JLS - Billion Lights [ Şarkı Sözü ]


Verse) 
It feels so beautiful baby 
And that’s alright 
We live for miracles baby 
Witness tonight 

(Bridge) 
So why don’t you touch me? 
So I, so I can feel that connection 
Don’t be afraid of getting high 
‘Cause up is the only direction 

(Pre-Chorus) 
It’s time to let you know 
Can’t hold it in no more 
It’s burning deep inside and we gotta let it go 
Poppin for us, turn it down 
We’re never growing up 
So baby let me hit some more 
Come and get it 

(Chorus) 
We ignite the sky 
Come on and get it 
A billion lights tonight 
Come on and get it 
Flashing in your eyes 
Come on and get it 
I swear I might start a fight 
Come on and get it 
Million miles an hour 
Come on and get it 
And they can’t stop, devour 
Come on and get it 
We ignite the sky 
Come on and get it 
A billion lights tonight 
Come on and get it 

Oh oh oh oh oh 
Come and get it 
Oh oh oh oh oh 
Let’s go! 

(Verse) 
It’s just that freedom when I taste it 
No drink, no pills 
Don’t mind that ruckus when I’m makin 
We’re livin for the thrill 

(Bridge) 
So why don’t you hold me? 
So I, so I can feel that connection 
Don’t be afraid of getting high 
‘Cause up is the only direction 

(Pre-Chorus) 
It’s time to let you know 
Can’t hold it in no more 
It’s burning deep inside and we gotta let it go 
Poppin for us, turn it down 
We’re never growing up 
So baby let me hit some more 
Come and get it 

(Chorus) 
We ignite the sky 
Come on and get it 
A billion lights tonight 
Come on and get it 
Flashing in your eyes 
Come on and get it 
I swear I might start a fight 
Come on and get it 
Million miles an hour 
Come on and get it 
And they can’t stop, devour 
Come on and get it 
We ignite the sky 
Come on and get it 
A billion lights tonight 
Come on and get it 

Oh oh oh oh oh 
Come and get it 
Oh oh oh oh oh 
Come and get it 
Oh oh oh oh oh 

(Chorus) 
We ignite the sky 
Come on and get it 
A billion lights tonight 
Come on and get it 
Flashing in your eyes 
Come on and get it 
I swear I might start a fight 
Come on and get it 
Million miles an hour 
Come on and get it 
And they can’t stop, devour 
Come on and get it 
We ignite the sky 
Come on and get it 
A billion lights tonight 
Come on and get it
Read more

2014 SMS Ücreti Ne Kadar? SMS Ucuzluyor Mu?

Şu anda yurt içi SMS ücretleri en fazla 41,54 kuruş olarak uygulanabiliyor. Ancak yapılan son düzenlemeyle 1 Ocak 2014 tarihinden itibaren yurt içi SMS ücreti en fazla 33,25 kuruş olacak."
Read more

Warcraft Filmi Ne Zaman Çıkıyor?




Efsane oyun serisi Warcraft'ın merakla beklenen filmi 18 Aralık 2015.tarihinde vizyona giriyor. Filmin tüm dünyada aynı anda vizyona girmesi bekleniyor.

Duncan Jones yönetmenliğini üstlendiği filmin başrollerini Colin Farrell ve Paula Patton paylaşıyor gözüküyor.
Read more

Erkek Memurlara Uzun Saç ve Bıyık Serbest Mi?

Demokrasi paketiyle

Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personelin kılık kıyafetine dair yönetmeliğin 5 maddesinde erkek ve kadın personelin kılık kıyafetinin nasıl olacağı yer alıyor. Erkekler için yönetmelikte yer alan "kulak ortasından favori bırakılmaz", "bıyık uzunluğu üst dudak boyunu geçemez, üstten alınmaz, yanlar üst dudak hizasında olur, alt uçları dudak hizasından kesilir" yönündeki ibareler kaldırılacak.
Read more

Servet-i Fünun Döneminin Genel Özellikleri Nelerdir?

