savaşı'nda gönüllü olarak orduya katılan İslam Bey ile onun peşinden Silistre’ye giden Zekiye adlı genç kızın aşkı etrafında gelişir. Silistre Kalesi, 15 Mayıs 1854’te Rus ordusu tarafından kuşatılmıştır. İmparatorluğun her yerinden gelen gönüllüler kaleyi savunmaktadır. Zekiye, erkek giysileri giyip Adem ismi ile gönüllülerin arasına karışır. İslam Bey yaralandığında ona bakar. İslam Bey, yaralı olmasına rağmen yanında Zekiye ile birlikte düşman cephanesini ateşlemeye gider. Kuşatma, haftalar boyu süren yoğun saldırılardan sonra Müslüman askerlerin kahramanca direnişi sayesinde kaldırılır. Döndüklerinde kuşatmanın kaldırıldığını gören Zekiye ile İslam Bey bu mutluluk içinde yapılan düğünle evlenir.
Tema: Vatan sevgisi
HAZIRLIK
1. ...................................
2. ..................
3.Saantın amacı öğreticilik değildir, estetik zevk kazandırmadır. sanat metni öncelikli olarak estetik zevk uyandırma amaçlı olmalı, eğiticilik yönü ikinci planda olmalıdır.
4. Sanat için, insana özgü duyguların, düşüncelerin türlü araç ve gerçlerle anlatımı, dışa vurumudur diyebiliriz. Güzellikler sanatla yaratılır. Yaşamı yüceltmek, daha anlamlı kılmak sanatla olanaklıdır. Sanat insana yaşamının her kesiminde güç ve zevk verebilir.
Sanat, "insandaki estetik yanın irdelenmesi, algılanması, duyumsanması, sorgulanması ve insan nesne arasındaki güzele varma çabasıdır" biçiminde tanımlanabilir. Sanat toplumsal değişmeleri kolaylaştırır; bireylerin anlama, düşünme, algılama, yetilerini açık tutar, duygusal yanlarını harekete geçirir. Sanat aynı zamanda evrensel bir dildir.
SAYFA 12 İNCELEME
ETKİNLİK1

