Fahriye Abla Şiirinin hikayesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fahriye Abla Şiirinin hikayesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Fahriye Abla Şiirinin Biçim ve İçerik Yönünden İncelenmesi

 'FAHRİYE ABLA' ŞİİRİ
            Fahriye Abla’nın şairi Ahmet Muhip DIRANAS, 1909 yılında Sinop'un Salı köyünde doğdu ve 1980 yılında aynı köyde toprağa verildi.
           Şairimiz Ankara Erkek Lisesi'ni bitirmiştir. Lisedeki edebiyat öğretmenleri Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmet Hamdi Tanpınar onda şiir sevgisinin gelişmesini sağlamışlardır.  Liseyi bitirdikten sonra bir süre gazetede çalışan DIRANAS, Ankara Hukuk Fakültesi'ne iki yıl devam etmiş, fakülteyi bitirmeden İstanbul'a giderek Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne girip burayı bitirmiştir.
           DIRANAS Kütüphane ve müzelerde yöneticilik yapmış, İş Bankası ve devlet Tiyatroları yönetim kurullarında ve başkanlığında bulunmuştur. Gazetelerde politik yazılar yazmış ve çeşitli dergilerde şiirler yayınlamıştır. İş Bankası yayınları arasında şiirleri kitap olarak yayınlanmıştır.

             FAHRİYE ABLA
Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar,
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.
Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden,
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen!
Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen
Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla
Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye Abla!

Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi,
Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi;
Güneşin batmasına yakın saatlerde
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede;
Yaz kış yeşil bir saksı pencerede;
Bahçende akasyalar açardı baharla
Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye Abla!

Önce upuzun sonra kesik saçın vardı;
Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı;
İçini gıdıklıyordu bütün erkeklerin
Altın bileziklerle dolu bileklerin,
Açılırdı rüzgârda kısa eteklerin;
Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla,
Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye Abla!

Gönül verdin derlerdi o delikanlıya,
En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya.
Bilmem, şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın?
Hâlâ dağları karlı Erzincan’da mısın?
Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın;
Hatırada kalan şey değişmez zamanla…
Ne vefalı komşumuzdun sen Fahriye Abla!

        Divan ve Tanzimat şiirinde görülmeyen sosyal konular bu şiirde kendine geniş bir yer bulmaktadır. Doğa ve hayat bir tablo gibi şiirde yer almaktadır. Her şair hayata ve çevreye bir başka açıdan bakarak, onu az çok değiştirerek yansıtır.
          Mehmet KAPLAN “Şiir Tahlilleri 2” kitabında: “Ahmet Muhip DIRANAS, Fahriye Abla şiirinde çocukluk yıllarında kendisinde kuvvetli iz bırakan bir genç kızı adeta realist hikâyeye has bir metotla tasvir ediyor. Fahriye Abla’nın yaşadığı mahalleyi, evi, vücut yapısını, kıyafetini, mizaç ve karakterini canlı ve gerçek teferruatla göz önünde canlandırıyor. Şair Fahriye Abla’ya karşı duyduğu sıcak alâkayı bir takım hayaller ve dil musikisi vasıtasıyla ifade ediyor.” Demektedir.
Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar,
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.
Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden,
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen!
Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen
Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla
Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
          Fahriye Abla’nın oturduğu mahalle bir gecekondu mahallesidir. Evler kömür ateşiyle, kömür sobasıyla ısıtılmaktadır. Gün batmaya yakın saatlerde havayı kömür kokusu sarmakta, bu nedenle kapılar erken saatlerde kapanmaktadır. Şair çocukluğuna dönerek küçüklüğünde yaşadıklarını düşünürken Fahriye Abla’yı gülen gözleriyle, beyaz dişleriyle ve ak pak gerdanıyla hatırlıyor ve ona  “Ne güzel komşumuzdun sen Fahriye Abla!” diye sesleniyor.
          Divan, Tanzimat hatta Servet-i Fünun şiirinde cümle her mısrada tamamlanırken bu şiirde Ahmet Muhip DIRANAS “Sen hülyamdaki geniş aydınlığa gülen gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye Abla!” ifadesiyle üç buçuk mısraı aşkın bir cümleyle nesri şiirleştirmiştir. Aynı özelliği:
                     
                      Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla
                      Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
Mısralarında da bir konuşma edasıyla ortaya koymuştur.

Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi,
Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi;
Güneşin batmasına yakın saatlerde
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede;
Yaz kış yeşil bir saksı pencerede;
Bahçende akasyalar açardı baharla
Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
          Fahriye Abla’ların oturdukları ev küçük, balkonu sarmaşıklarla örtülü, güneşin batmasına yakın saatlerde gölgesi kuytu bir derede yıkanan, yaz kış penceresinde yeşil bir saksı bulunan, bahçesinde baharla akasyalar açan sevimli güzel bir evdir. Fahriye Abla da evi gibi güzeldir. Divan, Tanzimat ve Servet-i Fünün şiirinin aksine ağdalı bir dil yerine sade, anlaşılır, nesre çok yakın ve şairane bir ifadeyle DIRANAS bu şiiriyle gönüllerde taht kurmuştur.