Servet-i Fünun Döneminin Genel Özellikleri
1. ‘Sanat için sanat’ ilkesine bağlıdırlar.
2. Cümlenin dize ya da beyitte tamamlanması kuralını yıkmışlar ve cümleyi özgürlüğüne 
kavuşturmuşlardır. Beyitin cümle üzerindeki egemenliğine son verirler. Cümle istediği yerde 
bitebilir.
3. Servet-i Fünuncular aruz ölçüsünü kullanırlar. Ancak aruzun dizeler üzerindeki 
egemenliğini de yıkarak, bir şiirde birden çok kalıba yer vermişlerdir.
4. Onlar ‘her şey şiirin konusu olabilir’ görüşünü benimsemişler; fakat dönemin siyasal 
baskıları nedeniyle aşk, doğa, aile hayatı ve gündelik yaşamın basit konularına eğilmişlerdir
5. Şiirde ilk defa bu dönemde konu bütünlüğü sağlanmıştır.
6. ‘Sanatkârâne üslup’ ve yeni bir ‘vokabüler’ (sözvarlığı) yaratma kaygısıyla oldukça ağır bir 
dil kullanmışlardır.
7. ‘Kafiye kulak içindir’ görüşünü benimserler.
8. Şiirde üç değişik biçim kullanmışlardır.
a) Batı’dan aldıkları ’sone’ ve ‘terza-rima’
b) Divan edebiyatından alıp, türlü değişikliklerle kullandıkları müstezat (serbest müstezat)
c) Bütünüyle kendi yarattıkları biçimler
9. Şiirde olduğu gibi romanda da (devrin siyasal baskıları nedeniyle) sosyal konulardan uzak 
dururlar.
10. Romanda, romantizmin kimi izleri bulunmakla birlikte genel olarak realizme bağlıdırlar.
11. Romanda da dil ağır, üslup sanatkârânedir.
12. Roman tekniği sağlamdır.
13. Yazarlar daha çok yaşadıkları ortamı anlatma yoluna gittikleri için konular, İstanbul’un 
çeşitli kesimlerinden alınmalıdır.
14. Betimlemeler gözleme dayalıdır ve nesneldir.
15. Bu dönem sanatçıları, devrin siyasal baskıları nedeniyle gazetecilik, tiyatro gibi alanlara 
pek fazla eğilmemişlerdir.
16. Her bakımdan Avrupalılaşmak gerektiğine inanmışlar ve Batının ilim, sanat ve 
edebiyatından yararlanmaya çalışmışlardır.
17. Dîvan edebiyatı büyük ölçüde zaafa uğratılmış, en ufak bir hamle yapamayacak hale 
getirilmiştir.
18. “Sanat, sanat içindir” anlayışı hâkimdir. Bu yüzden sanatçılar halk yerine aydın zümreye 
seslenmişlerdir.
19. Ortaya koyulan edebî ürünlerin ağırlık noktasını aşk, tabiat, merhamet, sanatkârın kendi 
günlük yaşayışı ve yakın çevresi gibi ferdî konular ve psikolojik tahliller teşkil eder.
20. Şiir, hikâye, roman, edebi tenkit, makale ve mensur şiire çok önem verilerek bu türlerde 
Batılı örneklere ulaşılmış; tiyatro, mizah ve edebiyat tarihi gibi türler sönük kalmıştır.
21. Bu dönem şairleri, Dîvan edebiyatı nazım şekillerinin pek çoğuna yer vermediler. 
Verdiklerinde ise çok büyük değişiklik yaptılar. Ayrıca Fransız şiirinden aldıkları sone-terza-rima gibi 
Batı edebiyatını klasik nazım şekillerini kullandılar.
22. Hece vezni önemsenmemiş, bu vezinle sadece çocuk şiirleri yazılmıştır. Aruza önem 
verilmiştir. Nazım, nesre yaklaştırılmıştır. Göze göre kafiye değil, kulağa göre kafiye anlayışı 
benimsenmiştir.
23. En kusurlu yönleri, dil ve üsluptur. “Sanat, sanat içindir” anlayışı ile hareket ettikleri 
için, konuşma dilinden uzaklaşarak, anlaşılamayan bir dil ile süslü, yapmacık bir söyleyişe 
yöneldiler.
Read more

Abdülhak Hâmit Tarhan Kimdir? Edebi Kişiliği ve Eserleri

Abdülhak Hâmit Tarhan (1852-1937)
Edebiyatta batılılaşmanın asıl ihtilâlcısıdır. Şair-i Azam olarak bilinir. Kurallara uymayan, 
batı şiirinde gördüğü her yeniliği Türk şiirine uygulayan, divan şiirini bitiren o olmuştur. Doğu ve batı şiirini işlendikleri yerlere giderek öğrenmiştir. Sanatında romantik etkiler vardır. Zengin bir lirizm 
bulunan şiirlerinde vezne, kafiyeye, söze, dile pek önem vermemiştir. Taşkınlık ve yücelik, 
söyleyişteki tezat onun şiirinin önemli özellikleridir. Şiirlerinde ve tiyatrolarında tarihî konular 
önemli bir yer tutar. Soyut kavramlar, hayat, tabiat, ölüm, insan, onun işlediği konulardır.
Şiirleri: Sahra, Belde, Makber, Ölü, Bunlar O’dur, Hacle, Bâlâdan Bir Ses, Garam…
Yirmiye yakın tiyatrosu vardır. Sahnelenmesi imkânsız tiyatro eserleri yazmıştır. Bu 
eserlerde insanların yanında ölüler, ruhlar, hayaletler, periler de rol alır. Tiyatroda egzotik, tarihî, 
millî ve dinî konuları işlemiştir. Bazı oyunlarında Shakespeare’in tesiri görülür. Hepsi de dramdır ve 
bazıları mensur bazıları da manzumdur. İlk tiyatro eseri Macera-yı Aşk’tır. Tarık, Finten, Eşber, 
Nesteren, Sardanapal, İlhan, Hakan, Liberte önemli tiyatro eserleridir.
Read more

Samipaşazade Sezai .Kimdir? Edebi Kişiliği ve Eserleri

Samipaşazade Sezai (1860-1936)
Batılı tarzda hikâyeleri ve bir romanı vardır. Sergüzeşt adlı romanı realizme doğru atılmış bir 
adımdır. Küçük Şeyler adlı hikâye kitabı Fransız realistlerinin sanat anlayışlarına uygundur. Rumuzuledeb, bazı makale, hikâye ve sohbetlerini içerir. Romantik özellikler taşıyan şiirler de yazmıştır. Şiir 
isimli bir de piyesi vardır. “İclâl”de, yeğeni İclâl’in ölümü üzerine yazdığı mersiye, bazı nesirleri ve 
hatıraları vardır.
Read more

Recaizade Mahmut Ekrem Kimdir? Edebi Kişiliği ve Eserleri

Recaizade Mahmut Ekrem (1847-1914)
Şiir, roman, hikâye, tiyatro, eleştiri, edebî bilgiler türlerinde eserler vermiştir. Şiirlerinde 
hüznü ve elemi işlemiştir. Ölümü hatırlatan tabiat manzaraları, hüzünlü duygular, romantik 
güzellikler, solgun güller, kitap yaprakları arasında kurutulmuş çiçekler, küçük kuşlar onun şiirlerinin 
konuları arasındadır. Oğlu Nejad’ın ölümü; işli, üzüntülü şiirler yazmasında etkili olmuştur. 
Edebiyatta yenileşmeden yanadır. Muallim Naci ile aralarında bu konularda tartışmalar olmuştur.
Eserleri
Nağme-i Seher: Şiir
Yadigâr-ı Şebab: Şiir
Pejmürde: Şiir
Zemzeme: Şiir. Önsüzünde edebiyat hakkındaki düşünceleri ve edebî eleştirileri vardır. (Bu 
esere Muallim Naci “Demdeme” ile karşılık vermiştir.)
Muhsin Bey: Hikâye
Şemsa: Hikâye
Araba Sevdası: Roman. Realizmin etkisiyle yazılmıştır ve batı hayranlığı yolunda düşülen 
garip durumları eleştirir.
Çok Bilen Çok Yanılır: Komedi
Afife Anjelik: Tiyatro
Vuslat: Tiyatro
Atala: Tiyatro
Talim-i Edebiyat: Edebî bilgiler içerir.
Read more

