Atatürk İlke Ve İnkilab Tarihi 2006 Bütünleme Soruları ve Cevapları

ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ 2006 BÜTÜNLEME SORULARI 

1.Devrime ihtiyaç duyulan toplumlarda devrimin yürütülmesi için ilk önce hangi alanda yenilik yapılmaktadır?
Yanıt: Hukuk

2.Osmanlı Devleti'nde bütün yurttaşları kapsayan bir ceza yasasının yapılacağını dile getiren ilk belge aşağıdakilerden hangisidir?
Yanıt: Tanzimat Fermanı 

3 1.nci Dünya savaşı sırasında Doğu cephesinin kapanmasına neden olan olay aşağıdakilerden hangisidir?
Yanıt: Rusya’da ihtilal çıkması

4.Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Devleti'nin paylaşılması ile ilgili değildir?
Yanıt: Paris Barışı

5.Ulusal bilincin doğması ve başlatılan kurtuluş hareketinin ulusa mal edilmesi konusunda kesin karara varılması aşağıdakilerden hangisi ile olmuştur?
Yanıt: Amasya Tamiminin hazırlanması

6.TBMM’nin çoğunluğunu oluşturan Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti üyelerinin üzerinde görüş birliğine vardıkları tek ortak nokta aşağıdakilerden hangisidir? 
Yanıt: Yurdun kurtarılması 

7.Aşağıdakilerden hangisi Lozan Antlaşması kapsamında değildir?
Yanıt: Türkiye'ye Boğazlar üzerinde savunma ve denetim hakkının tanınması 

8.Yürütme gücünün parlamento içinden çıkarak hükümete serbestlik, parlamentoya denetleme hakkı veren sistem aşağıdakilerden hangisidir? 
Yanıt: Parlamenter sistem 

9.İkinci Dünya savaşının Türkiye üzerindeki olumlu etkisi aşağıdakilerden hangisidir?
Yanıt: Döviz stokunun oluşması

10.Avrupa'yı demokratik değerlerin işlediği bir ülkeler topluluğu haline getirmek, insan haklarını ve özgürlüklerini el birliği ile korumak amacıyla kurulan uluslararası örgüt aşağıdakilerden hangisidir? 
Yanıt: Avrupa Konseyi 

11.İnsanların kendi içlerine kapanıp yüzlerce yıl aynı değerleri saklamalarını önleyen kültür öğesi aşağıdakilerden hangisidir?
Yanıt: Bilim ve sanat 

12.Ulusçuluk akımının dünyaya yayılmasına neden olan ilk olay aşağıdakilerden hangisidir?
Yanıt: Fransız ihtilali 

13.Siyasal Liberalizmin ilk zafer kazandığı yer aşağıdakilerden hangisidir?
Yanıt: Amerika

14.Aşağıdakilerden hangisi, belli başlı insan haklarından biri değildir? 
Yanıt: Özgürlükleri sınırsız kullanma hakkı 

15.Bir devlette bir zamanda yürürlükte olan, uygulanan hukuk kurallarının tümüne ne ad verilir?
Yanıt: Pozitif Hukuk

16.Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Devleti'nde demokratik bir hukuk devleti kurulamamasının nedenlerinden biridir?
Yanıt: Kur'an ve Hadis'te saptanmış suç ve cezalara dokunulamaması 

17.Yeni Türkiye Devleti'ndeki bütün okulların Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanması aşağıdakilerden hangisi ile olmuştur?
Yanıt: Tevhid-i Tedrisat Kanunu 

18.Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı eğitim sistemi için söylenemez?
Yanıt: Devlet eliyle bilim adamları yetiştirmek üzere vakıf medreseleri kurulmasına önem vermek

19.Türk İnkılâbı aşağıdakilerden hangisi hakkında yasal bir zorunluluk getirmemiştir? 
Yanıt: Kadınların uygar bir kılıkta dolaşması

20.Aşağıdakilerden hangisi demokrasinin özelliklerinden değildir?
Yanıt: Sistemli bir düşünceler bütünlüğünün olmaması

21.Aşağıdakilerden hangisi Atatürk'ün yaptığı ulus tanımında yer almaz?
Yanıt: Demokratik değerlere bağlılığa inanmak 

22.Aşağıdakilerden hangisi, Atatürk'ün Halkçılık ile ilgili düşüncelerinden biridir?
Yanıt: Halkın mutluluğunun yine halk tarafından sağlanması

23.Aşağıdakilerden hangisi Türkiye Cumhuriyetini Laikliğe götüren gelişmelerden biri değildir?
Yanıt: Sağlık işlerinin bakanlık dizeyinde örgütlenmesi

24.Aşağıdakilerden hangisi Türk devrimini korumanın yollarından biri değildir?
Yanıt: Devrimin temelinin değiştirilmesi

25.Avrupa konseyine üye devletlerin vatandaşlarının kendi devletlerini uluslararası bir mahkemeye dava edebilmelerine olanak sağlayan belge aşağıdakilerden hangisidir? 
Yanıt: İnsan Hakları ve Ana Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleşme

26.Aşağıdakilerden hangisi, Türk Devrimi sonrasında meydana gelen kültürel gelişime örnek gösterilemez? 
Yanıt: Karayolu yatırımına ayrılan payın artırılması
Read more

Bağcılar'da Çocuğunu Kaldırımın Üstüne Doğuran Kadın

Bağcılar Mahmutbey Mahellesi, Devekaldırımı Caddesi üzerinde Salı günü saat 00.35 sıralarında meydana gelen olay iddiaya göre şöyle gelişti :

N.A.(16) ailesine gebe olduğu söyledi. Bunun üzerine baba Ö.A. ve anne F.A. kızlarını evlerine yakın olan bir poliklinige götürmek üzere yola çıktılar.

Bu sırada doğum başladı ve N.A., kaldırım üzerinde ayaktayken bebeğini doğurdu. Şaşkınlık içinde uzun süre bebeğe bakan Anne F.A, Baba Ö.A, ve N.A. daha sonra arkalarını dönerek yaklaşık 200 metre uzaklıkta bulunan evlerine geri gitti.

Evde kanlı giysilerini çıkartan N.A. komşularının aracı ile ailesi tarafından Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürüldü. N.A. hastaneye yatırıldı.


BEBEĞİ ÇOCUK BULDU

Kaldırım üzerindeki bebeği önce yoldan geçen bir çocuğun fark etmesi üzerine çevreden gelenler polise ihbarda bulundu. Olay yerine gelen polis ekipleri, yeni doğan bebeği Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürdü.

Sağlıklı olduğu belirlenen bebek, hastaneden taburcu edildikten sonra çocuk esirgeme kurumuna teslim edilecek. 18 yaşından küçük olan N.A'nın doğum yaptığını belirleyen hastane polisi durumu emniyet haber merkezine bildirdi. Çevrede bulunan güvenlik kameralarını inceleyen polis ekipleri gelen bilgi üzerine hastaneye gitti.

Dün Çocuk Şube Müdürlüğü'ne bağlı polisler N.A'nın ifadesini aldı. İddiaya göre N.A. ifadesinde aynı mahallede oturan Muhammet A.(17) ile yaklaşık 1,5 yıldır arkadaşlık ettiğini söylediği öğrenildi. Bu süre içerisinde Muhammet A. ile 2011 yılının Ağustos ayında ilişkiye girdiklerini iddia eden N.A'nın ifadesi üzerine Muhammet A. gözaltına alındı.

Gözaltına alınan anne ve baba ise ifadelerinin ardından savcılık talimatıyla serbest bırakıldı. Polis ağabey Muhammet A'nın ağabeyi Murat A., ile arkadaşı Murat Ç'yi arıyor. Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.

Bunlar da ilginizi çekebilir:
Read more

Flo Rida - Run ft. RedFoo of LMFAO


Yeni albümünü merakla beklediğimiz isimlerden birisi olan Flo Rida' yeni şarkısı "Run"ı yayınladı. Şarkıda LMFAO grubundan tanıdığımız Redfoo'nun vokalleri var.

Şarkıyı daha önce Flo Rida , LMFAO ve Tpain üçlüsünden dinlemiştik zaten. Run To You ismiyle çıkış yapmışlardı. Bu versiyonunda baya degişiklik var (: 

Run

Read more

Sibel Kekilli Kimdir?


