2013 - 2014 11. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 180 - 192 Soruları ve Cevapları ( Evrensel Yayınları )

RÖPORTAJ
SAYFA 180
ÖN HAZIRLIK
1.  Bir bölgeyi, kurumu, eşyayı veya insanı konu alan röportajlar bularak okuyunuz. Beğendiğiniz metinleri sınıfınıza getiriniz.
2.  Röportaj ve mülakat kelimelerinin anlamlarını araştırınız.
RÖPORTAJ: Bir yazarın ya da gazetecinin herhangi bir olayı, kişiyi kuruluşu veya yeri; kendi anlayışına ve gözlemlerine göre araştırdığı ve değerlendirdiği yazılardır.
MÜLAKAT:  (Görüşme) Kendi alanında uzmanlaşmış ünlü kişileri etraflıca tanıtmak veya toplumu ilgilendiren bir konuyu aydınlatmak amacıyla uzmanlarla veya ünlü kişilerle yapılan görüşmelerin aktarıldığı gazete yazılarıdır.
Röportaj ve mülakat birbirinden farklıdır. Mülakatta “karşılıklı konuşma, görüşme” vardır. Mülakatta sorular sorularak bilgi toplanır. Röportajda bir gerçeği soruşturma vardır, bir gerçeği ortaya çıkarma amacı vardır. Bunun için görüşmeler yapıldığı gibi ortam tanımlamalarına, gazetecinin izlenimlerine yer verilir.
3.  Röportaj türünün tarihsel gelişimini, Türk edebiyatındaki önemli röportaj yazarları­nı araştırınız.
Röportaj türü önceleri soru ve cevaplardan oluşmaktaydı ve mülakat türünden farklı bir tür değildi. Gazeteciliğin gelişmesi ve ünlü edebiyatçıların röportaj türünde eser vermeye başlamasıyla araştırma, inceleme, soruşturmaya dayanan ve bazı gerçeklerin ortaya çıkmasını amaçlayan bir tür haline gelmiştir.
4.  Bir yeri, insanı ve eşyayı birlikte ele alan röportajlar olup olmadığını araştırınız.
Konusuna göre röportajlar
a) Bir Yeri Konu Alan Röportajlar: Bu röportajlarda tanıtılan yerin yaşamı her yönüyle anlatılır. Farklı yönleri fotoğraf ve filmlerle ortaya konur.
b) Eşyayı Konu Alan Röportajlar: Eşyanın dikkat çekici ve düşündürücü özellikleri ele alınır.
c) İnsanı Konu Alan Röportajlar: Tanınmış kişilerin dikkat çeken ve düşündürücü yönleri üzerinde durulur.
SAYFA 181
HAZIRLANALIM
1.  KİM? KİM? KİM?
Kim yapmış acep ilk kez? Nasıl da bilmiş dut ağacının turna avazı vereceğini, kim denemiş de işte budur demiş tezene için kiraz ağacının kabuğunu. Ülkemizden, ülkelerden yok mu ol­muş kiraz ağacı da plastikten yapar olmuşlar canım tezeneyi, renkleri bile meymenetsiz!
Fikret Otyam
Yukarıdaki metinde yazarın amacı konuyla ilgili merakını dile getirmek mi yoksa okuyucu­nun dikkatini ele aldığı konuya çekmek midir? Düşüncelerinizi açıklayınız.
Yazar, okuyucunun dikkatini ele aldığı konuya çekmek istemiştir. Dut ağacından düdük, kiraz ağacından tezene (mızrap, pena) yapılmasının ilginç olduğunu belirterek okuyucunun  ilgisini çekmeyi amaçlamıştır.
2.  Herhangi bir yer, kişi veya eşyayla ilgili merakınızı gidermek için neler yaparsınız?
3.  Gezmek amacıyla ilk kez gideceğiniz bir yer hakkında bilgi edinmek için hangi yollara başvurursunuz?
O yeri tanıtan yazılar okunabilir. Gezilecek yerle ilgili çeşitli kaynaklardan, internetten bilgi edinilebilir.
4.  Röportaj ve mülakat kelimelerinin anlamlarını açıklayınız.
Röportaj: Soruşturma, araştırma yoluyla bir gerçeğin ortaya çıkarılmasını amaçlayan ga­zete veya dergi yazısı
Mülakat: 1. Buluşma, görüşme. 2. Bir işe alınacak kişiler arasından seçim yapabilmek amacıyla kendi­leriyle karşılıklı konuşma, görüşme
SAYFA 183
1.ETKİNLİK

