2013 - 2014 11. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 66 - 67 Soruları ve Cevapları ( Evrensel Yayınları )

ÖN HAZIRLIK

1. Çalıştığı alanda ün yapmış kişiler hakkında yazılmış biyografiler bulup okuyunuz.

2. Atatürk ve Halil İnalcık hakkında yazılmış birer biyografi bularak okuyunuz.

3. Siyaset, askerlik, bilim, sanat, edebiyat, spor alanlarında tanınmış kişilerin hayatını konu alan bir film izleyiniz (“Akıl Oyunları”, “Piyanist”, “Çağrı”, “Ali” vb.).

4. Bulunduğunuz çevrede biyografisini yazabileceğiniz bir kişi belirleyiniz. Biyografisini yazmaya karar verdiğiniz kişi hakkında bilgi ve belgeler toplayınız.

5. Biyografilerin kültür tarihindeki yerini ve önemini araştırınız.

6. Monografi türünün özelliklerini araştırınız.

HAZIRLANALIM

1. Hazırlık amacıyla izlediğiniz filmin konusunu, filmdeki olayların kimin hayatı etrafında meydana geldiğini belirtiniz.

2. (...)

Ağaca bir taş attım.

Düşmedi taşım.

Düşmedi taşım.

Taşımı ağaç yedi.

Taşımı isterim.

Taşımı isterim.

Nurullah Ataç, bu şiiri şöyle değerlendirir. “Giriştiği işi başaramamış, umutları boşa çıkmış bir kişinin perişanlığını duyuyorum o şiirde, o duygu bence çok iyi anlatılmış.”

“Ağaç” şiirinin dizelerinin arkasındaki öykü şudur: Necip Fazıl Kısakürek, çıkardığı dergi için şiir ister Orhan Veli ve Oktay Rifat’tan. İki arkadaş birer şiir verirler Kısakürek’e. Ne var ki şiirlerinin yayımlanmadığını görürler. Bunun üzerine kafa kafaya verip söz konusu şiiri kaleme alırlar. Şiirin başlığının “Ağaç” olmasının nedeni, Kısakürek’in dergisinin bu adı taşımasıdır.

Sunay Akın

“Bir insanın hayalini hiç kimse kendi gibi anlatamaz çünkü gerçek iç yaşantısını ancak insan kendi bilir.”

Jean Jacquez Rousseau (Jan Jak Russo)

Yukarıdaki metin ve özdeyişte yazarların dile getirmek istedikleri sizce nedir? Düşüncelerinizi açıklayınız.

3. Başarılı, tanınmış kişiler hakkında yazılmış biyografiler okumanın yaşamımıza nasıl katkısı olabilir? Düşüncelerinizi açıklayınız.

Başarılı kişilerin hayat hikayelerini okumak bizlere birçok yönden yarar sağlar. Onların başarılı olmak için verdiği mücadeleleri, azimlerini örnek alırız. Tanınmış, başarılı kişilerin insanlarla ilişkileri, güçlü ve zayıf yönleri, tercihleri bizlere kendi hayatımızla ilgili düşünme ve karar verme fırsatını sunar.

1. ETKİNLİK

Dört beş kişilik gruplar oluşturunuz. “Dünyaca Tanınmış Tarihçimiz Halil İnalcık” adlı metnin ve sınıfa getirdiğiniz biyografilerin yazılış amaçları, dil-anlatım ve şekil özelliklerini grupça inceleyiniz. Grup içinde tartışarak bu tür metinlerin ortak özelliklerini problem çözme yöntemiyle belirlemeye çalışınız. Tespit ettiğiniz özellikleri bir rapor hâlinde yazınız. Grup sözcünüzü belirleyiniz. Sözcünüz aracılığıyla çalışmanızı sınıftaki arkadaşlarınıza sununuz.

Biyografi türü ve özelliklerini aşağıdaki linklerden bulabilirsiniz:

www.sorucenneti.net/siir-bilgisi-duz-yaz...fi-otobiyografi.html

www.sorucenneti.net/edebiyat-bilgileri/b...-ve-ozellikleri.html

www.edebiyatogretmeni.tk/11-sinif-dil-ve...ler-ve-sozlu-anlatim

Biyografinin yazılış amacı:

Tanınmış kişilerin çektikleri sıkıntıları, karşılaştıkları engelleri, başarıya ulaşmada gösterdikleri gayretleri anlatmaktır. Okuyucunun, topluma örnek olan bu kişileri yakından tanıma imkanı bulması, bu insanların başarı öykülerinden hareketle kendi koşullarını en iyi şekilede değerlendirme yolunu seçmesi amaçlanır.

Biyografilerde dil göndergesel işlevde kullanılır.

Biyografiler nesnel olmalıdır.

Biyografilerde gereksiz ayrıntılara girilmez.

Biyografiler açık, yalın, duru bir dille yazılır.

Biyografilerde daha çok açıklayıcı anlatıma başvurulur. Konuya göre öyküleyici ve betimleyici anlatımlara da başvurulabilir.

2. ETKİNLİK

“Dünyaca Tanınmış Tarihçimiz Halil İnalcık” adlı metinden hareketle yazarın Halil İnalcık ile ilgili biyografiyi yazmadan önce ne tür hazırlıklar yaptığını, hangi bilgi ve belgelerden faydalandığını belirtiniz. Bir biyografi yazmak için ne tür ön hazırlıklar yapılabileceğini, hangi kaynaklardan yararlanılabileceğini tartışınız. Ulaştığınız sonucu açıklayınız.

Yazar, Halil İnalcık'ın hayat hikayesini yazmadan önce araştırma yapmıştır. Halil İnalcık'ın babası hakkında bilgi edinmiştir. Tarih kitaplarını, Halil İnalcık'ın kendi hayatıyla ilgili yazılılarını incelemiştir.

Biyografi yazmadan önce yaşam öyküsünü yazacağımız kişiyle ilgili kütüphane ve internette araştırma yapmalıyız. Biyografisini yazacağımız kişinin ailesi, yakın çevresi, iş arkadaşları ile görüşmeliyiz, o kişiyle ilgili yazılı ve görsel kaynak bulunduran kişilerle görüşmeliyiz.

3. ETKİNLİK

“Dünyaca Tanınmış Tarihçimiz Halil İnalcık” adlı metinden hareketle Halil İnalcık'ın ne zaman doğduğunu, çocukluğunun nasıl bir çevrede geçtiğini; mizacı ve kişisel özelliklerini belirtiniz. Yetiştiği aile ve çevrenin onun kişiliğinin oluşmasında etkili olduğunu düşünüyor musunuz? Size göre metinde bu bilgilerin verilme amacı nedir? Düşüncelerinizi açıklayınız.