C.1 Her üç metinde sanat yapmak amacı ile yazılmış metinlerdir.
ETKİNLİK2......................
ETKİNLİK 3. Nikbinlik adlı şiirin teması: umut; Mesut Ninni adlı şiirin teması: Çocukluk günlerine duyulan özlem; Serenad adlı şiirin teması: Aşk
ETKİNLİK4. Nikbinlik adlı şiir modern şiir geleneğine göre, Mesut Ninni, biçim olarak divan edebiyatı beyit geleneği muhteva olarak modern şiir geleneiğine göre, Serenad adlı şiir Halk edebiyatı şiir geleneğine göre yazılmış.
etkinlik5. her şiir okuyan kişiye göre değişik anlamlar kazanabilir. bunda okuyanın ruh hali , bilgi birikimi, sanat anlayışı, yaşam biçimi etkili olur.
ETKİNLİK 6. Nikbinlik adlı şiirin teması: umut; Mesut Ninni adlı şiirin teması: Çocukluk günlerine duyulan özlem; Serenad adlı şiirin teması: Aşk. üç metnin iletisi de açık değildir. sanat metinleri sezdirme yoluyla mesaj iletir.
ETKİNLİK 7. Nikbinlik adlı şiir yazıldığı dmnemin zihniyetini yansıtmaktadır. bu şiirde toplumsal gerçekçi şiir anlayışının yansımalarıonı görüyoruz. şiir hem biçim hem muhteva olarak toplumsal gerçekçi şiir anlayışını yansıtmaktadır.
ETKİNLİK 8. üç şiirde de dil sanatsal(şiirsel) işlevde kullanılmıştır.
ETKİNLİK 9. Her şiir insanı konu edinir. var olan yaşamdan izler taşır fakat bu günlük hayatta yaşanan gerçeklikle birebir aynı değildir. şiirsel gerçeklik kurgudur.
ETKİNLİK 10. Coşku ve Heyecana Bağlı AnlatımIN Özellikleri
A.Lirik anlatımda dil "heyecana bağlı işlev" de kullanılır.
B.Coşku ve heyecana bağlı anlatım daha çok şiir roman hikâye tiyatro türlerinde kullanılır.
C.Öyküleyici anlatımda bir olay ve durumun anlatılması; betimleyici anlatımda kişi durum ve varlıkların betimlenmesi; lirik anlatımda ise duyguların ifade edilmesi esastır.
D. Coşku ve heyecana bağlı anlatımlarda kelimeler daha çok mecaz ve yan anlamda kullanılır.
E.Öyküleyici anlatımlarda olay ve durumlar anlatılırken duygusal düşünceler katılmaz. Coşku ve heyecana bağlı anlatımda duygular ve içinde bulunulan ruh hali yansıtılır.
ETKİNLİK 11. Zaman adlı metnin göndergesi zaman kavramı konusunda insanı düşündürmek. Felsefi metinlerin yazılış amacı ise düşündürmektir. metnin yazılış amacı ile göndergesi arasında bir ilişki vardır. düşünce yazılarında ileti daha açık bir şekilde ortaya konur. Şiirlerde ise ileti açıkça verilmemiştir.
ETKİNLİK12. Birinci paragraf giriş bölümü, ikinci paragraftan son paragrafa kadar olan kısım gelişme, son paragraf da sonuç paragrafıdır.
ETKİNLİK 13. Zaman adlı metinde dil göndergesel işlevde kullanılmıştır. bu metinde sözcükler daha çok gerçek ve yan anlamıyla kullanılmıştır. dilin şiirsel işlevinde ise sözcükler daha çok mecaz anlamlarıyla kullanılır.
sayfa16-17-18,
14. etkinlik: HARİKA ÇOCUK
Giriş: Yazarın birhanda çalışan arkadaşını ziyarete gitmesi ve orada bir çocukla karşılaşması.
Gelişme: Yazarla çocuk arasında geçen konuşmalar.Çocuğun torna tesviye işimnde çaılşması.
Sonuç: Ustanın gelmesi yle çocuğun işine dönmesi, yazarın camın arkasından onu seyretmesi
Kişiler: Ayhan(çocuk), Yazar, yazarın arkadaşı. Ateş Ali.
Yer: Sefer tasına benzeyen bir handa küçük bir matbaa atölyesi.
Zaman: Bir gündüz vakti, tam belli değil.
Anlatıcı: Yazarın kendisi.
Yazarın bakış açısı: Kahraman anlatıcı bakış açısı kullanılmış. I. tekil şahıs anlatım var.
Olay örgüsü:
* Yazarın arkadaşını ziyarete gitmesi.
* Büyükçe bir tahta sandığın içinde domates ekmek yiyen çocuğu görmesi.
*Çocuğun ona kimi aradığını sorması.
* Yazarla çocuk arasında geçen konuşmalar.
* Çocuğun annesini ve babsını kaybedişini anlatması.
* çocuğun kaptan olmak istediğini anlatması.
* Çocuğun Ateş Ali arkadaşlıklarını anlatması.
* Çocukla yazarın değişik konulardan konuşmaları
* Ustanın gelmesi
* Çocuğun işinin başına gitmesi.
Çatışma. Oyun oynaması gereken çocukların çalışmaları.
Tema: Küçük yaşta ailesini geçindirmek zorunda olan çocukların dramı
Etkinlik 15: Harika Çocuk sanat yapmak amacıyla yazılmış bir metindir. zaman adlı metin ise düşündürmek amacıyla yazılmıştır.
Etkinlik 16. Küçük yaşta ailesini geçindirmek zorunda olan çocukların dramı. bu ileti doğrudan değil sezdirme yoluyla verilmiştir. sanat metinlerinde ileti doğrudan değil sezdirme yoluyla okuyucuya ulaştırılır.
Etkinlik17: Sanat metinlerinde amaç okuyucuda estetik zevk ve heyecan uyandırmadır. diğer metinlerde ise bilgilendirmek, öğretmek amaçlanır.
Etkinlik 18:Harika Çocuk adlı metinde insana özgü gerçeklik edebiyatın kurmacası içinde ele alınarak yeniden kurgulanmış ve okuyucuya sunulmuştur.
Etkinlik 19: Harika Çocuk adlı metin yaşanılan dönemin zihniyetini yansıtmaktadır. eserin yazıldıuğı dönemde küçük yaşta çok zor işlerde çalışmak zorunda kalan çocukların varlığından bahsedilir. bu Cumhuriyet Devri Türk edebiyatı geleneğinin özelliklerini yansıtır.
Etkinlik 20: Metninn yazıldığı dönemde ekenomik sıkıntıların olduğu, küçük yaşta çocukların ağır işlerde çalıştığı, matbaa gibi, modern makinaların kullanıldığını öğreniyoruz.
Etkinlik 21. Harika çocuk adlı metinde anlatıcı yazarın kendisidir. buna kahraman anlatıcı denir. Yzar olayın içindedir. Zaman adlı metinde ise anlatıcı oalyın içinde değildir. daha çok düşünceler üzerinde yoğunlaşılmıştır. şahıs ön planda değildir. Harika Çocuk adlı metinde dil sanatsal işlevde kullanılmıştır.
Etkinlik 22.
1) öğretici metin
- bilgi vermek amacıyla yazılır.
- kesinlik vardır.
- uslüp kaygısı yoktur.
- açıklayıcı, tamamlayıcı gibi anlatım türleri kullanılır.
- söz sanatları kullanılmaz.
- dil göndergesel işlevindedir.
2) sanatsal metin
- estetik zevk ve duygu vermek amacıyla yazılır.
- kesinlik yoktur.
- öznel bir bilgidir.
- uslüp kaygısı vardır.
- betimleyici ve öyküleyici gibi anlatım türleri vardır.
- söz sanatları kullanılır.
- dil sanatsal işlevindedir.


sayfa21. ÖLÇME DEĞERLENDİRME
A: Aşağıdak,i cümlelerin sonuna yargılar doğru ise D yanlış ise Y yazınız.
Y
D
Y
D
D
D
B.: Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri doldurunuz.
* Sanat metinleri temel ifede şekilleri bakımından anlatmaya bağlı, göstermeye bağlı ve coşku ve heyecana bağlı metinler olmak üzere üçe ayrılır.
* Sanat metinlerinde dil sanatsal işleviyle kullanılır.
* Güzel sanatlar kullandıkları malzemeye göre görsel , işitsel ve dramatik sanatlar şeklinde gruplandırılır.
* Anlatmaya bağlı metinlerin yapısını oluşturan ögeler. olayörgüsü , zaman, mekan ve kişilerdir.
* Şiirin yapısını anlam ve biçim kaynaşmasından oluşan birimler oluşturur.

C. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız:
1. D şiir cümlesi
2. E bilgi verme amacı gütmesi
3. E okur, okuduğu metne eleştirel gözle bakmalıdır.
4. A. betimleme ( fakat aynı zamanda öyküleyici analtımda vardır)

. Ç. Aşağıdaki soruları sözlü olarak cevaplayınız.
1. Altı çizili cümlede var olan gerçeklik ile kurmaca gerçekliğin aynı olmadığını, okurun eseri okurken gerçek dünyadan kendini soyutladığı vurgulanmıştır.
2. sanatın toplum hayatı açısından önemi
Sanat için, insana özgü duyguların, düşüncelerin türlü araç ve gerçlerle anlatımı, dışa vurumudur diyebiliriz. Güzellikler sanatla yaratılır. Yaşamı yüceltmek, daha anlamlı kılmak sanatla olanaklıdır. Sanat insana yaşamının her kesiminde güç ve zevk verebilir.

Sanat, "insandaki estetik yanın irdelenmesi, algılanması, duyumsanması, sorgulanması ve insan nesne arasındaki güzele varma çabasıdır" biçiminde tanımlanabilir. Sanat toplumsal değişmeleri kolaylaştırır; bireylerin anlama, düşünme, algılama, yetilerini açık tutar, duygusal yanlarını harekete geçirir. Sanat aynı zamanda evrensel bir dildir.

Çağımızın sınırsız ve hızlı değişkenliğine, sonsuz istek ve beklentilerine, gerek ayak uydurabilmek, gerek onda olumsuz bulduğumuz yönelme ve olgulara karşı gereken savaşımı verebilmek için, çok yönlü, çok boyutlu vé demokratik düşünmeyi öğrenmek gerekir. Doğru toplumsallaşmayı gerçekleştirebilmek, yetişen kuşaklara bu değerleri kazandırabilmek, öğretebilmek ve her yeni kuşağın bir öncekini aşması gerektiğini kavratabilmek için her türlü eğitim ve öğretim yönteminin yeniden ele alınması gereklidir. Bu yeni yöntemler çok yönlü, çok boyutlu, sürekli yenilikler içeren ve yaratıcılığı destekleyen yöntemler olmalıdır. Böyle olunca sanat eğitiminin de eh geniş, en zengin kapsamıyla bu yeni anlayış içerisinde yer alması gerekir

SAYFA 23.
ÜNİTE DEĞERLENDİRME SORULARI

A: Aşağıdak,i cümlelerin sonuna yargılar doğru ise D yanlış ise Y yazınız.
Y
D
D
Y

B.: Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri doldurunuz.
* Sanat metinlerinin amacı insanda estetik zevk ve heyecan uyandırmadır.
* Sanat metinlerinde sözcükler çoğunlukla mecaz anlamda kullanılır.
* Masal, hikaye, roman anlatmaya bağlı sanat metinleri içinde yer alır.

C. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız:
1. C. Sanat metinleri öğretmeyi amaçlar.
2.E . Nesnel anlatım kullandığı.
3. C . Betimleme
4. B. öyküleme
5. A. Açıklık

Kaynak; http://edebiyatfatihi.blogspot.com
Read more

İletişim de Gösterge Nedir? Gösterge Türleri Nelerdir?

Kendi dışında başka bir şeyi gösteren, düşündüren, onun yerini alabilen, sözcük, nesne, görünüş veya olgulara gösterge denir. Yine bir göstergenin gerçek dünyadaki karşılığına gönderge denir. Sözcükler, resim, şekil , işaret gibi diğer ögelere de gösteren adı verilir. Eğer gösteren olgu akılda birtakımgörüntüler oluşturuyorsa; bu da gösterilendir. Göstergeler üç gruba ayrılır:

1. Dil göstergesi: Söz veya yazıyla gerçekleştirilen her türlü fiil bu gruba girer. Her sözcük bir dil göstergesidir. 



2. Doğal gösterge: Doğal güzellikler, yaprakların sararması gibi durumlar doğal göstergelerdir. 


3. Sosyal gösterge: Trafik ışıkları, görgü kuralları gibi sosyal ögeler, sosyal göstergelerdir.

İletişimde kullanılan göstergeler şunlardır:

1. Dil göstergeleri: Söz ve yazıyla gerçekleştirilen her eylem bu gruba girer. İnsan duygu ve düşüncelerini en iyi şekilde dil ile anlatır. Dille gerçekleştirilen iletişim resim, şekil, işaret ve vücut diliyle yapılan iletişimden daha güçlü ve daha kullanılışlıdır. 