“İnsanı Selçuklu Devrine Götüren Şehir: Kayseri” adlı metni ve sınıfa getirdiğiniz röpor­tajları yazılış amaçları, dil-anlatım ve şekil özellikleri bakımından inceleyiniz. Bu tür metin­lerin ortak özelliklerini tartışarak belirlemeye çalışınız. Belirlediğiniz özellikleri sınıf tahta­sına yazınız.
RÖPORTAJ TÜRÜNÜN ÖZELLİKLERİ
Röportaj, gazeteciliğin başlamasıyla ortaya çıkmıştır.
Röportaj türünün temel amacı gerçekleri olduğu gibi aktararak okuyucuyu aydınlatmaktır.
Röportajlarda genellikle toplumu ilgilendiren güncel konular ile sanat, tarih, siyaset, ekonomi, spor vb. alanlarındaki konular ele alınır.
Röportaj da düşünsel plânla yazılır.
Anlatılanlar sesli ve görüntülü belgelerle desteklenebilir.
Röportajların içeriği genişse röportajlar dizi olarak da hazırlanabilir.
Röportaj yazarı; açıklayıcı anlatım, öyküleyici anlatım, betimleyici anlatım ve tartışmalı anlatım gibi bütün anlatım yollarından yararlanır.
Dil genellikle göndergesel işlevde kullanılır.
Açık, akıcı, yalın bir üslup kullanılır.
Röportajlarda genellikle birinci tekil kişili anlatım vardır.
Röportaj yazıları zamanla tarihsel belge olabilir.
Röportaj öğretici yazı türüdür.
2.ETKİNLİK
“İnsanı Selçuk Devrine Götüren Şehir: Kayseri” adlı röportajı daha önce okuduğunuz “Küçük Tibet Ladahk” ve “Ladahk Brakpa Kabilesi” adlı gezi yazılarıyla karşılaştırınız. Rö­portajları gezi yazılardan ayıran özelliklerin neler olduğunu tartışınız. Ulaştığınız sonucu açıklayınız.
Gezi yazıları ile röportajların karşılaştırılması:
Benzer yönler:
Gezi yazılarında ve röportajlarda kullanılan anlatım biçimleri benzerlik gösterir. (açıklayıcı, betimleyici, öyküleyici anlatım biçimleri)
Dil genellikle göndergesel işlevde kullanılır.
Gidilen yerlerin belirgin özellikleri verilir. Gözlem gücü önemlidir.
Farklılıklar:
Röportajlarda asıl amaç gidilen yerin tanıtımını yapmak değildir. Röportajlarda bir gerçeğin ortaya çıkarılması amaçlanır. Bunun için farklı yerler gezilip anlatılabilir. Gezi yazılarında ise gezilen görülen yerlerin çeşitli yönleriyle tanıtılması amaçlanır.
Gezi yazılarında kişilerin konuşmalarına fazla yer verilmez. Röportajlarda yer verilir. Röportajda bir yerin güzelliklerini yansıtmaktan çok o yerde yaşayan insanların sorunlarını deşmek, ortaya çıkarmak ön plandadır.
3.ETKİNLİK
“İnsanı Selçuk Devrine Götüren Şehir: Kayseri” adlı metni ders kitabınızdaki “Mars Ast­ronotlarının Ruh Sağlığı Mercek Altında” adlı haber yazısıyla yazılış amacı, anlatım özellik­leri ve anlatıcının tavrı bakımından karşılaştırınız. Hangi metinde konunun yazarın kişisel görüş ve düşünceleriyle zenginleştirildiği; birçok kişinin bildiği, gördüğü şeylerin ustaca di­le getirildiğini belirtiniz. Yaptığınız etkinlikten hareketle röportajları gazete haberlerinden ayıran özellikleri açıklayınız.
Haber yazılarıyla röportaj türünün karşılaştırılması
Benzerlikler:
Gazete yazılarıdır.
İkisinin temelinde de haber vardır.
Her iki tür de belge niteliği taşır.
Farklılıklar:
Haber yazıları nesneldir. Röportajda yazarın yorumu da yer alır.
Haber yazılarında olaylar ve gelişmeler olduğu gibi verilir.  Röportajlarda olay ve kişilerle ilgili çok yönlü, daha detaylı, derinlemesine bir anlatım vardır.
Röportajların sanatsal yönü vardır.
Haber yazılarında dilin göndergesel işlevi kullanılır. Röportajlarda ise göndergesel işlevin yanında heyecana bağlı işlev de yer alır.
Read more

