2013 - 2014 11. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 145 - 146 Soruları ve Cevapları ( Evrensel İletişim Yayınları )

SAYFA 145
7.   “Yazın Okuru Aranıyor”, “Sevgi” ve ‘Topacın İpi Vardır Ama” adlı metinleri incelemek amacıyla sınıfınızda üç grup oluşturunuz. Grupların hangi metni inceleyeceğini belirleyiniz. Daha sonra grup arkadaşlarınızla metni yazım kuralları, bağlaşıklık, bağdaşıklık ve akıcılık bakımından inceleyiniz. İncelemelerinizi tamamladıktan sonra metinde büyük harflerin nereler­de kullanıldığını, hangi tür birleşik kelimelerin bitişik hangilerinin ayrı yazıldığını, bağlaşıklık ve bağdaşıklığın nasıl sağlandığını, metinde akıcılığı bozan söyleyişlerin yer alıp almadığını, sayıların nasıl yazıldığını, yanlış yazılan kelimeler olup olmadığını grup sözcünüz aracılığıyla sınıf arkadaşlarınıza sununuz.
.......................
8.  “Yazın Okuru Aranıyor” ve “Sevgi” adlı denemelerden alınan aşağıdaki cümlelerde noktalama işaretlerinin hangi amaçlarla kullanıldığını tabloya verilen örnekteki gibi yazınız.
ırnak
işareti
* Yazın derslerinde en alışılmış yarı yıl ödevlerinden biri
*  "Okuduğunuz romanı özetleyin."dir.
*  Hem "sevgi'ye bir konulardan bir konu gözüyle bakıla­maz ki.
*  Bir an için bugün Charles Dickms'm "Antikacı Dükkanı'nı salt televizyon izlencelerinde yer aldı diye izle­yenleri getirin gözünüzün önüne.
 Vurgulanmak istenen ifadeler, açıklamalar ve eser adları tırnak içine alınır.
Virgül
*  Kafasında, kendi bilgi birikiminde, yaşantısında bunlar­dan hangi birini nereye koyacağını bilmeden, salt görsel bir tutkuyla bakar da bakar.
*  Ne mutlu sana, seni seviyorum.
*  Evet, gönüllü yazın okuru aranıyor!
Birinci cümlede ilk iki virgül eş görevli sözcük ve sözcük gruplarını ayırmada kullanılmış. bilmeden sözcüğünden sonra kullanılan virgül anlama karışıklığını önlemek için ögeyi ayırmada kullanılmış.
İkinci cümlede sıralı cümleleri ayırmak için kullanılmış.
Evet, hayır gibi kabul ve ret bildiren sözlerden sonra kullanılmış.
Noktalı
virgül
* Bir kurmaca metnin anlamı; okurun kafasında, duyar­lığında, işinde, gücünde sürer; dal budak salar, büyür, yaşamla yeniden yazılır.
Noktalı virgülün ilk kullanımı, içinde virgüller bulunan cümlede özneyi diğer ögelerden ayırmak için. Diğer noktalı virgül, içinde virgüller bulunan sıralı cümleleri ayırmada kullanılmış.
Üç nokta
*  Önemli olan benim, bir de benim sevgim, ötesi bir ilinek...
* Anne sevgisi, baba sevgisi, karı-koca sevgisi, teyze sevgisi *(...) makine sevgisi, insan sevgisi, Tanrı sevgisi...
*  Ne var ki biz dünyayı tekmeliyoruz...
Sözün bitmediğini, devam ettiğini
Örneklerin devam ettiğini
Sözün devamının okuyucunun hayal gücüne bırakıldığı
Sora
işareti
*  Tükenecek şey mi sevgi?
*  Okumak da ne söz?
Soru bildiren cümlelerin sonuna konur.
Ünlem
işreti
*Aha, dünya da aynen bunun gibi dönüyor!
* "Yardım" nerde, sevenin tüm varlığını bu varlığını kendisi­ne armağan eden sevdiğine adaması nerde!
Seslenme ve ünlemlerden sonra cümle devam ediyorsa
Düzeltme
işareti
*Okuma yazma bilmeyenlerin resmî kaynaklara göre yüzde kırk bir gibi hiç de küçümsenmeyecek bir oran oluşturduğu Türkiye'de (...) okur sayısı umut kırıcı ölçüde düşüktür.
* Sayfalarına okur gözünün değmediği bir yapıt, kâğıttan, mürekkepten, kartondan başka bir şey değildir.
Resmî sözcüğünde i ünlüsünün uzun okunduğunu göstermek amacıyla ayrıca “resim” sözcüğünün ek almış hali olan “resmi” sözcüğünden ayırmak amacıyla
Kâğıt kelimesine getirilen düzeltme işareti inceltme amacıyla (“k” ünsüzü ince söylenecek) kullanılır.

9.  Yazdığınız denemeleri incelemek amacıyla ikişer kişilik gruplar oluşturunuz. Grup arka­daşınızın yazdığı ve kendi yazdığınız denemeyi yazım, noktalama, bağlaşıklık, bağdaşıklık akı­cılık bakımından inceleyiniz. “Yazın Okuru Aranıyor”, “Sevgi” ve “Topacın İpi Vardır Ama” adlı metinlerle ilgili yapılan çalışmaları da dikkate alarak yazdığınız metinlerde yazım, noktalama, akıcılık, bağlaşıklık ve bağdaşıklık hataları bulunup bulunmadığını belirleyiniz. Çalışmanızı tamamladıktan sonra daha önce yazmış olduğunuz metinlerle ilgili hazırlanan raporları ince­leyiniz. Yazma çalışmalarında hangi konularda ilerleme kaydettiğinizi, hangi konularda eksik­liklerinizin olduğunu, bu eksikliklerin hangi nedenlerden kaynaklandığını ve bu eksiklikleri gidermek için neler yapabileceğinizle ilgili bir öz değerlendirme yazınız. Yazdığınız denemeyi ve hazırladığınız öz değerlendirmeyi öğretmeninizin değerlendirmesi amacıyla öğrenci ürün dosyanızda saklayınız.