Halil İnalcık 26 Mayıs 1916'da doğmuştur.

Çocukluğu, savaş ve kargaşanın yaşandığı bir döneme denk gelir.

İlkokulda okurken Latin harfleriyle tanışır.

Çocukluğunda Arapça ve Farsça eğitimini almıştır.

Ailesinin, yakın çevresinin desteği ve Abdülbaki Gölpınarlı, Fuat Köprülü gibi tarih ve edebiyat ustalarının katkılarıyla büyük bir tarihçi olmuştur.

Araştıran, çalışan, üreten bir insandır.

Tarih yazarlarının kanıtlarla hareket etmesi gerektiğini savunur.

Türk tarihi hakkında uydurulan birçok yalanın, aksi yöndeki kanıtlarla ortadan kaldırılabileceğine inanır.

4. ETKİNLİK

“Atatürk (Kişiliği, İlkeleri, Düşünceleri)” adlı biyografiden alınan yukarıdaki bölümden haraketle Atatürk'ün kişisel özellikleri ve düşünce hayatıyla ilgili çıkarımlarınızı belirtiniz.

Atatürk'ün kişisel özellikleri:

Vatanını ve milletini sever.

Zorluklardan yılmaz, çözüm yolu arar.

Kararlı ve cesurdur.

Akıl ve sağduyu ile hareket eder.

Birleştiricidir.

Milletin psikolojisini ve içinde bulunduğu şartları çok iyi bilir.

İleri görüşlüdür.

Millete ve orduya güvenir.

Milletin bağımsızlığını her şeyin üstünde görür.



5. ETKİNLİK

Sınıfınızda dört beş kişilik gruplar oluşturunuz. Sınıfa getirdiğiniz, Atatürk hakkında yazılmış biyografileri grup arkadaşlarınızla inceleyiniz. Metinlerden hareketle Atatürk'ün kişilik özellikleri ve düşünce hayatını konu alan bir metin hazırlayınız. Hazırladığınız çalışmayı sununuz.

6. ETKİNLİK

Halil İnalcık hakkında okuduğunuz biyografilerde verilen bilgiler ders kitabınızda yer alan bilgilerle örtüşüyor mu? “Dünyaca Tanınmış Tarihçimiz Halil İnalcık” adlı biyografide verilen bilgilerle sizin araştırdığınız metinlerdeki bilgiler arasında çelişkiler olup olmadığını belirtiniz. Yaptığınız etkinlikten hareketle biyografilerde bazı gerçekleri gizlemenin, kurmaca-ya yer vermenin nasıl sonuçlar doğurabileceğini tartışınız. Ulaştığınız sonuçları açıklayınız.

Halil İnalcık hakkında okuduğunuz biyografilerde verilen bilgiler ders kitabınızda yer alan bilgilerle örtüşmektedir. 

Çelişki yoktur.

Biyografilerde kurmacaya yer verilmez.

Biyografiler gerçekleri yansıtır, yansıtmalıdır.

Biyografide gerçekler gizlenirse biyografisi yazılan kişi hakkında yanlış bilgi edinilir.

7. ETKİNLİK

Dört beş kişilik gruplar oluşturunuz. Grup arkadaşlarınızla “Dünyaca Tanınmış Tarihçimiz Halil İnalcık” adlı metnin paragraflarının konusunu bulunuz. Konuların birbirleriyle ilişkişini belirleyiniz. Yaptığınız çalışmayı sınıfa sununuz.

8. ETKİNLİK

İncelediğiniz metinlerden ve ön hazırlıkta yaptığınız araştırmadan hareketle biyografilerin kültür tarihindeki yerini ve önemini açıklayınız.

Biyografi türünün ilk örneğinin eski Yunan'da Plutarkhus'un "Hayatlar" adlı eseri olduğu kabul edilir.

Diğer ilk örnekler:

17. yüzyılda İngiltere'de William Roper'in Thomes More hakkında yazdığı biyografi

18. yüzyılda Samuel Johnson'un James Boswell'in hayatını yazdığı biyografi

20. yüzyıla kadar yazılan biyografilerde biyografisi yazılan kişinin hayatının yanı sıra erdemleri, ahlaki özellikleri de veriliyordu.

20. yüzyılda başlayan modern biyografide ise nesnel bir yaklaşım görülür.

Türk edebiyatında biyografiye yakın türler:

Siyer kitapları: Hz. Muhammed'in hayatı

Kısas- enbiyalar: Peygamber kıssaları

Tezkiretü'l Evliyalar: Evliyaların yaşamını anlatan eserler

Şairler tezkireleri: Şirlerin hayatını anlatan eserler.

Tezkireler biyografi türünün edebiyatımızdaki ilk örnekleridir. Türk edebiyatında ilk şairler tezkiresi Ali Şir Nevai'nin Mecalisü'n Nefais adlı eserdir.

Anadolu'da yazılan ilk şairler tezkiresi Heşt Behişt (Sehi Bey) adlı eserdir.

16. yüzyıld Latifi'nin yazdığı Tezkiretü'ş Şuara da önemli bir eserdir.

9. ETKİNLİK

• “Dünyaca Tanınmış Tarihçimiz Halil İnalcık”, “Mustafa Kemal Anadolu'da” ve “Paris Pişmiş” adlı metinlerde anlatıcının kim olduğunu belirtiniz. Anlatıcının biyografiyi hazırlayan kişiyle ilişkisini açıklayınız.

“Dünyaca Tanınmış Tarihçimiz Halil İnalcık”, “Mustafa Kemal Anadolu'da” adlı metinlerde anlatıcı 3. tekil kişidir. Pariş Pişmiş adlı metinde ise anlatıcı yazarın kendisidir. Cümleler 1. tekil kişi ağzından kurulmuştur.

• “Dünyaca Tanınmış Tarihçimiz Halil İnalcık” ve “Paris Pişmiş” adlı metinleri yazılış amaçları ve anlatıcıları bakımından karşılaştırınız. Metinlerden hareketle biyografi ve otobiyografi aracındaki benzerlik ve farklılıkları belirtiniz.

Paris Pişmiş adlı metnin yazılış amacı yazarın kendisini tanıtma isteğidir. Diğer metinlerde ise başka birinin hayat hikayesini aktarma isteği vardır.
Read more

2013 - 2014 11. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 65 Soruları ve Cevapları ( Evrensel Yayınları )

11. SINIF DİL VE ANLATIM DERS KİTABI CEVAPLARI 2012-2013 (EVRENSEL İLETİŞİM YAY.) SAYFA 65 ANI TÜRÜ
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
A. Aşağıdaki cümlelerde yargı doğru ise yay ayraç içerisine “D”, yanlış ise “Y” yazınız.