2013 - 2014 11. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 176 - 177 Soruları ve Cevapları ( Evrensel Yayınları )

SAYFA 176
2. ÜNİTE DEĞERLENDİRME SORULARI
A.            Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun sözcükler yazınız.
• Özel mektuplarda imza, kâğıdın sağ alt; tarih sağ üst köşesine yazılır.
• Güncel olayları, siyasal sorunları içeren, gazete ve dergilerin belli sütunlarında yayımlanan, yazı­lara fıkra adı verilir.

   •Otobiyografi bir düşünürün, bir sanatçının kendi yaşam öyküsünü anlattığı eserlerdir.
• Haber yazıları kaynağına göre resmî haber, ajans haberi ve özel haber olmak üzere üç gruba
ayrılır.
• Haber yazıları 5N 1K ilkesi esas alınarak yazılır.
• Deneme türü ilk kez Fransız yazar Monteigne tarafından yazılmıştır.
• Gazetelerin birinci sayfasındaki logonun üzerinde kullanılan başlığasürmanşet denir.
• Türk edebiyatındaki ilk özel gazete Agah Efendi ve Şinasi tarafından çıkarılan Tercüman-ı Ahvâl’dir.

B.            Aşağıdaki cümlelerde yargı doğru ise yay ayraç içerisine "D", yanlış ise "Y" yazınız.
• Fıkra yazarı yazılarında örnekleme, tanık gösterme, sayısal verilerden yararlanma gibi düşünceyi geliştirme yollarına başvurarak düşüncelerini kanıtlamaya çalışır.                                                    ( Y)
• Öğretici metinlerde ileti dolaylı anlatımla okura aktarılır.                                        (Y )
• Bir metin türü oluşturulurken farklı metin türlerinden yararlanılabilir.                     (D )
• Söyleşileri denemelerden ayıran ön önemli özellik konularının güncel olmasıdır.   ( D)
• Eleştiriler gazetelerde günlük ya da periyodik olarak yayınlanan güncel, sosyal, siyasi konu­ları ele alan yazı türüdür.                                                                                                                             (Y )
• Anı yazarı tanıklık ettiği olayları belgelendirmek zorundadır.                                 (D )
• Edebiyatımızdaki ilk makale İbrahim Şinasi Efendi tarafından yazılmıştır.            (D )
•   Günlükleri anı türünden ayıran en önemli özellik günü gününe yazılmasıdır.         (D )

C.            Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları yanıtlayınız.
1. İlk okuyuşta ayırdına varıyoruz. “Dağ”, “Gizli Sevda”ya benzemiyor, hiç benzemiyor. Belli ki anlamı verili, standart dil düzleminde kurmuyor şiiri. Gerçekliğe yaptığı göndermelerle anlamlan­dırmak öne çıkmıyor bu şiirde. Dil konveksiyonel bağlamından uzaklaşmış bu şiirde.
Bu parça aşağıdaki metin türlerinden hangisinin özelliklerini taşımaktadır?
A) Deneme             B) Fıkra               C) Sohbet             D) Eleştiri           E) Anı

DOĞRU CEVAP: D

2.  I. Yaşanmakta olanı değil, yaşanmış bir konuyu anlatır
II. İnsan belleğinde iz bırakan olay ve olguları anlatır.
III.          Tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkı yaptığı için tarihçilere ışık tutar.
IV.          Geçmiş, birinci kişinin ağzından kişisel yargılar ve yorumlarla verilir.
Yukarıda verilen özellikler hangi metin türüyle ilgilidir?
A) Anı          B) Haber yazıları C) Deneme               D) Gezi yazısı E) Biyografi

DOĞRU CEVAP: A

3. Aşağıdakilerden hangisi kişisel hayatı konu alan metin türlerinden değildir?
A) Anı          B) Gezi yazısı          C) Biyografi         D) Otobiyografi E) Deneme