SAYFA 146
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
A.   Aşağıdaki cümlelerde yargı doğru ise yay ayraç içerisine “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
• Denemelerin kendine özgü bir tekniği ve planı vardır.                                                                ( D )
• Deneme yazarı ele aldığı düşünceyi kanıtlamak zorundadır.                                                     ( Y )
•  Denemelerde genellikle sanat, kültür, felsefe, edebiyat ve siyaset gibi konular ele alınır. (D )
• Denemeler duygu ağırlıklı yazılardır. Yazar sıklıkla duygusallığa yer verir.                              ( D )
• Deneme yazarı konuyu kendi kendine tartışıyormuş gibi ele alır.                                           (D )
•  Deneme yazarı ele aldığı konuyla ilgili sorunları dile getirerek bu sorunlara çözüm bul­maya çalışır.              ( D)
B.   Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları yanıtlayınız.
1.  Deneme, kökeni 16. yüzyıla dayanan bir edebiyat türüdür. Rönesans’la birlikte özellikle Avrupa’da birey olarak insanın önem kazanması yazarları, aydınları; insanı kurmaca bir dünya­nın ve belli kalıpların içinde ele alan anlatı türlerinden farklı bir yazın arayışına yöneltmiş, böylece ilk ve tipik örneğini Motaigne (Monteyn)’in “Denemeler” adlı eserinde veren deneme türünü doğurmuştur. Buna paralel olarak yazarlar da kurmaca türlerde işleyebildikleri insani durumları samimi, dolayısıyla daha özgür biçim ve olanaklarıyla irdeleme fırsatını bulmuşlardır.
Bu parçadan aşağıdakiler den hangisi çıkarılamaz?
A)    Deneme türü ilk kez Batı edebiyatında ortaya çıkmıştır.
B)     Bu türün öncüsü Motaigne’dir.
C)    Denemeler kurmaca metinler arasında yer almaz.
D)    Denemelerin öznesi nesnel gerçeklik içinde yaşayan insandır.
E)     Denemeler okuyucu tarafından en çok sevilen yazılardır.
2.  Yazar bir konuyu işlerken iyi ya da kötü yanlarını kişisel bir tavırla ele alır. Bu tür metinleri             türüne yaklaştıran yön, denemecinin yargı vermekten kaçınmaması, kimi zaman da
konuyu araştırmacı bir tutumla hatta bilimsel bir bakış açısıyla işlemesidir. Ancak..... denemede
yazar yargı verirken çözümleyici bir tavır sergiler, katı kesin yargılar vermez.
Yukarıdaki paragrafta noktalı yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangileri getirilebilir?
A) Söyleşi, öğretici                                             B) Eleştiri, eleştirel                                 C) Fıkra, öğretici
D) Makale, felsefi                                                E) Hikâye, kurmaca
C.  Aşağıdaki soruları sözlü olarak yanıtlayınız.
Deneme roman, şiir, öykü, tiyatro gibi kurmaca nitelikli edebî türlerle üslubun önem ka­zandığı gezi, anı, eleştiri, mektup ve günlüğün oluşturduğu diğer türler arasında bir ara bölge oluşturması bakımından oldukça önemli bir yere sahiptir. Bir başka deyişle deneme, kurmaca özellikler taşıyabildiği gibi yazarın ve konuların gerçekliğini de içerir. Bu durum, deneme tü­ründe asli öznenin “insan” oluşundan kaynaklanır. Tabii, kurmaca türlerde de aynı durum söz konusudur ancak denemenin öznesi artık nesnel gerçeklik içinde yaşayan gerçek insandır.
1.  Yukarıdaki parçada denemelerin hangi özelliği üzerinde durulmaktadır?
Denemeler hem kurmaca hem de gerçeklik özelliğine sahiptir.
Deneme, kurmaca yönü olduğu için edebi metinlerle temasa geçer, gerçekliği yansıtması bakımından öğretici metinler içindedir Bu bakımdan deneme ara bölgede yer alan bir türdür.
2.  Deneme ve sohbet türü arasındaki farklılıkları belirtiniz.
Deneme türündeki yazılarda da sohbette olduğu gibi içtenlik ön plandadır. Ancak denemedeki içtenlikle sohbette­ki içtenlik aynı değildir. Denemelerde daha çok, düşünen insanın kendi dünyasındaki bütünlüğü, hoşgörüyü sağ­layan, onu sevimli ve tutarlı kılan içtenlik söz konusudur. Sohbette yazar okur ile konuşur gibi bir anlatımı tercih eder. Böyle yapmakla okuru etkilemeye ve yönlendirmeye çalışır.

Denemede yazar, kendisiyle konuşuyormuş gibi tavır takınır. Sohbette ise okuyucuyla konuşuyormuş tarzda bir anlatım vardır.