• Anılarda anlatıcı ile yazar aynı kişidir. ( )

• Anılarda dil göndergesel işleviyle kullanılır. ( )

• Anı yazılarında yazar nesnel olmak zorundadır. ( )

• Anı yazarı anlattıklarını belgelemek zorundadır. ( )

B. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları yanıtlayınız.

1. Yaşanmakta olanı değil, yaşanılmışı anlatır anıcılar. İster istemez belleklerinde kalanı yansıtırlar. Bunun için de geçmişin tanıklığını yapar anılarını yazan kişiler. Anılarla tarih kesişir. Yalnız tarih değil anıların yaşam öyküleriyle günlüklerle de iç içe girdiği durumlar vardır. Ancak bu türlerden belirleyici yönleriyle ayrılır anı. Söz gelimi tarihlerde gördüğümüz nesnellik, bilimsel doğruluk, anlatılan yer, zaman ve tarih göstererek yüzde yüz kanıtlama gibi bir kaygı yoktur anılarda. Salt anlatıcısının yaşam serüveni içine sıkışıp kalmamış, onun dışına çıkıp o dönemi yansıtmasıyla da yaşam öyküsü ve öz yaşam öyküsünden ayrılır. Güncelere gelince günlüğün oluşması; günü gününe saptanan olaylara, düşüncelere duygulara bağlıdır.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Günlüklerin günü gününe yazıldığına

B) Anı yazarının geçmişe tanıklık yaptığına

C) Anılarda anlatılanların belgelenmek zorunda olmadığına

D) Anıların yaşanılan dönemi yansıttıklarına

E) Anı yazarının farklı kaynaklardan yararlandığına

2. (I) Hep pencereden içeri bakıyorum. (II) Duvarda resimler. (III) Resimler eni konu etkiliyor. (IV) Aslında resimler mi renkler mi? (V) Renkler fırtına gibi esiyor.

Yukarıdaki cümlelerin hangisinde mecazlı anlatım vardır?

A) I B) II C) III D) IV E) V

3. Üstadı başında lacivert bir bere, sırtında kaşmir bir ceket, elinde makas, bahçesinde bulurduk. Bir dal, bir gül keserken... Telaşsız, yumuşak adımlarla gelir, pek ölçülü bir nezaketle misafirlerini karşılardı. Birinci katta pencerelerine yapraklar değen büyük bir odada toplanırdık. Hayal ötesi bir çay masası kurulurdu. Fakir mahallelerin sulh günlerinde bile tatmadığı, zengin konakların artık unutmaya başladığı dünya nimetlerine kavuşurduk burada. Çay, süt, sütlü kahve, kakao... Sonra peynirlerin her çeşidi. Reçeller, reçeller, reçeller... Çilek, muz, menekşe kokulu fondanlar... Pastalar, şokolalı, kremli, meyveli pastalar...

Yukarıdaki parçada kullanılan anlatım türleri seçeneklerin hangisinde doğru verilmiştir?

A) Öyküleyici anlatım- betimleyici anlatım

B) Öğretici anlatım- betimleyici anlatım

C) Açıklayıcı anlatım- öğretici anlatım

D) Öyküleyici anlatım- öğretici anlatım

E) Tartışmacı anlatım- açıklayıcı anlatım

C. Aşağıdaki soruları sözlü olarak yanıtlayınız.

1. Anı ve günce türleri arasındaki farklılıkları açıklayınız.

2. Anı türünde anlatıcının kim olduğunu belirtiniz.

3. Anı yazarı anlattıklarını belgelerle kanıtlamak zorunda mıdır? Niçin?

CEVAPLAR:



1. Anıda yaşananlar aradan belli bir zaman geçtikten sonra yazılır. Günlüklerde ise yaşananlar sıcağı sıcağına aktarılır. 
Anıda, yaşananlar sıcağı sıcağına anlatılmadığı için yazar, duygusallıktan uzak bir tavır alır. Olayları daha geniş boyutuyla değerlendirir. Bu bakımdan gerçeğe daha yakındır. Anıda ise anlatılan olayların üzerinden fazla bir zaman geçmediği için yazar, duygusal bir tavır takınır. Anlattıklarına kişisel yargılarını fazlaca yansıtabilir.
2. Anı türünde anlatıcı yazarın kendisidir.
3. Yazar, anlattıklarını belgelerle kanıtlamak zorunda değildir. Yazar, belgelere, canlı tanıklara başvurur ancak anlattıklarını kanıtlamak zorunda değildir. Kendi gözlem ve izlenimlerini yansıtır.

Kaynak;  www. sorucenneti.net
Read more

2013 - 2014 11. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 53 - 64 Soruları ve Cevapları ( Evrensel Yayınları )

11. SINIF DİL VE ANLATIM DERS KİTABI CEVAPLARI ANI TÜRÜ -2012-2013 (EVRENSEL İLETİŞİM YAY.)
ÖĞRETİCİ METİNLER
ANI
SAYFA 53
1. Anı, kelimesinin sizde uyandırdığı çağrışımlar nelerdir?
2. Anılarınızı anlatmaktan veya başkalarının anılarını dinlemekten hoşlanır mısınız? Niçin?
3. Bir olayı, onu yaşayan kişinin ağzından dinlemek olayın inandırıcılığını etkiler mi? Düşüncelerinizi açıklayınız.
Etkiler. Hem daha etkileyici hem de inandırıcı olur.

1. METİN
BİR GÖNÜL ADAMI
1. ETKİNLİK

Anı türünün özellikleri:
Sanat, bilim ve meslek dallarında ün yapmış kişilerin kendi hayatını, yaşadığı dönemde başından geçenleri veya tanık olduğu olayları kendi gözlem ve izlenimlerine bağlı kalarak anlattığı yazı türüdür. Anı yazma, insanoğlunun yaşadığı, geride bıraktığı olay ve olguları anlatma, başkalarıyla paylaşma ihtiyacından doğmuştur.
Anı Türünün Özellikleri
1. Anı türünde amaç, yaşanılanları başkalarıyla paylaşmaktır.
2. Tanınmış bilim, sanat ve siyaset adamlarının kaleme aldığı anılar, onların hayatlarını ve dönemlerini aydın¬latması bakımından önemlidir. Çünkü yaşanmakta olanı değil, yaşanmış olanı anlatan anı türü, geçmişin tanığıdır.
3. İnsanların kendilerini anlatırken ne kadar samimi ve gerçekçi olabileceklerini düşündüğümüzde anı yaz¬manın zorluğu ortaya çıkacaktır.
4. Yazar, olayları kendi bakış açısından anlatır.
5. Kimi anılarda yazar, geçmişi yönlendiren olayları, ünlü sanatçı ya da politik kişileri anlatır. Önemli kişilerin anlatıldığı anılara "anı portre" denir.
6. Yazar, anılarını yazarken, anlattığı dönemle ilgili tüm yazılı kaynaklardan, canlı kaynaklardan, fotoğraf gibi belgelerden yararlanır. Bu nedenle anı türündeki bir yazı tarih bilimine de kaynak olur; fakat yazar, yazdık¬larını yüzde yüz belgelendirmek zorunda değildir.