16 Haziran 1980 yılında Heilbronn, Almanya'da doğdu.
Altın Ayı ve Altın Portakal başta olmak üzere birçok ödüle layık görülmüştür.
Türk asıllı rejisör Fatih Akın'ın Duvara Karşı filmiyle uluslarası boyutta tanınan bir oyuncu oldu. 2004 yılında Almanya'nın en önemli 100 kişisi arasında 33 üncü sırada yer aldı.Aslen Kayserilidir ve 4 kardeşlerdir.Türkiyede Sibel Kekilli'nin ortaya çıkan porno filmleri sayesinde birden gündeme oturması onun çok daha tanınmasına ve medya tarafından daha yakından takip edilmesini sağladı.  .Mehmet ali alabora ile oynadığı film de sevişme sahnesiylede çok konuşulan sibel kekilli şu sıralar hiçbir projede yer almıyor.
Filmleri
Eve dönüs (2006) 
Letzte Zug, Der (2006) 
Fay Grim (2006) 
Winterreise (2006) 
Kebab Connection (2005) 
Gegen die Wand (2004) 
2002 wilde Sex-Nächte (2002) 
Casa Rosso (2002) 
Euro Mädchen - Amateure intim 11 (2002) 
Hotel Fickmichgut (2002) 
Lollipops 16 (2002) 
Megageile Küken-Farm, Die (2002) 
Sommertagstraum, Ein (2002) 
Süsse Teeny-Träume (2002) 
Teeny Exzesse 68 - Kesse Bienen (2002) 
Verfickte Praxis, Die (2002)








Read more

Burcu Çetinkaya Kimdir?


İstanbul’da doğan Burcu Çetinkaya’nın babası İlhan Çetinkaya, otomotiv ve taşımacılık sektörlerinde üst düzey yönetici. Özel Bebek Yeni Yıldız ilkokulunu bitirdikten (1992) sonra girdiği Robert Kolej’de önce orta (1996) ardından da lise eğitimini (1999) tamamladı. Koç Üniversitesi’nin ekonomi bölümünden 2005 yılında mezun olduktan sonra senaristlik ve satış-pazarlama konularında iş hayatına atıldı. İngilizce, Almanca ve Fransızca biliyor, bekar.
Burcu Çetinkaya 1981 doğumludur. İngilizce, Fransızca ve İtalyanca biliyor. Hobileri arasında snowboard, satranç, atış sporları, dans ve basketbol var. İstanbul'da yaşıyor. Ralli pilotu olan Burcu Çetinkaya'nın aldığı şampiyonluklar şöyle:
2009 - Türkiye Ralli Şampiyonası Bayanlar Şampiyonu
2009 - Türkiye Ralli Şampiyonası Grup A Birincisi
2009 - Türkiye Ralli Şampiyonası Genel Klasman Altıncısı
2008 - Türkiye Ralli Şampiyonası Bayanlar Şampiyonu
2008 - Fiesta Sporting Trophy International İkincisi
2008 - Türkiye Ralli Şampiyonası Sınıf 3 Birincisi
2007 - Türkiye Ralli Şampiyonası Bayanlar Şampiyonu
2006 - Türkiye Ralli Şampiyonası Bayanlar Şampiyonu
2006 - İlk WRC Yarışı, Antalya
2005 - İstanbul Mahalli Ralli Şampiyonası Bayanlar Şampiyonu
Burcu Çetinkaya, Salih Kalyon ile birlikte Opet Full Force reklamında oynamıştır.
Caddebostan Spor Kulübü’nün üyesi ve otomobil sporları dışında iyi bir snowboard’çu. Satranç, avcılık ve sinema ise spor dışı hobileri.


Kanal 24'de Araba Sevdası programının suncusu.


Kariyeri 

Otomobil sporları kariyeri, 2005 sezonunda Hitit Rallisi ile başladı. Fiat Palio ile katıldığı bu ilk yarışında bayanlarda 3’ncü oldu. Aynı yıl Fiat Rallisi’nde yine bayanlar kupasında 3’ncülüğünü yineledi. Kocaeli Rallisi’nde Bayanlar 2’ncisi; Beykoz Rallikrosu’nda sınıf 2’de 5’nci oldu. 2005 Castrol İstanbul Ralli Şampiyonası’nın üç yarışına da katıldı ve Palio’su ile hepsinde finişe gelme başarısı gösterdi. Genel klasmanlarında 25, 21 ve 15’nci sıralarda tamamladığı her üç rallide de Bayanlar Kupası’nı rakiplerine kaptırmadı. Sonuçta; 2005 Castrol İstanbul Ralli Şampiyonası Bayanlar 1’nciliğini kazandı. Castrol Fiesta Rally Cup’ta ilk 10’a seçilen tek bayan pilot olarak, 2006 sezonu rallilerinde 9 erkek rakibi ile sıkı bir rekabete girecek. Kariyerinin İlk ralli otomobili olan Palio’dan sonra Fiesta ST ile start alacak ama gönlünde Fiat Punto Süper 2000 ile yarışmak yatıyor. 


Katıldığı Yarışlar
  • 1 Arkas Otomotiv Türkiye Ralli Şampiyonası 2008 Ford Otosan 26. Kocaeli Rallisi - Pilot
  • 2 Arkas Otomotiv Türkiye Ralli Şampiyonası 2008 33. Yeşil Bursa Rallisi - Pilot
  • 3 Arkas Otomotiv Türkiye Ralli Şampiyonası 2008 35. Hitit Rallisi - Pilot
  • 4 Arkas Otomotiv Türkiye Ralli Şampiyonası 2008 29. İSOK İstanbul Rallisi - Pilot
  • 5 Arkas Otomotiv Türkiye Ralli Şampiyonası 2008 Ege Rallisi 2008 - Pilot
  • 6 Arkas Otomotiv Türkiye Ralli Şampiyonası 2008 Istanbul Rally 2008 - Pilot
  • 7 Arkas Otomotiv Türkiye Ralli Şampiyonası 2007 32. Yeşil Bursa Rallisi - Pilot
  • 8 Arkas Otomotiv Türkiye Ralli Şampiyonası 2007 Ford Otosan 25. Kocaeli Rallisi - Pilot
  • 9 Isparta Mahalli Ralli Şampiyonası 2007 1. Isparta Mahalli Rallisi - Co-Pilot
  • 10 Arkas Otomotiv Türkiye Ralli Şampiyonası 2007 34. Hitit Rallisi - Pilot
  • 11 Arkas Otomotiv Türkiye Ralli Şampiyonası 2007 İstanbul Rallisi - Pilot
  • 12 Arkas Otomotiv Türkiye Ralli Şampiyonası 2007 36. Fiat Rallisi - Pilot
  • 13 Arkas Otomotiv Türkiye Ralli Şampiyonası 2007 İpragaz Rallisi - Pilot
  • 14 Castrol İstanbul Ralli Şampiyonası 2006 3. Castrol İstanbul Rallisi - Pilot
  • 15 Castrol İstanbul Ralli Şampiyonası 2006 2. Castrol Ralli Sprint - Pilot
  • 16 Castrol İstanbul Ralli Şampiyonası 2006 1. Castrol Ralli Sprint - Pilot
  • 17 Türkiye Ralli Şampiyonası 2006 31. Yeşil Bursa Rallisi - Pilot
  • 18 Türkiye Ralli Şampiyonası 2006 33. Hitit Rallisi - Pilot
  • 19 Türkiye Ralli Şampiyonası 2006 İstanbul Rallisi - Pilot
  • 20 Türkiye Ralli Şampiyonası 2006 35. Fiat Rallisi - Pilot
  • 21 Türkiye Ralli Şampiyonası 2006 Ford Otosan 24. Kocaeli Rallisi - Pilot
  • 22 Türkiye Ralli Şampiyonası 2006 İpragaz Ege Rallisi - Pilot
  • 23 Castrol İstanbul Ralli Şampiyonası 2005 3. Castrol İstanbul Rallisi - Pilot
  • 24 Castrol İstanbul Ralli Şampiyonası 2005 2. Castrol İstanbul Rallisi - Pilot
  • 25 Castrol İstanbul Ralli Şampiyonası 2005 1. Castrol İstanbul Rallisi - Pilot
  • 26 Türkiye Ralli Şampiyonası 2005 Ford Otosan 23. Kocaeli Rallisi - Pilot
  • 27 Türkiye Ralli Şampiyonası 2005 34. Fiat Rallisi - Pilot
  • 28 Türkiye Ralli Şampiyonası 2005 32. Hitit Rallisi - Pilot
Başarıları 
  • İstanbul Bayanlar Ralli Şampiyonası Şampiyonluğu
    • 2005
  • Castrol Fiesta Rallye Cup Türkiye Bayanlar Ralli Şampiyonluğu
    • 2006 Cup Pilotu
  • Türkiye Tırmanma Şampiyonası Kategori İkinciliği
    • 2006 Cup Pilotu
  • Castrol Fiesta Rallye Cup Türkiye Bayanlar Ralli Şampiyonluğu
    • 2007 Cup Pilotu
  • Castrol Fiesta Rallye Cup Türkiye Ralli Sınıf 3 Birincisi
    • 2008 Cup Pilotu
  • Fiesta Sporting Trophy International İkinciliği
    • 2008 Cup Pilotu
Read more

Magnum'un Yeni Haz Peşinde Oyununu Oyna

Magnum Haz Peşinde Oyunu çığır açıyor... 
bu mükemmel uygulamaya ulaşmak için tıklayınız


Güzel Bir Oyun Bir Bayan Oyuncu Veriyolar Oraya Buraya Zıplayarak Çikolata Parçacıklarını Topluyosun Beyendim Yani Magnum’un, dijital dünyaya kazandırdığı “Haz Peşinde Oyunu” haz peşindeki Magnum tutkunlarına yepyeni bir uygulamanın kapısını aralıyor.


