2013 - 2014 11. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 162 - 177 etkinlikleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2013 - 2014 11. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 162 - 177 etkinlikleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2013 - 2014 11. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 162 - 177 Soruları ve Cevapları ( Evrensel Yayınları )

11. Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları (Evrensel-İletişim 2013)Eleştiri Türü -Sayfa 162-177)
ELEŞTİRİ TÜRÜ 
11. Sınıf Dil ve Anlatım Evrensel İletişim Yayınları SAYFA 162 

ÖN HAZIRLIK



1. Edebiyat, resim, müzik konularında yazılmış eleştiri yazıları bularak sınıfa getiriniz.

2. Eleştiri türleri hakkında bir araştırma yapınız.
"Eleştiri (fr. critique), bir sanat ya da düşünce eserinin özünü, yapısını anlatan; onun değerli ve değersiz yanlarım, toplumun sanat ve düşünce gelişimi içindeki yerini, gerektiğinde belgeler ve örnek­lerle belirten yazıdır.
Eleştirici, incelediği eser karşısında, bir bilim adamı gibi büsbütün yansız kalamaz; belgeleri ve devrin genel kanısını göz önünde bulundurmakla birlikte, eserin güzel, çirkin, güçlü, güçsüz, doğru, yanlış, vb. yanlarını kendi görüşüne göre belirtir.
Eleştirici, yazısına kendi kişisel düşünce ve duygularını da kattığı için, eleştiri yazıları başlı başına bir düşünce ve didaktik sanat eseri niteliği de kazanır.
Eleştiri, Batı edebiyatının belli başlı edebiyat türlerinden biridir. Özellikle XIX. yüzyılın ikinci yarı­sından bu yana büyük bir gelişme göstermiştir. Bu süre içinde, eleştiride iki temel akım oluşmuştur:
a. Bilimsel (nesnel) eleştiri
b. izlenimci eleştiri