Soruların bir kısmı www.sorucenneti. net sitesinden alınmıştır.
Read more

2013 - 2014 11. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 143 - 144 Soruları ve Cevapları ( Evrensel İletişim Yayınları )

SAYFA 143
ANLAMA VE YORUMLAMA
1. Ahmet Haşim'den günümüze kadar pek çok yazarın çeşitli konulardaki düşüncelerini de­neme türünü kullanarak ifade etmesi bu türün hangi özelliğiyle ilgilidir? Düşüncelerinizi açık­layınız.
Denemelerde duygu ve düşünceler belli bir plana uyma zorunluluğu olmadan serbest bir şekilde ifade edildiği geniş bir konu alanına sahip olduğu için birçok yazar tarafından tercih edilmiştir.
2.  (...) Deneme yazmanın, benim açımdan, biraz da gazetede köşe yazarı olmakla ilgisi var. Sait Faik’in “Ay Işığı” öyküsünü anımsıyor musunuz? “Havada Bulut” kitabındandır. Orada, bir gazeteye başvuran öykü kişisinin gazetenin başyazarınca, deyiş yerindeyse, sorguya çekilişine ilişkin bir bölüm vardır. “Ağız aramakta usta” başyazar “Nasıl bir dünya arzuluyorsunuz?” diye sorar. Uzun bir söylevi vardır öykü kişisinin ve bir yerinde şöyle der: “İçinde iyi şeyler söyleme­ye, doğru şeyler söylemeye salahiyetler kıvranan adamın, korkmadan ve yanlış tefsir edilme­den bu bir şeyleri söyleyebildiği bir dünya...” Gazete yazarlığını ben tastamam böyle anlıyorum. Ama sorun sadece “iyi şeyler, doğru şeyler” söylemek değildir. Bence gazete (köşe) yazarı edebi­yatçı ise etik olduğu kadar edebî kaygılar da taşımak konumundadır. “Budalalığın Keşfi”ndeki yazıların (Çoğu, benim... gazetesinde yayımlanmış olan köşe yazılanındır!) “deneme” türünden yazılar olması ve “deneme” türüne meylimin daha da artmış olması, bundan dolayıdır.
Basından 10 Aralık 2008 Hilmi Yavuz
Yukarıdaki paragraftan da hareketle denemelerin dil ve anlatım özelliklerin nasıl olduğunu açıklayınız.
Denemelerde içten, doğal bir anlatım vardır. Denemenin belirli bir planı yoktur. Denemelerde yazar “ben”ini öne çıkarır (ben merkezli bir yaklaşım), kendisiyle konuşuyormuş tarzda yazar. Denemelerde açık, duru, yalın, akıcı bir dil kullanılır.

3.  Deneme türünün özelliklerini net bir biçimde sıralayabilir misiniz? Düşüncelerinizi açıklayınız.
Evet sıralayabiliriz.
Denemede konu özgürce seçilir.
İnsanı ve toplumu ilgilendiren her şey (yaşama, ölüm, aşk, sanat, felsefe, din, ahlâk, töre, bilim, siyaset vb.) denemenin konusu olabilir.
Deneme yazarı kendisiyle konuşur gibi yazar.
Dili doğru ve güzel kullanır.
Düşünce ufku geniş ve kendine özgü bilgi birikimine sahiptir.
Kendi duygularının dışında başkalarının düşüncelerine de saygı duyar.
Denemeci ele aldığı konuyu içtenlikle anlatır.
Denemeci, bayağı bir anlatıma inmeden terim ve felsefi kavramların ağırlığından uzak bir üslubu tercih eder.
Denemeci, denemenin sonunda kesin bir yargıya, bir sonuca varmak amacında değildir.
Deneme, herhangi bir konuda düşündürücü, öğretici, inandırıcı ve ufuk açıcıdır.

SAYFA 144
4.    “Çiçekler, Mevsimler, Çiçekler, İnsanlar; Çiçekler ve Aşk Dediğimiz O Şey” adlı hikâyenin ilkbaharla ilgili sizde uyandırdığı çağrışım, duygu ve düşünceleri deneme türünde yazınız.
5.  Deneme türünün Türk ve dünya edebiyatındaki tarihsel gelişimi hakkında yaptığınız araştırmayı sununuz.
Dünya edebiyatında: Montaigne(zaten öncüsüdür),Bacon,Voltaire,J.J Roussesau'yu saymak mümkündür.
Türk edebiyatında ilk deneme kitapları arasında Ahmet Haşim’in Bize Göre (1928), Gurebahanei Laklakan (1928); Ahmet Rasim’in pek çok yazısı; Mahmut Sadık’ın Takvimden Yapraklar (1912); Refik Halit Karay’ın Bir Avuç Saçma (1939), Bir İçim Su (1931), İlk Adım (1941), Üç Nesil Üç Hayat (1943), Makyajlı Kadın (1943), Tanrıya Şikâyet (1944); Falih Rıfkı Atay’ın Eski Saat (1933), Niçin Kurtulmak (1953), Çile (1955), İnanç (1965), Pazar Konuşmaları (1966), Kurtuluş (1966), Bayrak (1970) gibi kitaplarını saymak mümkündür.
Türk edebiyatında deneme türü, genellikle şair, romancı ya da hikâyeci kimliği öne çıkan sanatçılar tarafından ortaya konan ürünlerden oluşmaktadır. Birinci derecedeki vasfı “denemeci” olan yazar sayısı oldukça azdır. Nurullah Ataç (18981957), Sabahattin Eyüboğlu (19081973), Suut Kemal Yetkin (19031980), Mehmet Kaplan (19151986), Nurettin Topçu (19091975), Salah Birsel (1919 ), Vedat Günyol (1912 ), Enis Batur (1952 ), Cemil Meriç (19171987), Mehmet Salihoğlu (1922 ), Uğur Kökden (1934 ), Nermi Uygur (1925 ) bunlardan birkaçıdır.
Aşağıdaki örnek, çağdaş bir
3.    Deneme türlerini ve denemelerin özelliklerini araştırınız.
Deneme Türünün Özellikleri
Bir yazarın özgürce seçtiği herhangi bir konu üzerinde kesin yargılara varmadan, kişisel görüş ve düşüncelerini serbestçe anlattığı yazılara deneme denir.
Kendisinden önce benzeri yazılar yazılmış olmakla birlikte 16. yüzyılda deneme kavramını ilk kez kullanan Fransız yazarı Montaigne (Monteyn)'dir. Denemeler adını verdiği yazıları, bir edebiyat türünün adı olmakla kalmamış, benzerlerinin de yazılmasına yol açmıştır.
2. Özellikleri
Denemede konu özgürce seçilir.
İnsanı ve toplumu ilgilendiren her şey (yaşama, ölüm, aşk, sanat, felsefe, din, ahlâk, töre, bilim, siyaset vb.) denemenin konusu olabilir.
Deneme yazarı kendisiyle konuşur gibi yazar.
Dili doğru ve güzel kullanır.
Düşünce ufku geniş ve kendine özgü bilgi birikimine sahiptir.
Kendi duygularının dışında başkalarının düşüncelerine de saygı duyar.
Denemeci ele aldığı konuyu içtenlikle anlatır.
Denemeci, bayağı bir anlatıma inmeden terim ve felsefi kavramların ağırlığından uzak bir üslubu tercih eder.
Denemeci, denemenin sonunda kesin bir yargıya, bir sonuca varmak amacında değildir.
Deneme, herhangi bir konuda düşündürücü, öğretici, inandırıcı ve ufuk açıcıdır.
Deneme rahat okunan bir düşünce yazısıdır.
Denemecinin öne sürülen her düşünce ya da savı doğrulama, kanıtlama gibi bir kaygısı yoktur. Deneme, makale ve eleştiriden bu yönüyle ayrılır.
Deneme yazarı birçok kaynaktan beslenir: Felsefî, sosyolojik, tarihî tema ve olay-ların yanında bilimsel veriler ve ünlü kişilerin özdeyişleri olabilir. Yine de denemeci seçtiği konuyu farklı bir yaklaşımla işler.
Denemenin Amacı;
Okuyucuyu düşünmeye yöneltmek,
Hayatın gerçeklerini ortaya koymak,
Kültür alanındaki değişme ve gelişmeleri fark ettirmek,
Birey-toplum ilişkisini dile getirmek vb.
Konularına ve Yazılış Amaçlarına Göre Denemeler;
Klasik deneme,
Edebî deneme,
Felsefî deneme,
Eleştirel deneme olmak üzere gruplandırılır.
Deneme ile makale arasında ne fark vardır?
Denemelerde kişisel düşünce yer alır. Söylenenlerin kanıtlanmasına ihtiyaç duyulmaz. Denemelerde ele alınan konular, kesin sonuçlara bağlanmaz. Makalelerde ise bilgi vermek, bir fikri açıklamak ön plandadır. Düşünce yönü ağır basar; kanıtlamaya ve açıklamaya dayanır. Kesin bir sonuca ulaşmak hedeflenir.

