Maurits Cornelis Escher Kimdir? Eserleri Nelerdir?

Maurits Cornelis Escher veya daha çok kullanılan şekliyle M.C. Escher 1898 yılında Hollanda’da doğdu. 1918 yılına kadar, inşaat mühendisi olan babası George Escher, annesi Sarah ve dört erkek kardeşiyle birlikte, doğduğu kent olan Arnhem'de yaşadı. Okul hayatı hiçbir zaman iyi olmayan M.C. Escher, çizimlerini gösterdiği grafik öğretmeni Samuel Jessurun de Mesquita’nın da tavsiyeleriyle grafik üzerine çalışmayı uygun gördü.

Grafik eğitiminden mezun olduktan sonra hayatının her zaman önemli bir kısmını oluşturacak olan seyahat zevkinin etkisiyle İtalya'ya gitti ve burada birçok çizim yaptı. 1922'de İspanya'yı ziyaret edip birkaç yıl sonra tekrar İtalya'ya gitti. 1924 yılında burada Jetta Umiker ile evlendi ve çift uzun süre Roma'da yaşadı. İtalya'nın etkisi çizimlerinden eksilmeyecek, birçok çalışmasında İtalya'ya dair şeyler yer alacaktı. 1935 yılında çok sevdiği İtalya’dan, yükselişteki faşist hareket yüzünden, ailesiyle beraber İsviçre'ye taşındı. Başlarda İsviçre'yi pek sevemeyen aile, uzun Akdeniz gezilerine çıktı, bu geziler Escher'in eserlerini etkiledi.
1937'de eserlerinin birkaçını gösterdiği kardeşi Berend, onu matematiğe yönlendirdi ve Escher'i matematikle tanıştıran kişi oldu. Escher simetri üzerine çalışmaya okuduğu bazı makalelerin tesiriyle başladı. 1937'nin sonlarına doğru ailesiyle Belçika'ya taşındı. 1941'de Alman işgali yüzünden ailesiyle beraber Belçika'dan Hollanda'ya kaçmak zorunda kaldı. Sonraki yıllarda gelecekte çok ünlü olacak birçok çalışmasını yaptı. 1950'lerin ortalarında ilgisi sonsuzluğun (2 boyutlu bir düzlemde) tasvirine kaydı. Daha sonra 1958'de tanıştığı Coxeter ile ömür boyu arkadaş kaldı ve Coxeter'in çalışmaları Escher'in birçok eserine ilham kaynağı oldu. Aynı yıllarda büyük bir üne de kavuşmuştu Escher, 2 boyutlu ve 3 boyutlu öğeleri aynı anda içeren birçok çalışmaya imza attı. 1962'de hastalanıp hastaneye kaldırıldı, 1964'de yeniden hastalandı. 1970'de bir kez daha hastahaneye kaldırıldı ve 1972 yılının 27 Martında, Hilversum'da kaldığı hastahanede vefat etti. Son çalışması, yaklaşık altı ayını almış olan, ve 1969'da sergilediği Yılanlar idi.

Escher, 1936'daki İspanya gezisinde Elhambra Sarayı ve Kurtuba Camisi duvar çinilerinden etkilenerek olgun üslubunu geliştirmeye başladı.. Kuş, balık gibi figürlerininin yinelenerek deseni oluşturduğu yapıtlarında, dış çizgi, biçimi zeminden ayıran bir öğe olmaktan çıkar, yer yer zemini de biçime dönüştürebilmektedir. "Reptiles" adlı yapıtında, kağıt üstünde yer alan zemin ve biçimin birbirine geçtiği iki boyutlu soyut çizim, metamorfoz ve yineleme yoluyla üç boyutlu somut figürlere dönüşür..

Sürrealist nitelikler de çağrıştıran 1944'den sonraki yapıtlarında, göz yanıltıcı perspektifle mekansal yapıya şaşırtıcı bir üç boyutluluk kazandırır..

1954 yılında ünlü İngiliz matematikçisi Coxeter ile tanışır. Onun makalelerindeki kuralları temel aldığı çalışmalar yapmaya başlar. Escher, bu alanda kendini geliştirmeye başladı ve çalışmaları için çerçeve olarak kullanacağı çemberlerden ve dörtgenlerden oluşan birçok çizim ortaya çıkardı. 1955’de Coxeter, Escher’in, çizimlerinde matematiksel mükemmelliği ortaya koyduğunu kanıtlayacak matematiksel ispatları içeren bir makale yazdı.

Önceleri kimsenin pek de tanımadığı Escher, 1956 yılındaki sergisinin Time Dergisi'nde yer almasıyla dünya çapında ün kazanmır.

Temel düzeyin dışında formal bir matematik eğitimi almamasına karşın, eserlerinde yer alan olanaksız nesneler, uzaysal yanılsama ve tekrarlanan geometrik şekiller (teşellations) matematikçiler tarafından büyük ilgi gördü. İşin ilginç yanı ise Escher kendisini ne sanatçı, ne de matematikçi olarak görmüştür.

Escher'in çalışmalarının bir kısmı matematikte "uzay mantığı" olarak adlandırabileceğimiz alana girmekter. Fiziksel nesneler arasındaki uzaysal ilişkiyi bilerek bozduğu çizimleri, bazen optik yanılsama olarak da adlandırılan görsel paradoksa neden olur.

Escher, uzayın geometrisinin onun mantığını belirlediğini, benzer şekilde uzayın mantığının da onun geometrisini belirlediğini anlamıştı. Bazı eserlerinde içbükey ve dışbükey nesneler üzerindeki ışık ve gölgelerle oynayarak optik yanılsama yaratır.

Escher'in üzerinde önemle durduğu diğer bir konu ise perspektiftir. Rönesans zamanında ortaya çıkan ve günümüzde projektif geometri adı verilen matematik alanının başlangıcını oluşturan perspektif kurallarına göre herhangi bir perspektif çizimde, gözler için sonsuzdaki noktalara karşılık gelen kaçış noktaları bulunur. Escher, bazı çizimlerinde alışılmışın dışında kaçış noktaları kullanarak paradokslar yaratmıştır. Beş ayrı kaçış noktası kullandığı "High and Down"da, resmin üst yarısında yukarıdan bakılıyormuş gibi gördüğümüz sahne, resmin alt yarısında aşağıdan bakılıyormuş gibi görülmektedir.

Escher' in görsel yanılsama yaratırken kullandığı yöntemlerden bir diğeri ise, beynin iki boyutlu görüntüdeki görsel ipuçlarından oluşturduğu üç boyutlu nesneler üzerindeki ısrarcı varsayımlarıdır. "Belvedere" adlı eserinde, ünlü matematikçi Roger Penrose'un 1958'de yayınlanan görsel yanılsama konulu makalesinde açıkladığı "olanaksız üçgen"inden esinlenir. Görsel ipuçları gözetleme kulesindeki sütunları hem önde, hem arkada gibi algılamamıza sebep olmaktadır. Önde oturan adam elinde "olanaksız bir nesne" tutmaktadır.

Escher, "Waterfall"da iki Penrose üçgeni kullanarak "olanaksız durum" yaratmıştır. şelaledeki, su aşağıdaki arktan yukarı akıp, tekrar tekrar dökülebilmektedir.