Anı türünde kullanılan anlatım biçimleri nelerdir?
Öyküleyici, açıklayıcı, betimleyici anlatım
Anıda dilin hangi işlevleri kullanılır?
Göndergesel işlev, heyecana bağlı işlev.
Anılarda hangi anlatıcı vardır?
Kahraman anlatıcı

2. ETKİNLİK
Selim İleri “Bir Gönül Adamı” adlı anısında yaşadıklarını günü gününe mi yoksa aradan zaman geçtikten sonra mı yazmıştır? Bu yargıya nasıl vardığınızı metinden örnekler vererek açıklayınız.
Aradan zaman geçtikten sonra yazmıştır.

3. ETKİNLİK
“Bir Gönül Adamı” adlı anıda olaylar kimin etrafında meydana geliyor? Metindeki cümlelerden örnekler göstererek anlatıcının kim olduğunu belirtiniz. Metindeki anlatıcı ile metnin yazarının aynı kişi olup olmadığını söyleyiniz. 
Bir Gönül Adamı adlı anıda olaylar Haldun Taner'in etrafında geçiyor. Yazar, Haldun Taner'i nerede, nasıl tanıdığını anlatıyor sonra eserlerini ve sanatçı kişiliğini tanıtıyor. 
Metnin anlatıcısı yazarın kendisidir.

4. ETKİNLİK

İnsanın kendi bilgi ve izlenimlerini doğrudan doğruya aktarması ifadeye neler kazandırır? Düşüncelerinizi açıklayınız.
İnsanın kendi bilgi ve izlenimlerini doğrudan doğruya aktarması anlatılanın içten, gerçekçi ve inandırıcı olmasını sağlar.

5. ETKİNLİK

"Bir Gönül Adamı” adlı anıda yazarın, Haldun Taner ve dönemin özellikleri ile ilgili izlenimleri nelerdir? Sizce anılar yazıldıkları dönemle ilgili birer belge niteliği taşır mı? Düşüncelerinizi nedenleriyle açıklayınız.
Metne göre Haldun Taner, sanatçı dostlarını ziyaret eden ölçülü, ağırbaşlı ve nazik bir kişidir. Tiyatro türünde yazdığı eserlerle döneminde tanınmış bir yazardır. Dönemin önemli yazarları arasında Kemal Tahir; tiyatrocular arasında Muhsin Ertuğrul ve Ulvi Uraz gibi isimler vardır.
Anılar yazıldıkları dönemin sosyal ve siyasi özelliklerini yansıttıklarından belge niteliği taşır.

6. ETKİNLİK
Selim İleri "Bir Gönül Adamı” adlı anısında kendi gözlem ve izlenimlerinin dışında hangi kaynaklardan yararlanmıştır? Bu kaynaklardan yararlanarak Haldun Taner’le ilgili hangi bilgileri aktardığını belirtiniz.
Selim İleri, bu metni yazarken yararlandığı ilk kaynak kendi yaşantılarıdır.
Haldun Taner'le ilgili yazılardan yararlanmış. (anı, fıkra, biyografi,eleştiri)
Haldun Taner'in yakın çevresindeki insanlardan yararlanmış.
Dönemin yazar ve edebiyatçılarından alıntılar yapmış.

Haldun Taner'le ilgili verilen bilgiler:
Kemal Tahir'in yakın arkadaşıdır.
Döneminde tanınmış bir tiyatro yazarıdır.
yazarlar tarafından beğenilir.
Dedikoduyu sevmeyen, ölçülü, zarif bir insandır.
Hoşsohbettir.
Ömrünün sonlarında yeniden öykü yazmayı denemiştir.
1966'da vefat etmiştir.

7. ETKİNLİK
Anı yazarlarının anlattıkları olay kişi ve zamanla ilgili olarak hangi kaynaklardan yararlanabileceklerini tartışınız. Ulaştığınız sonuçları açıklayınız.
Öncelikle kendi yaşantısı, gözlem ve izlenimleri
Yazar, anılarını yazarken, anlattığı dönemle ilgili tüm yazılı kaynaklardan yararlanır.
Canlı kaynaklardan yararlanır.
Fotoğraf... gibi belgelerden yararlanır. 
Anı türündeki bir yazı tarih bilmine de kaynaklık eder; fakat yazar, yazdıklarını yüzde yüz belgelendirmek zorunda değildir.

sayfa 62
8. ETKİNLİK
"Cephe Yarıldıktan Sonra Büyük Komutanın Verdiği Karar” ve “Erzurum ve Sivas Kongrelerinde Millî Hudut Tespit Edilirken Türk Süngüsünün İşaret Ettiği Hat” adlı anılardan hareketle Atatürk'ün kişilik özellikleri hakkında neler öğrendiğinizi belirtiniz. Metinde dönemin hangi özelliklerinin anlatıldığını açıklayınız.

Bu metinlerde Atatürk'ün şu kişilik özellikleri öne çıkmıştır:
İleri görüşlü
Risk almayı sever.
Olayların nedenini ve olası sonuçlarını çok iyi tahmin eder.
En kötü durumda bile umutsuzluğa kapılmaz.
Vatanını ve milletini sever ve korur.

Bu metinde anlatılanlardan o dönemde Anadolu'da bir milli mücadele sürecinin yaşandığını görüyoruz. Metinlerde dönemin siyasi ve sosyal gelişmeleri yansıtılmıştır.

10. ETKİNLİK
“Bir Gönül Adamı”, “Cephe Yarıldıktan Sonra Büyük Komutanın Verdiği Karar”, “Erzurum ve Sivas Kongrelerinde Millî Hudut Tespit Edilirken Türk Süngüsünün İşaret Ettiği Hat” adlı metinlerde yazarların; anlattıklarını belgelerle ifade etme, kanıtlama gayreti içine girip girmediklerini belirtiniz. Anı yazarlarının anlattıklarını kanıtlamak zorunda olup olmadıklarını tartışınız. Ulaştığınız sonucu açıklayınız.

• İncelediğiniz metinlerden hareketle anı yazılarının öğretici, bilgi verici metinler içerisinde yer alıp almadığını belirtiniz.