DOĞRU CEVAP: E

SAYFA 177

4. Hayvanları işlerine yaradıkları için sevenler vardır, ben ona hayvan sevmek demem. Kasa­bın koyunu sevmesi gibi... Buffon, atı anlatırken “İnsanoğlunun en asil tutkusu.” der, ona da kıza­rım. Her şeyi insana göre ölçmenin ne anlamı var? At, insanın eline geçmemiş olsaydı gene sevile­cek bir hayvan olmaz mıydı? Güzelliğini söylemiyorum. Şu hayvanı güzel, bu hayvanı çirkin bulan­lardan değilim ben. Cennet kuşunun parlak tüylerine hayran olup da kargayı küçümseyenleri anla­mam. Daha doğrusu anlarım, ben de insan olduğum için insanların kurdukları ölçülerle düşündü­ğümden birtakım hayvanlara bakmaktan hoşlanır. Birtakımlarından da iğrenirim. Oysaki asıl iş o bi­zim beğenmediğimiz, tiksindiğimiz hayvanların; örneğin, bir karafatmanın, bir tahtakurusunun gü­zelliğini sezebilmektedir.
Bu paragraf aşağıdaki metin türlerinden hangisinin özelliklerini taşımaktadır?
A) Deneme                     B) Makale               C) Gezi yazısı           D) Söyleşi          E) Fıkra

DOĞRU CEVAP: A


5. Avrupa Birliği üyeliği için müzakere yapan, resmî sloganı “Çağdaş uygarlıkların seviyesini yakalayıp geçmek” olan, 21. yüzyılın bir ülkesinde bilimi savunmak ihtiyacı bile doğmamalı aslın­da. Maalesef Türkiye’de her konuda siyaset bilimin önüne geçiyor, somut bilimsel gerçekler siyasi demeçlerle bulanıklaştırılıyor. Bu, domuz gribi gibi uzun yılların en önemli ve büyük salgınında da böyle, sel felaketinde de böyle...
Yukarıdaki paragraf aşağıdaki metin türlerinden hangisinin özelliklerini taşımaktadır?
A) Deneme                     B) Makale               C) Gezi yazısı           D) Söyleşi          E) Fıkra

DOĞRU CEVAP: E

12 Ocak Perşembe
6. Bu gece kızım geliyor. Uçarak gideceğim havaalanına. Uçarak dedim de... Nereden çıktı bu kuş gribi? Kuş sözcüğünün kuş gribi içinde ölümle özdeş bir anlam kazanması ne acı! Mutluluktu, sevinçti, en çok da özgürlüktü kuş düne kadar. Benim de uzak kalmadığım çağrışımlar taşırdı. Adı­nı kuş ve çağrışımlarından alan üç tane kitabım var. Şimdi kuş ölüm demek. 335 bin kuş itlaf edil­miş. İtlaf sözcüğünü de hortlattı kuş gribi.
Yukarıda verilen metnin türü aşağıdakilerden hangisidir?
A) Anı                        B) Günce             C) Söyleşi              D) Fıkra            E) Haber yazısı

DOĞRU CEVAP: B

7.  Aşağıdakilerin hangisinde sadece gazete çevresinde gelişen metin türleri bir arada verilmiştir?
A) Haber yazıları, makale, günce, deneme              B) Makale, deneme, fıkra, eleştiri
C) Anı, gezi yazısı, deneme, hikâye                        D) Eleştiri, söyleşi, biyografi, otobiyografi
E) Eleştiri, makale, mektup, gezi yazısı

DOĞRU CEVAP: B

8.  Aşağıdakilerden hangisi haber yazılarında bulunması gereken özelliklerden değildir?
A) Kolay anlaşılır olması                                           B) Konunun güncel olması
C) Aktarılanların doğru olması                                 D) İlginç ve önemli olması
E) Okuyucuyu düşünmeye sevk etmesi

DOĞRU CEVAP: E

9.  "Hepsini birden okumaya çalıştığım için hiçbirini bitiremediğim dört kitap var şu an elim­de." cümlesindeki kelimeler için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) “Hepsini” iyelik ve hâl eki almış belgisiz zamir görevindedir, yapıca basit sözcüktür.
B) “Okumaya” kaynaştırma sesi ve yönelme hâl eki almıştır, isim-fiil durumundadır.
C) “Hiçbirini” iyelik, hâl eki ve kaynaştırma ünsüzü almış, yapıca birleşik zamir görevindedir.
D) “Şu an” zarf tümleci görevinde kullanılan bir sıfat tamlamasıdır.
E) “Bitiremediğim” türemiş yapılı, iyelik eki almış çekimli bir fiildir.