Yaşadığı yıllarda; ünlü topolog A.F. Möbius’un ortaya koyduğu, “Möbius Bandı”nı da içeren topoloji biliminden çok etkilendi. Sonraki yıllarda İngiliz Matematikçi Roger Penrose’dan bu konuyla ilgili çok şey öğrendi ve bu bilgisini, “Şelale” veya “Yukarı ve Aşağı” adlı çalışmaları gibi birçok imkansız “etching (özel bir baskı tekniği)”in tasarımında kullandı.

Tarzı, 1960’lı yıllarda soyut resmin yaygınlaşmasıyla başlayan Op-Art akımını de etkiler. 
Read more

Cebir Nedir? Cebirin Tarihi


 
Cebir Nedir ?
Cebir, yapı, bağıntı ve nicelik üzerine uğraşan bir matematik dalıdır. Bilinmeyen değerlerin, simge ve harflerle betimlenerek kurulan denklemlerle bulunması (ya da bilinmeyenlerin arasındaki bağıntının bulunması) temeline dayanır.
Cebir İsmi Nereden Gelir ?

Cebir
 ismi Arap kökenli İslam Alimi El Cabir Bin Hayyam’ın isminden gelir. Bu alim cebirsel ifadeleri, denklemleri bulan ve ilk kullanan bilgindir. Daha sonra cebiri kullanan ve geliştirenler de İslam bilginleridir. Zaten ingilizce’de de cebirin karşılığı Algebra’dır! Algebra, El Cabir’den gelen bir isimdir.


Cebir’e neden ihtiyaç duyulmuştur? 

Cebir yapı, bağlantı ve miktar üzerine uğraşan bir matematik dalıdır. Bilinmeyen değerlerin, işaret ve harflerle sembolize edilerek kurulan denklemlerle bulunması (yada bilinmeyenlerin arasındaki bağlantının bulunması) esasına dayanır. Cebir temellerini El Harezmi’den alır. Cebirardı Harezmi’nin “El’Kitab’ül-Muhtasar fi Hısab’il – Cebri ve’l-Mukabele” adlı eserinden gelmektedir. Bu eser aynı zamanda doğu ve batının ilk cebir kitabı olma özelliğini taşımaktadır. El Harezmi’den bu yana cebir çok değişmiştir. Cebir bilim dalı, aritmetiğin çözemediği pek çok problemi çözebilmektedir.

Cebir ilk defa ne zaman ve kim tarafından kullanılmıştır?

Cebir ile ilgili en eski bilgiler M.Ö. 1700-1600 dan kalan eski Mısır papirüsleri üzerinde yazılmış olarak bulunmuştur. Kullanımı bazı basit denklemlerin çözümlerinden ibaret olduğu ortaya çıkmıştır. Sonradan eski Yunan matematikçileri cebir ile geometriyi ortak kullanmışlardır. Euclid (M.Ö. 300) ve ilk olarak cebirsel semboller kullanan Diophanteus (M.Ö. 275) xy = k2 , x+y = a , x2 – y2 = a2 biçimindeki denklemlerin çözümlerini aramışlardır. Eski zamanlarda Çinliler ve Hintliler de denklem çözmeyi biliyorlardı; Brahmagupta (M.S.628), Mahavira (M.S. 850), Bhaskara (M.S. 1150) cebirsel yöntemlerle bir çok problemi çözmüşlerdir. İslam matematikçileri arasında Mohammed ibn Musa al-KhoWarizmi (M.S. 825) ve al-Karkhi (M.S. 1100) en ünlüleridir. Özellikle, al-KhoWarizmi’nin cebri avrupalılar üzerinde büyük etki göstermiştir. Avrupada ilk olarak, İtalyada cebir öğrenilmeye başlamıştır.Özellikle, ikinci ve üçüncü derece denklemlerin çözülmesine çalışılmıştır. Avrupada cebir ile uğraşan en eski matematikçiler Tataglia (1535), Cardan (1545), Ferrari (1540), Vieta (1590), Harriot (1600) , Descartes (1637) ve Wallis (1655) dir.Daha sonra,cebir Avrupalı matematikçiler tarafından geliştirilmiştir. Ruffini (1803), Abel (1824), Galois (1831) 19-uncu yüzyılın başındaki en önemli matematikçilerdir.

Cebir’de bilinmeyene neden x denilir?


Bu harfin kökeni Arapça “şey” kelimesine dayanıyor. Daha sonra İspanyolcaya çevrilen cebirkaynaklarında “xay” olarak gözüken ifade x olarak kısaltıldı ve cebir’in bilinmeyeni simgelemede kullandığı en tercih edilir harf haline geldi.

Hangi Bilimlerde cebir Kullanılır?


Matematik, Astronomi, Bilgisayar Programcılığı ve Tıp’ta cebir kullanılır.
İslamiyet”in başlangıç yıllarında; dini günlerin tespiti, namaz vakitlerinin belirlenmesi, takvim hazırlanması gibi problemlerle uğraşılmış olunduğu, o devir İslam matematikçilerinin, arazi ölçüleri, veraset hesapları, yükseklik tayini ve günlük yaşantı için gerekli pratik ölçme ve hesaplamalar hakkında bazı çalışmalarında cebirden faydalanmışlardır.

Cebir”in matematik bilimine sağladığı kolaylıklar


Cebir, bilinmeyen çoklukların, matematik sembolleri ile formüle edilerek kurulan denklikler yardımı ile ifadesi ve bu denkliklerin çözülmesini konu alır. Cebir bilim dalı, aritmetiğin çözemediği pek çok problemi çözebilmektedir.