2. Dil dışı göstergeler: Resim, şekil, işaret, hareket, jest ve mimikler bu gruba girer.


1. Belirti: Amacı olmayan, istem dışı gelişen doğal göstergelere denir. Belirtide gösteren ile gösterilen arasındaki ilişki nedenlidir. Örneğin; dumanın görülmesi ateşin olduğunu gösterir.


2. Belirtke: İletişim kurma, bir ileti aktarma, bir bilgi verme amacı içeren göstergelerdir. Gösteren ve gösterilen arasındaki ilişki nedensiz ve uzlaşımsaldır. Örneğin; Trafik levhaları 


3. İkon: Dili kullanmadan bilgi ve iletileri aktaran en basit araçlardır . Temelde benzerlik ilişkisifotoğrafları, resim, heykel vb.
Read more

2013 - 2014 9. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 10 Soruları ve Cevapları ( Ekoyay Yayınları )

İLETİŞİM   SAYFA 10


HAZIRLIK
1....................
2. Kendi dışında başka bir şeyi gösteren, düşündüren, onun yerini alabilen, sözcük, nesne, görünüş veya olgulara gösterge denir.
1. Dil göstergesi: Söz veya yazıyla gerçekleştirilen her türlü fiil bu gruba girer. Her sözcük bir dil göstergesidir.

2. Doğal gösterge: Doğal güzellikler, yaprakların sararması gibi durumlar doğal göstergelerdir.

3. Sosyal gösterge: Trafik ışıkları, görgü kuralları gibi sosyal ögeler, sosyal göstergelerdir.

İletişimde kullanılan göstergeler


1. Dil göstergeleri: Söz ve yazıyla gerçekleştirilen her eylem bu gruba girer. İnsan duygu ve düşüncelerini en iyi şekilde dil ile anlatır. Dille gerçekleştirilen iletişim resim, şekil, işaret ve vücut diliyle yapılan iletişimden daha güçlü ve daha kullanılışlıdır.

2. Dil dışı göstergeler: Resim, şekil, işaret, hareket, jest ve mimikler bu gruba girer.

- A. Belirti: Amacı olmayan, istem dışı gelişen doğal göstergelere denir. Belirtide gösteren ile gösterilen arasındaki ilişki nedenlidir. Örneğin; dumanın görülmesi ateşin olduğunu gösterir.

- B. Belirtke: İletişim kurma, bir ileti aktarma, bir bilgi verme amacı içeren göstergelerdir. Gösteren ve gösterilen arasındaki ilişki nedensiz ve uzlaşımsaldır. Örneğin; Trafik levhaları

- C. İkon: Dili kullanmadan bilgi ve iletileri aktaran en basit araçlardır. Temelde benzerlik ilişkisi vardır. Örneğin, bir kişinin fotoğrafları, resim, heykel vb.

- D. Simge: Bir toplumda bir gösteren ile gösterilen arasında sürekliliğini koruyan uzlaşımsal ve çoğunlukla da nedensiz olan ilişkiye dayanan görsel biçime denir.