Hazzın dondurması Magnum, interaktif dijital uygulaması “Magnum Haz Peşinde Oyunu”yla dijital oyun ve online pazarlama dünyasında çığır açtı ve toplam 1 milyon 400 bin kişiye ulaşmayı başardı. Uygulamanın haz peşindeki kahramanı, www.magnum.com.tr sitesinden yola çıkıyor ve bu haz yolculuğunda pek çok farklı siteye geçiş yapıyor. Kahraman, yolculuğu boyunca koşuyor, zıplıyor ve aradığı hazzı farklı sitelerde bulmaya çalışıyor. Magnum’un yeni sloganı “Haz Peşindeysen”e uygun olarak geliştirilen uygulama, hazzı internette arayan Magnum tutkunlarına sesleniyor ve Samsung, YouTube, Saab gibi marka iş birlikleriyle hayat buluyor.
Haz peşinde koşarken en yüksek puanı toplayabilmek için çikolata parçaları toplayan Magnum kadını dijital dünyada hazzı arıyor. Kullanıcıların, arkadaşlarını Facebook ve Twitter üzerinden davet etmesiyle interaktif hale gelen oyunda bugüne kadar elde edilen en yüksek puan 5200.
Uygulama, internet üzerinden aktif olmasından sadece üç gün sonra en çok twit edilen site oldu. Hakkında 25 binin üzerinde tweet yazılan uygulamanın tüm dünyada 16 milyonun üzerinde takipçisi bulunuyor. 1,4 milyon farklı kullanıcı tarafından oynanan oyun, Facebook üzerinden de 160 bin kez paylaşıldı. Sitenin Google’da aranma sayısı ise 570 bini aştı.
Read more

Ece Çelebioğlu Kimdir? Can Bonomo'nun Sevgilisi

Ece Çelebioğlu 14 Ocak 1981 tarihinde doğdu. Saint Joseph Lisesi ve ardından Anadolu Üniversitesi Sosyoloji bölümünde okumuştur. İyi derecede Fransızca, İngilizce ve az derecede İtalyanca bilir.
Lifestyle konular, müzik sektörü ve eğlence hayatı ile ilgili marka, kişi ve projelere iletişim danışmanlığı ve proje koordinatörlüğü yapar.
Aynı zamanda kendisi Can Bonomo'nun menajeridir.


Read more

Erich Fromm Kimdir? Görüşleri ve Yaklaşımları Nelerdir?

ERİCH FROMM 
Fromm, toplumun yapısı ve dinamiğinin kendi üyelerini nasıl biçimlendirdiğini ve bu üyelerin toplumsal karakterlerinin nasıl toplumun değerleriyle uyduğunu tartışmıştır.

Fromm’un eserlerinde; insanın doğadan ve diğer insanlardan kopması sonucu kendini yalnız ve soyutlanmış hissetmesi anlayışını görürüz. Bu soyutlanma insanı hayvanda ayıran en önemli özelliktir.

Çocuk, ana-babadan koparken aynı zamanda yalnızlık, çaresizlik duygularını yaşar. Köle de efendisinden koparken hem özgür olmak ister hem de özgürken ne yapacağını bilmemektedir. İnsan, çağlar boyunca hep daha özgür olmak istemiş ancak karşılığında da hep yalnız kalmıştır. Bu nedenle özgürlük zaman zaman kaçılacak bir durum olabilir.

İnsan sevmeyi öğrenerek yeniden diğer insanlarla birleşir ya da toplumun otoritesine uyarak güven kazanabilir.

Fromm insanın her türlü toplum yapısını denediğini tartışmıştır. Bütün bunlar insanın kurduğu ve kendi kendini idare edebilmesi için geliştirdiği toplumsal yapılardır. İnsan tümünü sınamıştır ancak hiçbiri insan kişiliğinin özelliklerine tam olarak yarar sağlamamıştır. Yine de demokratik yapının insan kişiliğinin gelişimine olanak sağladığını savunmuştur. ( Aancak insan, daha iyi bir toplumsal yapı geliştirmeye hep çalışacaktır. )

İnsanın çelişkisi; hem doğanın bir parçası olması hem de ondan kopuk olması; hem insan hem de hayvan olmasından kaynaklanır. Hayvan olarak doyurulması gereken fizyolojik özellikleri vardır. İnsan olaraksa akıl yürütebilir, benliğinin bilincindedir. İnsanın psişesini anlamanın yolu onun var oluşundan kaynaklanan gereksinimlerini çözümleyebilmeye dayalıdır.

İnsanın var oluşundan kaynaklanan gereksinimler:
1. İlişki Gereksinimi; İnsan, insan olma uğruna doğadan kopmuştur. Öyleyse doğa ile olan birincil beraberliğinden kopmuştur. Hayvan doğa ile baş edebilecek güce sahiptir. Oysa insan imgeleme ve düşünce gücüne sahip olup doğa ile yakın ve bağımlılığa dayanan ilişkisini yitirmiştir. İnsanın kendi ilişkilerini kurabilmesi için büyük bir çaba harcaması gerekir. Doyum sağlayabilmesi için de üremeye yönelik bir sevgiye ihtiyacı vardır. Bu tür bir sevgi ise karşılıklı sorumluluk, saygı, özen ve anlayış gerektirir.
2. Aşkın Olma Gereksinimi; İnsan aşkın olmaya zorlanır çünkü hayvansı doğasının üstüne çıkmak, herhangi bir varlık olmak yerine yaratıcı bir varlık olmak gereksinimindedir. İnsanın yaratıcı dürtüleri engellendiği zaman yıkıcı olur. Sevgi ve nefret karşıt dürtüler değildir. İkisi de insanın hayvan doğasını aşabilme çabasından kaynaklanır. Hayvan ne sevebilir ne de nefret edebilir. Oysa insan hem sevebilir em de nefret edebilir.
3. İnsan doğal kökenini arar; İnsan dünyanın tamamlayıcı bir parçası olduğunu ve bir yere ait olduğunu hissetmek ister. Çocukken anne-babasına ait hisseder. Ancak geliştikçe bu duygunun ortadan kalkması gerekir. ( Yoksa tehlikeli sonuçlar doğurabilir. ) İnsan kendisine en fazla doyum sağlayan ve en sağlıklı ait olma duygularını diğer insanlarla dostça duygular yaşayarak sağlar.
4. Kişisel bir kimliğe sahip olmak ister; Bazen birey yaratıcı gücünü kullanarak amacına ulaşamaz. O zaman bir grup ya da bir başkası ile özdeşleşerek farklılık kazanabilir. Böyle durumlarda kimlik duygusu birisi olmaktan değil, birine it olmaktan kaynaklanır.
5. Her birey bir başvusu çerçevesine ihtiyaç duyar; Aslında bireyin içinde yaşadığı dünyayı tutarlı bir biçimde algılayabilmesini sağlar. Çerçeve mantıklı ya da mantıksız olabilir. İlk başvuru çerçevesi, ailesidir.

Fromm’a göre bu gereksinimler insana özgüdür, hayvanlarda bulunmaz. Ayrıca bu gereksinimler insanların belirtmeleri gözlenerek anlaşılmaz. Aslında bu gereksinimler insanın evrimi boyunca insanın doğasında oluşmuştur. Bu gereksinimlerin belirtilmesi, insanın içsel yetilerini tanıma yolları bireyin içinde yaşadığı toplumun düzenlemeleri tarafından belirlenir. Yani, bireyin kişiliği toplumun ona sunduğu fırsatlar çerçevesinde gelişir.