Read more

Anlamı En Çok Merak Edilen Kelimeler


Türk Dil Kurumu’nun yenilenen internet sitesinde ‘Sıkça Sorulan Sorular’ kısmında en çok merak edilen adlar ve kelimelere yer veriliyor.
Sözlerle ilgili sorularda ‘Özlü söz, özdeyiş’ anlamındaki ‘Aforizm’, ‘Sigorta risklerine ve istatistiklerine dayanan’ anlamına gelen ‘Aktuaryal’ en çok merak edilen ilk iki sözü oluşturuyor.
‘Da, de bağlacı ayrı mı yoksa bitişik mi yazılır?’, ‘Özne-yüklem uyumu nedir?’, ‘Birleşik kelimeler nasıl hecelenir?’ ise dil bilgisi ile ilgili en çok sorulan sorulardan.
Siteden derlenen bilgiye göre, kullanıcılar en çok ‘Tanrı’nın kulu’ anlamına gelen Abdullah, ‘Hükümdar ya da kumandan asası’ anlamına gelen Arda ve ‘Asya’da Yenisey bölgesinde kurulan bir dil adı’ olan Arin’in anlamını merak ediyor. Merak edilen diğer isimler arasında ise, ‘Artun’, ‘Asel’, ‘Aylin’, ‘Baran’, ‘Baver’, ‘Baykal’ yer alıyor.
ANLAMI EN ÇOK MERAK EDİLENLER
“Aforizm” ne anlama gelmektedir?
Fransızcadan dilimize giren “aforizm” sözü, “özlü söz, özdeyiş” anlamını taşımaktadır.
“Aktuaryal”in anlamı nedir?
“Aktuaryel” kelimesi, “sigorta risklerine ve istatistiklere dayanan” anlamını taşımaktadır.
“Aşırma” ne demektir, “hırsızlık” sözü “aşırma” sözünü de kapsar mı?
“Aşırma” sözü Güncel Türkçe Sözlük’te; “1.Aşırmak işi. 2.(edebiyat) Başkalarının yazılarından bölümler, mısralar alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik biçimde anlatma, intihal. 3.(sıfat) Aşırılmış. 4.Yapı çatılarında uzun mertek, aşık. 5.(isim, halk ağzında) Küçük kazan, kova, bakraç.” anlamlarını taşımaktadır. “Aşırmak” ise; “1.Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden öte yanına geçirmek. 2.argo Çalıp götürmek. 3.Tehlike içinde bulunan bir şeyi acele kaçırmak. 4.(edebiyat) Başkasının eserinden parçalar alıp kendisininmiş gibi göstermek.” anlamlarındadır. Görüldüğü üzere, Güncel Türkçe Sözlük’te “aşırma”; “aşırmak işi” olarak tanımlanmıştır. “Aşırmak” sözünün ikinci anlamı da “çalıp götürmek” olarak verilmiştir. “hırsızlık” sözünün de Güncel Türkçe Sözlük’te, “çalma, arakçılık” olarak tanımlandığı düşünülürse, “aşırma” sözünün “hırsızlık” anlamını da içinde barındırdığı görülecektir.
“Atay”ın anlamı nedir, Türkçe bir söz müdür?
“Atay” sözü “herkesçe bilinen, tanınmış, ünlü” anlamında Türkçe bir sözdür.
“Azam” sözü ne demektir?
“Azam” sözü, Arapça bir söz olup “büyük” anlamını taşımaktadır.
“Andil” sözü ne demektir?
Türkçe olan “andil” sözü, “1. Ölüden kalan eşya, sahipsiz kalan eşya, soyka (I). 2. Sümüklü.” anlamlarını taşımaktadır.
“Birikimli kişi” sözü ne demektir?
“Birikimli kişi” sözü, “birikimi olan kimse” yani “gözlemler, deneyler sonucu elde edilmiş şeylerin bütününe sahip olan kimse” anlamındadır.
“Buyurun” sözü sözlüğünüzde neden yok?
“Buyurun” sözü, “buyurmak” fiilinin ikinci çokluk kişi ekini almış biçimidir. Sözlüklerde fiillerin ek almış biçimlerinin bulunması uluslararası sözlük bilimi kurallarına uymamaktadır. Bu nedenle Güncel Türkçe Sözlük’te “buyurun” sözüne yer verilmemiştir.
“Çarmıh” sözünün kelime anlamı nedir?
“Kim 500 Milyar İster?” yarışma programında Farsça “dört” anlamındaki “çar” ve yine Farsça “çivi” anlamındaki “mıh” sözlerinden oluşmuş olan “çarmıh” sözünün kelime anlamı sorulduğu için “dört çivi” cevabı doğrudur.
“Dolayım” sözü ne anlama gelmektedir?
“Dolayım” sözü, “bilgi ve düşüncenin ilerleyişine dayanak olan ara duraklar” anlamını taşımaktadır.
“Erkek hemşire” kullanımı doğru mudur?
“Hemşire” sözü, “meslekî eğitim almış, hekimle iş birliği yaparak hastaya bakan sağlık çalışanı.” anlamındadır. “Erkek hemşire” sözünün kullanılmasında bir sakınca bulunmamaktadır.
“Evrak” sözünün anlamı nedir?
“Evrak, “1.Kâğıt yaprakları, kitap sayfaları. 2.Yazılmış kitaplar, mektuplar veya yazılar.” anlamındadır.
“Fendi” sözü ne demektir?
“Düzen, hile” anlamındaki sözün yalın biçimi “fent”tir. Güncel Türkçe Sözlük’te bu biçimiyle bulunmaktadır. Söz ünlü ile başlayan bir ek aldığında “fendi, fendine” biçimlerine dönüşür.
“Girişimsel” sözü ne anlama gelmektedir?
İngilizce tıp terimi olan “invazif” sözünün Türkçe karşılığı olan “girişimsel” sözü; “kapalı olan damarları özellikle kalp damarlarını açmak, sten takmak vb. tedavilerde iğne ile yapılan işlem biçimi” ve sıfat olarak da “girişimle ilgili” anlamlarını taşımaktadır.
“İhtiyar heyeti”ndeki “ihtiyar” sözü “yaşlı” anlamıyla mı kullanılıyor?
“Köy tüzel kişiliğinde, muhtar başkanlığında görev yapan kişilerden oluşan yetkili organ” anlamındaki “ihtiyar heyeti” sözündeki Arapça “ihtiyar” sözü “seçme” anlamındadır.
“İkrazat” sözü ne anlama gelmektedir?
Arapça olan “ikrazat” sözü, “ikraz”ın çoğuludur. “İkraz” ise Güncel Türkçe Sözlük’te; “borç veya ödünç verme” biçiminde tanımlanmıştır. Okyanus Ansiklopedik Sözlük’te de “ikraz”; “ödünç (borç) verme; vadesinde iade etmek ve faiz getirmek üzere, çoğunlukla şahıs veya maddî teminat karşılığında ödünç para verme” olarak tanımlanmıştır.
“Jimnastik” biçimi mi , “cimnastik” biçimi mi doğru?
Dilimizde yaygın yanlış olarak kullanılan sözlerin bazılarına Güncel Türkçe Sözlük’te yer verilmiştir. Bu sözlerin yanlış yazımını bakınız ibaresiyle doğrusuna göndermekteyiz. Sözün tanımı, yazımı doğru olan maddede verilmektedir. Örneğin; yaygın yanlışlardan biri olan “sarmısak” sözü, Güncel Türkçe Sözlük’te “bakınız sarımsak” ibaresiyle yer almıştır. Tanım da “sarımsak”sözünde verilmiştir. Aynı kural, yazılışı ve telâffuzu “cimnastik” olarak yanlış bilinen söz için de geçerlidir. Sözlük’te yaygın yanlış olarak bilinen “cimnastik” sözünü arayan kişileri, “bakınız jimnastik” diyerek doğru olan maddeye yöneltiyoruz. Bu yöntem, sözleri ararken yanlış yazanlara sözlerin doğru biçimlerini göstermek için benimsenmiştir. Sözün doğru yazılışı “jimnastik”tir.
“Kabzımal” veya “komisyoncu” sözlerinin yerine ne kullanılabilir?
Güncel Türkçe Sözlük Çalışma Grubu “kabzımal” veya “komisyoncu” olarak kullanılan kavramlar için “sebze meyve toptancısı” tabirini önermiştir.
“Ke” veya “ka” hangisi doğru?
“K” harfinin okunuşu alfabedeki diğer harfler gibi “ke” biçimindedir.
“Kunt” ne demektir?
