Klasizm ve Romantizm Arasındaki Farklar Nelerdir?

  • Klasisizm akıl ve sağduyuya dayanır. Romantizm duyguya ve hayale dayanır.
  • Klasizmde mantık önemlidir romantizmde coşku ve hisler önemlidir.
  • Klasizmde üsluba önem verilmiştir.Romantizmde verilmemiştir.
  • Klasizm kuralcıdır.Romantizm klasizm kuralcılığına karşı çıkmıştır.
  • Klasizmde roman ve hikaye gelişmemiştir.Romantizmde gelişmiştir
  • Romantizm klasisizme tepki olarak ortaya çıkmıştır.
  • Romantizmde milli tarih anlayışı vardır.Klasizim eski Yunan ve Latin Edebiyatını kendisine kaynak almıştır.
  • Klasizim din duygusuna önem vermemiştir.Romantizm vermiştir.
  • Klasizmde trajedi,komedi türleri gelişmiştir.Romantizmde dram türüne yer verilmiştir.
Read more

12. Sınıf Edebiyat Sayfa 46 Soruları ve Cevapları ( Mevsim Yayınları )

Ölçme ve Değerlendirme
Aşağıdaki ifadeler doğru ise cümlelerin başında yer alan kutulara “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
Makale, deneme, fıkra ve gezi yazısı, anlatma esasına dayalı kurgusal edebî metinlerdir. ( Y )
Makalelerde ele alınan konular, ayrıntılara inilmeden sade bir dille anlatılır. ( Y )
Denemeler, düşüncelerin ispatlanması amacını taşıyan öğretici metin türleridir. ( Y )
Fıkra, gazete ve dergilerde ispatlama amacı gütmeden yazılan günlük yazılardır. ( D )

Anı yazarının içten, öznel ve yalın bir anlatımla gerçekleri yazması gerekir. ( Y )
Read more

10. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 39 Soruları ve Cevapları ( Öğün Yayınları )

1. Aşağıdakilerden hangisi sunumda görsel malzemenin kullanılış amaçlarından değildir?
A)Konuyu anlatırken zaman kazanmak
B)Dinleyicilerin verilen bilgileri iyi algılamalarını sağlamak
C)Sunumu renklendirerek dikkat çekmek
D)Yanlış anlamaları engellemek
E)Dinleyicilerin hoş vakit geçirmesini sağlamak

2. Aşağıdakilerden hangisi sunumda dikkat edilmesi gerekenlerden değildir?
A)Renk ve şekil bakımından çok dikkat çekici kıyafet giymemek
B)Sunumdan önce seyircili prova yapmak
C)Sunumda söylenecekleri olduğu gibi slayttan okumamak
D)Sunumu, dinleyicilerin bilgi düzeyine göre ayarlamak
E)Her slayttan sonra bir dakika ara vermek

3. Aşağıdakilerden hangisi sunumda kullanılacak teknik malzemelerden değildir?
A)Bilgisayar
B)VCD, DVD
C)Projeksiyon
D)Mikrofon
E)Kamera

4. Aşağıdakilerden hangisi tartışma başkanın görevlerinden değildir?
A)Konuyu özellikleriyle dinleyicilere belirtmek
B)Konuşmacıları dinleyicilere tanıtmak
C)Konuşmacıların konu dışına çıkmalarını engellemek
D)Konuşmacılara istedikleri süreyi vermek
E)Tartışmanın sonucunu açıklamak

5. Aşağıdakilerden hangisi tartışma konusunun özelliklerinden biri değildir?
A)Katılımcılar için ilgi çekici olması
B)Açık olması
C)Konuyu tam olarak belirtmesi
D)Sınırlanabilmesi
E)Sadece soru yoluyla ifade edilmesi

6. Aşağıdakilerden hangisi sunumda konuşmacının yapmaması gerekenlerdendir?
A)Dinleyicilerle dostça iletişim kurması
B)Dinleyicilerin o konudaki bilgilerini küçümsememesi
C)Dinleyicileri de sunuma dâhil etmesi
D)Bazen nükteli konuşması
E)Dinleyenlere sırtını dönerek sunuları okuması

7. Tartışma ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
A)Bütün tartışmalar topluma açık yapılır.
B)Konunun tek yönü üzerinde durulur.
C)Konuşmacıların ifadelerinde anlatım bozukluğu olabilir.
D)Konuşmacılara eşit süre verilir.
E)Bütün tartışmalarda toplumun genelini ilgilendiren güncel sorunlar ele alınır.


8. Aşağıdakilerden hangisi tartışma türlerinden değildir?
A)Panel
B)Söyleşi
C)Forum
D)Açık oturum
E)Sempozyum (bilgi şöleni)

9. Panelde dil, ağırlıklı olarak hangi işleviyle kullanılır?
A)Sanatsal işlev
B)Alıcıyı harekete geçirme işlevi
C)Dil ötesi işlev
D)Göndergesel işlev
E)Heyecana bağlı işlev

10. Panel ile forumu karşılaştırınız

 Forumun panelden tek farkı  tartışmanın sonunda seyircilere de söz hakkı verilmesidir.

Cevaplar:  E B E D E E A B D
Read more

2014 Panel Örnekleri

YENİ DEPREM YÖNETMELİĞİ VE UYGULAMA SORUNLARI
Prof.Dr. Ömer Zafer Alku başkanlığında yapılan panelde, panelistlerin konuşmaları konuşma sırasına göre aşağıda verilmektedir.
Prof. Dr. Ömer Z. ALKU :
Oturumun son bölümüne, panel bölümüne gelmiş bulunuyoruz. Bu bö­lümde değerli konuşmacılarımız Sn.Mustafa DÜZGÜN, Sn. Nuray AYDI-NOĞLU, Sn. Erkan ÖZER ve Sn. Günay ÖZMEN olacak.