DOĞRU CEVAP: E

10.  Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu yoktur?
A) Yer yer üç metreyi bulan kar yağışına rağmen maç iptal edilmedi.
B) Bütün bildiklerimi ve bilmediklerimi oğluma öğreteceğim.
C) Bu ülke bana yeni olanaklar sağlayacak imkânlar sunmadı.
D) Kısmen de olsa kendimi tümüyle sorumlu hissediyorum bu olayda.
E) Göz taramasından geçirilmiş seksen bin hastamız var.

DOĞRU CEVAP: E
Read more

2013 - 2014 11. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 175 Soruları ve Cevapları ( Evrensel Yayınları )

SAYFA 175
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
A. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun sözcükler yazınız.
Esere dönük eleştiride, eleştirmen eserden yola çıkarak metni oluşturan unsurları anlamaya çalışır. Teknik anlamda eserin kurgusunu oluşturan unsurlar, kişiler, mekân, ana olay, ara olaylar ve gerçeğimsi yapıyı hazırlayan unsurların birbiriyle bağlantısını kurup değerlendirmesini yapar. sorucenneti.net
Nesnel eleştiride, eleştirmen bir eserin meydana gelmesinde etkili olan toplumsal ve tarihî olaylara yönelip o dönemin şartlarını dikkate alır.

Eleştirmenin eser karşısındaki tavrına göre eleştiriler öznel ve nesnel eleştiri olarak değerlendirilir.
B. Aşağıdaki cümlelerde yargı doğru ise yay ayraç içerisine “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
• Eleştiri yazarı konusuna olumlu yönden yaklaşmalıdır.                                         (Y )
•   Eleştiri yazarı konuyu öznel açıdan değerlendirmelidir.       (Y )
•   Eleştiri yazarı eseri belirli ölçütlere bağlı kalarak eleştirmelidir.       ( D)
•   Eleştirilerde terimlerin kullanılmasından kaçınılmalıdır.       (Y )
•   Eleştirmen çağdaş sanat akımları hakkında bilgi sahibi olmalıdır.    (D )
•   Eleştirmen konuyu edebiyat tarihçisi yaklaşımıyla ele almalıdır.     (Y )
•   Eleştiride eleştirilen hususlarla ilgili örnekler verilmemelidir.           (Y )
C. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.
1. Ben iyi eleştiriyi nesnesiyle örtüşme başarısına göre ölçerim. İyi yapıt ille de iyi eleştiri çağır­maz kuşkusuz. Yazın tarihleri yıllar yılı yanlış yorumlanmış başyapıtlarla doludur ama kötü yapıt iyi eleştiriyi her zaman kovar. İster sevecenlikle yaklaşalım ister öfkeyle kötü yapıt eleştirmenini fazla uzağa götüremez.
Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?
A) Eleştiri ele alınan yapıta bağlı olmalıdır.
B)  İyi yapıtlar hakkında da olumsuz eleştiriler yapılabilir.
C) Hiçbir kötü yapıt olumlu eleştiri alamaz.
D) Edebî eserler eleştirmen tarafından yanlış yorumlanabilir.
E)  Eleştirmen eleştirisini yapacağı esere olumlu yaklaşmalıdır.
CEVAP:  E
2. Eleştirmecinin başlıca görevlerinden biri, yazarın ne yapmak isteğinin ve yapıtı ile bunu ne de­receye kadar başarabildiğinin araştırılması olmalıdır. Eleştirmen, sanatçının eserini yeni baştan yaşayan adamdır. Guy de Maupassant (Guy dö Mopasan)’a göre: “Eleştirmen, asla edebiyat cumhuriyetinin bir hür vatandaşı olamayacaktır. Çünkü yaratan insan hür, yargılayan insan esirdir.” Peter ise şöyle düşü­nür: “Sanatçı, güzel şeylerin yaratıcısıdır. Eleştirmense güzel şeylerden aldığı izlenimleri başka bir tarz ya da yeni bir malzeme içinde kalıba dökebilen kimsedir.”
Yukarıdaki paragrafta düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmuştur?
A) Tanık Gösterme B) Örnekleme C) Tanımlama D) Açıklama E) Karşılaştırma
CEVAP: A
3. (I) Çıplak, sevimsiz, uçsuz bucaksız bir dağ; zaman. (II) Kıracaksın onu, heykelleştireceksin. (III) Kaosu beşerileştiren insan; insan, yani sanatkâr. (IV) Hayat herkesin yaşadığı, kimsenin yaşamaktan hoşlanmadığı bir komedya. (V) Goethe (Göte) bunun için hatıralarına “Şiir ve Hakikat” adını vermiş.
Yukarıdaki cümlelerin hangisinde kişileştirme veya benzetme sanatına başvurulmamıştır?
A) I                                B) II                          C) III                         D) IVE) V
CEVAP: E
4. Aşağıdakilerden hangisi eleştiri türünde eser vermemiştir?
A) Fethi Naci B) Berna Moran C) Hilmi Yavuz D) Nurullah Ataç E) Ahmet Hamdi Tanpınar
CEVAP: C
Read more