6.  İstediğiniz herhangi bir konuyla ilgili deneme türünde bir metin yazınız.

6.............................
Read more

2013 - 2014 11. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 141 - 142 Soruları ve Cevapları ( Evrensel İletişim Yayınları )

SAYFA 141
• “Yazın Okuru Aranıyor”, “Sevgi” ve ‘Topacın İpi Vardır Ama...” adlı denemeleri aşağıdaki tabloda verilen ölçütlere göre değerlendiriniz. Cevaplarınızı metin adlarının altına “evet”, “hayır” şeklinde yazarak belirtiniz.
ölçütler
Yazın Okuru Aranıyor

Sevgi

Topacın İpi Vardır Ama...

Didaktik özellikler göstermektedir. Okuyucuyu bilgilendirme amacı taşımaktadır.

Hayır

Hayır

Hayır

Yazar konuyu kendine dönük bir bakış açısıyla ele almıştır.
Evet

Evet

Evet

Tanımlar ve tanımları açıklayıcı öğelere yer verilmiştir.

Evet

Evet

Evet

Kanıtlama, yargıda bulunma, öğretici olma gibi tutumlardan uzak, gözleme ve özeleştiriye dayalı bir "ben" anlatımı hâkimdir.

Evet

Evet

Evet

Anlatıcı içe dönük bir tavırla doğrudan kendini anlatmaktadır.

Evet

Evet

Evet

Anlatıcı genellemelere yönelerek belli bir kişiye bağlanmaksızın insani durumları anlatmaktadır.

Evet

Evet

Evet

Yazar sadece kendi iç dünyasını, paylaşıma dayalı bir tutumla okura sunmaktadır.

Evet

Evet

Evet

Ele alman konu, belli bir eğitim ve kültür düzeyine sahip okura hitap etmektedir.

Hayır

Hayır

Hayır

Konu, araştırmacı bir tutumla bilimsel bir bakış açısıyla ele alınmıştır.

Hayır

Hayır

Hayır

Yazar kendi yaşamında ya da çevresinde gözlemlediği olayları anlatmıştır.
Evet

Evet

Evet

Metin biçim açısından şiir ve düz yazının özelliklerini taşımaktadır.

Evet

Evet

Evet

Yazar, konuyu belli bir bütünlük içerisinde ele almamış, ana konunun kendisinde çağrıştırdığı başka konulara geçerek daha sonra tekrar ana konuya dönmüştür.


Evet

Evet

Evet


• Yaptığınız incelemelerden hareketle deneme türünün belirli bir planının olup olmadığını söyleyiniz.
Her yazının olduğu gibi denme türünün de bir planı vardır.