“Kunt” sözü; Farsça bir söz olup “ağır, kalın, dayanıklı ve sağlam” anlamını taşımaktadır. Ayrıca bazı yörelerimizde “1. Yuvarlanmış hamur bezesi. 2. Tepelikli, gagasının üstü güllü, ayakları çakşırlı büyük bir çeşit güvercin. 3. Beyaz, sık taneli bir çeşit üzüm.” anlamlarında kullanılmaktadır.
“Lâkaplaşmak” diye bir söz kullanılabilir mi?
Türkçede “lâkaplaşmak” biçiminde bir kullanım bulunmamaktadır.
“Liboş” sözü “li+boş” biçiminde bitişik bir söz müdür?
“Fatma” adının halk arasında “Fatoş” biçiminde kullanılması gibi “liboş” sözü de, “serbest ekonomiden yana olan kimse” anlamındaki “liberal” sözünün halk arasında kullanılan bir biçimidir.
“Loğusa” mı, “lohusa” mı?
2000 baskılı İmlâ Kılavuzu ile Güncel Türkçe Sözlük’te farklı yazımlar var.
“Loğusa” sözünün doğru kullanımı Güncel Türkçe Sözlük Çalışma Grubunca “lohusa”olarak belirlenmiştir. Her hafta güncellenen ve bu nedenle de adı Güncel Türkçe Sözlük olarak konulmuş olan sözlüğümüzde bu biçime yer verilmiştir. İmlâ Kılavuzu’nun yeni baskısında da bu söz “lohusa” olarak yer alacaktır.
“Lümpen” ne demektir?
Lümpenkelimesi:”1.Marksçılık akımına göre toplumsal sınıf bilinci olmayan. 2.Entelektüel olmayan.” anlamlarını taşımaktadır. Güncel Türkçe Sözlük’te de bulunmaktadır.
“Merdut” sözünün anlamı nedir?
“Merdut” sözü, Arapça bir söz olup; “1. Kovulmuş, dışarı atılmış, reddolunmuş. 2. Kabul edilmeyen, hoş görülmeyen, geri çevrilmiş. 3. (Delil, söz, vb. hakkında) Çürütülmüş. 4. Allah’ın rahmetinden uzak düşmüş, lânetlenmiş.” anlamlarındadır.
“Müstekbir” ne demektir?
Arapça olan “müstekbir” sözü, “kibirlenen, kendini büyük gören, büyüklenen” anlamlarını taşımaktadır.
“Nezdinde” mi “nezrinde” mi sözü “yanında” anlamını taşımaktadır?
“Nezdinde” sözü, “yanında, huzurunda, gözetiminde” anlamlarını, “nezrinde” sözü ise “adağında” anlamını taşımaktadır.
“Perküsyon”sözü Güncel Türkçe Sözlük’te bulunamadı.
“Perküsyon” sözü “vurma çalgılar grubu” anlamıyla Güncel Türkçe Sözlük’e eklenmiştir.
“Rüküş” ne demektir?
“Rüküş” sözü, “gülünç bir biçimde giyinip süslenen (kadın)” anlamına gelmektedir.
“Sahne almak” kullanımı doğru bir kullanım mıdır?
Türkçede “sahne” ve “almak” sözleri yeni bir birleşik fiil oluşturarak “1. Şarkı söylemek ve gösteri yapmak amacıyla gerekli düzenlemeleri yapmak. 2. Sırası gelip sahneye çıkmak.” anlamlarıyla “sahne almak” biçiminde kullanılmaktadır. Bu söz standart Türkçenin söz varlığını içeren Güncel Türkçe Sözlük’te de bulunmaktadır.
Sözlüğünüzde kelimelerin kökenine, gramerdeki yerine, örnek cümlelerine, ilgili deyim ve atasözlerine neden yer vermiyorsunuz?
Genel Ağ’da kullanıma sunduğumuz Güncel Türkçe Sözlük’te sözlerin söylenişi yazılı olarak gösterilmekte, alıntı sözlerin orijinal biçimleri ve çevriyazıları (transkripsiyon) da verilmektedir. Sözlerin gramerdeki türü ve anlamları verildikten sonra, sözün içinde geçtiği örnek cümleler de gösterilmektedir. Aranan söz ile ilgili deyim ve atasözü varsa bunlar da aynı sayfada yer almakta ve bir tıklamayla ulaşılmaktadır. Yine aranan sözün içinde yer aldığı birleşik sözler de aynı sayfada gösterilmekte, bir tıklamayla bu sözlere de ulaşılabilmektedir. Örnek olarak doğu kökenli bir söz olan “avize” sözüne veya batı kökenli “barfiks” sözüne ve benzeri sözlere bakarsanız bütün bu bilgilerin yer aldığını göreceksiniz.
“Talimat” sözü tekil midir, çoğul mudur?
“Talimat” sözü, Arapçada “talim” sözünün çokluk biçimidir. Tıpkı Arapçada “velet” sözünün çokluk biçimi olan “evlât” sözünün Türkçede teklik olarak kullanılması gibi “talimat” sözü de teklik biçimiyle galat olarak kullanılmaktadır.
“Tenfiz” ne anlama gelmektedir?
Arapça bir söz olan “tenfiz”; “hükmünü yürütme” anlamını taşımaktadır.
“Teokrat” sözü ne demektir?
Fransızca bir söz olan “teokrat” sözü, “teokrasiye dayanan iktidar sahibi kimse” anlamındadır.
“TÜFE” ve “TEFE” kısaltmalarının açılımları ve anlamları nedir?
“Tüketici Fiyat Endeksi”nin kısaltması olan TÜFE, ülkemizde ekonominin temel göstergelerinden biri olarak kabul edilmektedir. TÜFE verileri Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından hesaplanmaktadır. TÜFE, kullanılan tüm mal ve hizmetleri kapsarken; ekonominin bir başka önemli unsuru olan TEFE “Toptan Eşya Fiyat Endeksi”, sadece insanların kullandıkları tüm malların ham maddelerini kapsar ve hizmet giderlerini içermez. Türkiye’de yıllık enflasyon oranının hesaplanmasında bu iki göstergeden yararlanılır.
“Varak” sözünün anlamı nedir?
“Varak” sözü “1.Yaprak. 2.Yazılı kâğıt. 3.Altın, gümüş veya başka madenler dövülerek oluşturulan ince yaprak.” anlamlarını taşımaktadır.
“Vecd” sözü Güncel Türkçe Sözlük’te bulunmamaktadır. Alınmasını rica ediyorum.
“Sevgi veya heyecandan doğan coşkunluk, kendinden geçme, esrime.” anlamındaki Arapça “vecd” sözü Türkçede “vecit” biçiminde kullanılmaktadır. Söz, bu biçimiyle Güncel Türkçe Sözlük’te bulunmaktadır. Türkçede yalın biçimi iki heceli olan “vecit” gibi doğu dillerinden özellikle Arapçadan geçmiş bazı alıntı kelimeler, ünlü ile başlayan bir ek aldıklarında ikinci hecedeki dar ünlü düşer. Sonunda bulunan ötümsüz ünsüz de ötümlüleşir. Buna göre “vecit” sözü ünlü ile başlayan bir ek aldığında “vecdi” biçiminde yazılır ve söylenir.
“Vechi” sözü Güncel Türkçe Sözlük’te yok. Neden?
“1. Yüz, çehre. 2. Yol, tarz.” anlamlarındaki Arapça “vech” sözü Türkçede “vecih” biçiminde kullanılmaktadır. Güncel Türkçe Sözlük’te bu söz bulunmaktadır. Türkçede yalın biçimi iki heceli olan “vecih” gibi doğu dillerinden özellikle Arapçadan geçmiş bazı alıntı kelimeler, ünlü ile başlayan bir ek aldıklarında ikinci hecedeki dar ünlü düşer. Buna göre “vecih” sözü ünlü ile başlayan bir ek aldığında “veçhi, veçhile” biçiminde yazılır ve söylenir.
“Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü” mü doğru yoksa “zürafanın düşkünü beyaz giyer kış günü” mü doğru?
Zürefa sözü, “zarifler” anlamında “zarif” sözünün çokluk biçimidir. Daha önce iyi bir durumda olan kişinin bu konumunu kaybettiğinde uygun olmayan, yersiz davranışlarda bulunması hâlinde söylenen sözün doğru biçimi, “zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü biçimindedir.
Read more