2013 - 2014 11. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 162 - 177 Soruları ve Cevapları ( Evrensel Yayınları )

11. Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları (Evrensel-İletişim 2013)Eleştiri Türü -Sayfa 162-177)
ELEŞTİRİ TÜRÜ 
11. Sınıf Dil ve Anlatım Evrensel İletişim Yayınları SAYFA 162 

ÖN HAZIRLIK



1. Edebiyat, resim, müzik konularında yazılmış eleştiri yazıları bularak sınıfa getiriniz.

2. Eleştiri türleri hakkında bir araştırma yapınız.
"Eleştiri (fr. critique), bir sanat ya da düşünce eserinin özünü, yapısını anlatan; onun değerli ve değersiz yanlarım, toplumun sanat ve düşünce gelişimi içindeki yerini, gerektiğinde belgeler ve örnek­lerle belirten yazıdır.
Eleştirici, incelediği eser karşısında, bir bilim adamı gibi büsbütün yansız kalamaz; belgeleri ve devrin genel kanısını göz önünde bulundurmakla birlikte, eserin güzel, çirkin, güçlü, güçsüz, doğru, yanlış, vb. yanlarını kendi görüşüne göre belirtir.
Eleştirici, yazısına kendi kişisel düşünce ve duygularını da kattığı için, eleştiri yazıları başlı başına bir düşünce ve didaktik sanat eseri niteliği de kazanır.
Eleştiri, Batı edebiyatının belli başlı edebiyat türlerinden biridir. Özellikle XIX. yüzyılın ikinci yarı­sından bu yana büyük bir gelişme göstermiştir. Bu süre içinde, eleştiride iki temel akım oluşmuştur:
a. Bilimsel (nesnel) eleştiri
b. izlenimci eleştiri