Ahmet Vefik Paşa Kimdir? Edebi Kişiliği ve Eserleri

Ahmet Vefik Paşa (1823-1891)
Milliyetçilik ve Türkçülük akımının en önemli isimlerindendir. Tiyatro uyarlamaları ve 
çevirileri vardır. Bursa’da bir tiyatro yaptırmış, burada tercüme ettiği eserleri sahnelettirmiş, halkı 
tiyatroya gitme konusunda yönlendirmiştir. 
Moliere’in hemen hemen bütün eserlerini çevirmiştir. Tarih ve dil alanında da eserleri 
vardır. Ebulgazi Bahadır Han’ın Şecere-i Türk’ünü Çağatayca’dan çevirmiştir. 
Eserleri: Lehçe-i Osmanî: sözlük, Atalar Sözü: atasözleri mecmuası, Hikmet-i Tarih ve 
Fezleke-i Tarih-i Osmanî adlı, tarihle ilgili eserleri de vardır.
Read more

Şemsettin Sami Kimdir? Edebi Kişiliği ve Eserleri

Şemsettin Sami (1850-1904)
Dil alanındaki eserleri ile tanınır. Kamus-ı Türkî adlı sözlüğü edebiyat ve dil alanında en
önemli eserlerdendir. 
Eserleri: Kamus-ı Arabî ve Kamus-ı Fransevî: Diğer sözcükleri Kamusul-a’lâm: Ansiklopedik 
sözlük. Sefiller: Hugo’dan çeviri. Robinson Cruose: çeviri roman
Read more

Ahmet Mithat Efendi Kimdir? Edebi Kişiliği ve Eserleri

Ahmet Mithat Efendi (1844-1912)
Edebiyat, tarih, coğrafya, ziraat, iktisat alanlarında eserler vermiştir. Edebiyat yapmak için 
değil, okuma zevki aşılamak ve halkı eğitmek gayesiyle yazmıştır. 
En velût yazarımız odur. Yazı makinesi olarak bilinir. Asıl ilgi alanları, gazetecilik, 
romancılık ve hikâyeciliktir. Otuz altısı roman olmak üzere iki yüze yakın eseri vardır. Romanları tür 
bakımından çeşitlilik gösterir: macera, aşk, polisiye, tarih… Dili sadedir, çünkü eser vermekteki 
amacı halkı eğitmektir. Hatta romanlarında olayın akışını keserek okuyucuya bilgiler de vermiştir. 
Eserleri: Romanları: Hasan Mellâh, Hüseyin Fellâh, Felâtun Bey’le Rakım Efendi, Paris’te 
Bir Türk, Yeniçeriler… Çıkardığı gazeteler: Bedir, Devir, Tercüman-ı Hakikat. Hikâyeleri: Letaif-i 
Rivayet. Kıssadan Hisse…
Read more

Namık Kemal Kimdir? Edebi Kişiliği ve Eserleri

Namık Kemal (1840-1888) Tanzimat edebiyatının en hareketli ve heyecanlı ismidir. Vatan şairi olarak tanınır.  Şiirlerinden çok nesirleri ile tanınır. Edebiyatta hürriyet kavramını ilk kullanan şairdir. Şiirlerinde  “hürriyet, vatan, kanun, hak, adalet” kavramlarını işlemiştir. Hürriyet Kasidesi, Vatan Şarkısı ve  Vatan Mersiyesi bu konuları içerir.  Namık Kemal de eski kültürle yetişmiş, divan şiiri eğitimi almış, gazeller, kasideler  yazmıştır. Fakat o da sonradan divan edebiyatını eleştirmiştir. Ziya Paşa’nın Harabat’ına karşı  Tahrib-i Harabat’ı yazarak eskiye olan tepkisini ortaya koymuştur. Şinasi’nin kurduğu Tasvir-i  Efkâr’ı, Şinasi Paris’e kaçınca Namık Kemal çıkarmaya başladı. Daha sonra kendisi de Ziya Paşa ile  Paris’e kaçarak orada Hürriyet gazetesini çıkardı. İstanbul’a döndükten sonra İbret gazetesini  çıkardı. Eserlerinde romantizmin etkisi görülür. Tiyatroyu faydalı bir eğlence olarak görmüştür.  Eserleri: İntibah: İlk edebî roman. Cezmi: İlk tarihî roman. Tahrib-i Harabat, Takip: İlk  edebî eleştiri. Ziya Paşa’nın Harabat’ını eleştirmek için yazmıştır. Renan Müdafaanamesi: İlk  eleştiri. Vatan Yahut Silistre: oyun Celâlettin Harzemşah: oyun. Gülnihal: oyun. Onun en başarılı  tiyatro eseridir. Akif Bey: oyun Zavallı Çocuk: oyun Kara Belâ: oyun, Osmanlı Tarihi, Kanije  Muhasarası, İslâm Tarihi: tarih
Read more