Topluma uyum sağlama, çevrenin beklentileriyle bireyin içsel gereksinimlerini bağdaştırabilmesidir. Birey bir ölçüde toplumun beklentilerin euyarak toplumsal bir karakter geliştirir. Bu nedenle de her toplum kendi beklentileri doğrultusunda insan yetiştirir. Bazen toplum insanın doğasına ters düşen isteklerde bulunarak insanı çarpıtabilir, engelleyebilir. Toplum bazen bireyi insan olma durumuna yabancılaştırır ve var oluşunun temel gereksinimlerinin doyum bulabilme isteğini inkar etmesini sağlar. Bireyi bir robot haline getirir. Toplumsal hareketlerde bir uyuşmazlık söz konusudur. İnsanın eski karakter yapısı yeni topluma uymamaya başlar. Bu da insanın umutsuzluğa düşmesine, toplumdan soyutlanmasına neden olur. Birey eski bağlarından kopmaktadır. Birey, kendini kaybolmuş hisseder. Bu dönemlere “ geçiş dönemleri ” denir. Birey kendisini yalnızlıktan kurtaracak olan her türlü çözüme sığınır.

İnsan ve toplum ilişkileri Fromm’u çok ilgilendirmiştir. Fromm’a göre;

 İnsan temelini oluşturan, doğuştan var olan bir doğaya sahiptir.
 Toplum insanın temel doğasına doyum sağlamak için insan tarafından oluşturulmuştur.
 Şu ana kadar kurulmuş olan hiçbir toplum biçimi tam olarak insanın var oluşunun temel gereksinimlerini mkarşılayamamaktadır. ( yine de en fazla karşılayan demokrasidir. )
 Bu gereksinimleri tam olarak karşılayabilecek bir toplum yaratılabilir.

Fromm, beş tür karakter yapısından söz eder:

a) Alıcı Eğilim: Destek almak için diğerlerine dayana kişiler.
b) İstismara yönelik Eğilim: Hep başkalarından alma ve onları manipüle etme.
c) Biriktirme Eğilimi: Sahip olduklarını biriktirmek, böylece kendini güvende hissetmek.
d) Pazarlamacı Eğilim: İnsanları birer nesne olarak görmek. Her bireyin kendini pazarlaması.
e) Üretici Eğilim: İnsanın tüm gizilgüçlerinin geliştirilmesi ve bunun yaratıcılık, sevgi yoluyla ifade edilmesidir.

Felsefesi; Sosyolojik, sevgiye, insan-toplum ilişkilerine bakışında felsefesini görüyoruz. Fromm’un felsefesi yaşamı anlamaya yöneliktir.

Bilimsel teknik ve yöntemlerin insan doğasını anlamakta yetersiz olduğunu söylüyor. Bilimsel yöntemin insana dar bir açıdan baktığını savunuyor. Bilimsel yöntemin, kuramcının insana bakış felsefesiyle başlaması gerektiğine inanıyor. Bu nedenle Fromm’un kuramı, spekülasyona açık, gerçeklerin üstüne çıkan bir kuramdır. Biyolojik kalıtıma bağlanmıştır. Psikanalitik aklaşımın bilimsel olduğuna inanıyor. Bilimsel bir yaklaşımın ancak bir felsefe ile oluşturulabileceğine inanıyor.
Read more

Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu Yenilikleri Nelerdir?


TBMM'de iktidar ve muhalefet partilerinin ocak ayında yasalaştırmayı kararlaştırdığı Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunu tasarıları yürürlüğe girdiğinde, günlük yaşantımızda da önemli yansımaları olacak.
Türk Ticaret Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu tasarılarının 11-20 Ocak 2011 tarihlerinde TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi için iktidar ve muhalefet arasında sağlanan uzlaşmayla, Medeni Kanun ve Türk Ceza Kanunu'nun ardından son yılların en kapsamlı yasal değişikliği gerçekleştirilecek.
Türk Ticaret Kanunu değişiklikleri özellikle ticari yaşamı önemli ölçüde değiştirecek. Türk şirketleri şeffaflaşarak, hem yabancı şirketler açısından, hem de yerli şirketler açısından daha güvenilir partnerler haline gelecekler. Ayrıca TTK'da Paris'ten diplomalı terzi, Christian Dior'un kalfası gibi sıfatlar kullanan terzi, kuaför, dişçi gibi meslek mensuplarına 2 yıla kadar hapis cezası da ilginç maddeler arasında yer alıyor.
Yeni Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle kirayla ilgili tüm işlemler bu yasaya tabi olacak. Herhangi bir borca kefil olanların başına ne geleceğine ilişkin belirsizlikler giderilecek.


BORÇLAR KANUNU
Toplam 649 maddeden oluşan Borçlar Kanunu Tasarısı'nın getirdiği bazı önemli düzenlemeler şöyle:
KİRAYA ÜFE SINIRI: Kira bedelleri, bir önceki yıldaki üretici fiyat endeksindeki (ÜFE) artışı geçemeyecek. Döviz üzerinden ödenen kira bedelleri beş yılda bir yeniden belirlenecek.
DEPOZİTOYA ÜÇ AY SINIRI: Kiralamalarda güvence bedeli (depozito) üç aylık kira tutarını aşamayacak. Depozito parası, kiracı ve mülk sahibinin ortak vadeli hesabında tutulacak.
KİRAYI İKİ AY AKSATAN EVDEN ÇIKARTILACAK: Kirasını ödemeyen kişiye evsahibi öncelikle ihtar çekecek. İki defa ihtar çekilen kiracı, kira döneminin bitiminde bir ay içerisinde dava yoluyla tahliye edilecek.
EVLATLIĞIM OTURACAK, ÇIK: Ev sahipleri altsoy ve üstsoyunun ihtiyacı için de evin tahliyesini isteyebilecek. Böylece dedesi veya torununun torunu için dahi tahliye talebinde bulunabilecek.
KARIMDAN İZİNSİZ KEFİL OLAMAM: Eşlerden biri yazılı olarak izin vermedikçe diğer eş hiçbir şekilde bir başkasının borcuna kefil olamayacak. Kefil olanın rızası olmadıkça, kefalet miktarında sonradan bir artış yapılamayacak.
ÖMÜR BOYU KEFALETE SON: Herhangi bir borca kefil olma durumunda, on yıldan daha fazla süre için verilse bile kefalet on yılın sonunda kendiliğinden ortadan kalkacak.
TAZMİNATTA MEVKİ AYRIMI OLMAYACAK: Manevi tazminatların belirlenmesinde hakim kişinin zenginliğine yoksulluğuna, ya da makam ve mevkisine bakmayacak. Sebepsiz zenginleşme, tazminat ölçüsü olmayacak.
DOKTOR TAZMİNATTAN KAÇAMAYACAK: Afyon'daki katarakt ameliyatlarında olduğu gibi doktor hatasıyla hastanın ölmesi veya bir organını kaybetmesi durumunda ameliyat öncesi doktoru sorumluluktan kurtarmaya yönelik sözleşmeler geçersiz olacak. Bu durumdaki doktorlar ve hastaneler tazminat ödemekten kurtulamayacaklar.
YİRMİ YIL SONRA YIKILAN BİNAYA TAZMİNAT: Zaman aşımı süreci, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihte başlayacak. Yirmi yıl sonra yıkılan bina için de müteahhitten tazminat alınabilecek.
CİNSEL TACİZE KARŞI ÖNLEM: İşveren, kadın ve erkek işçilerin cinsel tacize uğramamaları ve tacize uğramış olanların daha fazla zarar görmemesi için güvenlik önlemi alacak.
İŞTEN ATILANA 6 AYLIK MAAŞ: Haksız yere işçisini işten atan işveren, altı aylık maaşa kadar tazminat ödeyecek.


AMAN KÖPEĞE DİKKAT

FAİZE SINIR: Sözleşmeyle belirlenecek akdi faizlere sınır konulacak. Uygulamadaki yasal faiz dikkate alınarak, akdi faiz yüzde 13.5'i, temerrüt faizi de yüzde 18'i aşamayacak.
NAFAKADA SINIR YOK: İşçi ücretlerinin dörtte birinden fazlası haczedilemeyecek. Ancak nafaka davalarında bu sınır uygulanmayacak.
YANAN EVİN SORUMLULUĞU: Tapu devri yapılmış olsa bile alıcıya henüz teslim edilmemiş bir evin yanması durumunda satıcı sorumlu olacak.
KÖPEĞİNİZ ÖLDÜRÜLEBİLİR: Bir köpek, komşunun bahçesine girip bitkilere ya da insanlara zarar verdiğinde, bahçe sahibi hayvanı öldürebilecek.
KAYBOLAN EŞYADAN OTEL SORUMLU: Müşteriye ait eşyaların çalınması durumunda otel konaklama ücretinin 3 katına kadar tazminat ödeyecek.
Tasarının başka bazı düzenlemeleri özetle şöyle:

-Ismarlanmayan bir şeyi posta kutusunda veya kapısının önünde bulan ya da başka bir yolla alan kişi, söz konusu şeyi geri göndermek veya saklamakla yükümlü olmayacak. 

-Sözleşmelerde, güvenli elektronik imza kullanılabilecek. Güvenli elektronik imza, el yazısıyla atılmış imzanın bütün hukuki sonuçlarını doğuracak.