Bu metinlerde anlatılan olaylarla ilgili yer, zaman ve kişiler belirtilmiş. Yer, zaman ve kişiyi belirtmek anının inandırıcı olması bakımından önemlidir. Anılar dönemin siyasi ve sosyal olaylarını yansıttığı için belge niteliği kazanır; ancak anı yazarı anlattıklarını kanıtlamak zorunda değildir.
Anılar, öğretici metinler içinde yer alır.



12. ETKİNLİK
“Bir Gönül Adamı” ve “Cephe Yarıldıktan Sonra Büyük Komutanın Verdiği Karar” adlı anılarda hangi anlatım türlerinin kullanıldığını belirtiniz. Bu anlatım türlerinin metnin yazılma amacıyla ilişkisini açıklayınız.
Bu metinlerde öyküleyici ve açıklayıcı anlatım türlerine ağırlık verilmiştir.

14. ETKİNLİK
Metnin yazılış amacını da dikkate alarak incelediğiniz anılarda dilin hangi işleviyle kullanıldığını belirtiniz.
Bu metinlerde dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılmıştır.

Anı ve günlük türlerinin benzer ve farklı yönlerinin tartışınız. Ulaştığınız sonuçları açıklayınız.


ANI İLE GÜNLÜĞÜN BENZER VE FARKLI YANLARI
1 – Anı da günlük gibi bir kişinin başından geçen gerçek yaşantılardan kaynaklanan yazı türüdür
.2- Günlük yaşanırken anı ise yaşandıktan sonra yazılır
3 - Anılar, yazarların yaşlılık çağlarında yazdıkları ve yaşamları boyunca karşılaştıkları olayları nesnel bir şekilde ortaya koyan yazılardır Günlükler ise daha öznel, derin, içten ve ruhun derinliklerinden kopup gelen Anlık duygu ve düşünceler hakimdir.
4 - Anı yazılarının anlatım açısından kurgusal niteliklere sahip olduğunu da söyleyebiliriz Günlükler ise kurgudan uzak yoğun düşüncelerin toplamıdır.

ANLAMA, YORUMLAMA
sayfa 64
6.


www.sorucenneti.net/
Read more

2013 - 2014 11. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 49 Soruları ve Cevapları ( Evrensel Yayınları )

Kaynak; www.sorucenneti.net
11. SINIF DİL VE ANLATIM DERS KİTABI CEVAPLARI 2012-2013 (EVRENSEL İLETİŞİM YAY.) GÜNLÜK TÜRÜ (sayfa 49)

SUNUŞ

1. "Bu kitap, alt başlığından da hemen çıkarsanabileceği gibi bir 'gizli günlük' değil. Okur; kişisel yaşamıma, özel kaygılarıma, ruhsal sorunlarıma ilişkin hiçbir şey bulamayacak okuduklarında. Ama burada söz konusu olan yine de benim.

Yazarlardan, kitaplardan, düşüncelerden, olaylardan söz ediyorum. Ben konuşuyorum yani. Güncel ile tarihsel olan arasında bağ kurmak istiyorum. Yaşadığımız, yaşamakta olduğumuz dehşeti ve güzelliği, sorunları ve çözüm çabalarını izliyor, kendimce sonuçlar çıkarıyorum.

Batı'da Gide (Jid), Türkiye'de Birsel gibi düzenli bir günlükçü olmadım zaten. Aralıklarla tuttuğum birçok günlüğü ya yaktım ya yırtıp attım. Elimde gün gün değil, ara ara tutulmuş 1984, 1990, 1991, 1992 ve 1993 yıllarına ait beş defter var. (...) Ne demişim, ne düşünmüşüm diye merak ederek okuduğumda, günlüklerin içinde okurun da ilgisini çekebileceğini sandığım düşünceler bulunduğunu gördüm."

...................................................................................Ahmet Oktay

...............................................................................
Gece Defteri

Ahmet Oktay'ın "Gece Defteri" adlı günlüğünün "Sunuş" bölümünden alınan ifadelerden hareketle onun günlükleri yazma ve yayınlama nedenlerini açıklayınız.

Ahmet Oktay günlüklerinde kişisel yaşamını değil yazarları, kitapları, olayları anlatmaktadır. Yazar bunları anlatırken okuyucuya yararlı olacak, yeni düşünceler kazandıracak konuları seçmeye özen göstermiştir.

“Paris” ve “Gece Defteri” metinlerden alınan aşağıdaki cümlelerde koyu yazılan sözcükleri inceleyiniz. Bu tür sözcüklerin yazılışıyla ilgili kuralları belirleyip verilen örnekteki gibi tabloya yazınız.

......................................................................31 Aralık Pazar/EDEBİYATI SEVMEK

2. Edebiyatı sevmek... Bir şeyi sevmek için önce onu tanımak gereklidir. Bilmediğiniz, tanımadığımız bir şey sevilemez ki! Yaşayan bir şeydir edebiyat. Canlı, diri, güncel, eskimeyen. Size her zaman dost, yakın. Yaşamın kendisi. Alırsınız bir romanı, bir şiir kitabını, kendi iç dünyanızın bulanık karışık evrenine gidersiniz birden. Çözümleyemediğiniz duygularınızın bir açıklığa kavuştuğunu duyarsınız. Roman kahramanının yerine geçersiniz. Bir dize aydınlığa çıkarırverir sizi. Yaşam gerçekleri nedir, insanoğlunun ölümsüz yönleri hangileridir, anlayıverirsiniz. Budur edebiyat işte. Boş zamanları öldürmek amacı değil. İnsanı insan eden bir güçtür.

Bir lisede yaptığım konuşmada bunları söylemiştim. Eski defterlerin birinde karşılaştım. Ne denli etkiledi öğrencileri bilmem. Bir eğitim işidir edebiyat sevgisi. Durup duruken olmaz bu; zamanla, yavaş yavaş kurulur. Birinin temeli atması gerekir. Bir babanın, bir ananın, bir yakının. Öğrencileri zorlarlar böyle toplantılara gelmeye. Bazen bir iki ders de kaynar gider arada! Dışarıda hava güzeldir, çocuğun aklı oradadır. Sen istediğin kadar edebiyatı sevdirmeye uğraş. Yaşam ağır basar. Şunu anlatabilsek: Yaşamdır edebiyat, yaşamı sevmekle edebiyatı sevmek birdir. Yaşam sevgisi de doğal değildir bence, onu da öğretmek gerekir; yaşadığını duymayı, tatmayı. Evet, her şey bir eğitim işi. Edebiyatı anlamak da yaşamı anlamak da...

...........................................................................................Oktay Akbal

..........................................................................................Geçmişin Kuşları

Yukarıdaki günceyi okuyunuz. Siz de "Okuma" kosundaki düşüncelerinizi günce şeklinde yazınız.