SAYFA 142
4.ETKİNLİK
Deneme türleri konusunda yaptığınız araştırmalardan hareketle “Yazın Okuru Aranıyor”, “Sevgi”, ‘Topacın İpi Vardır Ama...” adlı metinlerin konularına göre klasik deneme (kişisel du­yarlılığı konu alan denemeler), eleştirel deneme, felsefi deneme, yazınsal deneme, güncel dene­me türlerinden hangisine örnek gösterilebileceğini belirtiniz.
Yazın Okuru Aranıyor --- Eleştirel deneme
Sevgi ------Klasik deneme
Topacın İpi Vardır Ama -----Yazınsal deneme

5.ETKİNLİK
İncelediğiniz metinlerden hareketle Akşit Göktürk, Nermi Uygur ve Sunay Akın'ı dili doğru ve güzel kullanmaları, kültür alanına özgü bilgi birikimine sahip olmaları, kendi doğruları dışın­daki doğrularında varlığını kabul etmeleri, düşünce ufuklarını almaları yönüyle değerlendiri­niz. İyi bir deneme yazarında bulunması gereken özelliklerin neler olması gerektiğini tartışınız. Ulaştığınız sonuçları açıklayınız.
Bu yazarlar dili güzel ve etkili kullanmışlardır. Kültürü alanına özgü bilgi birikimine sahiptirler. Kendi doğruları dışındaki doğruların varlığını kabul ederler. Düşünce ufuklarını kabul ederler.
Deneme yazarı geniş bir bilgi birikimine ve kültüre sahip olmalı, dili etkili kullanma becerisine sahip olmalı.
İncelediğiniz “Yazın Okuru Aranıyor”, “Sevgi”, ‘Topacın İpi Vardır Ama...” adlı denemeleri, “Hakikat Neden Acıdır?” adlı söyleşiyle dil ve anlatım özellikleri, anlatıcının tavrı bakımlarından karşılaştırınız. İnandırıcılığı ve içtenliği bakımından deneme ve söyleşi türleri arasındaki farklılıkları açıklayınız.
Bu denemelerde yazarlar içten ve akıcı bir dil kullanmışlardır. Düşüncelerini belli bir sonuca bağlama amacı taşımamışlar, kişisel kanaatlerini aktarmışlardır.
7.ETKİNLİK
“Yazın Okuru Aranıyor”, “Sevgi” ve ‘Topacın İpi Vardır Ama...” adlı denemelerden alınan aşağıdaki paragraflarda hangi anlatım türlerinin kullanıldığını belirleyiniz. İncelediğiniz metinlerde farklı anlatım türlerinin bir arada bulunup bulunmadığını açıklayınız.
metinler
Paragraflar
Anlatım Türü
Yazın
Okuru
Aranıyor
Zorunluluğun, bu tür yasak savma çabalarının karşıtı olarak gö­nüllü yazın okurluğu gerçekte belli bir özveriyi, sorumluluğu, sabrı, sürekliliği gerektirir. Yalnız okullarda istenen şeyleri değil, kendi is­tediğini okuyup istemediğini okumama özgürlüğü ancak gönüllü okurlarda gelişir. Bu tür bir okuma çabası hem bütün bir yaşam bo­yu hem de her yapıtın okunuşunda baştan sona değin akan sürekli, coşkulu, yoğun, çıkar gözetmez bir ilgiyi gerektirir.
AÇIKLAYICI
ANLATIM
Sevgi
İnsanın sevdiğiyle dalaşıp bozuşması; insanın sevdiğine kızıp öfkelenmesi; insanın sevdiğini kırıp üzmesi; insanın sevdiğini kü­çültüp aşağısaması sosyoloji, psikoloji, fizyoloji, kalıtım, hekimlik yönünden belli bir oranda açıklanabilir bütün bunlar. Gene de za­man zaman kendim de başvursam aklım yatmıyor bu açıklamala­rın hiçbirine.
AÇIKLAYICI
ANLATIM
Topacın İpi Vardır ama
Gaziantep çarşısında Aydın İlgaz ve Nebil Özgentürk ile ge­zerken bir çuval dolusu topaç kendine çekti beni. Yalnız kendim için değil, birlikte gezdiğim iki güzel insana da birer topaç alıp armağan ettim. Avluyu çeviren dükkânlarda baharatların satıl­dığı eski bir çarşıyı hayranlıkla incelerken “Bakın!” diye seslen­di Aydın İlgaz...
ÖYKÜLEYİCİ
ANLATIM

8.ETKİNLİK
İncelediğiniz denemelerde dilin hangi işlevde kullanıldığını belirtiniz.

İncelediğimiz denemelerde dil ağırlıklı olarak  göndergesel işlevde kullanılmıştır
Read more

2013 - 2014 11. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 134 - 137 Soruları ve Cevapları ( Evrensel İletişim Yayınları )

SAYFA 134   ÖN HAZIRLIK

1.    Deneme türünde yazılmış metinler bulunuz. Okuyup beğendiğiniz metinleri sınıfınıza getiriniz.
DENEME ÖRNEKLERİ
DİLİMİZ ÜZERİNE
Dilimiz, konuşma dilimizden çok yazı dilimiz, yıllardan beri, yüzyılı aşkın bir zamandan beri durmadan değişiyor. Değişmesini bir dileyen oldu bir buyuran oldu diye değil, değişmesi gerektiği için, değiştirmek zorunda olduğumuzdan, içimizden duyduğumuz için değişiyor. Elimizdeki dille, dünden kalan dille, istediğimizi söyleyemediğimiz, istediğimiz gibi söyleyemediğimiz için değişiyor. Bu değişme, bir bakıyorsunuz hızlanıyor, çok kimseleri şaşırtacak, başlarını döndürecek kadar hızlanıyor; bir bakıyorsunuz ağırlaşıyor, artık duracak sanıyorsunuz. Ama durmuyor. Durdurmak kimsenin elinde değil; durdurabilsek, çoktan durduracaktık. Yazarlarımızın çoğu ta başlangıçtan beri, bu değişmeye sinirleniyor, bu değişmeyi istemiyor. Kimi öfkelenip bağırıyor. Sonra öfkeleneni de, eğlenip alay edeni de değişmeye uyuyor, dilini değiştiriyor, bir gün önce istemediği yeni dille yazıyor.
Read more

2013 - 2014 11. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 101 - 103 Soruları ve Cevapları ( Evrensel İletişim Yayınları )

SAYFA 101
6. ETKİNLİK
• “Atatürk’ün Evrenselliği” adlı makaleyi ve “Hakikat Neden Acıdır?” adlı söyleşiyi dil ve anlatım özellikleri bakımından karşılaştırınız. Hangi metinde daha samimi bir dil kullanıldığını belirtiniz.
“Hakikat Neden Acıdır?” adlı metnin dil ve anlatım özellikleri: Samimi, içten, doğal bir anlatım var. Yazar okuyucuyla konuşuyormuş tarzda yazmıştır.
“Atatürk’ün Evrenselliği” adlı metnin dil ve anlatım özellikleri: Ciddi, resmi bir anlatım vardır.