a. Bilimsel (nesnel) eleştiri:
XIX. yüzyılda bilim alanındaki gelişmeler, bilim yöntemlerinin edebiyata da uygulanmasına yol açmış; eleştiri alanında, değer yargılarını gelişigüzellikten kurtarma, eleştiriyi birtakım değişmez yasa­lara, nesnel ilkelere bağlama çalışmalarına girişilmiştir. Fransız edebiyatında bu yolun öncülüğünü eden Hippolyte Taine (1828-1893), ırk, çevre, zaman kuramını öne sürmüş; eserlerin çözümünde, İnsanda doğuşla beliren ve atalardan gelen ruhsal davranışların (ırk), insanların içinde yaşadıkları durum vekoşulların (çevre), oluşum içindeki insan düşüncesinin ulaştığı noktanın (zaman) göz önün­de bulundurulması gerektiğini savunmuştur. Taine, tuttuğu yolu şöyle anlatır:
"İzlediğim yeni yöntem, insan eserlerine bir olgu, bir ürün gözüyle bakmaya dayanır. Yapıla­cak iş, bu olgularla bu ürünlerin özelliklerini ortaya çıkarmak, var oluş nedenlerini araştırmaktır. Bu açıdan bakılınca, bilimin işinin cezalandırmak ya da bağışlamak değil, meydana çıkarmak ve çözümlemek olduğu anlaşılır. Eleştiri, bitkilere değil, insan eserlerine uygulanan bir çeşit bitkibilimidir."
Fransız edebiyatında bilimsel (nesnel) eleştirinin bir başka önemli yazan da, Brunetire'dir (1849-1907), Brunetlöre de eleştiri konusundaki görüşlerini şöyle açıklar:
"Eleştirinin konusu, edebiyat eserlerini yargılamak, sınıflandırmak, açıklamaktır... Açıklamak, bir eserin genel edebiyat tarihi ile türünün kendi öz yasalarıyla, içinde doğduğu çevre ile ve sonunda yazarı ile olan bağlantılarını belirtmektir."
b. İzlenimci eleştiri: izlenimci eleştiri, sanat eserleri karşısında eleştiricinin tutumunu belirtme yoludur. İzlenimci eleştiriciler göre, insanın huyu ve beğenisi zamanla değiştiği için, sanat eserlerine değişmez kurallar, nesnel ilkeler uygulanamaz; bugün sevilen bir eserin yarın da sevileceği kesin ola­rak söylenemez; sanat eseri sadece dış nedenlerle çözümlenecek şeyler değil, okurlara zevk verecek nesnelerdir; eleştirici, eserden duydu zevki belirtmekle yetinmelidir. Fransız edebiyatın bu yolun önde gelen yazarı Jules Lemaitre (1853-1914), tuttuğu yolu şöyle açıklamıştır;
"Yazılarım, özenle not edilmiş izlenimlerdir.
Eleştiri, kitaplardan zevk almak, onlarla duyumları inceltmek ve zenginleştirmek sanatıdır."
izlenimci eleştirinin bir başka önemli yazarı Anatole France da (1844-1924) bu konuda şöyle de­miştir:
"Nesnel sanat olmadığı gibi, nesnel eleştiri de yoktur. İyi bir eleştirici, baş eserlerin ortasında kendi ruhunun serüvenini anlatan kişidir. Bir eserin değerinin tek ölçüsü, verdiği zevktir"
Batı edebiyatında eleştiri alanında eser verenlerin başlıcaları şunlardır:
Fransız edebiyatında Sainte-Beuve (1804-1868), Taine (1828-1893), Brunetier (1849-1907), Jules Lemaitre (1853-1914) Anatole France (1844-1924), Remy de Gourmont (1858-1915), Gustave Lanson (1857-1934), vb. Alman edebiyatında, eleştirileriyle Alman tiyatrosuna yön veren Lessing (1729-1781), vb. İngiliz edebiyatında Hazlitt (1778-1830), Cariyle (1795-1881), Ruskin (1819- 1900), vb.; Rus edebiyatına Belinski (1810-1848), vb.
Türk edebiyatında eleştiri, Tanzimat edebiyatıyla başlamıştır. Eleştiri kavramını karşılamak üzere, Tanzimat edebiyatında muahaze. Edebiyatı Cedide ve daha sonraki dönemde tenkit terimleri kullanıl­mıştır, eleştiricicede münekkit denmiştir.
Tanzimat edebiyatı döneminde kimi yazarlar eleştiriyi yergiye dönüştürmüş (Namık Kemal Tahrib-i Harabat, vb. Muallim Naci, Demdeme vb.), kimi yazarlar (Muallim Naci, vb.) sadece dil bilgisi açısın­dan sözcük eleştirisi yapmış ( "Cânâ" sözü, eskilerin kullandığı bir sözdür, zamanımız yazarları ara­sında kullanılmaz olmuştur"... "Eserinizde irşad olur isnad olar sözlerine itiraz olunabileceğini pek kolay anlarsınız" vb.), bu dönemde Batı'daki anlamda eleştiri yazısının Recaizade Mahmut Ekrem, özellikle Mehmet Murat yazmıştır.
Türk edebiyatında eleştiri alanında eser verenlerin başlıcaları şunlardır: Tanzimat edebiyatında Namık Kemal, Recaizade Mahmut Ekrem, Mehmet Murat, vb. Edebiyatı Cedide döneminde Hüseyin Cahit Yalçın, vb. Milli Edebiyat döneminde Abdülhak Şinasi Hisar, Reşat Nuri Güntekin vb.; Cumhuri­yet devrinde Nurullah Ataç, Vedat Günyol, Tahir Alangu, Asım Bezirci, Rauf Mutluay, Fethi Naci, vb.; tiyatro eleştirisi alanında Metin And, Özdemir Nutku, Atila Sav, vb."
(Cevdet Kudret, Örneklerle Edebi­yat Bilgileri 2)
liseedebiyat.com sitesinden alınmıştır