Ziya Paşa Kimdir? Edebi Kişiliği ve Eserleri

Ziya Paşa (1829-1880)
Doğu kültürüyle yetişmiş, sonradan batı edebiyatına yönelmiştir. Fikren yenilikçi olmasına 
rağmen eserlerinde eskiyi, divan şiiri geleneğini devam ettirmiş, gazel ve kasideler yazmıştır. En 
meşhur terkib-i bent ve terci-i bent şairimizdir. 
Harabat adlı bir divan şiiri antolojisi vardır. Daha önce “Şiir ve İnşa”da divan şiirinin bizim 
şiirimiz olmadığını, asil şiirimizin halk şiiri olduğunu söyleyen şair, eski şiir geleneğini sürdürmüş, 
Harabat’ta âşık şiirini eleştirmiştir. Bunun yanında sade dilden yanadır, ama kendisi ağır bir dil 
kullanır. Bu onun içinde bulunduğu bir ikilemdir. Hem eskiyi eleştirmekte hem de geleneği devam 
ettirmektedir. 
Eserleri: Harabat: Divan Şiiri antolojisi, Külliyat-i Ziya Paşa/Eş’ar-ı Ziya: Divan şiiri 
tarzındaki şiirleri (gazel, kaside ve şarkılar), Terkib-i Bent, Terci-i Bent: Bugün dahi dillerden 
düşmeyen beyitleri vardır. Zafername: Hiciv türünde bir kasidedir. Ali Paşa’yı yermek için 
yazmıştır. Rüya: Mensur, Defter-i Âmal: Hatıraları. 
Read more

Tanzimat Edebiyatının Genel Özellikleri Nelerdir?

Tanzimat Edebiyatının Genel Özellikleri
1. Bu dönem sanatçıları, Divan edebiyatında hiç bulunmayan makale, tiyatro, roman, 
hikaye, anı, eleştiri gibi yeni edebiyat türleri getirmişler, Divan edebiyatında bulunan şiir, tarih, 
mektup gibi edebiyat türlerini Batı anlayışına göre yenileştirmişlerdir.
2. Tanzimat edebiyatının özellikle ilk devirlerinde yetişen sanatçıların çoğu (Ziya Paşa, 
Namık Kemal) Montesquieu, Rousseau, Voltaire gibi Fransız devrimci yazarlarının etkisi altında 
kalarak, makale ve şiirlerinde zulme, haksızlığa, geriliğe karşı şiddetli bir dille mücadeleye 
girişmişler; vatan, millet, hürriyet, hak, adalet, kanun, meşrutiyet gibi kavramları yaymaya 
çalışmışlar, “toplum için sanat” anlayışını benimsemişlerdir.
3. Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen sanatçılar ise (Recaizâde Mahmut Ekrem, 
Abdülhak Hâmit, Sami Paşazâde Sezai) toplum işlerine daha az karışmışlar, “sanat için sanat” 
anlayışını benimser görünmüşlerdir.
Klasisizm, bir akım olarak bizim edebiyatımızı etkilememiştir. Kimilerinin etki saydığı, 
Ahmet Vefik Paşa’nın Molieré’den çevirileri ve uyarlamalarıdır. Çeviri yapmak, o akımdan 
etkilenmek değildir. Şinasi ise Romantizme (Coşumculuğa) kapılmadığı için Klasisizmin etkisinde gibi 
düşünülürse de bu yaklaşımlar doğru değildir.
4. Çoğu Fransız edebiyatını örnek olarak alan bu sanatçıların bir kısmı Ahmet Vefik Paşa, 
Realizm (Recaizâde Mahmut Ekrem, Sami Paşazâde Sezai Nabizâde Nâzım) akımının etkisi altında 
eserler vermişlerdir.
5. Tanzimat edebiyatı, Divan Edebiyatı’nın tersine olarak, seçkin kişiler için değil, halk için 
meydana getirilen bir edebiyat düşüncesiyle ortaya çıkmıştır. Bu görüşü benimseyen Şinasi, Ziya 
Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Ali Bey özellikle makale, tiyatro, anı, kısmen de olsa roman 
türlerinde eserler vermişlerdir. Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde yetişen Recaizâde Mahmut 
Ekrem, Abdülhak Hamit, başta olmak üzere bazı edebiyatçılar ise bu amaçtan uzaklaşmış 
görünmektedirler.
6. Dilin sadeleşmesi, konuşma dilinin yazı dili haline gelmesi düşüncesi savunulmuştur. 
Tanzimat edebiyatının başlıca sanatçıları dil konusunda bu düşünceyle birlikte, eski 
alışkanlıklarından kurtulup da öz Türkçe yazmış değildir. Türkçe, daha çok, tiyatro; anı, mektup, bir 
dereceye kadar da makale ve romanlarda kullanılmıştır. Tanzimat edebiyatının ikinci devrinde 
yetişen sanatçılar ise konuşma dilinden uzaklaşarak Divan Edebiyatı geleneklerini sürdürmüşlerdir.
Read more

Tanzimat Fermanı’nın İlan Edilmesindeki Etkenler Nelerdir?