-Okur yazar olmayanlar, imza yerine usulüne göre onaylanmış olması koşuluyla parmak izi, el ile yapılmış bir işaret ya da mühür kullanabilecek.

-Bireyler, bankalar, sigorta, seyahat ve taşıma işletmeleri gibi şirketler tarafından önceden hazırlanan soyut ve tek yanlı sözleşmelere karşı korunacak. 

-Hakim, sadece ölüm halinde değil, ağır bedensel zararlarda da zarar görenin yakınlarına manevi tazminat ödenmesine karar verebilecek.

-Hiçbir sosyal güvenceden yararlanamayacak durumda olan, uğradığı zararın giderilmesi için acil parasal desteğe ihtiyaç duyanlara, ''geçici ödeme'' yapılabilecek.

-Borçlu, olağanüstü faiz oranlarına karşı korunacak. Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenecek. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, belirlenen yıllık faiz oranının yüzde 50 fazlasını aşamayacak.

-Ekonomik kriz dönemleri gibi olağanüstü durumlarda, sözleşmeler değişen koşullara göre uyarlanabilecek. 

-Satıcı, sattığı malda bulunduğunu belirttiği niteliklerin bulunmamasından sorumlu olacak. Alıcı, satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde, satılanı geri vererek sözleşmeden dönebilecek.

-Taşınmaz satışı sözleşmeleri, resmi şekilde düzenlenecek. Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmayacak.

-Taksitle satış sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olamayacak.

-Kiraya veren, kiralananın kullanımıyla ilgili olmak üzere, kendisi veya üçüncü kişi tarafından yapılan yan giderlere katlanacak. Buna göre, çatı onarımı ve dış cephe boyası gibi giderler, ev sahibi tarafından karşılanacak.Gayrimenkulu kiralayan, mal sahibinden kiralanan yerle ilgili ayıbın uygun bir sürede giderilmesini isteyebilecek. Bu sürede ayıp giderilmezse kiracı, bu ayıbı mal sahibi adına gidertebilecek ve bundan doğan alacağını kira bedelinden kesebilecek. Ayıbın verilen sürede giderilmemesi durumunda, kiracı sözleşmeyi feshedebilecek.

- Kira sözleşmesinin imzalanmasından sonra kiralanan yer herhangi bir nedenle el değiştirirse, yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olacak.

- Kiracı, aksine sözleşme ve yerel adet olmadıkça, kira bedelini ve gerekiyorsa ısıtma, aydınlatma ve su gibi yan giderleri, her ayın sonunda ve en geç kira süresinin bitiminde ödeyecek.

- Kiraya verenler, konut ve çatılı iş yerlerinde, sadece kira bedelini değil, elektrik ve su gibi yan giderleri de ödemeyen kiracılara karşı, temerrüt sebebiyle tahliye davası açabilecek.

-Sözleşmeye uygun olarak özenle kullanacak ve komşulara gerekli saygıyı gösterecek kiracının, bu yükümlülüğüne aykırı davranması durumunda kiraya veren, en az otuz gün süre vererek, durumunu düzeltmesi için ihtarda bulunacak. Ancak, kiracının davranışları komşular tarafından çekilmez hale gelirse, ev sahibi yazılı bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilecek. Uyarıya rağmen yüksek sesle müzik dinleyen, gürültü patırtı, balkonda mangal yapan kiracının sözleşmesi iptal edilebilecek.

-Kiracı, kiralanan yerin olağan kullanımı için gerekli temizlik ve bakım giderlerini ödemekle yükümlü olacak.

-Kiracı, kiralanan yeri ne durumda teslim almışsa, kira sözleşmesinin bitiminde o durumda geri verecek. Ancak, kiracı sözleşmeye uygun kullanım dolayısıyla kiralananda meydana gelen eskimelerden ve bozulmalardan sorumlu olmayacak.

-Konut ve çatılı iş yerlerinde, mal sahibine verilen depozito miktarı, 3 aylık kira bedelini aşamayacak.

-Kira bedelleri, bir önceki yılda gerçekleşen üretici fiyat endeksindeki (ÜFE) artış oranını geçmemek koşuluyla artırılabilecek. Bu kural bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanacak.

-Kira bedeli yabancı bir para birimiyle belirlenmişse, 5 yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamayacak.  

-Konut ve iş yeri kiralarında kiracı, süre bitiminden en az 15 gün önce bildirimde bulunmadığı takdirde sözleşme aynı koşullarla 1 yıl uzatılmış sayılacak. 

-Aile konutu olarak kullanılmak üzere kiralanan taşınmazlarda kiracı, eşinin açık rızası olmadıkça kira sözleşmesini feshedemeyecek. 

-İşçi, işverene kusuruyla verdiği her türlü zarardan sorumlu olacak.

-İşveren, işçiye her hafta, kural olarak pazar günü veya durum ve koşullar buna imkan vermiyorsa, bir tam çalışma günü izin verecek. Hizmet sözleşmesinin feshi halinde ise bildirim süresi içinde işçiye ücretinde bir kesinti yapmaksızın günde 2 saat iş arama izni verilecek.

-İşveren, en az bir yıl çalışmış olan işçilere, yılda en az 2 hafta, 18 yaşından küçük işçiler ile 50 yaşından büyük işçilere de en az 3 hafta ücretli yıllık izin verecek.

-Yıllık ücretli izinler, kural olarak aralıksız biçimde verilecek, ancak tarafların anlaşması durumunda izin süresi ikiye bölünebilecek. 

-İşçi, işverenin verdiği işi, evinde kendisi veya aile bireyleriyle ücret karşılığı yapabilecek. İşçi, bir mağaza için, kendi evinde giysi dikip vermeyi, ürün paketlemeyi üstlenebilecek.

-Eser sahibinin ölümünden sonra, mirasçıları eserde güncelleştirme yapabilecek. Yayımcı, eser sahibinin haleflerine güncelleştirme olanağı vermeden yeni bir basım yapamayacak ve eseri çoğaltamayacak.

-Evlenme simsarlığından doğan ücret için dava açılamayacak, takip yapılamayacak.

-Birden çok kişi, aynı borca birlikte kefil oldukları takdirde, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olacak

TİCARET KANUNU
Türk Ticaret Kanunu Tasarısının getirdiği yenilikler şöyle:
TRANSPARAN ŞİRKETLER: Büyük, küçük tüm şirketlerin denetimi uluslararası ­muhasebe standartlarına göre yapılacak. Şirketin içinde para mı, çek mi, senet mi, ortaklarının verdiği emanet para mı var, hepsi görülebilecek.
SANAL TOPLANTI: Şirketler yönetim kurulu toplantılarını on-line olarak internet üzerinden yapabilecekler. Halka açık anonim şirketlerin genel kurullarında internet üzerinden oy kullanılabilecek.
ŞİRKET KENDİ HİSSESİNİ SATIN ALABİLECEK: Genel Kuruldan 18 aya kadar yetki almak kaydıyla, şirketler kendi hisselerinin yüzde 10'una kadar borsadan hisse toplayabilecek. Yönetim Kurulu, şirket hisselerinde herhangi bir spekülatif hareket gördüğünde genel kurul kararını beklemeden de hisse alabilecek.
ÖRTÜLÜ KAZANÇ YASAĞI: Ortaklar şirketi kendi kasaları gibi kullanamayacaklar. Böylece örtülü kazanç aktarımı önlenecek.
CHRİSTİAN DİOR'UN KALFASI: Paris'ten diplomalı terzi, Christian Dior'un kalfası, ödüllü çevirmen', profesör dişçi, ellerinde doğal güç bulunan akupunkturcu gibi sıfat kullanan terzi, kuaför, dişçi gibi meslek mensuplarına 2 yıla kadar hapis cezası verilecek.
MOBİLYA MONTAJI TAŞIYICIYA AİT: Ev veya büro taşımalarında mobilyaların sökülmesi ve kurulması taşıyıcıların yükümlülüğünde olacak. Taşıma sırasında kırılan, hasar gören eşyadan dolayı taşıyıcı şirket mal sahibine tazminat ödemekle yükümlü olacak.
KAYBOLAN ÇANTADAN OTOBÜS SORUMLU: Yolcunun kişisel eşyasından otobüs veya uçak firması sorumlu olacak.
OTOBÜSTE LAHMACUN YOK: Şehirlerarası yolculuklarda yumurta, soğan, pide, lahmacun gibi kokulu yiyecekler tüketilmeyecek. Tavuk ve horoz gibi canlı hayvan taşınamayacak.
Ticaret Kanunu kapsamında yürülüğe girecek değişikliklerden bazıları şöyle:
- Yolcu taşımacılığında, sefer herhangi bir nedenle yapılamamışsa, harekette yolcunun katlanamayacağı süreli gecikme olursa; yolcu, sözleşmeden cayıp ödediği ücreti ve varsa zararını isteyebilecek. 