3. Göstergeleri inceleyen bilim dalına Göstergebilim veya semiyotik denir.
4. Atatürk'ün basınla ilgili Sözleri
  Basın, milletin müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve irşatta, bir millete muhtaç olduğu fikrî gıdayı vermekte, hulâsa bir milletin hedefi saadet olan müşterek bir istikamette yürümesini teminde, basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir.
Basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası, yine basın hürriyetidir. (1925)
Basının tam ve geniş hürriyeti iyi kullanmasının, ne derecede nazik bir vaziyet olduğunu söylemeye lüzum görmem. Her türlü kanuni kayıtlardan evvel bir kalem sahibinin ilme, ihtiyaca ve kendi siyasi telakkilerine olduğu kadar vatandaşların hukukuna ve memleketin, her türlü hususi telakkilerin üstünde olan, yüksek menfaatlerine de dikkat ve hürmet etmek manevi zorunluluğu, asıl bu mecburiyettir ki umumi düzeni temin edebilir. Bununla beraber bu yolda yanılma ve kusur olsa bile; bu kusuru düzeltecek etken ve vasıta; basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası, yine basın hürriyetidir.
Cumhuriyet devrinin kendi anlayış ve ahlâkını taşıyan basınını yine ancak Cumhuriyetin kendisi yetiştirir. Bir taraftan geçmiş devir gazetelerinin ve adamlarının düzeltilmesi mümkün olmayanları ulusun gözünde belirlenirken, öte taraftan Cumhuriyet basınının temiz ve feyizli sahası genişleyip yükselmektedir. Büyük ve soylu ulusumuzun yeni çalışma ve uygarlık yaşamını kolaylaştırıp özendirecek işte ancak bu anlayıştaki basın olacaktır. (1 Kasım 1925, TBMM)
Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır.
Gazeteciler, kanunun ve umumun menfaatlerinin aksine muamelelere şahit ve vakıf oldukları takdirde gerekli yayında bulunmalıdır.
Matbuat hiçbir sebeple tahakküm ve nüfuza tabi tutulamaz.
5.İletişim:
 İletişim, iletilen bilginin hem gönderici hem de alıcı tarafından anlaşıldığı ortamda bilginin bir göndericiden bir alıcıya aktarılma sürecidir.
6. kuşlar nasıl iletişim kurar?
Kuşların ses telleri yoktur. Ses üretmek için bir kuşun ses kutusu boyunca titreşimler gönderilir. Bu ses kutusuna ne kadar çok kas bağlıysa, o kadar çok ses çıkarabilir. Örneğin bülbüllerin çok fazla kası vardır ve birçok farklı ses çıkarabilirler.
Özellikle ormanlar, otlaklar ve bataklıklar gibi, bitkilerin, görüşe engel olduğu yerlerde iletişim kuşlar için çok önemli olmaktadır. Kuşlar, şarkı söylemek, çığlık atmak, hafifçe vurmak ve davul sesi çıkartmak gibi yöntemlerle iletişim kurarlar. Her türün kendine özgü şarkısı ya da şarkıları vardır. Hatta bazı kuşların bir düzineden fazla ıslığı ve şarkısı vardır. Bazı kuşlar da diğer türlerin şarkılarını ya da insanları taklit edebilirler.
sayfa: 11.
* Fotoğrafın sizde uyandırdığı duyguları yazınız.
c. Fotoğrafta  sahilde hafif dalgalı denizi seyreden bir insan görünmektedir.
* Şair gözleri kapalı olduğu halde iletişimi nasıl sağlamış olabilir?
c.. “İstanbul’u Dinliyorum şiiri duyumsal bir şiirdir; fakat bütün duyular işlevlerini kulağa yüklemişlerdir. Orhan Veli, bu şiirinde sinestezi (bir duyu organının işlevini başka bir duyu organına yükleme) bakımından değişik bir yöntem uygulayarak, İstanbul’a gözleriyle değil; işitme duyusu aracılığıyla bakar.”.
* "Serin serin Kapalı Çarşı, Çekiç sesleri geliyor doklardan, Güzelim bahar rüzgârında ter kokuları;" mısralarında şairin duygularını harekete geçiren ögeler nelerdir?
c.. Rüzgarın serin asmesi, çekiç sesleri ve bahar rüzgarı  şairin duygularını harekete geçiriyor.

* "Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından / Kalbinin vuruşundan anlıyorum;"  mısralarında bildirilen ayın doğuşunu iletişim, dil ve kültür bağlamında açıklayınız.
c. Burada ay fıstık ağaçları arasından doğmakta. bu bölgesel bir yaklaşımdır. her yerde fıstık ağacı yoktur.  kalbinin vuruşundan anlıyorum ifadesi de dilin mecaz yönünü ortaya koyar, bütün bu unsurları birleştirdiğimiz vakit  iletişim kültüre ve dilin kullanımına göre değiştiğini görürüz. ayın doğuşu farkıl kültür ve bölgelerde farklı  ifade edilebilir.

1. Etkinlik:
1. İletişim:   İletişim, iletilen bilginin hem gönderici hem de alıcı tarafından anlaşıldığı ortamda bilginin bir göndericiden bir alıcıya aktarılma sürecidir.
2.İletişlimin meydana gelmesi için öncelikle bir göndericinin ve alıcınınolması şarttır. Gönderici ile alıcının kendi arasında bu iletişim sözlü iletişim, yazılı iletişim ya da simgeye dayalı olabilir. İletişim için aşağıdaki ögeler gereklidir.
Gönderici: Düşünceyi iletendir. Gönderici, düşünceyi bir mantık temeline dayandırarak iletir.
Alıcı: Düşünceyi alan ve bu düşünceyi yorumlayandır.
İleti: Gönderenden alıcıya iletilen düşünce yada istektir.
Kanal: Düşüncenin iletilme şeklidir.
Dönüt: Gönderen ve alıcı arasındaki fikir alışverişidir.
Bağlam: İletişimin gerçekleştiği mekandır.