Şu ana kadar Yeni Deprem Yönetmeliği hakkında zaten çeşitli konuş­malar yapıldı, konunun içine girmiş olduk. Bu bölümde sizlerin katkısını bekledik, sizlerin görüşleriniz doğrultusunda bu bölümü düzenleyecektik, ama maalesef yazılı olarak bir tek soru geldi. Bu bölümde, konuşmacıla­rımız 5'er dakikalık süreler içinde yönetmeliğimiz üzerinde uygun gördük­leri konuları dile getirecekler, bundan sonra söz yine sizlerin olacak. So­rularınız ile panelimizi yönlendireceksiniz.

Bu yönetmeliğimiz çok yakında yürürlülüğe girecek, ama üzerinde ba­zı düzeltme çalışmaları da yapılıyor. Uygulamada yer alan mühendisleri­miz, bu yönetmeliğin gelişi ile biraz ürkek davranıyorlar ve sanki biraz huzursuzlar. Bu bizim genel tutumumuzdan kaynaklanıyor. Çünkü alış­kanlıklarımızı bırakmak biraz zor geliyor, ama bunları bırakacağız artık. İşte bu amaçla düzenlenen bu toplantıda, sayın konuşmacılar sizleri bu konuya biraz daha ısındıracaklar tahmin ediyorum.
Doç. Dr. Mustafa DÜZGÜN:
Bundan önceki oturumlarda bildirim olmadığı için değerli sayın ho­cam Sıracettin beyi ben de saygıyla anarak başlamak istiyorum. Onun anısına böyle bir etkinliğin düzenlenmesi İzmir için oldukça iyi oldu Böyle­likle kendisini bir kez daha anmış olduk. Düzenleme kuruluna ve katkıda bulunan bütün kuruluşlara şahsım adına teşekkür ederim.
Yeni Deprem Yönetmeliği için geçen on aylık süre içerisinde birçok tartışmalar yapıldı. Konu ile ilgili meslektaşlarımız ve kuruluşlar enine boyuna tartıştı ve hala tartışıyor. Zaten gerekli olan da bu, yani bu tartış­maların sürmesi. Zaten çağdaş ülkelere baktığımız zaman deprem yönet­melikleri yaklaşık olarak 8-10 yıllık bir süre içinde değiştiriliyor. Ülkenin sosyal yapısı ,ülkedeki teknolojik gelişmeler, malzemedeki iyileştirmeler bunlar hep bizim deprem türü altındaki yapıların tasarımını da geliştiri­yor. Bundan evvelki yönetmelik 22 yıllık süreden sonra yeniden ele alındı ve etkili olacak oldukça radikal değişikliklerle geldi. Bu bakımdan hepi­mizi çok ilgilendiriyor gibi görünüyor ama aslında geriye dönüp baktığı­mızda eski deprem yönetmeliği ile yapılmış yapıların iyi uygulandığı ör­neklerde bir problem yok.

Son yıllarda iki tane büyük depremle karşı karşıya kaldık. Aslında dep­rem mühendisliği açısından ve etkili olması bakımından çok büyük dep­remler değil. Ama bizim ülkemizde, gelişmekte olan ülkemizde büyük yı­kımlara sebep oldu.Büyük ekonomik yaptırımlara sebep oldu. Bedava si­gorta olarak devletin cebinden çok büyük paralar çıktı. Şimdi böyle olun­ca, bizim bu depremlerden aldığımız örnekler ve bu arada çağdaş ülkeler­deki gelişmeleri dikkate alarak bu yönetmeliğin çıkarılması kaçınılmazdı ve öyle oldu. Bu yönetmeliği destekleyenlerden biriyim.
 


Yeni yönetmelikte ilginç olan, çarpıcı olan değişiklikler nelerdir? Sn. Nuray hocam sunduğu bildiride bunları ortaya koydu. En önemlisi ta­sarım felsefesi, kâğıdın üzerinde yaptığımız tasarım yerinde gerçekte bire­bir yapılmadığı takdirde istediğiniz kadar en iyi bilgisayar programlarıy­la probleminizi çözseniz bile hiç bir anlamı yok; ama galiba bizim yapımızdaki, insan yapısındaki, mühendislikteki vurdumduymazlık hala de­vam ettiği için burada birazcık cezai müeyyideler gelmekte.İşte herkes es­ki tabiriyle deprem katsayısı, eskiye göre konut türü yapılarda % 50 artı diye feryat ediyor. Ne olacak? Bir gün önce yapılan yapı yıkılacak mı? Hayır, öyle bir şey yok. Ne oluyor? Bu aşamadan itibaren bir gelişme, bir yenilenme, bir kendimize gelme şeklinde bunu ele alabilirsiniz. Bu bakım­dan baktığımızda deprem yönetmeliğimiz de kavram olarak modem dep­rem yönetmeliklerinin içerik ve düzenlemelerine uymuş bulunuyor. Bu ba­kımdan sevindirici.

En önemli kavram depremin dinamik bir etki olduğunun ortaya konul­ması. Çok önemli bir kavram. Bu dinamik kavramı bundan önceki deprem yönetmeliğinde kapalı bir şekilde geçiyordu. Ama burada daha bariz bir şekilde ortaya konmuş durumda. Bu yüzden, hatta çok basit olarak modların birleştirilmesi yönteminde, kesme kuvvetlerinin bulunmasında, ağır­lık yerine kütlenin kullanılmasını dahi getirebiliyoruz. Bu felsefe bakımın­dan çok doğru bir kavram. Şimdi dinamik bir olgu olarak baktığımız dep­remde eski yönetmelikteki deprem katsayısı kavramı yerine, spektral ivme dediğimiz deprem sırasında yapıya etki edecek ivmenin ne olacağı hakkın­da kesin kavram ortaya kondu, bu bakımdan ilgi çekici. Yani eski spektrum katsayısını daha gerçekçi bir şekilde tanımlamak söz konusu olduğu için deprem yönetmeliğinin bu kısmı oldukça ilgi çekicidir.