Önce upuzun sonra kesik saçın vardı;
Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı;
İçini gıdıklıyordu bütün erkeklerin
Altın bileziklerle dolu bileklerin,
Açılırdı rüzgârda kısa eteklerin;
Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla,
Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye Abla!
          Fahriye Abla’nın önce upuzun sonra kesik saçları vardır. Teni buğdaysı, boyu bir başak kadardır. Erkeklerin içini gıdıklayan bir güzelliği vardır. Kolları altın bileziklerle doluydu. Fahriye Abla, çoğu zaman açık saçık şarkılar söylerdi ve çapkın bir mizaca sahipti. Rüzgâr kısa eteklerini uçurduğu zaman kapatmaz, erkeklerin içini gıdıklamaktan hoşlanırdı. Bunlar şairin hayal ettiği tablo değil, çocukluğunda görüp yaşadığı gerçek hayattan hatırında kalan görüntülerin canlandırılmasıdır. Fahriye Abla’daki manzara bize aittir, yerlidir; ithal değildir. Orada çevre yerlidir, aşk duygumuz ve genç kızımız kendi çevresinin doğallığındadır. Mahallîlik ve millîlik şiirleştirilerek ortaya konulmaktadır. Bu şiirde realizm kendini göstermektedir; anlatılan muhit bildiktir.
Gönül verdin derlerdi o delikanlıya,
En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya.
Bilmem, şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın?
Hâlâ dağları karlı Erzincan’da mısın?
Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın;
Hatırada kalan şey değişmez zamanla…
Ne vefalı komşumuzdun sen Fahriye Abla!
         Ahmet Muhip DIRANAS birçok şiirinde karşımıza realist olmaktan daha çok romantik düşüncelerle çıkar. Şair bu şiirinde çocukluk yıllarına dönme özlemiyle karşımıza çıkmaktadır. Nitekim :“Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın” mısraı bu düşünceyi açıkça ortaya koymaktadır.
         Hocam, Mehmet KAPLAN : “Fahriye Abla şiirinde, üç unsur, çocukluğa dönme, kapalı yerleri sevme ve kendinden yaşlı bir kadına alaka duyma temleri birleşiyor. Bu duygular hayattan kaçma, ölümü arzulama şeklinde tecelli edebilir. Dıranas’ın şiirlerinde bu duyguların direkt veya sembolik ifadelerine rastlanır.” Şeklinde yorum yapmaktadır.
          Fahriye Abla şiiri hem psikolojik bir duyguyu ihtiva etmekte, hem de sosyal bir yapıyı ortaya koymaktadır. Fahriye Abla halk tabakasından bir genç kızdır. Oturduğu mahalle, ev ve penceredeki saksı, evin yanından geçen dere, bileklerini dolduran altın bilezikler ve davranış biçimleriyle bu genç kızın sosyal statüsü bir tablo gibi karşımıza çıkmaktadır.
          “Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen” mısraında, Fahriye Abla’yı romantik tarafıyla görüyoruz. O, evleri sarmaşıklarla örtülü olan, her zaman penceresinde bir saksı bulunan, romantik bir genç kızdır. Fahriye Abla şiirinde hayal ile gerçeği, romantik duygu ile realist görüşü birlikte görmekteyiz. Her bölümde hem romantik duygu hem de dış gerçek bir arada ustaca ortaya konmuştur. Birinci bölümde yaşadığı mahalle, ikinci bölümde oturduğu ev, üçüncü bölümde Fahriye Abla’nın kendisi bir ressam tablosu gibi canlandırılmıştır. Şiirin sonunda hâlâ ilk kocasında olup olmadığı, hâlâ Erzincan’da yaşayıp yaşamadığı şüpheyle ifade edilirken hayalimizde istediğimiz gibi sonuçlandırabileceğimiz bir hikâye ortaya konulmuştur.
          Ahmet Muhip DIRANAS, bu şiirinde hece veznini durakları kaldırarak, kendisine has bir üslupla kullanmıştır. Şairin durakları kaldırarak, nesre yakın bir tarzı kullanması büyük ihtimalle konunun hikâye havasında olmasındandır. DIRANAS, şiirlerinde halk edebiyatından gelen hece veznini kullanırken kafiyeye de çok önem vermiştir. Şiirlerinin çoğunda duraklı hece veznini tercih etmiştir.
Kaynak; http://www.varanhaber.com/
Read more