Verilen parçayı okuduktan sonra “okuma” konusuyla ilgili düşüncelerinizi günlük şeklinde yazınız.

3. Gün içerisinde yaşadığınız bir olay, yaptığınız bir gezi, okuduğunuz bir kitap veya izlediğiniz bir film vb. ile ilgili duygu, düşünce ve izlenimlerinizi günlük türünde yazınız.

4. Sınıfınızda iki grup oluşturunuz. Bir grubun "Paris", diğerinin de "Gece Defteri" adlı metni incelemesi amacıyla gruplar arasında görev dağılımı yapınız. İnceleyeceğiniz metinde kullanılan noktalama işaretlerini ve bu noktalama işaretlerinin kullanıldığı yerleri grupça belirleyiniz. Yaptığınız çalışmayı arkadaşlarınıza sununuz.

5.


SAYFA 51

ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME

A. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun sözcükler yazınız.

• Günlükler yazılış amaçları, gerçeklikle ilişkileri bakımından ÖĞRETİCİ..metin türüdür.

•ROMAN, ÖYKÜ, ANI gibi metin türlerinde günlüklerden yararlanılabilir.

B. Aşağıdaki cümlelerde yargı doğru ise yay ayraç içerisine "D", yanlış ise "Y" yazınız.

• Günlükler hedef okuyucu kitlesi dikkate alınarak yazılır. ( Y )

• Günlükler kişisel ve özel yazılardır. (D )

• Günlükler tarihî belge niteliği taşır. ( D )

C. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları yanıtlayınız.

1. Günce tutan yazarlar; olayları yaşar, onları günü gününe defterlerine geçirirken bugünkü ilişkilerinin nedenlerini de araştırırlar. Olayları daha ayrıntılı bir biçimde dile getirirler. Doğru, özel günlükler, okurlar göz önünde tutulmadan yazılanlardır. Batı'da gelişmiş bir edebiyat türüdür. Edebiyatımıza Batı'dan geçmiştir. Divan edebiyatında günce yoktur. insanı en açık, en çıplak, en gerçek gösterebilen tür günce türüdür.

Yukarıdaki paragrafta günce türünün hangi özelliğine değinilmemiştir?

A) Olayların günü gününe yazıldığına

B) Olayların nedenlerini araştırdığına

C) Batı edebiyatında gelişmiş bir tür olduğuna

D) Kişisel ve özel olduğuna

E) Olayların ayrıntılı biçimde anlatıldığına

cevap: B

2. Aşağıdaki yazarlardan hangisinin günlük türünde eseri yoktur?

A) ilhan Berk B) Cemal Süreya C) Nurullah Ataç

D) Salah Birsel E) Oktay Rifat Horozcu

cevap: E

3.

21. Şubat Salı

Çamlıca-Bulgurlu taraflarında bir sokak: Haminne Çeşmesi Sokağı. Türkçenin saraylı geçmişinde beyaz başörtülü, nur yüzlü bir kadın: "Haminne" Öylece oturur durur. Ne arayanı kalmış ne soranı.

Bu metinde aşağıdaki anlatım türlerinden hangileri bir arada kullanılmıştır?

A) Betimleyici anlatım -öyküleyici anlatım B) Açıklayıcı anlatım - betimleyici anlatım

C) Tartışmacı anlatım - öğretici anlatım D) Öğretici anlatım - öyküleyici anlatım

E) Açıklayıcı anlatım - öyküleyici anlatım

4.

28 Ağustos Pazartesi

Komşunun radyosundan geliyor ses: "Kara çiçeğim" diye bir şarkı. "Doğa kara çiçek açmaz." dermiş Halikarnas Balıkçısı. Şadan Gökovalı'dan dinlemiştim. Öyle değil midir gerçekten? Her rengin her tonu doğadandır ama kara, renk değil renksizliktir.

Bu metinle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Günce türünde yazıldığı B) Anlatıcının yazar olduğu

C) Öğretici metin olduğu D) Anlatılanların kurmaca olduğu

E) Dilin göndergesel işlevde kullanıldığı

CEVAP: D
Read more

2013 - 2014 11. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 46 - 48 Soruları ve Cevapları ( Evrensel Yayınları )

1. SINIF DİL VE ANLATIM DERS KİTABI CEVAPLARI 2012-2013 (EVRENSEL YAY.) GÜNLÜK TÜRÜ (sayfa 46-48)

5. ETKİNLİK

1. Gün

"... Sanırım, bu yazı biçimi bana uyacak. Uyarsa yaşadığım sürece akıp gitsin. Adını sonra koymalıyım. Neye dönüşecek, belli değil. Biliyorum, sürekli yazmak bir serüven, yazmaksa bir tören. Günce değil. Tarihler belirsiz. '1. gün', '2. gün'... ayırma çizgileri olarak da kabul edilebilir. Yine de günce. Çünkü her gün yazacağım. '3. gün'den sonra '6. gün'e geçmişsem demek aradaki iki günü de yazmışım ama yayımlamayı uygun görmemişim. Onlar yayımlandığı gün ben hayatta olmamalıyım."

Cemal Süreya

Günler

• Birçok güncenin, yazarının ölümünden sonra yayınlanmasının sebebi nelerdir? Yukarıdaki metni de dikkate alarak günlüklerin yazılma amacı hakkındaki düşüncelerinizi açıklayınız.

Günlüklerde yazarın okuyucuyla paylaşmak istemediği, yayımlanmasını uygun görmediği yazılar bulunabilir. Yazar öldükten sonra yayın hakkını elinde bulunduran varisleri uygun görürse günlükler yayımlanabilir.

Günlükler, yazarların merak edilen yönlerinin öğrenilmesi konusunda ilgiyle okunan türlerdir. Bilhassa ölen yazarların hayat hikâyeleri, düşünceleri hep merak edilir. Onların yazdığı anılar, günceler hem kendisi hem de yaşadıkları dönem hakkında bilgi verir.



Telefon başlıklı yazısı içe dönük günlüğe örnektir.

SAYFA 47

7. ETKİNLİK

"Çalıkuşu" ve "Bir Dağcının Güncesi" adlı metinleri inceleyiniz. Bu metinlerden hareketle hangi tür metinlerde günce türünden yararlanılabileceğini tartışınız. Ulaştığınız sonucu açıklayınız.

Çalıkuşu, bir romandır. Bu roman, Feride’nin tuttuğu günlüklerden yola çıkılarak yazılmıştır Bir Dağcının Güncesi ise hem günce hem de anı özelliği taşımaktadır.

SAYFA 48

8. ETKİNLİK

Yaptığınız etkinliklerden ve incelediğiniz metinlerin tema ve anlatımlarından yola çıkarak günlük türünün özelliklerini belirtiniz.