7. ETKİNLİK
• “Atatürk’ün Evrenselliği” ve “Hakikat Neden Acıdır” adlı metinlerin hangisinde yazar konuşma tavrı ve edasıyla düşüncelerini derinleştirmeden aktarmıştır? Metinden örnekler vererek düşüncelerinizi açıklayınız.
“Hakikat Neden Acıdır?” adlı metinde yazar konuşma tavrı ve edasıyla yazmış, dile getirdiği düşüncelerde ısrarcı değil, ben böyle düşünüyorum, ama siz benim düşünceme katılır ya da katılmazsınız zorlayıcı olmam, tavrındadır.
“Atatürk’ün Evrenselliği” adlı metin bir makale. Bu yazıda ciddi, resmi bir anlatım var. Yazıda düşünceyi geliştirme yollarına başvurulmuş.
4. Paragraf
Hakikatin acı olma nedeni insanın ger­çek olmayana, hayallere körü körüne bağlanmasıdır.
5. Paragraf
Hedefe ulaşamama durumunda ger­çek, kendini acı bir şekilde gösterir.
6. Paragraf
insandaki hayal kırıklığı bir hayale ka­pılıp sonra gerçeğin üzerine düşmesi­dir.
7. Paragraf
Gerçek ne acı ne tatlıdır. İyi de olsa kötü de olsa gerçek gerçektir.
8. Paragraf
insanın kendini mutlu hissetmesinde gerçekler kadar hayallerin de katkısı vardır.
9. Paragraf
Ümit etmek ve geleceğe dönük hayal kurmak gerek. Ancak hayaller gerçe­ğe aykırı olmamalıdır.
10. Paragraf
İnsan her şeyin en güzeline layıktır.
11. Paragraf
İnsan hayal ederken mümkün olanla olmayanı ayırt etmelidir.
12. Paragraf
İnsan hayal ederken mümkün olanla olmayanı ayırt etmelidir.
13. Paragraf
Hayal ile gerçeği karıştırmamak gerekir.
Metnin iletisi: Gerçek her zaman güçlüdür ve mutlaka ortaya çıkacaktır. Hayal ise mantıklı ve gerçekçi olduğu sürece insana mutluluk verir.
SAYFA 103
8. ETKİNLİK
Aydın Boysan’ın söyleşide mahallî söyleyişlere yer vermesi anlatımını nasıl etkilemektedir?
Mahalli söyleyişlere yer verilmesi metne akıcılık, doğallık ve içtenlik katmıştır. Bu mahalli unsurlar aynı zamanda anlatıma mizahi bir özellik de katmıştır.
SAYFA 104
“Onun için ümit etmekten ve ümitlerimizi süsleyen hayalleri kurmaktan sakın vazgeçmeyiniz!
Yalnız, hayalinizi işletirken biraz temkinli olunuz. Hayal kurarken ayaklarınızın yerden kesilmemesine dikkat ediniz! Daha açık söylemek lazım gelirse nasıl bir dünyada yaşadığınızı büsbütün unutup kendinizi tamamen hayallere kaptırmayınız. O zaman hakikatlerden çok uzaklaşırsınız. Hakikatlerden fazla uzaklaşmanın ise birtakım tehlikeleri vardır.
Bu tehlikeler her şeyden ziyade sizin saadetinizi tehdit eder.”
“Hakikat Neden Acıdır?” adlı söyleşiden alınan yukarıdaki paragrafta hangi anlatım türünün kullanıldığını belirtiniz. Metinde farklı anlatım türleriyle oluşturulmuş paragraflar olup olmadığını açıklayınız.
Bu parçada emredici anlatım kullanılmıştır. Metinde söyleşmeye bağlı anlatım, açıklayıcı anlatım, emredici anlatım bir arada kullanılmıştır.
10. ETKİNLİK.
............................
11. ETKİNLİK
“Hakikat Neden Acıdır?” adlı söyleşide dilin hangi işlevde kullanıldığını belirtiniz.
“Hakikat Neden Acıdır?” adlı metinde dil hem göndergesel, hem de alıcıyı harekete geçirme işlevinde kullanılmıştır.
ANLAMA-YORUMLAMA
1. “Hakikat Neden Acıdır?” adlı söyleşide “ama”, “işte”, “şüphesiz” gibi kelimelerle başlayan paragraflardan bu kelimeleri çıkarınız. Metnin anlamında değişme olup olmadığını belirtiniz. Paragrafların bu tür kelimelerle başlamasının doğru olup olmadığını tartışınız. Ulaştığınız sonucu söyleyiniz.
Metinden “ama”, “işte" ve “şüphesiz" gibi kelimeleri çıkardığımızda anlamda daralma olduğu gibi anlatımın akıcılığı da bozulur. Paragrafların bu tür kelimelerle başlaması pek uygun değildir. Bu tür sözcüklerin önceki cümlelerle bağlayıcılığı vardır. Sohbet metinlerinde yazar okuyucuyla iletişimi koparmamak adına sanki bilerek böyle bir kullanıma gitmiş.
2. Yazarın “Hakikat Neden Acıdır?” adlı söyleşide ileri sürdüğü görüşlere katılıp katılmadığınızı açıklayınız.
.................................
3. Aşağıdaki cümlelerde hangi söz sanatlarına başvurulmuştur? Yazarın bu söz sanatlarına niçin başvurmuş olabileceğini belirtiniz.