- Otobüslerde, özellikle gece yarısından sonra olmak üzere, yolcuların uyuduğu saatlerde yüksek sesle müzik çalınmayacak. 

- Kamyon ve dolmuşlarda sık görülen, ''Kamyon çeker 10-20 ton, gönlüm çeker Paris Hilton'', ''Rampaların ustasıyım, gözlerinin hastasıyım'', ''Aşıksan vur saza, şoförsen bas gaza'', ''Aşk çekenin, yol gidenin'', ''Yaklaşma toz olursun, geçme pişman olursun'', ''Sollama beni, mahcup ederim seni'' şeklindeki yazılar kaldırılacak.

- Firmalar, bilette belirtilen yerin başka bir kişiye verilmesi, bilette gösterilen araç yerine, onunla aynı düzeyde olmayan başka bir aracın sefere konulması, aracın belli saatten önce hareketi nedeniyle yolcunun yetişememesi, araçta ilk yardım malzemeleri ve ilaçlarının bulundurulmaması nedenleriyle de sorumlu olacak. Herhangi bir zarar ispat edilmese bile firma, bilet parasının 3 katı tazminat ödeyecek. Bu kurala uymayan araç şoförlerine ve sahiplerine 100 liradan 1500 liraya kadar idari para cezası verilecek. 

-Yolcular, gemi kazalarında tazminat alma hakkına kavuşacak.

- Meslekleri gereği bir hata yapıp, tazminat talebiyle karşılaşacağını düşünen kişilerin düzenleyeceği sözleşmelerle ilgili olarak, ''sorumluluk sigortaları'' kavramı, Türk hukukuna ilk defa girecek. Zarar gören, uğradığı zararı doğrudan sigortacıdan isteyebilecek.
- Yanlış tedavi uygulayan doktor, yanlış savunma yapan avukat, kötü yönetim sergileyen şirket yetkilisi, karşılaştıkları tazminat taleplerini, sorumluluk sigortasından karşılayabilecek. Ancak sigortacı, sigortalının sorumluluk konusu olayı kasten gerçekleştirmesinden doğan zararlardan sorumlu olmayacak.
- Ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenecek; kanuni, ana para ve temerrüt faizi hakkında, ilgili mevzuat hükümleri uygulanacak. Bileşik faiz uygulamasına son verilecek. Aksine sözleşme bulunmuyorsa, ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa, ihtar gününden itibaren işlemeye başlayacak.

- Ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere kamu tüzel kişilikleri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılacak.

- Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nezdinde, Türkiye çapında sicil kayıtlarına elektronik ortamda ulaşabilmenin sağlanması amacıyla kayıtların elektronik ortamda sunulabileceği bir bilgi bankası kurulacak. Bilgi bankasına giriş serbest olacak, herkes kayıtları inceleyebilecek. 

- Ticaret sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan, devlet ve ilgili oda, müteselsilen sorumlu olacak. Tescil ve kayıt için gerçeğe aykırı beyanda bulunanlar, 3 aydan 2 yıla kadar hapis ve adli para cezasına çarptırılacak. 

- Her sermaye şirketinin, bir internet sitesi olacak.

- Haksız rekabetin önlenmesini de düzenleyen tasarı, tüketicilerin korunmasına ilişkin düzenlemeler getiriyor. 

- Başkalarını veya mallarını, fiyatlarını, yanıltıcı, kötüleyici beyanlar, karşılaştırmalı ve aşırı reklamlar, paye, diploma veya ödül almadığı halde bunlara sahipmişcesine hareket etme, rekabeti bozucu satış yöntemleri, haksız rekabet sayılacak. İşyerine yanıltıcı şekilde, ''Paris'ten diplomalı terzi'', ''Christian Dior'un kalfası'', ''Ödüllü çevirmen'' gibi sahte belge asarak haksız rekabet yaratanlara, 2 yıla kadar hapis cezası verilecek. 

- Ticari işletmesi, malları, iş ürünleri, faaliyeti, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında, ''gerçek dışı veya yanıltıcı'' açıklamalarda bulunmak suç sayılacak. İşletmeler, rekabette öne geçmek için ''sezon sonu'' indirimi diye hiç bitmeyen kampanyalarla tüketiciyi yanıltamayacak.

- ''Yüksek kalite, düşük fiyat'' sloganıyla mağazaya çekilen müşterilere, reklamı yapılan ürünlerin yerine, ucuzluk uygulanan başka mallar verilerek, tüketiciler aldatılamayacak. 

- Müşteri, malın gerçek değeri konusunda yanıltılamayacak. Müşterinin karar verme özgürlüğüne, hediyelerle etki edilemeyecek. Saldırgan satış teknikleriyle müşterinin karar verme özgürlüğü kısıtlanamayacak. Eve (kapıdan) gelerek veya yoldan çevirerek yapılan satışlar, saldırgan satış yöntemi olarak değerlendirilecek. 

- Malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin özellikleri, miktarı, kullanım amaçları, yararları veya tehlikeleri gizlenerek, müşteri yanıltılamayacak. Sadece açıklamalar değil, malın biçimi, paketlenme tarzı, etiketteki takdim gibi görsel algılamalar da yanıltıcı olmayacak.

- Taksitli satış ve tüketici kredilerinde dürüst davranılmaması, haksız rekabet sayılacak. Uygulanan faiz veya vade farkı, ödemelerin nasıl yapılacağı ve taksitle satış yapanın unvanı açıklanacak.

- Bu haksız rekabet fiillerinden birini kasten işleyenlere, 2 yıla kadar hapis ve para cezası verilecek.

- Haksız rekabet ilkelerine aykırı davranan, basın, yayın, iletişim ve bilişim kuruluşları da sorumlu olacak ve aleyhlerine dava açılabilecek. 

- GSM operatörleri de abonelerine haksız rekabet unsuru içeren bir mesaj göndermeleri durumunda, mesajın kim tarafından gönderildiğini açıklayacaklar. 

- Kooperatifler, ticaret şirketi sayılacak.

- Çok büyüyen ve çekirdek işletme konusundan uzaklaşan şirketlerin ana faaliyet konularına dönmelerine olanak sağlayan ''bölünme'' de Türkiye'de maddi hukuk yönünden ilk defa düzenleniyor. Bir şirket, tam veya kısmi bölünebilecek.

- Bir şirket, hukuki şeklini değiştirebilecek. 

- Anonim veya bir başka şirket kurmak, şirketin sermayesini artırmak amacıyla veya vaadiyle halktan para toplanabilmesi için SPK'dan izin alınacak. SPK'dan izin almadan para toplayanlara, 6 aya kadar hapis cezası verilecek. 

- Türk Ticaret Kanunundaki en az 5 kişiyle anonim şirket kurulabileceği yönündeki zorunluluk kaldırılacak. 

- Hisse senetleri borsada işlem gören şirketler, varlık, gelişme ve devamlarını tehlikeye düşüren risklerin erken tanısı ve yönetimi için uzman bir komite kurmakla yükümlü olacak. 

- Karşılığı bulunmayan çek düzenleyen kişi, çekin karşılıksız kalan bedelinin yüzde 10'unu ödemekle yükümlü olacak; ayrıca hamilin bu yüzden uğradığı zararı tazmin edecek.

- Kimin lehine düzenlendiği gösterilmemiş bir çek, hamiline yazılı çek sayılacak.

Yeni Türk Ticaret Kanunu Şirketlerimize Neler Getirdi (3.Bölüm)
Read more

İnsanlar İlk Çağdan İtibaren Kayaçlardan Nasıl Yararlanmıştır?


İnsanlar ilk çağlarda kayaçları kesici alet olarak, süs eşyası olarak, kap kacak olarak, ve barınma ihtiyaçlarını gidermek için kayaları delmeye yarayan alet olarak kullanmışlardır.


Read more

Madonna Türkiye 7 Haziran 2012 TT Arena Konseri

Ünlü pop yıldızı Madonna Türkiye'de bir konser verecek. İşte ayrıntılar

Şu sıralar yeni albüm üzerine çalışan pop ikonu, 7 Haziran 2012'de TT Arena'da sahneye çıkacak.

Madonna'nın İstanbul konseri için Türkiye'de partner arayışına girişen Live Nation şirketi, müzik dünyasındaki söylentilere göre BKM Oganizasyon'la anlaşmış.