Şimdi burada bir başka kavram daha var. Sayın hocalarım bundan ön­ceki bildirilerinde söz ettiler, düzenli ve düzensiz yapı kavramı. Eski bir yerleşim yeri olan İzmir için düzenli yapı yapmak belki o kadar kolay de­ğil. Çünkü elimizin altındaki kısıtlı alanlara sahip parsellere mal sahibinin isteklerini yerine getirebilmek için bin bir cambazlıklarla, mimar oyunla­rı karşılığında düzenli yapı yapmak o kadar kolay değil. Öyleyse düzenli yapı yapmamanın cezasını da çekeceğiz. Bunun bir bedelini ödeyeceğiz. Buda deprem yönetmeliğinde karşılığını bulmuş vaziyette. Eski yönetme­likte bir miktar değiniliyordu ama bu kadar açık bir tarifte değildi. Dep­rem hesapları sırasında kullanmış olduğumuz elastik davranışa yakın he­saplama yöntemleri içinde statik deprem yükü olarak tanımladığımız ve­yahut yeni yöntemler içinde burada epeyce açıklanmış olan dinamik ana­lizlere yer verilmiş olması yine hesaplama yöntemleri açısından bizlere epeyce yol gösterici kavramlardır.

Burada en önemli kavram sünek yapı yaparsanız, sünek taşıyıcı sistem ve onun elemanlarında süneklik kavramlarını ve koşullarını yerine geti­rirseniz size ödül veriliyor. Zaten deprem felsefesinin içindeki taşıyıcı sis­tem davranış katsayısı olarak adlandırdığımız R katsayısı burada yapaca­ğımız taşıyıcı sistemlerin bilinçli ve yerinde tam uygulanması durumunda size ödül getiriyor. Ama tabi ki bazı kısıtlamalar veya bunu yapamama kaygılarından dolayı da karşılığında iki kat gibi bir ceza ile her an karşı karşıya kalabiliyoruz. Artık gerçekçi zemin etkileşimi ile yapının hesapla­rının yapılması isteniyor.
Read more

Bilgi Paylaşımında ve Karşılıklı Anlayış ve Saygının Önemini Nedir?

Bilgiler bir çatışma içinde ve üstünlük gösterisi olarak sergilenmemeli. Bu tür bir yaklaşımla ortay konan bilgi paylaşımı pek sağlıklı değildir. Araya gurur girer bilginin karşıya ulaşmasını engeller. Bu yüzden bilimsel konular bir ağız kavgasına dönüşerek tartışılmamalı. Bir üstünlük göstergesi olarak sunulmamalı.

Read more

Ello Nedir? Ello Kayıt Ol

Facebook'un aksine sitede reklam bulunmadığını ve bulunmayacağını açıklayan Ello, yürüttüğü 'Anti Facebook' kampanyasıyla çok sayıda yeni kullanıcı kazandı.
Sitenin server'larının yetersiz kalması nedeniyle bir süredir yeni kullanıcılar siteye kabul edilemiyor. Ello'ya üye olmak isteyenlerin normalde 2 dolar civarında bir üyelik ücreti ödemeleri gerekiyor. Yaşanan talep patlamasının ardından bazı kullanıcılar, üyeliklerini online alışveriş sitesi eBay'de 100 dolar (220 TL) karşılığında satıyor.
Son dönemde hızlı bir biçimde yeni kullancılar kazanan Ello'un uzun vadede Facebook'a ciddi bir alternatif oluşturup oluşturamayacağı ise, merakla bekleniyor.
Ello'nun Facebook'a yönelik başlattığı kampanya hakkında Facebook'tan henüz resmi bir açıklama gelmedi.

 NTV 
Read more

İslamiyet Öncesi Türk Şiirinin Genel Özellikleri Nelerdir?

  • Anlatımı sözlüdür.
  • Din törenlerinde(şölen,sığır,yuğ) doğmuş, din dışı törenlerde gelişmiştir.
  • Edebi ürünler manzumdur.(şiir şeklindedir)
  • Edebi ürünler anonimdir, bunlara milli özellikler hakimdir.
  • Yalın bir dil kullanılmıştır, dil yabancı etkilerden uzaktır, özTürkçedir.
  • Şiirde “yarım uyak, hece ölçüsü, dörtlükler” kullanılmış.
  • Şiir söyleyen kişilere “ozan, kam, baksı, şaman” denilir.
  • Bu dönemde “sav, sagu, koşuk, destan” nazım şekilleri görülür.
  • Genellikle aşk,tabiat, kahramanlık ve ölüm konuları işlenmiştir.
Read more

Haldun Taner Kimdir? Edebi Kişiliği, Hayatı ve Eserleri


Haldun Taner (16 Mart 1915, İstanbul - 7 Mayıs 1986 İstanbul), öykü, tiyatro ve kabare yazarı, öğretim üyesi ve gazeteci. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önde gelen yazarlarından birisidir. Türkiye'de epik tiyatro türü ve kabare tiyatrosunun öncüsüdür.

1915 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Ahmet Selahaddin, Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı üyesi ve İstanbul’un işgali sonrası mütareke yıllarında yazıları, dersleri ve nutuklarıyla ülkenin bağımsızlığını savunmuş bir aydındır. Beş yaşında iken babasını kaybetti. Annesiyle birlikte büyükbabasının konağında yaşadı[1].