3. iletişim çeşitleri nelerdir?
c. 1) Sözlü İletişim: Sözlü iletişimler "dil ve dil-ötesi" olmak üzere 2 alt sınıfa ayrılmaktadır. İnsanların karşılıklı konuşmalarını hatta mektuplaşmalarını "dille iletişim" kabul edebiliriz. Dille iletişimde kişiler, ürettikleri bilgileri birbirlerine ileterek anlamlandırırlar. Dil-ötesi iletişim, sesin niteliği ile ilgilidir; sesin tonu ve sesin hızı, şiddeti, hangi kelimelerin vurgulandığı, duraklamalar vb özellikler, dil-ötesi iletişim sayılır. Dille iletişimde kişilerin "ne söyledikleri", dil ötesi iletişimde ise, "nasıl söyledikleri" önemlidir.
2) Yazılı İletişim: İnsanın zaman ve mekandaki ilişki sınırlılıklarını genişletmede en etkin iletişim biçimidir. Uzaktan haberleşmede, bilgi ve deneyimleri zaman içinde biriktirme de sözlü iletişime göre daha güvenilir bir yol olan yazı ile iletmenin kökeni, mağara resimlerindedir.
3) Sözsüz İletişim: Yüz ifadeleri, el ve kol hareketleri, bedenin duruş tarzı, sesin tonu gibi sözsüz mesajlar kullanılarak kurulan iletişimdir.
Yukarıdaki iletişim çeşitleri çeşitli araçlarla gerçekleşir. Dar manada aşağıda sayacaklarımız iletişim çeşidi sayılabilir:
Mektupla iletişim
Basın yayın yoluyla iletişim
İnternetle iletişim
Telefonla iletişim
Radyoyla iletişim
Telgrafla iletişim
Konferans
Televizyonla iletişim
2. Etkinlik:
????  İnsan uzun süre hiç konuşmadan duramaz. Böyle bir durumda insan kendini sıkılmış, bunalmışve yalnız hisseder.
???? Öğretmen ve öğrenciler hiç konuşmadan ders işlenemez. iletişimin olması için alıcı verivi ve ileti olması gerekir.
???? Birinci resimde insanların konuşarak iletişim kurduğunu ikinci resimde is azürafaların dokunarak iletişim kurduğu görülüyor.
3. Etkinlik:
Orhan, Esma'ya dönerek "Bu gün hava çok güzel! " dedi.
**Yukarıdaki cümlede Orhan Esma'ya "Bu gün hava çok güzel" demektedir.
* *Çünkü iletişim olması için mutlaka gönderen(Verici) alıcı ve ileti olması gerekmektedir.
** Merhaba ifadesi  ile iletişimin gerçekleşmesi için gerekli olan üç öge:  alıcı verici ve iletidir.
*** Gönderici: Orhan            Alıcı: Esma,           İleti: Bugün hava çok güzel
4. Etkinlik
? gönderici: Fatma Hanım, Mehmet Bey,    Alıcı: Emre ve Garson
İletiler: Ben aç değilim, Yalnızca ayran içeceğim/ Ben de hafif bir şeyler yemek istiyorum, mevsim salatası tam bana göre/ ben çok açım. önce çorba içeceğim.
? konuşmaların alıcıya ulaşmasını sağlayan sözlü anlatım( kanal)dır.
? İletişimi gerçekleştirenlerden biri konuşma engelli olsaydı   diğer kişilerle yazı yoluyla veya işaret diliyle iletişim kurabilirdi.