Tanzimat Fermanı’nın İlan Edilmesindeki Etkenler
II. Mahmut'un 1826-1839 yılları arasında gerçekleştirdiği ıslahatlar, 3. Selim zamanından beri 
yapılan ıslahatların devamı olup, Tanzimat ıslahatlarının öncüsüdür. Bu noktada, Tanzimat 
kavramının 1839'dan önce kullanıldığı ve II. Mahmut döneminde ilan edilmesinin planlandığını 
görmekteyiz. Mustafa Reşit Paşa, Osmanlı Devleti'nde bir reform yapmayı kafasına koymuştu. Bu 
projeye "Tanzimat-ı Hayriye" adını vermiş ve bu reform paketini hazırlayıp bir hatt-ı hümayunla ilan 
edilmesi hususunda II. Mahmut'u ikna etmişti. Bu amaçlarla 24 Mart 1838 yılında “Meclis-i Vala'yi 
Ahkâm-ı Adliye” kuruldu. Meclisin görevi Tanzimat-ı Hayriye'nin nasıl hazırlanacağını müzakere 
etmek idi. Meclis 31 Mart 1838'de ilk toplantısını yaptı. Meclis-i Vala-yı Ahkâm-ı Adliye'nin kurulması 
ile başlayan Tanzimat-ı Hayriye'nin Gülhane Hattı'nda belirtilen esasların büyük bir kısmını içerdiği 
görülmektedir. Nitekim II. Mahmut, Meclis-i Vala'yı kurdurarak, yeni düzenlemeler yapma yetkisini 
bu Meclise devretmiş, iktidarının bir kısmından feragat etmiştir. Reşit Paşa'nın Hariciye Nazırı sıfatı 
ile talebi, bu meclisin yetki alanına girmektedir. Padişah acil görünenleri uygulamaya sokarken, 
meclisin yetkilerini çiğnememeye özen göstermektedir. Tanzimat Döneminin ayırt edici vasfı olan, 
saray iktidarının bürokrasi (Meclis-i Ahkâm-ı Adliye)ile paylaşıldığına dair bir işarettir. Bu açıdan 
Tanzimat meclislerinin, kanunlaştırma hareketi ile birlikte idari, mali, adli ve eğitimle ilgili 
olanlarda bir reform hareketi hazırlamak ve iktidarın saray ve Bab-ı Ali bürokrasisi ile paylaşılmasına
geçişi noktasında da işlevsel olmasından dolayı, II. Mahmut dönemi ile Tanzimat Dönemi arasında bir 
geçiş meclisi niteliğinde olduğunu söyleyebiliriz. 
Mustafa Reşit Paşa, II. Mahmut öldüğünde İngiltere'de bulunuyordu. Abdülmecit tahta 
çıktığında İstanbul'a gelerek Tanzimat hazırlıklarına başladı. Abdülmecid'in Dışişleri Bakanı Mustafa 
Reşit Paşa, Batı uygarlığına hayran bir devlet adamıydı. Elçilik yaptığı Paris ve Londra 'da bu 
ülkelerin yönetim sistemlerini inceleyip yakından bakma imkânı bulmuştu. Mustafa Reşit Paşa, 
devlet yönetiminin her din ve mezhepten tebaanın hak ve hürriyetlerini güvenceye alacak ve kanun 
hâkimiyetini tesis edecek şekilde yeniden düzenlenmesini istiyordu. Bu düzenlemeleri öngören bir 
ferman yayınlaması hâlinde, Batılı ülkelerin Hıristiyan tebaanın haklarını bahane ederek, Osmanlı'nın
içişlerine karışmayacağına, düzenin yeniden sağlanacağına ve böylece çöküşün durdurulacağına 
inanıyordu. Reşit Paşa, fikirlerini Sultan Abdülmecid'e açarak, ıslahatın gerekliliğini anlattı. 
Abdülmecit de, M. Reşit Paşanın fikirlerini kabul etti. Fermanın hazırlanmasını M. Reşit Paşa 'ya 
bıraktı. Bu vazifeyi üzerine alan M. Reşit Paşa, geceli gündüzlü çalışarak, kendi kalemi ile bir ferman 
sureti hazırladı, Abdülmecid'e okudu. Fermanı beğenen padişah, temize çektirip imza etti. Padişahın 
imzasını taşıyan tebliğ ve emirlere "Hatt-ı Hümayun" denildiği için bu ıslahat projesine de "Hatt-ı 
Hümayun" denildi. Gülhane Parkı'nda okunduğu için de "Gülhane Hatt-ı Hümayun" denildi".
Read more

Edebiyatta Söz Sanatları Nelerdir?