Vatana hizmeti geçenlerin ve şehit olanların çocuklarına tanınan haktan yararlanarak parasız yatılı olarak girdiği[1] Galatasaray Sultanisi'ndeki orta öğrenimini 1935 yılında tamamladı. Mezuniyetinden sonra devlet tarafından Heidelberg Üniversitesi'nde öğrenim görmek üzere Almanya’ya gönderildi. Siyasal Bilgiler alanındaki öğrenimini geçirdiği ağır tüberküloz nedeniyle 1938’de yarıda bıraktı ve yurda döndü. 1938-1942 yılları arasında Erenköy Sanatoryumunda tedavi gördü.

Yüksek öğrenimini 1950’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Filolojisi Bölümü’nde tamamladı. 1950-54 yıllarında üniversitenin sanat tarihi kürsüsünde asistanlık yaptı.

Edebiyat yaşamına gençlik yıllarında yazdığı skeçlerle başladı. "Töhmet" adlı ilk öyküsü Yedigün dergisinde "Haldun Yağcıoğlu" takma ismiyle 1946'da yayınlandı. New York Herald Tribune Gazetesi'nin 1953'te İstanbul'da düzenlediği öykü yarışmasında "Şişhaneye Yağmur Yağıyordu" öyküsüyle birinci oldu. 1956'da Varlık Dergisi’nin araştırmasında yılın en beğenilen öykücüsü seçildi.

Asistanlığı sırasında yazdığı “Günün Adamı” oyunu, İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenmeden yasaklandı[2]. Asistanlığı bırakıp Viyana’ya tiyatro bilimi eğitimi için gitti. 1955-1957’de Max Reinhardt Tiyatro Akademisi’nde öğrenim gördü. Viyana’daki bazı tiyatrolarda reji asistanı olarak çalıştı. 1957'de tekrar Türkiye’ye döndü. İstanbul Üniversitesi Gazeteci¬lik Enstitüsü'nde edebiyat ve sanat tarihi, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ile İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde tiyat¬ro tarihi okuttu Bir yandan da Tercüman Gazetesi’nde (1952-1960) köşe yazıları yazmayı ve oyun yazarlığını sürdürdü.

1950’lerde oyun yazmaya başlamış olan ve tiyatrodaki ilk eserlerinde dramatik türün başarılı örneklerini veren Haldun Taner, ardından epik tiyatro denemelerine girişmişti. Türk Tiyatrosu’ndaki ilk epik tiyatro örneği olan "Keşanlı Ali Destanı" adlı oyunu ile dünya çapında tanındı. Bu oyun yurtdışında Almanya, İngiltere, Çekoslovakya, eski Yugoslavya'nın çeşitli kentlerinde oynandı. Atıf Yılmaz tarafından sinemaya aktarıldı (1964). Daha sonraki dönemlerde konularını güncel olaylardan alan siyasal-sosyal taşlamaların ağır bastığı oyunlar yazdı. Epik tiyatro ve kabarenin alanında verdiği yapıtlar çağdaş Türk tiyatrosunun klasikleri oldu. Eşsiz bir arı Türkçe kullanan Haldun Taner, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının ve tiyatrosunun önde gelen yazarları arasına girdi.

Devekuşu Kabare'yi (1967), Bizim Tiyatro'yu, Tef Kabare Tiyatrosu'nu kurdu. Küçük Dergi'yi çıkardı. Fıkra yazarlığını 1973’ten itibaren Milliyet’te sürdürdü. Öyküleri ve yazıları Yedigün, Ülkü, Yücel, Varlık, Küçük Dergi, Yeni İnsan dergilerinde de yayınlandı.

Filme de alınan "Kaçak" (1955) ile "Dağlar Delisi Ferhat" (Lütfi Akad ve Orhan Kemal'le birlikte, 1957) adlı senaryoları sırasıyla Türk Film Dostları Derneği'nin senaryo ödülünü ve Basın-Yayın Senaryo Armağanı'nı kazandı. “Sancho'nun Sabah Yürüyüşü” (1969) ile Bordighera Uluslararası Mizah Festivali Öykü Ödülü'nü, tiyatro dalında da “Sersem Kocanın Kurnaz Karısı” (1971) oyunuyla 1972 Türk Dil Kurumu Tiyatro Ödülü'nü kazandı. Sedat Simavi Vakfı 1983 Edebiyat Ödülü'nü Pertev Naili Boratav'la paylaştı.

Milliyet Gazetesinde "Deve Kuşuna Mektuplar" başlığı altında haftalık köşe yazıları yazan Taner, güncel olayları değerlendirdiği bu yazılarda yaşadığı dönemin bir çeşit edebi belgeselini sundu.

Yazarlığının yanı sıra İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsünde ve Edebiyat Fakültesinde, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde edebiyat, sanat tarihi ve tiyatro dersleri veren Haldun Taner, Milliyet Gazetesi yazarlığı yaparken 7 Mayıs 1986’da İstanbul’da hayatını yitirdi.

Adı, İstanbul Şehir Tiyatroları’nın Kadıköy’deki sahnesine verilmiştir. Bilgi Yayınevi, bütün eserlerini dizi halinde basmıştır. Milliyet gazetesi Haldun Taner anısına 1987’den beri her yıl Haldun Taner Öykü ödüllerini düzenlemektedir.