a. Bilimsel (nesnel) eleştiri:
XIX. yüzyılda bilim alanındaki gelişmeler, bilim yöntemlerinin edebiyata da uygulanmasına yol açmış; eleştiri alanında, değer yargılarını gelişigüzellikten kurtarma, eleştiriyi birtakım değişmez yasa­lara, nesnel ilkelere bağlama çalışmalarına girişilmiştir. Fransız edebiyatında bu yolun öncülüğünü eden Hippolyte Taine (1828-1893), ırk, çevre, zaman kuramını öne sürmüş; eserlerin çözümünde, İnsanda doğuşla beliren ve atalardan gelen ruhsal davranışların (ırk), insanların içinde yaşadıkları durum vekoşulların (çevre), oluşum içindeki insan düşüncesinin ulaştığı noktanın (zaman) göz önün­de bulundurulması gerektiğini savunmuştur. Taine, tuttuğu yolu şöyle anlatır:
"İzlediğim yeni yöntem, insan eserlerine bir olgu, bir ürün gözüyle bakmaya dayanır. Yapıla­cak iş, bu olgularla bu ürünlerin özelliklerini ortaya çıkarmak, var oluş nedenlerini araştırmaktır. Bu açıdan bakılınca, bilimin işinin cezalandırmak ya da bağışlamak değil, meydana çıkarmak ve çözümlemek olduğu anlaşılır. Eleştiri, bitkilere değil, insan eserlerine uygulanan bir çeşit bitkibilimidir."
Fransız edebiyatında bilimsel (nesnel) eleştirinin bir başka önemli yazan da, Brunetire'dir (1849-1907), Brunetlöre de eleştiri konusundaki görüşlerini şöyle açıklar:
"Eleştirinin konusu, edebiyat eserlerini yargılamak, sınıflandırmak, açıklamaktır... Açıklamak, bir eserin genel edebiyat tarihi ile türünün kendi öz yasalarıyla, içinde doğduğu çevre ile ve sonunda yazarı ile olan bağlantılarını belirtmektir."
b. İzlenimci eleştiri: izlenimci eleştiri, sanat eserleri karşısında eleştiricinin tutumunu belirtme yoludur. İzlenimci eleştiriciler göre, insanın huyu ve beğenisi zamanla değiştiği için, sanat eserlerine değişmez kurallar, nesnel ilkeler uygulanamaz; bugün sevilen bir eserin yarın da sevileceği kesin ola­rak söylenemez; sanat eseri sadece dış nedenlerle çözümlenecek şeyler değil, okurlara zevk verecek nesnelerdir; eleştirici, eserden duydu zevki belirtmekle yetinmelidir. Fransız edebiyatın bu yolun önde gelen yazarı Jules Lemaitre (1853-1914), tuttuğu yolu şöyle açıklamıştır;
"Yazılarım, özenle not edilmiş izlenimlerdir.
Eleştiri, kitaplardan zevk almak, onlarla duyumları inceltmek ve zenginleştirmek sanatıdır."
izlenimci eleştirinin bir başka önemli yazarı Anatole France da (1844-1924) bu konuda şöyle de­miştir:
"Nesnel sanat olmadığı gibi, nesnel eleştiri de yoktur. İyi bir eleştirici, baş eserlerin ortasında kendi ruhunun serüvenini anlatan kişidir. Bir eserin değerinin tek ölçüsü, verdiği zevktir"
Batı edebiyatında eleştiri alanında eser verenlerin başlıcaları şunlardır:
Fransız edebiyatında Sainte-Beuve (1804-1868), Taine (1828-1893), Brunetier (1849-1907), Jules Lemaitre (1853-1914) Anatole France (1844-1924), Remy de Gourmont (1858-1915), Gustave Lanson (1857-1934), vb. Alman edebiyatında, eleştirileriyle Alman tiyatrosuna yön veren Lessing (1729-1781), vb. İngiliz edebiyatında Hazlitt (1778-1830), Cariyle (1795-1881), Ruskin (1819- 1900), vb.; Rus edebiyatına Belinski (1810-1848), vb.
Türk edebiyatında eleştiri, Tanzimat edebiyatıyla başlamıştır. Eleştiri kavramını karşılamak üzere, Tanzimat edebiyatında muahaze. Edebiyatı Cedide ve daha sonraki dönemde tenkit terimleri kullanıl­mıştır, eleştiricicede münekkit denmiştir.
Tanzimat edebiyatı döneminde kimi yazarlar eleştiriyi yergiye dönüştürmüş (Namık Kemal Tahrib-i Harabat, vb. Muallim Naci, Demdeme vb.), kimi yazarlar (Muallim Naci, vb.) sadece dil bilgisi açısın­dan sözcük eleştirisi yapmış ( "Cânâ" sözü, eskilerin kullandığı bir sözdür, zamanımız yazarları ara­sında kullanılmaz olmuştur"... "Eserinizde irşad olur isnad olar sözlerine itiraz olunabileceğini pek kolay anlarsınız" vb.), bu dönemde Batı'daki anlamda eleştiri yazısının Recaizade Mahmut Ekrem, özellikle Mehmet Murat yazmıştır.
Türk edebiyatında eleştiri alanında eser verenlerin başlıcaları şunlardır: Tanzimat edebiyatında Namık Kemal, Recaizade Mahmut Ekrem, Mehmet Murat, vb. Edebiyatı Cedide döneminde Hüseyin Cahit Yalçın, vb. Milli Edebiyat döneminde Abdülhak Şinasi Hisar, Reşat Nuri Güntekin vb.; Cumhuri­yet devrinde Nurullah Ataç, Vedat Günyol, Tahir Alangu, Asım Bezirci, Rauf Mutluay, Fethi Naci, vb.; tiyatro eleştirisi alanında Metin And, Özdemir Nutku, Atila Sav, vb."
(Cevdet Kudret, Örneklerle Edebi­yat Bilgileri 2)
liseedebiyat.com sitesinden alınmıştır