Söz Sanatları
1 ) Teşbih (Benzetme) :
Anlama güç katmak için, aralarında gerçek ya da mecaz, 
çeşitli yönlerden ilgi, benzerlik bulunan en az iki varlıktan 
zayıf olanı nitelik bakımından güçlü olana benzetme 
sanatıdır.
Teşbih sanatında en az iki, en fazla dört öğe bulunur. 
Öğeleri şunlardır :
1- Benzeyen : Birbirine benzetilen şeylerden nitelik 
bakımından güçsüz olanıdır.
2- Kendisine Benzetilen : Birbirlerine benzetilen şeylerden 
nitelik bakımından daha üstün ve güçlü olanıdır.
3- Benzetme Yönü : Benzeyen ve kendisine benzetilen 
arasındaki ortak noktadır. Zaten benzetme bu ortak noktayı 
belirtmek için yapılır.
4- Benzetme Edatı : Benzeyen ve kendisine benzetilen 
arasında benzetme ilgisi kuran kelime veya ektir.
Ör: Bu sesler dokunuyor en ağrıyan yerime,
Bir eski çıban gibi işliyor içerime.
(Ayak Sesleri/ Necip Fazıl Kısakürek)
Benzeyen: Sesler
Kendisine benzetilen unsur:Eski çıban
Benzetme yönü: Batmak,işlemek
Benzetme edatı: Gibi
Ör: Kömür gözlüm, gül dudaklım
Sen de bir gün perişan ol
Hicranî
Benzeyen: göz - dudak
Benzetilen:kömür – gül
2) İstiare(İğretileme) :
Sadece benzeyen ya da benzetilenle yapılan teşbihe istiare 
denir. Açık istiare ve kapalı istiare olmak üzere ikiye ayrılır.
a- Açık istiare: Benzetme öğelerinden sadece kendisine 
benzetilenin bulunduğu benzeyenin bulunmadığı istiaredir.
Ör: Yüce dağ başında siyah tül vardır.
Benzeyen: bulut(söylenmemiş)
Benzetilen:siyah tül (söylenmiş)
Ör: Havada bir dost eli okşuyor derimizi 
Benzeyen: Rüzgar(söylenmemiş)
Benzetilen: dost eli(söylenmiş)
b- Kapalı istiare: Benzetme öğelerinden sadece 
benzeyenle yapılan istiaredir. Kapalı istiarede kendisine 
benzetilen yer almaz.
Ör: Yüce dağların başında 
Salkım salkım olan bulut.
Benzeyen:Bulut(var)
Kendisine benzetilen:üzüm(yok) 
Ör: 
Bir arslan miyav dedi 
Minik fare kükredi
Fareden korktu kedi
Kedi pır uçuverdi
Dörtlükte ‘’aslan’’ , ‘’miyav’’ sözcüğüyle kediye;fare, 
kükredi sözcüğüyle aslana; ‘’kedi’’ ‘’uçuverdi’’ sözcüğüyle 
kuşa benzetilmiştir. Ancak dörtlükte benzetilene yer 
verilmemiştir.
3) Teşhis (Kişileştirme) :
İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıklara insana özgü bir 
özellik verme sanatına teşhis denir.
Ör: Ağlama karanfil beni de ağlatma 
Sil göz yaşlarını
4) İntak (Konuşturma) :
İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıkların konuşturulması 
sanatıdır. Konuşturma kişileştirmeden sonra gelir.Varlıklar 
önce kişileştirilir sonra gerekirse konuşturulur.Her intakta 
bir kişileştir me vardır ama her kişileştirmede bir intak 
yoktur.Fabllar bu sanata örnektir.
Ör:Mor menekşe:’’Bana dokunma;’’diye bağırdı.
5) Tezat (Karşıtlık) :
Aynı varlığın, olayın, durumun…birbirine karşıt iki yönünü bir 
arada belirtmeye ya da birbirine karşıt kavramlar arasında 
ilgi kurmaya tezat denir.
Ömrümde zararsız günümü bilmem Her senede yüz 
milyonluk kârım var. (Huzuri) 
Aşk derdiyle hoşem el çok ilâcımdan tabip Kılma derman
kim helakim zehr-i dermânındadır (Fuzuli)
6) Mübalağa(Abartma) :
Bir sözün etkisini arttırmak amacıyla bir şeyi olduğundan 
çok göstermek ya da olmayacak biçimde anlatma sanatıdır.
Ör: Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan şühedâ 
Ör: Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? 
Gömelim gel seni tarihe desem,sığmazsın.
7) Telmih(Hatırlatnma) :
Söz arasında herkesin bildiği bir olaya ya da kişiye işaret 
etme sanatı. 
Vefasız Aslı’ya yol gösteren bu, 
Kerem’in sazına cevap veren bu. 
Gökyüzünde İsa ile, 
Tur dağında Musa ile , 
Elindeki asa ile, 
Çağırayım Mevlam seni.
Yunus Emre 
8) Tecahül-i Arif(Bilip de Bilmezlikten Gelme) :
Anlam inceliği oluşturmak için herkesçe bilinen bir gerçeği 
bilmez görünerek anlatma sanatıdır.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? 
Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?
Cahit Sıtkı Tarancı 
9) Hüsn-i talil(Güzel Bir Nedene Bağlama) :
Sebebi bilinen bir olayın meydana gelişini,gerçek sebebinin 
dışında başka,güzel bir nedene bağlamadır.
Senin o gül yüzünü görmek için 
Sana güneş bakmak için doğuyor.
10) Tenasüp (Uygunluk) :
Anlam yönünden birbiriyle ilgili sözcükleri bir arada 
kullanmaktır.
Ör: Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabip
Kılma derman kim helakim zehr-i dermendadır.
●Bu dizelerde ‘’dert,derman,ilaç,tabip’’ birbiriyle 
ilgili sözcükler olarak kullanılmıştır. 
11) Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması) :
Bir sözün benzetme amacı güdülmeden başka bir sözcük 
yerine gerçek anlamı dışında kullanılması sanatıdır.
Ör:Ankara bu olaya tepki gösterdi.
Burada tepki gösteren şehir değil.Anakara da bulunan 
hükümettir.Mecaz-ı mürsel yapılmış.Şehir söylenmiş 
hükümet kastedilmiştir.
Ör:Cemil Meriç’i her okuyuşumda yeni bir şeyler buluyorum. 
(Kitabını okuyorum kendisini değil)
Read more

Edebî Eser (Edeb Metin) Nedir? Tanımı ve Özellikleri Nelerdir?

Edebî Eser (Edeb Metin); Tanımı ve Özellikleri
İnsanın duygu ve düşüncelerini; özlem ve dileklerini estetik 
ölçüler içinde anlatan ve okuyucuda güzellik duygusu yaratan 
dil ürünlerine edebî eser(metin) denir.
Özellikleri
- Edebî eser okuyanı etkilemelidir.
- Anlatımı güzel düşüncesi sağlam ve özlü olmalıdır.
- Konusu;ait olduğu toplumun ve yazıldığı dönemin 
özelliklerini yansıtmalıdır.
- Eser zamanın süzgecinden geçtikten sonra toplumca 
anlaşılıp beğenilmelidir.
- Duygu ve düşünceler belli bir edebî türe uygun olarak 
anlatılmalıdır.
- Eser estetik ölçüler içinde ,belli bir sanat anlayışıyla 
yazılmalıdır
Read more

2013 - 2014 11. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 11 - 12 Soruları ve Cevapları ( MEB )

11. Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları (MEB 2013- Metinlerin Sınıflandırılması - Ölçme ve Değerlendirme) sayfa 11-12


 Metinlerde dil, “göndergesel işlev”de kullanıldığında varlık ve eşyaları somut olarak
ifade eder.          
 Sanat metinlerinde dil daha çok şiirsel (sanatsal) işlevinde kullanılır.
 Sanat metinleri  coşku ve heyecanı dile getiren metinler ve olay çevresinde gelişen metinler olmak üzere
gruplandırılır.
 Kelimeler öğretici metinlerde genelde gerçek anlamda kullanılır.
 Sanat metinleri bir iletişim çeşididir.                                                              ( D )
 Anlatmaya bağlı metinler “öğretici metinler” ve “sanat metinleri” olmak üzere ikiye ayrılır.           ( Y )
 Edebî metinlerde dil daha çok “dil ötesi” işlevinde kullanılır.          ( Y )
 Öğretici metinlerde dil daha çok “göndergesel” işlevinde kullanılır.                    ( D
 Metinleri kullanılan dilin işlevlerine göre gruplandırmak mümkün değildir.             ( Y )