Öyküleri

Tiyatro oyunlar

  • Eşeğin Gölgesi
  • Günün Adamı (1957)
  • Dışardakiler (1957)
  • Ve Değirmen Dönerdi (1958)
  • Fazilet Eczanesi (1960)
  • Timsah (1960)
  • Lütfen Dokunmayın (1961)
  • Huzur Çıkmazı (1962)

Hatıra

  • Sırıtık Bir Küskün

Fıkra-Gezi-Söyleşi

  • Devekuşuna Mektuplar (1960)
  • Hak dostum Diye başlayalım Söze (1978)
  • Düşsem Yollara Yollara (1979)
  • Ölürse Ten Ölür Canlar Ölesi Değil (1979)
  • Yaz Boz Tahtası (1982)
  • Çok Güzelsin Gitme Dur (1983)
  • Berlin Mektupları (1984)
  • Koyma Akıl Oyma Akıl (1985)
  • Önce İnsan Olmak (1976)

Ödülleri

Read more

2014 THY Kabin Memuru Alım İlanı Detayları

Türk Hava Yolları A.O.'da Kabin Memuru Olarak Görev Yapacak Bayan Çalışma Arkadaşları Arıyoruz.
Dünya'da en fazla ülkeye uçan ve üst üste 4. kez Avrupa'nın en iyi havayolu seçilen Ortaklığımızın büyüme sürecinde Kabin Memuru olarak yer almak isteyen iletişim becerisi yüksek, ekip çalışmasına yatkın, dinamik ve güler yüzlü bayan çalışma arkadaşları arıyoruz.
Genel Özellikler
T.C. vatandaşı olmak
01/01/1986 ile 31/12/1991 tarihleri arasında doğmuş olmak
En az lise mezunu olmak (Yurtdışındaki okullardan alınan lise diplomaları için denklik belgesi ibrazı gerekmektedir.)
İyi derecede İngilizce bilmek
Adli Sicil Kaydı ve Adli Sicil Arşiv Kaydı bulunmamak
Sağlık ve Fiziki Koşullar
160-180 cm. arası boya sahip olmak (Boy-kilo orantılı olmalıdır.)*
Sağlık durumu uçuşa elverişli olmak (Seçme süreçlerinde başarılı olan adaylarımızdan işe başlama aşamasında Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nce yetkilendirilmiş sağlık kurumlarından sağlık durumlarının uçuşa uygun olduğuna dair rapor almaları ve raporlarını THY A.O. Sağlık Müdürlüğü işyeri hekimlerine onaylatmaları gerekmektedir.)
THY A.O. kabin memuru üniforması giyildiğinde, vücudunun görünecek yerlerinde dövme, piercing, yara izi vb. bulunmamak
Daha önce THY A.O. veya diğer havacılık kuruluşlarındaki uçuş görevlerinden disiplinsizlik veya sağlık nedeniyle ayrılmış olmamak
*Boy-kilo ölçümleri, THY A.O. veya THY A.O.'nun belirleyeceği kurum/kuruluş tarafından yapılacaktır.
Başvuru Şekli ve İzlenecek Yol
Yukarıdaki şartları taşıyan adayların, ilana THY A.O. resmi web sitesi www.thy.com üzerinden başvurmaları gerekmektedir. Yalnızca bu adresten yapılan başvurular geçerlidir. Bunun dışında herhangi bir şekilde başvuru kabul edilmeyecektir.
Adaylar, aşağıdaki linkte yer alan başvuru formunu eksiksiz olarak tamamlayıp onayladıktan sonra THY A.O. tarafından süreçlere katılmak üzere davet edilecektir.
Adaylarımızın Dikkatine!
2012, 2013 ve 2014 kabin memuru alım süreçlerimizde boy ölçümü aşamasında elenen,
2013-2014 kabin memuru alım süreçlerimizde mülakatta elenen ve/veya süreci olumlu sonuçlanıp eğitim aşamasını tamamlamayan,
2014 yılındaki kabin memuru ilanlarına başvuran,
THY A.O.' dan herhangi bir sebeple iş sözleşmesinin feshi yoluyla ilişiği kesilen adaylar ilanımıza başvuru yapamayacaklardır. 
Read more

9. Sınıf Edebiyat Sayfa 32 Soruları ve Cevapları ( Ekoyay Yayınları )

A.  Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan noktalı yerleri uygun ifadelerle doldurunuz.
 Metinler işlevleri bakımından ikiye ayrılır: 1.SANATSAL 2.ÖĞRETİCİ 
   Öğretmek ve bilgi vermek amacıyla kaleme alınan yazılara ÖĞRETİCİ  metin adı 
ve­rilir.

B.Aşağıdaki cümlelerde yer alan bilgilerin doğru olup olmadığını belirleyerek uygun se­çeneği işaretleyiniz.
   Cümle ve cümIelerin anlam birimleri olarak birIeşmesi metnin ana düşüncesini ya da te­masını oluşturur. Doğru ( X )  Yanlış (   )
   Sanat metinlerinde verilmek istenen mesajın doğruluğunun ya da yanlışlığının kanıtlan­ması gerekir.Doğru (   )   Yanlış (X)
   Öğretici metinler sanat metinlerinden gerçeklikle olan ilişkisi bakımından ayrılır.Doğru ( X )    - Yanlış (  )

C.           Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.
A)    İletişim aracı olması
B)    Yapı ve anlamca bütünleşmiş birimlerden oluşması
C)    İçerdiği anlamın kişiden kişiye değişmeyecek biçimde sabit olması
D)    Farklı anlatım biçimleriyle oluşturulabilmesi
E)    Ortaya çıktığı dönemin izlerini taşıması
2. Kitaplarla tanıştıktan sonra yaşamım anlam kazandı, diyebilirim. İnsanlarla iletişimim çok değişti; konuşurken, yazarken, okurken, düşünürken neredeyse hiçbir sorun yaşamıyorum. Dünyaya daha geniş bir pencereden bakmayı öğrendim. Kendimi çok daha rahat anlatabiliyo­rum. Keşke herkes zamanını nasıl değerlendireceği üzerinde düşünse ve bunun bir kısmını oku­maya ayırsa. Böylece insanlarda kendini bir başkasının yerine koyma duygusu gelişir ve birey­ler birbirleriyle daha rahat iletişim kurabilir.
Bu parçada okumayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemistir?
A)                Zamanın bilinçli kullanılmasıyla bağlantılı olduğuna
B)                Bireylerin, olayları algılayış biçimini değiştirdiğine
C)                İnsanların birbirlerini anlamasını kolaylaştırdığına
D)                Kişilerin, kendilerini tanımalarına olanak sağladığına
      E)                 İnsanlara,başkalarını yönlendirme gücü kazandırdığına                                                                          2002-ÖSS
Read more

Dilekçe Yazımıyla İlgili Özellikler Nelerdir?