Spor Ve Fair Play Arasındaki İlişki Nedir? Fair Play Nedir


FAİR PLAY ÜZERİNE…
Fair-play kavramını duyuyoruz, anlatıyoruz. Yaşıyor ve yaşatmaya çalışıyoruz. Peki ama nedir? Nereden gelir? Neyi anlatır? Ya da anlatmaya çalıştıklarını yeterince biliyor ve algılayabiliyor muyuz?
Anglosakson kökenli olan bu kelime zaman içinde gelişim gösterse de kökleri 15. Yüzyıl şövalye dövüşlerine dayanır. Şövalyeler centilmenlik dışı davranan, birbirlerine sert ve hoş olmayan şekilde müdahale eden, oyunların kuralsal yaklaşımına hileli atıflar yapmaya çalışanlar için “faul-play” kavramını kullanmıştır. Hatta William Shakespare 16. asırdaki eserlerinde bu kavramı yazılarına taşımıştır.
Günümüz yaklaşımında ise “dürüst oyun” tanımlaması uygunluk gösterir. Sporda centilmenlik anlamına geldiğini ise dünyanın tüm ülkeleri bilmektedir.
Buradan biraz daha derinlere açılalım;
İngilizce kelimede fair = güzel, zarif, hoş, lekesiz, saf, dürüst, adil, anlamına gelir. Bu kavram sporla birleştirildiğinde,

Hakca oyun,
Kurallara bağlılık,
Rakibe saygı,
Haksız avantajdan kaçınma,
Rakibin haksız dezavantajlarından faydalanmama,
Rakibi yenmek değil beraber olmaktan zevk almaya,
Attığın gol kadar, yediğin gole de saygı duymayı ifade eder.
Fair play kavramı sadece sporcu-hakem ya da iki sporcuyu ilgilendirmez. Seyirciden masöre, teknik adamdan top toplayan çocuklara, yöneticiden müsabakayı kaleme alanlara, özetle katılım gösteren herkese yöneliktir.
İlke basittir:
“Takımınızı destekleyebilirsiniz, ama karşı takıma hakaret etmeye hakkınız yoktur.”
Bu tanımlamadan yola çıkarak toplumsal bilinci yaratmak ve sporun ana ögesi haline gelen fair-play ruhunu yaşatmak gerekir. Çağımızın en ilgi çeken sporu olan futbola bunu yaydığımızda yüzümüze tokat gibi çarpan bir gerçekle karşılaşırız…
“Futbolun bir ruhu vardır. Ruhlar kırılgandır. Bir süreliğine ayaklar altına alınabilir. Parça parça edilebilir. İnkar edilir, hatta dövülebilir. Ama her darbe onu daha da yıpratır. Yok edilişe sürükler. Ama kaybolmasına izin verilmemelidir. Çünkü kaybolan ruh tekrar bulunamaz. Geride hatıralar, geride özlemler bırakır. Ortada ruhsuz bir futbol kaldığında oyunun milyonlarca taraftarının ne yapacağı meçhuldür”
Ruhunu korumak adına o yapıyı oluşturan ruh kavramını yaratan fair play destekli ögelere sahip çıkılmalıdır. Bunun için dünya, fair-play kavramına sarılmalı ve destek olmalıdır. Türkiye bu konuda adımı dünya ülkeleri ile eş zamanlı atmıştır.
“Uluslararası olimpiyat komitesi (IOC), 1981’de uluslararası fair-play konseyini (CIFP) tanıyıp onu bir kuruluşu olarak kabul etmesinden sonra fair-play, IOC’ye bağlı milli olimpiyat komitelerince gündeme alındı. IOC”nin her komitede fair-play’le ilgili bir komisyon kurulmasını tavsiye etmesine üzerine TMOK da bu konuda çalışmalara başladı. 26 Ocak 1982’de Turgut Atakolun başkanlığındaki TMOK yönetim kurulu fair-play sorumlularını tespit etti.” Türkiye bu konuda üzerine düşeni yapmaya çalışırken, futbol federasyonu 1999 yılında bunu Türkiye için yazılı doküman ve uyulması gerek kural olarak değerlendirdi.
Ve bakın 5. Maddede ne dedi:
“Futbol oyununu dürüstlük içinde oynama, rakibine sportmence davranma düşüncesinden hareketle, müsabakalara katılan kulüpler, oyuncular, hakemler, teknik yönetici, öğretici ve eğiticiler ve seyircilerin:
a- oyun ve yarışma kurallarına riayet etmeleri, b- karşı takım oyuncularına, maçı yönetenlere, maçla ilgili diğer görevlilere, seyircilere, basın ve yayın temsilcilerine sportmence davranmaları ve bu konuda her türlü çabayı harcamaları, c- maçlara katılan herkesin, maçtan önce, maç sırasında ve maç sonrasında, maçın sonucuna ve maçı yönetenlerin verdiği kararlara saygılı davranmaları, fair play hareketleridir.”
Başarıyı bulmak, bu ruhu korumak adına dünyada her yıl yeni desteksel hamleler şekillenmektedir.

Read more

Catalina Otalvaro Kimdir? Kaç Yaşındadır?


Adriana Lima’nın tahtında 19′luk güzel!
Ünlü süpermodelin tahtı sallanıyor
Henüz 19 yaşında olmasına rağmen şimdiden dünyaca ünlü markalarla çalışmaya başlayan Kolombiyalı model Catalina Otalvaro, moda dünyasında yeni Adriana Lima olarak lanse ediliyor.
Muhteşem vücut hatları ve kusursuz güzelliğiyle görenlerin aklını başından alan ve Brezilyalı süpermodel Adriana Lima’nın veliahtı olarak gösterilen Otalvaro, fakir bir ailenin kızı ve bir ajans sahibi tarafından alışveriş yaparken keşfedildi.
Kaynak MEDYAFARESİ

catalina otalvaro

Read more

Öğretici Metinler Nedir? Öğretici Metinlerin Özellikleri


öğretici, tartışmacı, kanıtlayıcı, açıklayıcı metinler

Örnek Metin:

Yazarlık yeteneği yiter mi?