A)    Roman
B)    Biyografi
C)    Hikâye
D)    Tiyatro
E)    Mektup

CEVAP: D

A)    Gerçeklikle ilişkileri bakımından
B)    Kullanılan dilin işlevleri bakımından
C)    Yazılış amaçları bakımından
D)    Kullanılan anlatım türleri bakımından
E)    Paragraflarının uzunlukları bakımından

CEVAP: E

A)    Makale                      B) Fabl                   C) Gezi Yazısı                      D) Hikâye                    E) Hatıra

5.soruyla ne kastedildiği pek anlaşılmıyor. Kişisel hayatı konu edinen öğretici metinler ve sanat metinleri şeklinde ikişerli gruplandırma soruluyorsa “makale” dışta kalır.  Ama “makale” de bir öğretici metindir.
Fabl, hikâye: sanat metinleri
gezi yazısı, hatıra, makale: öğretici metin
gezi yazısı, hatıra (anı): kişisel hayatı anlatan öğretici metinler
makale: gazete çevresinde gelişen öğretici metin

6.   “Gerçeklik-öğretici” kavramları aşağıdaki edebî türlerden hangisi ile ilgilidir?
A) Fabl                      B) Roman                     C) Tiyatro                     D) Makale                   E) Masal

CEVAP: D

7.   Memidik söğüt yaprağı bıçağını olanca hızıyla kınından çekti, bıçak ay ışığında bir şimşek mavisinde parlayarak havada geniş bir yay çizdi. Memidik'in bütün bedeni avına atılmaya hazır kaya atmacaları gibi gerildi. Olduğu yerde bir sıçradı, sonra gene gergin, gerilmiş bacakları titreyerek öyle kalakaldı. Bedeni tepeden tırnağa ağır bir kurşun külçesine dönmüştü. Öyle kıpırtısız... Çalının içine yumulmuş titriyordu. Hem titriyor hem de söğüt yaprağı sapını var gücüyle sıkıyordu.
Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi kullanılmıştır?
A)     Öyküleme-açıklama
B)     Betimleme-öyküleme
C)     Betimleme-tartışma
D)    Açıklama-tartışma
E)     Betimleme-açıklama

CEVAP: B

8.   Sözcüklerin temel ve yan anlamlarının yanı sıra bir de duygu değeri vardır ki kimi sözcüklerde bu bulunmayabilir. Söz gelimi açı, üçgen, teğet sözcüklerinin duygusal bir değeri yoktur; kimi sözcük­lerde ise çeşitli tasarım ve duyguları içeren bir ayrı katman var gibidir. Onları duyduğumuzda ya da okuduğumuzda temel anlamlarıyla birlikte bu duygusal yönleri de zihnimizde canlanır, bizde kimi çağrışımlar uyandırır.
Dil, yukarıdaki parçada hangi işlevde kullanılmıştır?
A)     Göndergesel işlevinde
B)    Alıcıyı harekete geçirme işlevinde
C)     Heyecan bildirme işlevinde
D)     Kanalı kontrol işlevinde
E)     Şiirsel işlevinde

CEVAP: A

9.   Sanat eserinde konunun esas değil, sadece bir vesile olduğunu birçok şairin aynı konuları işlemeleri de gösterir. Leyla ve Mecnun konusu üzerinde birçok şairimiz eser vermişlerdir ama bunlardan en çok Fuzûlî'ninki yaşamakta ve gerçek bir değer taşımaktadır. Baudelaire (Bodler), Kötülük Çiçekleri'ndeki şiirlerinden pek çoğunun konusunu, romanları dilimize bol bol çevrilmiş olan Xavier de Montepin'in (İgzaviye dö montepen) Alçıdan Kızlar adlı bayağı şiir kitabından almıştır. Bugün Montepin'in şiirlerini kim okuyor hatta kim hatırlıyor? Aynı konular Baudelaire'de yaşayarak yepyeni içeriklerle zengin­leşmemiş midir?
Yukarıdaki parçanın anlatımında düşünceyi geliştirme yollarından hangisi daha ağır bas­maktadır?
A)     Tanımlama
B)     Karşılaştırma
C)     Tanık gösterme
D)     Örneklendirme
E)     Benzetme


CEVAP: D (örneklendirme)


Kaynak; http://sorucennetinet.blogspot.com
Read more

2013 - 2014 9. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 14 - 20 Soruları ve Cevapları ( Ekoyay Yayınları )

7. ETKİNLİK

Burada yanlış iletişim kurulmuş mesaj yanlış verilmiştir. bu yüzden istenilen maksat elde edilememiştir.İletişimde ileti kişilerin çevre ve kültür düzeyine uygun olmalı.
Kişi, kendisine gönderilen iletiyi her zaman olduğu gibi anlamayabilir. İçinde bulunduğu ruh haline, deneyimlerine, yetişme tarzına, kişilik özelliklerine göre olduğundan farklı anlayabilir. Günlük hayatımızda arkadaş sohbetlerinde bazı konuşmaları farklı anlayanlar olabiliyor. Şaka yapıldığında bazıları gülüp geçerken bazıları aşırı tepki verebiliyor.
Alınan her iletiye tepkiler aynı olmaz. bunda kişinin içinde bulundu durum, bilgisi, kültürü ve bakış açısı etkilidir.
8. ETKİNLİK
Sıra kelimesi okul ve bankada hangi anlamlara gelir?
Okulda "öğrencinin oturduğu yer, masa" anlamına gelirken bankada "banka işlemleri yaptırmak isteyen müşterilerin oluşturduğu kuyruk" anlamına gelmektedir. Bir sözcüğün ortama göre farklı anlamlar kazanmasının sebebi "bağlam"dır. İleti "bağlam"a göre farklı anlamlar kazanır.