Dilekçe, bir isteği bildirmek, bir şikâyeti duyurmak veya herhangi bir konuda bilgi vermek amacıyla resmî veya özel kurumlara/kuruluşlara yazılan resmî yazıdır.
Dilekçe, herkesin zaman zaman yazmak zorunda kalabileceği bir mektup türüdür.
Dilekçe yazarken aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir:
Dilekçe metni genellikle kısa olur. Ancak bazı özel durumlarda kâğıdın ön yüzü yeterli olmazsa kâğıdın arka yüzüne yazılmaz ikinci bir kâğıt kullanılır.
Konular kısa ve öz olarak belirtilir. Gereksiz ayrıntılara yer verilmez.
Dilekçe bilgisayarla, daktiloyla veya mavi ya da siyah mürekkepli dolma kalemle yazılır. Tükenmez kalemle veya kurşun kalemle dilekçe yazılmaz.
Dilekçe metni, sayfaya güzel bir kompozisyonla yerleştirilir (Yukarıda kâğıdın dörtte biri kadar, sol tarafta en az 3 cm ve sağ tarafta 1 cm boşluk bırakılmalıdır.).
Anlatımın yalın ve duru olmasına özen gösterilir.
Dilekçe, hangi kuruma veriliyorsa bu makamın adı başa yazılır. Kurum adının sağ altına kurumun bulunduğu şehir adı yazılır.
Dilekçeye sorunla ilgilenecek kuruma veya makama hitapla başlanır. Hitaplar kurumun idari yapısına uygun olmalı ve eksiksiz yazılmalıdır: Ankara Valiliğine,


Açıköğretim Lisesi Müdürlüğüne, Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğüne gibi.
Daha sonra konunun belirlendiği metin bölümüne geçilir. Bu bir şikâyet dilekçesiyse, şikâyet sağlam kanıtlara dayandırılır. Eğer iş isteme dilekçesiyse, öğrenim durumu, yaş, kısa bir öz geçmiş, kurumca aranan seçkin nitelikler açık seçik belirtilir.
Dilekçe bitiminde sağ alt köşeye adı ve soyadı yazılır, imzalanır. Tarih, isim ve imzanın bir satır üstünde yer alır.


Sol alt köşeye adres yazılıdır.
Dilekçe imzalandıktan sonra sol tarafa açık adres bildirilir. Dilekçeyle birlikte varsa verilen ekler, adresi yazdıktan sonra ekler başlığı altında numara verilerek sıralanır. Evrakın kaybolmaması için (varsa) ekler mutlaka belirtilir.


Bir dilekçede sadece bir kişinin imzası bulunur ve imzasız dilekçeler geçersiz sayılır.
Read more

9. Sınıf Dil ve Anlatım Sayfa 31 Soruları ve Cevapları (Ada Yayınları)


1. Aşağıdaki cümlelerde boş  bırakılan yerlere uygun kelimeleri yazınız.

• DİL  , bir milleti, bir topluluğu millet yapan, onu diğer millet ve toplumlardan farklı kılan hayat belirtilerinin bütünüdür.

• Kültür ürünleri ve bilimsel buluşlar gibi kişisel tecrübeler de..DİL ARACILIĞIYLA  gelecek kuşaklara aktarılır.

2."Kültür, bir cemiyetin sahip olduğu maddi ve manevi değerlerden oluşan öyle bir bütündür ki
cemiyet içinde mevcut her nevi bilgiyi, alakaları, kıymet ölçülerini, görüş ve zihniyet ile her nevi davranış şekillerini içine alır. Bütün bunlarla birlikte, o cemiyet mensuplarının ekserisinde müşterek olan ve onu diğer cemiyetlerden ayırt eden hususi bir hayat tarzı temin eder."

Paragrafta kültürün hangi işlevine değinilmemiştir?

A.Toplum içinde her tür bilgiyi, değer ölçülerini, görüş ve zihniyeti kapsaması

B. Toplumun maddi, manevi değerler bütününü temsil etmesi

C. Toplumun çoğunluğunun hayat tarzını ifade etmesi

D.Toplumu, diğer toplumlardan ayırt edici özelliğe sahip olması

E. Fertlerin toplu yaşama isteklerini yansıtması

3.Aşağıdakilerden hangisi kültürün unsurlarından biri değildir?
A. Dil B. Tarih C. Din D. Örf, âdet ve gelenekler E. Vicdan

4. "Kentler hatta köyler arasında da az çok değişik konuşmalara rastlanır; sözcüklerin söylenişi başkalarınkine benzemez. Tümcelerin kuruluşunda da az çok ayrılık görülür. Bu konuşma ayrılığına denir."

Yukarıdaki tanımda boşluğa getirilecek kelime hangisidir?

A. Lehçe B. Ağız C. Şive D. Tonlama E. Diyalektik


ARAŞTIRMA

1. Sınıfa getirmek üzere bir Türk dünyası haritası temin ediniz.

2. Köken bakımından dil ailelerini araştırınız.

3. Dünya dillerinin yapı bakımından özellikleri hakkında bilgi edininiz.

4. Türkçenin yapı ve köken bakımından dünya dilleri arasındaki yerini araştırınız.
Read more

Kültürün Nesillere Aktarımında Dilin Önemi Nedir?