3. Eleştiri türünün Türk edebiyatındaki önemli temsilcilerini araştırınız.
ELEŞTİRİ TÜRÜNÜN EDEBİYATIMIZDAKİ GELİŞİMİ VE ÖNEMLİ TEMSİLCİLERİ
Bugünkü anlamda eleştiri, edebiyatımıza Tanzimat Döneminde girmiştir. Tanzimat'tan önceki dönemlerde, şairlerin konu olduğu tezkirelerde (günümüzdeki biyografi türüne benzer) yazarın kendi görüşüne göre değerlendirmelerinin, övgülerin ya da yergilerin bulunduğunu görüyoruz.  Tanzimat Döneminde ilk eleştiri yazısının Namık Kemal'in, "Edebiyatımız Hakkında Bazı Mülahazatı Şamildir" adlı yazı olduğu söylenir. Ziya Paşa'nın "Şiir ve İnşa" adlı makalesinde eleştirel bir bakış vardır. Ziya Paşa'nın "Harabat" adlı antolojisinin önsözünde yer alan görüşlerine Namık Kemal tepki göstererek Tahrib-i Harabat adlı eseri yazar. Bu eser edebiyatımızda eleştiri türündeki ilk eser kabul edilir. Bunu Takip adlı yine eleştiri türündeki eser takip eder.
Tanzimat'ın ikinci döneminde kafiye tartışmaları ve bununla ilgili eleştiriler dikkat çeker. Eski edebiyatı savunan Muallim Naci kafiyenin göz için olması gerektiğini savunur ve düşüncelerini "Demdeme" adlı eserinde dile getirir. Yeni edebiyat taraftarı Recaizade Mahmut Ekrem ise kafiyenin "kulak için" olması gerektiği düşüncesindedir. Recaizade, kafiye anlayışını, eleştirilerini "Zemzeme" adlı şiir kitabının önsözünde ortaya koyar.
Servet-i Fünun Döneminde eleştiri türü olgunlaşmaya başlar. Bu dönemde sadece eleştiriyle ilgilenen yazar Ahmet Şuayp'tır. Hüseyin Cahit Yalçın, Servet-i Fünun'u eleştirenlere cevap verir. Tanzimat sanatçısı Ahmet Midhat Efendi "Dekadanlar" yazısıyla Servet-i Fünuncuları eleştirir.
Milli Edebiyat Döneminde Ömer Seyfettin, Ali Canip, Fuat Köprülü dikkat çekerler. Cumhuriyet'in ilk yıllarında   Ahmet Hamdi Tanpınar, Sabahattin Eyüboğlu, Nazım Hikmet eleştiriye katkı sağlayan sanatçılardır. Nurullah Ataç, Mehmet Kaplan, Suut Kemal Yetkin, Vedat Günyol, Asım Bezirci, Fethi Naci gibi eleştirmenlerimizi sayabiliriz.

4. Öznel ve nesnel eleştirinin özelliklerini araştırınız.
Öznel eleştiride eleştirmen bir eseri kendi beğenisine göre değerlendirir. Kişisel beğeni bir eserin gerçek değerin ortaya koymaz. Öznel eleştiriye izlenimsel eleştiri de denir.İzlenimsel eleştiride eserin sanatsal yönüne ağırlık verilir.
Nesnel eleştiride hareket noktası eserin kendisidir. Eleştirmen kişisel yargılardan mümkün olduğunca kaçınmaya çalışır.
HAZIRLANALIM
11. Sınıf Dil ve Anlatım Evrensel İletişim Yayınları SAYFA 163
1. “Eleştiri” kavramından ne anladığınızı söyleyiniz.
Eleştiri, bir kişinin ya da bir eserin olumlu ve olumsuz yanlarını ortaya koymak demektir.
2. Okuduğunuz bir kitabın hoşunuza giden veya gitmeyen yönlerini açıklayınız.
3. “Eleştirme ileriye doğru bir sıçramadır. Gayesi, daha önce sıçramış olan sanatçıya toplumu ulaştırmak, ikisini birbirine bağlamaktır.” [Pierre Roche (Pier Roş)] özdeyişinden hareketle eleştirilerin amacını açıklayınız.
Eleştiride amaç, iyi olanın değerini ortaya koymaktır. Eleştiri, yol gösterici, bilgilendirici, aydınlatıcı olmalı. Eleştiri değerleri ortaya çıkarabilir. Tanınmamış nice başarılı sanatçıları topluma tanıtabilir. Sanatçının artılarını, eksilerini ortaya koyarak sonraki çalışmalarında onlara yol gösterebilir
Read more