Eskiden yitmeyeceği kanısmdaydım. Yazar nihayet, ilerleyemez, bir noktada kalırdı; niçin yeteneğini yitirsindi? Bu konuda okuduğum iki yazı bende karıncalanma yarattı. Bunlardan biri oldukça eski: Bir mizah dergisinde belki de bir Halkevi Dergisi’nde (unuttum şimdi), Hüseyin Rifat’ın eskiden ne güzel şiirler yazdığı, hatta Hayyam’dan ne güzel çeviriler yaptığı ama artık yeteneğini iyiden iyiye yitirdiği söyleniyordu. Fazla önemsememiş olacağım ki ya da Hüseyin Rifat gibi hiçbir zaman yakınlık duymadığım bir şairle ilgili bir saptama bende hiçbir izlenim uyandırmamış olacak ki okuyup geçmiştim. Sonra bir gün Sartre (Satr)’ın ‘Edebiyat Nedir?‘ini okudum (O kitabın çok önemli bulduğum son bölümü, yani yarısı Türkçeye çevrilmedi). Sartre da Fransız edebiyatında bazı yazarların yeteneklerini yitirdiklerinden söz ediyordu. O zaman, o Mizah Dergisi’ndeki ya da Halkevi Dergisi’ndeki yazı da dirildi, yem’ bir güncellik kazandı bende.
Ama yine de yalnızca bir soruydu bu benim için: Yazar, nasıl olurdu da yazarlık yeteneğini yitirirdi? Okumuş olduklarını hiç mi hiç okumamış, daha önemlisi, yazmış olduklarını hiç mi hiç yazmamış bir duruma nasıl gelebilirdi?
Bu iki yazıyı okuyuşumun üzerinden yıllar geçti. Sonunda şu kanıya vardım: Yitiyor, yitebiliyor. Bir şair bir gün daha kötü bir şair, bir yazar daha kötü bir yazar hâline gelebiliyor. Hatta, bir bakıma kendi eski yazdıklarının okuru olma düzeyini artık tutturamamaya başlıyor. Bunu, bir şairin, bir yazarın belli bir anda oluştuğu doruk anına ya da durumuna artık bir daha ulaşamaması gerçeğiyle karıştırmayalım. Koşullar değiştiği için geri düşmüş olmak da ayrı şey. Yeni durumlara ayak uyduramamadan da eskimiş olmaktan da başka bir şey benim demek istediğim. Başarısızlıktan söz etmiyorum.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu son yıllarda eskimişti. Ama bir Necip Fazıl Kısakürek’te bir yetenek erozyonu olmuştur. Bir Falih Rıfkı Atay da öyle… John Steinbeck (Con Staynbek)’in son yıllarında, böyle bir durum görülmüştür. Öyle ki bu yazara Nobel Ödülü’nün verilişi bazı çevrelerde sürpriz olarak karşılanmıştı.
Cemal Süreya