Dil ve kültür geçmiş ile gelecek aralarında bir köprü vazifesi görür .
Dil kültürün taşıyıcıdır,dil olmasaydı kültürel birikim gelecek nesillere taşınamazdı.
Bir toplumun oluşmasında ve ayakta kalmasında ortak lisan ve kültürün mühim bir payı vardır .
Kültür ve dil bir toplumun yaşayış biçiminden mühim izler taşır .
Kültür ve dil bir halkın en önemli ortak özelliklerindendir .

Gönderici-alıcı iletişimde bulunması zorunlu iki ögedir.
Read more

Da Vinci's Demons 3. Sezon Ne Zaman Başlıyor?


2. Sezonu nefes kesen ve çok heycanlı bir noktada final yapan Da Vinci's Demons dizisinin 3. sezonu Starz kanalı tarafından onaylandı.  Efsane dizinin 3. sezonu 2015 Nisan ilk haftası yayınlanacak. 

Dizi bazı önemli değişikliklerde yapıldı ünlü yapımcı David S. Goyer artık yürütücü yapımcı olarak görev alacak,  Dizinin bütün işleyişinden sorumlu olan kişi ise Breaking Bad dizisinden tanıdığımız Emmy ödüllü John Shiban, bu gelişme ile dizinin işleyişinde büyük öldücüde değişilikler olabilir, merakla bekliyoruz

Read more

10. Sınıf Türk Edebiyatı Sayfa 37 Soruları ve Cevapları ( Nova Yayınları )

SAYFA 37
                                  DEĞERLENDİRME SORULARI VE CEVAPLARI
1. Aşağıdaki boş bırakılan yerlere uygun kelime ve kelime gruplarını yazınız.
•İnsanlığın ilk dönemlerinde kişilerin tabiatla, düşmanlarıyla ve olağanüstü güçlerle mücadelesinde düş yoluyla ortaya koyduğu tavır .....MİTLERİN..... doğmasına neden olmuştur.
•Mitlerin oluşum süreci hakkında şunları söyleyebilirim: …………..Kişilerin tabiatla, düşmanlarıyla ve olağanüstü güçlerle mücadelesinden doğmuştur. …
•Destan Dönemi, büyük oranda tanrılar etrafında şekillenmiştir.
..............................................................................................................................
•...Sözlü edebiyat..... mitolojik dönemde oluşmaya başlamıştır.
• Bir insan topluluğunu oluşturan bireyleri ....ortak değerler..... birbirine bağlar.

2. Aşağıdaki cümlelerin karşısına yargılar doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
Destan kahramanları günlük hayatta rastlayabileceğimiz özelliklere sahiptir. (  Y )
Destanlar, Destan Dönemine ait ürünlerdir. ( D  )
Her millette destan söyleme geleneği görülür. (D )
Destanlar milletlerin olağanüstülükler içeren, uzun, manzum kahramanlık hikâyeleridir. ( D )
Destanlarda olağanüstü unsurlara rastlanmaz. (Y )
Atasözleri ait olduğu milletin dünya görüşünü ortaya koyar. ( D )
Atasözleri ders verici özelliğiyle günümüzde de geçerliliğini ve önemini korur. ( D )
Mitolojik ögelerin dönemin zihniyeti ile hiçbir ilgisi yoktur. (Y )

3. Aşağıdaki destan-millet eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
A) Fin-Kalavela
B) Yunan-İlyada
C) Alman-Nibelungen
D) Çin-Atilla
E) Türk-Ergenekon

4. Aşağıdakilerden hangisi sözlü edebiyat döneminin ürünü değildir?
A) Sav  B) Sagu  C) Destan  D) Mesnevi  E) Koşuk

5. Aşağıdakilerden hangisi Türk destanlarında görülen mitlerden biri değildir?
A) Kurt   B) Ağaç    C) Kutlu taş     D) Elma     E) Işık

6. Aşağıdakilerin hangisinde doğal destanlar bir arada verilmiştir?
A) İlyada, Kalevala, Oğuz Kağan
B) İlyada, Kaybolmuş Cennet, Oğuz Kağan
C) Kaybolmuş Cennet, Kalevala, Şehname
D) İlyada, Kurtarılmış Kudüs, Kalevala
E) Kurtarılmış Kudüs, Şehname, Odysseia
(1988-ÖYS

7.Sözlü edebiyatla mitoloji arasındaki ilişkiyi açıklayınız.

Sözlü edebiyat ürünleri mitoljk hikâyelerden doğmuştur. Yazının icat edilmediği düşünülen zamanlarda toplumlar düşüncelerini sözlü ürünlerle ortay koymuşlardır. Bu ürünlerin çoğu mitolojik ögeler barındırır
Read more

Ağrı Dağı Efsanesi Özeti

Kır bir at Ahmet'in evinin kapısına gelir ve bir süre orda bekler. Bunun üzerine Ahmet atı kendi kısmeti olarak görür ve atı sahiplenir. Bir süre sonra atın Beyazıt Paşası Mahmut Han'a ait olduğu anlaşılır. Mahmut Han atını ister. Fakat Ahmet atı vermek istemez. Çünkü ağrı geleneklerinde bu böyledir ve o atın haktan yadigar olduğu düşünülür. Atı geri alamayınca Ahmet'in evine adamlarını gönderir ve bir süre sonra Ahmet'i zindana attırır. Burada paşa'nın kızı Gülbahar ile Ahmet arasında büyük bir aşk başlar. Başta Mahmut Han olmak üzere tüm engelleri aşarlar.