14.İletişimin oluşması için ortamın olması gerekir. İletişimin oluştuğu ortam bağlamdır. İletişimin sağlıklı olması için uygun bir ortamın olması gerekir. İletişim de ileti bağlama göre anlam kazanabilir.
gönderici  .....>   Hasan:     İleti......>yarın bize gel, Kanal.................> sözlü iletişim, Alıcı......> Ayşe, tamam, yarın sizdeyiz:::::>geri bildirim
9. ETKİNLİK
.............
Dille gerçekleştirilen iletişim; resim, şekil,işaret ve vücut diliyle yapılan iletişimden daha kullanışlıdır. Dille duygu ve düşünceler daha iyi ifade edilir, iletişim daha hızlı ve etkilidir.

10. ETKİNLİK (SAYFA 16)


GÜL: Bir çiçek çeşidi (Gül deyince zihnimizde bir anlam oluşuyor, zihnimizdeki gül görüntüsü- GÖSTERİLEN -)
G.Ü.L - (Gül kelimesindeki seslerdir. - GÖSTEREN-)

Gül kavramını ifade etmek için herhangi bir metinde onun kendisi değil de  temsil eden kelime kullanılır. Bu dil göstergesidir.   dil göstergesinde varlık gösterilmez. dil göstergesinde semboller vardır.

Gösterge, gösterdiği nesnenin kendisini değil, kendi dışında başka bir şeyi gösteren, akla getiren işaret ya da olgudur.
Çünkü bir varlığı sembolle göstermek farklı, varlığın kendisi farklıdır.

Göstergeleri inceleyen bilim dalına göstergebilim denir.
11. Etkinlik:
 ????? Fotoğraflar doğal göstergedir.
????? heyecan duygusunun göstergesidir.
????? sonbahar mevsiminin göstergesidir.
????? Bu adam doktordur, polistir, itfaiyecidir, zengindir ve ya fakirdir hükmünü vermemizi sağlayan şey onların giysileridir.
rüzgar, kuşlar, doğal gösterge
gözlerim ,kapal ı   dil göstergesi
dalyanlarda ağalrın çekilmesi  sosyal gösterge

12. etkinlik:
Gösterge ve Türleri:
Kendi dışında başka bir şeyi gösteren, düşündüren, onun yerini alabilen, kelime, nesne, görünüş ve olgulara gösterge denir.
Türleri:
a) Dil Göstergesi:
Söz veya yazıyla gerçekleştirilen her türlü eylem bu gruba girer.
b) Doğal Gösterge:
Ülkelerin doğal güzellikleri, yaprakların sararması…
C) Sosyal Gösterge:
Trafik ışıkları, görgü kuralları…

İletişim Kurarken Kullanılan Göstergeler Nelerdir?
* Dil göstergeleri:
Söz veya yazıyla gerçekleştirilen her türlü eylem bu gruba girer. İnsan duygu ve düşüncelerini en iyi şekilde dil ile anlatır. Dille gerçekleştirilen iletişim resim, şekil, işaret ve vücut diliyle yapılan iletişimden daha güçlü ve daha kullanılışlıdır.

* Dil dışı göstergeler:
Resim, şekil, işaret, hareket, jest ve mimikler bu gruba girer.

13. ter........ret            ay......ya        laf......fal     bu sözcükleri tersinden okuduğumuz zaman anlam tamamen değişmekte başka bir varlığı göstermektedir.  Bunun sebebi her varlığı gösteren semboller farklıdır. her varlığın göstergesi  farklıdır.

14. etkinlik:   
  fokurdamak, horuldamak, gürükdemek, melemek,  ulumak..gibi
15. etkinlik

İstanbulu'u seyrediyorum diye de ifade edebilirdi.



16. Etkinlik:
Geçmiş yüzyıllarda yaşamış yazarların eserleri ve fikirleri yazı vasıtasıyla günümüze ulaşmışlardır.
evde bulamdığımız bir arkadaşımıza geldiğimizi onu aradığımızı haber evrmek için not bırakırız.
17. Etkinlik:
yavuz sözcüğünün anlamı  birinci cümlede olumsuz anlamda kullanılmıştır.
18. Etkinlik:
1. kalp gerçek anlamda kullanılmış. oragan anlamında kullanılmış.
2.  Acımasız , merhametsiz, katı anlamında kullanılmıştır.
19. Etkinlik:
 ??? Atatürk basın hürriyetinden bahsetmiş.
??? milletin ve memleketin menfaatlerine dikkat ve hürmet etmelidirler idye ifade etmiş.
??? yine basın hürriyeti olarak görmüş.
                        
                                         ÖLÇME DEĞERLENDİRME
1.  Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun cümlelerle doldurunuz.
......dİl
.....iletişim denir.
2.  Aşağıdaki cümlelerin başına yargıalr doğru ise D yanlış ise Y yazınız.
(   D )
(  Y  )
( Y  )
( D )
3.  D
4. D
5. B
6.  E bağlam 

Bu yazı http://yeniedebiyat.blogspot.com/ sitesinden alınmıştır.
Read more

Mitoz ve Mayoz Bölünme Arasındaki Farklar Nelerdir?

Mitoz bölünme ile oluşan hücrelerin kalıtsal yapısı ile ana hücrenin kalıtsal yapısı aynıdır.Bu durum türde kalıtsal karakterlerini devamını sağlar. 
Mayoz bölünme ile oluşan hücrelerin kalıtsal yapısı ile ana hücrenin kalıtsal yapısı farklıdır. Ancak bu farklılık tür için bir olumsuzluk değildir. Kalıtsal yapıdaki farklılık, bir yandan tür içi çeşitliliği, diğer yandan bu türe ait farklı karakterlerde bireylerin meydana gelmesini sağlayan bir etkendir.
Read more