Kaynak; http://yeniedebiyat.blogspot.com


Read more

9. Sınıf Dil ve Anlatım 6. Ünite Ders Notları ve Özeti

2013 - 2014 Eğitim Öğretim Yılı

VI. ÜNİTE 
PARAGRAF BİLGİSİ
1. ANLATIM BİRİMİ OLARAK PARAGRAF
Bir düşünceyi ana düşünce etrafında destekleyen cümle veya 
cümleler topluluğuna paragraf denir. Paragrafı oluşturan 
cümleler birbirleriyle bağlantılıdır; bu bağlantı paragrafta 
anlam bütünlüğünü oluşturur.
2. PARAGRAFTA YAPI
Yapı bakımından bir paragrafta üç bölüm bulunur. Bunlar 
giriş cümlesi, gelişme cümleleri ve sonuç cümlesidir.
Giriş: 
* Genel bir yargı niteliğindedir.Bu bölüm bir ya da iki 
cümleden oluşur.
* Paragrafın konusu genellikle bu cümlelerdir.
* Giriş bölümü paragrafın bir çeşit özeti olduğundan ana 
düşünce hakkında ipuçları verir.
* Asla bağlaçla başlamaz.
* Giriş cümlesinde kendisinden önce bir cümle daha olduğunu 
düşündürecek bazı zamir,sıfat ya da edatlar bulunmaz.
Gelişme:
*İkiden fazla cümleden meydana gelir.
*Girişte belirtilen konu,bu bölümde örnekleme,tanık gösterme,karşılaştırma gibi düşünceyi geliştirme yollarına 
başvurularak açıklanır.
*Bu bölümde yer alan düşünceler paragrafın konusuyla ilgili 
olmalıdır,yoksa anlatımın akışı bozulur.
Sonuç:
*Genellikle bir cümleden ibarettir.
*Anlatılmak istenen düşünceyle ilgili son sözün söylendiği 
bölümdür.
*Yazar paragrafta asıl anlatmak,vurgulamak istediği 
düşüncesini (ana düşünce) genellikle bu bölümde verir.
*Sözlerin toparlanması niteliğinde olduğundan kapsamlı bir 
yargıdır.Bu yönüyle de giriş cümlesine benzer.
*Toparlayıcı,özetleyici olması nedeniyle “demek ki,sonuç 
olarak,öyleyse,özetle…”gibi sözlerle başlayabilir.
Uyarı:
Ana düşünce,genellikle paragrafın sonuç bölümünde olmakla 
birlikte,bazen metnin başında ya da tümüne yayılmış olabilir.
3. PARAGRAFIN BOYUTU
Paragrafın boyutu anlatılan, tanıtılan, bildirilen konunun yer 
zaman ve kişilerle ilgi derecesine göre belirlenir. Anlatıcının, 
anlattığı yer ve objeyle ilişkisi paragrafın uzun veya kısa olmasını belirler. İletişim biçimi; iletinin (mesajın) niteliği; alı-
cının, göndericinin durumu ve ileti kanalının durumu paragrafın boyutunu etkiler. Tek cümleden oluşan paragraflar oldu-ğu 
gibi birden fazla cümleden oluşan paragraflar da vardır. 
Yalnız karışık konularla ilgili düşüncelerin bir paragrafta 
toplanması güçtür. 
4. PARAGRAFTA ANLAM VE ANA DÜŞÜNCE
Bir metinde yazarın okuyucuya vermek istediği temel düşünceye ana düşünce denir. Başka bir söyleyişle ana düşünce 
paragrafta iletilmek istenen iletinin en kısa ve açık ifadesi-dir. 
Paragrafta ana düşünceyi destekleyen onu açıklayan di-ğer 
düşüncelere de yardımcı düşünce denir. Paragraftaki yardımcı 
düşünceler ana düşünce etrafında, onu değişik yön-lerden 
destekleyen, tamamlayan, açıklayan ve onun doğrulu-ğunu, 
yanlışlığını kanıtlayan cümle ve ifade kalıplarıdır. Paragraftaki ana düşünce diğer paragraflardaki ana düşünce-lerle 
bağlanır. Bu bağlantılarla metnin bütünlüğü sağlanır. 
Paragrafta metnin tamamı dikkate alınarak ne, kim, nerede ne 
zaman, nasıl, ne kadar gibi soruların cevabı olacak şekilde 
iletiyi belirten düşüncelere yer verilir.
5. PARAGRAF ÇEŞİTLERİ
Belli başlı paragraf çeşitleri şunlardır:
a. Olay Paragrafı: Anlatılması, açıklanması istenen bir olay 
ele alınır. Paragrafın yapısı olayın oluş sırasına göre, kişi-mekân ilişkisine ya da anlatıcının anlatılan veya nakledilen olayla 
ilişkisine göre değişir. Olay üzerinde yoğunlaşılır ve olayın en 
çok dikkat çekici yönleri ve heyecan verici yanları anlatı-lır. 
Olayın anlatımında anlatılmayan kısımlar sezdirilecek tarzda 
cümleler kullanılır.
b. Çözümleme Paragrafı: Bir düşüncenin incelenerek çö-
zümlemesinin yapıldığı paragraflardır. Bu tür paragraflarda 
paragrafın konusu olan kişinin görünüşünden, konuşmasından 
davranışlarından söz eden cümlelere yer verilir. Bir düşünceyi çözümleyen paragraflarda düşünceyi oluşturan, destekleyen, geliştiren ögeler üzerinde durulur.
c. Düşünce (Fikir) Paragrafı: Herhangi bir konuda bilgi
vermek, bir düşünceyi kanıtlamak amacıyla yazılan öğretici 
metinlerde bulunur.
ç. Betimleme (Tasvir) Paragrafı: Bir olayı ya da bir varlığı 
canlandırmak amacıyla yazılan paragraflardır. Betimleme paragrafında betimlenecek kişi, yer ve görünüşün benzerlerinden ayıran özellikleri üzerinde durulur. Betimleme paragrafında betimlenecek varlığın niteliğine göre paragrafın dili 
değişir.
d. Açıklama Paragrafı: Herhangi bir konunun, kavramın, 
nesnenin kullanımını, değerini açıklamak için yazılan paragrafa açıklama paragrafı denir. Açıklama yapılırken basit 
olandan karmaşık olana doğru gidilir. Yerine göre açıklana-
Read more