ÖĞRETİCİ METİNLER
1. TARİHÎ METİNLER: Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyetleri, kendi iç sorunlarını inceleyen bilim dalına “tarih” tarih incelemeleri sonucunda yazılan metinlere de tarihi metin denir.
2. FELSEFÎ METİNLER: Felsefe konularını ele alan, felsefi problemler üzerinde duran metinlere felsefî metin denir. Yunanca “seviyorum, peşinden koşuyorum, arıyorum” anlamına gelen “phileo” ile “bilgi bilgelik” anlamına gelen “sophia” sözcüklerinin birleşmesinden oluşan “felsefe” kavramı üzerinde herkesin uzlaştığı net bir tanım yoktur. İnsan yaşamının anlamıyla, varlık, bilgi ve değerle ilgili sorulara cevap bulmaya, bu konularda ortaya çıkan problemleri çözümlemeye çalışır. Felsefi düşünce, araştırmaya ve eleştirel bir tavra dayanan bir düşüncedir. Felsefi düşünce, kendisine veri olarak aldığı her türlü malzemeyi aklın eleştirici süzgecinden geçirir. Felsefe insanın yaşamını, değerlerini ve amaçlarını sorgulayan, bu alanda insan yaşamının ve eylemlerinin kendilerine dayanacağı genel ilkelerin bilgisidir.
3.BİLİMSEL METİNLER : Bilimsel bilgiyi iletmeyi sağlayan metinlere “bilimsel metinler” denir. Bu yazılarda açıklık ve kesinlik önemlidir. Alanında gerekli donanıma sahip kişilerce kısa, öz ve hemen anlaşılabilir tarzda yazılır. Bu yazıların en önemli amacı bilimsel iletişimi gerçekleştirmektir. Bilimsel metinler; bilimsel makale, tarama, değerlendirme yazıları, konferans raporları, toplantı özetleri olarak gruplandırılabilir. Bu metinler; başlık, özet, giriş, asıl metin, sonuç ve tartıma bölümlerinden oluşur.
4.GAZETE ÇEVRESİNDE GELİŞEN METİN TÜRLERİ:
MAKALE: Herhangi bir konuda bilgi verme, bir görüşü, bir düşünceyi savunmak, desteklemek veya ispatlamak amacıyla yazılmış yazılardır. Temel ögesi “düşünce” olan metin türüdür. Makaleler sanat, edebiyat, bilim siyaset ve toplumu ilgilendiren her konuda yazılabilir. Günlük gazete ve dergilerin dışında belirli bir bilim dalı ile ilgili makaleler de vardır. Her makale belirli bir alandaki uzmanlığın ürünü olmalıdır. Makalenin belli bir hedef kitlesi bulunur. Toplumun ilerlemesi açısından önemi vardır. Makalelerde kanıtlama vardır. Yazar işlediği konuyu her yönü ile araştırıp açıklamak ve okuyucuya benimsetmek durumundadır. Makalenin sonuç bölümünde değerlendirme yapılmalı ve öneriler sunulmalıdır.
DENEME : Denemeler özel görüş ve düşünceleri kesin kurallara varmadan iddiasız, söyleşi havası içinde anlatan metinlerdir. Her türlü konuda yazılabilir. Düşündürürken öğretici olmasından ve yazarın içtenliğinden gücünü alır. Ufuk açıcı özelliğe sahiptir. Denemelerde, felsefi, sosyolojik, ilmî, tarihi temalar ve olaylar bireysel dilin sağladığı rahat ve duygu yönü olan söyleyişle anlatılır. Deneme metinleri; öğretici ve eleştirel deneme, felsefî ve sosyal konularda bireysel düşünceyi ifade eden deneme olarak gruplanır.
SOHBET: Yazarın, herhangi bir konu üzerindeki kendine özgü düşüncelerini, duygularını okuyucularıyla karşılıklı konuşuyormuş gibi içten bir anlatımla ortaya koyan metinlerdir. Konuşma edasıyla, fikirleri derinleştirmeden ifade ederler. Anlatım biçimi samimi konuma tavrıyla beslenir. Sohbet metinlerinde mahalli ve kişisel söyleyişlere yer verilir. Her türlü konu işlenebilir. Ele alınan konu okuyucuyu sıkmadan günlük konuşma havası içinde verilir.
FIKRA : Günlük gazetelerde yayınlanan düşünce yazılarıdır. Her konuda fıkra yazılabilir. Fıkralarda geniş kitleyi ilgilendiren günlük olaylardan seçilmiş farklı konular ele alınır. Gazetelerde yayınlanan fıkralarla sözlü kültür ürünü olan fıkralar birbirinden ayrılır.l Fıkra yazarı öne sürdüğü görüşleri ispatlamak, verdiği bilgilerin doğruluğunu belgelemek zorunda değildir. Yazdığı konu ile ilgili kendi düşüncelerini, görüşlerini, duygularını rahatlıkla anlatabilir. Fıkralarda kesin bir sonuca varılmaz. Fıkra yazarı kişisel anlayışını herhangi bir kanıt göstermeden kendine özgü bir dille anlatır.
ELEŞTİRİ : Bu metinler eseri, yazarı, uygulamaları, dönemi ele alırlar. Nesnel ve öznel olanları vardır. Eleştiri ya doğrudan eleştirisi yapılacak olanın kendisinden veya onun hakkında verilmiş yargılara dayanılarak yapılır. Eser eleştirilerinde, eserin toplum açısından yararlı olup olmadığı incelenir. Genel olarak sonuca varılır.
RÖPORTAJ: Gazete haberlerinden daha genişletilmiş ve yazarın kişisel görüşleriyle zenginleştirilen yazılardır. Bir bölgeyi, bir kişiyi veya bir eşyayı konu alan röportajlar olabilir. Bu yazılarda konu olan habere röportajı yapan kişi de düşüncelerini ekler, insanın gördüğü ve bildiği şeyleri ustaca dile getirir. Röportajlarda alışılmıştan farklı yönleri fotoğraf, film ve ses kayıtlarıyla belgelemek önemlidir. Bu tür metinlerde öğretici, açıklayıcı, kanıtlayıcı, betimleyici anlatım kullanılabilir.
HABERYAZILARI : Kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla kullanılan metin türüdür. Verilen haberlerin güncel, doğru, kolay anlaşılır, ilginç ve önemli olması gereklidir. Haber yazıları kaynaklarına göre gruplandırılır. 5N 1K, haber yazılarında önemlidir.
5. KİŞİSEL HAYATI KONU ALAN METİNLER :
HATIRA : Anılar öğretici ve bilgi verici niteliktedir. Anı yazarı; yaşadıklarını, gördüklerini ve izlenimlerini aradan zaman geçtikten sonra yazar. Bu metinlerde yaşanılmış zaman dilimi “ben” etrafında anlatılır. Anılarda anlatılanların kanıtlanması amacı güdülmez. Olay, kişi, dönem hakkında bilgi, gözlem ve izlenimler anlatılır. Bu türde yazılmış metinlerde anlatılanlar bazen belge niteliği taşıyabilir.
GEZİ YAZISI : Gezilip görülen yerler hakkında yazılmış metinlerdir. Bu metinlerde görülen yer yazarın dikkati ile anlatılır. Yazar gördüğü yerlerle ilgili dikkatini çeken hususları ve izlenimlerini anlatır. Aynı yeri gezen iki gezi yazarının yazıları bu nedenle farklı olabilir. Bu yazılarda tanımlama, betimleme ve açıklama önemlidir. Bu metinler; görülen yerin kültür ve tabiat zenginlikleri, tarihi özellikleri, yaşama biçimi hakkında bilgi verdiği için önem taşır.
BİYOGRAFİ : Çeşitli alanlarda şöhret olmuş insanlar hakkında oluşturulan metinlerdir. Biyografinin boyutu, bur makale uzunluğunda olabileceği gibi kir kitap büyüklüğünde de olabilir. Biyografi yazılırken, biyografisi yazılacak kişiyle ilgili belgeler ve bilgilerin toplanması önemlidir. Ayrıca konu olan kişinin yaşadığı çevreyle ilişkisi kurulur. Ailesi ve çevresi hakkında bilgi toplanır. Çünkü söz konuşu kişinin mizacının ve bazı önemli kişisel özelliklerinin açıklanması gereklidir. Biyografi metinleri örnek teşkil ettikleri için eğitici yönleri de vardır.
MEKTUP : İnsanların duygu ve düşüncelerini birbirine iletmek için yazdıkları yazılardır. Mektupların; özel mektup, resmî mektup, iş mektubu, edebî mektup gibi türleri vardır. Özel mektuplar; açık, sade ve samimi bir ifade taşır. Dostlar arasında konuşulan her konuda özel mektup yazılabilir. Özel mektuplarda anlatım türünü yazanla okuyan arasındaki ilişki belirler.
GÜNLÜK : Günlükler yaşanılanların ve görülenlerin günü gününe yazılması sonucu ortaya çıkan metinlerdir. Bu metinler inandırıcı nitellik taşır. Yazıldığı günün tarihini taşır. Bu yazılarda yaşananlarla ve görülenlerle yazıda dile getirilenler arasında herhangi bir zaman farkı yoktur. Günlükler genellikle okuyucu düşünülmeden yazılır. Bu yazılarda gözlem önemlidir. Günlük yazarı gördüğünü ve yaşadığını, duygularını, düşüncelerini içtenlikle ifade eder. Bu metin türü; anı, gezi yazısı, roman gibi metin türlerinde kullanılır.
Konu olarak ise “Globalleşen dünyada devlet ve sınırlar” diye bir yazı yazmak bir öğretice metindir
Read more

Haber Yazısı Nedir? Türü ve Haber Yazısı ,Türüne Örnekler


“Haber Yazısı” Türü-“Haber Yazısı” Türüne Örnekler

Tanımı

Haber, belli bir zamana ait olayları hemen bildiren, geniş bir okur kitlesini ilgilendiren, değeri de ilgilendirdiği okur sayısıyla ölçülebilen, gazetenin temel unsurudur.

Haber gazetenin özüdür. Haber içeren yazılara da “haber yazısı” denir.
Haber Çeşitleri
1. Resmi Haberler: Resmi haberler, resmi ve özel kuruluşlardaki yetkili kişilerden alınan haberlerdir.2. Özel Haberler : Özel haberler, halk arasından toplanır.3. Ajans Haberleri: Ajans, haber toplama ve yayma işleriyle uğraşan kuruluştur.
Haberde; yurtiçindeki, yurtdışındaki önemli ya da ilginç olaylar kısa ve özlü bir biçimde halka sunulur, gerekirse resimle, fotoğrafla desteklenir.