• “İşte o zaman hakikat, bizim üzerine giydirdiğimiz hayal mahsulü elbiseden sıyrılarak karşımıza çıkar, onunla yüz yüze geliriz.” ( Teşhis sanatı, hakikat kişileştirilmiş.Kapalı istiare var. Hakikat: benzeyen var; insan, benzetilen söylenmemiş.)

• “Yani hayalin kanatlarına binip yükselmiş, yükselmiş sonra çıktığımız en yüksek tepeden hakikatin üzerine düşmüşüzdür.” (kapalı istiare: hayal, kanatları olan bir varlığa, kuşa benzetilmiş. Hayal: benzeyen söylenmiş; kuş, benzetilen söylenmemiş. Abartma(mübalağa) vardır. Yükselmek, düşmek sözcükleriyle tezat sanatı yapılmış.)
• “Uğradığımız hayal sükûtlarında, yukarıdan aşağıya yuvarlanışlarımızda hakikatin hiçbir suçu, hiçbir günahı yoktur." (Teşhis: Hakikat kişileştirilmiş.)

ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME

A. Aşağıdaki cümlelerde yargı doğru ise yay ayraç içerisine “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
• Her konuda söyleşi yapılabilir. ( D )
• Söyleşilerde samimi bir dil kullanılır. ( D )
• Söyleşilerde konunun derinliğine inilir. ( Y )
• Söyleşilerin dil ve anlatım özellikleri karşılıklı konuşmaya benzer. ( D )
• Söyleşilerde dil, dil ötesi işleviyle kullanılır. ( Y )
B. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları yanıtlayınız.
1. Aşağıda söyleşi türüyle ilgili verilen yargılardan hangisi yanlıştır?
A) Söyleşi konusu toplumun genelini ilgilendirmelidir.
B) Söyleşi yazılarına genellikle dergi ve gazetelerde rastlanır.
C) Söyleşilerde günlük konuşma diline yakın bir dil kullanılır.
D) Söyleşilerde nükte, fıkra, atasözü ve deyimlere sıkça yer verilir.
E) Yazar, düşüncelerini kanıtlayarak okuyucuyu inanmaya çalışır.
CEVAP: E

2. Limandan aynı zamanda muhtelif istikametlere üç vapur kalkıyorsa elinde çantasıyla
limana gelmiş olan yolcu, gideceği yolu bildiği takdirde bu vapurlardan herhangi birine girmez.
Kendisini gideceği yere götürecek olana binmeye çalışır. Çünkü ancak öyle yaparsa varmak
istediği hedefe ulaşacaktır. Ama öyle yapmaz da vapurların nereye gittiğini sormadan herhangi
birine kapağı atarsa veya vapurların hepsini kaçırdığını görünce ayağım yerde kalmasın düşüncesiyle
o sırada kalkan bir trene veya uçağa binmeye kalkarsa bu yolcunun ancak şaşkın bir
kimse olduğuna hükmedilir ve gittiği yerde kaybolduğu zaman da kimse hayret etmez.
Bu parçayla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Metinde açıklayıcı anlatımın kullanıldığı
B) Soyut bir kavramın somutlaştırılarak anlatıldığı
C) Günlük konuşma diline yakın bir anlatımın kullanıldığı
D) Metinde karşılaştırmadan yararlanıldığı
E) Anlatımda deyimlerin kullanıldığı

CEVAP: B

3. (I) İkide bir tahammülü kalmadığından şikâyet eden insanlara rastlarsınız. (II) Geçenlerde ben de böyle birine rastladım. (III) “Efendim, ben hiçbir şeye tahammül edemiyorum; derhâl çileden çıkıyor, isyan ediyorum. (IV) Makul insan bu yeryüzünde o kadar azaldı. ( V) Laf anlamıyorlar, söz dinlemiyorlar.” diyordu.
Yukarıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı vardır?
A)    I B) II C) III D) IV E) V
CEVAP A
4. Aşağıdaki cümlelerden hangisi bir paragrafın giriş cümlesi olabilir?
A) Biz eskiden kendi şarkılarımızı dinler, kendi oyunlarımızı oynardık.
B) Buna daha çok milletler arasındaki münasebetlerin artması yol açıyor.
C) Çünkü her başlayış bir şey yapmak hevesinin ilk adımını teşkil eder.
D) Hâlbuki okullar insana hayatı öğretmez, insana faydalı olabilecek bilgileri öğretir.
E) Zaten bütün samimiliklerde emniyetin büyük hissesi olduğunu unutmayalım.
CEVAP: A