3. Eleştiri türünün Türk edebiyatındaki önemli temsilcilerini araştırınız.
ELEŞTİRİ TÜRÜNÜN EDEBİYATIMIZDAKİ GELİŞİMİ VE ÖNEMLİ TEMSİLCİLERİ
Bugünkü anlamda eleştiri, edebiyatımıza Tanzimat Döneminde girmiştir. Tanzimat'tan önceki dönemlerde, şairlerin konu olduğu tezkirelerde (günümüzdeki biyografi türüne benzer) yazarın kendi görüşüne göre değerlendirmelerinin, övgülerin ya da yergilerin bulunduğunu görüyoruz.  Tanzimat Döneminde ilk eleştiri yazısının Namık Kemal'in, "Edebiyatımız Hakkında Bazı Mülahazatı Şamildir" adlı yazı olduğu söylenir. Ziya Paşa'nın "Şiir ve İnşa" adlı makalesinde eleştirel bir bakış vardır. Ziya Paşa'nın "Harabat" adlı antolojisinin önsözünde yer alan görüşlerine Namık Kemal tepki göstererek Tahrib-i Harabat adlı eseri yazar. Bu eser edebiyatımızda eleştiri türündeki ilk eser kabul edilir. Bunu Takip adlı yine eleştiri türündeki eser takip eder.
Tanzimat'ın ikinci döneminde kafiye tartışmaları ve bununla ilgili eleştiriler dikkat çeker. Eski edebiyatı savunan Muallim Naci kafiyenin göz için olması gerektiğini savunur ve düşüncelerini "Demdeme" adlı eserinde dile getirir. Yeni edebiyat taraftarı Recaizade Mahmut Ekrem ise kafiyenin "kulak için" olması gerektiği düşüncesindedir. Recaizade, kafiye anlayışını, eleştirilerini "Zemzeme" adlı şiir kitabının önsözünde ortaya koyar.
Servet-i Fünun Döneminde eleştiri türü olgunlaşmaya başlar. Bu dönemde sadece eleştiriyle ilgilenen yazar Ahmet Şuayp'tır. Hüseyin Cahit Yalçın, Servet-i Fünun'u eleştirenlere cevap verir. Tanzimat sanatçısı Ahmet Midhat Efendi "Dekadanlar" yazısıyla Servet-i Fünuncuları eleştirir.
Milli Edebiyat Döneminde Ömer Seyfettin, Ali Canip, Fuat Köprülü dikkat çekerler. Cumhuriyet'in ilk yıllarında   Ahmet Hamdi Tanpınar, Sabahattin Eyüboğlu, Nazım Hikmet eleştiriye katkı sağlayan sanatçılardır. Nurullah Ataç, Mehmet Kaplan, Suut Kemal Yetkin, Vedat Günyol, Asım Bezirci, Fethi Naci gibi eleştirmenlerimizi sayabiliriz.

4. Öznel ve nesnel eleştirinin özelliklerini araştırınız.
Öznel eleştiride eleştirmen bir eseri kendi beğenisine göre değerlendirir. Kişisel beğeni bir eserin gerçek değerin ortaya koymaz. Öznel eleştiriye izlenimsel eleştiri de denir.İzlenimsel eleştiride eserin sanatsal yönüne ağırlık verilir.
Nesnel eleştiride hareket noktası eserin kendisidir. Eleştirmen kişisel yargılardan mümkün olduğunca kaçınmaya çalışır.
HAZIRLANALIM
11. Sınıf Dil ve Anlatım Evrensel İletişim Yayınları SAYFA 163
1. “Eleştiri” kavramından ne anladığınızı söyleyiniz.
Eleştiri, bir kişinin ya da bir eserin olumlu ve olumsuz yanlarını ortaya koymak demektir.
2. Okuduğunuz bir kitabın hoşunuza giden veya gitmeyen yönlerini açıklayınız.
3. “Eleştirme ileriye doğru bir sıçramadır. Gayesi, daha önce sıçramış olan sanatçıya toplumu ulaştırmak, ikisini birbirine bağlamaktır.” [Pierre Roche (Pier Roş)] özdeyişinden hareketle eleştirilerin amacını açıklayınız.
Eleştiride amaç, iyi olanın değerini ortaya koymaktır. Eleştiri, yol gösterici, bilgilendirici, aydınlatıcı olmalı. Eleştiri değerleri ortaya çıkarabilir. Tanınmamış nice başarılı sanatçıları topluma tanıtabilir. Sanatçının artılarını, eksilerini ortaya koyarak sonraki çalışmalarında onlara yol gösterebilir
Read more