Haber Yazısının Özellikleri
  1.  Önemli günlük olayları içerir.
  2. Anlatım kısa ve özdür.
  3. Alışılagelenin dışında olmasıyla önem taşır. Bunun için Lord Nothclıffe’nin “Bir köpek, bir adamı ısırsa bir haber değildir; fakat bir adam bir köpeği ısırırsa bu bir haberdir.”sözü haber yazısının öneminde kıstas olarak kabul edilir.
  4. Geniş bir okur kitlesini ilgilendirir.
  5. Etkili olması için en kısa zamanda yayınlamlanır.
  6. Bir haber yazısında “5N+1K” kuralı aranır.
  7. Haber yazıları giriş ve gövde bölümlerinden oluşur. Girişte olay özetlenir. Gövde bölümünde ise açıklama yapılır.
  8. Haber yazılarında olay ortaya konur, kişiselliğe yer verilmez.
  9. Okur kitlesinin düzeyine uygun, akıcı, işlek ve anlaşılır bir dil kullanılır.
  10. Haber doğru olmalıdır. Muhabir haberi tarafsız yazmalı, habere yorum katmamalıdır. Yorum köşe yazarlarının işidir.
  11. Haber duyulmamış olmalıdır. Okuyucu duyduğu bir olayı ikinci kez okumaz.
  12. Haber ilginç olmalıdır. Haberin başlığı da ilginç olmalı, başlığa gözü takılan okuyucu, gerisini okumak için can atmalıdır.

Gazeticilikte bir haberde aranan ilkeler nelerdir?
Gazete haberlerinde uyulması gereken ilkeler vardır. Bir haberde bunların eksiksiz verilmesi gerekir:” Ne?/Kim?; Neyi?/Kimi?; Nasıl?; Niçin?; Nerede? ;Ne zaman?” sorularının yanıtları haberde bulunmalıdır.
• Ne/Kim: Habere kaynak olan olayın kimin başından geçtiği ya da neyin bir olay sonucunda etkilendiği bildirilmelidir. Örneğin: “Vezüv yanardağı patladı”, “Tarihi Zeus Heykeli kaçırıldı.” “Atatürk Bütün Yurtta ve Dış Temsilciliklerimizde Anıldı. ”
• Neyi/Kimi: Habere kaynak olan olay kimi, neyi etkiledi. “Bakanlar Kurulu, memur maaş katsayısını görüştü.”, “Milli Eğitim Bakanı, resim çalışmalarıyla uluslararası başarı kazanan beş öğrenciyi kutladı.”…
• Nasıl: Habere kaynak olan olayın yapılış, meydana geliş sürecinin anlatıldığı bölümdür.
• Niçin: Her olayın bir nedeni vardır. En kötü olayları gerçekleştirenler bile, bir nedenin arkasına sığınırlar. Doğada nedeni çözülemeyen olaylarla bilim adamları hâlâ uğraşmaktadır; kanserin oluş nedenleri, ozon tabakasının delinmesinin nedenleri…
• Nerede: Yeryüzü bir yerdir. İnsan bir yerde doğar. Bütün olaylar bir yerde geçer. Yer bilgisi haberlerde genelden, tikele doğru verilir; ülke, il (varsa ilçe, köy), mahalle, semt, cadde, sokak, ev, mutfak…
• Ne zaman: Yine bütün olaylar bir zamanda meydana gelir. Zaman bilgisi de haberlerde genelden, tikele doğru verilir; yıl, ay, gün, saat, dakika…

Önemli Temsilcileri:
Namık Kemal, Ziya Paşa, Recaizade Mahmut Ekrem, Şinasi.
Haber Yazısı Örnekleri
Konuşmayı Papağandan Öğrendi

ABD’de 14 yıl önce geçirdiği trafik kazasında ağır yaralanan ve kendisine “bir daha konuşamaz” teşhisi konulan bir Amerikalı, konuşma yetisine 2 papağanı sayesinde yeniden kavuşmasının ardından hayatını kuşlara adadı.

Washington’daki evinde halen 80 kuşla birlikte yaşayan 50 yaşlarındaki Brian Wilson, 1995′te geçirdiği trafik kazasında ağır yaralandı.
Doktorlar, kaza sırasında emniyet kemeri takılı olmayan Wilson’ın bir daha konuşamayacağını ve hayatının geri kalanında yatalak kalacağını söylediler, ancak 2 geveze papağan sayesinde Wilson konuşma yetisine tekrar kavuştu.
O günleri AFP’ye anlatan emekli itfaiyeci Wilson, “2 kuş bana konuşmayı öğretti. Başımdaki yara o kadar kötüydü ki, hayatım boyunca 2 yaşındaki bir çocuk gibi bile konuşamayacağımı sanıyorlardı. Ancak 2 papağanım benimle konuşmaktan hiç vazgeçmedi. Sonra bir gün ağzımdan bir kelime çıktı, sonra bir kelime daha, sonra daha fazlası” diye konuştu.
Artık neredeyse normal şekilde yürüyebilen Wilson, papağanlara minnettar olduğunu göstermek için hayatını kendisinin yeniden konuşmasını sağlayan bu kuşlara adadığını söyledi.
Evini papağanları ve sahiplerinin istemediği birçok kuş için barınak haline getiren Wilson, “Onlar için elimden geleni yapıyorum. İsteyebilecekleri her şey burada var” dedi.
Kuşlar için Wilson Papağan Vakfı’nı kuran Wilson, halen yaklaşık 80 kuş beslediğini, aylık masrafının yaklaşık 6 bin dolar olduğunu ve gelir elde etmek için kuşlarla gösteriler düzenlediğini belirtiyor.
Kapadokya’daki Yer altı Şehri!
Kapadokya’daki en büyük yeraltı şehri ortaya çıkarılmayı bekliyor. Çukurören yeraltı kenti tam 30 bin metrekarelik alanı kapsıyor. Bu büyüklüğü ile bilinen en büyük yeraltı kenti özelliğini taşıyor.
Yeraltı kentinin turizme açılması için 600 bin TL ödeneğe ihtiyaç duyuluyor. Üç yıldır süren temizlik çalışmaları sonucunda yeraltı kentinin büyük bir bölümü ortaya çıkarıldı.

Bu yeraltı kenti tam 8 kattan oluşuyor. Burada yaşayan insanların tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlanmış…

Yeraltı kentinde, bezirhane, şırahane, hayvan barınakları, toplantı salonu, kilise, depo, su kuyuları, dehlizler, tüneller, kilitli taşlar, kaçış ve sığınmaya çok müsait koridorlar yer alıyor.

Yaz aylarında dışardaki sıcak havaya inat içerisi adeta klimalı gibi… Kenti gezmek 3 saat sürüyor.

Çukurören, Kapadokya’nın en büyük ve en eski yer altı şehri. Yer altı şehrinin birinci katında kilise, bezirhane, şırahane, hayvan barınakları, toplantı salonu, depo ve su kuyuları bulunuyor.

2′inci katta küçük hayvanlar için hayvan barınakları ve yaşam alanları olan mekanlar bulunuyor. Birinci ve ikinci katta ısınma amaçlı kullanılan alanlar da dikkat çekiyor.

Dehlizler ve tünellerden ulaşılan 3, 4, 5 ve 6′ncı katlarda, irili ufaklı odalar bulunuyor. Ayrıca 6′ncı katta su kuyusu da yer alıyor…

Buranın en büyük özelliğinin, korunmaya çok elverişli şekilde yapılmış olması… Tüm yer altı şehirlerinde korunma özelliği vardır. Ancak Çukurören’de, dolambaçlı yollar, kilitli taşlar, kaçış ve sığınmaya çok müsait koridorlar öne çıkmaktadır. Dışardan gelen bir kişinin de içerde kaybolma ihtimali çok yüksektir.

Read more