C. Aşağıdaki soruları sözlü olarak yanıtlayınız.
1. Konuşurken dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?
•   Ana dili iyi kullanamamak,
•   Yerel ağızla konuşmak,
•   Ses tonunu ayarlayamamak, kontrol edememek,
•   Sözcükleri doğru telaffuz edememek,
•   Konuşmayı gereksiz yere uzatmak,
•   Kendini övmek, yapmacık davranışlarda bulunmak,
•   Eleştiriye kapalı olmak,
•   Beden dilini, mimikleri doğru kullanamamak,
•   Argo ve kaba sözler kullanmak,
•   Heyecanını yenememek,
•   Sözcükleri tekrarlamak,
•   Eee…, ııı…, aaa… gibi sesler çıkarmak.
KONUŞMADA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
1. Canlı, inandırıcı, ilgi çekici, olma: Konuşmamızı baştan sona canlı bir havada dinlenebilmesi için ifadelerimize, ses tonumuza ve özellikle hareketlerimize ayrı bir özen göstermeliyiz.
2. Konuşma süresinin kontrolü: Verilen süreye bağlı kalmamız dinleyicilere saygı gereğidir. Konuşmamızı bu süreye uygun bir şekilde planlayıp sunmalıyız.
3. Vurgu, tonlama, telaffuz: Konuşmacı ile dinleyiciler arasındaki iletişimi sağlayan sesimizdir. Bu nedenle telaffuz tonlama ve vurgumuza dikkat etmeliyiz.
4. Üslubu, sözcükleri amaca göre belirleme: Konuşmacılar ile dinleyiciler arasındaki dinleyiciye ve konuşamaya yapılan ortama göre belirlemeliyiz.
2. Hazırlıklı konuşma yapmadan önce yapılması gerekenler nelerdir?
Hazırlıklı konuşmalarda dikkat edilmesi gereken hususlar
Bir dinleyici grubuna hitaben yapılacak sunuş konuşmasında başarılı olabilmek için güzel konuşma kurallarına uyulmalı ve aşağıda sıralananlar da göz önünde bulundurulmalıdır:
1. Konuşmayı kimler dinleyecek?:
Belli bir gruba hitap edecek konuşmacı için (radyo dinleyicileri ve televizyon seyircileri dikkate alınmazsa) konuyu tespit etmeden önce yapılması gereken ilk iş dinleyicilerin kim olacağını bilmektir. Çünkü konu buna göre seçilecek ve konuşma hazırlığı dinleyicilerin özelliğine göre yapılacaktır. Dinleyicilerin azlığı veya çokluğu, cinsiyetleri, eğitim durumları, yaşları, ilgi alanları, sosyal çevreleri gibi etkenler konunun seçilmesinde ve hitap tarzının tespitinde önemlidir. Bir meslek grubuna ait insanların meydana getirdiği dinleyici topluluğuna yapılacak konuşmayla kapalı spor salonunda halka hitaben yapılacak bir konuşma aynı tarzda sunulamaz.
2. Konunun tespiti:
Dinleyicilerin kim olacağı tespit edildikten sonra sıra konunun seçilmesine gelir. Konuyu, programı hazırlayanlar tespit edebileceği gibi konu seçimi konuşmacıya da bırakılabilir. Seçilecek konu, her şeyden önce konuşmacının ilgi alanı içinde olmalıdır.
3. Konuşma plânının çıkarılması ve konunun hazırlanması:
Hazırlıklı konuşmanın tarihi, saati, yeri ve dinleyici grubunun kimlerden oluşacağı önceden bilindiği için konuşma metninin hazırlığı aşağıda verilen plân örneğine uygun olarak yapılır. Hazırlık aşamasında konunun ilgi çekici bir tarzda, dinleyenleri sıkmayacak şekilde, amaca uygun, kaynaklardan geniş ölçüde yararlanılarak konuşmanın türüne göre etraflıca hazırlanmasına özen gösterilir.
3. “İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşır.” atasözünü açıklayınız.
İnsanlar konuşarak duygu ve düşüncelerini söyleyerek birbiriyle anlaşır, insanı hayvandan ayıran en önemli özelliklerinden biri de budur. Hayvanlar konuşamadıklarından birbirlerini koklayarak tanır. Konuşma, tartışma insanlar arasındaki sorunları çözer.
Tatlı dille, uygun sözcüklerle söylenen sözlerin gücü büyük olur. Konuşma, tartışma dururken katı, sert yollara başvurmak, zora koşmak, problemleri çözeceği yerde daha da çıkmaza götürür.Bu özelliğimizden yararlanarak birbirimizle konuşarak anlaşma yoluna gitmeli, bunu yaparken de “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.” sözünü aklımızdan çıkarmayarak kırıcı olmamalıyız.
Not: Bu yazının bazı bölümleri www.sorucenneti. net adresinden alıntıdır.

Read more

2013 - 2014 11. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 81 - 96 Soruları ve Cevapları ( Evrensel İletişim Yayınları )

11. SINIF DİL VE ANLATIM DERS KİTABI CEVAPLARI 2012-2013 (EVRENSEL YAY.) GEZİ YAZISI SAYFA 81-96


                   HAZIRLIK:
• "Çok yaşayandan sorma, çok gezenden sor" atasözü  gezen  insanın farklı kültürleri , farklı coğrafyaları görüp, faklı insanlarla tanışarak bilgisini, görgüsünü kültürünü arttırdığı, bu şekilde gezilerin insanın ufkunu açtığını anlatır.
•  Gezi yazıları, gezilen yerler hakkında izlenim ve bilgilerin(coğrafi, tarihi özellikler, kültür ve tabiat zenginlikleri, gelenek görenekler...)  diğer insanlara aktarmak için yazılabilir.
 SAYFA 90:
1.ETKİNLİK:
•             Okuduğumuz gezi yazısıyla diğer gezi yazıları içerik ve bakış açısı olarak birbirinden farklıdır. Her yazar farklı bir yerle ilgili anlatmaya değer ilginç yönlerini kendi düşüncelerini ve yorumlarını da ekleyerek kendi bakış açısıyla ifade etmişlerdir.
•             Gezi yazılarının ortak yönleri:
•             Gezilip görülen yerlerle ilgili bilgi ve gözlemler anlatılmıştır.
•             Gezilip görülen yerlerin tarihi, sosyal, ekonomik, kültürel yaşantısı yansıtılmıştır.
•             Dil açık, sadedir.
•             Genelde göndergesel işlev kullanılmıştır.
•             öyküleyici, betimleyici, açıklayıcı, öğretici anlatım türleri kullanılmıştır.
•             Yazarlar kendi yorumlarını da katmışlardır.
Read more