Madonna'nın henüz kesinleşmeyen 2012 konser programında 6 Haziran'da Abu Dabi, 10 Haziran'da ise Tel Aviv konserleri planlanıyor.
Read more

Berlin’de Tekbir Getirip Karısının Kafasını Kesen Orhan Subay

Berlin’de cinnet geçiren Orhan Subay, altı çocuk annesi 31 yaşındaki eşi Sema Subay’ı oturduğu evin çatısına çıkartıp, tekbir getirdikten sonra kafasını koparıp aşağı attı. Korkunç cinayet Orhan Subay’ın sevgilisi Leyla adındaki İranlı kadın yüzünden işlendi. Vahşetin seslerini karşı komşu kaydetti...

Almanya’nın başkenti Berlin’de cinnet geçiren 33 yaşındaki inşaat işçisi Orhan Subay, 14 yıllık eşi 31 yaşındaki Sema Subay’ın kafasını kesti. Korkunç cinayeti önceki gece saat 01.00’de işleyen Orhan Subay adlı Türk, karısını öldürmeden önce üç kez tekbir getirdi.

Eşini geçen cuma günü Türklerin yoğun olarak yaşadığı Kreuzberg’de uzatmalı sevgilisi ile gören Sema Subay, eşi Orhan ile tartıştı. Çıkan tartışmadan sonra Orhan Subay, altı çocuğun evde uyuduğu sırada eşini bıçak zoru ile oturduğu apartmanın çatısına çıkardı. Bağrışmalar üzerine pencereye çıkan komşular olayı gördü. Komşuların tüm ısrarlı yalvarmalarına rağmen boynuna bıçak dayadığı eşini serbest bırakmayan Orhan Subay, herkesin gözleri önünde üç kez tekbir getirdikten sonra eşinin kafasını kesip, beş katlı binanın çatısından aşağı attı. Daha sonra da olay yerine gelen polislere teslim oldu.


SEKİZ ÇOCUK BABASI

Komşuları talihsiz kadın ile eşi arasında sık sık tartışmaların ve kavgaların çıktığını anlatırken, Sema Subay ile Orhan Subay’ın İranlı Leyla adlı kadın yüzünden kavga ettikleri öğrenildi. İkili dört yıl ayrı yaşarken, Sema’nın eşi Orhan’a olan sevgisi nedeniyle yeniden barıştıkları da kaydedildi. İkilinin Ömer (13), Ercan (10), İsmail (9), Zelal (4) ve Zemzem (2.5) ile 11 aylık bir bebekle birlikte altı çocuğu vardı. Orhan’ın ayrıca sevgilisi Leyla’dan da Dijar (11) ve Mercan (8) adlı iki çocuğu bulunduğu, bu çocukları da zaman zaman eve getirdiği ve eşi Sema’nın baktığı öğrenildi.


İNTİHAR ETMEK İSTİYORDU

Cinayetten bir gün önce arkadaşlarına dert yanan Sema Orhan, “Bıktım artık. Canıma kıymak istiyorum ama altı çocuğum var. Onlara kim bakacak? Onlar için canıma kıymıyorum” dediği öğrenildi. Sema Orhan’ın eşinin diğer iki çocuğu ile de yakından ilgilendiği ve o çocuklara da zaman zaman baktığı bildirildi. Anneleri ölen, babaları da hapse giren altı çocuk, gençlik dairesi tarafından bir bakım evine yerleştirildi.



Kaynak; Hürriyet
Read more

Bölünmüş Kartezyen Özne Nedir? Kartezyen Şeytanı


Batı ile 
doğu düşüncesinde özne-nesne dualitesinin yeri ve bölünmüş özne


Dünyayı algılayan “ben” ve “benim dışımdaki şeyler"-özne/nesne- ayrımına dayanan düşünsel paradigmaya köken aldığı Descartes felsefesine atfen Kartezyen düşünce adı verilmektedir.Gerçi “ben ve sen/diğerleri” şeklinde yerleşik dünya görüşü Descartes’ten öncesine uzanır.Batı düşüncesi için bu görüşün izleri "antik yunana" kadar takip edilebilmekle birlikte bu paradigmayı batı düşünce tarihine köklü biçimde yerleştiren kurumun Hıristiyanlık dini ve katolik kilisesi olduğunu özellikle belirtmek gerekir.
   
 Önce bölünmenin iki boyutta gerçekleştiğini ;"dışsallaştırılmış -nesneleştirilmiş" tanrı/kilise ve dinin öznesi (kul) şeklinde işleyen ilk bölünmeyi,insanın iç dünyasında iyi ve kötü niteliklerinin birbirinden ayrılmasıyla gerçekleşen ikinci bölünmenin izlediğini ifade edelim.Sonra,iyi ve kötü nitelikleriyle bir ve bütün olan insanın “önce Musevi sonra Hıristiyan dininin etkisiyle” nasıl ortadan ikiye bölündüğünü ve bu bölünmenin gerçekleşmesi esnasında hasıl olan şeytan fikrinin işlevine bir bakalım.

A.Birinci bölünme:Dışsallaştırılmış(nesneleştirilmiş) “tanrı-doğa” ve kul -özne
Musevi ve Hıristiyan tanrısı antropomorfik (insan benzeri) özellikleriyle ;kendisine hizmet edilmesini ve saygı gösterilmesini (kulluk edilmesini) bekleyen , seven, bazen öfkelenen ,öğüt veren, ahit (anlaşma) yapan,anlaşmaya uymayınca celallenen, cezalandırdıktan sonra bağışlayan ,hayal kırıklığına uğrayan bir tanrı (ve aslında baba figürü ) olarak tasavvur edilmiştir.Doğu düşünce ve inanç geleneğinin insan ruhuna ve doğaya “immanent-içkin” tanrısına tezat , açıkça insan ve dünyasının dışına yerleştirilmiş ;kartezyen öznenin karşısına bir nesne olarak çıkan tanrıdır bu.
Ünlü Mitolog Joseph Campbell, İslamı, Hıristiyan ve Musevi dinleriyle aynı kategoriye,batı mitolojisi içerisine koyarak ele alıyor.Zira üç din , dinin öznesinin(kul) nesne- tanrı ile ilişkisi bakımından birbirine benzemektedir. İslam ve Hıristiyan düşüncesinin tüm batı felsefe geleneğini etkilediği aşikardır . Tanrı algısı , doğa ve toplum algısından soyutlanmış olmadığından böyle bir paradigma ile hareket eden insan tanrıya olduğu kadar doğa ve diğer insan varlıklara da nesne gibi davranacaktır.

“Özne-nesne” paradigmasının ortaya ilk çıkışına, hayatta kalma iç güdüsü,doğa ile mücadele, doğayı dönüştürürken kurulan üretim ilişkileri ,kültürel olgular (ebeveynlik yapma, arkadaşlık kurma-yakınlaşma) neden olmuştur.Kültür geliştikçe gelişen dinsel kurumlar ile kabul gören geleneksel değerler paradigmayı sağlamlaştırmış, gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamıştır.

Kartezyen özne tarafından ,"tanrı" kadar "doğa ,kültürel kurumlar ve toplum" insanın ilişki kurduğu ve içine girip çıkabildiği “dışsal yapılar” olarak algılanır.İnsan,tanrıdan olduğu gibi doğa ve toplumdan da soyutlanmıştır.Bu öznel algının doğal sonucu yalnızlık,derin bir yalıtım hissi , tanrı ve toplum tarafından dışlanma korkusudur.
B.İkinci bölünme:İyi ve kötü nitelikleriyle kendi içinde bölünmüş özne
Diğer yandan Hıristiyan düşüncesi ,”tanrı ve onu temsil eden kilise ile bireyi” keskin mevcudiyet sınırlarıyla ayırır.Mümin (ve ortalama insan), günah sayılan insani niteliklerini bilinçdışına bastırıp,böylesi niteliklerin olsa olsa kendi dışındaki dünyaya ait olduğu iddiası ile (içindekileri projekte ederek) bilinç ekseninde yatay düzlemde ( iyi ve kötü nitelikleri bakımından) bölünmüş olur.Bu durumda kötü nitelikler inkar edildikten sonra dış dünyaya yansıtılmıştır.

İnsandan dışlanan kötü nitelikler (ki bu şüphesiz kötülüğün gücünü de içerir) Hıristiyan dünyasında tamamen ,İslam dünyasında ise kısmen şeytana atfedilir.Bu yüzden İslam şeytanının kudreti ,hıristiyan şeytanının kudretinden azdır. Hıristiyan düşüncesi şeytanın gücünü fazlasıyla önemser, dünya üzerinde giriştiği hakimiyet savaşı ile inananları kendi safında yer alacak şekilde korkutur.