9. ETKİNLİK

"Paris" ve "Gece Defteri" adlı metinlerden alınan aşağıdaki paragraflarda kullanılan anlatım türlerini belirleyiniz. Metinlerin teması ile kullanılan anlatım türleri arasında nasıl bir ilişki olduğunu açıklayınız.



10. ETKİNLİK

Günlüklerin yazılma amacıyla "Gece Defteri" ve "Paris" adlı günlüklerde dilin hangi işlevde kullanıldığını açıklayınız.

Günlüklerin yazılma amaçları

• Kişinin kendini ifade etmesi, kendisiyle hesaplaşması. İç dökme ihtiyacı duyması.

• Günlük yazarı, duygu, düşünce ve yaşantısını geleceğe taşımak, yıllar sonra yeniden hatırlamak amacıyla günlük tutar.

• Günlük tutmanın bireysel amaçları olduğu gibi, toplumsal ve düşünsel amaçlan da vardır. Bazı yazarlar fikirlerini, kendi dönemlerinin sanat anlayışını günlüklerinde ele alarak okuyucuyu aydınlatmayı amaçlar.

Gece Defteri metninde dil göndergesel işlevde, Paris metninde ise hem göndergesel hem de şiirsel işlevde kullanılmıştır.

11. ETKİNLİK

"Her gün not tutun; açık, okunaklı. Tarih atmayı da unutmayın. Hayatımın günlüğünü günü gününe tutmuş olsaydım şimdilerde bir Larousse (Larus) sözlüğü olurdu elimde. Duyulan derlenen bir sözlük, yeniden karşılaşılan bir dünyadır."

Max Jakob (Meks Cekıp)

• Max Jakob'a göre günlük tutmak neden önemlidir. Günlük tutma alışkanlığının yararlarını açıklayınız.

Kendiniz ifade ediniz.
Read more

2013 - 2014 11. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 42 - 46 Soruları ve Cevapları ( Evrensel Yayınları )

11. SINIF DİL VE ANLATIM DERS KİTABI CEVAPLARI 2012-2013 (EVRENSEL YAY.) GÜNLÜK TÜRÜ (sayfa 42-51)

1. Türk veya dünya edebiyatından günlük türünde yazılmış metinler bulunuz. Beğendiğiniz metinleri sınıfınıza getiriniz.
2. Günlük türünün Türk ve dünya edebiyatındaki tarihsel gelişimini ve önemli temsilcilerini araştırınız.
Günlük türü ve özellikleri
3. İçe ve dışa dönük günlüklerin özelliklerini araştırınız.
Günlük türü ve özellikleri
4. İlhan Berk'in hayatı ve edebî kişiliği hakkında bir araştırma yapınız.

İLHAN BERK (1918-2008)
♦ 1918'de Manisa'da doğmuştur, ilk ve ortaöğrenimini Manisa'da tamamlamış, 1939'da Balıkesir Necatibey Ilköğretmen Okulunu bitirerek öğretmen olmuştur. Yükseköğrenimini Fransızca Bölümünde tamamla¬yan, Ankara'da Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü Ya¬yın Bürosunda çevirmen olarak da çalışan sanatçı, 2008'de ölmüştür.
♦ İkinci Yeni şiirinin temsilcilerindendir. Bu akımın en yaşlı üyesidir.
♦ Hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerini ilk defa 1935'te kitaplaştıran İlhan Berk, sürekli denemelerle şiirin ya-pısını da değiştirmiştir.
♦ Çeşitli evrelerden geçen şair, adeta Cumhuriyet Dö-nemi şiirimizin gidişatına paralel bir yol izlemiştir, ön-celeri, Ahmet Haşim etkisinde yazmaya başlamış, daha sonra toplumcu gerçekçi, Garip ve İkinci Yeni çizgisinde ürünler vermiştir. Eski şiir anlayışını terk ederek yeni bir akımın öncüsü olmak, şiirde ender görülen durumlardandır.
♦ 1953 yılında yazdığı "Sen Antoine'in Güvercinleri" şiiri ile İkinci Yeni hareketinin kuruluşuna katılmıştır.
♦ Sürekli değişimi şiiri için ilke edinmiştir.
♦ 1954'ten sonra, şiirde "soyut bir yolculuk" a çıkmış ve "İkinci Yeni"nin öncüleri arasına girmiştir.
♦ Sanatçı, 1979'da "Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü'nü, 1980'de "Behçet Necatigil Şiir ödülü'nü, 1983'te "Yeditepe Şiir Armağanfnı ve 1988de "Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü'nü almıştır.
İlhan Berkin eserleri şunlardır:
Şiir:
Güneşi Yakanların Selamı 
İstanbul
Günaydın Yeryüzü 
Türkiye Şarkısı
Köroğlu 
Galile Denizi 
Çivi Yazısı 
Otağ
Mısırkalyoniğne
Âşıkane
Taşbaskısı
Şenliknâme
Atlas
Kül
İstanbul Kitabı 
Kitaplar Kitabı 
Deniz Eskisi 
Delta ve Çocuk 
Galata 
Güzel Irmak 
Pera
Dün Dağlarda Dolaştım Evde Yoktum 
Avluya Düşen Gölge 
Şeyler Kitabı Ev 
Çok Yaşasın Sayılar

SAYFA 44

1. ETKİNLİK
"Paris" adlı metni ve sınıfa getirdiğiniz güncelerden birkaç tanesini okuyunuz. Getirdiğiniz metinlerin yazılış amaçları, dil-anlatım ve şekil özellikleri hakkında tartışarak güncelerin ortak özelliklerini belirleyiniz. Belirlediğiniz özellikleri sınıf tahtasına yazınız.

GÜNLÜK ÖRNEKLERİ

TURGUT UYAR’DAN

30.01.1956

Az konuşur olmayı, suskun olmayı erdem saymıyorum artık. Kendini kaçırmak, kendini gizlemek gibi geliyor bana.

27.02.1956

İzinliyim. Boşum, ilgisiz dolaşıyorum sokaklarda. Bu boşluk, bu kayıtsızlık ürküntü veriyor bana. Doğaya uygun, yapmacıksız bir yaşama özlüyorum. Kurtuluşumuz şiirden falan gelmeyecek, yaşamamızdan gelecek gelecekse.

3.1.1956

Nigâr Hanım’ın şiirlerini okudum. Elbette ilkel şiirler birçoğu. Ama birden düşünüyorum. “Gücenme, aslı harâbım senin fırâkında” dizesi, bir bakıma, bir şiir geleneğinin yenilenmesi döneminde, yeni bir duygu, yeni bir söyleyiş sayılamaz mı?