9. Sınıf Dil ve Anlatım 5. Ünite Ders Notları ve Özeti

2013 - 2014 Eğitim Öğretim Yılı

V.ÜNİTE 
CÜMLE (TÜMCE) BİLGİSİ
A. CÜMLENİN ÖGELERİ
Türkçe cümlelerde dört öge bulunur:
1. Yüklem
2. Özne
3. Nesne (Düz Tümleç)
4. Tümleç
Bu ögelerden cümlede mutlaka bulunması gereken yüklem 
ile öznedir. Bunlara cümlenin temel ögeleri denir. Nesne ve 
tümleçler cümlenin anlamını tamamlayan (tümleyen) 
yardımcı ögelerdir.
1. Yüklem :
* Yüklem cümlede eylem,oluş, durum,istek,hareket bildiren 
dil bilgisi birliğinin görev adıdır. 
* Cümlenin temel ögesidir; tek başına bile olsa cümle 
oluşturabilir.
* Her sözcük ya da sözcük gurubundan yüklem yapılabilir. 
Gecenin yalnızlığında sadece seni düşünürüm (fiil)
Yaşadığımız günler tıpkı bir rüzgar gibiydi.(edat) 
Bu olayların suçlusu odur. (zamir)
Sabah uyandığında gözleri ışıl ışıldı.(ikileme)
Öğrenmenin bir yolu da okumaktır. (Fiilmsi)
* Kelime grupları yüklem olduğunda kesinlikle bölünmemelidir.
Çalışmak yaşamın bir parçasıdır. (Ad tamlaması)
Odayı süsleyen şey rengarenk çiçeklerdir. (sıfat taml.)
Konuşmalarına ister istemez kulak misafiri oldum. (deyim)
2. Özne :
* Yüklemin bildirdiği işi, hareketi yapan veya yargının 
gerçekleşmesine araç olan unsura denir.
* Özneyi bulmak için yükleme kim, ne soruları sorulur 
Yüklemi isim olan cümlelerde ise olan kim, olan ne soruları 
sorulur.
* Fiillere eklenen kişi ekleri öznenin kim ya da ne olduğunu 
bildirir.
Üç çeşit özne vardır:
a) Gerçek Özne
Yüklemin bildirdiği işi hareketi bizzat kendisi yapan öznedir. 
Eylemle biten cümlelerde, etken çatılı fiil (eylem) cümlelerinde gerçek özne bulunur. Cümlede iki şekilde gösterilir: 
* Acık Özne:
Cümle içinde açık bir şekilde gösterilir
*Yağmur çok şiddetli yağdı.
*Çocuk iki gündür hasta yatıyor.
* Gizli özne:
Cümlede doğrudan yer verilmeyen ancak yüklemin taşıdığı 
eklerden anlaşılan öznedir.
*Ertesi gün ona telefon ettim.
*Görmeyeli hemen de bizi unutmuşsun.
NOT:Yüklemi isim olan cümlenin öznesi gerçektir.
*Siyah renkli araba satılıktır.
*Dün akşam pencereler kapalıydı.
b) Sözde Özne
Yüklemi edilgen çatılı cümlelerde,aslında nesne olan öge özne 
olarak kullanılır.
*Ağaçtaki meyveleri topladı.
*Ağaçtaki meyveler toplandı
*Öğrenciler bütün sınıfı temizledi.
*Bütün sınıf temizlendi. 
c) Örtülü Özne
Yüklemi edilen çatılı cümlelerde bazen “—ce, tarafından ” 
gibi sözcükler kullanılarak işi bizzat yapan varlığa da yer 
verilebilir.
*Yolcu otobüsleri belediyemizce hizmete açıldı.
*Yarışma halk tarafından çok beğenildi
NOT:Her sözcük ya da sözcük grubu özne olabilir.
*Geçen gün evin duvarı yıkılmıştı.(isim tamlaması)
*Bahçesinde okyanuslar yetişiyordu.(isim)
*Derdini söylemeyen derman bulamaz.(sıfat fiil)
*Okumak zihni dinlendirir.(isim fiil)
*Kimse seni benim kadar düşünmez(zamir)
3. Nesne (Düz Tümleç) :
* Öznenin yaptığı işten, hareketten etkilenen unsurdur
* Uyarı :isim cümlelerinde yüklemi edilgen çatılı cümlelerde 
ve geçişsiz fiillerde nesne yoktur.
Nesneler ek alıp almamasına göre ikiye ayrılır.
a)Belirtisiz Nesne 
Yükleme ne sorusu sorularak bulunur. Belirtme durum eki (-
i) almamış olup yalın haldedir. 
b)Belirtili Nesne 
Yükleme kimi, neyi, nereyi soruları sorularak bulunur. 
Belirtme durum eki olmuştur. 
Bu yörede kızlarımız kilim dokur.
Yolun kenarına kocaman kütükleri yığmışlar.
O köpeği mahallenin çocukları da arıyordu.
Bu şehirde tüm sokaklar seni düşünür.
4. Zarf Tümleci: 
* Yüklemin anlamını zaman durum nitelik, nicelik, yer, yön 
ve soru ilgisiyle belirleyen, anlamı sınırlayan tümleçlere zarf 
tümleci denir.
* Zarf tümlecini bulmak için yükleme, nasıl, niçin, neden, ne 
kadar, ne zaman, kim tarafından ne tarafından, soruları 
sorulur.
Dostluklar ömür boyu sürünce güzeldir.
O dişini tırnağına takarak çalışır.
Yüreğimdeki yara gittikçe büyüyor.
Sıcaktan tüm ekinler yanmıştı.
Bu yıl yağmur yağmadığı için ürün de az oldu.
Bu konser belediye tarafından düzenleniyor. 
UYARI:Yön isimleri yalın halde zarf tümleci olurlar.Belirtme 
durum eki (-i) alırsa belirtili nesne,-e/-de/-den,hal ekini 
alırsa dolaylı tümleç olur.
* Hizmetçi,içeriyi iyice süpürsün. (N)
*Adam yavaşça içeri girdi. (Z.T)
*Bir süre sonra içeriden bir ses geldi.(D.T)
5. Dolaylı Tümleç:
* Yüklemi yer, yön, bulunma, çıkma vb. yönlerden tamamlayan cümle ögesine dolaylı tümleç denir. Cümlede dolaylı tümleçler -e, -de, -den, durum eklerini alırlar.
* Dolaylı tümleci bulmak için yükleme;
Read more