Ve hatta öznenin tinsel başarısını şeytana karşı tanrı saflarında yer alarak kazanacağı ilahi bir zafere indirger.
Hıristiyan şeytanının insana atfedilen ruhsal kötücül niteliklerin projeksiyonu sonucu yaratıldığından bahsetmiştik..İslam’ın "varla yok arası" şeytanı ise yadsımanın gölgesinde yaşamını sürdürmeye çabalayan mecaz anlamında hayali bir varlıktır.Tümüyle ortadan kaldırılması mümkün olmaz.Zira din, inananlarına “iyi ve kötünün dünyadaki bir arada var olabilmesinin nasıl mümkün olduğunu izah edebilmekle yükümlüdür. İnanan sorar:Kötülüklerin müsebbibi kimdir? Bu yüzden İslam’da şeytana “ismen” ihtiyaç duyulur ama fiilen yadsınır,yok sayılır.

İslam ülkelerinde bu yüzden; satanist fanteziler,okültist öğretiler,hatta günümüz roman-sinema geleneğinde sık örneklerine rastlanan “karanlıklar imparatorluğundan dünyaya eğemenlik kurmak üzere dönen şeytanın” baş rol oyuncusu olduğu korku türü "roman ve filmler" batı dünyasında gördükleri ilgiyi görmezler.İslam dünyası şeytanın gücünden temelli korkmaz.Şeytan,İslam coğrafyasında ancak insan kulağına kötücül niyetlerini fısıldama gücüne sahip , sapkın ve zavallı bir mahlukattır.Mümin fısıltı ve vesveselerden bir takım ritüelistik araçlarla kolayca sakınır.
Şeytanın İslam'da tümüyle yadsınması ,ona ait niteliklerin dışsallaştırılmasına (fiilen toplumun içinde yer alan kimi unsurlara dönüşerek ete kemiğe bürünmesine) ve projektif idantifikasyon denilen bir mekanizma ile dışsallaştırılan şeytani güçler ile bilincin özdeşleşmesine imkan vermez.Yadsıma ve projektif idantifikasyon mekanizmlarının birlikte kullanılması ile oluşan bu paradigma;güçlü bir şeytanın olmayışı ve olağan bilincin şeytani özelliğinin bulunmayışı insan ruhuna tam bir emniyet telkin etmekle birlikte bilincin "iyi ve kötü kabul edilen genel değerler bağlamında" aşılamaz sınırlar ile bölünmesine de yol açmaktadır.

Nietzsche'nin tabir ettiği "sürü" nün bu versiyonu ,farklı bilinç ürünlerine karşı koyma bağlamında şüphesiz hıristiyan versiyonundan daha güçlü ve dayanıklıdır(fanatiktir)

O halde İslam özneyi "iyi ve kötü değerler" bakımından ikiye bölerken ,kötüyü bastırmaz aksine psikotik düzeyde savunma mekanizmasını kullanarak kuvvetle "inkar eder-yadsır".."Kötü ve şeytan" ,kafirdir;içerden birisi değildir..İçerden birisi olsa idi hatalı ve anlaşılır birisi olacaktı.Ancak "kötü-şeytan" dışardan birisi "alien" filminde simgeselleştirilen türde anlaşılmaz-bilincine erişilmez ama tuhaf olmakla berarber yenilgiye mahkum bir varlıktır.Böyle bir varlık bilinç olarak değil "bilinçsizlik " olarak anlaşılır...

Hıristiyan anlayışı ise "kötü ve şeytanı" miras aldığı "yunan ve roma dinsel geleneğine" kısmen bağlı kalarak yadsıyarak yok etmemiş ,bilinç dışı alana bastırmakla yetinmiştir.Bastırdıktan sonra dış dünyaya yansıtmış (projekte etmiş) ve kötülüğün kendi dışındaki dünyada yaşamasına izin vererek(olağan karşılayarak) kendisi iyi ile "identifiye olmuş-özdeşleşmiş"tir.İyi bir hıristiyan konumundan ,"şeytani olanla"- "onun karşısında konumlanan kişi "olarak ilişki kurmayı başarması ile insan psişesi bölünmüş olsa dahi içeriğini dünya üzerinde simgeselleştirerek muhafaza etmeyi başarmıştır.

C.Geleneksel doğu düşüncesi özne-nesne dualitesine yer vermez…
Musevi,Hıristiyan ve İslam kültürünü yaygın olduğu coğrafyalardan uzağa, orta ve güney asyaya doğru yöneldiğimizde ,tanrıyı öznenin dışında bir alana yerleştiren, kurumsallaştıran türden bir geleneğe rastlamıyoruz. İlk kez doğuya açılıp da "Budizm,Taoizm" gibi mistik doğu düşünceleri ile yüzleşen batılı bir şaşkınlık geçiriecektir.. Zira, o güne dek alışık olmadığı,akıl edemediği bir bakış açısıyla doğanın,insanların ve tanrının anlaşılabildiğini görür ve afallar. 

Ne var ki analitik çalışmaya alışmış batılı "anlağı",biran önce bir anlam şeması oluşturarak karşılaştığı şeye bir kategori içerisinde yer bulur ve şaşkınlığını giderir.Batrılı anlağına göre “tüm şeyler” kategorilerine göre tasnif edilmiş ve birbiri ile ilintilendirilmiş olmalıdır [b]Doğu düşüncesi ile bir batılının ilişkisi aynı zemin üzerinde gerçekleşemez.[/b] 

D.Psikanalizin Hıristiyan düşüncesinin böldüğü insanın yeniden bütünlenmesindeki rolü:
Psikanalizin yaptığı müdahale,batı inanç ve düşüncesinde bastırılan ve dışsallaştırılan şeytanı alıp ait olduğu yere insan ruhuna yerleştirmesi olmuştur.Şeytanın yadsındığı İslam dünyasının ümmeti psikanalizin bu müdahalesinden muaf kalacaktır kuşkusuz.

Meleğin ve şeytanın insan ruhunun değişik temsilleri olduğu anlaşıldığında yatay düzlemde (bilinç/bilinçdışı) bölünen özne birleşmeye başlayacaktır. Gerek Freudyen psikanaliz gerekse Jungian analitik terapi, bilinçdışı ile bilinç arasındaki bölünmüşlüğü giderecek şekilde "pandoranın kutusunu" açmaya çalışır.İnsan kötülük ve günah addedilen düşünce ve edimleri ile yüzleşmeli ve kendisinden nefret etmeden bütünleşmelidir..

Yatay düzlemde bölünmüşlüğü giderilen insan diğer insanlara "kendisine uzak yabancı varlıklar" ,doğaya da "içine girilip kullanılacak bir yapı" olarak bakmaz.İnsan kendi yüzünü gördüğünde yaşamın gerçek yüzünü de görmüş olur.


Psikanaliz , doğu düşüncesine ait bütünleşik özne paradigmasını batının anlayış çerçevesine uygun biçimde yorumlamaktadır.Bu yorumu batılı enstrümanları - analitik düşünceyi kullanarak yapmaktadır kuşkusuz.Zira meditasyon,yoga ,koan ve savaş sanatları gibi doğu uyguamaları batı düşüncesine yabancı enstrümanlardır.

E.Varoluşçu felsefe akımı ve psikoterapi özne-nesne dualitesi hakkında ne düşünür?
Dilthey ve Heidegger gibi düşünürler ile varoluşçuluk akımından etkilenen psikoterapi ekolünü izleyen psikoterapistler ; “özne-nesne” ayrımını kartezyen düşünce geleneğinin bir ürünü ,"varolanı" varlığa yabancılaştıran bir anlayış olarak görerek karşı çıkarlar.Doğu düşüncesinde yer bulamayan,batı düşüncesinin ise sımsıkı sarıldığı “özne-nesne ayrılığı” karşısına “biz ve birlik” kavramları çıkartılır.

"Bana karşı sen”,”bize karşı onlar” varlığı gözden kaçıran sorunlu bakış açılarıdır. 

Varoluşçuluğun ve varoluşçu psikoterapi ekolünün "özne-nesne dualitesi" karşısında önerdiği şey;"insanın parçalarıyla değil ,bütünüyle ilişki kurmaktır." İnsanın bilince ve duygulara sahip bir varlık olarak algılanması gerektiğinden , "empatinin insanları birbirine yaklaştırıcı-bütünleştirici" etkisinden söz ediyor;her şeyin "bir'e"ait olduğunu,şeylerin bir bütünün parçaları olduğunu savlayan doğu bilgeliğini içselleştirerek "hayata dair olgu ve insanları" her ne iseler o halleri ile kabul etmeye dönük bir anlayışa ve erdeme dönüştürmeyi öneriyor.

Ben-sen ayrımının söz konusu olmadığı otantik yaşantıların ,hayatın ancak bazı anlarında gerçekleştirilebileceğini ve ben- sen ayrımının kimi zaman insanı ruhsal yaralanmlardan koruyan bir kalkan olabileceğini unutmadan, otantik yaşantı süresini artırmak üzere çaba göstermeyi öneriyor.
Read more