Geçmiş ozanları, duygularının, söyleyişlerinin cılızlığı yüzünden küçümsemek doğru mu? Duygular yeni, biçimler, duyarlanma yeni. Bugün bu şiirleri, dolayısıyla bu duyguları, ancak eski şiirler öyle yazıldığı için daha iyi anlıyoruz, öyleyse, iyi kötü bütün geçmiş ozanlara selam.

(Günlük)



OKTAY AKBAL'DAN

28 Aralık Çarşamba

Ocak’ın 29’unda tam on yıl olacak. Ziya Osman Saba’yı karlı bir havada Eyüp’te toprağa vermiştik. Yıllar çabuk mu geçiyor belirli bir yaştan sonra? Çocuklukta günler, haftalar bitmezdi bir türlü. Ama yolun yarısına gelmeye gör, her şey kopuk bir film gibi akıveriyor... Ziya Osman’ı son görüşümde ince bir dosya çıkarmıştı çekmeceden. “Nefes Almak” yazıyordu üzerinde. Yeni kitabıydı, “ölümümden sonra çıkacak,” demişti. “Haydi haydi,” demiştim, “Okurları o kadar bekletmeye hakkın var mı?” Gülümsemişti. Birkaç hafta sonrasını mı düşünerek. Ben düşünememiştim o günden ötesini. Canlı bir insanın, hele bir dostun, bir sevilenin yok olabileceğini düşleyemiyoruz.

On yıl geçip gitmiş bile. Şiirlerini karıştırıyorum. Bilmeyen, Ziya Osman’ı yaşamı süresince ölümü özleyerek bekleyen biri sanır. Hep ölüm, hep ölüm düşünceleri. O ölümü değil, dünyada bulunamayacak bir çeşit “yaşam’’ı özlüyordu.

(Anılarda Görmek)


HİLMİ YAVUZ’DAN

Sabah, 24 Mayıs

Bu kaldırımüstü açık hava kahvesini seviyorum. Sabahları güneş almıyor ve rüzgâr duyumsanabiliyor. İlkyaz sabahları bu kentte, bir ağaç hışırtısıyla, işte buradayım, bu kahvede çayımı içmeye hazırlanıyorken, birden, bir kokuyla, belirsiz, geliveriyor. Kağşamış gövdemi üşütmemeye çalışarak ve onunla, o yaşlı, atık gövdeyle, genç ilkyaz arasındaki karşıtlığı bilincimde kavrayarak; bilincimin, işte bir ince dilim limon koyup, gövdeyle ilkyazın bileşimi olduğunu düşünerek, içiyorum çayımı.

Eskiden, çok eskiden bir öykü yazmıştım. Malte gibi söyleyeyim: Ah, öyküler yazardım ben, genç kızların mavi kurdelelerinden söz açan, düz pabuçlu ve ince beyaz pardösüleri olan ve yağmurlardan; o öykülerden birinde, akşamları sokağa çıktığımda yüzüme menekşelerin atıldığını yazmıştım; ve ‘ah, cumartesiler başkadır, sokaklar başkadır’ diye yazmıştım. Şimdi burada, bu zarif kaldırımüstü kahvesinde, İstanbul’da, ondan asla kopamadığım için beni izlemeyen bu kentte, (şimdi neler çağrıştırıyor, bu kent, ‘polis seni izliyor’lardan, polis izliyor’a) bu cumartesi sabahı, limonlu çayımı bitirmek üzereyken ve nedense bir çay daha isteyerek gündelik yaşamımı inceltiyorum sanki.

(...)

(Geçmiş Yaz Defterleri)



CEMİL MERİÇ’TEN


26.2.1963

Ağaç her gün meyve vermez. Konuşmayan ağaçlar da vardır. Ne dallarında çiçekler gülümser baharları, ne çiçeklerinde arılar dolaşır. Konuşmayan ağaçlarda var...

Zindanda söylenen şarkıyı kim dinler? Zindanda söylenen şarkı ölüm kokar, zincir kokar, küf kokar. Ölüm açacak kapısını bir sabah o zindanın, ardına kadar.

Kuşlar gibi geçiyor günler önünden, cıvıldamıyorlar. Günler tren, günler mavi ufuklarda eriyen birer ümit. Kanatlarından yakalayamıyorsun kuşları. Tren sessiz gidiyor rüya ülkelerine.

(Jurnal - Cilt 1)

Günlüklerin Ortak Özellikleri


• Birinci tekil kişili anlatım vardır.

• Günlük konuşma diliyle yazılır.

• Her gün için yazılan kısımların sağ üst köşesine o günün tarihi yazılır.

• Yazar kendisiyle ya da günlükle konuşuyor gibi yazar.

• Gerçekler olduğu gibi aktarılır.

• Anlatıcının amacına, bilgi ve birikimlerine göre dil ve anlatım özellikleri görülür.

SAYFA 45
2. ETKİNLİK
"Paris" ve "Gece Defteri" adlı metinlerde, yaşananların veya görülenlerin günü gününe mi yoksa üzerinden belirli bir süre geçtikten sonra mı yazıldığını metinlerden örnekler vererek belirtiniz.

Her iki metinde de yaşananlar günü gününe yazılmıştır. Gece Defteri adlı günlükte olaydan çok düşünceler ön plandadır.
3. ETKİNLİK
İlhan Berk'in Paris ile ilgili gözlemleri nelerdir? Yazar gözlemlerini anlatırken kendi izlenimlerini de aktarmış mıdır? Metinden örnekler vererek düşüncelerinizi açıklayınız.

Yazarın Paris’le ilgili izlenimlerini yansıtan cümleler;

Paris’te Parisli pek az artık. Bir havaalanı sanki Paris. Salt buna yanıyor. Paris’te gökyüzü yok. Ben de olmayan gökyüzünü düşünüyorum... (Yazar, Paris’te binaların çok fazla ve yüksek olduğunu anlatmak istiyor. Paris'le ilgili gözlemlerinde kendi düşüncelerini de aktarmaktadır.)



• Salah Birsel ve Oktay Akbal’ın günlük türü ile ilgili açıklamalarında günlük tutmanın bir içtenlik ve cesaret iş olduğu anlatılmaktadır.

• Günlük türü yazarın kendisiyle hesplaşmasıdır, bir iç dökmedir. Bu nedenle günlük, okuyucuyla paylaşmak için yazılmaz. Günlük yazarı, okuyucu buna şunu der, şu tepkiyi verir diyerek de yazmaz. İçinden geldiği gibi yazar. Yazar günlüğünü yayımlamak istediğinde belki günlüğündeki bazı kısımları çıkarmak isteyebilir. Bu yazara bağlıdır bence. Okuyucuyu ilgilendiren kısımlarını günlüğe almak, diğerlerini çıkarmak isteyebilir.
Read more