Sofi kır bir atın Ahmet'in evinin önünde durduğunu gördü. Bunun üzerine Ahmet'e haber verdi. Atı gören Ahmet bunun kısmeti olduğunu anlar. Bu ağrı geleneklerine göre de böyledir. Fakat atın gerçek sahibi Mahmut Han bunu kabul etmez. Ahmet'in üzerine adamlarını gönderir. Ahmet atı adamlara da vermez. Herkes Mahmut Hana Ahmet'in haklı olduğunu söyler. Fakat O bunu anlamak istemez. Bunun üzerine tüm adamlarını alıp ağrı yöresine gider. Fakat orda Sofi hariç kimseyi bulamaz. Sofi'yi zindana atar. Paşa'nın kızı Gülbahar Sofi'den ve onun kavalından çok etkilenir ve sürekli onu dinlemeye gider. Bu sırada Mahmut Han Ahmet'i bulması için Musa Bey'i görevlendirir. Ahmet'i bulan Musa Bey Ahmet'i razı eder ve Paşa'nın yanına dönerler. Paşa Ahmet'in geldiğine sevinmiştir. Bu sevinç Ahmet'in atı vermeyi kabul etmemesiyle kaybolur. Sinirlenen Mahmut Han hem Ahmet'i hem de Musa Bey'i zindana attırır. Zindanda tanışan Ahmet ile Gülbahar aşık olurlar. Gülbahar zindancı başı Memo'nun yardımıyla sık sık zindana gelir. Atını geri alamayan Paşa Ahmet'i öldürmeye karar verir. Bu duruma çok üzülen Gülbahar kardeşinden yardım ister. Fakat istediğini alamaz. Çaresiz kalan Gülbahar Demirci Hüso'dan yardım ister. Hüso Kervan Şeyhi'nin de yardımıyla atı getirir ve sarayın kapısına bağlar. Gülbahar bu duruma çok sevinir ve Ahmet'in yanına koşar. Fakat Paşa Ahmet'i öldürmekten vazgeçmez. Bu durumu öğrenen Gülbahar bir şeyler yapmaya uğraşır. Kimseden yardım gelmeyince Ahmet'i kaçırmayı düşünür. Bunun için Memo'ya gider. Memo ile konuşur. Gülbahar Ahmet'in kurtulması için her şeyini vermeye hazırdır. Memo Gülbahar'dan sadece saçının bir telini ister. Gülbahar seve seve kabul eder.Memo kapıları açar ve Ahmet ve arkadaşlarını dışarı çıkarır. Bunu öğrenen Paşa Memo'yu öldürür. Tüm bu olaylardan korkan Yusuf babasına gidip her şeyi anlatır. Bunun üzerine Mahmut Han kızı Gülbahar'ı zindana atar. Halk bu olaya çok sinirlenir ve büyük bir kalabalık halinde saraya yürür ve Gülbahar'ı alır. Gülbahar ve Ahmet demircinin evinde buluşup Hoşap Kalesine giderler. Mahmut Han onları burada da rahat bırakmaz. Fakat gelen kalabalıktan korkar ve biraz yumuşar. Ahmet ve Gülbahar saraya gelir. Mahmut Han Ahmet'ten ağrı Dağına çıkmasını ister. Eğer çıkıp dağın tepesine ateş yakarsa kızı vereceğini bildirir. Ahmet kabul eder ve yola çıkar. Bu sırada sarayın çevresini saran kalabalık gittikçe artmaktadır. Bundan korkan Paşa Ahmet'i affettiğini bildirir. Bunun üzerine birçok kişi Ahmet'i bulmak için yola çıktı. Fakat onlara gerek kalmadan Ağrı'nın tepesinden bir ışık yükselmeye başladı. Herkes sevinç içindeydi. Geri dönen Ahmet Gülbahar'ı alır ve tekrar dağa doğru yola çıkar. Küp Gölü yakınlarında bir mağarada dururlar. Fakat Ahmet durgunlaşmıştır. Bunu fark eden Gülbahar Ahmet'e durumu sorar. Ahmet Memo'dan bahseder. Gülbahar'a Memo'ya ne verdiğini sorar. Hiçbir şey vermediğini söyleyen Gülbahar durumu anlamıştır. Ertesi gün Ahmet kalkar ve yürümeye başlar. Gülbahar seslenir; ama işe yaramaz. Gülbahar Ahmet'i Küp gölünde yitirmiştir.
Bu metinde de at, ışık ateş unsurları mitolojik ögelerdir.
Read more

Destan Dönemi ve Bilgi Çağını Düşünce Dünyası Açısından Karşılaştırılması

Destan döneminde insanlar anlayamadıkları olayları izah ederken olağanüstü güçlere yer vermiş bu olayları bilgi ve akılla değil daha çok duyguyla hareket etmişlerdir. Günümüzde ise  olaylar bilimin ışığında yorumların. Akıl ve bilgi ön plandadır.
Read more

Türklerin Düşünce Yapısı ile Türk Destanları Arasında Nasıl Bir İlgi Kurulabilir

Evet, kurulabilir. Türkler Gök tanrıya inanırlar. Gök tanrı inancı sosyal hayatın düzenlenmesinde önemli bir yere sahiptir. Ülkeyi yönetecek kişileri Göktanrı’nın gönderdiğine inanılır.  Bu inanç ışığında da ağaca inen bir ışıktan bir insan doğar. 
Read more

Destan Döneminin Gerçekliği ve Kahramanlarının Özellikleri Nelerdir?

           Destanlarda gerçeklik
Destan kahramanlarının özellikleri
Destanlarda geçen yer isimleri şahıslar gerçek kişilerdir. Ama bu kişilere olağanüstü özellikler verilmiştir
Sıradan bir kişi değildirler. Ya bir ağaca düşen bir ışıktan olurlar ya da doğuştan olağanüstü özelliklere sahip olurlar. Tanrı tarafından özel görevlendirilmiş kişilerdir. 
Read more